logo
26 AĞUSTOS 2026

Yarış yapan motosikletlere araba çarptı: 1 ölü

İzmir'in Dikili ilçesinde, yarış yaptığı ileri sürülen 2 motosiklete otomobil çarptı. Kazada 1 kişi ölürken, 1'i ağır 4 kişi de yaralandı. Kazanın ardından kaçan otomobil sürücüsünü yakalamak için çalışma başlatıldı

06.09.2020 08:31:00
 
Yarış yapan motosikletlere araba çarptı: 1 ölü
Yarış yapan motosikletlere araba çarptı: 1 ölü
Kaza, gece saatlerinde Cumhuriyet Mahallesi Uğur Mumcu Caddesi üzerinde meydana geldi. İddiaya göre, 35 JA 5357 plakalı motosiklet sürücüsü Furkan Sonbahar (17) ile arkadaşı Raşit Boztepe (19) cadde üzerinde motosiklet ile kendi aralarında yarış yaparken, sürücüsü öğrenilemeyen 35 AHN 446 plakalı otomobil, henüz belirlenemeyen sebepten dolayı her iki motosiklete de çarptı. Kazayı gören vatandaşlar tarafından polis ve sağlık ekiplerine bilgi verildi. İhbar üzerine adrese çok sayıda 112 Acil Servis ekibi sevk edildi. İhbar üzerine gelen sağlık ekiplerince yapılan kontrollerde motosiklet sürücüsü Sonbahar'ın yaşamını yitirdiği belirlendi. Otomobil içerisindeki 3 kişinin de yaralandığı olayda, diğer motosiklet sürücüsü Boztepe'nin ise ağır yaralandığı tespit edildi.



Otomobil sürücüsü firar etti

Ambulansa alınan yaralılar Dikili Devlet Hastanesi'ne götürülürken, hayatını kaybeden Sonbahar'ın cansız bedeni de aynı hastanenin morguna kaldırıldı. Öte yandan, kazanın ardından otomobilini bırakarak olay yerinden kaçan araç sürücüsünün yakalanması için polis ekiplerince çalışma başlatıldı. Kazayla ilgili başlatılan soruşturmanın devam ettiği öğrenildi.

İHA

Sosyal medyaya 'tek ses' operasyonu

İletişim Başkanlığı koordinasyonunda, Emniyet ve siber suçlarla mücadele birimlerinin katılımıyla "Terörsüz Türkiye" sürecine yönelik sosyal medya hesaplarına karşı kapsamlı bir inceleme başlatıldığı açıklandı

26.08.2026 19:41:00
Haber Merkezi
 
Sosyal medyaya 'tek ses' operasyonu
Sosyal medyaya 'tek ses' operasyonu
İletişim Başkanlığı koordinasyonunda, Emniyet ve siber suçlarla mücadele birimlerinin katılımıyla "Terörsüz Türkiye" sürecine yönelik sosyal medya hesaplarına karşı kapsamlı bir inceleme başlatıldığı açıklandı.

Resmi açıklamada bu adımın "provokasyonu, dezenformasyonu ve terör propagandasını engellemek" amacıyla atıldığı belirtilse de, operasyonun kapsamı ve zamanlaması kamuoyunda ciddi soru işaretlerine ve eleştirilere yol açtı.

Eleştirmenler, bu tür geniş tabanlı dijital denetimlerin, iktidarın belirlediği siyasi söylemlere yönelik her türlü muhalif sesi bastırma aracına dönüşmesinden endişe ediyor.

İktidarın söylemine katılmamak suç mu?



Haberde geçen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme sürecini provoke eden içerikler" ifadesi, hukuki netlikten uzak olduğu gerekçesiyle hukukçular ve hak savunucuları tarafından eleştiriliyor.

Bir politikanın yöntemini, zamanlamasını veya arka planını eleştirmenin "provokasyon" olarak etiketlenmesi, ifade özgürlüğünün sınırlarını daraltıyor. Vatandaşlar ve analistler şu kritik soruyu yöneltiyor: Devletin veya iktidarın yürüttüğü bir sürece destek vermek, o süreci hiç eleştirmeden kabul etmek bir vatandaşlık görevi midir?

Demokratik toplumlarda terörle mücadele ve toplumsal barış gibi hayati konular, yalnızca iktidar blokunun tekelinde yürütülemez. Farklı partilerin, sivil toplum kuruluşlarının ve bireylerin bu süreçlerin şeffaflığı, adaleti ve yöntemi hakkında şüphelerini dile getirmesi en temel anayasal haktır.

Her eleştirinin "dezenformasyon" veya "manüpilasyon" torbasına atılması, toplumda otosansürü artırmakta ve yapıcı kamusal tartışmaları tamamen imkansız hale getirmektedir.

Muğlak kavramlar ve hukuki belirsizlik



İnceleme kapsamında hangi içeriklerin "gerçek dışı" veya "kin ve düşmanlığı körükleyen" olarak tanımlanacağı konusundaki kriterlerin belirsizliği, yargının siyasi kararlara araç edilmesi riskini doğurmaktadır. Terör propagandası ile hükümet politikalarına yönelik sert muhalefet arasındaki çizgi kasıtlı olarak silikleştirildiğinde, sosyal medya platformları adeta birer "gözetim kulesine" dönüşmektedir.

Sonuç olarak, terörle ve suçla mücadele kılıfı altında yürütülen bu geniş çaplı dijital operasyonlar, Türkiye'de çok sesliliğe ve farklı fikirlerin var olma hakkına indirilmiş yeni bir darbe olarak yorumlanmaktadır. Toplumsal bütünleşme, zoraki bir sessizlik ve tek tip düşünce dayatmasıyla değil; ancak özgür bir tartışma ortamında ve her kesimin sesini duyurabilmesiyle mümkündür.

Bağımsız Türkiye Partisi ( BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Malazgirt Zaferinin 955. yıl dönümünü ve Büyük Taarrruz'un 104. yıl dönümünü kutladı

Bağımsız Türkiye Partisi ( BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Malazgirt Zaferinin 955. yıl dönümünü ve Büyük Taarrruz'un 104. yıl dönümünü kutladı

26.08.2026 14:00:00 / Güncelleme: 26.08.2026 14:01:34
Haber Merkezi
 
 Bağımsız Türkiye Partisi ( BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Malazgirt Zaferinin 955. yıl dönümünü ve Büyük Taarrruz'un 104. yıl dönümünü kutladı
 Bağımsız Türkiye Partisi ( BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Malazgirt Zaferinin 955. yıl dönümünü ve Büyük Taarrruz'un 104. yıl dönümünü kutladı
Bağımsız Türkiye Partisi ( BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Malazgirt Zaferinin 955. yıl dönümünü ve Büyük Taarrruz'un 104. yıl dönümünü kutladı.
Sosyal medya hesabından paylaşım yapan BTP lideri 1071'de Sultan Alparslan'ın açtığı kutlu kapı, 1922'de Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Kocatepe'den başlattığı Büyük Taarruz ile ebediyen mühürlenmiştir" dedi. 

Hüseyin Baş'ın paylaşımı şöyle:
"1071'de Sultan Alparslan'ın Malazgirt'te açtığı kutlu kapı, 1922'de Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Kocatepe'den başlattığı Büyük Taarruz ile ebediyen mühürlenmiştir. Biri Anadolu'yu yurt kılan, diğeri ise bu yurdun asla işgal ve esaret kabul etmeyeceğini tüm dünyaya ilan eden iki büyük zaferdir. Kutlu olsun! "

"Malazgirt'te açılan yurt kapısı, Büyük Taarruz'la ebedileşti"

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Merkezinden yapılan açıklamada ise, "Malazgirt'te açılan yurt kapısı, Büyük Taarruz'la ebedileşti. 1071'in ve 1922'nin aziz hatırasıyla; Sultan Alparslan'dan Gazi Mustafa Kemal'e tüm şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyoruz" ifadeleri yer aldı.

İstanbul 2. İdare Mahkemesi, Üsküdar Belediye Meclisi'nde 5 Ağustos'ta yapılan ve Sibel Tan Çetinkaya'nın başkan vekili seçildiği oylamaya ilişkin yürütmenin durdurulmasına karar verdi

İstanbul 2. İdare Mahkemesi, Üsküdar Belediye Meclisi'nde 5 Ağustos'ta yapılan ve Sibel Tan Çetinkaya'nın başkan vekili seçildiği oylamaya ilişkin yürütmenin durdurulmasına karar verdi

26.08.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
İstanbul 2. İdare Mahkemesi, Üsküdar Belediye Meclisi'nde 5 Ağustos'ta yapılan ve Sibel Tan Çetinkaya'nın başkan vekili seçildiği oylamaya ilişkin yürütmenin durdurulmasına karar verdi
İstanbul 2. İdare Mahkemesi, Üsküdar Belediye Meclisi'nde 5 Ağustos'ta yapılan ve Sibel Tan Çetinkaya'nın başkan vekili seçildiği oylamaya ilişkin yürütmenin durdurulmasına karar verdi
İstanbul 2. İdare Mahkemesi, Üsküdar Belediye Meclisi'nde 5 Ağustos'ta yapılan ve Sibel Tan Çetinkaya'nın başkan vekili seçildiği oylamaya ilişkin yürütmenin durdurulmasına karar verdi.

Mahkeme 25 Ağustos'ta verdiği kararla oy pusulalarının reddedilmesi konusunda makul gerekçe bulunmadığına hükmetti.

Başkan vekilinin seçildiği turda beş oy geçersiz sayılmıştı.

Kararda, oylama sürecinin sağlıklı ve güvenli yürütülmediği, adaylar arasında gerginlik yaşandığı ve seçim işleminin hukuka aykırılık taşıdığı vurgulandı.

İstanbul Valiliği tarafından başkan vekili seçilinceye kadar, bu görevi Üsküdar İlçe Belediye Meclisi'nin birinci başkan vekilinin yürüteceği açıklandı. Başkan vekilinin bulunmaması durumunda ise ikinci başkan vekili görev yapacak.

Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın tutuklanmasının ardından yapılan meclis oylamasında başkan vekilliğine CHP'nin adayı Sibel Tan Çetinkaya seçilmişti.

25 Ağustos'taki mahkeme kararına yedi gün içinde itiraz edilebilecek.

AKP Üsküdar ilçe teşkilatı seçimle ilgili iki ayrı suç duyurusunda bulunmuştu.

Taraflar birbirini meclis üyelerinin iradesine müdahale etmekle suçladı.

AKP grubu, üçüncü turda adaylarının kazandığını ancak bazı geçersiz oyların Çetinkaya lehine sayılması sebebiyle seçimin dördüncü tura sarktığını iddia etmişti.

'Herkes hür iradesiyle oyunu kullandı'
Üsküdar Belediyesi'ndeki oylama belediye tarafından canlı yayınlanmıştı.

Belediye meclis üyeleri arasında zaman zaman tansiyon yükseldi. Ancak ilk iki tur oyların geçerliliği ile ilgili herhangi bir tartışma yaşanmadı.

Çetinkaya ilk iki tur Gültekin'den fazla oy almasına karşın aranan üçte iki çoğunluğa ulaşılamayınca üçüncü tura geçildi ve ardından gerginlik arttı.

Burada Çetinkaya 21, Gültekin ise 18 oy aldı. Beş oy, harf ve yazım hataları gibi gerekçelerle geçersiz sayıldı.

Daha sonra CHP grubu tarafından verilen bir dilekçe üzerine oylamaya ara verildi.

AKP grubu ara verilmesine tepki gösterdi.

Aranın ardından salt çoğunluğun arandığı dördüncü tur oylamasına geçildi.

Burada Çetinkaya 22, Gültekin ise 18 oy aldı. Bunun üzerine Çetinkaya yeni başkan vekili ilan edildi.

AKP meclis grup başkan vekili Vefa Yunus Taylan, üçüncü turdan sonra ara verilmemesi yönündeki taleplerinin "gerekçe sunulmaksızın reddedildiğini" söyleyerek sonuca itiraz etti.

Taylan ayrıca Yeni Parti İl Başkanı Özgür Çelik'i "CHP'nin grup odasını işgal etmek ve meclis üyelerinin iradesini ıskat hale getirmekle" suçladı.

Buna cevaben CHP grup başkan vekili Mustafa Erhan Eyvel ise Taylan'ın iddialarını reddederek "Herkes sandıkta kendi hür iradesiyle oyunu kullandı" diye konuştu.

Eski Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen de X hesabından yaptığı bir paylaşımda başkan vekilliği seçimini sert dille eleştirdi.

Türkmen, "Bugün Üsküdar Belediye Meclisi'nde yaşananlar bir oylama değil, adeta planlı rezil, sefil bir tiyatroydu" ifadelerini kullandı.

Paylaşımında AKP adayı Gültekin lehine dördüncü turda atılan ve geçersiz sayılan bir oy pusulasına yer verdi.

Türkmen, geçersiz kararını veren başkan vekilinin CHP'li olmasını eleştirdi.

Kararın hukuki dayanağı olmadığını ve bunun "Meclis iradesine yönelik ciddi bir müdahale" teşkil ettiğini söyledi.

Başkan vekilliği oylamasının ardından kameralar karşısına geçen Sibel Tan Çetinkaya ise gözaltındaki Sinem Dedetaş'a seslendi.

Çetinkaya, "Emanetiniz burada, özgür iradesiyle sizi seçen Üsküdar'ın emaneti burada. Sizi o zindandan alana kadar biz durmadan mücadele edeceğiz" dedi.

Çetinkaya ayrıca "Bütün çalışma arkadaşlarımızla birlikte o emaneti tertemiz bir şekilde size geri vereceğiz" ifadelerini kullandı.

Hamzabeyli'de 287 kilo 910 gram esrar ele geçirildi

Edirne Hamzabeyli Gümrük Kapısı'nda Türkiye'ye giriş yapan bir tırda, dedektör köpek Atlas'ın da katıldığı aramada 287 kilo 910 gram esrar ele geçirildi

26.08.2026 10:23:00
İhlas Haber Ajansı
 
Hamzabeyli'de 287 kilo 910 gram esrar ele geçirildi
Hamzabeyli'de 287 kilo 910 gram esrar ele geçirildi
Edirne Hamzabeyli Gümrük Kapısı'nda Türkiye'ye giriş yapan bir tırda, dedektör köpek Atlas'ın da katıldığı aramada 287 kilo 910 gram esrar ele geçirildi.

Edirne Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekipleri, şüphe üzerine tırda detaylı arama gerçekleştirdi. Dedektör köpek Atlas'ın da katıldığı aramada, 255 ayrı paket içerisinde toplam 287 kilo 910 gram esrar ele geçirildi.



Uyuşturucu maddeye el konulurken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Gümrük Muhafaza Müdürlüğü ekiplerinin uyuşturucu madde kaçakçılığına yönelik çalışmalarının kararlılıkla devam ettiği belirtildi.

Arif Ahmet Denizolgun'un otopsisinde "şüpheli ölüm" tespiti yapıldı

Beykoz'da 2016'da vefat eden eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un otopsisinde "şüpheli ölüm" tespiti yapıldığı ve Alihan Kuriş'in de arasında olduğu şüpheliler hakkında "adam öldürme" suçundan soruşturmanın sürdürüldüğü bildirildi

26.08.2026 10:00:00
AA
 
Arif Ahmet Denizolgun'un otopsisinde "şüpheli ölüm" tespiti yapıldı
Arif Ahmet Denizolgun'un otopsisinde "şüpheli ölüm" tespiti yapıldı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Örgütlü Suçlar Bürosunca, Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016'daki vefatına ilişkin iddialar üzerine tahkikata başlandığı belirtildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Müteveffanın otopsisine ilişkin video kaydı üzerinden alınan, 25 Ağustos tarihli Adli Tıp Kurumu uzmanı bilirkişi raporundaki 'şüpheli ölüm' tespiti karşısında, şikayet edilen Alihan Kuriş ve şüpheliler hakkında ilk etapta 'adam öldürme' suçundan, 17 Ekim 2016 tarihli, Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 'Beyin Kanaması Nedeniyle Doğal Ölüm' raporu altında imzası bulunan doktorlar ile Cumhuriyet Başsavcılığının otopsi video kaydının gönderilmesi yönündeki talep yazılarına, özü itibariyle 'Böyle bir kayıt yoktur.' şeklinde cevap veren ancak 18 Ağustos tarihinde 'Kayıt vardır.' diyerek, gönderen Adli Tıp Kurumu idarecisi hakkında ilk etapta 'resmi belgede sahtecilik' suçundan soruşturmaya devam edilmektedir."

Fethi kabir işlemi, Adli Tıp Kurumu ile yapılan yazışma, ölüm olayına ilk el koyan Riva Polis Merkezi'yle yapılan yazışma, HTS kayıtları, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile yapılan yazışma neticesi ve Sulh Hukuk Mahkemesindeki tereke dosyasına yazılan müzekkere cevabı, devam eden beyan işlemleri ile toplanacak diğer delillere göre soruşturma işlemlerinin hassasiyetle ve genişletilerek yürütüleceği kaydedildi.

Ne olmuştu?

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığından 18 Ağustos'ta yapılan açıklamada, Eylül 2016'da vefat eden Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünün ve yapılan otopsi işlemlerinin şüpheli olduğuna ilişkin iddia ve şikayette bulunulduğu bildirilmişti.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ilgili hükümlerince maktulün gerçek ölüm sebebinin tespitine ilişkin yeniden inceleme yapılabilmesi amacıyla fethi kabir kararı alındığı belirtilmişti.

Karar doğrultusunda, Başsavcıvekili, cumhuriyet savcısı, İstanbul Adli Tıp Kurumu uzmanları ve olay yeri inceleme ekipleri 19 Ağustos'ta Denizolgun'un kabrine gelmişti.

Görevlilerce açılan mezardan Denizolgun'un cesedine ait parçalar alınıp, incelenmek üzere nakil aracıyla Adli Tıp Kurumuna götürülmüş, mezardan çıkarılan örnekler işlemlerin ardından yeniden kabre konulmuştu.

 

Büyük Taarruz'un 104. yıl dönümü dolayısıyla "Zafer Yürüyüşü" düzenlendi

Afyonkarahisar'ın Şuhut ilçesinde Büyük Taarruz'un 104. yıl dönümü dolayısıyla "Zafer Yürüyüşü" düzenlendi

26.08.2026 05:55:00 / Güncelleme: 26.08.2026 05:58:38
AA
 
Büyük Taarruz'un 104. yıl dönümü dolayısıyla "Zafer Yürüyüşü" düzenlendi
Büyük Taarruz'un 104. yıl dönümü dolayısıyla "Zafer Yürüyüşü" düzenlendi

Vali Naci Aktaş ve il protokolünün katılımıyla, Çakırözü köyündeki okul bahçesinde program gerçekleştirildi.

Burada, askeri birlik "Komando Andı" okudu, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait video izlendi. Afyon Kocatepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı müzik grubu kahramanlık türküleri söyledi.

Vali Aktaş ve beraberindekiler, daha sonra Kara Kuvvetleri Bandosu ve Tarihi Tören Takımı eşliğinde Kocatepe'ye doğru "Zafer Yürüyüşü"nü başlattı.

Yürüyüşe askeri birlik, gençler ve çok sayıda vatandaş katıldı. 

Bursa'da çıkan orman yangını kontrol altına alındı

Bursa'nın Nilüfer ilçesinde orman dışı alanda başlayıp ormana sıçrayan yangın, havadan ve karadan müdahaleyle kontrol altına alındı

25.08.2026 19:04:00
AA
 
Bursa'da çıkan orman yangını kontrol altına alındı
Bursa'da çıkan orman yangını kontrol altına alındı

İlçeye bağlı Başköy Mahallesi mevkisinde orman dışı alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

İhbar üzerine bölgeye itfaiye ile Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı ekipler sevk edildi.

Ormanlık alana sıçrayan yangına, 2 uçak, 4 helikopter, 8 arazöz, 2 su tankeri ve 2 dozerle havadan ve karadan müdahale edildi.

Ekiplerin çalışmalarının ardından yangın kontrol altına alındı.

 

Mekke Anlaşması turnusol testinde


 
İran şartlı da olsa ilk kez 7Ağustos'ta Mekke'de imzalanan Mekke Anlaşması'na katılabileceğini deklare etti. İran'ın dahil edilip edilmeyeceği veya hangi şartlar altında pakta alınacağı ciddi soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.

25.08.2026 17:22:00
Haber Merkezi
 
 Mekke Anlaşması turnusol testinde
 Mekke Anlaşması turnusol testinde

İran'da Düzenin Maslahatını Koruma Komitesi Genel Sekreteri Tümgeneral Muhsin Rızai, ülkesinin Mekke Anlaşması'na (Mekke Paktı) ancak prensipleri belirleyen bir 'kurucu ortak' olarak katılabileceğini söyledi. 22 Ağustos'ta devlet televizyonu IRINN'e konuşan Rızai, İran ve Mısır'ın bu tür düzenlemelerin dışında bırakılmaması gerektiğini kaydetti. Rızai iki ülkenin, anlaşmanın temel prensiplerinin şekillendirilmesinde rol oynamaları gerektiğini belirtti. Rızai, "İran ve Mısır bu tür anlaşmalarda yer almamazlık edemez ancak kurucu olarak, orada imzalanan belgelerin fikirsel çerçevesini oluşturan taraflar olarak yer almalıdırlar" dedi.

ABD'nin rolü azalıyor

Mekke paktına atıfta bulunan Rızai, "bu dostların" kendi aralarında bir anlaşma yapıp ardından İran'dan bunu onaylamasını istemelerinin kabul edilemez olduğunu söyledi. İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney'in kıdemli danışmanlarından Rızai, girişimin ABD'nin bölgedeki etkisinin zayıflaması ve Washington'ın rolünü azaltma kararı olarak tanımladığı gelişmelerden kaynaklandığını savundu.
Rızai, "Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan'daki dostlarımız ve kardeşlerimiz bir anlaşma imzaladı. Neden? Çünkü Amerika onlara 'Hoşça kalın, gidiyoruz' dedi" ifadelerini kullandı.

Tahran davet edildi mi?

Diğer yandan İran basını, Beyrut merkezli El Meyadin televizyonunun haberine dayanarak Tahran'ın anlaşmaya katılması için davet aldığını bildirdi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, 10 Ağustos'ta yaptığı açıklamada, anlaşmaya ilişkin büyük ölçüde tarafsız bir tutum sergilemiş ve bunu bölgedeki güvenlik anlayışının değiştiğinin bir göstergesi olarak nitelendirmişti. Bekayi, İran'ın üç kurucu ülkeyle temas halinde olduğunu ve girişim hakkında bilgilendirildiğini söylerken, Tahran'ın anlaşmaya katılma ihtimali için de açık kapı bırakmıştı. Bölgesel güvenlikle ilgili ayrı bir açıklama da İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'tan geldi.
22 Ağustos'ta X platformunda yaptığı paylaşımda Tahran'ın yeni bölgesel güvenlik ve ekonomik düzenlemelerin oluşturulmasına ilişkin komşu ülkelerden mesajlar aldığını söyledi. Kalibaf, bu temasların ABD'nin "İsrail uğruna" müttefiklerinin güvenliğini zayıflattığı bir dönemde gerçekleştiğini belirtti. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump'ın 19 Ağustos'ta sosyal medya hesabından İran'a karşı "bir ülkeye karşı şimdiye kadar uygulanan en yıkıcı ekonomik operasyonu" başlatma sözü vermişti.

Muhtemel üyeler

Mekke Anlaşması'nın geleceğini kaç ülkenin katılacağından çok hangi ülkelerin katılacağı belirleyecek. Mısır, yapıya askeri ve siyasi ağırlık; Katar, Körfez içinde daha fazla derinlik ve mali kapasite; Irak ise ittifakın İran karşıtı veya mezhepsel bir blok olmadığı yönünde daha güçlü bir bölgesel meşruiyet kazandırabilir. İran'ın güçlü siyasi ve güvenlik nüfuzu nedeniyle çoğu zaman Tahran'a yakın görülen Bağdat'ın böyle bir yapıya katılması, paktın bir Sünni ittifakı olduğu yönündeki okumaları önemli ölçüde zayıflatır. Dahası, İran'ın kaygılarını yapının içinden dile getirebilecek bir aktörü de masaya taşır.


7 Ağustos'ta kurulmuştu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan 7 Ağustos'ta Mekke'de ortak savunma anlaşması imzaladı. "Mekke Anlaşması ya da Mekke Paktı" olarak anılan anlaşmaya göre üç ülkeden birine yapılan saldırı tüm ülkelere yapılmış sayılacak. Türkiye paktın yeni üyelere açık olduğunu yineleyen açıklamalar yaptı.

Kırmızı bültenle aranan 16, ulusal seviyede aranan 44 suçlu Türkiye'ye getirildi

Yurt dışında yürütülen operasyon ve iş birliği çalışmalarıyla kırmızı bültenle aranan 16 ve ulusal seviyede aranan 44 olmak üzere toplam 60 suçlu Türkiye'ye getirildi

25.08.2026 12:33:00 / Güncelleme: 25.08.2026 12:37:24
İHA
 
Kırmızı bültenle aranan 16, ulusal seviyede aranan 44 suçlu Türkiye'ye getirildi
Kırmızı bültenle aranan 16, ulusal seviyede aranan 44 suçlu Türkiye'ye getirildi
İçişleri Bakanlığı koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan 16 ve ulusal seviyede aranan 44 olmak üzere toplam 60 suçlu, yurt dışında yakalanarak Türkiye'ye getirildi.

Yapılan çalışmalarda Gürcistan'dan 43, Yunanistan'dan 5, Almanya'dan 2, Birleşik Krallık'tan 2 kişinin yanı sıra Bulgaristan, Karadağ, Polonya, Sırbistan, Ermenistan, İsviçre, Romanya ve Rusya'dan da aranan şahısların Türkiye'ye iadeleri sağlandı.



Bu çerçevede Kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan D.A., U.O., M.R., S.K., T.Ç., C.B., Ö.D., S.C., F.G., M.A., Ü.Y., E.E., S.E., A.B., B.Y. ve K.T.S. isimli 16 şahıs yakalanarak Türkiye'ye getirildi. Ulusal seviyede aranan 44 şahsın da yurt dışında yakalanmasının ardından Türkiye'ye iadeleri gerçekleştirildi. Çalışmalar EGM birimleri ve Adalet Bakanlığı ile koordineli yürütüldü.



Bakanlıktan yapılan açıklamada, Yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunan şahısların yakalanmasına yönelik çalışmaların, EGM Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı görevlileri, KOM, İstihbarat ve Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlıkları ile Siber, Asayiş ve TEM Daire Başkanlıklarının koordinasyonunda yürütüldüğü bildirildi.

Bakanlık açıklamasında, "Hiçbir suçlu yurt dışına çıkarak izini kaybettiremeyecek. Milletimizin huzuruna kastedenlerin hareket alanını daraltmaya, kaçış güzergahlarını kapatmaya ve kırmızı bültenle ya da ulusal seviyede aranan şahısları ülkemize geri getirmeye devam ediyoruz" ifadelerine yer verildi.

İzmir'de DEAŞ operasyonu: 26 gözaltı

İzmir'de DEAŞ silahlı terör örgütüne yönelik polis ekiplerince düzenlenen eş zamanlı operasyonda 26 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Firari 1 şüpheliyi yakalama çalışmaları sürüyor

25.08.2026 10:43:00
İhlas Haber Ajansı
 
İzmir'de DEAŞ operasyonu: 26 gözaltı
İzmir'de DEAŞ operasyonu: 26 gözaltı
İzmir'de DEAŞ silahlı terör örgütüne yönelik polis ekiplerince düzenlenen eş zamanlı operasyonda 26 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Firari 1 şüpheliyi yakalama çalışmaları sürüyor.

Edinilen bilgiye göre, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde; İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) ve İstihbarat Şube müdürlükleri ekipleri, DEAŞ silahlı terör örgütünün eylem ve faaliyetlerinin tespiti ile deşifre edilmesine yönelik geniş çaplı bir çalışma yürüttü. Yapılan istihbari ve teknik çalışmalar sonucunda, sosyal medya hesapları üzerinden terör örgütü propagandası yaptığı ve geçmiş dönemlerde DEAŞ adına faaliyet yürüttüğü ileri sürülen 27 şüpheli tespit edildi.

Yasaklı yayınlar ve dijital materyaller ele geçirildi

Şüphelilerin yakalanması için bugün sabah saatlerinde önceden belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düğmesine basıldı. Gerçekleştirilen baskınlarda 26 şüpheli kıskıvrak yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal ile haklarında toplatma kararı bulunan örgütsel kitaplar ele geçirildi.

Öte yandan, adresinde bulunamayan firari 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği bildirilirken gözaltına alınan 26 şüphelinin emniyetteki işlemleri sürüyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.