logo
31 MART 2026

İran nasıl zafere ulaştı?

30.03.2026 00:00:00
93 milyondan fazla nüfusun yarısı Fars yarıya yakını Türk olmak üzere Kürt (% 7), Arap ve Beluç gibi farklı etnik grubun bir arada yaşadığı bir ülke İran.

Bu etnik kimliklerin % 90'nı Şii Müslüman, % 8-9'u Sünni Müslümanlardan oluşmaktadır. Hristiyanlık, Zerdüştlük ve Yahudilik gibi azınlık inançları da mevcuttur.

Ayrıca Birleşmiş Milletler ve resmi makamların verilerine göre İran'da büyük çoğunluğu Afgan yaklaşık 3,8 milyon ile 4 milyon arasında kayıtlı mülteci ve sığınmacı bulunmaktadır.

İran, kanıtlanmış petrol rezervlerinde dünyada 3. doğalgaz rezervlerinde ise 2. sırada yer almaktadır.

Diğer İslam ülkeleri gibi İran'da yıllarca bu zenginliklerini ve coğrafi konumunu ABD ve İsrail'in tekeline bırakmıştı. Şah rejimi, 79'da devrilince İran otomatikman ABD ve İsrail'in kadim düşmanı haline geldi.

Yarım asra yakındır ambargo ve baskı altında olan İran, Haçlı-Siyonist zihniyetin kendilerini hedef alacağını çok iyi biliyordu.

Bu yüzden kendi topraklarında, kaynaklarında ve inancında emelleri olmayan devletlerle (Çin, Rusya gibi) işbirliği ve ortaklıklar kurdu. 

Gün geldi Haçlı-Siyonist zihniyet, İran'a saldırdı. İran halkı etnik kimliğiyle, mezhebiyle hep beraber 'söz konusu vatan ise gerisi teferruattır' mantığıyla devletine sahip çıktı.

Tabi orman çakalsız olmaz. Bizim Milli mücadele yıllarında olduğu gibi emperyalist-Siyonist zihniyet İran'da da, bir kesimi isyana zorladı. İran, bunların hedeflerini kursağında bıraktı.

Askeri olarak

Gördük ki İran, Enfal suresi 60. Ayetin ve nice hadislerin gereğini yapmış ve düşmanın silahı ile silahlanmış.

Diğer taraftan dini, siyasi, askeri liderleri şehit edildi. Planları buna göre yapıldığı ve herkesin ne yapacağını bildiği için devlet işletim sistem çökmedi. Yani İran'ın, kozmik odasına girilememiş.

İran ilk saldıran olmadığı gibi saldırıları sadece kendi kara, deniz ve hava sahasında karşılamadı.

Uluslararası hukuku ortaya koyarak, kendi güvenliğini koruma amaçlı olarak bölge ülkelerindeki ABD üslerinin meşru hedef olduğunu, açıkladı. 

İran ilk önce eksi nesil füzelerini 20 bin dolar maliyetindeki ucuz kamikaze İHA'larını dalgalar halinde fırlatarak ABD ve İsrail'in 4. 000.000 dolarlık Patriot veya Arrow gibi pahalı savunma füzelerini tüketti. Böylece düşmanın savunma stoklarını eriterek ekonomik ve lojistik baskı kurdu.

Diğer taraftan İHA'lar, eski füzeler düşman radarlarını meşgul ederken Fettah, Hayberşiken, Kadir, Siccil, Hayber Şekan, Nasrallah, İmad, gibi 1750 ile 2500 km menzilli seyir ve balistik füzelerle İsrail'in, 'Demir Kubbesini' çöp etti. Bölgedeki Amerikan üslerini yok etti. Uçak gemilerini onlarca milyar dolarlık enkaza çevirdi.

Rusya Eski Savunma Bakanı, şimdi Güvenlik Kurulu Başkan Sergei Shoigu ise 'İran, ABD'nin bile sahip olmadığı gelişmiş füzelere sahip ve bunları henüz sahaya sürmedi. İran, sadece İsrail'i değil, tüm Orta Doğu'yu yok edebilecek kapasitede bir füze envanterine sahiptir" açıklaması ise hem ABD-İsrail'in hem de ABD müttefiki Arap ülkelerinin psikolojisini bozdu.

ABD ve İsrail'in saldırıları, tehditleri karşısında Hürmüz Boğazı kartını ortaya koyarak dünya kamuoyunda ABD-İsrail karşıtlığını tetikledi.

'Yuan ile petrol alanlar geçebilir' kararı ile doları yırttı. 'ABD-İsrail ve onlara müttefik olanlar dışında herkese açık' kararı ile de Haçlı-Siyonist ittifakı global ekonomik hedef haline getirdi.

Tehditlere de boyun eğmedi

Trump: "Eğer İran Hürmüz Boğazı'nı 48 saat içinde açmazsa elektrik santrallerini vuracağız. En büyüğünden başlayarak' dedi.

İran anında: 'Eğer enerji altyapımız vurulursa bölgedeki tüm enerji tesisleri, tuzdan arındırma tesisleri ve bilgi teknolojisi altyapısı hedef alınacaktır' cevabını verdi.

Suudi Arabistan, BAE, Katar, Kuveyt, Bahreyn gibi ülkeler içme suyunu da, elektriğini de deniz suyunda üretiyor.

O tesisler vurulduğunda Suudi Arabistan, BAE, Katar, Kuveyt ve Bahreyn hem susuz hem de elektriksiz kalıyor.

Haliyle halk tepkisinden korkan ve şatafatlı hayatlarından taviz vermeyen bu ülkelerin yöneticileri şimdi hem İran'a hem de ABD'ye yalvarıyor. Yani İran bölgesel üstünlüğü de ele geçirdi.

İsrail'de de, üstünlük İran'da. İsrail halkı, hem kendi devletlerine hem de ABD'ye güveniyordu. Ama İran'ın bitmeyen füzeleri, İsrail'in tamamında 24 saat çalan sirenler, yerin altına sığınan insanların psikolojisini bozdu.

Yerüstüne çıktıklarında şehirlerinin, Gazze'ye döndüğünü gören İsrailliler artık umutlarını da tüketti. 

İran'ı henüz kullanmadığı kozları

Hürmüz Boğazını kontrol altında tutan İran, Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz ve Hudeyde liman kartını henüz kullanmadı.

Bu kartlar devreye girdiğin de dünyada ekonomik kriz daha da büyüyecek ve ABD-İsrail daha büyük tepkilerin odağı olacak.

Lübnan'da ise Hizbullah henüz tam manasıyla sahaya çıkmadı. Irak halkı ise artık ABD düşmanı.

İslam dünyasındaki Müslümanlarda ABD-İsrail düşmanı. Darısı yönetenlerin başına…

 
Ali Hamza Aydın / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.