logo
06 MAYIS 2026

Yazı Dizisi

28.11.2001 00:00:00
Endülüs'ten 11 Eylül'e Reconquista ve Küresel Engizisyon

Doğrudan Bir Hıristiyanlık Propagandası Olarak İnanç Turizmi

Cevizkabuğu'nda Sn Güvelioğlu'nu "inanç turizmcisi" olarak sunulmuştu. Geçimini inanç turizminden sağlayan bir kimsenin ekmek teknesini tekmelemesini beklemek sanırım safdillik olur. Ancak Güvelioğlu bağışlasın, bizim de can borucumuz olan "vatanımıza" tekme atmamızı kimse beklemesin

Doğrudan Bir Hıristiyanlık Propagandası Olarak

İnanç Turizmi

Hulki Cevizoğlu'nun geçen cumartesi günkü Cevizkabuğu'nda tartışma konusu kavramlarından birisi de "inanç turizmi" idi.

Bize göre "İnanç turizmi için çağrıda bulunan içimizdekiler bir anlamda 'Gelin bu Anadolu aslında Hıristiyanlığın ana yurdudur." demektedir âdetâ. Ancak programa telefonla katılan Recep Güvelioğlu'na göre ise inanç turizmini bu açıdan değerlendirmenin bir komplo teorisidir.

Programa 03.58'de telefonla bağlanan, Recep Güvelioğlu, Türkiye için "İncil Ülkesi" haritasını ilk ben yaptım diyordu. Doğrudur, Güvelioğlu Türkiye'yi "İncil Ülkesi" gösteren haritanın ötesinde konuya dair filmin metin yazarlığını ve danışmanlığını da yapmıştı.

Bu bağlamda THY de TRT de Türkiye'deki "Hıristiyan Sevenler Lobisi" tarafından inanç turizmi adı altında Hıristiyan propagandasına alet etmiştir. THY'nın çıkardığı Skylife Dergisi'nden izleyelim: Millenniumun Eşiğinde "Dinler Beşiği Anadolu" Hz. İsa'nın ikibininci doğum yıldönümü olan 2000 yılıyla birlikte, Anadolu "inanç turizmi" denen yeni bir olguyla tanışmaya hazırlanıyor. TRT'nin çekimlerine başladığı 18 bölümlük dizi bu hazırlığın işaretlerinden biri. Dizinin metin yazarı ve danışmanı Recep Güvelioğlu "Anadolu'nun yüzü aşkın yöresinde çekimler yapılıyor. Başlıbaşına bu bile, Anadolu'nun hemen her noktasında kutsal mekanların, önemli inanç merkezlerinin bulunduğunun kanıtı" diyor. (1)

Yazının baştan sona Hıristiyanlık propagandası içerdiğinin de altını çizelim. Skylife, zaten hemen her sayısında Anadolu'daki Hıristiyan mirasından bir örneği progandacı bir dille adeta misyoner edası ile sunmaktadır. Bu yazılar bile resmi kurumların Hıristiyanlık propagandasına alet edilmesine yeterli bir örnek olsa gerek. Keşke bununla kalsa...

Programda Sn Güvelioğlu'nu "inanç turizmcisi" olarak sunulmuştu. Geçimini inanç turizminden sağlayan bir kimsenin ekmek teknesini tekmelemesini beklemek sanırım safdillik olur. Ancak Güvelioğlu bağışlasın, bizim de can borucumuz olan "vatanımıza" tekme atmamızı kimse beklemesin.

İsterseniz şimdi de inanç turizmi bağlamında 2000'de önce neler olup bittiğine bir göz atalım ardından da Vatikan'ı ve Papa 2. Jean Paul'ü temsilen Türkiye'ye gelen Kardinal Camillo Ruini'yi hakem seçelim. Öyle ya Hıristiyan Sevenler Lobisi başkasının hakemliğini kabul eder mi?

İnanç Turizmi Yılı Olan 2000'de Türkiye'de

Neler Oldu?

Güvelioğlu gibi düşünen politikacılarımız ve onlardan yüz alan yerli hıristiyan propagandıcılar 2000 yılında Türkiye'nin Hıristiyanlar için tescilli bir kutsal toprak olduğunu savundular.

Koca bir bakan, bir misyoner edasıyle bakın neler diyor: "2000 yılında Hıristiyan alemi manevi değerlerine sarılarak inançlarının coğrafyasına, yani Anadolu'ya yönelecek". (2)

Bakan'dan cesaret alan yanıbaşındaki Presbiteryan Kilisesi Temsilcisi İlhan Keskinöz de "Türkiye Hıristiyanlığın açık hava müzesidir." diyebilecektir. Keskinöz, aba altından sopa göstermeyi de ihmal etmiyor: "Bu değerlerle turizmde yer alamazsak dünya siyasetine de giremeyiz." diye ekliyor. Katolik Cemaati Temsilcisi Joe Uttelieg, Anadolu topraklarının çok köklü bir geçmişi bulunduğunu ve kendi inanışlarının beşiği olduğunu kaydetti. Hıristiyanlığın yayılışı açısından Anadolu topraklarının kutsal olduğunu belirten Uttelieg, Türk Hükümetinin 2000 yılı için iyi bir organizasyon planı yapması gerektiğinin altını çizdi. (3)

İnanç Turizmcisi Kardinal Ruini, AB Üyeliğimiz Hakkında Ne Düşünüyor?

Kardinal Camillo Ruini, Hz. İsa'nın 2000'inci doğum yılı kutlama programı çerçevesinde katıldığı Antakya'da her yıl 29 Haziran'da düzenlenen Aziz Petrus ve Paulus Bayramı'nda düzenlenen bir ayinde, Tarsus ve Antakya'yı Hıristiyan toprağı olarak tanımlamakta idi. 30 Haziran 1999 tarihli Hürriyet gazetesi'nden izleyelim: "Nasıl Tarsus şehri Paulus'un ismine bağlı ise, aynı şekilde Antakya da bu topraklarda yaşayan ilk Hıristiyan cemaatinin başı olmak suretiyle buraya yerleşen Petrus'un adına bağlıdır... "

Kardinal Ruini'yi bir de Türkiye'nin AB üyeliği konusunda dinlemek gerek daha iyi tanımak için: "Müslüman Türkiye'nin AB'ye girmesi kimliğimize gölge düşürür. Yan yana büyüyen, Hıristiyan gelenekleri ile şekillenen Avrupa medeniyetlerinin temelindeki ittifakları sarsar... Unutmamalı 'Avrupa fikri', başlıbaşına 'düşman Türkler'e; Türkiye'nin başını çektiği İslam dünyasına karşı gelişti... Ankara ile yakın ilişkiler geliştirmeye evet. Ama farklı tarihi - kültürel gerçekler, farklı kalmalı..." Özet: "Ayrı dünyaların insanlarını içimize almayalım!" (4)

Vatikan, Türkiye'den Toprak Talep Etti

İnanç Turizmi bağlamında Vatikan, Türkiye'den "Hıristiyan tarihine ait kilise, vakıf ve eserlerin mülkiyet ve yönetiminin Vatikan'a devri ve Katolik Kilisesine hukuki statü tanınması" isteğinde bulunmuştur. Bu durum bir anlamda toprak talebidir.

Vatikan'ın Ankara temilcisi (Büyükelçi) Sebastiani, görev süresinin dolduğu 1994 yılında Ankara'dan ayrılırken, Dışişleri Bakanlığı'na veda ziyaretinde bulundu. Dönemin Dışişleri Müsteşarı ile vedalaşırken, Kapadokya'da önemli Hıristiyanlık merkezleri bulunduğunu, Vatikan'ın hali hazırda yıkık dökük durumdaki bu merkezleri "onarıp hizmete sunabileceğini", 2000 yılı kutlamaları çerçevesinde buraların önemli ziyaretçi çekebileceğini, bunun da hem "Müslümanlarla Hıristiyanları yakınlaştıracağını", hem de Türkiye'ye kazanç sağlayacağını dile getirdi.

Sebastiani'den sonra Vatikan temsilcisi olan Pier Luigi Celata ve ardılı olan Luigi Centi de aynı talebi tekrarladılar.

Sebastiani, 1994 yılında "toprak" talebinde bulununca "alarme" olan Dışişleri Bakanlığı, konuyla ilgili bir daire kurarak başına genç bir diplomat atadı. Dışişleri arşivlerine giren daire başkanı, ne bu konuda ne de Hıristiyanlık konusunda Bakanlığın bir çalışması olmadığını gördü. Türkiye'nin Vatikan "politikası" da yoktu...

Şu anda hâlâ Türkiye Cumhuriyeti devletinin 2000 yılı faaliyetlerine ilişkin bir "politikası" yoktur. İnisiyatif, ABD ve Avrupa Birliği'ni arkasına alan Vatikan, Fener Rum Patrikhanesi ve Dünya Kiliseler Birliği gibi kuruluşları geçmiş bulunuyor. Bu kuruluşlar, Türkiye içinde de turizmcilerin ve medyanın desteğini sağladılar. (5)

Sevgi Erenerol: İnanç Turizmi bir tür "Haçlı Seferidir"

Öyleyse Bağımsız Türk Ortodoks Kilisesi'nin basın sözcüsü Sevgi Erenerol Hanımefendi, sonuna kadar haklı. Sn Erenerol, İnanç Turizminin bir tür "Haçlı Seferi" olduğuna dikkat çekmişti. (6) Ve inanç turizmine "Geliyorum Diyen Tehlike" olduğunu vurgulamıştı. (7)

1. ve 2. A. Pavlus Yürüyüşü

*Resmî kurumlarımızın ve yetkililerimizin inanç turizmi bağlamında Hıristiyan propagandasına nasıl da alet edildiklerinin en çarpıcı bir örneği 1. ve 2. A. Pavlus Yürüyüşü olsa gerek. İşin başında Mustafa Efe olmakla birlikte, onu ileride ele alacağız.

Cevizkabuğu'na telefonla katılıp da bedava dağıttıkları propaganda kitaplarının, filmlerinin ve cd'lerinin geçen yılki maliyetini ve verdiği verginin miktarını açıklayamayan Canet Efe'nin de içinde bulunduğu Hıristiyan Misyoner Örgüt olan Müjde grubu, bu yürüyüşün hükümetin verdiği izinle gerçekleştirilen ilk Hıristiyanlaştırma programı olduğunu övünçle belirtmektedirler. Misyoner örgütlerin hükümetin iznini devlet izni olarak nitelemesi de işin cabası. Kendi ifadelerinden izleyelim: "3000'E DO?RU - A. Pavlus March Programı, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde devlet tarafından izin verilerek halka açık gerçekleştirilen ilk resmi müjdeleme (hıristiyanlaştırma) programı olarak gerçekleştirilmiştir." (8) Programa şöyle bir göz atmak yeterli. Programa kimler dahil edilmedi ki, valiler, belediye başkanları ve diğer mülki erkan. Yurt dışından getirilen misyoner gruplar, açık meydanlarda ilahiler söyledi, gösteriler yaptı, propaganda amaçlı broşürler dağıttı. (9)

Bundan bir yıl önce düzenlenen 1. A. Pavlus gezisi de bundan farklı değildi. Ancak bu 99 A. Pavlus Yürüyüşü'nde Türkiye Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Cemal Uşak da vardı. Sanırım Cemal Uşak, ortama uyum sağlamatka pek zorluk çekmemiştir. Çünkü Cevizkabuğu'na İstanbul Presbiteryen Kilisesi pastörü olarak katılan Turgay Üçal, ısrarla vurguladığı gibi eski bir Nurcu idi. Eminim Cemal Uşak ile paylaşacakları epey konu olmuştur.

99 A. Pavlus Yürüyüşü'nde dikkat çeken simalardan birisi de Amerikan Bord Genel Sekreteri Rev. Alan McCain idi. Amerikan Bord, eski adıyla ABCFM, Osmanlı'nın başına Ermeni çorabını ören örgütü temsil ediyordu.

Laik bir ülkede nasıl olurda devlet yetkilileri bizzat katılarak ve her türlü devlet imkanını seferber ederek Misyoner Örgütlerin, Hıristiyanlık propagandasına yardımcı olur? ÜStelik Cevizkabuğu'nda Ergun Poyraz'ın da belgelerini gösterdiği gibi Müjde yayın grubunun çıkardığı kitaplarda Türkiye'nin Doğusu Ermenistan olarak gösteren haritalar yer almaktadır.

Güvelioğlu'na bir not: Şu yazı acaba kendilerine ait, yoksa sadece isim benzerliği mi? "Recep Güvelioğlu, "ABD'nin Tehdidi", s. 2-5, Parlementodan Politika, Siyasi Magazin Dergisi, Aralık 1996, yıl: 5, sayı: 55."

Star Gazetesi'nden Halit Kakınç'la ilgili bir not: Sn Kakınç Star Gazetesi'ndeki 26 Kasım 2001 tarihli yazısında Heybeliada Ruhban Okulu'nun avukatlığına soyunmuş görünüyor. Sn Kakınç'ın cevabı hazır. Bu dizide sıra Fener Rum Patrikhanesi'ne ve Heybeliada Ruhban Okulu'na da gelecek.

DİPNOTLAR

1)L. Doğan Tiliç, Skylife www.thy.com.tr/tskylife/0699/s7.htm

2) 26 Aralık 1999 tarihli Hürriyet gazetesi.

3) Anadolu Ajansı'nın 06/10/1999 tarihli haberi

4) Bu görüşler "L'Avvenire" gazetesinde yer almakta. Ve "L'Avvenire" Katoliklerin en etkili kurumlarından "İtalyan piskoposlar konferansı"na ait. Piskoposları bir araya getiren ve görüş alışverişinde bulunmalarını sağlayan kurumun başında muhafazakar görüşleriyle tanınan Kardinal Ruini var. Ruini ve çevresindekilerin; İslam - Hıristiyanlık gerçeğine bakışları Haçlı Seferlerinden pek farklı değil. Nilgün Cerrahoğlu'nun Kilise: "Türkiye'nin AB adaylığına karşı..." başlıklı 10 Ocak 2000 tarihli yazısı.

5)Aydınlık - 21.5.2000 - Sayı : 670 -

6) Yeni Hayat Dergisi, 44. Sayı.

7) Fener Rum Patrikhanesi işgalci Yunandan yana tavır alarak vatana ihanet etmişken Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi 'nin Kurtuluş Savaşı'nda işgalcilerin karşısında Anadolu'nun saflarında savaş verdiğini de hatırlamalıyız.(Bkz., Erol Cihangir, Papa Eftim'in Muhtıraları ve Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi, İst.-1996, Turan yay.; Yrd Doç. Dr. Mustafa Ekincikli, Türk Ortodoksları, Ank.-1998, Siyasal Kitabevi yay.

8) www.gnmmujde.com/apmr1999.html

9) www.gnmmujde.com/apmr2000.html

Nisan ayında en az 26 kadın katledildi

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'na göre geçen ay en az 26 kadın erkekler tarafından öldürüldü

05.05.2026 16:22:00 / Güncelleme: 05.05.2026 16:28:51
Haber Merkezi
Nisan ayında en az 26 kadın katledildi
Nisan ayında en az 26 kadın katledildi
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'na göre geçen ay en az 26 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 23 kadın da şüpheli şekilde ölü bulundu.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu geçen aya ilişkin verilerini yayımladı. Buna göre Türkiye'de nisanda en az 26 kadın öldürülürken, 23 kadın da şüpheli şekilde ölü bulundu.

Rapora göre öldürülen 26 kadından 20'sinin hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi. 4'ü ekonomik bahanelerle, 1'i barışmayı kabul etmemesi bahanesiyle, 1'i de bebeğini aldırmadığı bahanesiyle öldürüldü.

Kadınların yüzde 69'u evlerinde öldürüldü

Katledilen 26 kadından 10'u evli olduğu erkek, 2'si eskiden evli olduğu erkek, 2'si birlikte olduğu erkek, 1'i babası, 1'i akrabası, 1'i oğlu ve 1'i tanıdığı tarafından öldürüldü. Kadınların 18'i evinde, 2'si sokakta, 1'i otelde, 1'i arabada, 1'i su kenarında ve 1'i boş arazide öldürüldü. 2 kadının öldürüldüğü yer tespit edilemedi. Kadınların yüzde 69'u evlerinde katledildi.

Cinayetlerin 16'sı ateşli silahlarla, 2'si boğularak, 7'si kesici aletlerle, 1'i de darbedilerek öldürüldü.

Eylem Tok cezaevinden mektup gönderdi

Eylem Tok, ABD'deki cezaevinden gönderdiği mektupta Kemerburgaz’daki ölümlü kazanın ardından oğlu Timur Cihantimur’u kaçırmasının sorumluluğunu üstlendi. Eylem Tok, “Eğer bir hata varsa en büyük sorumluluk anne ve babası olarak bize aittir” dedi

05.05.2026 10:58:00
Haber Merkezi
Eylem Tok cezaevinden mektup gönderdi
Eylem Tok cezaevinden mektup gönderdi
İstanbul Kemerburgaz'da 1 Mart 2024'te meydana gelen ölümlü trafik kazasının ardından oğlu Timur Cihantimur'u önce Mısır'a, ardından ABD'ye kaçıran yazar Eylem Tok, Boston'daki tutukluluğunun sürdüğü cezaevinden 3 sayfalık bir mektup gönderdi.

Avukatı aracılığıyla kamuoyuna yansıyan mektupta Tok, "Eğer bir hata varsa bunun en büyük sorumluluğu anne ve babası olarak bize aittir. Evladımızı çok sevdik, çok koruduk; belki de bazı anlarda gerekli sınırları koyamadık. Bunun yükünü her gün yüreğimde taşıyorum" ifadelerine yer verdi.

Mektubunda olay gecesi "içgüdüsel" davrandığını savunan Tok, 16 yaşındaki oğlunu korumak dışında bir amacı olmadığını belirterek, "Bir annenin kendi çocuğunu koruma çabası, başka bir ailenin acısını hafifletmez. Bunun bilincindeyim ve bu gerçekle yaşamayı öğrenmeye çalışıyorum" dedi.

Hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci'nin ailesine başsağlığı dileyen Tok, "Bu kaybın telafisi yok, biliyorum. Ancak yasal varislerle bir sulh anlaşması yaparak helalleştiğimizi de belirtmek isterim" ifadelerini kullandı. Ayrıca kaza yerine gitmediğini, telefonları almadığını ve polisin aranmasını engellemediğini iddia etti.

Kaza ve kaçış süreci

Kaza, Eyüpsultan Kemerburgaz Belgrad Ormanı yolunda saat 23.50 sıralarında meydana geldi. Timur Cihantimur'un ehliyetsiz kullandığı 34 EEG 06 plakalı araç, yol kenarında arıza nedeniyle park halinde bulunan üç ATV'ye çarptı. Kazada 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci hayatını kaybetti; Süleyman Keçici, İbrahim Gümüş, Hasan Topal ve Tahsin Arslan yaralandı. Tanıklara göre araç aşırı hızlıydı ve kaza sonrası sürücü olay yerinden uzaklaştı.

Eylem Tok, oğlu Timur'u olay yerinden aldıktan sonra eşi Bülent Cihantimur'u bilgilendirdi. Anne-oğul, 2 Mart 2024'te önce Mısır'a, ardından ABD'ye kaçtı. Türkiye'nin iade talebi üzerine 14 Haziran 2024'te Boston'da yakalandılar. Her ikisinin de tutukluluk hali devam ediyor. Timur Cihantimur ayrı bir soruşturmayla "taksirle öldürme ve yaralama" suçlamasıyla yargılanıyor.

Hukuki gelişmeler

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Şubat 2026'da hazırladığı iddianamede, Eylem Tok ve eski eşi Bülent Cihantimur'un da aralarında bulunduğu 5 şüpheli için "suçluyu kayırma" ve "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçlarından 10'ar yıla kadar hapis cezası istendi. İddianamede, ailenin kazadan hemen sonra delil kararttığı ve Timur'u yurt dışına çıkardığı vurgulandı.

ABD mahkemesi, Türkiye'nin iade talebini Şubat 2025'te kabul etmişti ancak Eylem Tok'un avukatlarının itirazı üzerine süreç geçici olarak durduruldu. Tutukluluk kararları ise Ekim 2024'teki üçüncü duruşmada da onandı.

Aci ailesinin durumu

Olayın ardından Oğuz Murat Aci'nin eşi Şükriye Aci şikayetinden vazgeçti ve yasal varislerle sulh sağlandı. Bu karar, Aci ailesi içinde tartışmalara yol açtı. Özer Aci (ölenin babası), "Benim oğlumun kanını sattı" diyerek tepki gösterdi. Şükriye Aci ise para iddialarını yalanladı ve aile içi baskıdan söz etti. Eylem Tok'un mektubunda bahsettiği "helalleşme", bu sulh anlaşmasına işaret ediyor.

Eylem Tok mektubunda sessiz kalmayı tercih ettiğini ancak "eksik ve önyargılı yorumlar" nedeniyle konuşma ihtiyacı duyduğunu da belirtti. "Kimseye bilerek ya da isteyerek zarar vermediklerini" savunan Tok, sürecin hem hukuki hem insani bir sınav olduğunu ifade etti.

Olay, Türkiye'de uzun süre gündemde kalmış, ehliyetsiz araç kullanımı, aile korumacılığı ve adalet tartışmalarına yol açmıştı. Eylem Tok ve Timur Cihantimur'un iade süreci ile Türkiye'deki davalar devam ederken, Tok'un cezaevinden gönderdiği mektup kamuoyunda yeni tartışmalara neden oldu.

Yetersiz su tüketimi böbrek taşına yol açıyor


 
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, çay ve kahvenin sanıldığı gibi vücutta sıvı kaybına yol açmadığını, aksine böbrek taşı riskini azaltabildiğini belirterek, taş oluşumunda belirleyici faktörün çay tüketimi değil, yetersiz su alımı olduğunu bildirdi. 

05.05.2026 10:32:00
AA
Yetersiz su tüketimi böbrek taşına yol açıyor
Yetersiz su tüketimi böbrek taşına yol açıyor

Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, çay ve kahvenin sanıldığı gibi vücutta sıvı kaybına yol açmadığını, aksine böbrek taşı riskini azaltabildiğini belirterek, taş oluşumunda belirleyici faktörün çay tüketimi değil, yetersiz su alımı olduğunu bildirdi. Günde 4-6 bardak çay veya 3-5 fincan kahve tüketiminin hidrasyon açısından suyla benzer etki gösterdiğini aktaran Salabaş, düzenli tüketimde kafeinin 'sıvı attırıcı' etkisinin ortadan kalktığını ve klinik olarak anlamlı sıvı kaybı oluşmadığını aktardı.

Salabaş, "Yarım milyonu aşkın kişinin takip edildiği çalışmalarda düzenli çay içenlerde böbrek taşı riskinin yüzde 27'ye kadar daha düşük bulundu. Yüz binlerce kişiyi kapsayan başka araştırmalarda ise kahve tüketimi taş riskini yüzde 26 ile 31 arasında azalttığı kaydedildi. Türkiye verilerine göre böbrek taşı hastalarının yüzde 46'sı günde 1 litrenin altında su tüketiyor. Taş oluşumunda belirleyici faktör çay tüketimi değil, yetersiz su alımıdır. 'Çay dehidratasyon yapar' veya 'Her çayın yanında su içilmeli' gibi yaygın öneriler, güncel bilimsel verilerle desteklenmemektedir" ifadelerini kullandı.

Salabaş, günlük sıvı tüketiminin 2-2.5 litre olması gerektiğini belirterek, çay ve kahvenin bu miktara dahil edilebileceğini ancak su tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Yeşil çayın antioksidan içeriği sayesinde böbrek sağlığını destekleyebileceğini de ifade eden Salabaş, yapılan laboratuvar çalışmalarında çayın içindeki doğal bileşenlerin taş kristallerinin böbrek dokusuna tutunmasını azalttığını belirtti.

İstanbul'da Halk Ekmek'e zam geldi

İBB iştiraki Halk Ekmek AŞ, normal ve kepekli ekmek fiyatlarına yüzde 25 zam yaptı. Zamla birlikte 250 gramlık normal ve kepek ekmeğin fiyatı 10 liradan 12,5 liraya yükseldi 

04.05.2026 18:35:00
Haber Merkezi
İstanbul'da Halk Ekmek'e zam geldi
İstanbul'da Halk Ekmek'e zam geldi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Halk Ekmek AŞ, normal ve kepekli ekmek fiyatlarına yüzde 25 zam yaptı. Zamla birlikte 250 gramlık normal ve kepek ekmeğin fiyatı 10 liradan 12,5 liraya yükseldi. Yeni fiyatlar bugün itibarıyla tüm Halk Ekmek satış noktalarında uygulanmaya başlandı.

Halk Ekmek AŞ'den yapılan açıklamada, zam kararının artan üretim maliyetleri nedeniyle zorunlu hale geldiği belirtildi. Un fiyatlarındaki yükseliş, enerji giderleri, nakliye maliyetleri ve genel enflasyon baskısı, şirketin bu adımı atmasında etkili oldu. Yetkililer, kaliteli ve hijyenik üretimi sürdürmek için fiyat güncellemesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Diğer ekmek çeşitleri ve ambalajlı ürünlerde ise şu an için bir değişiklik yapılmadığı öğrenildi.

Halk Ekmek, İstanbul'da dar gelirli vatandaşların temel gıda maddesi olan ekmeğe erişimini kolaylaştırmak amacıyla faaliyet gösteren önemli bir kurum. Şehir genelinde yüzlerce satış noktasıyla hizmet veren şirket, özellikle emekliler, öğrenciler ve düşük gelir grupları için uygun fiyatlı ekmek alternatifi sunuyor. Ancak son dönemde yaşanan genel ekonomik sıkıntılar, un ve enerji gibi girdi maliyetlerini önemli ölçüde artırdı. Türkiye genelinde de fırıncılar benzer maliyet baskıları nedeniyle zamlara gitmiş, standart ekmek fiyatlarında da artışlar yaşanmıştı.

Vatandaşlar arasında zam tepkileri hızlı yükseldi. Sosyal medyada birçok kullanıcı, "Ekmeğe her zam daha da zorlaştırıyor" yorumlarını yaparken, bazıları da maliyet artışlarını anlayışla karşıladıklarını ifade etti. Özellikle büyükşehirlerde yaşam maliyeti yüksek olduğu için bu tür zamlar dar kesimleri doğrudan etkiliyor. Bir ailenin günlük ekmek tüketimi göz önüne alındığında, aylık bütçeye yansıyacak ek yükün 100-150 lirayı bulabileceği hesaplanıyor.

İBB yetkilileri, zamın sınırlı tutulduğunu ve Halk Ekmek'in sosyal sorumluluk misyonunu sürdüreceğini belirtti. Şirket, üretimde verimlilik artırıcı önlemlerle maliyetleri kontrol altında tutmaya çalışacağını açıkladı. Önümüzdeki dönemde un destekleri veya belediye sübvansiyonları gibi adımların gündeme gelip gelmeyeceği ise merak konusu.

Yağışlar İstanbul'daki barajlara yaradı

İstanbul'da etkili olan yağışlı havanın ardından megakente su sağlayan barajlardaki doluluk oranı yüzde 71,7 oldu   

04.05.2026 17:29:00
İHA
Yağışlar İstanbul'daki barajlara yaradı
Yağışlar İstanbul'daki barajlara yaradı
Megakent İstanbul'da hafta sonu soğuk ve yağış hava etkili oldu. Özellikle dün gün boyu etkili olan yağışlı havanın ardından barajlarda doluluk oranı bir nebze olsun yükseldi. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre barajlardaki genel doluluk oranı yüzde 71,7'ye yükseldi. Dün ise bu oran 71,35 olarak kayıtlara geçmişti. Öte yandan en dolu baraj yüzde 94,86 ile Ömerli, en az doluluk oranına sahip baraj ise yüzde 46,11'le Istrancalar oldu.

İSKİ'nin verilerine göre 4 Mayıs  itibarıyla İstanbul'da baraj doluluk oranları şöyle:

Ömerli Barajı: Yüzde 94,86

Darlık Barajı: Yüzde 89,37

Elmalı Barajı: Yüzde 94,37

Terkos Barajı: Yüzde 58,73

Alibey Barajı: Yüzde 67,28

Büyükçekmece Barajı: Yüzde 56,83

Sazlıdere Barajı: Yüzde 46,11

Istrancalar Barajı: Yüzde 46,83

Kazandere Barajı: Yazde 60,08

Pabuçdere Barajı: Yüzde 60,34

Hastaneye kaldırılan aileden acı haber

Mersin'in Bozyazı ilçesinde memleketine gelen polis memuru baba, eşi ve 2 çocuğu mide bulantısı, kusma şikayetiyle hastaneye kaldırıldı. Hastanede tedavi altına alınan aileden 2 çocuk hayatını kaybetti

04.05.2026 15:08:00
İhlas Haber Ajansı
Hastaneye kaldırılan aileden acı haber
Hastaneye kaldırılan aileden acı haber
Olay, Bozyazı ilçesi Tekmen Mahallesi Tüllüler Sokak'ta meydana geldi. Alınan bilgiye göre, Karaman İl Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görev yapan polis memuru M.T. (39), eşi E.T. (33), çocukları A.T. (7) ve Ö.S.T. (4) ile hafta sonu memleketi Mersin'in Bozyazı ilçesine geldi. Yakınlarında kalan aile rahatsızlanınca, kusma ve mide bulantısı nedeniyle haber verilen sağlık ekipleri, aileyi hastaneye sevk etti. Hastaneye kaldırılan aileden önce Ö.S.T., ardından A.T. yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Anne ve baba ambulansla Mersin Şehir Hastanesi'ne sevk edildi.

Olayla ilgili savcılık ve jandarma ekipleri tarafından incelemelerin sürdürüldüğü bildirildi.

İstanbul'da metroda su sızıntısı seferleri durdurdu

İBB, Yıldız-Mahmutbey Metro Hattı'nın Mecidiyeköy istasyonunda onarım çalışması başlatıldığını duyurdu. Yapılan açıklamada 'tünelde makas bölgesinde, yer altı suyu akış kaynağındaki artış sebebiyle ray hattının bir kısmında onarım gerekliliği ortaya çıktığı belirtilmişti

04.05.2026 12:45:00 / Güncelleme: 04.05.2026 12:51:08
Haber Merkezi
İstanbul'da metroda su sızıntısı seferleri durdurdu
İstanbul'da metroda su sızıntısı seferleri durdurdu
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), M7 Yıldız–Mahmutbey Metro Hattı'nın Mecidiyeköy istasyonunda onarım çalışması başlatıldığını duyurdu. Yapılan açıklamada, 'Mecidiyeköy-Çağlayan istasyonları arasındaki tünelde makas bölgesinde, yer altı suyu akış kaynağındaki artış sebebiyle ray hattının bir kısmında onarım gerekliliği ortaya çıktı" ifadeleri yer aldı. Hattın çalışma süresince Mahmutbey-Nurtepe arasında hizmet vereceği, Nurtepe istasyonundan yolcuların otobüsle Mecidiyeköy'e ulaştırılacağı belirtildi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, M7 Yıldız–Mahmutbey Metro Hattı üzerinde bulunan Mecidiyeköy istasyonunda onarım çalışmalarının başlatıldı. Yapılan açıklamaya göre, çalışmalar tamamlanana kadar Mahmutbey–Nurtepe arasında hizmet verecek olan hatta yolcular, Nurtepe istasyonunda otobüslere aktarma yaparak Mecidiyeköy'e ulaşabilecek. Yenikapı–Hacıosman Metro Hattı ile Mecidiyeköy–Yıldız Metro Hattı üzerindeki Mecidiyeköy istasyonunun ise normal şekilde yolcu kullanımına açık olduğu belirtildi. Yetkililer, çalışmaların güvenli ve hızlı şekilde tamamlanması için süreç boyunca alternatif ulaşım düzeninin geçerli olacağını kaydetti.

Metro İstanbul'dan daha önce yapılan açıklamada, "M7 Yıldız-Mahmutbey Metro Hattı'nın Mecidiyeköy-Çağlayan istasyonları arasındaki tünelde makas bölgesinde yer altı suyu akışı kaynağındaki artış sebebiyle ray hattının bir kısmında onarım gerekliliği ortaya çıkmıştır." ifadesi kullanılmıştı.

Muhittin Böcek'e yönelik "rüşvet" soruşturmasında gelini Zuhal Böcek tutuklandı

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu Muhittin Böcek'e yönelik açılan "rüşvet" soruşturması kapsamında gözaltına alınan gelini Zuhal Böcek tutuklandı

03.05.2026 21:50:00
Haber Merkezi
Muhittin Böcek'e yönelik "rüşvet" soruşturmasında gelini Zuhal Böcek tutuklandı
Muhittin Böcek'e yönelik "rüşvet" soruşturmasında gelini Zuhal Böcek tutuklandı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Böcek'e yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan gelini Zuhal Böcek'in de aralarında olduğu 3 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Şüpheliler sağlık kontrollerinin ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne götürüldü.

Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden Zuhal Böcek, "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçundan tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Diğer iki şüpheli ise ifade işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.

Sulh ceza hakimliği şüpheli Zuhal Böcek'in tutuklanmasına karar verdi.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek hakkında aday olmasına ilişkin "rüşvet" verdiği iddiasıyla açılan soruşturma kapsamında, gelini Zuhal Böcek'in de aralarında olduğu 3 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.

Bu kapsamda Zuhal Böcek ve 2 şüpheli polis ekiplerince 30 Nisan'da gözaltına alınmıştı.

Arnavutköy'de rüzgar nedeniyle minaresi sallanan caminin yakınındaki 2 bina boşaltıldı

İstanbul'un Arnavutköy ilçesinde şiddetli rüzgar nedeniyle minaresi sallanan caminin yakınındaki 2 bina önlem amaçlı boşaltıldı

03.05.2026 19:45:00
AA
Arnavutköy'de rüzgar nedeniyle minaresi sallanan caminin yakınındaki 2 bina boşaltıldı
Arnavutköy'de rüzgar nedeniyle minaresi sallanan caminin yakınındaki 2 bina boşaltıldı
İstanbul'un Arnavutköy ilçesinde şiddetli rüzgar nedeniyle minaresi sallanan caminin yakınındaki 2 bina önlem amaçlı boşaltıldı.

Yavuz Selim Mahallesi'ndeki Berat Camisi'nin minaresi şiddetli rüzgarın etkisiyle sallanmaya başladı.

Çevredeki vatandaşların bildirmesi üzerine olay yerine polis ve zabıta ekipleri sevk edildi.

Ekipler çevrede güvenlik önlemi alırken, caminin yanındaki 2 bina önlem amaçlı tahliye edildi.

Ekiplerin bölgedeki çalışmaları sürüyor.

Fatih Sultan Mehmet Han kabri başında anıldı

Fatih Sultan Mehmet Han, vefatının 545. yıl dönümünde kabri başında anıldı. İstanbul Valisi Davut Gül'ün katılımıyla gerçekleşen programda, Osmanlı padişahı dualarla yâd edildi.

03.05.2026 16:52:00
İhlas Haber Ajansı
Fatih Sultan Mehmet Han kabri başında anıldı
Fatih Sultan Mehmet Han kabri başında anıldı
Fatih Sultan Mehmet Han, vefatının 545. yıl dönümünde kabri başında anıldı. İstanbul Valisi Davut Gül'ün katılımıyla gerçekleşen programda, Osmanlı padişahı dualarla yâd edildi.
Fatih Sultan Mehmet Han, vefatının 545. yıl dönümünde Fatih Camii haziresinden bulunan kabri başında tören düzenlendi. Törene İstanbul Valisi Davut Gül, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Bahtiyar Ersay, İstanbul İl Jandarma Komutanı Korgeneral Yusuf Kenan Topcu, İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Keskin, İstanbul İl Müftüsü Doç. Dr. Emrullah Tuncel, Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, Fatih Kaymakamı Cafer Sarılı ve Fatih İlçe Müftüsü Abdurrahman Şenoğlu katıldı. Törende, Fatih Camii İmamı Kurra Hafız Yusuf Yılmaz tarafından Kur'an-ı Kerim okundu.

Tilavetin ardından İstanbul İl Müftüsü Tuncel tarafından dua edildi
Programda konuşan İstanbul Valisi Davut Gül, "Büyük bir devlet adamı ve komutan. Aynı zamanda büyük bir lider olan Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri'nin ölüm yıldönümü için bir araya geldik. Kendisine Allah'tan rahmet diliyoruz. Mekânı cennet olsun. Fatih Sultan Mehmet sadece bir komutan, bir lider, bir devlet adamı değildi. Aynı zamanda çağ açan çağ kapatan ve bununla birlikte de yeni bir medeniyet tasavvuru başlatan bir devlet adamıydı. Farklılıkları bir arada yaşatan ilme adalete önem veren ve bunları bize miras bırakan devlet adamıydı. Bizler de Fatihin mirasını bu şehirde aynı hassasiyetle devam ettiriyoruz. Rabbim birliğimizi beraberliğimizi kardeşliğimizi daim etsin. Onun bize bıraktığı miras üzerinde birlikte yaşamayı nasip etsin" şeklinde konuştu.İHA
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.