logo
10 AĞUSTOS 2026

Uzmanından kene tutunmasında '10 gün' uyarısı

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, yaz aylarının gelmesi ile vatandaşların özellikle açık alanlarda kenelere karşı dikkatli olmasını söyleyerek, "Kene tutunmasında 10 günlük süreçteki semptomları iyi takip etmek gerekiyor" dedi

17.06.2026 12:43:00 / Güncelleme: 17.06.2026 12:46:03
İHA
 
Uzmanından kene tutunmasında '10 gün' uyarısı
Uzmanından kene tutunmasında '10 gün' uyarısı
Isınan havalarda açık alanların kene tutunması için risk oluşturduğunu söyleyen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, "Yaz mevsiminin gelmesiyle kırsal alanlara geçişler, tarlada, bahçede çalışmalar ve piknikler tabi ki kene tutunması için risk oluşturuyor. Hayvancılıkla uğraşlar yine kene tutunması için risk oluşturuyor. Öncelikle kenelerin yoğun görüldüğü alanlarda mümkünse alana geçmemek, gitmemek ya da Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi gibi vakaların çok olduğu alanlarda, kenelerin çok olduğu alanlarda mümkünse uzak durmak. Ama bunu yapmak her zaman mümkün değil.

Böyle alanlara geçeceğimiz zaman mümkün olduğunca açık renkli giysiler giyilmesi, pantolon paçalarının çorabın içine konması, gömleklerin yine pantolonun içine konması gibi basit önlemler çok önemli ve ilk sırada yer alıyor. Ayrıca bu seyahatten ya da piknikten ya da kırsal alandan dönüşten sonra üzerimizin özellikle bacak arkalarının, koltuk altlarının başta olmak üzere yine kulak arkası, saçlı deri gibi alanlar mutlaka tüm vücut elle taranarak bir kene tutunmasının olup olmadığı tespit edilmesi lazım. Kenede en önemli şey mümkün olan en kısa sürede keneyi çıkartmamız lazım. Bunun için erken tespit etmek, bir an önce önlem almamız için gerekli" dedi.

"10 günlük süreç önemli"

Prof. Dr. Ersoy, 10 gün içerisinde meydana gelecek semptomların çok önemli olduğunu söyleyerek, "Kene tutunması olmuşsa ne yapacağız' Hızlı çıkartmak dedim, bir an önce elimizde bir cımbız varsa ya da bazen bir bez ya da poşetle bile olabilir, deriye en yakın yerden keneyi tutup çıkarmamız lazım. Eldivensiz keneye dokunmak, keneyi patlatmak, kenenin ortasından tutup çıkarmak ya da kenenin üstüne kimyasal bir şey sürmek kesinlikle zararlı. Bunları yapmayacağız.

Eğer keneyi çıkaramamışsak en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak kenenin çıkarılmasını sağlayacağız. Peki her kene enfekte mi' Her kene Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi taşımıyor. Dolayısıyla semptomlar var mı bakılır. Kurumlar, sağlık kuruluşu zaten gerekli önlemleri alır. Biz ne bileceğiz' 10 gün içerisinde ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, halsizlik, bulantı, kusma, karın ağrısı gibi semptomlara karşı kanama bulgusuna karşı uyanık olacağız. Böyle bir bulgu olduğunda derhal hekime başvurmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Dervişoğlu: 'Kürt ile PKK'yı yan yana getirdiniz'

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin, "Biz, 'hayır' diyeceğiz. Tarihin doğru yerinde duracağız" dedi

 

10.08.2026 15:30:00
Anadolu Ajansı
 
Dervişoğlu: 'Kürt ile PKK'yı yan yana getirdiniz'
Dervişoğlu: 'Kürt ile PKK'yı yan yana getirdiniz'

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerinde yaptığı konuşmada, söz konusu kanun teklifinin Türk milletinden gizlendiğini, teklifi imzalayanların da ilk aşamada teklifin içeriğinden habersiz olduğunu savundu. Dervişoğlu, "Bu kanun teklifini TBMM mi hazırlamıştır ki onun onayına sunulmaktadır' Meclis, sürecin başındaki gibi, sadece bir tescil makamına indirgenmiştir. Türk milletinin hüküm mührü, onun bilgisi ve rızası dışında, cebren kullanılmıştır." diye konuştu.

Dünyadaki silahlı örgütlerin sona erdirilmesi süreçlerini anlatan Dervişoğlu, önce silahın, doğrulanabilir biçimde toplanıp imha edilmesi, yönetici kademesinin fiilen çözülmesi ve ancak bunlardan sonra hukuki adımların atılması gerektiğini belirtti.

Kolombiya, Kuzey İrlanda, İspanya, Endonezya ve Güney Afrika'yı hatırlatan, bunların hiçbirinde yasal düzenleme ve ceza indirimlerinin silahsızlanmanın nesnel biçimde doğrulanmasından önce yapılmadığını dile getiren Dervişoğlu, "Silahsızlanma, dağılma, entegrasyon sıralaması bu yasal düzenlemede fiilen tersine çevrilmiştir. Önce hukuki kazanım verilmekte, belirsiz bir gelecekte de silahsızlanma, vaat haline gelmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Bir terör örgütünün silahsızlandırılmasına ve tasfiyesine itiraz etmediklerini belirten Dervişoğlu, ancak teklifle yapılanın bu olmadığını savundu. Terörsüz Türkiye sürecine yönelik eleştirilerde bulunan Dervişoğlu, "Milletimiz o eşsiz ferasetiyle bu oyuna gelmemişken, Kürt ile PKK'nın bir arada anılmasına asla müsaade etmemişken, çalakalem hazırladığınız bu metinle, Kürt'ü ve PKK'yı yan yana getirmeye yeltendiğiniz için bu bir kalkışmadır. Terörsüz Türkiye diye yola çıkıp, İmralı'daki müebbetlik hükümlüyü, Kürtlere kayyım atamaya çalıştığınız için kalkışmadır." dedi.

Terör örgütü PKK/KCK'nın silah bırakması ve bunların teyit edilmesi konusuna yönelik değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, örgütün Suriye kolunun kendini feshetmediğini, "sivil toplum kisvesi" altında yaygınlaştığını söyledi.

Örgütün İran kolu PJAK'ın da silah bırakmadığını belirten Dervişoğlu, "Bu işe 'evet' diyen hiçbir Allah'ın kulu sormuyor mu kendine, oralarda neden silah bırakılmıyor diye' Gerçek şu, PKK silah bırakmıyor, yöntem değiştiriyor. İktidar ortakları da üç beş oy uğruna, anayasa değişikliği uğruna, ömür boyu başkanlık uğruna bu kirli oyunu milletimize 'Terörsüz Türkiye' diye pazarlamaya çalışıyor. Milletimizin huzurunda, tarihe not düşüyorum, terör bitmiyor. Bir yerde yine silahlanıyor, bir yerde devletleşiyor, bir yerde de silahla yapamadığını, siyasetle yapmak üzere meşrulaştırılıyor." ifadelerini kullandı.

Teklif kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesinin oluşturulacak bir kurul tarafından yapılacağını anımsatan Dervişoğlu, teklifle yetkinin, üyelerinin tamamı Cumhurbaşkanı tarafından atanan bir kurula bırakıldığını belirterek, bu durumu eleştirdi.

Teklifle bir başka kurulun daha oluşturulacağını bildiren Dervişoğlu, "Bir kurul daha oluşturulacakmış. O da kanun yürürlüğe girdikten sonra, terör faaliyetlerinden dolayı yapılacak soruşturma ve kovuşturmalara izin verecekmiş. Yani, burada da savcılar yetkisiz kılınmaktadır. Bir suç işlenirse, soruşturma için kurulun izni gerekecek. Tıpkı kamu görevlilerinin yargılanması hakkındaki kanunun kopyası gibi." diye konuştu.

Teklifin 10. maddesiyle kanun teklifi kapsamında görev yapan herkese "mutlak bir sorumsuzluk zırhı"nın giydirildiğini kaydeden Dervişoğlu, bunu "beyhude" olarak nitelendirdi.

Dervişoğlu, "12 Eylül darbecileri Anayasa'ya geçici bir madde koyup, kendilerine koruma kalkanı yaptılar. Sonuç ne oldu' Devran değişti ve yargılanıp, 40 yıl sonra da olsa ceza aldılar. Bunu yapan iktidar, bu gerçeği görmüyor olamaz. Bugün, kendiniz için yazdığınız koruma hükümlerinin, yarın, sizi hukukun önünde hesap vermekten kurtaracağını mı zannediyorsunuz' İktidarlar değişir, kanunlar değişir, hesap değişmez." dedi.

"Bu metin fail odaklıdır"

Kanun teklifi metninin fail odaklı olduğunu savunan Dervişoğlu, teklifte mağdurun görmezden gelindiğini, zararın tazminiyle ilgilenilmediğini söyledi. Dervişoğlu, şöyle konuştu:

"Yıllarca evladının, eşinin, kardeşinin failinin cezalandırılmasını bekleyen aileler yok sayılarak, dosyalar idari bir kurulun kararıyla, bir gecede kapanabilecektir. Milli birlik, hukukun bir örgüte göre esnetilmesiyle değil, devletin meşru düzeninin tavizsiz korunmasıyla ayakta kalır. Devlet, bir grubun, bir zümrenin, bir iktidarın mülkü değildir. Devlet, büyük Türk milletinindir. Bu Gazi Meclis, milletin helal oylarıyla kurulmuş, milli egemenliğin tecelligahıdır. Kapalı kapılar ardında şekillenen bir mutabakat, Meclis'in iradesiymiş gibi önümüze getirilemez."

Meclis'in açılışında milletvekillerinin yemin ederek görevlerine başladığını hatırlatan Dervişoğlu, söz konusu teklife "hayır" oyu vereceklerini vurguladı. Dervişoğlu, "Biz, 'hayır' diyeceğiz. Tarihin doğru yerinde duracağız. Milletimizin huzurunda, namusumuz ve şerefimiz üzerine ettiğimiz yeminimize sadık kalacağız." dedi.

10 Ağustos 1920'de "Sevr denilen teslimiyet belgesinin imzalandığını" bildiren Dervişoğlu, dönemin İstanbul Hükümetinin ve mütareke basınının söz konusu metni "artık kan dursun" diyerek alkışladığını söyledi. Dervişoğlu, şunları kaydetti:

"O gün Anadolu'da, Milli Mücadele'yi ve Misakımilli'yi savunanlar, 'Marjinal' ve 'kanun tanımaz' ilan edilmişti. Ama bu Cumhuriyeti kuran, o gün alkışlanan iktidar sahipleri değil, o gün horlanan, o bir avuç kahramandı. 106 yıl sonra bugün de bu Genel Kurulda, aynı sınavdan geçiyoruz. Tarih, çoğunluğun o gün yaptığı alkışları değil, hakikatin yanında duranların sesini yansıtmıştır. Emin olun, bundan sonra da tarih, neye mal olacağını bilmeden veya umursamadan, emirle el kaldıranları değil, doğru zamanda, doğru kararı verenleri yüceltip tarihe kaydedecektir."

İstanbul'da hava kirliliği temmuzda geçen yıla göre yüzde 7 azaldı

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yapılan çalışmada kentteki hava kirliliğinin temmuz ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 azaldığı tespit edildi

10.08.2026 14:00:00
AA
 
İstanbul'da hava kirliliği temmuzda geçen yıla göre yüzde 7 azaldı
İstanbul'da hava kirliliği temmuzda geçen yıla göre yüzde 7 azaldı
İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros tarafından İstanbul'da 2025 ve 2026'nın temmuz aylarında hava kirliliği oranına ilişkin çalışma yapıldı.

Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) hava kalitesi ölçüm istasyonları tarafından kaydedilen havadaki partikül madde (PM10) oranı incelendi.

Buna göre, İstanbul'da temmuz ayındaki partikül madde konsantrasyonu ortalaması 26 istasyonda metreküp başına 29,77 mikrogram, geçen yılın aynı ayında ise 32,04 mikrogram olarak belirlendi.

Partiküler madde kaynaklı hava kirliliği geçen yıla göre yüzde 7 azaldı.

Temmuz ayında kentte partikül madde hava kirliliğinin en fazla ölçüldüğü istasyon metreküp başına 56,66 mikrogramla "Sultangazi 3" oldu. Bunu sırasıyla metreküp başına 55,31 mikrogramla "Kağıthane 1" ve 51,41 mikrogramla "Sultangazi 2" istasyonları takip etti.

Aynı dönemde hava kirliliğinin en düşük ölçüldüğü istasyon, metreküp başına 14,14 mikrogramla "Kandilli 1" istasyonu oldu. Partikül madde kirliliği "Üsküdar 1" istasyonunda 15,75 mikrogram, "Ümraniye 1" istasyonunda ise 16,15 mikrogram ölçüldü.

Bu kapsamda, kentteki partikül madde hava kirliliği oranının 17 istasyonda azaldığı, 9 istasyonda ise arttığı tespit edildi.

Hava kirliliği oranının temmuz ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre en fazla arttığı istasyon yüzde 76,37 ile "Sarıyer", yüzde 64,51 ile "Kumköy" olarak belirlendi.

Aynı dönemde partikül madde hava kirliliği oranının en fazla azaldığı istasyon yüzde 46,76 ile "Ümraniye 1" oldu. Bunu sırasıyla yüzde 40,95'le "Üsküdar 1", yüzde 40,21 ile "Yenibosna" istasyonları takip etti.

Yolcu otobüsü kamyona çarptı: 1'i ağır 8 yaralı

Kayseri'den Didim'e seyir halinde olan Metro Turizm'e ait yolcu otobüsünün Uşak'ta kamyona arkadan çarpması sonucu meydana gelen kazada 1'i ağır 8 kişi yaralanarak kentte bulunan hastanelere kaldırıldı

10.08.2026 13:30:00
İHA
 
Yolcu otobüsü kamyona çarptı: 1'i ağır 8 yaralı
Yolcu otobüsü kamyona çarptı: 1'i ağır 8 yaralı
Kaza, Uşak-İzmir karayolu Ürün köyü yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, H.A.(49) idaresindeki Metro Turizm'e ait 38 EP 467 plakalı yolcu otobüsü, aynı istikamette ilerleyen M.D.(45) yönetimindeki 80 AAC 821 plakalı kamyona arkadan çarptı.

Çevredeki vatandaşların durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirmesi üzerine bölgeye çok sayıda 112 Acil Sağlık, polis, jandarma, itfaiye ve AFAD ekibi sevk edildi. İtfaiye ve AFAD ekiplerince otobüste sıkışan muavin A.İ.P.(43), sıkıştığı yerden çıkarıldı. 112 Acil Sağlık ekiplerince muavin A.İ.P. ile 1'i çocuk 7 yolcu, kentte bulunan hastanelere kaldırıldı.

Muavin A.İ.P.'nin hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi.

Öte yandan, kazayla ilgili soruşturma başlatılırken, yolcu otobüsün Kayseri ilinden Aydın'ın Didim ilçesine gittiği öğrenildi.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Meclis'te görüşülen Çerçeve Yasa Tasarısı hakkında X'teki sosyal medya hesabından, "Çerçeve yasaya, çerçevelik sorular" başlığıyla kritik sorular yöneltti

Meclis’ten bir yasanın geçmesi için salt çoğunluğun yeterli olmasına rağmen çerçeve yasaya Meclis'teki tüm partilerin desteğinin istenmesinin nedenini soran BTP lideri Hüseyin Baş, "çerçeve yasa neden milletin önüne götürülüp referanduma sunulmaya cesaret edilemiyor" diye sordu

10.08.2026 13:00:00
Ahmet Turan Yiğit
 
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Meclis'te görüşülen Çerçeve Yasa Tasarısı hakkında X'teki sosyal medya hesabından, "Çerçeve yasaya, çerçevelik sorular" başlığıyla kritik sorular yöneltti
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Meclis'te görüşülen Çerçeve Yasa Tasarısı hakkında X'teki sosyal medya hesabından, "Çerçeve yasaya, çerçevelik sorular" başlığıyla kritik sorular yöneltti
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Meclis'te görüşülen Çerçeve Yasa Tasarısı hakkında X'teki sosyal medya hesabından, "Çerçeve yasaya, çerçevelik sorular" başlığıyla kritik sorular yöneltti. Meclis'ten bir yasanın geçmesi için salt çoğunluğun yeterli olmasına rağmen çerçeve yasaya Meclis'teki tüm partilerin desteğinin istenmesinin nedenini soran BTP lideri Baş, "çerçeve yasa neden milletin önüne götürülüp referanduma sunulmaya cesaret edilemiyor" diye sordu. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, paylaşımında şu soruları yöneltti:

"1- Meclis'ten bir yasanın geçmesi için salt çoğunluk yeterliyken ve AK Parti, MHP ve DEM Parti bu sayıya çok rahat ulaşabiliyorken; çerçeve yasa için neden Meclis'teki tüm partilerin katılımı isteniyor?

2- Anayasa değişikliğinin ön adımı niteliğinde olduğu söylenen bu çerçeve yasa, iddia edildiği gibi herkesin istediği ve toplumsal mutabakatın sağlandığı bir düzenlemeyse, neden milletin önüne götürülüp referanduma sunulmaya cesaret edilemiyor?

3- Adı "toplumsal birliktelik" olan 12 maddelik yasa teklifinin içerisinde, toplumsal birlikteliği doğrudan sağlayacak hangi madde yer alıyor? (Hukuki değerlendirmem; teklif sadece infaz düzenlemesinden ibaret çerçeveyi böyle koymak lazım)

4- Terörist başının bu yasayı onayladığı basında yazılıp çiziliyor. Ne zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti'nde bir yasa çıkarılırken, Meclis'te milletin seçtiği vekillerin dışında herhangi bir kişinin onayı aranıyor?

5- Son olarak; aylardır komisyonda oturup kalktınız, toplantılar yaptınız… Allah aşkına, hazırladığınız yasa teklifi bu mu?"

Ebru öğretmenin katiline ağırlaştırılmış müebbet onandı

Konya'da boşanma aşamasındaki öğretmen eşi Ebru Küçüktaşdemir'i 22 bıçak darbesiyle öldüren kocasına hiçbir indirim uygulanmadan verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, Konya Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onandı

10.08.2026 12:15:00 / Güncelleme: 10.08.2026 12:17:48
İHA
 
Ebru öğretmenin katiline ağırlaştırılmış müebbet onandı
Ebru öğretmenin katiline ağırlaştırılmış müebbet onandı
Olay, 25 Ekim 2024 günü saat 18.30 sıralarında merkez Meram ilçesi Havzan Mahallesi Ebussuud Efendi Caddesi üzerinde bulunan bir sitede meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 47 yaşındaki Abdullah Küçüktaşdemir, boşanma aşamasındaki eşi, özel bir eğitim kurumunda öğretmen olarak görev yapan 45 yaşındaki Ebru Küçüktaşdemir'i özel ders vereceği sitenin önüne kadar takip etti. Burada ikili arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine Abdullah Küçüktaşdemir, yanında bulunan bıçakla eşi Ebru Küçüktaşdemir'e saldırdı.

Vücudunun çeşitli yerlerinden 22 bıçak darbesiyle ağır yaralanan kadın, kaldırıldığı Meram Devlet Hastanesi'nde yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Olayın ardından katil zanlısı Abdullah Küçüktaşdemir, tutuklanarak cezaevine gönderildi.



"Aklın varsa Konya'yı terk et" mesajı ortaya çıktı

Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın tamamlanmasının ardından Abdullah Küçüktaşdemir hakkında "kadına karşı tasarlayarak öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talebiyle dava açıldı. Hazırlanan iddianamede, sanığın eğitim fakültesindeki eğitimini yarıda bırakmasına rağmen yıllardır özel bir dershanede Türkçe öğretmenliği yaptığı belirtildi. Sanığın cep telefonunda yapılan incelemelerde ise olay günü Ebru Küçüktaşdemir'e tehdit içerikli mesajlar gönderdiği tespit edildi. İddianamede, Küçüktaşdemir'in eşine, "Cezaevinden başka yer mi var, bugün bu iş bitecek. Ben de her şey bitti. Aklın varsa Konya'yı terk et" şeklinde mesaj attığı bilgisine yer verildi. Ayrıca sanığın olaydan yaklaşık 6 saat önce internet üzerinden "Av bıçağı Konya" şeklinde aramalar yaptığı da iddianamede belirtildi.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası onandı

Yerel mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda Abdullah Küçüktaşdemir'e hiçbir indirim uygulanmadan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Karara yapılan itiraz üzerine dosya Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderildi. Dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını hukuka uygun bularak Abdullah Küçüktaşdemir hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onadı.

Türkiye'de yaklaşık 60 istilacı böcek bulunuyor

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Entomoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İzzet Akça, Türkiye'de 25-30 bin tür böcek bulunduğunu, farklı dönemlerde ülkeye giriş yaptığı belirlenen istilacı böcek sayısının ise 60'a yaklaştığını söyledi

 

10.08.2026 11:10:00 / Güncelleme: 10.08.2026 11:12:01
Anadolu Ajansı
 
Türkiye'de yaklaşık 60 istilacı böcek bulunuyor
Türkiye'de yaklaşık 60 istilacı böcek bulunuyor

Değişen iklim koşulları, uluslararası ticaret ve ulaşım ağlarının genişlemesi, dünyada ve Türkiye'de istilacı böceklerin yayılışını hızlandırıyor. Bu türler yalnızca tarımsal üretimi değil, biyolojik çeşitliliği ve halk sağlığını da tehdit ediyor.

Son yıllarda kahverengi kokarca, Asya kaplan sivrisineği, turunçgil uzun antenli böceği ve vampir kelebeği, domates güvesi gibi istilacı türlerin Türkiye'nin farklı bölgelerinde görülme sıklığı artıyor. Yüksek üreme kapasitesi, çok sayıda bitkiyle beslenebilme yetenekleri ve iklim değişikliğine uyum sağlayabilmeleri nedeniyle bu türlerle mücadele güçleşiyor.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Entomoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İzzet Akça, doğada görülen her böceğin istilacı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Bir böceğin istilacı sayılabilmesi için doğal olarak bulunmadığı bir bölgeye sonradan gelmesi gerektiğine işaret eden Akça, "Burada yerleşmesi, hızla yayılması ve ekonomik ya da ekolojik zarar oluşturması gerekir. Bir bölgede yoğun görülmesi ya da önemli bir zararlı haline gelmesi tek başına onu istilacı yapmaz." ifadesini kullandı.

Akça, dünyada bugüne kadar yaklaşık 1 milyon 200 bin böcek türünün tanımlandığını anımsatarak, gerçek tür sayısının ise 5 milyonun üzerinde olduğunun tahmin edildiğini ve bu türlerin büyük bölümünün zararlı olmadığını kaydetti.

Toplumda böceklere karşı genel olumsuz algı bulunduğuna dikkati çeken Akça, "Doğadaki böceklerin yalnızca yüzde 1 ila 3'ü zararlıdır. Yaklaşık yüzde 20-30'u ise faydalı böceklerden oluşur. Geri kalan büyük bölüm, organik maddelerin ayrışması, toprak oluşumu ve ekosistemin devamlılığı açısından önemli görevler üstlenir." diye konuştu.

Dünya genelinde bugüne kadar yaklaşık 1000 ila 1500 istilacı böcek türünün tespit edildiğini belirten Akça, "Türkiye'de 25-30 bin tür böcek bulunuyor, farklı dönemlerde ülkeye giriş yaptığı belirlenen istilacı böcek sayısı ise 60'a yaklaştı." dedi.

Akça, Türkiye'de ekonomik açıdan en fazla sorun oluşturan istilacı türlerin başında kahverengi kokarca, turunçgil uzun antenli böceği, Asya kaplan sivrisineği, vampir kelebeği ve domates güvesi (Tuta absoluta) geldiğini ifade ederek, kahverengi kokarca başta olmak üzere birçok istilacı türün meyve ve sebze üretiminde ciddi verim ve kalite kayıplarına neden olduğunu söyledi.

Asya kaplan sivrisineğinin ise doğrudan halk sağlığını ilgilendiren ayrı bir risk oluşturduğuna işaret eden Akça, "Diğer istilacı türler daha çok tarımsal zararlıdır ancak Asya kaplan sivrisineği halk sağlığı açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir türdür." dedi.

"Kene istilacı bir böcek değildir"

Akça sözlerini şöyle sürdürdü:

"Toplumda sıkça karıştırılan konulardan biri de kene, bunlar istilacı bir böcek değildir. Zaten böcek de değildir, akar grubunda yer alır. Ancak Kırım Kongo Kanamalı Ateşi'nin taşıyıcısı olması nedeniyle insan sağlığı açısından son derece önemlidir. İklim değişikliğiyle birlikte popülasyonunda artış gözlenmektedir."

Küresel ısınma tek neden değil

İstilacı türlerin yayılışının yalnızca iklim değişikliğine bağlanamayacağını belirten Akça, küresel ticaret, lojistik ağları ve insanların hareketliliğinin de önemli rol oynadığını anlattı.

Akça, küresel ısınmanın özellikle yüksek üreme kapasitesine sahip türlerin daha fazla nesil vermesine imkan sağladığına işaret ederek, "Kahverengi kokarca 300'ün üzerinde bitkiyle beslenebiliyor. Bu da neredeyse karşılaştığı her bitkiden beslenebileceği anlamına geliyor. Turunçgil uzun antenli böceği de çok sayıda meyve ve süs bitkisinde yaşayabiliyor. Bu özellikler onların yeni bölgelere uyum sağlamasını kolaylaştırıyor." dedi.

Uluslararası taşımacılığın da istilacı türlerin yayılmasını hızlandırdığını belirten Akça, "Bir kahverengi kokarca kamyonun kasasında değil, dış yüzeyinde bile yüzlerce kilometre taşınabiliyor. Gürcistan sınırından çıkan bir araçla Adana'ya kadar ulaşabiliyor. Bu dayanıklılıkları istilacı olmalarında önemli rol oynuyor." diye konuştu.

Akça, kahverengi kokarcanın 2017'de Türkiye'de görülmeye başladığını, kısa sürede Karadeniz Bölgesi'nden Marmara ve iç kesimlere doğru yayıldığını söyledi.

Mücadelede tek yöntem yeterli değil

İstilacı böceklerle mücadelede sadece ilaçlamanın çözüm olmadığına dikkati çeken Akça, zararlının yaşam döngüsünün ayrıntılı şekilde bilinmesi gerektiğini vurguladı.

Akça, kahverengi kokarcaya karşı birçok ülkede biyolojik mücadelede başarı sağlayan samuray arısının Türkiye'de de farklı bölgelerde doğaya salındığını aktardı.

Yalnızca samuray arısını doğaya bırakmanın yeterli olmadığını, kimyasal mücadelenin de yapılması gerektiğini belirten Akça, mücadelenin uzun süre alabileceğini kaydetti.

Akça, vatandaşların özellikle kışlama döneminde biyosidal ürünlerle koruyucu uygulamalar yapabileceğinin altını çizerek, "Bu tür doğrudan insanı sokan ya da zehirleyen bir böcek değil ancak evlerde yoğun görülmesi nedeniyle yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Bu nedenle yalnızca tarımsal üretim açısından değil, günlük yaşam açısından da önemli bir sorun oluşturuyor." diyerek sözlerini tamamladı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Muhsin Yazıcıoğlu'nun ailesini Adalet Bakanlığında kabul etti

Adalet Bakanı Akın Gürlek, bugün saat 12.00'da Muhsin Yazıcıoğlu'nun ailesini Adalet Bakanlığında kabul etti

10.08.2026 10:59:00 / Güncelleme: 10.08.2026 12:41:06
Haber Merkezi
 
 Adalet Bakanı Akın Gürlek, Muhsin Yazıcıoğlu'nun ailesini Adalet Bakanlığında kabul etti
 Adalet Bakanı Akın Gürlek, Muhsin Yazıcıoğlu'nun ailesini Adalet Bakanlığında kabul etti
Adalet Bakanı Akın Gürlek, bugün saat 12.00'da Muhsin Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu ve oğlu Fatih Furkan Yazıcıoğlu'nu Adalet Bakanlığında kabul etti.
 
Haziran ayında Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, sekiz yıldır sürdürdüğü soruşturmada yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na devretti. Soruşturmaya ait 190 klasör ve adli emanetler Ankara'ya ulaştırıldı; böylece soruşturma süreci ilk kez doğrudan Ankara merkezli yürütülmeye başlandı.
 
Temmuz ayında "silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek ve üye olmak" ile "tasarlayarak kasten öldürme" iddialarıyla 29 şüpheli hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.
 
Gürlek üç gün önce bombalı saldırıyla katledilen Gazeteci Uğur Mumcu'nun ailesini de kabul etmişti. Kabulde, 1993 yılında yapılan suikasta ilişkin dosyanın son durumu ve yürütülen çalışmalar ele alınmıştı.
 
Gürlek, aynı gün 2009'da"intihar etti" denilerek dosyası kapatılan eski Özel Harekat Daire Başkanı Behçet Oktay'ın ailesini de kabul etmişti. Kabulde, 2007-2010 yılları arasındaki olayların çok ayrıntılı incelendiğini belirten Gürlek, Hrant Dink ve Muhsin Yazıcıoğlu cinayetlerinde olduğu gibi Behçet Oktay'ın ölümünde de FETÖ'nün parmak izinin olup olmadığının araştırıldığını ifade etmişti.

Şehit aileleri ve gazilerin haklarına yönelik düzenlemeleri içeren kanun teklifi TBMM Genel Kurulunda kabul edildi

TBMM Genel Kurulunda, şehit aileleri ve gazilerin haklarına yönelik düzenlemeleri içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Genel Kurulda kabul edilerek yasalaştı

10.08.2026 07:00:00
AA
 
Şehit aileleri ve gazilerin haklarına yönelik düzenlemeleri içeren kanun teklifi TBMM Genel Kurulunda kabul edildi
Şehit aileleri ve gazilerin haklarına yönelik düzenlemeleri içeren kanun teklifi TBMM Genel Kurulunda kabul edildi

Kanunla, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nda değişiklik yapıldı. Buna göre, kapsama ilişkin sınırlamalar kaldırılarak kategorik bir ayrıma gitmeksizin tüm vazife malullerinden hayatını kaybedenlerin ana ve babalarına bağlanacak toplam aylık tutarının bir aylık asgari ücretin net tutarından az olmaması yasal güvenceye alınacak.

Kanundaki bir diğer düzenlemeyle, bakıma muhtaç gazi ve malullere net asgari ücretin 2 katı olarak yapılan ödeme, net asgari ücretin 2,5 katına çıkarılacak.

Vazife malulü erbaş ve erler ile güvenlik korucuları, öğrenciler ve sivillerin aylıklarında artış yapılması amacıyla Terörle Mücadele Kanunu'nda da değişikliğe gidildi.

Buna göre, ilgili kanun hükümleri kapsamında bağlanacak aylıklar, bitirmiş oldukları okullar neticesinde hak kazandıkları unvanlar üzerinden yürütmüş oldukları kamu görevleri sebebiyle daha yüksek aylık bağlanmasına ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla en az 4 yıllık yükseköğrenim mezunu olanlar sekizinci derecenin birinci kademesindeki, diğerleri ise eğitim durumlarına bakılmaksızın onuncu derecenin birinci kademesinde bulunanların emekli keseneğine esas aylıkları üzerinden hesaplanacak vazife malullüğü aylığı tutarından düşük olamayacak ve bunlar için Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ilgili fıkrasına göre yapılacak yükseltmelerde aynı derece başlangıç olarak esas alınarak artırılacak. Derece yükselmelerinde yükseköğrenim mezunu gibi işlem yapılacak ve dördüncü dereceye yükselenler için 2 bin 100, üçüncü dereceye yükselenler için 2 bin 200, ikinci dereceye yükselenler için 3 bin, birinci dereceye yükselenler için ise 3 bin 600 ek gösterge rakamı esas alınacak.

Bu hüküm kapsamındakilere bağlanacak aylığın toplam tutarı, 35 bin 398 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan, hak sahiplerinin aylık tutarı ise bulunacak tutarın hisseleri oranı esas alınarak tespit edilecek tutardan az olamayacak. Hüküm uyarınca ilgililere fazla olarak yapılan ödemeler, faturası karşılığı Sosyal Güvenlik Kurumunca Hazineden tahsil edilecek.

Terörle Mücadele Kanunu'ndaki diğer bir düzenlemeyle, terör eylemleri nedeniyle yaralanmış olmakla birlikte ilgili mevzuata göre malul sayılmayan ancak Nizamname hükümlerine göre derece tespiti yapılan kişilerin gösterge tablosu güncellenerek bağlanan aylık miktarları artırılacak.

Ayrıca 15 Temmuz darbe girişiminde ve ayrıca terörle mücadele kapsamında yaralanıp malul sayılmamakla birlikte derece tespiti yapılanların aylıklarına esas gösterge rakamları yükseltilecek. Muharip gazilere tanınan ücretsiz seyahat, elektrik ve su kullanımına yönelik ücretlerde de indirim gibi diğer haklar tanınacak.

Bu düzenlemeler yayımını takip eden ödeme döneminden geçerli olmak üzere yürürlüğe girecek.

Mevcut mevzuata göre malul sayılmayan personele yönelik düzenleme

Terörle Mücadele Kanunu'na eklenen geçici madde ile terörle mücadele görevlerinin ifası sırasında yaralanan ancak mevcut mevzuata göre malul sayılmayan personele 17 bin 135 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık bağlanması esası getirilecek.

Düzenleme ile Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının erbaş ve erler dahil askeri personeli, Milli İstihbarat Teşkilatı mensupları, Emniyet Hizmetleri Sınıfı personeli, askeri öğrenciler ve güvenlik korucuları kapsama alınacak. Terör eylemleri sonucu ateşli silah mermi çekirdeği, şarapnel veya patlayıcı mühimmatın (EYP, mayın, havan, roket, el bombası vb.) vücutta penetran yaralanmaya neden olması, bunların blast (patlama basıncı) ve termal etkileriyle yaralanması ya da terör örgütü mensuplarının kesici, delici, ezici yakın muharebe saldırıları sonucu meydana gelen yaralanmalar da kapsama dahil edilecek.

Olay tarihindeki yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmaması ve olay ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğunun en az bir adli tıp uzmanının yer aldığı sağlık kurulu raporuyla tespitiyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 17 bin 135 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık bağlanacak. Yapılan ödemeler fatura karşılığı Hazinece SGK'ye aktarılacak ve bu kişiler aylık hükümleri hariç 1005 sayılı Kanun kapsamındaki gazilere sağlanan diğer sosyal ve özlük haklarından yararlanabilecek.

Düzenleme, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olaylar bakımından bir defaya mahsus uygulanacak. Başvuruların kanunun yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içinde olay tarihindeki kurumlara yapılması gerekiyor. İlgililerin sonradan malul olduklarının tespiti halinde ise vazife malullüğü hükümleri uygulanarak bu maddeye göre bağlanan aylıkları kesilecek.

Bu düzenlemeler 1 Eylül 2026'dan itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girecek.

Er ve erbaşların yeniden muayene hakkına ilişkin yaş haddine yönelik düzenleme

Düzenlemeyle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda yapılan değişiklikle, er ve erbaşların yeniden muayene hakkına ilişkin yaş haddi, 55 yaşını doldurdukları tarih esas alınarak düzenleniyor.

FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe teşebbüsü ve terör eylemi ile bu eylemlerin devamı niteliğindeki eylemlerin ortaya çıkarılması, etkilerinin azaltılması veya bertaraf edilmesinin sağlanmasında yardımcı ve faydalı oldukları sırada yaralanan kamu görevlileri ve sivillerden malul sayılmayan veya Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkında Nizamname hükümlerine göre derece tespiti yapılmayanlara bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren 17 bin 135 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık bağlanacak.

Bu aylıklar hakkında uygulanacak kanun da belirlendi. Bu düzenleme kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen aylıklar, fatura karşılığında iki ay içerisinde Hazineden tahsil edilebilecek.

Bu düzenleme yayımını takip eden ödeme döneminden geçerli olmak üzere yürürlüğe girecek.

Düzenlemenin Genel Kurulda kullanılan 382 oyun tamamını alarak yasalaşmasının ardından gündemdeki diğer kanun tekliflerinin isimlerini okutan TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, komisyonun yerini almaması üzerine birleşimi, saat 11.00'de toplanmak üzere kapattı. 

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı plaj işgallerine müdahale edebilecek. Vatandaşların plajlardan yararlanması sağlanacak

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı plaj işgallerine müdahale edebilecek. Vatandaşların plajlardan yararlanması sağlanacak

09.08.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı plaj işgallerine müdahale edebilecek. Vatandaşların plajlardan yararlanması sağlanacak
 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı plaj işgallerine müdahale edebilecek. Vatandaşların plajlardan yararlanması sağlanacak
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan "Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yeni yönetmelikle, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın ilgili birimleri de plajlarda düzenleme yapabilecek.

Yönetmelik; kıyı ve sahil şeritlerinin bakım, onarım, güvenlik, temizlik gibi işletme uygulamalarına ilişkin işlemleri, belediyelerin yanı sıra Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın ilgili birimlerinin de yapabilmesine imkan tanıdı.

Düzenleme ile kıyıların Anayasa'da yer aldığı şekilde halkın ortak kullanımına açık olması hedefleniyor.

Bu alanların daha planlı hale gelmesi, belediyeler ile protokol düzenlenemeyen alanlarda meydana gelen işgallerin ve tahribatların önlenmesi de amaçlandı.

Bakanlık gözetimde yürütülecek işlemlerle plajların amaç dışı kullanımlarının azaltılması, bu alanlarda yapılması zorunlu ticari üniteler ile duş, gölgelik, soyunma kabini, seyyar tuvalet gibi ihtiyaçların karşılanması sağlanacak. Böylece kıyıların amaç dışı kullanımı önlenecek.

Gaziantep'te 4,5 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Gaziantep'in Nurdağı ilçesinde meydana gelen ve çevre illerden hissedilen 4,5 büyüklüğündeki deprem sonrası olumsuz bir durumun bulunmadığını bildirdi

09.08.2026 05:51:00
AA
 
Gaziantep'te 4,5 büyüklüğünde deprem
Gaziantep'te 4,5 büyüklüğünde deprem

AFAD'ın NSosyal hesabından yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Gaziantep ilimizin Nurdağı ilçesinde saat 03.42'de meydana gelen ve Gaziantep, Kilis, Kahramanmaraş, Osmaniye ve Hatay illerimizde hissedilen 4,5 büyüklüğündeki deprem sonrası an itibarıyla olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız." 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.