logo
28 OCAK 2026

Uyuşturucuda aile ve ekonomi etkisi

14.10.2025 00:00:00
Bağımsız Türkiye Partisi olarak yurt genelinde sürdürdüğümüz "Geleceği Savunmak" program serisinin İstanbul ayağını geçtiğimiz günlerde Bahçelievler'de gerçekleştirdik.

Uyuşturucu, çeteleşme, kumar, sanal bahis ve ahlaki yozlaşma konularını yalnızca birer sosyal sorun olarak değil, bilimsel ve toplumsal kökleriyle ele aldık.

Amaç sadece bir farkındalık oluşturmak değil; aynı zamanda çözümün hangi temellere dayanması gerektiğini ortaya koymaktı.

Ben de bu programda konuşmacı olarak yer aldım ve konuyu özellikle ekonomik boyutuyla değerlendirmeye çalıştım.

Bugün açık yüreklilikle söyleyebilirim ki;

"Uyuşturucuya, kumara veya çeteleşmeye yönelen gençlerin davranışı bir 'kişisel tercih' değildir.

Aile, kültür ve ekonomi bu sürecin en belirleyici unsurlarıdır."

EKONOMİK SIKINTI, YALNIZCA GELİR KAYBI DEĞİL, AİLE BAĞININ ZAYIFLAMASIDIR

Ekonomik sorunların yalnızca alım gücüyle ilgili olmadığını, aynı zamanda aile yapısının dayanıklılığını da sarstığını görmek zorundayız.

Yaptığım sunumda özellikle şunu vurguladım:

"Ekonomik sıkıntıları olan ülkelerde, uyuşturucu ile mücadelede aile desteği sınırlı oluyor.

Eğer siz devlet yöneticileri olarak o ülkenin ekonomik sorunlarını çözmemişseniz, ailelerin çocuklarına sahip çıkması zorlaşıyor.

Dünya genelinde yapılmış onlarca çalışma bunu doğruluyor.

Aile olmazsa olmaz bir faktördür; fakat ekonomi onun bir adım önündedir."

Bağımlılıkla mücadele, sadece sağlık veya güvenlik ekseninde ele alınamaz.

Bu aynı zamanda bir ekonomik kırılganlık sorunudur.

Çünkü geçim derdiyle boğuşan bir aile, çocuğunun psikolojik, duygusal ve sosyal gelişimini koruyacak gücü bulamıyor.

Ekonomi, sadece cebimizi değil, evimizin direncini de belirliyor.

BARONLARIN HEDEFİ: ERGENLİK DÖNEMİ

Sunumumda dikkat çektiğim bir başka nokta da uyuşturucu baronlarının neden özellikle ergenleri hedef aldığı konusuydu.

"Yirmi bir yaşına kadar uyuşturucuya, alkole, sigaraya, sanal bahise başlamayanların sonradan başlama ihtimali neredeyse yok.

İşte bu yüzden baronlar, ömür boyu bağımlı hale getirebilmek için hedef olarak ergen gençleri seçiyor.

Henüz iradesine tam hâkim olamayacak bireyler onlar için en kolay pazar."

Bu tablo, meselenin arz–talep dengesiyle açıklanamayacağını gösteriyor.

Burada mesele, kırılgan bir gelişim dönemindeki genç zihinlerin küresel bir pazarın hedefi haline gelmesidir.

TÜRKİYE'DE YATAKLI REHABİLİTASYON MERKEZLERİ YETERSİZ

Bağımlılıkla mücadelede bir başka önemli sorun ise rehabilitasyon kapasitemizin düşüklüğüdür.

Bugün Sağlık Bakanlığına, üniversitelere ve özel sektöre ait toplam 59'u yataklı (1.388 yatak kapasiteli) ve 77'si ayakta hizmet veren olmak üzere 136 merkez bulunuyor.

Ancak bu sayı, nüfus ve ihtiyaç dikkate alındığında oldukça yetersizdir.

Benzer şekilde Avrupa'da rehabilitasyon merkezlerinde bağımlılar sadece tedavi edilmiyor;

meslek kazandırılıyor, sosyal aidiyet yeniden inşa ediliyor ve ortalama üç ay yatılı olarak rehabilite ediliyor.

Bu yaklaşımın sonucu olarak Avrupa'da nüks oranı %30'un altında.

Bizde ise AMATEM ve ÇAMATEM sonrası bağımlıların yaklaşık %60'ı bir yıl içinde tekrar maddeye dönüyor.

Sorun, yalnızca tedavi değil, süreklilik ve topluma yeniden kazandırma boyutunda yaşanıyor.

AİLE, KÜLTÜR VE EKONOMİ BİRLİKTE ÇÖZÜMÜN ANAHTARIDIR

Bugün yüksek gelirli ülkelerde aile temelli müdahaleler sistematik olarak uygulanıyor.

Ancak düşük ve orta gelirli ülkelerde, özellikle Türkiye'de, bu uygulamalar neredeyse yok denecek kadar sınırlı.

Oysa bağımlılığın önlenmesi yalnızca sağlık politikalarıyla değil;

kültürel değerleri güçlendiren, aile bağlarını onaran ve ekonomik istikrarı sağlayan bütüncül bir yaklaşımla mümkün.

Bağımlılık ya da çeteleşme, bir "ahlaki zayıflık" değil;

sistemin ürettiği sosyal bir sonuçtur.

Gelir adaletsizliği, eğitimsizlik, kültürel çözülme ve iletişim eksikliği birleştiğinde, gençler kendi "dünyalarını" kurmak zorunda kalıyor.

O dünya bazen bir çete oluyor, bazen bir sanal bahis platformu…

Ama her durumda kaybedilen bir genç geriye kalıyor.

Bugün Türkiye'de gençler için asıl mesele "ne yapacakları" değil, "neden yapacaklarıdır."

Bir genç yönsüz ve gayesiz bırakıldığında, sokağın çağrısı her zaman daha yüksek çıkar.

Bu nedenle çözüm, cezalandırmada değil; rehabilitasyon, istihdam ve değer kazandırmada yatıyor.

Gençlere sadece yasak koyarak değil; amaç, anlam ve aidiyet vererek mücadele etmeliyiz.

Çünkü artık biliyoruz:

"Kişisel tercih" değil; aile, kültür ve ekonomi belirleyicidir.

Ve gençlere sahip çıkmak, yalnızca bir sosyal görev değil; bir ülkenin varlık meselesidir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
 
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi / diğer yazıları
Euro ve sterlin rekor kırdı
Neden dolar bu kadar hızla eriyor?
ABD'nin ilk Müslüman kadın kongre üyelerinden Omar'a saldırı
Omar: 'İyiyim, zorbaların kazanmasına izin vermem'
ABD'de rahatsızlık oluşturdu
AB-Hindistan arasında tarihi anlaşma
2025'in rekorları açıklandı
Silopi ve Yüksekova birinci oldu
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında 2. gün
Sanık savunmalarına başlanıyor
ABD Doları, 4 yılın en düşük seviyesine geriledi
Trump: 'Dolar harika gidiyor'
Suriye'de ateşkes "sözde" kalıyor
Halep kırsalında tuzaklanan mayınlar 5 can aldı
İsrail, ABD'nin İran'a saldırısını istiyor mu?
İsrail basını: İran, ABD ile yürüttüğü müzakerelerde esneklik gösteriyor
Trabzon merkezli 3.8'lik deprem şaşırttı
Valilik: Herhangi olumsuz bir ihbar ulaşmadı
Selman ile Pezeşkiyan'dan kritik görüşme
Suudi Arabistan, İran'a saldırıya karşı
20 günde yüzde 20 zam
Et fiyatları uçtu gitti
Kredi kartı borçları da megakentlileri kara kara düşündürüyor
İstanbulluları gıdaya erişim endişesi sardı
Basın kuruluşlarının finansmana erişimi için önemli adım
BİK ile KGF arasında protokol imzalandı
Şampiyonlar Ligi'nde lig aşaması yarın sona erecek
Maçların tamamı yarın TSİ 23.00'te başlayacak
Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası başladı
200 sanık hakim karşısında
Euro ve sterlin rekor kırdı
Neden dolar bu kadar hızla eriyor?
ABD'nin ilk Müslüman kadın kongre üyelerinden Omar'a saldırı
Omar: 'İyiyim, zorbaların kazanmasına izin vermem'
ABD'de rahatsızlık oluşturdu
AB-Hindistan arasında tarihi anlaşma
2025'in rekorları açıklandı
Silopi ve Yüksekova birinci oldu
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında 2. gün
Sanık savunmalarına başlanıyor
ABD Doları, 4 yılın en düşük seviyesine geriledi
Trump: 'Dolar harika gidiyor'
Suriye'de ateşkes "sözde" kalıyor
Halep kırsalında tuzaklanan mayınlar 5 can aldı
İsrail, ABD'nin İran'a saldırısını istiyor mu?
İsrail basını: İran, ABD ile yürüttüğü müzakerelerde esneklik gösteriyor
Trabzon merkezli 3.8'lik deprem şaşırttı
Valilik: Herhangi olumsuz bir ihbar ulaşmadı
Selman ile Pezeşkiyan'dan kritik görüşme
Suudi Arabistan, İran'a saldırıya karşı
20 günde yüzde 20 zam
Et fiyatları uçtu gitti
Kredi kartı borçları da megakentlileri kara kara düşündürüyor
İstanbulluları gıdaya erişim endişesi sardı
Basın kuruluşlarının finansmana erişimi için önemli adım
BİK ile KGF arasında protokol imzalandı
Şampiyonlar Ligi'nde lig aşaması yarın sona erecek
Maçların tamamı yarın TSİ 23.00'te başlayacak
Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası başladı
200 sanık hakim karşısında
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.