logo
11 EYLÜL 2026

Vergi borçluları açıklandı

Devlete vergi borcu bulunan mükelleflerini açıklayan Gelir İdaresi Başkanlığı listesine göre, 47 bin 32 kişi ve kuruluşun devlete 1 milyon liranın üzerinde vergi borcu bulunuyor. Listede ilk 100'de yer alanların borçlarının toplam tutarı ise 44 milyar lirayı geçiyor
 

11.09.2019 00:00:00
 
Vergi borçluları açıklandı
Vergi borçluları açıklandı
Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından, devlete 1 milyon liranın üzerinde vergi borcu bulunan mükellefler açıklandı. Devlete 1 milyon liranın üzerinde vergi borcu bulunan 47 bin 32 kişi ve kuruluşun olduğu belirlendi. GİB'in internet sitesinde yer alan duyuruya göre, kurum, 30 Haziran itibarıyla 1 milyon liranın üzerinde vergi borcu olan mükellefler listesini hazırladı.

Buna göre devlete toplam 47 bin 32 kişi ve kuruluşun 1 milyon liranın üzerinde vergi borcu bulunuyor. Listenin ilk sırasında Dörtyol Vergi Dairesine kayıtlı 1 milyar 462 milyon 244 bin 129 liralık borçla Nursan Metalurji Endüstrisi AŞ yer alırken, bu şirketi Başkent Vergi Dairesine kayıtlı 1 milyar 360 milyon 989 bin 27 liralık borcuyla Mustafa Akyol, Anadolu Kurumlar Vergi Dairesine kayıtlı 1 milyar 189 milyon 251 bin 820 lirayla Uluslararası Akaryakıt Dağıtım Ltd. Şti, Gökalp Vergi Dairesine kayıtlı 1 milyar 181 milyon 955 bin 159 lirayla Affan Havacılık Akaryakıt Turizm San. ve Tic. AŞ, Kahramankazan Vergi Dairesine kayıtlı 1 milyar 125 milyon 274 bin 592 lirayla Öztürk N-F Gres Madeni Yağ ve Kimya San. Tic. Ltd. Şti. takip etti. 
 
İlk 100 şirketin borcu 44 milyar TL
 
Bu arada, GİB 1 Haziran 2018 ile 31 Mayıs 2019 arasında kesinleşen ve toplam miktarları 1 milyon lirayı aşan tarhiyatların listesini de açıkladı. Toplam 3 bin 733 borçlu mükellefin bulunduğu listeye göre ilk 100'de yer alanların borçlarının toplam tutarı 44 milyar lirayı geçti. Banka şubelerinin yanı sıra çok sayıda elektronik, gıda, finans, enerji, inşaat, sanayi, kimya, otomotiv ve turizm şirketi listede yer aldı.
İlk 100 sırada bulunan kişi ve kuruluşların toplam vergi borcu ise 44 milyar 301 milyon 511 bin 513 lira olarak hesaplandı. AA
 

İBB önünde olaylı eylem

Fatih Saraçhane'de bulunan İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde toplanan çalışanlar, Sosyal Denge Sözleşmesi (SDS) sürecinde taleplerinin karşılanmadığı gerekçesiyle eylem yaptı. Saraçhane'yi terk etmeyeceklerini söyleyen işçiler, belediye binasına girmeye çalışınca gerginlik yaşandı. Barikatları aşmaya çalışan eylemciler, polis ekipleri tarafından sakinleştirildi

11.09.2026 17:27:00 / Güncelleme: 11.09.2026 17:32:26
İhlas Haber Ajansı
 
İBB önünde olaylı eylem
İBB önünde olaylı eylem
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Saraçhane önünde toplanan Tüm Yerel Çalışanları Sendikası'na (Tüm Yerel-Sen) bağlı çalışanlar, SDS sürecinde tıkandıklarını belirterek eylem yaptı. Saraçhane'deki belediye binası önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında, sözleşme masasındaki tutumlar eleştirildi.

"Şantajla karşı karşıyayız"

Grup adına konuşma yapan Sendika Başkanı Sezgin Sevin, "Biz hep söyledik, biz kıran döken bir sendika değiliz, biz belediye başkanlarını zor durumda bırakmak için çöp dağları sendikası değiliz. Biz vuran, kesen, asan bir sendika değiliz. Ama nereye kadar. Emekçinin hakkı peşkeş çekildiği zaman biz vuran, kıran, döken bir sendika haline geliriz. Tıpkı bugün burada olduğu gibi. Buradan şantajcı İBB yetkililerine, sarı sendikaya sesleniyorum. İETT'de imzaladığınız toplu sözleşmeden dolayı "bizler de İETT'de gizli kapaklı olarak toplu sözleşme imzaladık. Yüzde yüz 20 dışında bir şey vermedik. Sizlerde gelin toplu sözleşmeyi imzalayalım. Kaçak, göçek, el altından duymaz' diyen İBB yetkilileri, isterseniz toplu sözleşmemizi kesin sonuna kadar direneceğiz, isterseniz hiç vermeyin sonuna kadar mücadele edeceğiz. Maalesef İBB'nin genel sekreter yardımcısı Zeynep Akçabay, bu hanımefendinin kibrini, egosunu yenersek 20 bin memur arkadaşımız çoluğunun çocuğunun rızkını alacak" dedi.



Sendika Başkanı Sezgin Sevinç, haklarını alana kadar Saraçhane'yi terk etmeyeceklerini vurgulayarak süresiz eylem mesajı verdi. Sevinç, alanın terk edilemeyeceğini belirtirken, tüm çalışanlar kurum kimlik kartlarını çıkarmaya davet edildi.

Açıklamanın ardından "Haklıyız, kazanacağız" sloganları eşliğinde kurum kartlarını gösteren belediye çalışanları, tepkilerini göstermek üzere İBB binasına doğru yürüyüşe geçti. İçeri alınmayan çalışanlar, barikatları yerlere atarak belediyeye girmeye çalıştı. Kısa süreli gerginlik ve izdiham polis ekipleri tarafından sonlandırıldı.

Kiracı vahşetinde detaylar ortaya çıktı

Maltepe'de ev sahibi ve eşini silahla öldürüp, olay yerindeki avukatı ise ağır yaralayan şüphelinin ifadesi ortaya çıktı. Şüpheli ifadesinde, karşı tarafın kendisine hakaret ettiğini, daha sonra evine giderek ruhsatsız tabancasını aldığını ve olayın gerçekleştiğini beyan etti

11.09.2026 16:30:00
İHA
 
Kiracı vahşetinde detaylar ortaya çıktı
Kiracı vahşetinde detaylar ortaya çıktı
Maltepe'de ev sahibi çifti öldüren şüphelinin ifadesi ortaya çıktı.

Olay, dün öğle saatlerinde Maltepe'de meydana gelmişti. Gülsuyu Mahallesi Taşocağı Sokak'ta çıkan tartışmada ev sahibi Osman A. ile eşi Nursen A'yı öldürdüğü, avukat Emir Ali S.'yi ise ağır yaraladığı gerekçesiyle özel harekat polislerince gözaltına alınan Mehmet T.,'nin Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği'ndeki işlemleri tamamlandı. Zanlı, hastanedeki sağlık kontrolünün ardından Anadolu Adliyesi'ne götürüldü. Öte yandan soruşturmanın detaylarına ulaşıldı.

Cinayetin detayları ve şüphelinin ifadesi ortaya çıktı

Şüpheli Mehmet T.'nin yaklaşık 30 yıldır binada kiracı olduğu, maktul tarafın ise Almanya'da yaşadığı ve binanın tamamının sahibi olduğu öğrenildi. Hayatını kaybeden çiftin, yaklaşık 10 yıl önce binayı satmak istediği, Mehmet T.,'nin de binaya talip olduğu ve bu kapsamda binada tadilat yaptırdığı belirlendi. Şüphelinin, tadilat masrafları ve satışla ilgili olarak ev sahibi tarafa bir miktar para verdiği, ancak binanın bir bölümünün kaçak olması nedeniyle anlaşmanın gerçekleşmemesi üzerine verdiği paranın yanı sıra tadilat masraflarını da geri istediği öğrenildi. Taraflar arasında yapılan anlaşmanın ardından binadaki kiraların Mehmet T. tarafından toplandığı, bu süreçte taraflar arasında alacak verecek meselesi nedeniyle anlaşmazlık yaşandığı belirtildi.

Maktul tarafın bu süreçte Türkiye'ye geldiği, açılan dava sonucunda sürecin kendi lehlerine sonuçlanmasının ardından olaydan bir gün önce binanın zemin katındaki giriş bölümünde bulunan dükkanların tahliye ettirildiği öğrenildi. Mehmet T.'nin de söz konusu dükkanlardan birini ofis olarak kullandığı ve tahliye işlemi sırasında maktul tarafın olayda yaralanan avukatıyla birlikte bulunduğu belirtildi. Taraflar arasında burada tartışma yaşandığı, karşı tarafın ertesi gün yeniden geleceklerini söylediği öğrenildi.

Şüpheli Mehmet T.'nin ifadesinde, bu sırada karşı tarafın kendisine hakaret ettiğini, daha sonra evine giderek ruhsatsız tabancasını aldığını ve olayın gerçekleştiğini beyan etti. Ayrıca şüphelinin, kalabalığa ateş etmesinin amacının karşı tarafı dağıtmak olduğunu savunduğu, olayın ardından teslim olacağını ancak polis ekiplerinin gelmesi üzerine teslim olduğunu söylediği öğrenildi.

Ekrem İmamoğlu Tuzla davasında 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. İmamoğlu hakkında ayrıca TCK 53 kapsamında siyasi yasak kararı verildi

Ekrem İmamoğlu Tuzla davasında 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. İmamoğlu hakkında ayrıca TCK 53 kapsamında siyasi yasak kararı verildi. Hükmün istinaf incelemesinde bozulmadan kesinleşmesi durumunda siyasi yasak da kesinleşmiş olacak

11.09.2026 13:46:00 / Güncelleme: 11.09.2026 14:00:32
Haber Merkezi
 
 Ekrem İmamoğlu Tuzla davasında 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. İmamoğlu hakkında ayrıca TCK 53 kapsamında siyasi yasak kararı verildi
 Ekrem İmamoğlu Tuzla davasında 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. İmamoğlu hakkında ayrıca TCK 53 kapsamında siyasi yasak kararı verildi
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı'ya yönelik sözleri nedeniyle yargılandığı davanın bugünkü duruşması Silivri'deki Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'nde görüldü.
3 yıl önce eski Tuzla Belediye Başkanı Yazıcı'ya yönelik sözleri nedeniyle "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama", "Suç işlemeye tahrik", "Hakaret" ve "İftira" suçlarından suçlamaları yöneltilen İmamoğlu, Silivri Cezaevi yerleşkesinde savunma yaptı.
Mütalaanın ardından "suçun sabit olduğu" gerekçesiyle Ekrem İmamoğlu'na 2 yıl 1 ay hapis cezası ve siyasi yasak verildi.
İmamoğlu, hakkında açılan davada yargılanıp iki kez beraat etmişti, ancak istinafın "usulsüzlük" gerekçesiyle bozması üzerine yeniden hâkim karşısına çıkmıştı.
 
İMAMOĞLU: "NE BÖYLE MÜTALAA NE İDDİANAME OLUR"
İmamoğlu mütalaanın ardından, "Ne böyle bir mütalaa olur ne böyle bir iddianame olur. Bu mahkemenin bile burada kurulu olması skandaldır bu mütalaa da mesnetsizdir. Türk yargısı adına hakim konumundasınız yüze Türk milleti adına karar vereceksiniz dilerim ve umarım ki bu kararı verebilirsiniz" dedi.
 
SAVUNMASINDA NE DEDİ
İmamoğlu'nun savunması şöyle: 
"Katılmamın engellendiği bir duruşma sonrası buradayım ve buradan bu hususta kıymetli halkıma seslenerek ne yaşadığımı anlatmak istiyorum sizin de huzurunuzda. Tabii son iki yıldır yalnızca siyasi rakiplerimle değil, ardı ardına açılan davalarla, soruşturmalarla ve bitmek bilmeyen yargı süreçleriyle karşı karşıyayım. Türkiye'de, hatta dünyada siyasi iktidarın karşısında seçim kazanmış bir siyasetçinin, böylesine yoğun ve sistematik bir yargı sürecinin muhatabı haline getirildiği başka bir örnek bulmak kolay değildir. Bugün tam 13 ayrı davanın muhatabıyım. Bunların 12'si ceza davası, biri idari yargı davasıdır.
 
Peki, bunlar ne zaman yaşanıyor? İktidarın karşısında dört kez seçim kazanmışken, milletimizin teveccühüyle ana muhalefetin cumhurbaşkanı adayı olmuşken ve Türkiye önündeki ilk seçimde iktidarın değişip değişmeyeceğini tartışırken, muteber tüm araştırmalarda seçimi kazanan, kazanacağı, kimin kazanacağı belliyken... İşte tam da böyle bir dönemde siyasetin doğal rekabet alanında yarışmak yerine, milletin iradesine başvurmak yerine, milli iradeyi yok sayarak, gasp ederek, benim hayatım adliye koridorları ile cezaevi arasına sıkıştırılmak ve orada bir şekilde psikolojik işkenceyle geçirilmek isteniyor.
 
Rakamlar, yaşananların boyutunu aslında tek başına anlatmaya yetiyor. Muhatabı olduğum 13 ayrı davada, tam 19 hâkim değişti. Hakkımda halen devam eden 12 ayrı ceza davası bulunuyor. İBB duruşmalarının başladığı 9 Mart'tan bugüne 82 kez duruşmalara katıldım. Bu hafta beş günde beş duruşma deneyimini, haftasını yaşamış oldum. Daha önce de yine Silivri'de aynı günde burada, bu yerleşkede üç farklı duruşma salonunda, üç farklı duruşmaya üç farklı mahkeme heyetinin karşısında katıldığım gibi... Aynı günde üç farklı duruşma salonunda, üç farklı mahkemede, üç farklı duruşmaya katıldığım gibi...
 
9 Mart'tan itibaren 76 kez İBB duruşmaları, 30 Mart'ta bilirkişi davası, 11-12-13 Mayıs, 6 Temmuz'da casusluk davası, 5 Haziran Tuzla davası vardı. Bir şekilde ne yazık ki bu yerleşkeden sorumlu Başsavcılığın hukuksuz bir biçimde, psikolojik işkenceyle, beni yolun yarısından, 60 km gittikten sonra geri döndürdüğü, tarihte olmamış bir biçimde kişisel işkenceye dönmüş bir dava günü, 6 Temmuz'da diploma davası, bugün yine 10 Eylül'de sizin huzurunuzda Tuzla davası... Toplam 83 duruşma oldu. Muhtemelen bu ayın sonunda 100 duruşmaya yaklaşan bir seyrin içerisinde olacağım.
 
Bu davada da hâkimin değişmiş olmasını, yaşadığımız bu tablo içerisinde ne yazık ki doğal karşılamak elbette kolay olmuyor. Evet, ben bugün çok sayıda siyasi davayla, insan haklarını hiçe sayan ve düşman hukukunu dahi aşan sayısız hukuk soruşturmasıyla karşı karşıyayım. Yargısız infazlarla, devletin kurumlarıyla, müşterek medya linciyle, usulsüz soruşturma, kovuşturma, sorgu süreçleriyle, savunma hakkımın engellenmesi ve hatta kitabımın daha baskıya bile başlanmadığı bir ortamda okuruyla buluşmadan yasaklanmasıyla karşı karşıyayım. Öyle bir süreçten geçiyoruz ki artık hakkımda yapılanları, uğradığım hukuksuzlukları kronolojik olarak sıralamak bile çok güçleşmiştir. Bir dava bitmeden diğeri başlıyor. Bir soruşturmanın hukuksuzluğunu anlatmadan yenisi geliyor. Bir hâkimin karşısından kalkıyoruz, başka bir hâkimin karşısına geliyoruz...
 
Ve ben siyasi tutukluyum, tutsağım. Ben, bu ülkenin 87 milyon yurttaşımız için verdiğim cumhuriyet, demokrasi ve adalet mücadelesinin siyasi esiriyim. Ancak Yaradan'a şükürler olsun ki milletin gözünde sokağa çıkamayan, caddelerde, meydanlarda dolaşamayan, toplumun vicdanına hapsolmuş siyasi bir beden değilim. Allah kimseyi 80 yaşında bu duruma düşürmesin...
 
Siyaseti tek bir kişinin etrafında şekillendiren, o kişiye kendisini ispat etmek uğruna sınır tanımayan bu anlayışın temsilcilerinden, eski Tuzla Belediye Başkanı, bana karşı sergilediği nezaketsizlik ve ardından 'Yavuz hırsız ev sahibini bastırır' misali hakkımda şikâyetçi olmasıyla tümüyle uydurma olan bu dava süreci başlamıştır. İşte bu nedenle tam da huzurunuzda bulunma sebebimizin esasa ilişkin bir suç şüphesi değil, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Dairesi'nin, tamamen usule ilişkin verdiği bir bozma kararı olduğunu hatırlatmak isterim...
 
Sayın hâkim, benim İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak göreve başladıktan sonra ziyaret ettiğim ilk ilçe belediyelerinden biri Tuzla Belediyesi olmuştur. 30 Aralık 2019 tarihinde Sayın Şadi Yazıcı'yı makamında ziyaret ettim. Aynı gün ilçede çeşitli temaslarda bulundum. Diyeceksiniz ki; 'Bir Büyükşehir Belediye Başkanı, ilçe belediye başkanını ziyaret eder. Bunu niye anlatıyorsunuz? Ne önemi var bunun?' Çok önemi var. Ben, beş yıl ilçe belediye başkanlığı yaptım. Beş yıl ilçe belediye başkanlığı yaptığımda o dönemin AK Parti Büyükşehir Belediye Başkanı ne kapımı çaldı ne ziyaret etti ne randevu taleplerime makul bir geri dönüş yaptı. Aslında işte bahsettiğim siyasi rejimin, siyasi nezaketsizliğe ve araya bariyerleri kurma sürecinin sonrasında 'Bana yapılanı ben bir başkasına yapmam ve yapmayacağım' diyerek, bu şekilde görevimi yerine getirdim. Göreve başladığım ilk günden itibaren siyasi görüş ayrılıklarını bir kenara bırakarak İstanbul'un bütün ilçeleriyle uyum içerisinde çalışmayı ilke edindim.
 
Yine 9 Haziran 2021 tarihinde Sayın Şadi Yazıcı'nın annesi merhume Türkan Yazıcı'nın cenazesine de katılarak taziyelerimi ilettim. Kamu görevi yürüten kişiler arasındaki ilişkilerin, karşılıklı saygı ve nezaket temelinde sürdürülmesi gerektiğine her zaman inandım ve buna uygun davranmaya tarihteki belki en üst seviyede özen gösteren Büyükşehir Belediye Başkanı olmaya gayret ettim. Görev sürem boyunca Tuzla'da çok sayıda yatırım, hizmet ve proje hayata geçirildi, geçirilmeye de devam ediyor. Bu kapsamda Sayın Şadi Yazıcı'yı birçok kez programlarımıza, açılışlarımıza ve toplantılarımıza davet ettim...
 
Bu çerçevede dikkat çekici olan husus, yıllar boyunca gerçekleşen çok sayıdaki programa davet edilmesine rağmen hiç iştirak etmeyen şikâyetçinin, sadece dosyada konu olan 25 Ekim 2022 tarihli açılış programına katılmış olmasıdır. Benim kamu yönetimi anlayışım, az önce de ifade ettiğim gibi, siyasi farklılıkları değil, ortak hizmet sorumluluğunu esas almaktır. Bu nedenle bugüne kadar, yine ifade ettiğim gibi, hiçbir ilçe belediye başkanıyla kişisel bir gerilim içerisinde olmadım, olmamaya da özen gösterdim. Benim telefonuma dahi dönüş yapılmamasına rağmen ben her başkanın, her kişinin telefonuna dahi en hızlı şekilde dönmeyi en üst seviyede nezaket değil, sorumluluk olarak gördüm. İstanbul'un 39 ilçesinin tamamına eşit hizmet götürmek ve tüm yerel yöneticilerle yapıcı ilişkiler kurmak için çalıştım. Dosyaya konu olan olayın değerlendirilmesinde de bu yaklaşımımın ve taraflar arasındaki ilişkinin genel seyrinin dikkate alınmasının önemli olduğunu düşünüyorum.
 
Sayın Yargıç, olay günü Tuzla İleri Biyolojik Arıtma Tesisi açılışındaydık. Davetlim, şikâyetçi, kürsüye çıkıp tesise emeği geçenlerin ismini dahi anmaktan kısıtlı olarak kaçındığı, hitap ettiği kalabalığın tepki meyli göstereceğini bile bile ağır eleştirilerle dolu bir konuşma yaptı. Benden önce görev yapan insanların ta 20-25 yıl öncesine dönerek isimlerini andı. Benim için hiçbir mahsuru yok, ben de anmaktan keyif alırdım, onur duyardım. Ama benim ismimi dahi anmamıştır. Ben, bir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak onun konuşmasını bölenleri kendim, bizzat ayağa kalkarak kalabalığı susturmaya ve "Lütfen yapmayın" demeye gayret ettim ve sakinleştirdim. Kendisi söz hakkını sonuna kadar kullandı.
 
Esasen söz hakkı mı, bu da tartışılır. Çünkü bu tür açılışlarda ben, dediğim gibi, hiç davet edilmemişken, gittiğim ilçelerde davet ettiğim ilçe belediye başkanlarına, yine siyasi partisine bakmaksızın, mutlaka benden önceki son konuşmacı olarak onlara söz hakkı vererek duygu, düşüncelerini ifade etmelerine fırsat tanıdım. Bunu da yine bir nezaket değil, topluma karşı sorumluluk olarak yaptık. BBu nezaketsizliği yaşadım' diye de bundan kaçınmadım. Ondan sonra devam ettiğim birçok ilçede yaptığım her açılışta yine her ilçe belediye başkanına o söz hakkını vermeye devam ettim.
 
Ancak bu kişi söz hakkını sonuna kadar kullandı, milletin sabrını zorlayacak şekilde bir dil kullandı ve hatta ben kürsüye çıktığım an, yani sıra konuşma sırası bana geldiğinde ben kürsüye yürüyerek çıktığım an, kendisi beni dinleme nezaketini dahi göstermeden salonu terk etmeye kalkıştı. Yani provokasyonun son halkası da buydu. Anlattığım tüm bu hususlar görüntülerde zaten sabittir. Takdir edersiniz ki bir belediye başkanının ev sahibi olduğu bir törende, diğer belediye başkanını dinlemeden salonu terk etmesi gerçekten ağır bir nezaketsizliktir.
 
Nitekim bu kadar aleni biçimde yapılan saygısızlığa karşı alanda büyük bir tepki oluşmuş, ortam gerilmiştir. Ben, bu esnada şikayetçinin şahsına hakaret etmek için değil, tamamen galeyana gelen vatandaşları sakinleştirmek ve taşkınlığı önlemek amacıyla şu sözleri sarf ettim: 'Arkadaşlar, o arkadaş buraya germeye gelmiş. Siz bırakın. Sakin, sakin... Nezaketsizlik... Bakın arkadaşlar, müsaade edin lütfen. Bakın, provokasyona gelmeyin, ilgilenmeyin. Kötü söz sahibine aittir.' O esnada vatandaşa, konuşmama başlayamadan mikrofonda söylediğim sözler bunlardır.
 
Kaldı ki o esnada şikâyetçiyi kendi aracına bindirmek üzere onun etrafına kalkan olup -ki vatandaş olduğu yerden bağırıyordu, yani onun peşine koşan da çok fazla yoktu- aracına en sağlıklı şekilde binmesi için ona yine benim güvenlik görevlilerim eşlik ederek arabasına binmesine vesile olmuştur. İddianame bu sözleri, sanki konuşmamın sonraki bölümlerinde yer alan siyasi eleştirilerle birleşikmiş gibi, art niyetli bir virgülle bağlayarak kurgulamıştır. Kaldı ki bunlar görüntülerde çok açık ortadadır. Muhtemelen mahkeme bunları izlemiştir ve o yönde hakkımda beraat kararı vermiştir. Yani durum çok alenidir. Görüntülerde, seslenişte her şeyde sabittir. Yine şunu da ifade edeyim; mesela kullandığım 'nezaketsiz' lafı, diğer sözlerimden dakikalar önce kalabalığı yatıştırmaya çalışırken, bizzat şikayetçinin hiçbir şekilde dinlemeyi tercih etmeden, bu adaptan yoksun eylemine yönelik söylenmiş bir sözdür.
 
"Yapılan nezaketsizliği orada anlatacak kadar seviyesi düşük bir insan değilim"
Gelelim iddianamede bana atfedilen diğer haksız suçlamaya; yani 'Cebimizdeki paraları aldınız, yüzde 50'sini çaldınız' sözlerine. Sayın Yargıç, müştekinin konuşmasını bitirmesiyle benim bu sözleri sarf etmem arasında tam 10 dakikadan fazla bir süre, bambaşka bir bağlam vardır. Ben, o gün bana yapılan bu nezaketsizliği, yaptığım çok önemli açılışta milletimize hitap ederken zihnime koyup, onu orada anlatacak kadar seviyesi düşük bir insan değilim. Konu kapanmıştır ve gitmiştir. Konuşmamın sonraki bölümünde hedefim, açıkça isimlerini zikrederek seslendiğim hükümetin ekonomik politikaları ve Genel Başkan Yardımcılarıdır. Ve konuşmamda aslında bunların temelinde de zikrederek ifade ediyorum zaten. Müştekinin orada benim muhatabım olma şansı yok zaten. Yani konu da özne de farklıdır.
 
Ben, o kürsüde İstanbul halkının hakkını savundum. 'Üç ayı bizden çaldınız' derken 2019 yerel seçimlerinin haksız ve hukuksuz yere 86 milyon insanın şahitliğinde iptal edilmesiyle göreve başlamamızın üç ay geciktirilmesini, yani İstanbul halkının üç ayının gasp edilmesini kastettim. 'Cebimizdeki paraları da aldınız, yüzde 50'sini çaldınız' derken, bütçemizi yaptığımız dönemde ağır ekonomik krizin gereği yüzde 48 olan enflasyonun o konuşmayı yaptığım ay itibarıyla yüzde 85'lere fırlamasını, yani kötü ekonomi yönetimi yüzünden İBB bütçesinin, vatandaşın cebindeki paranın alım gücünün yarı yarıya erimesini, enflasyon yoluyla bu paranın adeta çalınmasını eleştirdim. Tümüyle ekonomik bir durumdan söz etmeme rağmen, iddianamede cümlelerim kesilerek, sanki müştekinin şahsından ve onun adi bir hırsızlık veya yolsuzluk yaptığından bahsediyormuşum gibi aktarılmıştır...
 
Sayın Yargıç, şunu da belirtmek isterim; olay günü benim açılıştaki konuşma sürem —burası önemli— tam 23 dakika 34 saniye. Konuşmamın içeriğini, insanları sakinleştirme çabamı yukarıda da anlattım. O haliyle, yani bir bölümünü burada harcamış olmama rağmen, konuşmamın süresi 23 dakika 34 saniye. Ancak bir açılış programında nezaket gereği söz hakkı verdiğim, daha önceki hiçbir uygulamada olmayan, kendi partisine bile söz hakkı verilmeyen Büyükşehir Belediyesi açılışlarının tam tersine, seçilmiş insanlara o nezaketi gösteren, o değeri veren —milletten dolayı, kimsenin şahsıyla ilgili değil— bu nezaketin ilavesini söylüyorum; ben bunu bir demokrasi aşığı olarak sorumluluk kabul ederek veren bir kişiyim. Buna rağmen, bu nezakete rağmen o kişinin, yani şikayetçinin konuşma süresi tam 19 dakika 17 saniye. Yani benim kadar konuştu. Çünkü amacı orada bir nezaket konuşması değildi. Kendisi 19 dakika boyunca konuşmuş, ancak hiçbir İBB emekçisinin, ben dahi açılışı yapan İSKİ'nin yöneticisinin ismini dahi anmamış; yapılan yatırıma dair değil, 19 dakika boyunca ağır eleştiriler eşliğinde kışkırtma yaratmıştır."

3 ilde 3 okula yönelik silahlı saldırı hazırlığına ilişkin paylaşımlar yaptıkları belirlenen 'C31K' isimli suç örgütüne operasyon düzenlendi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yapılan soruşturma kapsamında 22 ilde 'C31K' isimli yeni nesil örgüte yönelik operasyon düzenlendi

11.09.2026 13:27:00
Haber Merkezi
 
 3 ilde 3 okula yönelik silahlı saldırı hazırlığına ilişkin paylaşımlar yaptıkları belirlenen 'C31K' isimli suç örgütüne operasyon düzenlendi
 3 ilde 3 okula yönelik silahlı saldırı hazırlığına ilişkin paylaşımlar yaptıkları belirlenen 'C31K' isimli suç örgütüne operasyon düzenlendi
3 ilde 3 okula yönelik silahlı saldırı hazırlığına ilişkin paylaşımlar yaptıkları belirlenen 'C31K' isimli suç örgütüne operasyon düzenlendi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yapılan soruşturma kapsamında 22 ilde 'C31K' isimli yeni nesil örgüte yönelik operasyon düzenlendi. Operasyonda sosyal medya ve iletişim platformlarında çeşitli suç içerikli paylaşımlarda bulunan ve 3 ildeki 3 okula yönelik silahlı saldırı hazırlığına ilişkin paylaşımlar yaptıkları belirlenen 27 kişi gözaltına alındı.

19'u suça sürüklenen 32 şüpheli
Başsavcılıktan yapılan açıklamaya göre, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yürütülen çalışmalar kapsamında "C31K" isimli yeni nesil suç örgütü içerisinde faaliyet gösterdiği anlaşılan 19'u "adli süreçteki çocuk" olmak üzere 32 şüpheli tespit edildi.

Bebek ve çocuklara ait görüntüler paylaştıkları tespit edildi
Şüphelilerin, çeşitli sosyal medya platformlarında bebek ve çocuklara ait müstehcen görüntüler paylaştığı, milli ve manevi değerlere yönelik hakaret içerikli paylaşımlarda bulunduğu, Türk bayrağının yakılması, hayvanlara eziyet edilmesi ve hayvanların öldürülmesine ilişkin görüntüler paylaştığı aktarıldı.
Ayrıca şüphelilerin, toplumsal hassasiyet oluşturan güncel olaylarla kamuoyu tarafından tanınan kişilerin kayıplarını istismar ettiği, görsel, yazılı ve sesli mesajlar aracılığıyla şiddet, tehdit ve şantajla korku, panik yaratmaya yönelik içerikler ürettikleri ve çevrimiçi gruplar üzerinden bu içerikleri yaydıkları bildirildi.

Hedeflerinde okullar vardı
Yeni eğitim ve öğretim yılının açılışı sırasında da farklı illerde bulunan üç ayrı okula yönelik silahlı saldırı hazırlığı içerisinde olduklarına dair paylaşımlarda bulunan ve "C31K" isimli yeni nesil suç örgütü içerisinde faaliyet gösterdiği değerlendirilen 32 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Bu kapsamda Ankara merkezli 22 ilde eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirilirken, 27 şüpheli yakalandı ve dijital materyallere el konuldu.
Diğer şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği bildirildi.

İBB'nin bina denetimleri, çürük binaları ortaya koydu. 40 bin binayı inceleyen ekipler, 20 bininin çok riskli olduğunu belirledi. En kötü durumdaki ilçeler belli oldu

İBB'nin bina denetimleri, çürük binaları ortaya koydu. 40 bin binayı inceleyen ekipler, 20 bininin çok riskli olduğunu belirledi. En kötü durumdaki ilçeler belli oldu

11.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
İBB'nin bina denetimleri, çürük binaları ortaya koydu. 40 bin binayı inceleyen ekipler, 20 bininin çok riskli olduğunu belirledi. En kötü durumdaki ilçeler belli oldu
İBB'nin bina denetimleri, çürük binaları ortaya koydu. 40 bin binayı inceleyen ekipler, 20 bininin çok riskli olduğunu belirledi. En kötü durumdaki ilçeler belli oldu
17 Ağustos depreminin 27'nci yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bina denetim raporları ortaya çıktı. Temmuz 2020 ile Temmuz 2026 arasında vatandaşların talebi üzerine ekipler 40 bin binada inceleme yaptı. Karar gazetesinden Selin Işık'ın haberine göre gerçekleştirilen testler sonucunda 20 bin binanın 'yüksek' veya 'çok yüksek' riskli durumda olduğu belirlendi.
İncelenen 40 bin binanın 20 bininin yüksek veya çok yüksek riskli olduğu belirlendi. En kötü durumdaki ilçeler ise Avcılar ve Zeytinburnu oldu.

EN KÖTÜ YERLER AVCILAR İLE ZEYTİNBURNU
İBB verileri riskli binaların çoğunun 1999'dan önce yapıldığını gösterdi. Avcılar'da incelenen binaların yüzde 19,07'si, Zeytinburnu'nda yüzde 14,59'u yüksek riskli durumda. Bu oran Bağcılar'da yüzde 8,34, Küçükçekmece'de 7,8, Fatih'te 5,65, Esenyurt'ta 5,03. Bu ilçeleri Bahçelievler yüzde 3,79, Silivri 3.40, Bakırköy 3.27 ve Esenler 3,27 ile takip etti. Başvuru talebi en çok Kadıköy'den, en az ise Sultanbeyli'den geldi. 6 Şubat Depremleri sırasında inceleme talepleri artsa da bir süre sonra düşüş yaşanması dikkat çekti.

İSTANBUL'DA KENTSEL DÖNÜŞÜM ACİLİYETİ
Türkiye genelinde 6 milyon bağımsız birim risk altındayken, kentsel dönüşüm aciliyetinin en yüksek olduğu şehir, ülke genelindeki 2 milyon acil dönüşüm ihtiyacının yaklaşık üçte birini (600 bin bağımsız birim) tek başına barındıran İstanbul oldu.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, kentsel dönüşüm çalışmalarının 2012'de resmi olarak başlamasıyla 1 milyon 7 bin bağımsız bölümün dönüşümünün tamamlandığını, 291 bin bağımsız bölümün dönüşümünün ise devam ederek toplam 1 milyon 298 bin bağımsız bölümün dönüştürüldüğünü açıkladı.

1999 ÖNCESİNE DİKKAT
Vatandaşların dijital ortamdaki ve yazılı başvuruları üzerine şimdiye kadar 142 bin bina ziyaret edildi. Çoğunluğu 6 Şubat depremlerinden sonra olmak üzere Hızlı Tarama yöntemi için toplam 173 bin 189 başvuru yapıldı. Hızlı Tarama Yöntemleri ile Bina İncelemesi Projesi, resmen 23 Temmuz 2020'de yapılan tanıtım toplantısıyla başlayarak, Avcılar ve Silivri pilot bölgeleriyle hayata geçti. Tam 6 yıl boyunca yapılan başvuru ve incelemelerin ardından Temmuz 2026 verileri de dahil olmak üzere İstanbul genelinde 40 bin binanın yarısının 'yüksek ve çok yüksek riskli' (D ve E sınıfı) kategorisinde yer aldığı görüldü. İBB'ye ait verilerde riskli yapıların çoğunun 1999'dan önce yapılmış olduğuna dikkat çekildi.

100 BİN KİŞİNİ TAHLİYESİ PLANLANIYOR
İBB'nin incelemelerindeki verilere göre öncelikli binalardan şimdiye kadar 2 bin 330 binanın (22 bin 527 bağımsız birimin) yıkımı gerçekleştirildi. Ayrıca 612 binada resmi işlem başlatıldığı belirtilirken bu binaların yıkılmasıyla da bağımsız birim sayısı 28 bin 263'e yükselecek. Bu dönüşüm kapsamında riskli binalardan tam 100 bin kişinin tahliye sürecinin gerçekleşmesi planlanıyor. Hızlı tarama yöntemine yapılan başvuruların yüzdeliklerin ilçe kapsamında dağılımına bakıldığında en çok başvuru Kadıköylülerden gelirken, en az talepte bulunan ilçe ise Sultanbeyli oldu.

EN RİSKSİZ BÖLGELER
Yine ilçelerin risk dağılım oranlarında Şile yüzde sıfır, Çekmeköy yüzde 0,6 ile en düşük riskli ilçeler arasında yer alırken şu ilçeler takip etti: yüzde 0,08 ile Beykoz, yüzde 0,27 ile Başakşehir ve Sarıyer, yüzde 0,30 ile Sancaktepe, yüzde 0,32 ile Adalar, yüzde 0,36 ile Çatalca ve Sultanbeyli, yüzde 0,37 ile Beşiktaş.

19 İLÇEDE RİSKLİ BİNA ORANI
Ümraniye: Yüzde 0,48
Ataşehir: Yüzde 0,52
Arnavutköy: Yüzde 0,57
Şişli: Yüzde 0,58
Eyüpsultan: Yüzde 0,64
Beylikdüzü: Yüzde 0,73
Tuzla: Yüzde 0,88
Kartal: Yüzde 0,89
Üsküdar: Yüzde 0,91
Kağıthane: Yüzde 0,94
Pendik: Yüzde 0,95
Kadıköy: Yüzde 0,10 (Yüzde 1,10)
Beyoğlu: Yüzde 1,17
Sultangazi: Yüzde 1,21
Maltepe: Yüzde 1,23
Gaziosmanpaşa: Yüzde 1,56
Bayrampaşa: Yüzde 2,09
Güngören: Yüzde 2,33
Büyükçekmece: Yüzde 2,58

18 ildeki kaçak göç operasyonunda 52 organizatör yakalandı

İçişleri Bakanlığı, 18 ilde jandarma ekiplerince icra edilen göçmen kaçakçılığı operasyonunda yakalanan 52 göçmen kaçakçısı organizatöründen 43'nün tutuklandığını bildirdi

11.09.2026 12:15:00
İHA
 
18 ildeki kaçak göç operasyonunda 52 organizatör yakalandı
18 ildeki kaçak göç operasyonunda 52 organizatör yakalandı
Bakanlıktan operasyonla ilgili yapılan açıklamada, "18 ilde 'Göçmen Kaçakçılığı ile Mücadele' kapsamında Jandarmamız tarafından düzenlenen operasyonlarda 52 göçmen kaçakçılığı organizatörü yakalandı.

Şüphelilerden; 43'ü tutuklandı. 9'u hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı.

Jandarma Genel Komutanlığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde; İnsansız Hava Araçları (JİHA) ile havadan, İl Jandarma Komutanlıkları; asayiş, otoyol ve komando timlerince karadan yapılan çalışmalar sonucu 18 ilde düzenlenen operasyonlarda; 131 araç ile 20 bot ve bot motoru ele geçirildi.

Afyonkarahisar'da 105 milyon TL'lik yasadışı bahis operasyonu: 9 tutuklama

Afyonkarahisar'da hesapları üzerinden 105 milyon TL tutarında paranın yasadışı bahis ve sanal kumar sitelerine aktarıldığı belirlenen 9 şahıs polisin düzenlediği operasyon ile yakalanırken, şahısların hepsi tutuklanarak cezaevine gönderildi

11.09.2026 12:09:00
İHA
 
Afyonkarahisar'da 105 milyon TL'lik yasadışı bahis operasyonu: 9 tutuklama
Afyonkarahisar'da 105 milyon TL'lik yasadışı bahis operasyonu: 9 tutuklama
Edinilen bilgilere göre, Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yasadışı bahis ve sanal kumarla mücadele çerçevesinde teknik ve fiziki çalışma başlatıldı.

Yapılan çalışmalar sonucunda, banka hesap bilgilerini komisyon karşılığında toplayan ve hesaplarını kiralayan 9 şüpheli tespit edildi.

Şüphelilere yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 9 kişi yakalanarak gözaltına alındı.

Yapılan incelemelerde, şüphelilere ait banka hesapları üzerinden yaklaşık 105 milyon TL tutarında paranın yasadışı bahis ve sanal kumar sitelerine aktarıldığı belirlendi.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 9 şüpheli, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar sonucu 6 faili meçhul cinayetin daha aydınlatıldığını bildirdi

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar sonucu 6 faili meçhul cinayetin daha aydınlatıldığını bildirdi

11.09.2026 12:00:00
AA
 
 Adalet Bakanı Akın Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar sonucu 6 faili meçhul cinayetin daha aydınlatıldığını bildirdi
 Adalet Bakanı Akın Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar sonucu 6 faili meçhul cinayetin daha aydınlatıldığını bildirdi
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar sonucu 6 faili meçhul cinayetin daha aydınlatıldığını bildirdi.

Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, hiçbir cinayetin karanlıkta kalmayacağını, faillerin adaletten kaçamayacağını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri Bakanlığıyla koordinasyon içerisinde Cumhuriyet başsavcılıkları ile emniyet ve jandarma teşkilatlarının güçlü eş güdümüyle faili meçhul cinayetlerin üzerine kararlılıkla gitmeye devam edeceklerine işaret eden Gürlek, "Bakanlığımız bünyesinde 24 Nisan 2026'da kurduğumuz Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımızın koordinasyonunda, yıllardır karanlıkta kalan 6 cinayet dosyasını daha aydınlattık. Böylece 46 dosyada, 52 maktul ve 7 yaralının bulunduğu faili meçhul olayların üzerindeki sır perdesini kaldırdık." ifadelerini kullandı.

Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde 2020'de yol kenarındaki sulama kanalında ağır yaralı bulunan ve bir gün sonra hayatını kaybeden 7 yaşındaki Medine Kesmeni'nin ölümüne ilişkin dosyada, olay yerindeki araç parçaları, PTS ve baz kayıtları ile yeni tanık beyanlarının birlikte değerlendirildiğini belirten Gürlek, şüpheli Erkan Edincik'in "ihmali davranışla kasten öldürme" suçundan tutuklandığını bildirdi.

Bakan Gürlek, Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde ise 2014'te dere yatağında bulunan ve 12 yıldır kimliği belirlenemeyen kemiklerin, yapılan DNA incelemesiyle 2013'te kaybolan Dilek Kalkan'a ait olduğunun tespit edildiğini ifade ederek, dosyanın yeniden açılmasının ardından olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 7 şüpheliden 6'sının gözaltına alındığını, 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü kaydetti.

İzmir'in Torbalı ilçesinde de 8 Mart'ta evine girmeye çalışan kişilerin peşinden gittikten sonra silahla vurularak hayatını kaybeden Mehmet Köstekçi'nin dosyasında, kamera görüntüleri, HTS ve baz kayıtlarının incelenmesi sonucu 8 şüphelinin tespit edildiğini duyuran Gürlek, şüphelilerin tamamının gözaltına alındığını belirtti.

Muş'un Hasköy ilçesinde 2011'de silahlı saldırıyla öldürülen Felemez Kulaç'ın dosyasında, 1988 yılına uzanan husumet ve olayın öncesi ile sonrasındaki hareketliliğin HTS, baz ve PTS kayıtlarıyla yeniden ortaya konulduğunu vurgulayan Gürlek, olayla bağlantılı şüphelilere yönelik operasyonlarda 11 kişinin gözaltına alındığını, diğer şüphelilere yönelik adli işlemlerin devam ettiğini kaydetti.

"Hiçbir failin cezasız kalmasına izin vermeyeceğiz"
Bakan Gürlek, aydınlatılan diğer cinayetlerle ilgili şu bilgileri verdi:

"Nevşehir Ürgüp'te 2008'de öldürülerek yol kenarına bırakılan Sedat Ünal'ın dosyası yeniden ele alındı. 18 yıl önceki kriminal bulgular, DNA verileri ve HTS kayıtlarının yeniden incelenmesiyle maktulün son görüldüğü ruhsatsız kumarhaneden olay yerine uzanan hareketlilik ortaya çıkarıldı, 7 şüpheli hakkında 'kasten öldürme' suçundan adli işlemler başlatıldı.

Siirt Baykan'da 2024'te kaybolan Mekiye Akyel'in dosyasında, 190 bin metrekarelik alanda yüzlerce personelle arandı, dijital ayak izleri, HTS ve PTS kayıtları, tanık anlatımları ve şüphelilerin çelişkili beyanları ayrıntılı biçimde incelendi. Soruşturma sonucu eski eşi ve yakınlarının da aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında 'töre saikiyle tasarlayarak kasten öldürme' ve 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçlarından iddianame düzenlendi."

Gürlek, dosyaların aydınlatılması için büyük özveriyle çalışan kamu görevlilerine teşekkür ederek, "Hiçbir cinayeti unutmayacağız. Hiçbir dosyanın üzerini örtmeyeceğiz. Hiçbir failin cezasız kalmasına izin vermeyeceğiz." açıklamasını yaptı.

Kaşif kozinoğlu'nun feth-i kabir işlemi iptal edildi

Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunduğu sırada 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında bugün yapılması beklenen feth-i kabir işlemi iptal edildi

11.09.2026 10:25:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kaşif kozinoğlu'nun feth-i kabir işlemi iptal edildi
Kaşif kozinoğlu'nun feth-i kabir işlemi iptal edildi
Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklu bulunduğu sırada 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında bugün yapılması beklenen feth-i kabir işlemi iptal edildi. İşlemin yarın gerçekleştirilmesinin beklendiği öğrenildi.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Kaşif Kozinoğlu'nun kesin ölüm sebebinin ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesi bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla feth-i kabir kararı alınmıştı.

Bugün gerçekleştirilmesi planlanan feth-i kabir işlemi iptal edilirlen Kozinoğlu'nun mezarının yarın açılmasının beklendiği öğrenildi.

TBMM Başkanlığı, Meclis İç Tüzüğü'nde yapılması gündeme gelebilecek değişikliklere yönelik farklı ülkelerdeki parlamento uygulamalarını mercek altına aldı

TBMM, olası İç Tüzük değişikliği kapsamında Fransa, İtalya, Almanya, ABD ve Güney Kore parlamentolarının çalışma usullerini inceledi. Hazırlanan çalışmada, muhalefete gündem belirleme, bakanlara doğrudan soru sorma ve komisyonların başkanlığını üstlenme gibi uygulamaların yer alması dikkat çekti

10.09.2026 17:00:00
Haber Merkezi
 
  TBMM Başkanlığı, Meclis İç Tüzüğü'nde yapılması gündeme gelebilecek değişikliklere yönelik farklı ülkelerdeki parlamento uygulamalarını mercek altına aldı
  TBMM Başkanlığı, Meclis İç Tüzüğü'nde yapılması gündeme gelebilecek değişikliklere yönelik farklı ülkelerdeki parlamento uygulamalarını mercek altına aldı
TBMM Başkanlığı, Meclis İç Tüzüğü'nde yapılması gündeme gelebilecek değişikliklere yönelik farklı ülkelerdeki parlamento uygulamalarını mercek altına aldı. ABD, Fransa, İtalya, Almanya ve Güney Kore parlamentolarının çalışma usullerine ilişkin hazırlanan incelemeler kitaplaştırıldı.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, kitapların takdim bölümünde çalışmanın İç Tüzük ve anayasa tartışmalarına katkı sunacağını belirterek, "Bu çalışmaların parlamento usullerinin gelişmesine ve demokratik standartlarımızın ilerlemesine vesile olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı.

Çalışmada Türkiye'deki muhalefetin Meclis gündemine ilişkin eleştirilerine karşılık Fransa'daki uygulamalara dikkat çekildi. Fransa'da muhalefet ve azınlık gruplarına ayda bir kez Meclis gündemini belirleme hakkı tanındığı belirtildi.

Türkiye'de ise muhalefetin sunduğu gündem önerilerinin sıklıkla reddedilmesi ve soru önergelerine ilişkin yaşanan sorunlar, İç Tüzük'te değişiklik yapılması gerektiği yönündeki tartışmaların başlıca başlıkları arasında yer alıyor.

Fransa'daki uygulamada ayrıca parlamento ile hükümet arasında düzenli soru-cevap oturumları gerçekleştiriliyor. Hükümetin, haftada en az bir birleşimde milletvekillerinin sorularını yanıtladığı belirtilirken, vekillere soru sormaları için 2 dakika, bakanlara ise yanıt vermeleri için 2 dakika süre tanınıyor.

Her oturumda yaklaşık 15 sorunun yanıtlandığı belirtilen çalışmada, ilk soru sorma hakkının muhalefete verildiği de aktarıldı.

Fransa'daki bir başka uygulama da komisyon başkanlıklarına ilişkin oldu. Meclis hesaplarının incelenmesi ve ibra edilmesi amacıyla oluşturulan geçici komisyonda siyasi parti gruplarının güçleri oranında temsil edildiği, komisyon başkanının ise muhalefetten seçildiği belirtildi.

Türkiye'de ise muhalefet partileri, Meclis'teki komisyon başkanlıklarının iktidar partilerinin elinde olmasını eleştiriyor.

Güney Kore Parlamentosu'nda da milletvekillerinin hükümete yazılı soru yöneltebildiği kaydedildi. Hükümetin, yöneltilen sorulara 10 gün içinde yanıt vermesi gerekiyor. Bu süre içinde yanıt verilememesi halinde ise hükümetin neden cevap veremediğini ve yanıtın ne zaman verilebileceğini Meclis'e bildirmesi şartı bulunuyor.

İTALYA'DA ACİL SORULAR CANLI YAYINLANIYOR
İtalya'daki parlamento uygulamaları da çalışmada ayrı bir başlık altında incelendi. Hükümet tarafından hazırlanan kanun hükmünde kararnamelerin incelenmesi için oluşturulan yasama işleri komitesinde 5 iktidar ve 5 muhalefet temsilcisinin yer aldığı belirtildi.

İtalya Temsilciler Meclisi'nde ise haftanın bir birleşiminin genellikle acil sorulara ayrıldığı aktarıldı. Televizyondan canlı yayınlanan bu oturumlarda milletvekilleri, kamuoyunu ilgilendiren veya aciliyet taşıyan konularda hükümet üyelerine doğrudan soru yöneltebiliyor.

Çalışmada, hükümet üyelerinin de bu sorulara oturum sırasında doğrudan yanıt verme fırsatına sahip olduğu ifade edildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.