logo
24 HAZİRAN 2026

Vatandaşın tepkisi hükümete

14.04.2005 00:00:00


Bazı illerde meydana gelen olayların ısrarla yanlış tahlil edildiğine dikkat çeken BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, bu olayların, gerçek gündemler yerine ülkemizi sun'î gündemlerle oyalayan siyasî iktidara halkın bir tepkisi olduğunu söyledi

Hastalık teşhis edilmeli"Trabzon'da cereyan eden son olaylarda esasen ortaya bir netice çıkıyor. Burada suçlu aramak, bilhassa siyasilerin 'filancı bu işi organize ediyor, filancı bu işin tezgahlamasının şu noktasındadır, o sebepten de bu hadiseler ortaya çıkıyor' tarzında yorumlaması yerine, 'bir hastalık var. bu hastalığın teşhisi gerekiyor'; bunu yapması lazım. Bunu yapmıyor, olayı kapatmaya çalışıyorlar. İşte 'Bu işi şu organize edebilir, filancı organize edebilir' diyorlar. Güzel de sen, şeytana bütün kapıları kapat bakalım, o zaman o şeytan senin vücut ülkene nasıl girecek?"

Millet bir mesaj verdi"Esasen bayrak hadisesinde millet bir mesaj verdi. 'Senin bez parçası gördüğün o mukaddes değer benim için canımın feda edildiği değerdir. Orada benim milletimin kanı, inandığı Peygamberi, Allah'ı var. Kafana akıl koy' mesajını verdi. Siviliyle verdi, askeriyle verdi. Farklı bir yerde ikinci bir hadise çıkıyor. Neden sen birinci nükseden hadiseden örnek alarak çözüm aramıyorsun da fail arama sevdasına koşuyorsun? Yok burada, 'milliyetçilik akımı bilmem ne olmuş da, şövenizme kaymış da... Senin yaptığın tiyatro." Mersin'de ayyıldızlı Türk bayrağının ayaklar altında çiğnenmesinin ardından Türkiye adeta çalkalanıyor. Çeşitli illerde birtakım olaylar zuhur ediyor. Başta iktidar olmak üzere "aydın" kisvesi altında bu milletin ruh köküne yabancı birtakım isimler, olayların mahiyetini ya yanlış algılıyor, tanımlıyor, ya da bilerek-isteyerek saptırmaya çalışıyor. İşte böyle bir konjonktürde BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, son zamanlarda ülkemizin gündemine iyice yerleşen bu olayların gerçek fotoğrafını kamuoyunun dikkatlerine sunuyor. Ahmet Erimhan'ın sorularına verdiği cevaplarda olayların mahiyetini anlatan Prof. Dr. Haydar Baş'ın açıklamalarına BTP Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Berk de yorumlarıyla katkıda bulunuyor. n Hocam, Türkiye yaklaşık iki haftadan bu tarafa, Mersin'de bir bayrak çiğnemenin ardından başlayan bir tartışmayı yaşıyor. Bir taraftan bayraklar evlerimizi süslerken bir taraftan da buna karşı bir değerlendirme yapılıyor. Derken sonra Trabzon'da bir süreç yaşandı. Burada vatandaşın refleks tepkisini Türkiye'nin nasıl okuması gerekiyor? Çünkü genel olarak olaylarla ilişkin bir tek yanlı okuma söz konusu. Bir farklı bakış açısıyla meselenin esasını okumak ve Türkiye'nin geleceğine katkı yapmak açısından bu temel tartışmaları acaba nasıl yerli yerine oturtmamız gerekiyor?Prof. Dr. Haydar Baş- Trabzon'da cereyan eden son olaylarda esasen ortaya bir netice çıkıyor. Burada suçlu aramak, bilhassa siyasilerin "filancı bu işi organize ediyor, filancı bu işin tezgahlamasının şu noktasındadır, o sebepten de bu hadiseler ortaya çıkıyor" tarzında yorumlaması yerine, "bir hastalık var. bu hastalığın teşhisi gerekiyor"; bunu yapması lazım. Bunu yapmıyor, olayı kapatmaya çalışıyorlar. İşte "Bu işi şu organize edebilir, filancı organize edebilir" diyorlar. Güzel de sen, şeytana bütün kapıları kapat bakalım, o zaman o şeytan senin vücut ülkene nasıl girecek? Yani iktidar, olayın özüne vakıf olarak meseleye çözüm getirmesi, halkın beklentilerini karşılaması gereken politik sahaya girmesi gerekirken tam aksine gazetecisini, televizyoncusunu konuşturuyor, olayı kapatmaya çalışıyor. Futbolda bir ver-kaç vardır. Bunlar, şimdi bu oyunu oynuyorlar. Millet iktidara mesaj verdiEsasen bayrak hadisesinde millet bir mesaj verdi. "Senin bez parçası gördüğün o mukaddes değer benim için canımın feda edildiği değerdir. Orada benim milletimin kanı, inandığı Peygamberi, Allah'ı var. Kafana akıl koy" mesajını verdi. Siviliyle verdi, askeriyle verdi. Farklı bir yerde ikinci bir hadise çıkıyor. Neden sen birinci nükseden hadiseden örnek alarak çözüm aramıyorsun da fail arama sevdasına koşuyorsun? Yok burada, "milliyetçilik akımı bilmem ne olmuş da, şövenizme kaymış da..." Senin yaptığın tiyatro. Aslında milletin geldiği bir nokta var. "Ben seni bunun için mi seçtim? Ben sana % 34 oy verdim. Mahalli seçimlerde % 44 ile bunu teyid ettim, destekledim. Bunu ben babama vermedim, sana verdim. Ben sana bu kadar itimat ettim. Ben sana teslim oldum, senin yaptığın işe bak. Sen, Kıbrıs'ı gidip Rum'a teslim ediyorsun. Türkiye'yi Avrupa'ya teslim ediyorsun. Ben bayrağıma sahibim; benim bayrağımı gönderden indiriyorsun, Avrupa'nınkini oraya çıkartıyorsun. Senin kafanı kırarım" diyor. Mesaj bu! "Ben bir elim yağda, bir elim balda olarak senin beni bakacağına inanırken, sen, ahırımdaki inekten bile vergi aldın. Nedir senden çektiğim?" Mesaj bu! Bu mesaj hükümetedir. "Yanlış yapıyorsun. Kendine gel. Aklını başına al" mesajıdır bu. Büyüme 9,9'muş! "Benim tabağımda bu görünmedi. Tenceremde, mutfağımda bu yok. Esnafımda, işçimde, memurumda, ormancımda, denizcimde yok. Ekonominin neresi büyüdü? Sen benimle dalga mı geçiyorsun?" diyor millet. "Aklını başına devşir" uyarısıAslında biz, taa başından, bu arkadaşların yaptığı icraatları ifade ederken, "çok yanlış gidiyorsunuz. Böyle giderseniz sonunda bir Molla Kasım gelir, sizi hesaba çeker" dedik. Şimdi millet, Molla Kasım oldu. Bunu böyle değerlendirecekler. "Yok! Şövenizme kaydı, bilmem şuna kaydı" ile olmaz. Yani millet aidiyet duygusunu mu kaybetsin? "Sen Çanakkale'yi bir tiyatro olarak görüyorsun. 257 bin insanımız şehit düştü, orada şüheda rütbesini elde etti. Şehitlik makamına yükseldi. Sen geliyorsun, Anzakla beni bir tutuyorsun. Tiyatrocunu, sanatkârını, gazetecini konuşturuyorsun, orada benim mânâmı yok ediyorsun." Milletin cevabı bu. "Kendine gel. Aklını başına devşir" diyor. Aydınlar toplanmış da bildiri yayınlamışlar! Nasıl aydın bu? Milletine sahip çıkmaz. Milletinin acısından haberi yoktur. Açlığından, çıplaklığından haberi yoktur. Milletine sahip çıkıp kendisini yönetenleri yönlendirmesi gerekirken milletin kafasına vuracak! Hatırlarsanız İmparatorluğun inkırazı döneminde mütareke basını da aynısını yapıyordu. Merhum Mustafa Kemal Atatürk'e de bunlar az mı yaptı? Kuvay-ı Milliye harekâtında merhum, Anadolu'yu gezerken gittiği yerlere telgraflar çekiliyor, "takip edin, yakalayın" emri veriliyordu. Allah selametini versin! Bizim Ata Selçuk Hocamızın babası da Kuvay-ı Milliye'de merhum Mustafa Kemal Atatürk'ün sekreteriydi, yardımcısıydı. O anlatıyor. "Bizim kaderimiz galiba oraya doğru gidiyor" diyor. Biz adamlara yol gösteriyoruz. Elimizi öpüp, "Allah razı olsun! Bizi senelerce evvel uyardınız" demesi lazım gelen adamlar, farklı farklı kulvarlara kaymaya çalışıyorlar.Tepki, siyasetin kendisinedirKısaca bu tepki halkın oradaki çocuklara olan tepkisi değildir. Üç tane PKK'lı imiş, dört tane bilmem ne imiş; bunlar sembolik bir şeydir. Bu tepki, bizzat siyasetin kendisinedir. Sayın Başbakanımızı severim. Buradan ona bir kardeş gibi sesleniyorum: Yanlış yapıyor. O yanlışları yapa yapa öyle bir noktaya geliyor ki artık geldiği kaderin izharı onun iflasının belki de alameti ve işareti olma noktasına gidiyor. Henüz her şey bitmiş değil. Çark etsin. Milletine dönsün. Milletin sevgisiyle buluşsun. Sandıkta onu kucaklayanı bugün o kucaklasın. Bak o zaman ülke nasıl güllük gülistanlık oluyor. Hayat berkemal oluyor. Başkasının dolmuşuna binmesinler. Eğer "Siz kim oluyorsunuz?" derlerse biz, kenara çekiliriz, milletin şamarı onları ıslah etmesini bilir. Bu, milletin cevabıdır. Başka bir şey değildir.n Yani bunu böyle okumak lazım.Prof. Dr. Haydar Baş- Bunu böyle okumak lazım. Burada sayın Trabzon Emniyet Müdürünü de kutluyoruz. Çünkü Trabzonlunun ruhunu çok iyi kavramıştır. Zaten tertemiz bir insan olmasa netice de belki böyle olmazdı. Ama bir de olaya şu mantıkla bakmak lazım: Eğer o gençler linç edilmek istenseydi bana göre olabilirdi. Orada aslında iktidara ikaz var. "Aklını başına al. Bizim maksadımız bu çocukları dövmek, kılını incitmek değil, senin ders almandır. Tedbirini al!" demektir. Yoksa "o öyle olmuş, bu böyle olmuş" ile hiçbir neticenin ortaya çıkması mümkün olamaz. Zararın neresinden dönülürse kârdırn Bu, aslında şimdiye kadar yapılmayan bir değerlendirme de değil mi?Prof. Dr. Haydar Baş- Milletin can emniyeti, mal emniyeti tehlikeye giriyor. Din ve vicdan emniyeti tehlikeye giriyor. Öyle bir prosedür, öyle bir anlayış, öyle bir hukuki zemin ortaya çıkıyor ki "AB'ye gireceğiz" gerekçesiyle milletin en vazgeçilmez mukaddesleri ile oynanmaya başlandı. Sen, bu ülkede kalkıyorsun, bir sürü kilise evi açıyorsun. "Biz, hür, demokratik, laik bir ülkeyiz" diyorsun. Sana "olma" diyen yok ki. Ama sen, bana, kilise evi açtığın mahallede bir tane Hıristiyan göster de ondan sonra "bunun için ben bunu açtım" gerekçene ben inanayım. Bir tane Hıristiyanın olmadığı mahalleye sen kilise evi açıyorsun. Kime ne yapmak istiyorsun? Ne mesaj vermek istiyorsun? Yani "Hıristiyan olduk" mu demek istiyorsun? Sana, seve seve, "Benim inancımı koruyacak. Başımın örtüsüne sahip çıkacak. Çoluk-çocuğumu rahatça okutacak" diye güvenen vatandaş senin bu halini gördükten sonra niye tepkisini koymasın? Bu millet enayi mi? Elbette tepkisini koyacak. Derslerini almaları lazım. Kendilerini düzeltmeleri lazım. Bunu yaparlarsa, zararın neresinden dönersen kârdır. İnşaallah dönerler.Milletin isyanı AB gündemine n Sizin bu çizdiğiniz fotoğraf önemli ve anlamlı bir fotoğraf. Bunun altını doldurmak anlamında İbrahim Berk'le birkaç noktanın altını çizebiliriz. Vatandaşın tepkisi niye? Hükümete olduğunu biliyoruz ama hükümetin hangi icraatları tepki alıyor? Başbakan iki hafta kadar evvel, "Başörtüsü konusunda biz vatandaşa söz vermedik" dedi. AİHM, Apo'nun yeniden yargılanmasına ilişkin bir karar aldı ve bu kararı hükümet ciddi ciddi tartışıyor. Aslında TCK'nın bekletilmesinde Apo'nun yeniden yargılanmasının önünün açılması çabalarının olduğu ve bunun hükümet içinde ciddi bir tartışma yarattığı medyaya sızmış durumda. Ermenistan sınır kapısı açıldı, açılıyor ve soykırım iddiaları ciddi olarak gündemde. Ege ile ilişkin de"savaş sebebi saymaktan vazgeçmeliyiz" diyen bir Meclis Başkanı var. Bu fotoğraf hakkında ne dersiniz?İbrahim Berk- Hocam ifade etti. Gerçekten burada vatandaşın üç-beş eylemciye verdiği tepkiden ziyade milletin bir sahipsizlik duygusuna son 2-2,5 yıldır itilmiş olması ve milletimize verilen sözlerin aksine ekonomide milletin tamamına hizmet götürme mantığından çok borçları büyüterek, sıcak paraya hizmet ederek, döviz-faiz-borsa üçgeninde çoğu da yabancı olan bir mutlu azınlığa hizmet etmesi dolayısıyla bu, iktidara bir tepkiydi, diye düşünüyorum.Büyüyen şeylere bakıyorsunuz, borçlar büyümüş. Vatandaş bunu görüyor. Büyüyenlere bakıyorsunuz, yabancı sermaye sahipleri döviz cinsinden parayı bozdurup, Türkiye'de bir senede iktidara borç verdikleri zaman % 50 net gelir elde etmişler; düşük kur ve yüksek faizle... İthalat patlamış, sonuçta yerli üretim çökmüş ve biz, tabir-i caizse yabancı sermayeye vergi ödemişiz. Dışarıdaki sanayii finanse etmişiz. İşsizlik büyümüş. Prof. Dr. Haydar Baş- Tarım çökmüş. Vatandaş 4 liraya buğdayını mal ediyor, 3 liraya satamıyor. Müşteri bulamıyor. Sen kalkıyorsun, bu vatandaşın mamulüne pazar bulmak yerine elindeki pazarını alıyorsun. Buğdayı ithal ediyorsun, onu piyasadan çıkartıyorsun. Sen kimin başbakanısın, kimin kabinesisin, kime hizmet ediyorsun?İbrahim Berk- Çiftçi toprağını satıp geçinir noktaya mahkum edilmiş. Hırsızlık, kap-kaç olayları büyümüş. Topladığınız zaman ekonomide sorunlar büyümüş, her tarafta kriz yaşanıyor. Diğer alana geçiyorsunuz. Milletin mağduriyetini giderme vaadiyle geldin. Azınlıklara ilişkin ve yabancıların Türkiye'deki temsilcilerinin önünü açan uygulamalara imza attın. İş geldi, geldi, nerede ise sözde Ermeni soykırımı olayını adeta bir suçluluk duygusuyla Meclis'te ele alıyoruz. Bugüne kadar Türkiye'nin böyle bir ihtiyacı yoktu. AB gündemine aslında milletin isyanı var. Maalesef bugün en yetkili mevkideki insanlar, işte o Yunanistan'a şirin gözükmek için "ona gerek yok, buna gerek yok" diyenler, AB aşkından söz ediyorlar. Yani bir Avrupa fanatizmine, milliyetçiliğine karşı Türk milliyetçiliği haklı olarak bir nefs-i müdafaa tarzında ortaya çıkıyor. Vatanına sahip çıkıyor. Papa'nın ölümü bahanesiyle adeta bu millete yeni bir din ithal edilmeye çalışılıyor. Toplum, bütün bunları topluyor, topluyor, bir noktada da patlıyor.Tabiî burada toplumun haklı tepkisini, milletimizin haklı tepkisini belki de provoke edip farklı kulvarlara çekmek isteyenler olacaktır. Bunun bile iktidarın gerçeği görmesini engellemek dışında bir sonuca varması mümkün değil. Çünkü toplum gerçekten yanlış gördüğü şeye tepki koymak istiyor.

Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sosyal medya üzerinden yaptığı Şeyh Said paylaşımları nedeniyle yargılandığı davada "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçundan adli para cezasına çarptırıldı. Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Özdağ'a 87 gün karşılığı toplam 8 bin 700 TL adli para cezası verilirken, hükmün açıklanması 5 yıl süreyle ertelendi. Özdağ, kararın ardından sert açıklamalarda bulundu

24.06.2026 16:20:00
Haber Merkezi
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Dava, Şeyh Said'in 3 yakınının şikayeti üzerine açılmıştı. Savunmasında "Vatan hainine vatan haini demenin hatıraya hakaret oluşturmayacağını" savunan Özdağ'ın bu talebi mahkeme heyeti tarafından kabul görmedi.

Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi, paylaşımdaki ifadelerin kanunda yer alan "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçunun unsurlarını oluşturduğuna hükmetti. Mahkeme, Özdağ'ı adli para cezasına çarptırırken sabıkasızlık durumunu gözeterek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı uyguladı. Kararın ardından  konuşan Özdağ, davayı tamamen "siyasi bir süreç" olarak nitelendirdi ve avukatları aracılığıyla üst mahkemeye (istinafa) taşıyacaklarını duyurdu.

"Bu ceza Türkiye Cumhuriyeti'ne verilmiştir"

Adliye çıkışında karara oldukça sert tepki gösteren Zafer Partisi lideri, cezanın hukuki değil ideolojik bir alt metni olduğunu iddia etti. Özdağ, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bu karar kabul edilebilir bir ceza değil. Çünkü mahkeme bu kararla Şeyh Said'in hakaret edilebilecek muteber bir hatırası olduğunu kabul ediyor. Biz bunu reddediyoruz. Bu ceza bana değil; esasen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve o dönem bu kanlı ayaklanmayı bastıran Türk Silahlı Kuvvetleri'ne verilmiştir. Bu karar, yarın bebek katili terörist elebaşı Öcalan'a da aynı hakkı vermek demektir. Biz teröriste terörist, haine hain, salağa salak demekten asla vazgeçmeyeceğiz!"

Şeyh Said'i tarihte ait olduğu vatan hainliği yerinde değerlendirmeye devam edeceklerini vurgulayan Özdağ, Cumhuriyet değerlerini savunmaktan geri adım atmayacaklarını yineledi.

Hukuk tarihsel gerçeklerin neresinde?

Ümit Özdağ'a verilen bu ceza, hukuk sistemi ile tarihi/siyasi gerçekliklerin çarpışmasını bir kez daha gündeme taşıdı.

Şeyh Said, 1925 yılında genç Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı silahlı isyan başlatmış ve Şark İstiklal Mahkemesi tarafından "vatan hainliği" suçundan idam edilmiştir. Devletin resmi mahkemelerince tescillenmiş bir isyancı liderin "korunmaya değer bir hatırası" olup olmadığı tartışması, yargının kendi geçmişiyle çelişmesi olarak yorumlanıyor.

Siyasi parti liderlerinin tarihi figürler ve terör eylemleri hakkında yaptıkları sert tanımlamaların "hakaret" potasında eritilmesi, siyaset yapma ve ifade özgürlüğünün alanını daraltıyor.

Kararın ardından sosyal medyada, iktidara yakın bazı gazetecilerin Şeyh Said hakkında benzer veya daha sert ifadeler kullanmasına rağmen takipsizlik kararı aldığı, buna karşın muhalif bir parti liderine ceza kesilmesinin "düşman ceza hukuku" izlenimi yarattığı eleştirileri yükseliyor.

Sonuç olarak Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararı, teknik olarak hukuki bir sınır çizmiş gibi görünse de siyaset sahnesinde ve toplumsal hafızada Cumhuriyet'in kurucu değerleri üzerinden yeni bir kutuplaşma ve tartışma dalgası başlattı.

Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı

Yapay zekadan fiziksel dünyaya geçiş hızlanırken, bu yılın parlayan yıldızları kanser aşıları, kuantum simülasyonları ve sıfır elektrikle soğutma sağlayan malzemeler oldu

24.06.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl merakla beklenen ve geleceği şekillendirecek olan "Top 10 Emerging Technologies" (2026'nın En Önemli 10 Gelişen Teknolojisi) raporunu yayımladı. Frontiers iş birliğiyle yapay zeka analizleri kullanılarak hazırlanan rapor, teknoloji yarışının artık sadece yazılım ve sohbet botlarından ibaret olmadığını; doğrudan sağlık, enerji, altyapı ve gıda gibi fiziksel alanlara kaydığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

2026 yılı, laboratuvarda geliştirilen teorik buluşların küresel ölçekte ticari ve kitlesel üretime geçtiği kritik bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.


Sağlıkta devrim: Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları


Raporda en çok dikkat çeken unsurların başında sağlık sektöründeki dönüşüm geliyor. Tek tip kanser tedavisi dönemi, yerini hastanın kendi tümör hücrelerine göre tasarlanan kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarına bırakıyor.

Çalışma Prensibi: Hastanın tümör dokusu dizilenerek benzersiz mutasyonlar ve proteinler tespit ediliyor.

Bağışıklık Eğitimi: Tespit edilen bu işaretlere özel üretilen mRNA aşısı, hastanın kendi bağışıklık sistemine kanserli hücreleri bulup yok etmeyi öğretiyor.

Klinik Başarı: Güney Karolina'da gerçekleştirilen güncel bir melanom (cilt kanseri) klinik denemesinde, bu kişiselleştirilmiş aşıyı immünoterapi ile birlikte alan hastaların ölüm veya hastalığın nüksetme riskinde yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalma gözlendi.

İlaç keşif süreçlerinde ise Kuantum Simülasyonları devreye giriyor. Klinik denemelere giren her 10 ilaçtan 9'unun başarısız olduğu ilaç sektöründe, kuantum bilgisayarlar moleküllerin atomik seviyedeki davranışlarını simüle ederek milyarlarca kombinasyonu önceden test edebiliyor. IBM ve Moderna ortaklığında yürütülen protein katlanması simülasyonları, yeni ilaçların laboratuvar süreçlerini yıllardan günlere indirmeyi başardı.


İklim ve enerji: Elektriksiz soğutma ve çevre temizliği


2026 yılı küresel sıcaklık rekorlarıyla mücadele ederken, teknoloji dünyası enerji tüketmeyen alternatif çözümlere odaklanıyor. Pasif radyatif soğutma malzemeleri, üzerlerine gelen güneş ışığını doğrudan atmosferin dışına, uzay boşluğuna geri yansıtarak binaların hiç elektrik harcamadan serin kalmasını sağlıyor.

Enerji ve çevre başlıklarında öne çıkan diğer kritik teknolojiler ise şu şekilde devrim yaratıyor:

Doğrudan Lityum Çıkarımı (DLE): Geleneksel buharlaştırma havuzları yerine, tuz düzlüklerinden birkaç saat içinde batarya kalitesinde lityum üreterek elektrikli araç devrimini hızlandırıyor.

PFAS İmhası: Doğada asla yok olmadığı için "sonsuz kimyasallar" olarak bilinen PFAS maddelerini zararsız bileşenlere ayırarak içme sularını temizliyor.

Hassas Fermentasyon: Genetik olarak programlanmış mikroplar yardımıyla, hayvancılığa ihtiyaç duymadan tanklarda gıda bileşenleri ve ilaç ham maddeleri üretiyor.


Siber güvenlikte yeni çağ: Kafes Tabanlı Kriptografi


Yapay zeka ve kuantum bilgisayarların işlem gücü arttıkça, mevcut internet şifreleme yöntemlerinin siber korsanlar tarafından kırılma riski de büyüyor. WEF raporu, gelecekteki kuantum saldırılarına karşı dijital dünyayı koruyacak olan Kafes Tabanlı Kriptografi (Lattice-based cryptography) teknolojisini yılın en stratejik güvenlik hamlesi olarak ilan etti.

Verileri karmakarışık geometrik kafes yapıları içine gizleyen ve sistemin içine yapay "gürültüler" ekleyen bu yeni nesil matematiksel şifreleme, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlarla yapılacak siber saldırıları imkansız hale getiriyor. Teknoloji halihazırda Apple'ın iMessage gibi küresel platformlarında aktif olarak kullanılmaya başlanmış durumda.


"Yazılımdan fiziksel dünyaya geçiş"


Frontiers Baş Editörü Frederick Fenter, bu yılki listeyi değerlendirirken yapay zekanın itici güç olmaya devam ettiğini ancak en büyük etkinin artık yazılım dünyasından fiziksel dünyaya (fabrikalara, hastanelere ve enerji şebekelerine) geçtiğini vurguluyor. 2026 yılı, insanlığın gıda güvensizliği, iklim değişikliği ve tedavisi olmayan hastalıklar karşısında teknolojiyi en somut şekilde sahaya sürdüğü yıl olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

24.06.2026 13:27:00
AA
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 81 ilin yanı sıra, Avrupa'da ve dünyanın farklı yerlerinde milleti başarıyla temsil eden bütün vatandaşlara selamlarını gönderdi.

"Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı, sevgilerimi yolluyorum." diyen Erdoğan, grup toplantısını her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştirdiklerini söyledi.

"Partimizi yeni katılımlarla büyütmeye devam edeceğiz"
Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı içten sevdaları dolayısıyla katılımcılara teşekkür eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bugün bir kez daha AK Parti'nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize, hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyor, Cenabıallah'a şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye'ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamdediyorum. Kavganın, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde, kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz."

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi

22.06.2026 23:10:00
Haber Merkezi
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kendisini resmi bir kurum yetkilisi gibi göstererek bir alışveriş merkezinde (AVM) "denetim" adı altında incelemelerde bulunan ve bu anları sosyal medyada paylaşan Ferhat Aydoğan (F.A.) hakkında geniş çaplı bir soruşturma başlattı.

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi.

Kamu görevini usulsüz üstlenme ve sicil detayı



Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen tahkikatta, şüphelinin eylemleri Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili maddelerince "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında değerlendirildi.

Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte şüpheli Ferhat Aydoğan hakkında çarpıcı bir detay daha ortaya çıktı: Şahsın geçmiş dönemde "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sicil kaydının bulunduğu belirlendi.

Gözaltı, arama ve el koyma talimatı verildi

Herhangi bir resmi ve hukuki dayanağı bulunmayan "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" unvanını kullanarak esnafı ve vatandaşı manipüle etmeye çalışan şahsa yönelik savcılık kararları netleşti:

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kolluk kuvvetlerine şüphelinin derhal yakalanması için gözaltı talimatı verdi.

Şahsın ikamet ve gösterdiği adreslerde eş zamanlı olarak arama yapılması ve dijital materyaller dahil delil niteliğindeki unsurlara el konulması kararlaştırıldı.

Olayın geçmişi

Sosyal medya platformlarında paylaşılan video görüntülerinde; Ferhat Aydoğan'ın arkasındaki kalabalık bir grupla AVM'ye girdiği, buradaki esnafları ve işletme yönetimini yetkili bir devlet kurumu müfettişi gibi sorguya çekerek sözde denetim gerçekleştirdiği görülmüştü.

Görüntülerin kurgu bir "denetim tiyatrosu" olduğunun anlaşılması üzerine güvenlik güçleri şahsı adli makamlara sevk etmek üzere işlemleri başlattı.

Şüphelinin emniyetteki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilerek hakim karşısına çıkarılması bekleniyor.

Kim bu şahıs?

Ferhat Aydoğan, kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtan, medya sektöründe yöneticilik yaptığını iddia eden ve daha önce de benzer suçlamalarla yargılanmış bir isimdir.

Geçmişte "Türkiye Ak Gençlik Ocakları" adını kullanan bu yapı, Mart 2026'da isim değişikliğine giderek "Cumhur İttifakı Ocakları" adını almıştır.

Kendisini gazeteci olarak da tanıtan Aydoğan, Temmuz 2024'te sahte kimlik ve kartlar basarak nüfuz ticareti yaptığı gerekçesiyle "nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından tutuklanmıştır.

Güncel adli kayıtlarda "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sabıkası bulunan şahıs, geçmişte organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı'nın basın danışmanı olduğu iddiasıyla da medyada yer almıştır.

Son olarak Haziran 2026'da bir AVM'de esnafı sorguladığı sahte denetim videolarının ardından "kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi" suçundan hakkında yeniden gözaltı ve arama kararı verilmiştir.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.