logo
03 AĞUSTOS 2026

Yapay Zeka Yaz Okulu 2020

Sakarya Üniversitesi ile İstanbul, Kocaeli ve Yalova üniversiteleri işbirliğinde Yapay Zeka Yaz Okulu (YAZSUM) 2020 etkinliği düzenlenecek.

05.09.2020 16:30:00
 
Yapay Zeka Yaz Okulu 2020
Yapay Zeka Yaz Okulu 2020
İlki 2017, ikincisi 2018 yılında düzenlenen ve bu yıl üçüncüsü 8-10 Eylül 2020 tarihlerinde çevrimiçi olarak gerçekleştirilecek etkinlikte alanlarında yetkin öğretim üyeleri ve uzman eğitmenler tarafından seminer ve eğitimler verilecek. Etkinlikte yapay zekanın güncel kullanım alanları da paylaşılacak.

YAZSUM 2020'de lisans ve lisansüstü öğrencilere ve akademisyenlere yapay zekanın temelini öğretmek, lisans - lisansüstü tez hazırlayanlara ilham olmak ve yeni proje ekiplerinin oluşmasına öncülük etmek amaçlanıyor. Etkinlikte yapay zeka ve makine öğrenmesi, yapay zeka ve etik, evrişimsel sinir ağları, makine öğrenmesi ve R dili uygulaması, MATLAB ile yapay zeka uygulamaları, Pyhton ile yapay zeka uygulamaları, yapay zekanın sağlık, finans, mühendislik uygulamaları, veri madenciliği, metin madenciliği ile veri görselleştirme konularında yapay zekanın güncel kullanım alanları paylaşılacak. İHA

Dışişleri Bakanlığından İsrail'in mutabakata rağmen Gazze'ye yaptığı saldırılara tepki:

Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in Gazze'ye saldırılarının, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Filistinlilerle barış yapma iradesini taşımadığını gösterdiğini belirterek, Netanyahu'nun tek amacının Filistinlileri ana yurtlarından uzaklaştırmak ve bölgede barış ve istikrarın tesisine engel olmak olduğunu bildirdi

03.08.2026 01:38:00
AA
 
Dışişleri Bakanlığından İsrail'in mutabakata rağmen Gazze'ye yaptığı saldırılara tepki:
Dışişleri Bakanlığından İsrail'in mutabakata rağmen Gazze'ye yaptığı saldırılara tepki:

Bakanlık, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına ilişkin açıklama yaptı.

Açıklamada, "Gazze Barış Planı'nın hayata geçirilmesini mümkün kılacak yol haritası üzerinde mutabakat sağlanmasının hemen ardından İsrail'in Gazze'de 30'dan fazla sivili katletmesi ve sağlık tesislerini hedef alması, Netanyahu hükümetinin Filistinlilerle barış yapma iradesini taşımadığını bir kez daha göstermiştir. Netanyahu'nun tek amacı Filistinlileri ana yurtlarından uzaklaştırmak ve bölgede barış ve istikrarın tesisine engel olmaktır. Bu doğrultuda, bölgedeki kırılgan dengeleri bozacak adımlar atmaktan ve ABD başta olmak üzere arabulucu ülkelerin çabalarını baltalamaktan çekinmemektedir." ifadeleri kullanıldı.

Orta Doğu'nun tamamını bir çatışma alanına dönüştürmek isteyen Netanyahu'nun "yayılmacı ve militarist anlayışına" karşı uluslararası toplumun daha kararlı, tutarlı ve güçlü bir tutum sergilemesinin artık bir zorunluluk haline geldiği vurgulanan açıklamada, bölgenin ve Filistin'in huzur ve refaha kavuşmasını destekleyen tüm ülkelere ortak sorumluluk bilinciyle hareket etme, uluslararası hukuka ve insani değerlere sahip çıkma çağrısında bulunuldu. 

TBMM'de suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren kanun teklifinin görüşmelerine başlanacak

TBMM Genel Kurulu'nda, suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren kanun teklifinin görüşmelerine başlanacak, bir uluslararası anlaşma ele alınacak
 

02.08.2026 15:00:00
AA
 
TBMM'de suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren kanun teklifinin görüşmelerine başlanacak
TBMM'de suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren kanun teklifinin görüşmelerine başlanacak
Haftalık çalışmalarına 4 Ağustos Salı günü başlayacak Genel Kurul, suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ni görüşecek.

Teklifle, fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde 19 yıldan 27 yıla, müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde 15 yıldan 18 yıla kadar hapis cezasına hükmolunacak.

Kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarını işleyen 15-18 yaş grubundaki çocuklar hakkında yaş indirimi uygulanmayabilmesi, 12-15 yaş grubundaki çocuklara ise bir üst grubun ceza rejiminin uygulanabilmesi hususunda hakime takdir yetkisi tanınıyor.

Ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza edilmesi suretiyle çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılacak.

Çocuk Koruma Kanunu'nda yer alan "suça sürüklenen" ibaresi, "adli süreçteki" olarak değiştirilecek ve çocuk hakkında kamu davası açılması halinde durum, gerekli idari tedbirlerin alınması amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı il veya ilçe müdürlüklerine bildirilecek.

Çocuk Koruma Kanunu'na eklenen yeni maddeyle, ceza sorumluluğu olmayan adli süreçteki çocuklar için çocuklara özgü güvenlik tedbiri niteliğinde "yönlendirme tedbirleri" belirleniyor.

Çocuk Koruma Kanunu'nda yapılan değişiklikle, 15 yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılması zorunlu olacak. Cumhuriyet savcısı, mahkeme veya çocuk hakimi tarafından 15 yaşını doldurmuş çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması halinde, gerekçesi iddianamede veya kararda gösterilecek.

Genel Kurul'da Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kırgızistan Cumhuriyeti Hükümeti arasında Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Anlaşmasını Tadil Eden Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi de görüşülecek.

Salı ve çarşamba günleri, Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerin grup toplantıları gerçekleştirilecek.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta okullarda meydana gelen olaylar ile çocukların dijital ortamlarda karşılaştıkları riskler ve olumsuz etkilerin tüm yönleriyle ele alınarak araştırılması, çözüm önerileri geliştirilmesi ve benzer olayların önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu toplanacak.

Güllü'nün kızına ağırlaştırılmış müebbet talep edildi

Yalova'nın Çınarcık ilçesinde geçen yıl evinin penceresinden düşerek hayatını kaybeden şarkıcı "Güllü"nün ölümüne ilişkin 10 ay süren soruşturma tamamlandı 

02.08.2026 11:53:00 / Güncelleme: 02.08.2026 11:57:03
İHA
 
Güllü'nün kızına ağırlaştırılmış müebbet talep edildi
Güllü'nün kızına ağırlaştırılmış müebbet talep edildi
Yalova'nın Çınarcık ilçesinde geçen yıl evinin penceresinden düşerek hayatını kaybeden ve kamuoyunda "Güllü" olarak tanınan sanatçı Gül Tut'un ölümüne ilişkin yaklaşık 10 ay süren soruşturma tamamlandı. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 21 sayfalık iddianamede, tutuklu sanık Tuğyan Ülkem Gülter hakkında "tasarlayarak üst soya karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. Aynı soruşturma kapsamında olay sırasında evde bulunan Sultan Nur Ulu hakkında ise soruşturmanın ilk aşamalarında gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu gerekçesiyle "yalan tanıklık" suçundan ayrıca dava açıldı.

İddianamede, olayın 26 Eylül 2025 tarihinde saat 01.26 sıralarında Çınarcık ilçesi Harmanlar Mahallesi'ndeki evde meydana geldiği belirtildi. Savcılık, Gül Tut'un kızı Tuğyan Ülkem Gülter'in odasının penceresinden yaklaşık 18,17 metre yükseklikten beton zemine düşerek yaşamını yitirdiğini kaydetti. Olayın ardından Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde geniş kapsamlı soruşturma yürütüldüğü, çok sayıda delil toplandığı ifade edildi.

Otopsi raporları dosyaya girdi

İddianamede Adli Tıp Kurumu raporlarına da ayrıntılı şekilde yer verildi. Rapora göre Gül Tut'un kanında 3,53 promil alkol tespit edildiği, ayrıca tedavi dozunda bazı ilaç etken maddelerinin bulunduğu ancak bunların ölüm nedeni olmadığı belirtildi. Adli Tıp Kurumu, ölümün yüksekten düşmeye bağlı gelişen genel beden travması, kafatası kırıkları, beyin kanaması, çok sayıda kemik kırığı ile iç organ ve büyük damar yaralanmaları sonucu meydana geldiği değerlendirmesinde bulundu.

"Zemin kaygandı" iddiasına kriminal inceleme

Soruşturma kapsamında olayın yaşandığı odanın zemininin kaygan olduğu yönündeki iddialar da araştırıldı. Bursa Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı'nın incelemesinde, zeminde kayganlığa neden olabilecek herhangi bir kimyasal madde kalıntısına rastlanmadığı iddianamede yer aldı.

Savcılık dijital delilleri tek tek sıraladı

İddianamede yalnızca olay yeri inceleme ve adli tıp raporlarına değil, dijital materyallere de geniş yer verildi. Şüphelinin cep telefonu incelemeleri, WhatsApp yazışmaları, ses kayıtları, güvenlik kamera görüntüleri, HTS kayıtları, iletişimin denetlenmesine ilişkin tutanaklar ve kriminal inceleme raporlarının delil olarak değerlendirildiği belirtildi.

Mesajlaşmalar da delil olarak dosyaya girdi

Savcılık, soruşturma kapsamında Tuğyan Ülkem Gülter'in cep telefonunda yapılan dijital incelemelerde elde edilen WhatsApp yazışmalarını da iddianamede deliller arasında gösterdi. İddianamede yer alan yazışmalarda şüphelinin eski erkek arkadaşıyla yaptığı konuşmalarda annesiyle yaşadığı sorunlardan söz ettiği, "Bıktım bu annemden", "Annem öldü vallahi öldü", "Gebersin" ve "Bu kadına öyle bir pişmanlık yaşatacağım" şeklinde ifadeler kullandığı belirtildi. Ayrıca bazı mesajlarda annesi nedeniyle çocukluğunun ve hayatının olumsuz etkilendiğini anlattığı, "Ben Güllü'nün kızı değilim, ben Tuğyan'ım" ifadelerine yer verdiği aktarıldı. Savcılık, bu yazışmaları şüpheli ile maktul arasındaki ilişkiyi ve olay öncesindeki süreci değerlendiren deliller arasında sıraladı.

Bunun yanı sıra iddianamede, olay sonrasında bazı WhatsApp mesajlarının silinmesine yönelik girişimler olduğu, şüphelinin eski erkek arkadaşından bazı yazışmaları silmesini istediği ve telefonunun sıfırlandığını belirterek mesaj gönderilmemesini talep ettiğine ilişkin tespitlere de yer verildi. Bu dijital materyaller de soruşturma kapsamında değerlendirilen deliller arasında gösterildi.

Tanık ifadeleri dikkat çekti: "Bir gün annemi camdan atıp öldüreceğim"

İddianamede yer alan tanık ifadeleri soruşturmanın dikkat çeken bölümleri arasında yer aldı. Tanık M.A., S.D. ve G.Y. olaydan yaklaşık üç ay önce araçlarında birlikte yolculuk yaptıkları sırada Tuğyan Ülkem Gülter'in, annesinin evlenmesine izin vermediğini söyleyerek "Bir gün annemi camdan atıp öldüreceğim" dediğini öne sürdü. Tanıklar, Gül Tut'un ölüm haberini aldıktan sonra bu sözleri hatırladıklarını ve bu nedenle ifade verdiklerini anlattı. Tanık R.G. ise ifadesinde, Tuğyan Ülkem Gülter'in yıllar önce annesini öldüreceğini söylediğine tanık olduğunu, Gül Tut'un ise yükseklik korkusu bulunduğunu, yüksek yerlerde cam kenarına yaklaşamadığını ve evine can güvenliği amacıyla güvenlik kamerası taktırdığını beyan etti.

Tanık S.C., şüphelinin zaman zaman annesiyle tartışarak evden ayrıldığını ve kendisine "Bir gün ya annemi ya da kendimi öldüreceğim" dediğini iddia ederken, tanık K.T. de anne-kız arasında geçmişten bu yana ciddi sorunlar yaşandığını, Gül Tut'un yükseklik korkusu olduğunu ve Tuğyan Ülkem Gülter'in saldırgan bir yapıya sahip olduğunu öne sürdü.

İddianamede ayrıca müşteki Tuğberk Yağız Hamza Gülter'in, annesi Gül Tut'un yükseklik korkusu nedeniyle cam kenarına yaklaşmadığını, olay anında camın yanında bulunmasının ancak camı kapatmak veya bir böceği dışarı çıkarmak gibi nedenlerle mümkün olabileceğini ifade etti. Savcılık, tüm bu tanık anlatımlarını diğer delillerle birlikte değerlendirerek iddianameye dahil etti.

Olay gecesi evde iki kişi vardı

Savcılığın tespitlerine göre olay anında odada Gül Tut'un yanı sıra kızı Tuğyan Ülkem Gülter ile arkadaşı Sultan Nur Ulu bulunuyordu. Bu durumun kamera kayıtları, ifadeler ve diğer delillerle doğrulandığı belirtildi.

Malkata" şarkısı iddianamede özel olarak incelendi

İddianamede, olay anına ilişkin kamera ve ses kayıtlarının bilirkişiler tarafından saniye saniye incelendiği belirtildi. Bilirkişi raporuna göre Gül Tut banyodan çıktıktan sonra çok sevdiği belirtilen "Malkata" adlı roman havası çalmaya başladı. Raporda, Gül Tut'un "Herkes tamam mı?", "Valla şahane bak, bak manyaklara bak, aç müziği" ve "Gel gel, kız gelsene buraya" dediği, ardından Tuğyan Ülkem Gülter ile Sultan Nur Ulu'nun müziğe eşlik ettiği ve roman havası oynadıkları aktarıldı. 

Savcılık, bilirkişi raporuna dayanarak şüpheli Tuğyan Ülkem Gülter'in olay öncesinde Sultan Nur Ulu'dan, maktulün çok sevdiği "Malkata" şarkısını açmasını istediğini, Sultan Nur Ulu'nun da telefonu üzerinden şarkıyı başlattığını değerlendirdi. İddianamede, şarkının düşme anına kadar kesintisiz çaldığı, Tuğyan ve Sultan'ın aşağıya koşmaya başlamasıyla birlikte müziğin kesildiği, kamera kayıtlarında herhangi bir silinti veya manipülasyona rastlanmadığı da belirtildi.  

Sultan Nur Ulu'ya ayrı iddianame

Soruşturma kapsamında Sultan Nur Ulu hakkında da ayrı bir iddianame hazırlandı. Savcılık, ilk ifadelerinde olayın düşme şeklinde gerçekleştiğini anlattığını, daha sonraki aşamada ise farklı beyanda bulunduğunu belirterek "yalan tanıklık" suçunun oluştuğu kanaatine vardı. Sultan Nur Ulu hakkında hazırlanan iddianame Yalova Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.

Ağırlaştırılmış müebbet talebi

Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı, tüm deliller, bilirkişi raporları, tanık beyanları, dijital incelemeler ve adli tıp raporlarını birlikte değerlendirerek Tuğyan Ülkem Gülter'in "tasarlayarak üst soya karşı kasten öldürme" suçundan cezalandırılmasını istedi. İddianamede sanık hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 82. maddesi kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi.

Hazırlanan iddianamenin kabul edilmesi halinde dava Yalova Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek. Sultan Nur Ulu hakkındaki "yalan tanıklık" iddianamesi ise Asliye Ceza Mahkemesi tarafından değerlendirilecek.

Gençlerde kalp krizi riskini artıran 8 faktör


 
Kalp krizi genellikle ileri yaşlarda görülen bir sağlık sorunu olarak düşünülse de gençlerde de önemli bir risk olmaya devam ediyor. 

01.08.2026 16:24:00
Murat Çorbacı
 
Gençlerde kalp krizi riskini artıran 8 faktör
Gençlerde kalp krizi riskini artıran 8 faktör

Kalp krizi genellikle ileri yaşlarda görülen bir sağlık sorunu olarak düşünülse de gençlerde de önemli bir risk olmaya devam ediyor. Kalp krizi vakalarının yaklaşık yüzde 20'sinin 40 yaş altı bireylerde görüldüğüne değinen Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi'nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, "Genç yaşta görülen kalp krizlerindeki risk faktörleri, bazı yönleriyle ileri yaş grubundan farklılık gösterebiliyor. Diyabet, hipertansiyon, obezite, tütün ürünleri ve yasaklı madde kullanımı, genetik yatkınlık, steroid kullanımı, enerji içeceği ve yüksek doz kafein tüketimi gençlerde kalp krizi riskini artıran başlıca faktörler arasında yer alıyor" dedi. Prof. Dr. Nevrez Koylan, "Düzenli sağlık kontrollerinin yaptırılması ve ailedeki kalp-damar hastalığı öyküsünün bilinmesi çok kıymetli. Kalp sağlığını korumak için; fiziksel olarak aktif bir yaşam sürmek, elektronik sigara dahil tüm tütün ürünleri ve zararlı maddelerden uzak durmak, dengeli beslenmek, sağlıklı vücut ağırlığını korumak, kaliteli uyku düzenine sahip olmak ve stresi etkili şekilde yönetebilmek şart" dedi. Koylan risk faktörlerini şöyle sıraladı:

Anabolik steroid kullanımı

Kas kütlesini artırmak ve fiziksel performansı geliştirmek amacıyla kullanılan anabolik steroidler, özellikle gençlerde kalp-damar sistemi üzerinde ciddi olumsuz etkilere yol açabilir. Bu maddeler tansiyon yüksekliği, kolesterol dengesinin bozulması ve damar sertliği riskini artırarak genç yaşta kalp krizi görülme olasılığını yükseltebilir.

Enerji içeceği ve yüksek doz kafein tüketimi

Enerji içecekleri ve aşırı kafein tüketimi, kalp hızında ve kan basıncında ani yükselmelere neden olabilir. Özellikle yoğun egzersiz sırasında veya alkol ve diğer uyarıcı maddelerle birlikte tüketildiğinde ritim bozuklukları ve kalp-damar sorunları açısından risk oluşturabilir.

Madde kullanımı

Yasaklı ve uyarıcı maddelerin kullanımı, kalp-damar hastalıklarının genç yaşlarda ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu maddeler kalp ritmini bozabilir, tansiyonda ani yükselmelere yol açabilir ve damar sağlığını olumsuz etkileyebilir. 2021 yılında yapılan bir çalışmada, eğlence amaçlı madde kullanımı ile aterosklerotik kardiyovasküler hastalığın erken gelişimi arasındaki ilişki incelendi. Araştırma sonuçları, erken yaşta aterosklerotik kalp-damar hastalığı bulunan kişiler arasında madde kullanımının daha yaygın olduğunu ortaya koydu.

Sigara, nargile ve elektronik sigara

Sigara kullanımı; kalp hastalığı ve felç nedeniyle erken ölüm riskini sigara içmeyenlere kıyasla yaklaşık üç kat artırabilir. Özellikle 15 yaşından önce sigaraya başlayan kişiler daha yüksek risk altında olabilir. Benzer tehlikeler nargile ve elektronik sigara kullanımı için de geçerli sayılabilir. Bununla birlikte araştırmalar, sigaranın 40 yaşına kadar bırakılması halinde erken ölüm riskindeki artışın yaklaşık yüzde 90 oranında azaltılabileceğini gösteriyor.

Genetik riskler

Bazı kişiler kalp hastalıklarına yatkınlık oluşturan genetik özellikleri ailelerinden miras alabilir. Özellikle ailevi hiperkolesterolemi gibi kalıtsal hastalıklar, kolesterol düzeylerinin erken yaşlarda yükselmesine neden olabilir. Bu durum damar sertliğinin daha erken gelişmesine yol açabilir ve genç yaşta koroner kalp hastalığı ile kalp krizi riskini artırabilir.

Diyabet

Diyabet, genç yaşta kalp krizi riskini artırabilen önemli sağlık sorunlarından biri. Diyabeti olan kişilerde hipertansiyon ve yüksek kolesterol gibi ek risk faktörleri daha sık görülebilir. Bu durum kalp-damar hastalıklarının gelişimini hızlandırabilir ve kalp krizi olasılığını artırabilir. Yapılan tahminlere göre genç nüfustaki diyabetli birey sayısı her 10 yılda yüzde 20'den fazla artıyor.

Hipertansiyon

Yüksek tansiyon da gençlerde giderek daha sık görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Fazla tuz tüketimi, obezite ve hareketsiz yaşam tarzı hipertansiyon gelişimine zemin hazırlıyor. Kontrol altına alınmayan yüksek tansiyon ise damar yapısında hasara yol açabilir ve kalp hastalığı ile felç riskini artırabilir. Yapılan çalışmalar her 7 gençten birinde hipertansiyon görüldüğünü ortaya koyuyor.

Aşırı kilo ve obezite

Aşırı kilo ve obezite, kalp-damar sistemi üzerinde önemli olumsuz etkilere neden olabilir. Fazla kilo; yüksek tansiyon, diyabet ve kolesterol yüksekliği gibi risk faktörlerinin ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir. Yapılan bilimsel araştırmalar, gençler de dahil olmak üzere fazla kilolu bireylerde kalp krizi riskinin daha yüksek olabileceğine işaret ediyor.

Yaz sıcaklarında demans riski artıyor


 
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünyada 55 milyondan fazla kişi demans, bir başka deyişle bunama sorunu yaşıyor. Bu sayının nüfusun yaşlanmasıyla birlikte hızla artması ve 2050’ye kadar 139 milyona ulaşması bekleniyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, yaz aylarında yaşam alışkanlıklarındaki bazı hataların demans riskini artırabileceği uyarısında bulundu.
 

01.08.2026 14:59:00
Murat Çorbacı
 
Yaz sıcaklarında demans riski artıyor
Yaz sıcaklarında demans riski artıyor

Demans, yalnızca unutkanlıkla sınırlı değil; bireyin hafıza, dikkat, dil, karar verme ve günlük yaşam becerilerini etkileyerek bağımsızlığını kaybetmesine yol açan klinik bir sendrom. Bu etkileriyle de hastaların ve bakımını üstlenen kişilerin yaşam kalitelerini ciddi şekilde düşürebiliyor. En yaygın nedeni Alzheimer olan demansta ilerleyen yaş, genetik yatkınlık ve aile öyküsü gibi değiştirilemeyen risk faktörlerinin yanı sıra yaşam tarzıyla ilişkili değiştirilebilir etkenler de önemli rol oynuyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, yaz aylarında yaşam alışkanlıklarındaki bazı hataların demans riskini artırabileceği uyarısında bulunarak, "Yaz mevsiminde demans riskini artıran en önemli iki etken vücudun susuz kalması ve tansiyon dalgalanmalarıdır.  Bu nedenle susama hissini beklemeden bol su tüketilmesi ve yüksek tansiyon hastalarının kan basıncını düzenli olarak kontrol etmeleri son derece önemlidir" dedi. Dr. Fikri Halaçoğlu, aslında değiştirilebilir risk faktörlerinin yaşam boyunca hedeflenmesiyle demans vakalarının yaklaşık yüzde 40'a varan oranda önlenebilir veya geciktirilebilir olabileceğine dikkat çekiyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, yaz aylarında demans riskini artıran etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Susuz kalmak

Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, yaz aylarında sık tekrarlayan veya ciddi düzeydeki susuzluğun özellikle ileri yaştaki kişilerde demans açısından önemli bir risk oluşturduğunu vurguluyor. Dr. Fikri Halaçoğlu, "Vücudun susuz kalması; idrar yolu enfeksiyonu, elektrolit bozukluğu, uyku bölünmesi ve tansiyon düzensizliği aracılığıyla zihinsel performansı hızla bozabilir. Bu durum doğrudan kalıcı demansa yol açmaktan çok, mevcut bilişsel kırılganlığı görünür hale getirebilir, deliryumu tetikleyebilir ve damar sağlığını olumsuz etkileyerek uzun vadede beyin rezervini azaltabilir. Bunların sonucunda başta damarsal (vasküler) demans olmak üzere Alzheimer tip demans riskinin de artmasına yol açabilir" dedi.

Nasıl önlem almalı?

• Güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında mümkünse dışarıya çıkmayın.
• Susamayı beklemeden düzenli olarak su tüketin.
• Koyu idrar, ateş ve ani dalgınlık gibi sorunlarda zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun.


Yüksk tansiyon

Yaz aylarında aşırı sıcaklar, yetersiz sıvı tüketimi ve tansiyon ilaçlarının düzensiz kullanımı kan basıncında dalgalanmalara neden olabiliyor. Özellikle orta ve ileri yaşta kontrol altına alınamayan hipertansiyon, beyinde küçük damar hastalığı, kalp krizi ve beynin iletişim ağında hasara yol açma riskini artırıyor. Bu damar hasarları hem vasküler demans hem de Alzheimer açısından ek yük oluşturan önemli faktörler olarak sıralanıyor.

Nasıl önlem almalı?

• Tansiyonunuzu düzenli ölçün, hekim kontrollerinizi ihmal etmeyin ve ilaçlarınızı hekiminizin önerdiği şekilde aksatmadan kullanın.
• Tuz tüketimini azaltın, sağlıklı beslenmeye ve ideal kilonuzu korumaya özen gösterin.


Diyabet ve metabolik sendrom

Diyabet nedeniyle kan şekeri (glukoz) seviyesinin uzun süre normalin üzerinde seyretmesi; beyni besleyen küçük damarlarda hasar, inflamasyon ve insülin direnci üzerinden bilişsel gerileme riskini artırabiliyor. Diyabet hastalığı, hipertansiyon ve obeziteyle birlikte görüldüğünde risk oldukça yükseliyor. Metabolik sendrom; yüksek tansiyon, yüksek kan şekeri, bel çevresinde yağlanma ve kan yağlarındaki bozuklukların bir arada görüldüğü bir tablo olarak tanımlanıyor. Bu durum beyin damarlarında hasar ve kronik inflamasyon aracılığıyla bilişsel gerileme riskini artırabiliyor.

Nasıl önlem almalı?

• Kan şekeri, tansiyon ve kolesterol değerlerinizi düzenli olarak takip edin ve hekiminizin önerdiği tedavi planına mutlaka uyun.
• Sağlıklı ve dengeli beslenin, ideal kilonuzu korumaya ve düzenli yürüyüş yapmaya özen gösterin.


Sağlıksız beslenme

Doymuş yağdan zengin besinler, aşırı tuz tüketimi, şekerli içecekler ve işlenmiş gıdalar; obezite, insülin direnci, hipertansiyon ve ateroskleroz gelişimini kolaylaştırarak beyin ve damar sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Ayrıca bu beslenme tarzı kronik inflamasyonu ve oksidatif stresi artırarak sinir hücrelerinde hasara neden olabiliyor ve zamanla bilişsel işlevlerde gerilemeye zemin hazırlayabiliyor. Yaz aylarında özellikle yüksek kalorili beslenme, dondurma ve şekerli içeceklerin tüketimi ile geç saatlerde yemek yemek; kilo, vücut lipid metabolizması ve glisemik indeks üzerinde olumsuz etki yapıyor.

Nasıl önlem almalı?

• Sebze, meyve, baklagiller, tam tahıllar, balık, kuruyemiş ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağlar içeren Akdeniz tipi beslenme modelini benimseyin.
• Yemeklerinizde porsiyon kontrolüne dikkat edin.


Hareketsizlik

Çağımızın önemli sorunlarından biri olan hareketsizlik; obezite, diyabet, hipertansiyon ve depresyon üzerinden demans riskini artırıyor. Yaz aylarında sıcak hava özellikle ileri yaştaki bireylerde dış ortam aktivitelerini azaltabiliyor ve bu kişiler hava koşulları nedeniyle yürüyüşten kaçınabiliyor. Bilimsel veriler, uzun süreli hareketsiz yaşamın beyin sağlığı açısından bağımsız bir risk göstergesi olabileceğini ortaya koyuyor.

Nasıl önlem almalı?

• Hekiminizin önerdiği sürelerde orta şiddette fiziksel aktivite hedefleyin.
• Yürüyüşlerinizi sabah erken saatlerde veya akşam serin zaman dilimlerinde yapmaya dikkat edin.


Sigara ve alkol

Sigara, damar iç yüzeyini bozarak beyne giden kan akımını azaltıyor ve özellikle damar tıkanıklığına bağlı bilişsel gerileme riskini yükseltiyor. Alkol de doğrudan beyinde toksik etki oluşturarak hafıza ve öğrenme süreçlerini olumsuz etkiliyor. Bunun yanında alkol kullanımı uyku bozukluğu ve başta B vitaminleri olmak üzere beslenme yetersizlikleri yoluyla bilişsel işlevlerin bozulmasına katkıda bulunabiliyor.  

Nasıl önlem almalı?

• Sigara ve alkol tüketiminden kaçının. Bu süreçte zorlanıyorsanız bir sağlık profesyonelinden mutlaka destek alın.


İşitme ve görme kaybı

Duyusal kayıplar nedeniyle beyne ulaşan işitsel ve görsel uyaranlar azalırken, beynin bu bilgileri işleme kapasitesi de zamanla olumsuz etkilenebiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Fikri Halaçoğlu, "İşitme kaybı yaşayan kişilerin konuşmaları takip etmekte zorlandıkları için sosyal ortamlardan uzaklaşmaları ve yalnız bir yaşam sürmeleri bilişsel rezervi zayıflatabilir. Görme kaybı da günlük yaşam aktivitelerini, sosyal etkileşimi ve zihinsel uyarımı azaltarak bilişsel gerilemeyi hızlandırabilir" uyarısında bulunuyor. 

Nasıl önlem almalı?

• İşitme ve göz sağlığı için rutin kontrollerinizi düzenli olarak yaptırın.
• Hekiminizin önerdiği tedavilerinizi aksatmayın.
•  Sosyal hayattan çekilmeyin ve zihinsel aktivitelerde bulunun.


Uyku bozukluğu

Yaz  aylarında yüksek sıcaklık ve nem uyku kalitesini bozabiliyor. Kronik uykusuzluk ve uyku apnesi; dikkat, bellek ve yürütücü (davranışları planlama, problem çözme, karar alma gibi üst düzey bilişsel durumlar)  işlevleri olumsuz etkileyebiliyor. Bunların yanı sıra uyku bozuklukları, depresyon, anksiyete ve beyin damar hastalıkları riskini artırarak demans gelişimine dolaylı olarak da katkıda bulunabiliyor. Yaz aylarında artan sıcaklık ve nem, düzensiz uyku saatleri ile sık gece uyanmaları uyku kalitesini daha da bozabiliyor.

Nasıl önlem almalı?

• Her gün aynı saatlerde uyumaya ve uyanmaya özen gösterin. Yatak odanızı serin, karanlık ve sessiz tutarak uyku hijyenine dikkat edin.
• Horlama, nefes durması veya gün içinde aşırı uyku hali gibi sorunlarınız varsa mutlaka bir uzmana başvurun.

Yaz aylarında risk artıyor!


 
 
Besin zehirlenmesine özellikle yaz aylarında sıklıkla rastlanıyor. Özellikle toplu tüketim yerlerinde yaşanan olaylar haberlere de konu oluyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yusuf Emre Uzun, besin zehirlenmesine karşı almamız gereken 12 önlemi anlattı.
 

01.08.2026 12:57:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:59:58
Murat Çorbacı
 
Yaz aylarında risk artıyor!
Yaz aylarında risk artıyor!

 
Besin zehirlenmesi, her yıl milyonlarca insanı etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu olmayı sürdürüyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre her yıl yaklaşık 866 milyon kişi, başka bir ifadeyle her 9 kişiden 1'i besin zehirlenmesi sorunu yaşıyor ve yaklaşık 1 milyon 520 bin kişi hayatını kaybediyor. Besin zehirlenmelerinden en fazla etkilenen grup 5 yaş altı çocuklar oluyor. 
 
Uyulması gereken 12 kural
 
Öyle ki yaklaşık her 3 besin zehirlenmesinden 1'i bu yaş grubunda görülüyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yusuf Emre Uzun, besin zehirlenmesinin özellikle yaz aylarında daha sık görüldüğüne dikkat çekerek, almamız gereken 12 önlemi anlattı.

1. Ellerinizi sık sık en az 20 saniye yıkayın.
2. Çiğ ve pişmiş gıdaları birbirinden ayırın. Örneğin yiyecekler hazırlanırken aynı kesme tahtası veya bıçağın kullanılması, bir besindeki mikroorganizmaların diğer besine taşınmasına yol açabiliyor. 
3. Et, tavuk ve balığı iyi pişirin.

4. Pişirdiğiniz yemekleri iki saatten uzun süre oda sıcaklığında bırakmayın; mümkünse bir saat içinde buzdolabına kaldırın. 
5. Et, süt ürünleri ve deniz ürünleri gibi kolay bozulan gıdaları alışverişten sonra en kısa sürede buzdolabına yerleştirin. 
6. Meyve ve sebzeleri iyice yıkayın. Özellikle salata malzemelerinin temizliğine daha fazla özen gösterin. 

7. Son kullanma tarihlerini mutlaka kontrol edin.
8. Açıkta satılan yiyeceklere dikkat edin.
9. İçeceğinize buz ekletmeyin. Kirli su, besin zehirlenmesinin önemli nedenleri arasında yer alıyor. 

10. Dondurulmuş ürünlerin oda sıcaklığında bekletilerek çözdürülmesi bakterilerin hızla çoğalmasına neden olabiliyor. Çözdürme işlemini buzdolabında veya mikrodalgada yapmayı alışkanlık edinin. 
11. Güvenilir su tüketin.
12. Midye, istiridye ve bazı deniz ürünleri uygun koşullarda saklanmadığında ciddi zehirlenmelere yol açabiliyor. Özellikle yaz aylarında tazeliğinden emin olmadığınız deniz ürünlerini tüketmekten kaçının. 

Yaz sıcağı böbrek taşı riskini sessizce artırıyor!


 
Yaz aylarında hava sıcaklıklarının yükselmesiyle artan terleme, vücudun sıvı dengesini bozarak böbrek taşı oluşumu riskini önemli ölçüde artırıyor. Yeterli sıvı alınmadığında idrar hacmi azalırken, idrardaki kalsiyum, oksalat ve ürik asit gibi taş oluşturan minerallerin yoğunluğu artıyor. Bu mineraller zamanla kristalleşip birleşerek böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlıyor.
 

01.08.2026 12:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:46:12
Murat Çorbacı
 
Yaz sıcağı böbrek taşı riskini sessizce artırıyor!
Yaz sıcağı böbrek taşı riskini sessizce artırıyor!

Üroloji Uzmanı Dr. Tünkut Salim Doğanca, yaz aylarında yeterli su tüketimi ve doğru beslenme alışkanlıkları gibi basit ama etkili önlemlerin böbrek taşı oluşumunu büyük oranda önleyebileceğini belirterek, "Böylece ileride yaşanabilecek şiddetli ağrıların, acil başvuruların ve cerrahi girişimlerin de önüne geçmek mümkün olabilir" dedi. Dr. Doğanca, yaz aylarında böbrek sağlığını korumak ve böbrek taşı riskini azaltmak için alınabilecek 4 etkili önlemi anlattı.

Günde 2.5-3 litre su tüketin

Böbrek taşından korunmanın en etkili yolu yeterli sıvı tüketmektir. Özellikle sıcak havalarda terlemeyle kaybedilen su mutlaka yerine konulmalıdır. İdrarın açık sarı veya berrak renkte olması yeterli sıvı alındığının en önemli göstergelerinden biridir. Günde 2.5-3 litre su tüketildiğinde idrar miktarı artar ve taş oluşturan mineraller seyrelerek kristalleşme olasılığı azalır. Suyu tek seferde değil, gün içinde düzenli aralıklarla tüketmek ve özellikle yoğun terleme sonrasında sıvı kaybını gecikmeden yerine koymak böbreklerin sağlıklı çalışmasına önemli katkı sağlar.

Tuz tüketimini sınırlandırın

Aşırı tuz tüketimi idrarda kalsiyum atılımını artırarak böbrek taşı oluşumunu kolaylaştırabilir. Bu nedenle hazır gıdalar, işlenmiş et ürünleri ve aşırı tuzlu atıştırmalıklardan kaçınılmalıdır. Günlük tuz tüketiminin artması sadece böbrek taşı değil, yüksek tansiyon ve böbrek fonksiyonlarında bozulma riskine de yol açabilir. Yemeklere sonradan tuz eklememek, etiket okuma alışkanlığı kazanmak ve doğal besinleri tercih etmek böbrek sağlığını korumak için önemlidir.

Hayvansal proteini ölçülü tüketin

Aşırı miktarda kırmızı et ve diğer hayvansal proteinlerin tüketilmesi, idrarın asit oranını artırarak bazı böbrek taşı türlerinin oluşum riskini yükseltebilir. Ayrıca idrarda taş oluşumunu önlemeye yardımcı olan sitrat düzeyinin azalmasına da yol açabilir. Bu nedenle öğünlerde sebze, meyve ve tam tahıllara da yeterince yer verilmesi taş oluşumuna karşı koruyucu etki sağlayabilir.

Kalsiyumu bilinçsizce kısıtlamayın

Üroloji Uzmanı Dr. Tünkut Salim Doğanca, "Böbrek taşı olan kişilerin en sık yaptığı hatalardan biri süt ve süt ürünlerini tamamen bırakmaktır. Oysa normal miktarda besinlerle alınan kalsiyum, bağırsakta oksalatla bağlanarak bazı böbrek taşı türlerinin oluşma riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Bu nedenle doktor önerisi olmadan kalsiyum takviyesi kullanmamak ve dengeli beslenmek daha doğru bir yaklaşımdır. Beslenme planı mutlaka doktor önerisine göre düzenlenmelidir" dedi.

Dikkat! Böbrek taşı belirti vermeden ilerleyebiliyor!


Böbrek taşlarının her zaman şiddetli ağrıya neden olmadığını vurgulayan Dr. Doğanca, şöyle konuştu: "Hareket etmeyen veya idrar yolunda tıkanıklık oluşturmayan taşlar uzun süre sessiz kalabilir. Düzenli üroloji kontrolleri sayesinde taşlar büyümeden ve cerrahi müdahale gerektirecek aşamaya gelmeden tespit edilebilir. Özellikle daha önce böbrek taşı düşüren kişilerde yeni taş oluşma riski yüksektir. Bu nedenle belirli aralıklarla yapılacak ultrason veya gerekli görülen görüntüleme yöntemleri sayesinde taşlar erken dönemde saptanabilir ve daha kolay tedavi edilebilir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a 15 Temmuz darbe girişiminde suikast teşebbüsünde bulunan FETÖ mensubu yakalandı

İçişleri Bakanlığı, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Marmaris'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a suikast teşebbüsünde bulunan Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) mensup timde yer alan B.K'nin yakalandığını bildirdi

01.08.2026 09:22:00 / Güncelleme: 01.08.2026 09:25:31
AA
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a 15 Temmuz darbe girişiminde suikast teşebbüsünde bulunan FETÖ mensubu yakalandı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a 15 Temmuz darbe girişiminde suikast teşebbüsünde bulunan FETÖ mensubu yakalandı

İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığı koordinasyonunda, Afyonkarahisar ve Eskişehir il emniyet müdürlüklerinin istihbarat şube müdürlüklerince ortak çalışma yürütüldü.

Çalışmalar sonucu, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan'a suikast girişiminde yer alan, kırmızı bültenle aranan, meslekten ihraç edilen yüzbaşı ve eski helikopter pilotu olan terörist B.K'nin yeri tespit edildi.

Terörist B.K, Afyonkarahisar Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince yakalandı.

Bakanlığın açıklamasında, FETÖ ve yapılanmalarıyla mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği kaydedildi. 

Gözaltına alınan gazeteci Cem Küçük tutuklandı

Hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "şantaj" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan gazeteci Cem Küçük, tutuklandı
 

01.08.2026 00:28:00
AA
 
Gözaltına alınan gazeteci Cem Küçük tutuklandı
Gözaltına alınan gazeteci Cem Küçük tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "şantaj" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında İl Jandarma Komutanlığı KOM Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınıp adliyeye sevk edilen Küçük'ün nöbetçi sulh ceza hakimliğindeki sorgusu tamamlandı.

Hakimlik, Küçük'ün tutuklanmasına karar verdi.

Cem Küçük'ün savcılık ifadesi

Cem Küçük, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığındaki ifadesinde televizyon kanallarında yorumculuk yaptığını, cep telefonunun şifresini vermek istemediğini söyledi.

T.S. adlı kişiyle 27 işlemde gerçekleşen toplam 537 bin liralık para alışverişinin karşılıklı borç alıp vermeden kaynaklandığını ve aralarında herhangi bir ortaklık bulunmadığını belirten Küçük, soruşturma dosyasındaki gizli tanığın, "Cem Küçük, şantaj ve tehdit yöntemiyle sosyal medya, televizyon kanalları ve gazete köşesini kullanarak zor durumdaki insanlardan içinde bulunduğu koşullardan yararlanıp para karşılığı haber ve aleyhine veya lehine yayınlar yapar." şeklindeki beyanlarını kabul etmediğini belirtti.

Küçük, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca Devlet Hava Meydanları İşletmesi eski Daire Başkanı Mehmet Cemil Acar hakkında yürütülen soruşturma kapsamında ele geçirilen dijital materyallerde, yurt dışı kayıtlı bir numarayla yazıştığı ve yazıştığı kişinin farklı kişilerle ilgili taleplerde bulunduğu iddialarının sorulması üzerine, "Bu kişinin kim olduğunu ilk başta ben de bilmiyordum. Gazeteci olduğum için benimle iletişime geçti." yanıtını verdi.

Söz konusu numarayla yaptığı yazışmalardan sonra İstanbul'daki bir AVM'deki lüks bir mağazaya giderek kendisi için kasaya bırakılan hediyesini teslim aldığını söyleyen Küçük, ancak herhangi bir sorunu çözmediğini öne sürdü.

Küçük, gizli tanığın "Cem Küçük, bir dönem Adnan Oktar suç örgütünün lehine de çalışırdı" iddiaları üzerine "Adnan Oktar'ın yurt dışından kitapları geliyordu. Bu kitapları Türkçe'ye çevirmek için çeviri ekibimle ücreti karşılığında yardımcı oldum. O dönem birçok yayınevine çeviri yaptım. Hesabıma gelen paralar bundan dolayıdır. Kendisiyle en son 2012 yılının iftar programında buluştuk. Birçok gazeteci ve siyasi kişiler de bulunmaktaydı. A9 programından bir tane canlı yayına katıldım. Orada gündemi yorumladım." şeklinde ifade verdi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti merkezli bir medya kuruluşundan hesabına 17 işlemde toplamda 77 bin 983 lira gönderilmesinin çeviri işlemlerinden kaynaklı olduğunu savunan Küçük, Çin merkezli bir firmadan 20 ayrı işlemde gelen 65 bin liranın ise 2017 yılında Çin Radyosu'nda yorumculuk yapmasından dolayı olduğunu iddia etti.

Küçük, S.S. adlı kişiden 14 işlemde gelen toplam 99 bin liranın ise sebebini bilmediğini öne sürdü.

Ş.M'den gelen 2 bin 700 liranın sebebinin sorulması üzerine Küçük, "Söz konusu kişi ile pandemiden beri iletişimim yoktur. Kendisiyle beraber çalıştığımız için tanırım." yanıtını verdi.

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasında yargılanan sanık İsmet Koyun'u algı çalışması yaparak para karşılığı dosyadan kurtarmaya çalıştığı iddiaları sorulan Küçük, bu kişiden para almadığını iddia ederek sadece hakkında canlı yayında konuşma yaptığını söyledi.

Küçük, CHP'li Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki'yi övmesi için paylaşım yaptığı ve bunun karşılığında maddi menfaat elde ettiği iddiasının sorulması üzerine, "O dönem CHP'li belediyelere operasyon yapılıyordu, Ömer Eşki de CHP'li Belediye Başkanı olup operasyon yapılmadığı için kendisiyle ilgili tweet attım. Bu tweeti birinin yönlendirmesiyle atmadım." şeklinde beyanda bulundu.

Görevinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile hiç teması olmadığını, görevinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun ile bir ya da iki kez telefon ile görüştüğünü öne süren Küçük, "Sezgin Baran Korkmaz isimli kişiyi tanırım. 2020 yılında Paramount isimli otelde konakladım. Bu otele beni Cihan Ekşioğlu davet etti. Korkmaz'dan hiçbir zaman para almadım. Para karşılığı da tweet atmadım." ifadelerini kullandı.

Ne olmuştu?

Hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "şantaj" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan gazeteci Cem Küçük, Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilmişti.

Savcılıkta ifade veren Küçük, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçundan tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine gönderilmişti.

Savcılığın sevk yazısında, somut olayda şüpheli Küçük'ün çeşitli zaman diliminde canlı yayın programında farklı soruşturma dosyasından tutuklu bulunan Fatih Keleş ile ilgili yorum yaptığı, söz konusu canlı yayın programının video çözümlenmesi incelendiğinde "Fatih Keleş'in evindeki parkeden 2 milyon dolar para çıktı." şeklinde haber yaparak yanlış bilgiyi alenen yaydığı belirtilmişti.

Bir diğer canlı yayın programında ise Küçük'ün "Berkay Gezgin İBB'den 1 milyon liraya yakın para aldı, MASAK raporlarında var." diyerek yanlış bilgiyi alenen yaydığının tespit edildiği kaydedilen yazıda, Küçük'ün bir süre geçtikten sonra ise söz konusu haberle ilgili farklı paylaşımlar yaptığı aktarılmıştı.

Bu deliller birlikte değerlendirildiğinde şüphelinin algı yaratacak şekilde paylaşımlar yaptığı, bu paylaşımların kamu barışını bozmaya elverişli olduğu, bu bağlamda somut olayda "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçunun yasal unsurlarının oluştuğu, şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu belirtilen yazıda, Küçük'ün üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi dikkate alınarak tutuklanmasına karar verilmesi istenmişti.

Şantaj var, tehdit var, yanıltıcı bilgi var

İhlas Medya Grubu ile yolları ayrıldıktan kısa süre sonra hakkında gözaltı kararı çıkarılan gazeteci Cem Küçük, jandarma ekiplerince yakalandı. Bazı iş insanlarını "büyük isimleri kullanarak" tehdit ettiği, maddi menfaat karşılığı sosyal medya paylaşımları yaptığı ve İBB davasına yönelik yanıltıcı beyanlarda bulunduğu ileri sürülen Küçük'ün finansal hareketleri MASAK raporuna girdi

31.07.2026 20:00:00
Haber Merkezi
 
Şantaj var, tehdit var, yanıltıcı bilgi var
Şantaj var, tehdit var, yanıltıcı bilgi var
Türkiye medya ve siyaset gündemi, iktidara yakınlığıyla bilinen gazeteci ve televizyon yorumcusu Cem Küçük'ün şok gözaltı haberiyle sarsıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen geniş kapsamlı bir soruşturma doğrultusunda, Küçük hakkında "Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma" ve "Şantaj" suçlarından yakalama kararı çıkarıldı.

Kararın ardından harekete geçen İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekipleri, gazeteciyi kıskıvrak yakalayarak gözaltına aldı. Seyrantepe Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirilen Küçük, sorgulanmak üzere jandarma karargahına götürüldü.

Suçlamalar vahim: "Büyük isimleri kullanarak tehdit ve şantaj"

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı kaynaklarından sızan bilgilere göre Cem Küçük hakkındaki adli dosya oldukça kabarık. Soruşturmanın merkezinde, Küçük'ün bazı iş insanlarından maddi menfaat temin etmek amacıyla sosyal medya paylaşımları yaptığına dair çok sayıda resmi şikayet yer alıyor.

Adli kaynaklara dayandırılan kulis bilgilerine göre; Cem Küçük'ün devletin üst kademelerindeki nüfuzlu şahısların ve kurumların isimlerini referans göstererek iş dünyasına karşı "tehditvari" konuşmalar gerçekleştirdiği iddia ediliyor. Dosyada yalnızca mağdur şikayetleri değil, Küçük aleyhine ifade veren çok sayıda tanık beyanı da bulunuyor.

MASAK raporu ve finansal hesaplar mercek altında

Soruşturmanın en güçlü somut delillerinden birini ise Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan finansal inceleme raporu oluşturuyor. İnceleme sonucunda, Cem Küçük'ün banka hesaplarındaki şüpheli para transferleri ile şantaj iddialarına konu olan iş insanlarıyla kurduğu temasların zamanlama açısından örtüştüğü tespit edildi.

Ayrıca, muhalefetin yönetimindeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davası ve soruşturma süreçlerine dair medyada ortaya attığı bir kısım asılsız beyan ve yönlendirmeler de dezenformasyon yasası kapsamında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçuyla dosyaya eklendi.

Adliyeye ne zaman sevk edilecek?

İstanbul İl Jandarma Komutanlığı'nda ifade işlemleri ve dijital materyal incelemeleri tamamlanan Cem Küçük, "Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma" suçlamasıyla tutuklama istemiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. Dün akşam gözaltına alınan yandaş gazeteci Cem Küçük, bugün Çağlayan Adliyesi'ne sevk edildi.

TGRT ve Türkiye gazetesinden kovulma süreci

Cem Küçük, gözaltına alınmasından sadece birkaç gün önce, 10 yıldır görev yaptığı İhlas Medya Grubu bünyesindeki TGRT Haber kanalındaki sabah programından ve Türkiye Gazetesi'ndeki köşe yazarlığından ani bir kararla ayrılmıştı. Edinilen bilgilere göre; Küçük'ün bazı paylaşım ve siyasi yorumları medya grubu yönetiminde uzun süredir ciddi rahatsızlık yaratıyordu ve bu süreç doğrudan "işten çıkarılma/kovulma" ile sonuçlandı.

Arka planda siyasi çatlak mı var?

Medya kulislerinde konuşulan bir diğer iddia ise Küçük'ün siyasi analizlerinin iktidar kanadında yarattığı çatlak. Siyaset mahkemelerinin ana muhalefet lideri Özgür Özel'i görevden alması ve yerine eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun geçiş sürecine değinen Küçük, Kılıçdaroğlu yönetimini sert dille eleştirmişti. Küçük, Özgür Özel'in kurduğu "Yeni Parti"nin ilk seçimlerde CHP'yi geride bırakacağını öngörmüş ve bu aykırı çıkışları nedeniyle Ankara'nın tepkisini çekmişti.

Her ne kadar Cem Küçük yaptığı veda açıklamasında "Yemin ediyorum, ayrılığımın mahkeme kararları veya Kemal Bey ile ilgisi yok, iddialara gülüp geçiyorum" diyerek krizi örtbas etmeye çalışsa da, bu siyasi ayrışmanın ardından gelen şantaj operasyonu, sürecin çok daha önceden planlandığını ortaya koyuyor. Rasim Ozan Kütahyalı ve Mehmet Akif Ersoy'un ardından Cem Küçük'ün de adli bir soruşturmayla gözaltına alınması, medyadaki büyük tasfiyenin son halkası olarak yorumlanıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.