Mahkeme, üçüncü köprü için iptal kararı verdi; bağlantı yollarının planlarını hukuka aykırı buldu. Yine yargı, Atatürk Orman Çiftliği'ne kondurulan sarayın imar hukukuna aykırılığına hükmetmişti.Yargının yargıları buydu. Yargı kararları uygulanmadığı gibi, Tayyip bey yargıya meydan okuyarak ortalıkta dolanıp durdu.AKP iktidarının tablosu hukuk tanımazlık, yolsuzluk, doğal kaynakların talanı? liste uzayıp gider.İktidarın bu görüntüsüne öfkeyle karşı çıkan ana muhalefet ağzına geleni söylüyordu; hükümeti hırsızlıkla suçlarken, bu hükümetin reisine de baş çalan diyordu. Seçim süreci öncesi ve sonrası böyle gitti. "Hesap soracağız" söylemi CHP'nin seçim propagandasının odak noktasıydı.Sandıktan tek parti iktidarı çıkmayınca yine atıp tutmalar devam etti. AKP ile koalisyon yapmayız diyen CHP şimdilerde "hesap sorma"yı unutmuş gözüküyor. Koltuk uğruna ne hesap kaldı ne kitap.Davutoğlu Ahmet hoca "rövanşist" değiliz derken Kılıçdaroğlu da aynı şeyi söyleyince, her iki taraf yağlı ballı oluverdi. Yani hesap sorulmayacaktı. Ne intikamı, neyin rövanşı? ortada koltuk dururken.Çökertilen hukukun, yağmalanan kamu varlıklarının, katledilen doğanın hesabını kim soracak. Bu hesabın sorulmasını istemek rövanş almak değil, bu ülke insanının en temel hakkıdır. Seçim sonuçları da böyle okunmalıdır. TBMM'de boy gösterenler, milletin vekâletinin hakkını verin. Sizlere vekâlet vermeyenlerin hakları da sizin üzerinizdedir.Katledilen doğanın hakkı yok mu, milyonlarca ağaç kesildi, ormanlar yok edildi ve orada barınan hayvanların doğal yaşam alanları kimlerin umurunda oldu? Ağzı var dili yok hayvanların adına da mı hesap sormaktan vazgeçeceksiniz!AKP iktidarı kimlerden rövanş almadı ki; gençleri birbirine düşürerek, Alevi yurttaşları hedef göstererek, millet kavramını yok sayarak, halkı ayrıştırarak hangi nefretin tutsağı olmuştunuz. Şimdi, hesap vermekten korktuğunuz için rövanşist değiliz derken insanları ahmak yerine mi koyuyorsunuz.Ya ekonomi! 3. köprü, 3. havaalanı ve de şu iki İstanbul projeleriyle, kentsel dönüşüm masallarıyla yılları öğüttünüz boşuna. Büyüme gerilerken, işsizlik aldı başını gitti. Kalkınma edebiyatı ile oyalanırken bu kavram Anayasa'dan bile üstün tutuldu. Nükleer santrallerden hidroelektrik tartışmalara, TOKİ bloklarından tarıma kadar tüm tartışmaların zemininde kalkınma(!) var.Hayali projeler yandaşları kalkındırırken ülkenin ve ülke insanının canına okundu. Zaten adrese teslim ihalelerle ihya olanlardan biri, milletin canına okumaktan öte milletin a? koymadı mı? Bu galiz küfürleri savuran edepsiz herif-i naşerif, en ballı ihalelere konmadı mı?Sorun hesap, biraz da olsa vicdanınız ve de haysiyetiniz varsa eğer.
Prof. Dr. Ali Ünal Emiroğlu / diğer yazıları
- Terör / 01.02.2024
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023






















































