logo
28 EYLÜL 2026

Veda Haccı ve Gadr-i Hum olayı

İmam Muhammed Bâkır, senetli bir şekilde Gadr-i Hum olayını şöyle anlatıyor

16.01.2023 20:52:00
 
Veda Haccı ve Gadr-i Hum olayı
Veda Haccı ve Gadr-i Hum olayı
İmam Muhammed Bâkır, senetli bir şekilde Gadr-i Hum olayını şöyle anlatıyor:

"Resulüllah hac görevini Medine'den, Mekke'ye gidip yerine getirmiştir. O ana kadar hac ve velayet dışında bütün şer'i hükümleri insanlara tebliğ etmişti. Cebrail, Resulüllah'a gelerek, "Ya Muhammed" dedi.

"Allah Sana selam söylüyor. Ve şöyle buyuruyor: Ben canının alacağım her peygamberimin ve her resulümün canını ancak dinimi kemale erdirdikten ve hüccetimi tamamladıktan sonra alırım.

Bu dinden de Senin üzerine tebliğ etmen gereken iki fariza kaldı. Hac farizası ve senden sonrası için velayet ve hilafet farizası, Ben yeryüzünü asla hüccetsiz bırakmadım ve bırakmayacağım."

Cebrail şöyle devam etti:

"Allah Sana haccı kavmine tebliğ etmeni emrediyor. Seninle Medine etrafından ve bedevilerden kimin gitme imkânı varsa onlar da Seninle hac yapsın ki onlara, namazı, zekâtı ve orucu öğrettiğin gibi haccı da öğretesin."

Bunun üzerine Allah Resulü'nün münadisi insanlara şöyle seslendi:

"Allah'ın Resulü hac yapmak istiyor ve önceki şer'i hükümlerde olduğu gibi haccın da hükümlerini size öğretmeyi amaçlıyor."

Böylece Resulüllah yola çıktı ve O'nunla birlikte pek çok insan yola koyuldu. Bu seferde Resulüllah'la beraber hac yolculuğuna çıkanların sayısı yetmiş bin kişi veya üzeriydi.

Resulüllah hac farizasının bitirip Medine'ye doğru yola çıktı. Cuhfe'ye varmadan, Gadr-i Hum denen yere vardığında Cebrail nâzil olup, "Ey Muhammed" dedi Allah şöyle buyuruyor: "Ey Resul, Sana indirileni tebliğ et (insanlara ulaştır) eğer bunu yapmazsan peygamberliğini tebliğ etmemiş gibi olursun. Ve Allah Seni insanlardan koruyacaktır."

Resulüllah bir ucu Cuhfe'ye yaklaşan Müslümanların önde gidenlerinin geriye çağrılmalarını ve geride kalanların da orada toplanmalarını emretti.

Ardından namaza toplanma emri verdi. Orada bulunan ağaçların altının temizlenmesini ve minber şeklinde taşların üst üste konmasını emretti. Ve insanların iyi görebilmesi için onların üzerine çıktı.

Allah'a hamd ü senâ ederek söze başladı.

"Hamd ve senâ; birliğinde yüce, tekliğinde yakın, sultasında celaletli ve erkanında azim olan Allah'a mahsustur.

Allah'ın ilmi, yerlerinde kaldıkları hâlde her şeyi kuşatmıştır. O, bütün yaratıkları kudret ve burhanıyla hakimiyeti altına almıştır.

Allah sürekli olarak şükredilmiş ve sürekli de övülecektir. O yok olmayan bir azametin sahibidir. Yaratan O'dur. Yeniden dirilten de O'dur. Her iş O'na dönmektedir.

Yükseltilmişleri (göklerden ve semavi cisimlerden kinayedir) vücuda getiren, serilenleri (yeryüzünden kinayedir) seren, yerlerin ve göklerin hükümranı, pak, tenzih edilmiş, meleklerin ve ruhun Rabbi, yarattığı her şeye ihsanda bulunan, kendisine yaklaşan herkese lütfeden O'dur. Her göz O'nun gözetimindedir ama gözler O'nu göremez.

Allah ikram edici, hilm sahibi ve tahammül edicidir. Rahmeti her şeyi kuşatmış, nimeti ile hepsine ihsanda bulunmuştur. İntikam almada acele davranmaz ve müstahak olunan azabına hemen teşebbüste bulunmaz.

Bâtınları ve gizlilikleri anlar, içleri bilir, gizlenmişler O'na saklı kalmaz ve gizlilikler O'na karmaşık gelmez. Her şeyi ihata eden O'dur. Her şeye galebe çalan O'dur. Her şeyde kuvvet O'dur; her şey üzerindeki kudret O'dur.

O'nun gibi bir şey yoktur. Hiçbir şey yokken, bir şey var eden O'dur. Daimidir; adalet ile kaimdir. İzzet ve hikmet sahibi olan O'ndan başka bir ilah yoktur.

O gözlerin idrakinden yücedir ama kendisi gözleri derk eder- görür. O, lütuf sahibi ve bilendir. Hiç kimse görmekle sıfatlarına ulaşamaz ve hiç kimse bizzat Aziz ve Celil olan Allah'ın kendisinin kılavuzluk ettiği dışında gizli ve açık niteliği hakkında bir şey elde edemez.

Şahadet ederim ki, O öyle bir Allah'tır ki kutsiyeti, zamanı doldurmuştur. O'nun nuru, ebediyeti kapsamıştır. O, emirlerini istişare edilen kimselerle istişare etmeksizin icra etmektedir; takdirinde ortağı bulunmamakta ve tedbirinde hiçbir yardım görmemektedir.

Yarattığı her şeyi örnek ve misali olmaksızın, hiç kimseden yardım almadan, zahmete katlanmadan, fikir ve çare bulmaya ihtiyaç duymadan yaratmıştır.

Allah yaratıkları icat etti ve onlar da vücuda geldiler, yarattı ve onlar da zahir oldular.

Evet, O, Kendisinden başka ilah olmayan Allah'tır; O ki yaptığı sağlam ve işi güzeldir; zulmetmeyen bir âdil ve işlerin kendisine döndüğü bir kerem sahibidir."

Şahadet ederim ki her şeyin, azameti karşısında tevazu gösterdiği ve her şeyin, izzeti karşısında zelil olduğu ve her şeyin, kudreti karşısında teslim olduğu ve her şeyin, heybeti karşısında huzû gösterdiği (boyun eğdiği) ilah O'dur.

Padişahların padişahı, eflakin (galaksilerin) döndürücüsü, Güneş ve Ay'ı râm eden de O'dur. Her şey tayin edilmiş bir zamanla hareket etmektedir. Süratle birbirlerini takip eden geceyi gündüze ve gündüzü de geceye giydirmektedir. Her inatçı zorbayı döküp kıran ve her isyankar şeytanı helak eden O'dur.

O'nun için bir zıt ve O'nunla birlikte bir eş mevcut değildir; tek ve ihtiyacızdır; doğurulmamış ve doğurmamıştır; O'nun hiçbir benzeri yoktur; tek olan Allah ve azamet sahibi bir Rab'dir.

İstemekte, ardından yerine getirmektedir; irade etmekte ardından mukadder kılmakta; bilmekte, ardından saymaktadır; öldürmekte ve diriltmektedir; fakir kılmakta ve zenginleştirmektedir; güldürmekte ve ağlatmaktadır; yakın kılmakta ve uzaklaştırmaktadır; esirgemekte ve bağışta bulunmaktadır; hükümdarlık O'nundur; hamd ve senâ O'na mahsustur; hayır O'nun elindedir; O, her şeye kâdirdir.

Geceyi gündüze ve gündüzü geceye giydirir; O'ndan başka ilah yoktur. Allah izzet ve mağfiret sahibidir; dualara icabet eden, çok ihsanda bulunan, nefesleri sayandır.

Cin ve insanların Rabbidir. Hiçbir şey O'na zor gelmez, yardım isteyenlerin feryadı O'nu usandırmaz; ısrar edenlerin ısrarı O'nu bıktırmaz, sâlihlerin koruyucusu, kurtuluşa erenlerin başarıya ulaştırıcısı, mü'minlerin ihtiyaç sahibi ve alemlerin Rabbi'dir.

Yarattığı her şeyden dolayı kendisine her hâlde şükredilmesi gereken Allah'tır. O'na hamd ediyorum; sürekli şükrediyorum. Sıkıntı ve rahatlık hâlinde, zorluk ve huzur hâlinde O'na şükrediyorum, O'na, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ediyorum.

O'nun emrini dinliyor, sadece O'na itaat ediyorum, O'nu hoşnut eden şeylere teşebbüste bulunuyorum, itaatinde rağbet ettiğim için ve cezasından korktuğum için O'nun mukadderatı karşısında teslim oluyorum. Zira hilesinden güvende olunmayan (yapılan hilelere uygun zamanında karşılık veren) ve zulmünden korkulmayan (yani asla zulmetmeyen) Allah O'dur.

Allah için nefsim hususunda kulluğumu itiraf ediyorum ve O'nun Rab olduğuna tanıklık ediyorum. Bana vahyettiği her şeyi edâ ediyorum; zira eğer onu edâ etmezsem, Bana azabının ineceğinden korkuyorum.

Şüphesiz O'nun azabının, her ne kadar büyük hile yapsa/düzen kursa da ve dostluğu halis olsa da hiç kimse defedemez. Allah'tan başka ilah yoktur. Allah Bana nâzil buyurduğunu tebliğ etmediğim takdirde, risâletimi edâ etmemiş olacağımı ilan etti. Beni insanların şerrinden koruyacağını garantiledi. Allah kifayet eden ve yücelik sahibidir.

Allah Bana şöyle vahyetmiştir: 'Ey Resul, Rabbinden Sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan, O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah, Seni insanlardan korur. Doğrusu Allah kâfirlere yol göstermez.'

Ey insanlar, Ben Allah'ın Bana nâzil buyurduğu hiçbir şeyi ulaştırma hususunda kusur etmedim ve Ben bu ayetin nüzul sebebini sizlere beyan ediyorum:

Cebrail üç defa Bana nâzil oldu ve selam sahibi olan -ki O Selam'dır- Rabb'im tarafından bu toplantı yerinde ayağa kalkarak, beyaz ve siyah (ırktan) herkese şunu ilan etmemi emretti: 'Ali bin Ebî Tâlib, Benim kardeşimdir, vasimdir, halifemdir ve Benden sonra imamdır. O'nun Bana nispet makamı, Harun'un Musa'ya olan makamı gibidir; şu farkla ki Benden sonra peygamber gelmeyecektir.

O, Allah ve Resulü'nden sonra sizlerin velisidir (velayet ve tasarruf sahibidir)' diye ilan etmemi emretti. Allah, bu konuda Kitabından Bana bir de ayet nâzil buyurdu: 'Şüphesiz sizin veliniz, Allah, Resulü, iman edip namaz kılanlar ve rükû hâlinde zekat veren müminlerdir.'

Namaz kılıp rükû hâlinde zekat veren ve her hâlinde Aziz ve Celil olan Allah'a yönelen kimse Ali ibn Ebî Tâlib'dir.

Ey insanlar, Ben Cebrail'den Benim için Allah'tan, Beni bu önemli şeyi tebliğ etmekten mazur görmesini dilemesini istedim. Zira takva sahiplerinin azlığını, münafıkların çokluğunu, kınayanların fesadını, İslam'ı alaya alanların hilelerini biliyorum. Onlar Allah'ın, Kitabında kendilerini şöyle nitelendirdiği kimselerdir:

'Hani siz, onu dillerinizle birbirinize yetiştiriyor, ağızlarınızla hiçbir bilgi sahibi olmadığınız bir şeyi söylüyor ve onu kolay sanıyordunuz. Halbuki o Allah katında büyük bir günahtır.'

Hakeza, münafıklar defalarca Bana eziyette bulundular ve Beni 'uzun' (her söze kulak asan kimse) olarak adlandırdılar. Onlar, Ali'nin Benden ayrılmaması, Benim kendisine teveccüh etmem sebebiyle böyle olduğumu sandılar.

Sonunda Aziz ve Celil olan Allah şu ayeti nâzil buyurdu: '(Yine o münafıkların içinde) O (Peygamber her söyleneni dinleyen) bir kulaktır, diyerek Peygamberi incitenler de vardır. De ki: O sizin için bir hayır kulağıdır.'

Eğer Ben, Bana bunu (her söze kulak veren kimse olmayı) isnat edenleri açığa vurmak istersem, edebilirim. Eğer onların şahsına işaret etmek istersem, işaret de edebilirim, Eğer onları alametleriyle tanıtmak istersem, tanıtabilirim. Ama Allah'a yemin olsun ki Ben onların işi hususunda yücelik gösterdim.

Bütün bunlardan sonra Ali hakkında Bana nâzil olan şeyi tebliğ etmediğim takdirde, Allah asla Benden razı olmayacaktır."

Hz. Peygamber (s.a.v.) daha sonra şu ayeti tilavet buyurdu:

"Ey Elçi! Rabbinden Sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah Seni insanlardan korur. Doğrusu Allah kâfirlere yol göstermez."

"Ey insanlar, biliniz ki Allah Muhacirler'e, Ensar'a ve onlara iyilikle tâbi olanlara, köylüye ve şehirliye, Arab'a, ve Acem'e, özgüre ve köleye, büyüğe ve küçüğe, beyaza ve siyaha, O'na (Ali'ye) itaat etmeyi farz bilmiş, O'nu imam ve yetki sahibi kılmıştır.

Her muvahhid için O'nun hükmünü icra etmesi, sözüyle amel etmesi, emrini kabullenmesi gerekir.

Her kim O'na muhalefet ederse, mel'undur. Her kim O'na tâbi olursa ve O'nu tasdik ederse, Allah'ın rahmetine mazhar olacaktır. Allah O'nu ve O'nu dinleyip kendisine itaat eden herkesi bağışlamıştır.

Ey insanlar, bu, böylesine bir toplulukta ayağa kalktığım son defadır. O halde işitiniz, itaat ediniz; Rabbiniz olan Allah'ın emri karşısında teslim olunuz.

Zira Aziz ve Celil olan Allah-u Teâlâ sizin mevlânız ve ma'budunuzdur. Allah'tan sonra, (şu anda) ayakta sizleri muhatap kılan, O'nun Resulü olan Muhammed sizin velinizdir.

Benden sonra da Ali Allah'ın emriyle sizin veliniz ve imamınızdır. İmamet makamı ondan sonra da Allah ve Resulü'yle görüşeceğiniz güne (Kıyamete kadar O'nun evlatlarından olan Benim neslimin hakkıdır.

Allah'ın helal kıldığı hususlar dışında bir helal yoktur. Allah'ın sizlere haram kıldığı şey dışında da bir haram yoktur. Aziz ve Celil olan Allah Bana helal ve haramı tanıtmış ve Rabb'imin Kitabından, helal ve haramından Bana öğrettiği her şeyi de Ben ona ifâze etmişim (öğretmişim).

Ey insanlar, Allah var olan her ilmi Bende bir araya toplamıştır. Ben de öğrendiğim her ilmi takva sahiplerinin imamında (Ali'de bir araya) topladım. Var olan her ilmi mutlaka Ali'ye öğrettim. O'dur (Allah'ın Kur'an'da zikrettiği) imam-ı mübin (apaçık imam).

Ey insanlar, O'ndan (Ali'den) başkasına yönelerek sapıklığa düşmeyin, O'ndan yüz çevirmeyin; O'nun velayetinden ayrılmayın. O, hakka hidayet eder ve hak ile amel eder. Bâtılı iptal eder ve bâtıldan sakındırır. Allah yolunda kınayıcıların kınaması O'na engel olamaz.

O (Ali), Allah'a ve Resulü'ne iman eden ilk kimsedir. Bana iman hususunda hiç kimse O'ndan öne geçmemiştir.

O, canıyla Allah Resulü'nün yolunda her türlü fedakarlığa katlanmıştır.

İnsanlardan hiç kimse O'nunla Allah'a ibadet etmediği bir zamanda, O, Allah Resulü'yle birlikteydi.

Namaz kılan ilk kimse O'dur. Benimle birlikte Allah'a ibadet eden ilk kimse de O'dur. Allah tarafından yerime yatağıma yatmasını emrettim. O da canını Bana feda ederek Benim yerime yatağıma yattı.

Ey insanlar, O'nu üstün bilin; hiç şüphesiz, Allah O'na üstünlük vermiştir. O'nu kabul edin; şüphesiz Allah O'nu tayin etmiştir.

Ey insanlar, O, Allah tarafından tayin edilen imamdır. Her kim O'nun velayetini inkar ederse, şüphesiz Allah tevbesini kabul etmez ve O'nu bağışlamaz.

Allah'ın O'na muhalefet eden kimseye böyle davranacağı kesindir. Allah O'na böyle yapar ve O'nu ebediyete kadar, sonsuza dek şiddetli azapla azaplandırır.

O hâlde O'na muhalefet etmekten sakının. Aksi takdirde yakıtı insanlarla taşlar olan ve kâfirler için hazırlanan ateşe dûçar olursunuz.

Ey insanlar, Allah'a yemin olsun ki önceki peygamberler ve elçiler Bana müjde vermişlerdir ve ben Allah'a yemin olsun ki peygamber ve elçilerin sonuncusuyum, gök ve yerdeki bütün yaratıkların üzerinde hüccetim.

Her kim bu konuda şek ederse cahiliye küfrü gibi kâfir olmuş olur. Her kim bu sözümden bir şeyde şek ederse Bana nâzil olmuş olan her şeyden şek etmiştir.

Her kim imamların birinden şüphe ederse onların tümünden şüphe etmiştir ve kim bizim hakkımızda şüpheye kapılırsa, hiç şüphesiz ateştedir.

Ey insanlar, Allah, bu üstünlüğü Bana bağışta bulunmuştur; bu O'nun Bana bir nimeti ve O'ndan Bana bir ihsandır. O'ndan başka ilah yoktur. Ebediyete kadar, sonsuza dek, her hâliyle O'na hamd ve senâda bulunuyorum.

Ey nisanlar, Ali'yi üstün biliniz. Zira o, Allah rızk indirdiği ve yaratıklar baki kaldığı müddetçe kadın ve erkek tüm insanların en üstünüdür. Bu sözü reddeden ve O'nunla uyumlu olmayan kimse mel'undur, mel'undur; gazaba uğramıştır, gazaba uğramıştır!

Biliniz ki Cebrail, Allah tarafından bu haberi Benim için nâzil kıldı ve şöyle buyurdu: 'Her kim Ali'ye düşmanlık eder ve velayetini kabul etmezse, lanetim ve gazabım onun üzerine olsun.'

Herkes yarın için önceden ne göndereceğine baksın. Ali'ye muhalefet etmekten ve ayağı sabit olduktan sonra sürçmesinden dolayı Allah'tan korksun. Allah yaptıklarınızdan hiç şüphesiz haberdardır.

Ey insanlar, Kur'an hakkında tefekkür ediniz, ayetlerini anlamaya çalışınız; muhkem ayetlerine bakınız, müteşabih ayetlerinin ardından koşmayınız.

Allah'a yemin olsun ki Kur'an'ın bütününü sizlere beyan edebilecek ve tefsirini sizler için açıklayabilecek olan kimse, Benim elinden tuttuğum, O'nu kendime doğru yükselttiğim, pazısından tuttuğum, iki elimle kaldırdığım ve sizlere, 'Ben kimin mevlâsıysam bu Ali de onun mevlâsıdır' diye bellettiğim kimsedir ve O Benim kardeşim ve vasim (yerime geçecek olan) Ali b. Ebî Tâlib'dir. O'nun velayeti, Bana vahiy nâzil buyuran Aziz ve Celil olan Allah tarafındandır.

Ey insanlar, Ali ve O'nun soyundan olan temiz çocuklarım, sıkl- i asgardır (daha küçük değerli emanet) ve Kur'an ise sıkl-i ekberdir (daha büyük değerli emanet).

Bu ikisinden her biri diğerini haber vermekte ve onunla uyum içinde bulunmaktadır. Onlar Kevser havuzunun başında yanıma gelinceye kadar asla birbirinden ayrılmazlar. Biliniz ki onlar, insanlar arasında Allah'ın emin kulları ve yeryüzündeki hakimleridir.

Biliniz ki Ben edâ ettim!

Biliniz ki Ben tebliğ ettim!

Biliniz ki Ben duyurdum!

Biliniz ki Ben açıkladım!

Biliniz ki Allah buyur-muştur ve Ben Aziz ve Celil olan Allah adına konuşuyorum.

Biliniz ki Mü'minlerin Emiri sadece Benim şu kardeşimdir.

Biliniz ki Mü'minlerin Emiri olmak, Benden sonra O'ndan başka hiç kimse için helal değildir."

Daha sonra Hz. Peygamber (s.a.a) eliyle Ali'nin (a.s.) pazısından tuttu ve yukarı kaldırdı. Mü'minlerin Emiri (a.s.) ise Hz. Peygamber (s.a.v) minberin üstüne çıktığı zamandan beri, O'ndan bir basamak aşağıda bulunuyordu.

Hz. Peygamber'in yüzüne (s.a.v.) oranla sağ tarafa meyletmişti ve dolayısıyla da her ikisi de bir mekanda durmuş gibiydiler.

Sonra Hz. Peygamber (s.a.v) elini kaldırdı. Her ikisi de elini göğe doğru açtı. Ali'yi (a.s) yerinden kaldırdı ve ayağı Hz. Peygamber'in (s.a.v) diziyle aynı hizaya geldi. Daha sonra Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu:

"Ey insanlar, bu Ali'dir; O Benim kardeşim, vasîm, ilmimi toplayan ve ümmetim arasında iman eden kimseler üzerinde halifemdir.

Aziz ve Celil olan Allah'ın Kitabı'nı tefsir etmekte, Allah'a davet etmekte, Allah'ı razı eden şeylerle amel etmekte, Allah'ın düşmanlarıyla savaşmakta, Allah'a itaatle dostluk etmekte ve Allah'a isyan etmekten sakındırmakta Benim yerime geçen kimsedir.

Allah Resulü'nün halifesi O'dur; Mü'minlerin Emiri odur; Allah tarafından hidayet imamı O'dur. Nâkısîn (ahdini bozan Cemel ashabı), Kâsıtîn (Zulmeden Muaviye taraftarları) ve Mârikîn'i (dinden çıkan Hâriciler'i) Allah'ın emriyle öldüren odur.

Allah şöyle buyurmuştur: 'Nezdimde söz değişmez.'

Ey Rabbim, Senin emrinle şöyle diyorum: Allah'ım, Ali'yi seven kimseyi sev, Ali'ye düşman olan kimseye düşman ol; O'na yardım edene yardım et, O'nu yalnız bırakan kimseyi Sen de yalnız bırak. Ali'yi inkar eden kimseye lanet et; Ali'nin hakkını inkar eden kimseye gazap et.

Ey Rabbim, Sen, bu konu aydınlandıktan ve Ali'yi bugün tayin ettikten sonra şu ayeti Bana nâzil buyurdun: 'Bugün, size dininizi kemâle erdirdim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, din olarak sizin için İslam'ı beğendim.'

'Kim, İslam'dan başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O, ahirette de kaybedenlerdendir.'

Ey Rabbim, Seni de şahit tutuyorum ki Ben tebliğ ettim.

Ey insanlar, Allah dininizi imametle kâmil buyurmuştur. O halde kıyamet gününe, Aziz ve Celil olan Allah'ın huzuruna varılacağı güne kadar, her kim O'na ve Benim çocuklarımdan ve O'nun soyundan gelecek vasîlere iktida etmezse, böyle kimselerin amelleri dünya ve ahirette yok olmuş olur ve sürekli azap içinde bulunurlar; azapları asla hafifletilmez ve onlara mühlet de verilmez.

Ey insanlar, bu Ali, sizlerden Bana en çok yardım eden, Bana en lâyık olan, Bana en yakın bulunan ve nezdimde en değerli olan kimsedir.

Aziz ve Celil olan Allah ve Ben O'ndan razıyız. Kur'an'da Ali dışında hiç kimse hakkında rızayet ayeti (kendisinden razı olunduğunu bildiren bir ayet) inmemiştir.

Allah, mü'minlere hitap ettiği her yerde önce O'na hitap etmiştir. Kur'an'da var olan övgü ayetleri O'nun hakkındadır ve Allah, İnsan Sûresi'nde sadece O'nun cennete gireceğine şahadette bulunmuştur. Bu sûreyi O'ndan başkası hakkında nâzil buyurmamış ve bu sûreyle O'ndan başkasını övmemiştir.

Ey insanlar, o (Ali), Allah'ın dininin yardımcısı, Allah Resulü'nün savunucusudur. O, takvalı, temiz, hidayet eden ve hidayet olmuş kimsedir. Peygamberiniz en iyi Peygamber, vasîniz en iyi vasî, O'nun çocukları da en iyi vasîlerdir.

Ey insanlar, her peygamberin soyu kendi sulbündendir. Ama Benim neslim, Mü'minlerin Emiri Ali'nin sulbündendir.

Ey insanlar, Şeytan Adem'i hasetle cennetten dışarı çıkardı. Sakın Ali'ye haset etmeyiniz. Aksi taktirde amelleriniz boşuna gider, ayaklarınız sürçer, Adem bir sürçme sebebiyle yeryüzüne gönderildi.

Oysa Adem Aziz ve Celil olan Allah'ın seçtiği kimseydi. O halde sizler, aranızda Allah'ın düşmanları olduğu hâlde nasıl bir halet içinde olacaksınız?

Biliniz ki sadece şekavet sahibi kimse Ali'ye düşmanlık eder ve sadece takva sahibi kimse Ali'yle dost olur. Ali'ye sadece halis mü'min olan kimse iman eder. Allah'a yemin olsun ki Asr Sûresi Ali hakkında nâzil olmuştur:

'Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Asr'a and olsun ki, insan hiç şüphesiz hüsran içindedir. Asra and olsun ki iman eden, hak ve sabırdan hoşnut olan Ali dışında tüm insanlar hüsran içindedir.'

Ey insanlar, Ben Allah'ı şahit tuttum, risâletimi sizlere tebliğ ettim, peygamberin sadece açıkça tebliğ etmeden başka bir sorumluluğu yoktur. Ey insanlar, Allah'tan hakkıyla korkun ve dünyadan sadece Müslüman olarak ayrılın.

'Ey kitap verilenler, bir takım yüzleri silip dümdüz ederek arkalarına çevirmeden, yahut cumartesi ashabını (Yahudileri) lanetlediğimiz gibi lanetlemeden önce, elinizdeki Kitab'ı tasdik ederek indirdiğimiz Kur'ân'a iman edin.'

Ey insanlar, Allah'a yemin olsun ki bu ayette kendilerini isim ve soylarıyla bildiğim ashabımdan bir grup kastedilmiştir. Ama onları ifşa etmemekle görevlendirildim. O halde her kim amel ederse, kalbinde Ali'ye karşı taşıdığı sevgi veya kinle mutabık olan şeyi bulacaktır.

Ey insanlar, Aziz ve Celil olan Allah tarafından Bana bir nur verilmiş, Benden sonra Ali b. Ebi Tâlib'e ve O'ndan sonra da Mehdi-i Kâime kadar, O'nun nesline verilmiştir. Mehdi de Allah'ın hakkını ve bize ait olan her hakkı geri alır.

Zira Aziz ve Celil olan Allah bize kusurda bulunanlara, düşmanlık gösterenlere, muhaliflere, hainlere, günahkârlara, zâlimlere ve tüm âlemlerden gasp edenlere karşı hüccet karar kılmıştır.

Ey insanlar, sizleri Allah'tan korkutuyorum ve uyarıyorum ki Ben Allah'ın Resulü'yüm. Benden önce de peygamberler var olmuştur. Ben ölür veya öldürülürsem, sizler gerisin geriye mi döneceksiniz?

Her kim gerisin geriye dönerse, Allah'a hiçbir zarar veremez. Allah çok yakında şükredenlere ve sabredenlere mükafat verecektir.

Biliniz ki sabır ve şükürle nitelendirilen Ali'dir. Ondan sonra da O'nun neslinden olan çocuklarım da aynen böyledir.

Ey insanlar, Müslüman oluşunuz sebebiyle Bana, hatta Allah'a minnet etmeye kalkışmayın. Aksi taktirde Allah amellerinizi ortadan kaldırır. Size gazap eder ve Allah sizleri ateşten ve (erimiş) bakırdan alevlere müptela kılar; şüphesiz Rabb'iniz pusudadır.

Ey insanlar, benden sonra da ateşe davet edecek olan önderler olacaktır; onlar kıyamet günü yardım görmezler. Ey insanlar Allah ve Ben onlardan uzağız.

Ey insanlar, onlar ve yardımcıları, onlara tâbi olanlar, onları takip edenler, ateşin en alt derecesinde olacaklardır ve kibirli kimselerin yeri ne de kötüdür! Biliniz ki onlar, Ashab-ı Sahife'dir. O halde, sizden her biriniz kendi sahifesine baksın."

Râvi şöyle diyor: "Hz. Peygamber (s.a.v.), Ashab-ı Sahife adını zikredince insanların çoğu Hz. Peygamber'in bu sözden neyi kastettiğini anlamadılar. Kendileri için bir soru teşkil etti. Oradakilerden çok azı Hz. Peygamber'in maksadını anlayabildi.

"Ey insanlar, Ben hilafet emrini kıyamet gününe kadar imamet veraseti olarak neslime emanet ediyorum. Ben tebliğ etmekle görevli olduğum şeyi tebliğ ettim ki, burada hazır olan ve olmayan, dünyaya gelen ve gelmeyen herkese hüccet olsun. O halde, kıya-met gününe kadar, burada hazır olanlar hazır olmayanlara ve babalar çocuklarına ulaştırsınlar.

Çok yakında Benden sonra imameti padişahlık olarak zulüm ve zorbalıkla alacaklardır. Allah gasp edenlere ve (bu hakka) tecavüzde bulunanlara lanet etsin. Bu esnada insanlar ve cinler, sizlere dökülmesi gerekeni döker, sizlere ateş ve (erimiş) bakırdan alevler gönderir ve siz onu asla defedemezsiniz.

Ey insanlar, Aziz ve Celil olan Allah sizleri, kötüyü iyiden ayırt etmek için başıboş bırakmamıştır, Allah sizleri gaipten haberdar kılmamıştır.

Ey insanlar Allah, kıyamet kopmadan önce yalanlamaları sebebiyle bayındır olan her bölgeyi helak edecektir ve onu Mehdi'nin hakimiyeti altına geçirecektir. Allah kendi vaad ettiği şeyi uygulayacaktır.

Ey insanlar, sizden öncekilerin çoğu helak oldu. Allah onları helak etti ve gelecek nesilleri de helak edecek olan O'dur. Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur: 'Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız. Suçlulara böyle yaparız. O gün yalanlamış olanların vay haline!'

Ey insanlar, Allah Bana emretmiş ve Beni sakındırmıştır. Ben de Allah'ın emriyle Ali'ye emrettim ve O'nu sakındırdım. Emir ve yasaklama ilmi O'nun nezdindedir.

O halde, O'nun emrini dinleyiniz ki esenlikte kalasınız. O'na itaat edin ki hidayet bulasınız. O'nun yasaklamalarını kabul edin ki doğru yolda olasınız ve O'nun maksat ve muradına doğru hareket edersiniz ve bilinmedik yollar sizleri onun yolundan alıkoymasın.

Ey insanlar, Ben Allah'ın uymayı emrettiği doğru yoluyum, Benden sonra da Ali ve sonra O'nun neslinden olan çocuklarım da hidayet imamlarıdır. Hakka hidayet eder hakkın yardımıyla adalet üzere davranırlar."

Daha sonra Hz. Peygamber (s.a.v) şu ayeti tilavet buyurdu:

"Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla. Hamd âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur..."

Hamd Suresi'ni sonuna kadar okudu ve daha sonra şöyle buyurdu: "Bu sûre Benim hakkımda nâzil olmuştur. Allah'a yemin olsun ki onlar (imamlar) hakkında nâzil olmuştur. Genel olarak onlara şamildir; özel olarak da onlar hakkındadır. Onlar Allah'ın dostlarıdır; onlara bir korku yoktur ve onlar asla üzülmezler. Biliniz ki Allah'ın hizbi galip gelecektir.

Biliniz ki onların düşmanları, sefihler (beyinsizler), sapıklar ve şeytanın kardeşleridir. Onlar batıl şeyleri gurur yüzünden birbirine iletirler.

Biliniz ki Ehl-i Beyt'in dostları ise Allah'ın Kitabı'nda kendilerini zikrettiği ve haklarında şöyle buyurduğu kimselerdir: 'Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir millettir, babaları veya oğulları veya kardeşleri ya da akrabaları olsa bile Allah'a ve Peygamberine karşı gelenlere sevgi beslediklerini görmezsin. İşte Allah, imanı bunların kalplerine yazmıştır.'

Biliniz ki Ehl-i Beyt'in dostları Aziz ve Celil olan Allah'ın kendilerini nitelendirdiği ve haklarında şöyle buyurduğu kimselerdir: 'İnanıp da imanlarına herhangi bir haksızlık karıştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır.'

Biliniz ki onların (Ehl-i Beyt'in) dostları iman edenler ve şüpheye düşmeyen kimselerdir.

Biliniz ki onların (Ehl-i Beyt'in) dostları esenlikle ve güven içinde cennete girenlerdir. Melekler selâmla onları karşılamaya gelirler ve şöyle derler: Selam olsun size, tertemiz oldunuz. O halde ebedi olarak cennete giriniz.

Biliniz ki Ehl-i Beyt'in dostları, cennetin kendilerinin olduğu ve içinde hesapsız rızıklanan kimselerdir.

Biliniz ki Ehl-i Beyt'in düşmanları ise ateşin alevleri içine girecek olan kimselerdir. Biliniz ki Ehl-i Beyt'in düşmanları cehennemden kaynadığı halde korkunç bir ses duyan ve cehennemin alevlenmesini gözleriyle gören kimselerdir.

Biliniz ki Ehl-i Beyt'in düşmanları Allah'ın haklarında şöyle buyurduğu kimselerdir: 'Her ümmet girdikçe kendi yoldaşına lânet eder.'

Biliniz ki Ehl-i Beyt'in düşmanları Allah'ın haklarında şöyle buyurduğu kimselerdir: 'Oraya atıldıkları zaman, bekçileri onlara: 'Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?' diye sorarlar. Onlar; 'Evet; doğrusu bize bir uyarıcı geldi fakat biz yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapıklık içindesiniz demiştik' derler. Çılgın alevli cehennemlikler yok olsunlar!'

Biliniz ki Ehl-i Beyt'in dostları, gizlide Rab'lerinden korkan ve kendileri için mağfiret ve büyük ecir bulunan kimselerdir.

Ey insanlar, ateşin alevleri ve büyük ecir arasındaki fasıla ne de uzundur!

Ey insanlar, bizim düşmanlarımız, Allah'ın kendilerini kınadığı ve lanet ettiği kimselerdir. Bizim dostlarımız da Allah'ın kendilerini methettiği ve sevdiği kimselerdir.

Ey insanlar, biliniz ki Ben uyarıcı ve korkutucuyum, Ali de müjdeleyicidir.

Ey insanlar, biliniz ki Ben uyarıcıyım ve sakındırıcıyım, Ali ise hidayet edicidir.

Ey insanlar, biliniz ki Ben Peygamberim, Ali ise Benim halifemdir.

Ey insanlar, biliniz ki Ben Peygamberim ve Ali de bundan sonra Benim vasîm ve imamdır. Ondan sonraki imamlar da onun evlatlarıdır. Biliniz ki Ben onların babasıyım, onlar da O'nun (Ali'nin) sülbünden vücuda gelecektir.

Biliniz ki imamların sonuncusu, bizden kıyam edecek olan, Mehdi'dir. Dinlere galip gelecek olan, O'dur; zâlimlerden intikam alacak olan, O'dur; kaleleri fetheden ve onları yok eden kimse de O'dur; şirk ehlinden her kabileye üstün gelen ve onları hidayet eden, O'dur.

Biliniz ki Allah'ın veli kullarına ait her kanın intikamını alacak olan O'dur. Allah'ın dinine yardım edecek olan da O'dur.

Biliniz ki derin denizden istifade eden O'dur; her fazilet sahibine fazileti miktarınca karşılık verecek olan O'dur. Allah'ın seçtiği ve seçkin kıldığı kimse O'dur. Her ilmin vârisi ve her anlayışı ihata eden O'dur.

Biliniz ki Rabb'inden haber veren O'dur, ilahi ayetleri yukarı yükselten O'dur; hidayete eren temeli sağlam kimse O'dur ve işlerin kendisine ısmarlandığı kimse de O'dur.

Öncekilerin müjdelediği kimse O'dur. Hüccet olarak bâki kalacak olan O'dur ve O'ndan sonra hiçbir hüccet yoktur. Var olan her hak O'nunladır ve var olan her nur O'nun nezdindedir.

Biliniz ki O galibi olmayan kimsedir. Hiç kimseye O'nun aleyhine yardım edilmez. Allah'ın yeryüzündeki velisi, kulları arasında hükmedicisi, gizli ve açık eminidir.

Ey insanlar, Ben sizler için açıkladım ve sizlere anlattım. Ben-den sonra sizlere anlatacak olan da Ali'dir.

Biliniz ki Ben, hutbemin sonunda sizleri biat etmek ve O'na ikrarda bulunmak için elinizi uzatmaya davet ediyorum ve Benden sonra sizleri kendisiyle biatleşmeye davet ediyorum.

Biliniz ki Ben Allah'a biat ettim, Ali de Bana biat etti ve Ben de Allah tarafından O'nun için sizlerden biat alıyorum.

Nitekim Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur: 'Şüphesiz Sana baş eğerek el-lerini verenler (biat edenler), Allah'a baş eğip el vermiş sayılırlar.

Allah'ın eli onların ellerinin üstündedir. Verdiği bu sözden dönen, ancak kendi aleyhine dönmüş olur ve kim Allah'a verdiği sözde vefalı davranırsa, Allah ona büyük bir ödül verecektir.'

Dikkat edilirse, Resulüllah, hutbenin 7 ayrı yerinde Hz. Ali'yi halife ve imam olarak ilan etmiştir:

1- "Ali b. Ebi Tâlib benim kardeşimdir, vasimdir, halifemdir."

2- "Ey insanlar, biliniz ki, Allah Muhacirler'e, Ensar'a ve onlara iyilikle tâbi olanlara, köylüye ve şehirliye, Arab'a ve Acem'e, özgüre ve köleye, büyüğe ve küçüğe, beyaza ve siyaha Ali'ye itaat etmeyi farz kılmış, O'nu imam ve yetki sahibi kılmıştır."

3- "Benden sonra da Ali Allah'ın emriyle sizin veliniz ve imamınızdır. İmamet makamı ondan sonra da Allah ve Resulü ile görüşeceğiniz güne kadar O'nun evlatlarından olan Benim neslimin hakkıdır."

4- "Ali, Allah tarafından tayin edilen imamdır."

5- "İyi bilin ki, Mü'minlerin Emiri ancak Benim şu kardeşimdir. Mü'minlerin Emiri olmak Benden sonra O'ndan başka hiç kimse için helal değildir."

6- "Ey insanlar, bu Ali'dir. O Benim kardeşim, vasim, ilmimi toplayan ve ümmetim arasında iman eden kimseler üzerinde halifemdir."

7- "Ey insanlar, Ben hilafet emrini kıyamet gününe kadar imamet veraseti olarak neslime emanet ediyorum."

Resulüllah, Hz. Ali'yi insanların en üstünü olarak ilan etmiş ve ashabına O'na muhalefet etmemelerini emretmiştir:

"... Ey insanlar, Ali'yi üstün bilin zira O, Allah rızık indirdiği ve yaratıklar bâki kaldığı müddetçe kadın ve erkek tüm insanların en üstünüdür. Bu sözü reddeden ve O'nunla uyumlu olmayan kimse mel'undur, mel'undur, gazaba uğramıştır, gazaba uğramıştır..."

Rivayete göre Peygamberimiz Hz. Ali için bir çadır kurulmasını emretti ve Müslümanlara da gruplar halinde yanına girerek Emirü'l-Mü'minin sıfatıyla O'nu selamlamalarını emretti.

Bütün Müslümanlar bunu yaptılar. Hatta o sırada Hz. Peygamberin yanında bulunan eşleri ve diğer Müslümanların hanımları da çadıra girip Emirü'l-Mü'minin olarak Hz. Ali'yi selamladılar.

Hz. Ali'yi tebrik edenlerin başında Ebu Bekir ve Ömer vardı. Hz. Ömer, "Ne mutlu Sana ey Ebu Tâlib'in oğlu! Artık Benim ve bütün erkek ve kadının mü'minlerin mevlâsı oldun" dedi.

Gadr-i Hum hadisini 300'den fazla âlim müsned olarak 100'den fazla sahabeden rivayet etmişlerdir.

Gadr-i Hum hadisini rivayet eden âlimlerden bazıları şunlardır:

1- İmam Fahreddin Razi, Mefatih'ul-Gayb Tefsiri
2- İmam Ahmed Salebi, Keşful-Beyan Tefsiri
3- Celaluddin Suyûti, Durrü'l-Mensur
4- Ebu'l Hasan Ali b. Ahmed-i Vahidi en-Nişaburi, Esbab'un-Nüzûl
5- Muhammed b. Cerir Taberi, Tefsir-i Kebir
6- Hafız Nuaym İsfahani, Ma Nezele Min'el Kur'ani Fi Ali ve Hilyetu'l Evliya
7- Muhammed b. İsmail Buhari, Tarih, c. 1 sy. 375
8- Müslim b. Haccac Nişaburi, Sahih c. 2, sy. 325
9- Ebu Davud Secistani, Sünen
10- Muhammed b. İsa Tirmizi, Sünen
11- Hafız b. Ukde, Kitabul Velayet
12- İbn Kesir-i Şafii Dimaşki, Tarih
13- İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 4, sy. 281
14- Ebu Hamid b. Muhammed Gazali, Sırru'l Alemin
15- İbn Abdulbir, İstiab
16- Eş-Şafii, Metalib'us-Sevl, sy. 16
17- İbn Megazili eş-Şafii, Menakıb
18- Nuruddin b. Sabbağ el-Maliki, El-Fusulu'l Mühime, sy. 24
19- Hüseyin b. Mes'ud Beğevi "Mesabih'us-Sünne"de
20- Ebu'l Müeyyid Muvaffak b. Ahmed Hatib Harezmi, Menakıb
21- Mecduddin b. Esir Muhammed eş-Şeybani, Cami'ul-Usul
22- Hafız Ebu Abdurrahman Ahmed b. Ali Nesai, Hasais'ul- Alevi ve Sünen
23- Süleyman Belhi el-Hanefi, Yenabi'ul-Mevedde
24- Ahmed. b. Hacer el-Mekki, Es-Savaik'ul Muhrika ve El- Menh'ul-Melekiyye. (İbn-i Hacer, Savaik'in 1. bâbının 25. sayfa-sında şöyle diyor:
"Gadr-i Hum hadisi hiçbir şek ve şüphe taşımayan sahih bir hadistir. İçinde Tirmizi, Nesai ve Ahmed b. Hanbel'inde bulundu-ğu bir cemaat tarafından rivayet edilmiştir. Gerçekten onu rivayet edenler oldukça çoktur).
25- İbn Mâce el-Kazvini, Sünen
26- Hakim Nişaburi, Müstedrek
27- Süleyman b. Ahmed Taberani, Evset
28- İbn Esir-i Cezri, Usdü'l-Gabe
29- İbn Cevzi, Tezkiret'ul-Havass'il-Ümme, sy. 17
30- Ebu Ömer b. Abdurrabbih, İkd'ul-Ferid
31- Allame Semhudi, Cevahiru'l-Akdeyn
32- İbn Teymiyye, Minhac'us-Sünne
33- İbn Hacer Askalani, Feth'ul-Bari ve Tehzib'ut-Tehzib
34- Zimahşeri, Rebi'ul-Ebrar
35- Ebu Said Secistani, Kitab'ud-Diraye Fi Hadis'il-Velaye
36- Ubeydullah b. Abdullah Haskani, Duat'ul Hüda ila Eda-i Hak'kil Muvalat
37- Rezin b. Muaviye el-Abdurey, El-Cem'u Beyn'es-Sihah'is-Sitte
38- İmam Fahr-i Razi, Erbain'de bütün ümmetin bu hadis üze-rinde icma ettiğini söylemektedir.
39- Mukbili, Ehadis'ul-Mütevatire
40- Suyûti, Tarih'ul-Hülafa
41- Mir Seyyid Ali Hemedani, Meveddet'ül Kurba
42- Ebu'l-Feth, Hasais'ul-Alevi
43- Hace Parsa-i Buhari, Fasl'ul-Hitab
44- Celaluddin Şirazi, Erbain
45- Abdurrauf el-Menavi, Feyz'ul-Kadir Fi Şerh-i Cami'is-Sağir
46- Muhammed b. Yusuf Genci eş-Şafii, Kifayet'ut-Talib'in, 1. bâb
47- İbrahim b. Muhammed Himvini, Feraid'us-Simtayn
48- Kadı Fazlullah b. Ruzbehani, İbtat'ul-Batıl
49- Muhammed b. Ahmed Şerbini, Sirac'ul-Münir
50- Ebu'l Feth Şehristani eş-Şafii, Milel ve Nihel
51- İbn Asakir Ebu'l-Kasım Dimaşki, Tarih-i Kebir
52- İbn Ebi'l-Hadid el-Mutezili, Nehcü'l-Belağa Şerhi
53- Alauddin Simnani, Urvet'ül-Vüska
54- İbn Haldun, "Tarih" kitabının mukaddimesinde
55- Mevla Ali Muttaki Hindi, Kenzu'l-Ummal
56- Şemsuddin Ebu'l-Hayr Dimaşki, Esne'l-Metalib
57- Seyyid Şerif Hanefi el-Curcani, Şerh-i Mevakıf
58- Yahya b. Şeref'un-Nebevi, Tehzib'ul-Esma re'l-Lugat
59- Hafız Ebu Bekir Hatib-i Bağdadi, Tarih-i Bağdadi
60- Nizamuddin Nişaburi, Tefsiru'l-Garaib'ul-Kur'an (Burada adı geçen Ehl-i Sünnet âlimleridir).
Taberi, El-Velayet Fi Tarik-i Hadis'il Gadir adlı kitabında bu hadisi 70'den fazla şekilde Hz. Peygamberden nakletmiştir.

İbni Ukde-i Kufi, Velayet adlı risalesinde bu hadisi 170 kişiden nakletmiştir. Muhammed b. Ömer-i Bağdadi bu hadisi 25 yoldan nakletmiş, bu konuda 26 eser yazmıştır." (Prof. Dr. Haydar baş İmam Ali eserinden)

Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

28.09.2026 18:47:00
Haber Merkezi
 
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Peki, Ergin'in paylaşımında hangi bilgiler yanlış, hangileri doğru? Kaynaklar karşılaştırıldığında tartışmanın merkezinde tek bir ifade bulunuyor: "eski Adli Tıp çalışanı."

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Turgay Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunmasına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Ergin'in paylaşımında Tamer'in Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı, 14'ünde serbest bırakıldığı ve daha sonra evinde ölü bulunduğu aktarıldı.

Bu olayların önemli bölümü farklı haber kaynaklarında da yer aldı.

"GÖZALTINA ALINDI" BİLGİSİ DOĞRU

Turgay Tamer'in Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı doğrulanıyor.

DHA'nın haberine göre Tamer, yaklaşık iki hafta önce soruşturma kapsamında gözaltına alındı ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Dolayısıyla Ergin'in "Tamer, kısa süre önce Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılmıştı" şeklindeki aktarımının bu bölümü kaynaklarla örtüşüyor.

"SERBEST BIRAKILDI" BİLGİSİ DOĞRU

Tamer'in gözaltı işleminin ardından serbest bırakıldığı da doğrulanıyor.

DHA, Tamer'in adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldığını bildirirken, soruşturmayla ilgili diğer haberlerde de aynı bilgi yer alıyor.

"EVİNDE ÖLÜ BULUNDU" BİLGİSİ DE DOĞRU

Ergin'in paylaşımındaki en önemli bilgilerden biri olan Tamer'in evinde ölü bulunması da doğrulanıyor.

Tamer, Büyükçekmece'deki evinde eşi tarafından yerde yatarken bulundu. Sağlık ekipleri Tamer'in hayatını kaybettiğini belirledi. Cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. DHA, ilk incelemede ölümün şüpheli bulunduğunu aktardı.

Dolayısıyla "evinde ölü bulundu" bilgisi de doğrulanmış durumda.

PEKİ YANLIŞ OLAN NE?

Tartışmanın asıl noktası Turgay Tamer'in mesleki tanımı.

Ergin'in paylaşımında Tamer için "eski Adli Tıp çalışanı" ifadesinin kullanıldığı aktarılıyor.

Ancak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasına göre Tamer, Adli Tıp doktoru değildi. Tamer, Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu dönemde cezaevinde kampüs doktoru olarak görev yapıyordu. Başsavcılık ayrıca Tamer'in Kozinoğlu'nun sağlık durumunun kötüleştiğinden haberdar edilmediğini ve Kozinoğlu'na herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını açıkladı.

Yani resmi açıklamaya göre yanlış olan nokta Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olarak nitelendirilmesi.

BİR İFADE, TUTUKLAMA TALEBİ

Ergin'in gözaltına alınmasının ve ardından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesinin, söz konusu paylaşım üzerinden yürütüldüğü haberleştirildi. Ergin hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasının yanı sıra, suçun basın ve yayın yoluyla işlendiği iddiasının da bulunduğu bildirildi.

Burada dikkat çeken tablo şu:

Tamer'in gözaltına alınması: doğrulanıyor.

Tamer'in serbest bırakılması: doğrulanıyor.

Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunması: doğrulanıyor.

Tamer'in cezaevinde görev yapmış doktor olması: doğrulanıyor.

Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olması: Başsavcılık tarafından reddediliyor.

Dolayısıyla Ergin'in paylaşımındaki olayların tamamının yanlış olduğu söylenemiyor. Tartışmalı olan, Tamer'in görevine ilişkin kullanılan ifade.

GAZETECİLİKTE HATA NEREDE BİTER, SUÇ NEREDE BAŞLAR?

Fatih Ergin dosyasında hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağı henüz belli değil. Ancak mevcut bilgiler üzerinden bakıldığında tartışma, paylaşımın ana olay örgüsünün yanlış olup olmadığı ile bir meslek tanımındaki hatanın "halkı yanıltıcı bilgi" kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında düğümleniyor.

Ergin'in tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesiyle birlikte kamuoyunun önündeki soru da şu:

Bir gazetecinin haberindeki tek bir yanlış ifade, paylaşımın diğer bölümleri doğru olsa dahi "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebine dayanak yapılabilir mi?

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.