logo
24 HAZİRAN 2026

Vatandaşın tepkisi hükümete

14.04.2005 00:00:00


Bazı illerde meydana gelen olayların ısrarla yanlış tahlil edildiğine dikkat çeken BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, bu olayların, gerçek gündemler yerine ülkemizi sun'î gündemlerle oyalayan siyasî iktidara halkın bir tepkisi olduğunu söyledi

Hastalık teşhis edilmeli"Trabzon'da cereyan eden son olaylarda esasen ortaya bir netice çıkıyor. Burada suçlu aramak, bilhassa siyasilerin 'filancı bu işi organize ediyor, filancı bu işin tezgahlamasının şu noktasındadır, o sebepten de bu hadiseler ortaya çıkıyor' tarzında yorumlaması yerine, 'bir hastalık var. bu hastalığın teşhisi gerekiyor'; bunu yapması lazım. Bunu yapmıyor, olayı kapatmaya çalışıyorlar. İşte 'Bu işi şu organize edebilir, filancı organize edebilir' diyorlar. Güzel de sen, şeytana bütün kapıları kapat bakalım, o zaman o şeytan senin vücut ülkene nasıl girecek?"

Millet bir mesaj verdi"Esasen bayrak hadisesinde millet bir mesaj verdi. 'Senin bez parçası gördüğün o mukaddes değer benim için canımın feda edildiği değerdir. Orada benim milletimin kanı, inandığı Peygamberi, Allah'ı var. Kafana akıl koy' mesajını verdi. Siviliyle verdi, askeriyle verdi. Farklı bir yerde ikinci bir hadise çıkıyor. Neden sen birinci nükseden hadiseden örnek alarak çözüm aramıyorsun da fail arama sevdasına koşuyorsun? Yok burada, 'milliyetçilik akımı bilmem ne olmuş da, şövenizme kaymış da... Senin yaptığın tiyatro." Mersin'de ayyıldızlı Türk bayrağının ayaklar altında çiğnenmesinin ardından Türkiye adeta çalkalanıyor. Çeşitli illerde birtakım olaylar zuhur ediyor. Başta iktidar olmak üzere "aydın" kisvesi altında bu milletin ruh köküne yabancı birtakım isimler, olayların mahiyetini ya yanlış algılıyor, tanımlıyor, ya da bilerek-isteyerek saptırmaya çalışıyor. İşte böyle bir konjonktürde BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, son zamanlarda ülkemizin gündemine iyice yerleşen bu olayların gerçek fotoğrafını kamuoyunun dikkatlerine sunuyor. Ahmet Erimhan'ın sorularına verdiği cevaplarda olayların mahiyetini anlatan Prof. Dr. Haydar Baş'ın açıklamalarına BTP Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Berk de yorumlarıyla katkıda bulunuyor. n Hocam, Türkiye yaklaşık iki haftadan bu tarafa, Mersin'de bir bayrak çiğnemenin ardından başlayan bir tartışmayı yaşıyor. Bir taraftan bayraklar evlerimizi süslerken bir taraftan da buna karşı bir değerlendirme yapılıyor. Derken sonra Trabzon'da bir süreç yaşandı. Burada vatandaşın refleks tepkisini Türkiye'nin nasıl okuması gerekiyor? Çünkü genel olarak olaylarla ilişkin bir tek yanlı okuma söz konusu. Bir farklı bakış açısıyla meselenin esasını okumak ve Türkiye'nin geleceğine katkı yapmak açısından bu temel tartışmaları acaba nasıl yerli yerine oturtmamız gerekiyor?Prof. Dr. Haydar Baş- Trabzon'da cereyan eden son olaylarda esasen ortaya bir netice çıkıyor. Burada suçlu aramak, bilhassa siyasilerin "filancı bu işi organize ediyor, filancı bu işin tezgahlamasının şu noktasındadır, o sebepten de bu hadiseler ortaya çıkıyor" tarzında yorumlaması yerine, "bir hastalık var. bu hastalığın teşhisi gerekiyor"; bunu yapması lazım. Bunu yapmıyor, olayı kapatmaya çalışıyorlar. İşte "Bu işi şu organize edebilir, filancı organize edebilir" diyorlar. Güzel de sen, şeytana bütün kapıları kapat bakalım, o zaman o şeytan senin vücut ülkene nasıl girecek? Yani iktidar, olayın özüne vakıf olarak meseleye çözüm getirmesi, halkın beklentilerini karşılaması gereken politik sahaya girmesi gerekirken tam aksine gazetecisini, televizyoncusunu konuşturuyor, olayı kapatmaya çalışıyor. Futbolda bir ver-kaç vardır. Bunlar, şimdi bu oyunu oynuyorlar. Millet iktidara mesaj verdiEsasen bayrak hadisesinde millet bir mesaj verdi. "Senin bez parçası gördüğün o mukaddes değer benim için canımın feda edildiği değerdir. Orada benim milletimin kanı, inandığı Peygamberi, Allah'ı var. Kafana akıl koy" mesajını verdi. Siviliyle verdi, askeriyle verdi. Farklı bir yerde ikinci bir hadise çıkıyor. Neden sen birinci nükseden hadiseden örnek alarak çözüm aramıyorsun da fail arama sevdasına koşuyorsun? Yok burada, "milliyetçilik akımı bilmem ne olmuş da, şövenizme kaymış da..." Senin yaptığın tiyatro. Aslında milletin geldiği bir nokta var. "Ben seni bunun için mi seçtim? Ben sana % 34 oy verdim. Mahalli seçimlerde % 44 ile bunu teyid ettim, destekledim. Bunu ben babama vermedim, sana verdim. Ben sana bu kadar itimat ettim. Ben sana teslim oldum, senin yaptığın işe bak. Sen, Kıbrıs'ı gidip Rum'a teslim ediyorsun. Türkiye'yi Avrupa'ya teslim ediyorsun. Ben bayrağıma sahibim; benim bayrağımı gönderden indiriyorsun, Avrupa'nınkini oraya çıkartıyorsun. Senin kafanı kırarım" diyor. Mesaj bu! "Ben bir elim yağda, bir elim balda olarak senin beni bakacağına inanırken, sen, ahırımdaki inekten bile vergi aldın. Nedir senden çektiğim?" Mesaj bu! Bu mesaj hükümetedir. "Yanlış yapıyorsun. Kendine gel. Aklını başına al" mesajıdır bu. Büyüme 9,9'muş! "Benim tabağımda bu görünmedi. Tenceremde, mutfağımda bu yok. Esnafımda, işçimde, memurumda, ormancımda, denizcimde yok. Ekonominin neresi büyüdü? Sen benimle dalga mı geçiyorsun?" diyor millet. "Aklını başına devşir" uyarısıAslında biz, taa başından, bu arkadaşların yaptığı icraatları ifade ederken, "çok yanlış gidiyorsunuz. Böyle giderseniz sonunda bir Molla Kasım gelir, sizi hesaba çeker" dedik. Şimdi millet, Molla Kasım oldu. Bunu böyle değerlendirecekler. "Yok! Şövenizme kaydı, bilmem şuna kaydı" ile olmaz. Yani millet aidiyet duygusunu mu kaybetsin? "Sen Çanakkale'yi bir tiyatro olarak görüyorsun. 257 bin insanımız şehit düştü, orada şüheda rütbesini elde etti. Şehitlik makamına yükseldi. Sen geliyorsun, Anzakla beni bir tutuyorsun. Tiyatrocunu, sanatkârını, gazetecini konuşturuyorsun, orada benim mânâmı yok ediyorsun." Milletin cevabı bu. "Kendine gel. Aklını başına devşir" diyor. Aydınlar toplanmış da bildiri yayınlamışlar! Nasıl aydın bu? Milletine sahip çıkmaz. Milletinin acısından haberi yoktur. Açlığından, çıplaklığından haberi yoktur. Milletine sahip çıkıp kendisini yönetenleri yönlendirmesi gerekirken milletin kafasına vuracak! Hatırlarsanız İmparatorluğun inkırazı döneminde mütareke basını da aynısını yapıyordu. Merhum Mustafa Kemal Atatürk'e de bunlar az mı yaptı? Kuvay-ı Milliye harekâtında merhum, Anadolu'yu gezerken gittiği yerlere telgraflar çekiliyor, "takip edin, yakalayın" emri veriliyordu. Allah selametini versin! Bizim Ata Selçuk Hocamızın babası da Kuvay-ı Milliye'de merhum Mustafa Kemal Atatürk'ün sekreteriydi, yardımcısıydı. O anlatıyor. "Bizim kaderimiz galiba oraya doğru gidiyor" diyor. Biz adamlara yol gösteriyoruz. Elimizi öpüp, "Allah razı olsun! Bizi senelerce evvel uyardınız" demesi lazım gelen adamlar, farklı farklı kulvarlara kaymaya çalışıyorlar.Tepki, siyasetin kendisinedirKısaca bu tepki halkın oradaki çocuklara olan tepkisi değildir. Üç tane PKK'lı imiş, dört tane bilmem ne imiş; bunlar sembolik bir şeydir. Bu tepki, bizzat siyasetin kendisinedir. Sayın Başbakanımızı severim. Buradan ona bir kardeş gibi sesleniyorum: Yanlış yapıyor. O yanlışları yapa yapa öyle bir noktaya geliyor ki artık geldiği kaderin izharı onun iflasının belki de alameti ve işareti olma noktasına gidiyor. Henüz her şey bitmiş değil. Çark etsin. Milletine dönsün. Milletin sevgisiyle buluşsun. Sandıkta onu kucaklayanı bugün o kucaklasın. Bak o zaman ülke nasıl güllük gülistanlık oluyor. Hayat berkemal oluyor. Başkasının dolmuşuna binmesinler. Eğer "Siz kim oluyorsunuz?" derlerse biz, kenara çekiliriz, milletin şamarı onları ıslah etmesini bilir. Bu, milletin cevabıdır. Başka bir şey değildir.n Yani bunu böyle okumak lazım.Prof. Dr. Haydar Baş- Bunu böyle okumak lazım. Burada sayın Trabzon Emniyet Müdürünü de kutluyoruz. Çünkü Trabzonlunun ruhunu çok iyi kavramıştır. Zaten tertemiz bir insan olmasa netice de belki böyle olmazdı. Ama bir de olaya şu mantıkla bakmak lazım: Eğer o gençler linç edilmek istenseydi bana göre olabilirdi. Orada aslında iktidara ikaz var. "Aklını başına al. Bizim maksadımız bu çocukları dövmek, kılını incitmek değil, senin ders almandır. Tedbirini al!" demektir. Yoksa "o öyle olmuş, bu böyle olmuş" ile hiçbir neticenin ortaya çıkması mümkün olamaz. Zararın neresinden dönülürse kârdırn Bu, aslında şimdiye kadar yapılmayan bir değerlendirme de değil mi?Prof. Dr. Haydar Baş- Milletin can emniyeti, mal emniyeti tehlikeye giriyor. Din ve vicdan emniyeti tehlikeye giriyor. Öyle bir prosedür, öyle bir anlayış, öyle bir hukuki zemin ortaya çıkıyor ki "AB'ye gireceğiz" gerekçesiyle milletin en vazgeçilmez mukaddesleri ile oynanmaya başlandı. Sen, bu ülkede kalkıyorsun, bir sürü kilise evi açıyorsun. "Biz, hür, demokratik, laik bir ülkeyiz" diyorsun. Sana "olma" diyen yok ki. Ama sen, bana, kilise evi açtığın mahallede bir tane Hıristiyan göster de ondan sonra "bunun için ben bunu açtım" gerekçene ben inanayım. Bir tane Hıristiyanın olmadığı mahalleye sen kilise evi açıyorsun. Kime ne yapmak istiyorsun? Ne mesaj vermek istiyorsun? Yani "Hıristiyan olduk" mu demek istiyorsun? Sana, seve seve, "Benim inancımı koruyacak. Başımın örtüsüne sahip çıkacak. Çoluk-çocuğumu rahatça okutacak" diye güvenen vatandaş senin bu halini gördükten sonra niye tepkisini koymasın? Bu millet enayi mi? Elbette tepkisini koyacak. Derslerini almaları lazım. Kendilerini düzeltmeleri lazım. Bunu yaparlarsa, zararın neresinden dönersen kârdır. İnşaallah dönerler.Milletin isyanı AB gündemine n Sizin bu çizdiğiniz fotoğraf önemli ve anlamlı bir fotoğraf. Bunun altını doldurmak anlamında İbrahim Berk'le birkaç noktanın altını çizebiliriz. Vatandaşın tepkisi niye? Hükümete olduğunu biliyoruz ama hükümetin hangi icraatları tepki alıyor? Başbakan iki hafta kadar evvel, "Başörtüsü konusunda biz vatandaşa söz vermedik" dedi. AİHM, Apo'nun yeniden yargılanmasına ilişkin bir karar aldı ve bu kararı hükümet ciddi ciddi tartışıyor. Aslında TCK'nın bekletilmesinde Apo'nun yeniden yargılanmasının önünün açılması çabalarının olduğu ve bunun hükümet içinde ciddi bir tartışma yarattığı medyaya sızmış durumda. Ermenistan sınır kapısı açıldı, açılıyor ve soykırım iddiaları ciddi olarak gündemde. Ege ile ilişkin de"savaş sebebi saymaktan vazgeçmeliyiz" diyen bir Meclis Başkanı var. Bu fotoğraf hakkında ne dersiniz?İbrahim Berk- Hocam ifade etti. Gerçekten burada vatandaşın üç-beş eylemciye verdiği tepkiden ziyade milletin bir sahipsizlik duygusuna son 2-2,5 yıldır itilmiş olması ve milletimize verilen sözlerin aksine ekonomide milletin tamamına hizmet götürme mantığından çok borçları büyüterek, sıcak paraya hizmet ederek, döviz-faiz-borsa üçgeninde çoğu da yabancı olan bir mutlu azınlığa hizmet etmesi dolayısıyla bu, iktidara bir tepkiydi, diye düşünüyorum.Büyüyen şeylere bakıyorsunuz, borçlar büyümüş. Vatandaş bunu görüyor. Büyüyenlere bakıyorsunuz, yabancı sermaye sahipleri döviz cinsinden parayı bozdurup, Türkiye'de bir senede iktidara borç verdikleri zaman % 50 net gelir elde etmişler; düşük kur ve yüksek faizle... İthalat patlamış, sonuçta yerli üretim çökmüş ve biz, tabir-i caizse yabancı sermayeye vergi ödemişiz. Dışarıdaki sanayii finanse etmişiz. İşsizlik büyümüş. Prof. Dr. Haydar Baş- Tarım çökmüş. Vatandaş 4 liraya buğdayını mal ediyor, 3 liraya satamıyor. Müşteri bulamıyor. Sen kalkıyorsun, bu vatandaşın mamulüne pazar bulmak yerine elindeki pazarını alıyorsun. Buğdayı ithal ediyorsun, onu piyasadan çıkartıyorsun. Sen kimin başbakanısın, kimin kabinesisin, kime hizmet ediyorsun?İbrahim Berk- Çiftçi toprağını satıp geçinir noktaya mahkum edilmiş. Hırsızlık, kap-kaç olayları büyümüş. Topladığınız zaman ekonomide sorunlar büyümüş, her tarafta kriz yaşanıyor. Diğer alana geçiyorsunuz. Milletin mağduriyetini giderme vaadiyle geldin. Azınlıklara ilişkin ve yabancıların Türkiye'deki temsilcilerinin önünü açan uygulamalara imza attın. İş geldi, geldi, nerede ise sözde Ermeni soykırımı olayını adeta bir suçluluk duygusuyla Meclis'te ele alıyoruz. Bugüne kadar Türkiye'nin böyle bir ihtiyacı yoktu. AB gündemine aslında milletin isyanı var. Maalesef bugün en yetkili mevkideki insanlar, işte o Yunanistan'a şirin gözükmek için "ona gerek yok, buna gerek yok" diyenler, AB aşkından söz ediyorlar. Yani bir Avrupa fanatizmine, milliyetçiliğine karşı Türk milliyetçiliği haklı olarak bir nefs-i müdafaa tarzında ortaya çıkıyor. Vatanına sahip çıkıyor. Papa'nın ölümü bahanesiyle adeta bu millete yeni bir din ithal edilmeye çalışılıyor. Toplum, bütün bunları topluyor, topluyor, bir noktada da patlıyor.Tabiî burada toplumun haklı tepkisini, milletimizin haklı tepkisini belki de provoke edip farklı kulvarlara çekmek isteyenler olacaktır. Bunun bile iktidarın gerçeği görmesini engellemek dışında bir sonuca varması mümkün değil. Çünkü toplum gerçekten yanlış gördüğü şeye tepki koymak istiyor.

Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı

Yapay zekadan fiziksel dünyaya geçiş hızlanırken, bu yılın parlayan yıldızları kanser aşıları, kuantum simülasyonları ve sıfır elektrikle soğutma sağlayan malzemeler oldu

24.06.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl merakla beklenen ve geleceği şekillendirecek olan "Top 10 Emerging Technologies" (2026'nın En Önemli 10 Gelişen Teknolojisi) raporunu yayımladı. Frontiers iş birliğiyle yapay zeka analizleri kullanılarak hazırlanan rapor, teknoloji yarışının artık sadece yazılım ve sohbet botlarından ibaret olmadığını; doğrudan sağlık, enerji, altyapı ve gıda gibi fiziksel alanlara kaydığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

2026 yılı, laboratuvarda geliştirilen teorik buluşların küresel ölçekte ticari ve kitlesel üretime geçtiği kritik bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.


Sağlıkta devrim: Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları


Raporda en çok dikkat çeken unsurların başında sağlık sektöründeki dönüşüm geliyor. Tek tip kanser tedavisi dönemi, yerini hastanın kendi tümör hücrelerine göre tasarlanan kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarına bırakıyor.

Çalışma Prensibi: Hastanın tümör dokusu dizilenerek benzersiz mutasyonlar ve proteinler tespit ediliyor.

Bağışıklık Eğitimi: Tespit edilen bu işaretlere özel üretilen mRNA aşısı, hastanın kendi bağışıklık sistemine kanserli hücreleri bulup yok etmeyi öğretiyor.

Klinik Başarı: Güney Karolina'da gerçekleştirilen güncel bir melanom (cilt kanseri) klinik denemesinde, bu kişiselleştirilmiş aşıyı immünoterapi ile birlikte alan hastaların ölüm veya hastalığın nüksetme riskinde yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalma gözlendi.

İlaç keşif süreçlerinde ise Kuantum Simülasyonları devreye giriyor. Klinik denemelere giren her 10 ilaçtan 9'unun başarısız olduğu ilaç sektöründe, kuantum bilgisayarlar moleküllerin atomik seviyedeki davranışlarını simüle ederek milyarlarca kombinasyonu önceden test edebiliyor. IBM ve Moderna ortaklığında yürütülen protein katlanması simülasyonları, yeni ilaçların laboratuvar süreçlerini yıllardan günlere indirmeyi başardı.


İklim ve enerji: Elektriksiz soğutma ve çevre temizliği


2026 yılı küresel sıcaklık rekorlarıyla mücadele ederken, teknoloji dünyası enerji tüketmeyen alternatif çözümlere odaklanıyor. Pasif radyatif soğutma malzemeleri, üzerlerine gelen güneş ışığını doğrudan atmosferin dışına, uzay boşluğuna geri yansıtarak binaların hiç elektrik harcamadan serin kalmasını sağlıyor.

Enerji ve çevre başlıklarında öne çıkan diğer kritik teknolojiler ise şu şekilde devrim yaratıyor:

Doğrudan Lityum Çıkarımı (DLE): Geleneksel buharlaştırma havuzları yerine, tuz düzlüklerinden birkaç saat içinde batarya kalitesinde lityum üreterek elektrikli araç devrimini hızlandırıyor.

PFAS İmhası: Doğada asla yok olmadığı için "sonsuz kimyasallar" olarak bilinen PFAS maddelerini zararsız bileşenlere ayırarak içme sularını temizliyor.

Hassas Fermentasyon: Genetik olarak programlanmış mikroplar yardımıyla, hayvancılığa ihtiyaç duymadan tanklarda gıda bileşenleri ve ilaç ham maddeleri üretiyor.


Siber güvenlikte yeni çağ: Kafes Tabanlı Kriptografi


Yapay zeka ve kuantum bilgisayarların işlem gücü arttıkça, mevcut internet şifreleme yöntemlerinin siber korsanlar tarafından kırılma riski de büyüyor. WEF raporu, gelecekteki kuantum saldırılarına karşı dijital dünyayı koruyacak olan Kafes Tabanlı Kriptografi (Lattice-based cryptography) teknolojisini yılın en stratejik güvenlik hamlesi olarak ilan etti.

Verileri karmakarışık geometrik kafes yapıları içine gizleyen ve sistemin içine yapay "gürültüler" ekleyen bu yeni nesil matematiksel şifreleme, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlarla yapılacak siber saldırıları imkansız hale getiriyor. Teknoloji halihazırda Apple'ın iMessage gibi küresel platformlarında aktif olarak kullanılmaya başlanmış durumda.


"Yazılımdan fiziksel dünyaya geçiş"


Frontiers Baş Editörü Frederick Fenter, bu yılki listeyi değerlendirirken yapay zekanın itici güç olmaya devam ettiğini ancak en büyük etkinin artık yazılım dünyasından fiziksel dünyaya (fabrikalara, hastanelere ve enerji şebekelerine) geçtiğini vurguluyor. 2026 yılı, insanlığın gıda güvensizliği, iklim değişikliği ve tedavisi olmayan hastalıklar karşısında teknolojiyi en somut şekilde sahaya sürdüğü yıl olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

24.06.2026 13:27:00
AA
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 81 ilin yanı sıra, Avrupa'da ve dünyanın farklı yerlerinde milleti başarıyla temsil eden bütün vatandaşlara selamlarını gönderdi.

"Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı, sevgilerimi yolluyorum." diyen Erdoğan, grup toplantısını her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştirdiklerini söyledi.

"Partimizi yeni katılımlarla büyütmeye devam edeceğiz"
Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı içten sevdaları dolayısıyla katılımcılara teşekkür eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bugün bir kez daha AK Parti'nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize, hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyor, Cenabıallah'a şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye'ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamdediyorum. Kavganın, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde, kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz."

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu

24.06.2026 11:15:00
AA
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı
Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı
Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi

22.06.2026 23:10:00
Haber Merkezi
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kendisini resmi bir kurum yetkilisi gibi göstererek bir alışveriş merkezinde (AVM) "denetim" adı altında incelemelerde bulunan ve bu anları sosyal medyada paylaşan Ferhat Aydoğan (F.A.) hakkında geniş çaplı bir soruşturma başlattı.

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi.

Kamu görevini usulsüz üstlenme ve sicil detayı



Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen tahkikatta, şüphelinin eylemleri Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili maddelerince "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında değerlendirildi.

Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte şüpheli Ferhat Aydoğan hakkında çarpıcı bir detay daha ortaya çıktı: Şahsın geçmiş dönemde "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sicil kaydının bulunduğu belirlendi.

Gözaltı, arama ve el koyma talimatı verildi

Herhangi bir resmi ve hukuki dayanağı bulunmayan "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" unvanını kullanarak esnafı ve vatandaşı manipüle etmeye çalışan şahsa yönelik savcılık kararları netleşti:

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kolluk kuvvetlerine şüphelinin derhal yakalanması için gözaltı talimatı verdi.

Şahsın ikamet ve gösterdiği adreslerde eş zamanlı olarak arama yapılması ve dijital materyaller dahil delil niteliğindeki unsurlara el konulması kararlaştırıldı.

Olayın geçmişi

Sosyal medya platformlarında paylaşılan video görüntülerinde; Ferhat Aydoğan'ın arkasındaki kalabalık bir grupla AVM'ye girdiği, buradaki esnafları ve işletme yönetimini yetkili bir devlet kurumu müfettişi gibi sorguya çekerek sözde denetim gerçekleştirdiği görülmüştü.

Görüntülerin kurgu bir "denetim tiyatrosu" olduğunun anlaşılması üzerine güvenlik güçleri şahsı adli makamlara sevk etmek üzere işlemleri başlattı.

Şüphelinin emniyetteki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilerek hakim karşısına çıkarılması bekleniyor.

Kim bu şahıs?

Ferhat Aydoğan, kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtan, medya sektöründe yöneticilik yaptığını iddia eden ve daha önce de benzer suçlamalarla yargılanmış bir isimdir.

Geçmişte "Türkiye Ak Gençlik Ocakları" adını kullanan bu yapı, Mart 2026'da isim değişikliğine giderek "Cumhur İttifakı Ocakları" adını almıştır.

Kendisini gazeteci olarak da tanıtan Aydoğan, Temmuz 2024'te sahte kimlik ve kartlar basarak nüfuz ticareti yaptığı gerekçesiyle "nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından tutuklanmıştır.

Güncel adli kayıtlarda "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sabıkası bulunan şahıs, geçmişte organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı'nın basın danışmanı olduğu iddiasıyla da medyada yer almıştır.

Son olarak Haziran 2026'da bir AVM'de esnafı sorguladığı sahte denetim videolarının ardından "kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi" suçundan hakkında yeniden gözaltı ve arama kararı verilmiştir.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.