ABD, İran üzerinden Türkiye'yi oyuna mı getirmek istiyor?
2003 yılında ABD, "Saddam biyolojik ve kimyasal silah üretiyor" yalanını üretti, dünya kamuoyunu inandırdı ve Irak'ı işgal etti.
ABD'nin Irak'ı işgal mottosu, "özgürlük/demokrasi getirmek" ve "kitle imha silahlarını yok etmek" idi.
ABD'nin Irak halkına vaadi ise "Sizi petrol üssü yapacağız" yalanıydı.
Operasyonun adı: Irak'ı Özgürleştirme
Sonuç, rejim değişti, etnik ve mezhepsel faylar yaratıldı, ülke parçalandı, kaynaklar ABD'ye transfer edildi ve Irak halkı açlığa, sefalete, teröre mahkûm edildi.
2011'de ABD ve NATO, "Libya halkını korumak ve diktatörlükten kurtarmak" gerekçesiyle Libya'ya müdahale etmişti.
Operasyon adı: "Şafak Yolculuğu"
Sonuç, rejim değişti, zenginlik olan farklılıklar düşmanlıklara dönüştü, toplumsal barış bozuldu, Libya'nın kaynakları ABD'nin kontrolüne geçti. Libya halkı Kaddafi'nin kopyasını bile arar duruma geldi.
ABD ve yandaşları Suriye'ye, "DEAŞ/IŞİD'i kalıcı olarak yenmek", "terörle mücadele ve ortakları desteklemek" başlıkları altında operasyon yapmışlardı.
Operasyonun adı: "İçsel çözüm operasyonu"
Sonuç, Suriye terör örgütlerinin oyun alanına dönüştü, İsrail'in arka bahçesine evrildi, Suriye'nin kaynakları ABD'nin ve İsrail'in kontrolüne geçti, Türkiye'nin en uzun sınır komşusu olan Suriye, İsrail'e dönüştü.
Suriye halkının kucağına açlık, sefalet ve terör bırakıldı. Suriye halkı devletsiz kaldı.
Şimdi ise ABD, İran üzerinden Türkiye'ye operasyon çekmek mi istiyor?
Çok uyanık ve dikkatli olmalıyız, oyuna asla gelmemeliyiz.
Dünyanın gündeminde İran'a karşı yapılan saldırı ve savaş varken, ABD halkının, yönetiminin, kamuoyunun savaşı konuştuğu bir ortamda, Trump'ın Türkiye'yi durup dururken övmesi çok manidar değil mi?
BlackRock, Rockefeller'in ülkelere operasyon çekmek için kullandığı bir şirkettir.
BlackRock şirketini Rockefeller, operasyon yapacağı ülkeleri, fonlayarak
borçlandırmada, borcunu ödeyemez noktaya getirdikten sonra içini boşaltarak diz çöktürmekte, kaynaklarına çökerek, işgale müsait hale getirmekte kullanır.
Eş zamanlı olarak BlackRock'un CEO'sunun Türkiye'ye gelmesi de bir o kadar manidar değil mi?
ABD'nin Türkiye Büyükelçisi'nin ise Türkiye ve Suriye'nin "enerji üssü" olacağını açıklayarak havuç uzatması da manidardır.
Günde 21-23 arasında yalan söyleyen Trump'ın Türkiye'ye övgüler sayması, BlackRock'un CEO'sunun Türkiye'ye gelmesi ve ABD Büyükelçisi'nin havuç uzatması, daha da önemlisi bu üç olayın eş zamanlı hareket etmesidir.
Bardağın boş tarafına bakarak bu gelişmeleri doğru okumak zorundayız.
Bu gelişmeler neyin habercisi?
1) "İran savaşta galip gelirse Şiilik bölgede yayılır, bölgenin hakimi İran devleti olur. Sünnilik ikinci planda kalır ve Türkiye gücünü kaybeder. Onun için Türkiye'nin bulunacağı taraf ABD ve İsrail olmalıdır. Türkiye'nin menfaati bunu gerektirir" diyecekler. Mezhep kavgasını körükleyecekler.
2) "Biz sizin ekonominizi fonluyoruz, zor gününüzde size yardımda bulunuyoruz, ayrıca Halk Bankası davasını da istediğiniz gibi sonuçlandırmaya hazırız. Yeter ki tarafınız bizden (ABD ve İsrail) yana olsun" diyerek Türkiye'den İncirlik Üssü'nün kullandırılmasını ve hava, kara sahasının kendilerine açılmasını isteyebilirler.
3) ABD'nin Irak halkına "Sizi petrol üssü yapacağız" yalanı gibi başka bir yalanla bizi ikna etmeye çalışabilirler. Sizi Ortadoğu'nun hakimi yapacağız, iktidarın devamını sağlayacağız, dünyanın enerji merkezi haline getireceğiz, sınırlarınızın genişlemesine göz yumacağız gibi bir çok yalan söyleyebilirler.
4) NATO'nu güvenliğini bahane ederek, Türkiye'den yabancı unsurlardan oluşan kolordu düzeyinde bir ordunun kurulmasını isteyebilirler. Biz bunu daha önce yaşadık.
1991 Körfez Savaşı sonrası kurulan Çekiç Güç, Kuzey Irak'taki Kürtleri korumak amacıyla ABD öncülüğünde kuruldu, PKK'ya yardım sağladığı için sıkça eleştirilen ve Türkiye'nin egemenliğini zedeleyen bu yapıdan ancak 2003 yılında kurtulduk.
Türkiye ikinci bir Çekiç Güç vakasını kaldıramaz.
Aman ha bu şeytanların fısıltısına asla kulak asmamalıyız.
Türk milleti olarak her zaman mazlumun yanında olmuşuz, ne pahasına olursa olsun zalimin, işgalcinin karşısında durmuşuz.
Mezhepler ve etnik köken üzerinden oyuna gelmeyiz, gelenleri de uyaracak devlet aklına sahibiz.
ABD ve İsrail'in menfaati için asla ve kat'a Müslüman kanı döktürmeyiz. Müslümanın kanına giremeyiz. Mezhepleri de dinin yorumu olarak görür, İslam'ın kardeşliğinin zedelenmesine müsaade etmeyiz.
Türk milleti olarak emperyalizme başkaldırmış ve başarmış, mazlum milletlerin bağımsızlığına ışık olmuş bir devletiz.
Dün başardık, hiçbir projenin alt kümesi olmadık. Bugün de olmayacağız.
O devlet aklına ve gönlüne sahibiz.
Yakın tarihten bir örnekle yazımı sonlandırmak isterim.
İncirlik Üssü ve Türkiye'deki diğer Amerikan üsleri, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası ABD'nin uyguladığı silah ambargosuna tepki olarak, 25 Temmuz 1975 tarihinde Süleyman Demirel'in başbakan olduğu IV. Demirel Hükümeti (1. Milliyetçi Cephe) tarafından kapatılarak Türk Silahlı Kuvvetleri'ne devredilmiştir.
ABD ve Avrupa ülkeleri, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu kritik ürünlerin tedarikinde, bizlere ambargonun dik âlâsını uyguluyorlar.
2003 yılında ABD, "Saddam biyolojik ve kimyasal silah üretiyor" yalanını üretti, dünya kamuoyunu inandırdı ve Irak'ı işgal etti.
ABD'nin Irak'ı işgal mottosu, "özgürlük/demokrasi getirmek" ve "kitle imha silahlarını yok etmek" idi.
ABD'nin Irak halkına vaadi ise "Sizi petrol üssü yapacağız" yalanıydı.
Operasyonun adı: Irak'ı Özgürleştirme
Sonuç, rejim değişti, etnik ve mezhepsel faylar yaratıldı, ülke parçalandı, kaynaklar ABD'ye transfer edildi ve Irak halkı açlığa, sefalete, teröre mahkûm edildi.
2011'de ABD ve NATO, "Libya halkını korumak ve diktatörlükten kurtarmak" gerekçesiyle Libya'ya müdahale etmişti.
Operasyon adı: "Şafak Yolculuğu"
Sonuç, rejim değişti, zenginlik olan farklılıklar düşmanlıklara dönüştü, toplumsal barış bozuldu, Libya'nın kaynakları ABD'nin kontrolüne geçti. Libya halkı Kaddafi'nin kopyasını bile arar duruma geldi.
ABD ve yandaşları Suriye'ye, "DEAŞ/IŞİD'i kalıcı olarak yenmek", "terörle mücadele ve ortakları desteklemek" başlıkları altında operasyon yapmışlardı.
Operasyonun adı: "İçsel çözüm operasyonu"
Sonuç, Suriye terör örgütlerinin oyun alanına dönüştü, İsrail'in arka bahçesine evrildi, Suriye'nin kaynakları ABD'nin ve İsrail'in kontrolüne geçti, Türkiye'nin en uzun sınır komşusu olan Suriye, İsrail'e dönüştü.
Suriye halkının kucağına açlık, sefalet ve terör bırakıldı. Suriye halkı devletsiz kaldı.
Şimdi ise ABD, İran üzerinden Türkiye'ye operasyon çekmek mi istiyor?
Çok uyanık ve dikkatli olmalıyız, oyuna asla gelmemeliyiz.
Dünyanın gündeminde İran'a karşı yapılan saldırı ve savaş varken, ABD halkının, yönetiminin, kamuoyunun savaşı konuştuğu bir ortamda, Trump'ın Türkiye'yi durup dururken övmesi çok manidar değil mi?
BlackRock, Rockefeller'in ülkelere operasyon çekmek için kullandığı bir şirkettir.
BlackRock şirketini Rockefeller, operasyon yapacağı ülkeleri, fonlayarak
borçlandırmada, borcunu ödeyemez noktaya getirdikten sonra içini boşaltarak diz çöktürmekte, kaynaklarına çökerek, işgale müsait hale getirmekte kullanır.
Eş zamanlı olarak BlackRock'un CEO'sunun Türkiye'ye gelmesi de bir o kadar manidar değil mi?
ABD'nin Türkiye Büyükelçisi'nin ise Türkiye ve Suriye'nin "enerji üssü" olacağını açıklayarak havuç uzatması da manidardır.
Günde 21-23 arasında yalan söyleyen Trump'ın Türkiye'ye övgüler sayması, BlackRock'un CEO'sunun Türkiye'ye gelmesi ve ABD Büyükelçisi'nin havuç uzatması, daha da önemlisi bu üç olayın eş zamanlı hareket etmesidir.
Bardağın boş tarafına bakarak bu gelişmeleri doğru okumak zorundayız.
Bu gelişmeler neyin habercisi?
1) "İran savaşta galip gelirse Şiilik bölgede yayılır, bölgenin hakimi İran devleti olur. Sünnilik ikinci planda kalır ve Türkiye gücünü kaybeder. Onun için Türkiye'nin bulunacağı taraf ABD ve İsrail olmalıdır. Türkiye'nin menfaati bunu gerektirir" diyecekler. Mezhep kavgasını körükleyecekler.
2) "Biz sizin ekonominizi fonluyoruz, zor gününüzde size yardımda bulunuyoruz, ayrıca Halk Bankası davasını da istediğiniz gibi sonuçlandırmaya hazırız. Yeter ki tarafınız bizden (ABD ve İsrail) yana olsun" diyerek Türkiye'den İncirlik Üssü'nün kullandırılmasını ve hava, kara sahasının kendilerine açılmasını isteyebilirler.
3) ABD'nin Irak halkına "Sizi petrol üssü yapacağız" yalanı gibi başka bir yalanla bizi ikna etmeye çalışabilirler. Sizi Ortadoğu'nun hakimi yapacağız, iktidarın devamını sağlayacağız, dünyanın enerji merkezi haline getireceğiz, sınırlarınızın genişlemesine göz yumacağız gibi bir çok yalan söyleyebilirler.
4) NATO'nu güvenliğini bahane ederek, Türkiye'den yabancı unsurlardan oluşan kolordu düzeyinde bir ordunun kurulmasını isteyebilirler. Biz bunu daha önce yaşadık.
1991 Körfez Savaşı sonrası kurulan Çekiç Güç, Kuzey Irak'taki Kürtleri korumak amacıyla ABD öncülüğünde kuruldu, PKK'ya yardım sağladığı için sıkça eleştirilen ve Türkiye'nin egemenliğini zedeleyen bu yapıdan ancak 2003 yılında kurtulduk.
Türkiye ikinci bir Çekiç Güç vakasını kaldıramaz.
Aman ha bu şeytanların fısıltısına asla kulak asmamalıyız.
Türk milleti olarak her zaman mazlumun yanında olmuşuz, ne pahasına olursa olsun zalimin, işgalcinin karşısında durmuşuz.
Mezhepler ve etnik köken üzerinden oyuna gelmeyiz, gelenleri de uyaracak devlet aklına sahibiz.
ABD ve İsrail'in menfaati için asla ve kat'a Müslüman kanı döktürmeyiz. Müslümanın kanına giremeyiz. Mezhepleri de dinin yorumu olarak görür, İslam'ın kardeşliğinin zedelenmesine müsaade etmeyiz.
Türk milleti olarak emperyalizme başkaldırmış ve başarmış, mazlum milletlerin bağımsızlığına ışık olmuş bir devletiz.
Dün başardık, hiçbir projenin alt kümesi olmadık. Bugün de olmayacağız.
O devlet aklına ve gönlüne sahibiz.
Yakın tarihten bir örnekle yazımı sonlandırmak isterim.
İncirlik Üssü ve Türkiye'deki diğer Amerikan üsleri, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası ABD'nin uyguladığı silah ambargosuna tepki olarak, 25 Temmuz 1975 tarihinde Süleyman Demirel'in başbakan olduğu IV. Demirel Hükümeti (1. Milliyetçi Cephe) tarafından kapatılarak Türk Silahlı Kuvvetleri'ne devredilmiştir.
ABD ve Avrupa ülkeleri, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu kritik ürünlerin tedarikinde, bizlere ambargonun dik âlâsını uyguluyorlar.
Harun Kayacı / diğer yazıları
- Türkiye’yi oyuna getirmek istiyorlar / 30.03.2026
- Sorunları değil, çözümü konuşmaya var mısınız? / 07.12.2025
- BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, start verdi / 14.09.2025
- ‘Temel vatandaşlık geliri’ ya da MEM / 10.09.2025
- Siyasetin turnusolu, Hüseyin Baş / 07.09.2025
- Başka kapıdan besleniyorlar / 24.08.2025
- Değerli kardeşim… / 11.08.2025
- Komisyondakiler Türk milletine kulak vermeli / 10.08.2025
- Kim adına, ne karşılığında böyle bir yazı yazdınız? / 07.08.2025
- Kürt halkı azınlık değildir / 18.07.2025
- Sorunları değil, çözümü konuşmaya var mısınız? / 07.12.2025
- BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, start verdi / 14.09.2025
- ‘Temel vatandaşlık geliri’ ya da MEM / 10.09.2025
- Siyasetin turnusolu, Hüseyin Baş / 07.09.2025
- Başka kapıdan besleniyorlar / 24.08.2025
- Değerli kardeşim… / 11.08.2025
- Komisyondakiler Türk milletine kulak vermeli / 10.08.2025
- Kim adına, ne karşılığında böyle bir yazı yazdınız? / 07.08.2025
- Kürt halkı azınlık değildir / 18.07.2025

























































