Yapılar dönüşmeli zihniyet değişmeli
Türkiye Müteahhitler Birliği’nin 2023 yılı ilk çeyrek dönemine ilişkin İnşaat Sektörü Analizi Raporu’na, Kahramanmaraş merkezli depremlere ilişkin tespitler öne çıktı. Raporda, Türkiye’nin acil olarak hem kentsel dönüşüme hem de zihniyet değişime ihtiyaç duyduğu belirttildi
16.04.2023 16:20:00





Türkiye'nin en köklü sivil toplum örgütlerinden Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), ekonomi çevreleri ve sektör tarafından ilgiyle takip edilen İnşaat Sektörü Analizi Raporu'nun Nisan 2023 sayısını yayımladı. "Deprem Felaketinin Acıları İçinde Seçim Süreci" başlıklı analizde, küresel ve ulusal ekonomi ile inşaat sektörüne ilişkin veriler değerlendirildi. Raporda, Kahramanmaraş merkezli olarak yaşanan depremlerin, ülkemizde yaşanan acı tecrübelere rağmen depreme karşı yeterli önlemin alınmamış olduğunu ve dayanıksız yapı üretiminin yaygınlığını bir kez daha gözler önüne serdiği belirtilirken, "Ortaya çıkan yaklaşık 230 milyon tonluk enkaz, boyutu itibarıyla Erciyes Dağı'nın büyüklüğü ile kıyaslanmıştır. Yıkılan binalar ve yitirilen canlar, doğal afet risklerini ve zemin şartlarını dikkate alan kentsel planlamanın, yetkin mühendisliğin, projeye uygun imalatın, doğru ve kaliteli malzeme kullanımı ile yapım faaliyetleri denetiminin hayati önemini ortaya koymaktadır" değerlendirmesi yapıldı.
Deprem bölgesinde inceleme yapan teknik ekiplerin yapı hasarlarıyla ilgili tespitlerine yer verilen İnşaat Sektörü Analizi Raporu'nda, "Öncelikle 2019 yılında yapı müteahhitlerinin ekonomik, mali, mesleki ve teknik yeterliklerine göre sınıflandırılması için çıkarılan, 'Yapı Müteahhitlerinin Sınıflandırılması ve Kayıtlarının Tutulması Hakkında Yönetmelik', yurt çapında etkin ve taviz verilmeden uygulanmalıdır. Sektörde denetim sistemi mekanizmaları mutlaka güçlendirilmelidir. Süreçte sorumluluğun çok taraflı olduğu gerçeği kabul edilerek, ülkenin gündeminden imar affı ve benzeri uygulamalar tümden çıkartılmalı; aksine, müeyyidelerin caydırıcı olması sağlanmalıdır" saptaması yapıldı.
Çalışmada, deprem bölgesindeki yeniden inşa çalışmalarının planlı ve denetimli biçimde yürütülmesi önemli iken ülke genelinde (kentsel ve kırsal) yapıların depreme dayanıklı biçimde dönüşümden geçirilmesine duyulan ihtiyacın da büyük olduğu belirtildi. Yapılaşmanın ilk aşaması olan kentsel planlamanın önemini ortaya çıkardığına değinilerek, "Bu nedenle, zemin şartlarını dikkate alan imar planları ve yapı şartnameleri hazırlanması, olası imar aflarına güvenen kaçak yapılaşmanın önlenmesi, yüksek riskli yapı stoku için etkin kentsel dönüşüm politikaları geliştirilmesi gerekmektedir" denildi.
Ülke genelinde 1999 Marmara Depremi öncesi şartnamelerle yapılmış çok büyük yapı stokunun bulunuyor olması nedeniyle "afet odaklı" yaklaşımla kentsel dönüşüm adımlarının hızlandırılmasının önemine işaret edilen raporda, aynı zamanda bu hayati sürecin vatandaşın inisiyatifine bırakılmadan başlatılıp sonuçlandırılması ve güvensiz yapıların hızla tahliye edilerek dönüşümün devletin desteğiyle gerçekleştirilmesi ihtiyacı vurgulandı. Ekonomik gelişmeler neticesinde düşen alım gücü ve içinde bulunulan enflasyonist ortamın toplumun geniş kesimleri için krediye erişimde büyük engel teşkil ettiği de belirtilerek, ülke genelindeki kentsel dönüşüm konusunda sadece İstanbul'daki ihtiyacın bile kapsamlı finansal çözümler gerektirdiği hatırlatıldı. Çalışmada ayrıca, hayati unsur olan yapı güvenliğinin sağlanması için inşaat sektörünün kontrollü biçimde gelişmesinin önemi belirtilerek, "Sektör sağlıklı biçimde yapılanmadan ülkemizin kalkınma hedeflerinin sürdürülmesi de mümkün değildir" değerlendirmesine yer verildi.
Türkiye Müteahhitler Birliği'nin 2023 yılının ilk çeyrek dönemini değerlendirdiği raporda, inşaat sektörüne ilişkin tespitlere de yer verildi. Buna göre inşaat sektörü esasen 2018-2019 döneminden bu yana iç ve dış ekonomik gelişmelerin etkisiyle küçüldü. 2022 yılında daralmanın hızlandığı inşaat faaliyetleri, yılın ilk üç çeyrek döneminde yıllık bazda sırasıyla yüzde 7.5, yüzde 10.7 ve yüzde 15 oranlarında küçüldü. Sektör, aralıksız olarak son 5 çeyrek dönemdir süren daralmadan sonra yılın son çeyreğinde yüzde 2 büyüme kaydetti. 2022 yılı genelinde ise sektör, salgın yılı 2020'den (-yüzde 5.5) daha derin bir daralma (-yüzde 8.4) yaşadı.
Salgının etkileri ve döviz kurundaki gelişmelerle birlikte 2021 yılında temel girdi maliyetlerinde yüzde 150 düzeyine varan fiyat artışları yaşandı. Ardından ortaya çıkan Rusya-Ukrayna savaşının hammadde fiyatları üzerinde küresel çapta yarattığı etkiyle de 2022 yılında bu oran yüzde 170'i aştı. Sektörün öne çıkan girdilerindeki maliyet artışı geçtiğimiz yıl da devam ederek, Mart 2022 – 2023 dönemi itibarıyla ise yıllık fiyat artışları öne çıkan seçilmiş girdilerden hazır betonda yüzde 92 ve çimentoda yüzde 88 oldu. TÜİK İnşaat Maliyet Endeksi, Şubat 2023'te yıllık bazda yüzde 72.4 ve aylık bazda da yüzde 2.1 yükseldi. Endeks kapsamında malzeme endeksi yıllık bazda yüzde 62.5 ve aylık bazda yüzde 3.4 artarken, işçilik endeksi ise yıllık bazda yüzde 104 artmış ve aylık bazda yüzde 1.2 azaldı. Endeks (846.7 puan ile), inşaat maliyetlerinin son 8 yılda 8 kat arttığını ortaya koyuyor.
İmar affı gündemden çıkartılmalı
Deprem bölgesinde inceleme yapan teknik ekiplerin yapı hasarlarıyla ilgili tespitlerine yer verilen İnşaat Sektörü Analizi Raporu'nda, "Öncelikle 2019 yılında yapı müteahhitlerinin ekonomik, mali, mesleki ve teknik yeterliklerine göre sınıflandırılması için çıkarılan, 'Yapı Müteahhitlerinin Sınıflandırılması ve Kayıtlarının Tutulması Hakkında Yönetmelik', yurt çapında etkin ve taviz verilmeden uygulanmalıdır. Sektörde denetim sistemi mekanizmaları mutlaka güçlendirilmelidir. Süreçte sorumluluğun çok taraflı olduğu gerçeği kabul edilerek, ülkenin gündeminden imar affı ve benzeri uygulamalar tümden çıkartılmalı; aksine, müeyyidelerin caydırıcı olması sağlanmalıdır" saptaması yapıldı.
Kentsel planlamanın önemi büyük
Çalışmada, deprem bölgesindeki yeniden inşa çalışmalarının planlı ve denetimli biçimde yürütülmesi önemli iken ülke genelinde (kentsel ve kırsal) yapıların depreme dayanıklı biçimde dönüşümden geçirilmesine duyulan ihtiyacın da büyük olduğu belirtildi. Yapılaşmanın ilk aşaması olan kentsel planlamanın önemini ortaya çıkardığına değinilerek, "Bu nedenle, zemin şartlarını dikkate alan imar planları ve yapı şartnameleri hazırlanması, olası imar aflarına güvenen kaçak yapılaşmanın önlenmesi, yüksek riskli yapı stoku için etkin kentsel dönüşüm politikaları geliştirilmesi gerekmektedir" denildi.
Güvensiz yapılar hızla dönüştürülmeli
Ülke genelinde 1999 Marmara Depremi öncesi şartnamelerle yapılmış çok büyük yapı stokunun bulunuyor olması nedeniyle "afet odaklı" yaklaşımla kentsel dönüşüm adımlarının hızlandırılmasının önemine işaret edilen raporda, aynı zamanda bu hayati sürecin vatandaşın inisiyatifine bırakılmadan başlatılıp sonuçlandırılması ve güvensiz yapıların hızla tahliye edilerek dönüşümün devletin desteğiyle gerçekleştirilmesi ihtiyacı vurgulandı. Ekonomik gelişmeler neticesinde düşen alım gücü ve içinde bulunulan enflasyonist ortamın toplumun geniş kesimleri için krediye erişimde büyük engel teşkil ettiği de belirtilerek, ülke genelindeki kentsel dönüşüm konusunda sadece İstanbul'daki ihtiyacın bile kapsamlı finansal çözümler gerektirdiği hatırlatıldı. Çalışmada ayrıca, hayati unsur olan yapı güvenliğinin sağlanması için inşaat sektörünün kontrollü biçimde gelişmesinin önemi belirtilerek, "Sektör sağlıklı biçimde yapılanmadan ülkemizin kalkınma hedeflerinin sürdürülmesi de mümkün değildir" değerlendirmesine yer verildi.
Sektör 2022'de rekor daraldı
Türkiye Müteahhitler Birliği'nin 2023 yılının ilk çeyrek dönemini değerlendirdiği raporda, inşaat sektörüne ilişkin tespitlere de yer verildi. Buna göre inşaat sektörü esasen 2018-2019 döneminden bu yana iç ve dış ekonomik gelişmelerin etkisiyle küçüldü. 2022 yılında daralmanın hızlandığı inşaat faaliyetleri, yılın ilk üç çeyrek döneminde yıllık bazda sırasıyla yüzde 7.5, yüzde 10.7 ve yüzde 15 oranlarında küçüldü. Sektör, aralıksız olarak son 5 çeyrek dönemdir süren daralmadan sonra yılın son çeyreğinde yüzde 2 büyüme kaydetti. 2022 yılı genelinde ise sektör, salgın yılı 2020'den (-yüzde 5.5) daha derin bir daralma (-yüzde 8.4) yaşadı.
Maliyetler 8 yılda 8 kat artı
Salgının etkileri ve döviz kurundaki gelişmelerle birlikte 2021 yılında temel girdi maliyetlerinde yüzde 150 düzeyine varan fiyat artışları yaşandı. Ardından ortaya çıkan Rusya-Ukrayna savaşının hammadde fiyatları üzerinde küresel çapta yarattığı etkiyle de 2022 yılında bu oran yüzde 170'i aştı. Sektörün öne çıkan girdilerindeki maliyet artışı geçtiğimiz yıl da devam ederek, Mart 2022 – 2023 dönemi itibarıyla ise yıllık fiyat artışları öne çıkan seçilmiş girdilerden hazır betonda yüzde 92 ve çimentoda yüzde 88 oldu. TÜİK İnşaat Maliyet Endeksi, Şubat 2023'te yıllık bazda yüzde 72.4 ve aylık bazda da yüzde 2.1 yükseldi. Endeks kapsamında malzeme endeksi yıllık bazda yüzde 62.5 ve aylık bazda yüzde 3.4 artarken, işçilik endeksi ise yıllık bazda yüzde 104 artmış ve aylık bazda yüzde 1.2 azaldı. Endeks (846.7 puan ile), inşaat maliyetlerinin son 8 yılda 8 kat arttığını ortaya koyuyor.

























































































