logo
18 TEMMUZ 2026

Ürdün 10 İran füzesinin engellendiğini açıkladı

Ürdün ordusunun 10 İran füzesini ülke hava sahasında engellediği ve saldırıların herhangi bir can kaybı ya da maddi hasara yol açmadığı bildirildi.

18.07.2026 10:19:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ürdün 10 İran füzesinin engellendiğini açıkladı
Ürdün 10 İran füzesinin engellendiğini açıkladı
Ürdün ordusunun 10 İran füzesini ülke hava sahasında engellediği ve saldırıların herhangi bir can kaybı ya da maddi hasara yol açmadığı bildirildi.

Ürdün ordusu, İran tarafından fırlatılan 10 füzenin ülke hava sahasında başarılı bir şekilde engellendiğini duyurdu. Ürdün'ün resmi haber ajansı PETRA'ya bilgi veren askeri kaynaklar düşman unsurları engelleme operasyonunun angajman kuralları çerçevesinde gerçekleştirildiğini belirterek, saldırıların herhangi bir can kaybı ya da maddi hasara yol açmadığı açıkladı. Füzelerden düşen enkaz parçalarına güvenlik prosedürleri çerçevesinde yetkili ekiplerce müdahale edildiği aktarılırken, Ürdün ordusunun her türlü tehdide karşı tetikte olmayı sürdürdüğü vurgulandı. Halka güvenlik bilgilerini yalnızca resmi kaynaklardan takip etme ve doğrulanmamış bilgileri yaymaktan kaçınma çağrısında bulunuldu.
Bölge ülkeleri yeni İran misillemelerine hedef olmuştu.

İran, ABD'nin son saldırılarına misilleme olarak Ürdün, Kuveyt ve Bahreyn'deki ABD üslerini insansız hava araçları (İHA) ve füzelerle hedef almıştı. İran merkezli Tasnim Haber Ajansı Ürdün'ü hedef alan saldırıların Al Azraq üssüne yönelik olduğunu duyurmuştu.

Egemenlik kalkanı mı, İsrail'e muhafızlık mı?



Ürdün'ün hava savunma hamlesi, bölgedeki stratejik ortaklıklarını ve askeri bağımlılıklarını yeniden tartışmaya açtı. İran'a ait füzelerin Ürdün hava sahasında engellenmesi, Amman yönetiminin tarafsız bir tampon bölge mi yoksa Batı ve İsrail ittifakının gönüllü bir ileri karakolu mu olduğu sorusunu gündeme getirdi.

Bu durum, özellikle İslam dünyasında ve Arap kamuoyunda Ürdün'ün kime ve neye hizmet ettiği yönündeki eleştirileri alevlendirdi.

Egemenlik korunması mı, batı ittifakı koruyuculuğu mu?



Ürdün resmi makamları, askeri müdahalenin tamamen ülke egemenliğini ve kendi vatandaşlarının güvenliğini koruma amacıyla yapıldığını savunuyor. Ancak bölgedeki askeri dinamikler, bu argümanın arkasındaki daha derin bağımlılıkları ortaya koyuyor:

Ürdün, ABD'den her yıl milyarlarca dolar askeri ve ekonomik yardım alan, Washington'ın bölgedeki en sadık müttefiklerinden biridir. Hava savunma sistemlerinin koordinasyonu, doğrudan ABD Merkez Komutanlığı ağlarına entegre durumdadır.

İran füzelerinin hedefinin Ürdün değil, İsrail askeri tesisleri olduğu biliniyor. Ürdün'ün bu füzeleri düşürmesi, teknik olarak İsrail'in hava savunma yükünü hafifletiyor ve Tel Aviv'e doğrudan koruma sağlıyor.

Ürdün nüfusunun büyük bir kısmı Filistin kökenlidir. Gazze ve bölgedeki gerilim hat safhadayken, Ürdün ordusunun komşu bir ülkeyi hedef alan füzeleri imha etmesi, yerel kamuoyunda kendi halkının hassasiyetlerine karşı yabancı güçlerin çıkarlarını koruma olarak yorumlanıyor.

DEAŞ'a yönelik 30 ilde operasyon: 119 şüpheli yakalandı

İçişleri Bakanlığı, 30 ilde DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda 119 şüphelinin yakalandığını bildirdi

18.07.2026 13:02:00
AA
 
DEAŞ'a yönelik 30 ilde operasyon: 119 şüpheli yakalandı
DEAŞ'a yönelik 30 ilde operasyon: 119 şüpheli yakalandı

Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan paylaşıma göre, Jandarma Genel Komutanlığı Terörle Mücadele Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Jandarma Komutanlıklarınca 30 ilde yürütülen çalışmalar kapsamında şüphelilerin DEAŞ terör örgütüne üye oldukları tespit edildi.

Sosyal medya hesapları üzerinden terör örgütünün propagandasını yapan, terör örgütüyle iltisaklı kişiler ve sözde yardım kuruluşları vasıtasıyla örgüte finans sağladıkları belirlenen şüpheliler hakkında savcılıklar tarafından soruşturma başlatıldı.

Operasyonlara ilişkin görüntülere de yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Güvenlik güçlerimiz ile birlikte DEAŞ terör örgütünün faaliyet ve finans yapılanmalarına karşı operasyonlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Kahraman Jandarmamızı, Daire Başkanlığımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz." 

Yazıcıoğlu dosyasında yeni detaylar ortaya çıktı: Savaş uçakları kayıtları ve mahrem sorumlu trafiği

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin yürüttüğü soruşturmada, FETÖ'nün olaydaki rolüne ilişkin yeni delillere ulaşıldı. Savaş uçaklarının uçuş kayıtları, mahrem sorumluların irtibat trafiği, ByLock yazışmaları ve itirafçı beyanlarının dosyaya girmesiyle soruşturma genişledi

18.07.2026 11:52:00
İHA
 
Yazıcıoğlu dosyasında yeni detaylar ortaya çıktı: Savaş uçakları kayıtları ve mahrem sorumlu trafiği
Yazıcıoğlu dosyasında yeni detaylar ortaya çıktı: Savaş uçakları kayıtları ve mahrem sorumlu trafiği
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, FETÖ'nün olaydaki rolünü ortaya koyabilecek yeni deliller dosyaya girdi. Helikopterin kırıma uğradığı esnada bölgede uçuş yapan savaş uçaklarının hareketliliği de dikkate alındı. Yapılan incelemelerde, kaza anında bölgede Amasya 5. Ana Jet Üssü'nden havalanan iki F-16 ile Malatya Erhaç Havalimanı'ndan kalkan bir F-4 savaş uçağının bulunduğu belirlendi. Radar kayıtlarında F-4 uçağının bir süre sistemden kaybolduğu, bunun radarın kapatılması, ani irtifa değişikliği ya da alçak uçuştan kaynaklanmış olabileceği değerlendirildi.

Soruşturmada, F-4 savaş uçağının pilotlarından Ali Armağan'ın geçmişi ve bağlantıları da dikkat çeken bulgular arasında yer aldı. Kazadan 5 gün önce uçuş saatini tamamlamak amacıyla Malatya'ya geldiği belirlenen Armağan'ın, ilerleyen süreçte FETÖ üyeliğinden mahkum olduğu tespit edildi.

Soruşturma kapsamında, Armağan'ın 2010 yılından itibaren örgütün gizli operasyonel haberleşme hatlarını kullandığı, dönemin Hava Kuvvetleri mahrem sorumlusu Adil Öksüz ile de yoğun iletişim trafiği içerisinde bulunduğu belirlendi.

Öte yandan, Adil Öksüz'ün evinde ele geçirilen ve FETÖ elebaşı Fetullah Gülen tarafından imzalanan bir kitap üzerinde yapılan incelemede, pilot Ali Armağan'ın eşine ait parmak izine ulaşıldığı tespit edildi.

Soruşturma kapsamında, Hava Kuvvetleri mahrem yapılanmasının kazadan önce ve sonraki yurt içi ile yurt dışı seyahat trafiği de ayrıntılı şekilde incelendi. Yapılan incelemelerde, FETÖ Hava Kuvvetleri mahrem sorumlusu Erol Sağlam'ın kazadan 4 gün önce Malatya'ya giderek buradaki mahrem sorumlu Ali Cingitaş ile görüştüğü belirlendi. Bu iki ismin ortak irtibat noktası olduğu tespit edilen Cağfer Sarıkaya'nın ise kazadan 2 gün önce, 15 Temmuz darbe girişiminin kilit isimleri Adil Öksüz ve Harun Biniş ile birlikte ABD'ye gittiği tespit edildi.
Öte yandan, kazadan 5 gün sonra Malatya mahrem sorumlusu Ali Cingitaş'ın İstanbul'a gittiği, burada daha önce herhangi bir iletişim kaydı bulunmayan, darbe girişiminin Akıncı Üssü'ndeki yöneticilerinden Kemal Batmaz ile yüz yüze görüştüğünün ortaya çıktığı öğrenildi.

"'Tereyağından kıl çeker gibi halledildi' denildi"

Soruşturmada, örgütün mülki idare mahrem yapılanmasında görevli Ömer Hakan Kısıkkaya ile Elazığ il sorumlusu Mehmet Durakoğlu arasında geçtiği belirlenen ByLock yazışmaları da dosyaya girdi. Yazışmaların, kazanın örgüt hiyerarşisi içerisindeki yansımalarına ilişkin önemli bulgular içerdiği değerlendirildi.

Yazışmalarda, Durakoğlu'nun olayın hemen ardından İzmir'e giderek üst düzey örgüt mensuplarıyla görüştüğünü, İstanbul'da bir heyetin toplandığını ve "tereyağından kıl çeker gibi işin halledildiğini" yazdığı tespit edildi. Mesajın devamında ise örgüt elebaşı Gülen'in olayla ilgili "sürecin en sıkıntılı hadisesiydi" ifadelerini kullandığının kayıtlara geçtiği belirlendi.
Soruşturma dosyasına, eski bir FETÖ üyesinin Adıyaman Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğü'ne giderek verdiği itiraf niteliğindeki ifadeler de girdi.

İtirafçı, ifadesinde örgütün üst yönetiminde yer alan bir ismin, Muhsin Yazıcıoğlu'na örgüt saflarında yer alması yönünde teklifte bulunduğunu, ancak Yazıcıoğlu'nun bu teklifi sert bir şekilde reddettiğini anlattı.

İfadede, teklifin reddedilmesinin ardından örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in önce Yazıcıoğlu'nun açıklarının ve zaaflarının araştırılması yönünde talimat verdiği, herhangi bir açık tespit edilememesi üzerine ise doğrudan "ortadan kaldırın" talimatını verdiğine ilişkin iddiaların da soruşturma dosyasına yansıdığı belirtildi.

Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, merhum BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin bulunduğu helikopterin kaza/kırıma uğramasına ilişkin yürütülen soruşturmada, "Fetullahçı Silahlı Terör Örgütü faaliyetleri kapsamında tasarlayarak kasten öldürme suçuna iştirak" ettikleri iddiasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilen 27 şüpheliden 19'u tutuklanırken, 8 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Malatya'da deprem


 
 Malatya'nın Battalgazi ilçesinde saat 06.20'de 5 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

18.07.2026 06:36:00 / Güncelleme: 18.07.2026 07:14:58
Haber Merkezi
 
Malatya'da deprem
Malatya'da deprem

Malatya'nın Battalgazi ilçesinde saat 06.20'de 5 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, saat 06.20'de, merkez üssü Malatya merkezde bulunan ve ilin en kalabalık ikinci ilçesi olan Battalgazi'de 5 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.
Depremin yerin 15.59 kilometre derinliğinde meydana geldiği belirlendi.
 
Saha taramaları başladı
 
Malatya Valisi Seddar Yavuz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ekiplerin saha taramalarına başladığını, an itibarıyla olumsuz bir tespit ve ihbar alınmadığını bildirdi.
Yavuz, depremden etkilenenlere geçmiş olsun dileğinde bulundu.

Olumsuz bir durum yok
 
Öte yandan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da Malatya'nın Battalgazi ilçesinde meydana gelen deprem sonrası olumsuz bir tespitin olmadığını, tüm ihbarları değerlendirdiklerini bildirdi. Kurum, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadelere yer verdi: "Güzel Malatya'mıza geçmiş olsun. Battalgazi'de meydana gelen deprem sonrası şu an itibarıyla herhangi bir olumsuz tespit olmamakla birlikte tüm ihbarları değerlendiriyoruz."

Çevre illerde de hissedildi
 
AFAD, Malatya'nın Battalgazi ilçesinde meydana gelen ve çevre illerden hissedilen 5 büyüklüğündeki deprem sonrası olumsuz bir durumun bulunmadığını bildirdi.
AFAD'ın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi: "Malatya ilimizin Battalgazi ilçesinde saat 06.20'de meydana gelen ve Malatya, Elazığ, Adıyaman, Tunceli ve Şanlıurfa illerimizde hissedilen 5 büyüklüğündeki deprem sonrası, an itibarıyla, olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız."

Aşırı kullanımı böbrekleri bitiriyor


 
Tuz, yaşam için vazgeçilmez olsa da ihtiyaçtan fazla tüketildiğinde başta böbrekler olmak üzere kalp, damar sistemi ve birçok organ üzerinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

18.07.2026 02:28:00
MURAT ÇORBACI
 
Aşırı kullanımı böbrekleri bitiriyor
Aşırı kullanımı böbrekleri bitiriyor

Prof. Dr. Murathan Uyar, özellikle Türkiye'de önerilen miktarın oldukça üzerinde tuz tüketildiğine dikkat çekerek, küçük alışkanlık değişikliklerinin uzun vadede büyük sağlık kazanımları sağlayabileceğini vurguladı. Uyar, şunları söyledi: "Sabaha zeytin ve peynirle başlıyoruz, öğlen bir dilim ekmekle yemeğimizi tamamlıyor, akşam da çoğu zaman farkında bile olmadan tuz tüketmeye devam ediyoruz. Üstelik yemek daha ağzımıza gitmeden elimiz tuzluğa uzanıyor. Oysa bu küçük beyaz kristaller, yaşam için vazgeçilmez olduğu kadar, fazla tüketildiğinde sağlığımızı sessizce tehdit eden en önemli etkenlerden biridir.

Aslında ihtiyaç duyulan sodyum

Tuz, yaklaşık yüzde 40 sodyum ve yüzde 60 klorürden oluşur. Vücudumuz için gerekli olan aslında sodyumdur. Sinir hücreleri onun sayesinde haberleşir, kaslarımız onun sayesinde kasılır, kalbimiz düzenli çalışır ve hücrelerimizdeki su dengesi korunur. Kısacası sodyum olmadan yaşam mümkün değildir. Ancak doğa bize ihtiyaç duyduğumuz sodyumu zaten sunuyor. Sebzelerde, süt ürünlerinde, etlerde ve birçok doğal besinde yeterli miktarda bulunuyor. Sorun, ihtiyacımızdan çok daha fazlasını tüketmeye başlamamızla ortaya çıkıyor. İnsanlık tarihinin büyük bölümünde insanlar günde bir gramdan bile az tuz tüketiyordu. Besinler doğal hâlleriyle yeniyor, hazır gıdalar ise henüz hayatımıza girmemişti. Günümüzde ise işlenmiş gıdalar, fast-food ürünleri, hazır soslar, atıştırmalıklar ve ekmek sayesinde çoğu kişi farkında olmadan önerilen miktarın birkaç katı tuz alıyor. Dünya Sağlık Örgütü, günlük tuz tüketiminin 5 gramı, yani yaklaşık bir silme çay kaşığını geçmemesini öneriyor. Ne yazık ki Türkiye'de yapılan çalışmalar ortalama tüketimin bunun yaklaşık üç katına ulaştığını gösteriyor.

Peki fazla tuz vücudumuza ne yapıyor?

İlk hedef damarlarımız oluyor. Kandaki sodyum arttıkça vücut daha fazla su tutuyor. Damarların içindeki sıvı miktarı yükseliyor ve bunun sonucu olarak tansiyon artıyor. Yüksek tansiyon ise yıllarca hiçbir belirti vermeden kalbi, beyni, böbrekleri ve damarları yıpratıyor. Bu nedenle hipertansiyona boşuna 'sessiz katil' denmiyor."

Zayıflama iğnesi kullanmak isteyenler, iki kere düşünsün!


eslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal, "Sadece zayıflama iğnelerine güvenerek kilo kaybetmek önemli riskleri beraberinde getirebiliyor. Bu risklerden en önemlisi hızlı kilo kaybı ile birlikte kas dokusunun da kaybedilmesi" dedi. 

18.07.2026 02:06:00
MURAT ÇORBACI
 
Zayıflama iğnesi kullanmak isteyenler, iki kere düşünsün!
Zayıflama iğnesi kullanmak isteyenler, iki kere düşünsün!

Obezite uzun yıllar boyunca yalnızca fazla yemek yemek ya da irade eksikliğiyle açıklanmaya çalışıldı. Oysa obezite; hormonlardan genetik yatkınlığa, bağırsak-beyin iletişiminden metabolizmaya kadar birçok mekanizmanın birlikte rol oynadığı kronik ve karmaşık bir hastalık. Son yıllarda tüm dünyada büyük ilgi gören GLP-1 reseptör agonistleri yani zayıflama iğneleri de bu bakış açısını değiştiren önemli gelişmeler arasında. Bu ilaçların sadece iştahı azaltmaya yardımcı olmadığını, ayrıca kişinin gün boyu zihnini meşgul eden, sürekli ne yiyeceğini düşündüren ve bilim dünyasında 'yemek gürültüsü - food noise' olarak tanımlanan içsel dürtüyü de baskılayabildiğini söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal, "GLP-1 ilaçları kilo verme sürecinde önemli bir destek sağlayabilir. Ancak bu ilaçlar yağları yakan bir mucize değil; doğru beslenme, düzenli hareket ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıkları oluşturabilmek için biyolojik bir fırsat sunuyor. Longevity (uzun ve sağlıklı yaşam) yaklaşımında hedef yalnızca kilo vermek değil, metabolik sağlığı ve kas kütlesini koruyarak uzun yıllar sağlıklı yaşayabilmektir" dedi.

Yaşam tarzı değişikliği şart

Ardal, "Elde edilen sonuçlar yalnızca ilacın değil, yaşam tarzı değişikliğinin de başarısını yansıtıyor" ifadelerini kullandı. İlacın bırakılmasının ardından kaybedilen kilonun korunmasının tamamen yaşam alışkanlıklarına bağlı olduğunu belirten Ardal, "Sadece zayıflama iğnelerine güvenerek kilo kaybetmek önemli riskleri beraberinde getirebiliyor. Bu risklerden en önemlisi hızlı kilo kaybı ile birlikte kas dokusunun da kaybedilmesi. Direnç egzersizleri ve yeterli protein alımıyla desteklenmeyen kilo kaybı, metabolizma hızının yavaşlamasına, vücut kompozisyonunun bozulmasına ve ilacın bırakılmasının ardından kiloların daha hızlı geri alınmasına neden olabilir" uyarısında bulundu.

Doğal yolu var mı?

GLP-1 hormonunun her öğünden sonra vücudumuz tarafından doğal olarak da salgılandığını vurgulayan Ardal, "GLP-1'i artıran tek bir mucize besin ya da sihirli bir yöntem yok. Asıl önemli olan, vücudun bu hormonu doğal olarak üretebileceği metabolik ortamı oluşturabilmek. Şunlar yapılabilir:

1. Sofranızı hormonlarınız için hazırlayın: Zeytinyağı, avokado ve tahin gibi sağlıklı yağlar; yumurta, yoğurt, balık ve kaliteli protein kaynakları ile liften zengin, özellikle prebiyotik özellik taşıyan soğan, pırasa ve hindiba gibi sebzeler GLP-1 salınımını destekleyebiliyor. Ayrıca öğünlerde lif, protein ve sağlıklı yağları karbonhidrattan önce tüketmek hem tokluk hormonlarının daha etkili çalışmasına hem de kan şekeri kontrolünün iyileşmesine katkı sağlayabiliyor.

2. GLP-1 sadece mutfakta desteklenmiyor: Kısa yürüyüşler, kaliteli uyku, etkili stres yönetimi ve gece boyunca sindirim sistemine dinlenme fırsatı veren düzenli beslenme aralıkları da bağırsak-hormon dengesini olumlu yönde etkiliyor." 

Hulusi Akar, Washinton'da konuştu


 
Çeşitli temaslarda bulunmak üzere ABD'de bulunan TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, "F-35 programının durdurulmasının gerekçesi S-400, o kalkınca zaten doğrudan F-35 başlayacak" dedi.
 

18.07.2026 01:04:00
HABER MERKEZİ/AA
 
Hulusi Akar, Washinton'da konuştu
Hulusi Akar, Washinton'da konuştu

TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, çeşitli temaslarda bulunmak üzere ABD'ye gitti. Akar ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Üyesi milletvekilleri, Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği konutunda basın mensuplarının sorularını cevapladı. Burada konuşan Akar, Washington'a yaptıkları ziyaretle, ülkeler arasında, Amerika gibi yakın ilişki içerisinde oldukları ülkelerdeki diyaloğun güçlendirilmesine, karşılıklı güvenin pekiştirilmesine önem verdiklerini söyledi.

Kongre üyeleri ile de görüştüler

Beraberlerindeki heyetle, ABD Kongre üyeleri ve farklı düşünce kuruluşlarıyla görüşmeler yaptıklarını belirten Akar, "Burada savunma ve güvenlik konuları, bizim Amerika'yla olan ilişkilerimizdeki en önde gelen konulardan biri. Burada işbirliğimizi bölgesel ve küresel gelişmeler kapsamında ele aldık. Bütün görüşmelere genel olarak baktığımızda gerçekten son derece pozitif, son derece verimli, son derece yapıcı bir atmosferde gerçekleşti." ifadelerini kullandı. Akar, askeri, savunma ve bilimsel anlamda Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin her zamankinden çok daha önemli olduğunu muhataplarına söylediklerini aktardı.
Ankara NATO Zirvesi'nin başarısının ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki ilişkilerin, ziyaret için olumlu bir zemin oluşturduğuna dikkati çeken Akar, görüşmelerinde, Türkiye-ABD arasındaki savunma, güvenlik ve işbirliğinin yalnızca iki ülke için değil, NATO'nun caydırıcılığı, NATO bakımından da önemli olduğunu, Avrupa Atlantik Güvenliği açısından da stratejik öneme sahip olduğunu dile getirdiklerini söyledi.

S-400 konusu bir şekilde çözülecek

ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA), S-400 ve F-35'e ilişkin Akar, liderlerin bu konuda görüşmeler yaptığını ve belli bir çerçeve çizildiğini belirterek, şöyle devam etti: "Bu 'S-400 BAE'ye gidiyor falan' demedik biz, demiyoruz. Bunun bir an önce çözülmesi için, bir an önce bir yola konulması için mutabakat sağlandığını ve yakın bir zamanda bazı gelişmelerin olabileceğini, aramızdaki bu sıkıntı olan hususun çözüleceğini kendileriyle konuştuk, görüştük. Bu konuda zaten onların kendi kanallarından aldıkları bilgiler var. O bilgiler çerçevesinde bize pozitif cevaplar verdiler.
S-400 konusu bir şekilde çözülecek. Bu konuda birtakım gelişmeler bekliyoruz, umuyoruz, temenni ediyoruz ve olacak gibi görünüyor. Bunun sonunda da önemli ve pozitif gelişmeler olacak şekilde niteliyoruz S-400 konusunu. F-35 programının durdurulmasının gerekçesi S-400, o kalkınca zaten doğrudan F-35 başlayacak. F-35 konusunda bizim elimiz çok güçlü aslında. Şundan güçlü, biz F-35'in bin yani rakam olarak gerçekten tam bin parçasını yapan bir millettik, yapan bir devlettik, yapan bir ülkeydik. Biz bunu bir şekilde çözeceğiz. Çözülecek görünüyor."


Patriot'lar gelecek

Akar, Türkiye'deki hava savunma sistemlerine yönelik Çelik Kubbe Projesi üzerinde çalışmaların devam ettiğini aktardı. "NATO ve ikili anlaşmalar kapsamında bir-iki Patriot bataryası geldi-geliyor Türkiye'ye." diyen Akar, bu konuda farklı ülkelerle de görüşmelerin sürdüğünü belirtti.

İsrail şımarıklaştı

Akar, ABD'nin Türkiye'nin müttefiki olduğunu, ABD ile çalışmaya gayret gösterdiklerini vurgulayarak, İsrail'in ABD'de yapmaya çalıştığı Türkiye karşıtlığına ilişkin şunları kaydetti: "Amerika'nın dikkat etmesi gereken konuları var. Bir dost olarak kendilerine, bu İsrail konusunu, İsrail'in çok şımarık davrandığını, İsrail'in Amerika'yı istismar ettiğini, İsrail'in Amerikan parasıyla birtakım işler yapmaya çalıştığını, binlerce insanın ölümüne sebep olduğunu, 70 binden fazla insanın ölmesine sebep olduğunu, binlerce gazeteci, binlerce sağlık personeli, binlerce Birleşmiş Milletler personeli olduğunu, dolayısıyla Amerika'nın bu konuda artık İsrail'in bu şımarıklığına bir 'dur' demesi gerektiğini, bölgedeki istikrarın, bu çatışmanın yayılması, önlenmesi bakımından da bunun şart olduğu, bir şekilde bunun tedbir alması gerektiğini de ifade ettik."

Yunanistan 8 Türk okulunu daha kapattı

Yunan yönetimi, 2026-2027 eğitim yılı öncesi Resmi Gazete’de yayımlanan kararla 8 Türk azınlık ilkokulunun kapısına kilit vurdu. Bölgedeki Türk okullarının sayısı 76’ya gerilerken, Türk azınlık temsilcileri Lozan Antlaşması’na aykırı uygulamalara tepki gösteriyor

17.07.2026 23:30:00
Haber Merkezi
 
Yunanistan 8 Türk okulunu daha kapattı
Yunanistan 8 Türk okulunu daha kapattı
Yunanistan, Batı Trakya'daki Türk azınlığın eğitim haklarını sistematik olarak kısıtlamaya devam ediyor. TRT Avaz'ın aktardığına göre, Yunan Eğitim Bakanlığı'nın kararıyla Rodop, İskeçe ve Meriç illerinde faaliyet gösteren 8 Türk azınlık ilkokulu kapatıldı.

Karar, Yunan Resmi Gazetesi'nde yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu gelişmeyle birlikte bölgedeki Türk azınlık ilkokullarının toplam sayısı 76'ya düştü. Yunanistan makamları, okulların "öğrenci yetersizliği" nedeniyle kapatıldığını savunurken, azınlık temsilcileri bu gerekçeyi kabul etmiyor.

Uzun yıllardır devam eden politika

Batı Trakya Türk azınlığı, Lozan Antlaşması ile eğitim ve kültürel hakları uluslararası güvence altına alınmış bir topluluk. Ancak son 20 yılda Türk okullarının sayısı dramatik biçimde azaldı. 2000'li yılların başında 200'ün üzerinde olan azınlık ilkokulu sayısı, ardışık kapatma kararlarıyla hızla eridi.

Önceki yıllarda da benzer gerekçelerle okullar kapatılmıştı. Azınlık dernekleri ve Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği, kararların azınlıkla istişare edilmeden alındığını ve asimilasyon politikası taşıdığını belirtiyor. Düşük öğrenci sayısının gerekçe gösterilmesi, ebeveynlerin çocuklarını Yunan okullarına yönlendirmesi sonucu ortaya çıkan bir durum olarak değerlendiriliyor.

Azınlığın tepkisi ve uluslararası boyut

Federation of Western Thrace Turks in Europe (ABTTF) gibi kuruluşlar, kararın Lozan Antlaşması'na aykırı olduğunu vurgulayarak Yunanistan'ı eleştirdi. Azınlık temsilcileri, okulların kapatılmasının Türk dilinde eğitimin ve kültürel kimliğin korunmasını tehdit ettiğini ifade ediyor.

Türkiye tarafı ise konuyu yakından takip ediyor. Dışişleri Bakanlığı ve ilgili kurumlar, geçmişteki benzer gelişmelerde Yunanistan'a çağrıda bulunmuştu. Konunun Avrupa Birliği ve uluslararası insan hakları platformlarında da gündeme getirilmesi bekleniyor.

Bu son kapatma kararının, Batı Trakya'daki yaklaşık 150 bin kişilik Türk azınlığın geleceğini olumsuz etkileyeceği endişesi hakim. Türk okulların yeniden açılması ve yeni okulların kurulması için mücadelelerini sürdüreceğini belirtiyor.

Dervişoğlu'ndan şehit ailelerine destek

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Güvenpark’ta eşit özlük hakları talebiyle oturma eylemi yapan er şehit aileleri ve gazileri ziyaretinde, "Teröristlere tanınmak istenen imtiyazları kendi şehidinden, kendi gazisinden ve onların ailelerinden esirgeyen devlete, devlet denmez" dedi

17.07.2026 20:30:00
Haber Merkezi
 
Dervişoğlu'ndan şehit ailelerine destek
Dervişoğlu'ndan şehit ailelerine destek
Türkiye'nin 81 ilinden Ankara'ya gelen er şehit yakınları ve gazilerin, rütbe ayrımı olmaksızın eşit özlük hakları için Güvenpark'ta başlattıkları oturma eylemi sürüyor. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, eylemin beşinci gününde şehit yakınları ve gazileri ziyaret etti. Dervişoğlu'na İYİ Parti Genel Başkan Yardımcıları Şenol Sunat ile Kevser Ofluoğlu ve partililer eşlik etti.

Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, "3 bin 800 er gazimiz var. 85 milyonluk ülke 5 bin tane vatan evladına bakamıyorsa, eğer bu duruma düşürüyorsa herkesin elini vicdanına koyup düşünmesi gerek" ifadesini kullandı.

"BU SORUNUN PEŞİNDEYİZ"

Dervişoğlu da er şehit aileleri ve gazilerin yaşadığı sorunları yakından takip ettiklerini belirterek, ilk günden itibaren milletvekilleri ve parti yöneticilerinin eylem alanında bulunduğunu söyledi. Sorunun çözümü için TBMM'de çalışma yürüttüklerini ve kanun teklifi hazırlandığını aktaran Dervişoğlu, "Genel Merkezimizle, Ankara milletvekillerimiz ve diğer milletvekillerimizle birlikte bu sorunun peşindeyiz" dedi.

Hak arama mücadelesinin doğru yöntemlerle sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Dervişoğlu, "Haklıyken haksız duruma düşmemek lazım. Önce problemin çözülmesine yönelik adımları doğru bir biçimde atmaya muvaffak olabilmeliyiz" diye konuştu.

"ERE GÖRE AYRI GAZİLİK, ŞEHİTLİK OLMAZ"

Gazilik ve şehitliğin rütbeye göre ayrıştırılamayacağını dile getiren Dervişoğlu, "Gazilik önemli bir rütbe zaten. Şehitlik de en yüce mertebe. Bunun rütbelerle birbirinden ayrılması acı olan. Ere göre ayrı gazilik, ere göre ayrı şehitlik, subaya göre ayrı şehitlik olmaz. Erin ailesiyle subayın ailesi memlekete verilmiş can bakımından birbirinden ayrı değerlendirilemez. Kurşun nasıl adres sormuyorsa gazilik de şehitlik de rütbe olarak ayrılamaz ve farklı muameleye tabi tutulamaz" değerlendirmesinde bulundu.

"BİZ O SORUMLULUĞU YERİNE GETİRECEĞİZ"

Dervişoğlu, ziyaretlerinin sembolik olmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Ziyaretimizi anlık bir ziyaret olarak değerlendirmeyin. Bu bizim yerine getirdiğimiz bir sorumluluktur. Milletimiz sizin yanınızdadır. Bundan emin olmanızı istiyorum. Milletimiz size müteşekkirdir. Hem milletimizin yüreğindesiniz hem de dualarındasınız. Biz isteriz ki devlet görev ve sorumluluğunu yerine getirsin. Görev ve sorumluluğunu yerine getiremeyenler varsa, sizlerin huzurunda ve Allah'ın huzurunda söz veriyorum; biz o sorumluluğu yerine getireceğiz ve ne gerekirse yapacağız."

Konuşmasında ziyareti siyasallaştırmak istemediğini belirten Dervişoğlu, "Burada bulunmam sadece farkındalığı artırmak içindir. Asıl yerine getirdiğim insani sorumluluğumdur. Buradaki insanların durumundan dolayı herkese insani bir sorumluluk düşüyor. Ankara halkını da bu sorumluluğu yerine getirmeye davet ediyorum. Gazilerimiz ve şehit ailelerimiz yalnız değildir. Türk milleti onların yanındadır. Ankara onların yanındadır. Teröristlere tanınmak istenen imtiyazları kendi şehidinden, kendi gazisinden ve onların ailelerinden esirgeyen devlete devlet denmez" şeklinde konuştu.

Konuşmasını dinleyen bir gaziye seslenen Dervişoğlu, "Senin ayağına sağlık. Senin ayağına kurban olayım ben. Hepiniz müsterih olun. Ne zaman ne emriniz olursa sonuna kadar amadeyim" ifadelerini kullandı.

Nasuh Mahruki tutuklandı

Eski AKUT Başkanı Ali Nasuh Mahruki, sosyal medya hesabından 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili yaptığı paylaşımlar nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi

17.07.2026 16:00:00
Haber Merkezi
 
Nasuh Mahruki tutuklandı
Nasuh Mahruki tutuklandı
AKUT'un kurucusu ve eski başkanı Nasuh Mahruki, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı 15 Temmuz paylaşımları nedeniyle tutuklandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan re'sen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Mahruki, sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Nasuh Mahruki'nin X hesabından 15 Temmuz darbe teşebbüsüne ilişkin gerçekleştirdiği paylaşımlardaki ifadeler nedeniyle re'sen soruşturma başlattı. Başsavcılık, bu paylaşımların "Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama" suçunun unsurlarını taşıdığını değerlendirdi.

Uçaktan iner inmez gözaltına alınmıştı

Güney Afrika seyahatinden dönen Nasuh Mahruki, İstanbul'daki evinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındı. Mahruki, gözaltına alınma sürecini sosyal medya hesabından "Güney Afrika'dan sabaha karşı geldik. Şimdi de polis arkadaşlarla Vatan Emniyet'e gidiyoruz" sözleriyle duyurdu.

Mahruki'nin ifadesi: 'Suç işleme kastım yoktu'

Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Bakırköy Adliyesi'ne sevk edilen Mahruki'nin tutuklanma talebine ilişkin sevk yazısında, paylaşımların "eleştiri sınırlarının ötesinde" olduğu ve "toplum içinde infial oluşturacak nitelikte" bulunduğu belirtildi.

Sulh Ceza Hakimliği'nde savunma yapan Nasuh Mahruki, paylaşımların yapıldığı sosyal medya hesabının kendisine ait olduğunu kabul etti, ancak suç işleme kastı taşımadığını belirterek suçlamaları reddetti. Mahruki'nin savunmasına rağmen mahkeme, delil durumu ve suçun niteliğini göz önünde bulundurarak tutuklama kararı verdi.

'AB'nin Türkiye'ye yönelik atıfları hakkaniyetli değil'

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Avrupa Birliği (AB) tarafından yayımlanan "Ortak Anlayış" belgesindeki Türkiye'ye yönelik atıfların stratejik ve hakkaniyetli bir yaklaşımdan yoksun olduğunu belirterek, "Türkiye'nin adaylık statüsünü görmezden gelen belge, AB'nin ülkemizle ortak bir gelecek vizyonu geliştirmedeki yetersizliğini ortaya koymaktadır" dedi

17.07.2026 10:21:00 / Güncelleme: 17.07.2026 10:26:26
İhlas Haber Ajansı
 
'AB'nin Türkiye'ye yönelik atıfları hakkaniyetli değil'
'AB'nin Türkiye'ye yönelik atıfları hakkaniyetli değil'
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, AB tarafından 15 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan "Ortak Anlayış" belgesine ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Belgedeki Türkiye'ye yönelik ifadelere tepki gösteren Keçeli, "Avrupa Birliği tarafından 15 Temmuz tarihinde yayımlanan 'Ortak Anlayış' belgesindeki ülkemize yönelik atıflar stratejik ve hakkaniyetli bir yaklaşımdan yoksundur. Türkiye'nin adaylık statüsünü görmezden gelen belge, AB'nin ülkemizle ortak bir gelecek vizyonu geliştirmedeki yetersizliğini ortaya koymaktadır" ifadelerini kullandı.

Keçeli, belgenin NATO Ankara Zirvesi'nin ardından yayımlanmasına dikkati çekerek, "Bahse konu belgenin, Avrupalı müttefiklerin NATO bünyesinde kayda değer ilave sorumluluklar üstlendikleri yeni dönemin temellerinin atıldığı ve Türkiye'nin vazgeçilmez rolünün teyit edildiği tarihi NATO Ankara Zirvesi akabinde, bu gerçeği gölgelemeye çalışan bir üslupla kaleme alındığı görülmektedir" değerlendirmesinde bulundu.

"AB, ön yargılı ve çarpık bir anlayışın etkisinden kurtulamamıştır"

Belgede Doğu Akdeniz'e ilişkin yer alan ifadelere tepki gösteren Keçeli, "Belgede Doğu Akdeniz bağlamında dile getirilen asılsız iddialar, AB'nin ön yargılı ve çarpık bir anlayışın etkisinden kurtulamadığına işaret etmektedir" dedi.

"Kıbrıs meselesinde çözüm Rum tarafınca engellenmiştir"

Kıbrıs meselesinde yaşanan süreçleri hatırlatan Keçeli, şunları kaydetti:

"Kıbrıs meselesi açısından ise çözümün, 2004 yılında Kıbrıs Türk tarafının kabul ettiği BM Kapsamlı Çözüm Planı'nı reddeden ve 2017 yılındaki Kıbrıs Konferansı'nda uzlaşmaz bir tutum benimseyerek sürecin sonuçsuz kalmasına sebebiyet veren Kıbrıs Rum tarafınca engellendiğini bir kez daha hatırlatırız. AB'yi gerçekçi ve her iki tarafın menfaatlerine uygun bir vizyon ve söylem benimsemeye davet ediyoruz."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.