logo
10 AĞUSTOS 2026

Yenilenebilir enerji yatırımlarında rekorlar yılı

Küresel enerji piyasaları, fosil yakıtlardan uzaklaşma sürecinde tarihi bir ivme yakaladı.

12.04.2026 00:24:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Yenilenebilir enerji yatırımlarında rekorlar yılı
Yenilenebilir enerji yatırımlarında rekorlar yılı
Küresel enerji piyasaları, fosil yakıtlardan uzaklaşma sürecinde tarihi bir ivme yakaladı.

2025 yılı verileri ve 2026 öngörüleri, yenilenebilir enerji yatırımlarının hem dünyada hem de Türkiye'de tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığını gösteriyor. Elektrik çağına geçiş hızlanırken, güneş ve rüzgar enerjisi artık küresel ekonominin ana taşıyıcısı haline geliyor.







Dünya Genelinde 2,3 Trilyon Dolarlık Dev Yatırım

BloombergNEF ve Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, 2025 yılında küresel enerji dönüşümü yatırımları bir önceki yıla göre %8 artarak 2,3 trilyon dolar ile rekor kırdı.

Lider Güneş ve Ulaşım: Yatırımların en büyük payını 893 milyar dolar ile elektrikli ulaşım ve 690 milyar dolar ile yenilenebilir enerji kapasitesi aldı.







Kapasite Artışı: Küresel kurulu güç, 2025'te 692 gigavat artarak yıllık bazda en yüksek büyümeyi gerçekleştirdi.

Avrupa ve Hindistan Atakta: Çin'in pazar liderliği sürerken, Avrupa Birliği %18, Hindistan ise %15'lik yatırım artışıyla küresel büyümeye öncülük etti.







Türkiye 2025'i Rekorla Kapattı, 2026'ya Yeni Hedeflerle Giriyor

Türkiye, yenilenebilir enerji alanında bölgesel bir güç olma yolunda 2025 yılını kritik başarılarla tamamladı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'nin toplam kurulu gücü 122 bin megavatı aşarken, yenilenebilir enerjinin bu güç içindeki payı %62,3'e yükseldi.







Güneşin Gücü: 2014 yılında sadece 40 megavat olan güneş kurulu gücü, 2026 yılı başında 25 bin megavatı aşarak 12 yılda 641 katlık devasa bir artış kaydetti.

Elektrik Üretiminde Yeni Rekor: 2025 yılında rüzgar ve güneş enerjisi, Türkiye'nin toplam elektrik üretiminin %22'sini karşılayarak ilk kez üretimin 5'te 1'inden fazlasını sağladı.

Gelecek Vizyonu: Enerji Bakanlığı, 2035 yılına kadar güneş ve rüzgar kurulu gücünü 120 bin megavata çıkarmayı hedefliyor. Bu hedef doğrultusunda yaklaşık 80 milyar dolarlık yeni yatırım planlanıyor.







Yatırımları Tetikleyen Üç Temel Neden

Uzmanlar, yenilenebilir enerjideki bu patlamayı üç ana etkene bağlıyor:

Yapay Zeka ve Veri Merkezleri: Dev veri merkezlerinin devasa enerji ihtiyacı, temiz ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına olan talebi artırıyor.







Elektrikli Araç Devrimi: Ulaşımın elektrifikasyonu, şebekelerin yenilenebilir kaynaklarla desteklenmesini zorunlu kılıyor.

Enerji Güvenliği: Ülkelerin enerji ithalatına olan bağımlılığı azaltma ve maliyetleri sabitleme isteği, yerli ve yenilenebilir kaynakları stratejik bir öncelik haline getiriyor.







Sonuç Olarak

2026 yılı, "vaatlerden icraata geçiş yılı" olarak tanımlanıyor. Enerji sektörü artık sadece çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda en kârlı ve rekabetçi yatırım alanı olarak öne çıkıyor. Türkiye, rüzgar ve güneşten elde ettiği elektriğin payını artırarak bu küresel yarışta ön saflarda yer almaya devam ediyor.

Ortak değerlerin kaybı ve ötekileştirme mekanizması

Modern toplumların karşı karşıya kaldığı en yıkıcı sosyolojik tehditlerden biri olan kutuplaşma, toplumsal dokuyu günden güne zedeliyor

10.08.2026 00:55:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Ortak değerlerin kaybı ve ötekileştirme mekanizması
Ortak değerlerin kaybı ve ötekileştirme mekanizması
Modern toplumların karşı karşıya kaldığı en yıkıcı sosyolojik tehditlerden biri olan kutuplaşma, toplumsal dokuyu günden güne zedeliyor.

Bireylerin ve grupların kendilerini keskin sınırlar üzerinden tanımlamasıyla derinleşen "Biz ve Onlar" ayrımı, ortak paydalarda buluşmayı zorlaştırırken, toplumsal diyaloğun yerini katı bir ötekileştirmeye bırakıyor.

Farklı fikirlerin zenginlik olarak görülmesi gereken platformlarda dahi uzlaşı zeminlerinin hızla kaybolması, sosyal barışı ve birliktelik duygusunu ciddi şekilde tehdit ediyor. Bu zihinsel ayrışma, bireylerin birbirlerine karşı duyduğu güveni zedelerken, ortak bir gelecek vizyonu etrafında kenetlenmeyi de imkansız hale getiriyor.







Dijital Yankı Odaları ve Algı Yönetimi

Kutuplaşma dinamikleri incelendiğinde, bu durumun sadece siyasi veya fikri ayrışmalarla sınırlı kalmadığı, günlük yaşamın her alanına sirayet ettiği görülüyor.

İletişim kanallarının ve özellikle dijital mecraların yankı odalarına dönüşmesi, bireylerin yalnızca kendi görüşlerini pekiştiren içeriklere maruz kalmasına yol açıyor. Algoritmaların tüketicilere sürekli benzer fikirleri sunması, farklı seslerin duyulmasını engelliyor.

Bu durum, karşı tarafın argümanlarını anlamak yerine onları doğrudan bir tehdit veya öteki olarak algılama eğilimini güçlendiriyor. Zamanla derinleşen bu zihinsel yarılma, bireyler arasındaki empati bağlarını kopartarak toplumsal hoşgörüyü ortadan kaldırıyor.







Gündelik Hayata Yansıyan Keskin Hatlar

Ayrışma hissi yalnızca teorik tartışmalarda kalmayıp, mahallelerden iş yerlerine, sosyal ilişkilerden aile içi diyaloglara kadar sızıyor. Bireyler, karşı gruptakilerin bilgi düzeyini, niyetini ve hatta ahlaki değerlerini sorgulamaya başladıkça, rasyonel zemin tümüyle ortadan kalkıyor.







Toplumun farklı kesimleri arasında paylaşılan kamusal alanlar giderek daralırken, insanlar kendilerini güvende hissettikleri homojen grupların içine çekiliyor.

Bu durum, farklı kültürlerin ve fikirlerin birbirini besleme potansiyelini yok ederek toplumu durağan ve tepkisel bir yapıya büründürüyor.







Onarım Süreci ve Onarıcı İletişim Dili

Sosyologlar ve toplumbilimciler, kutuplaşma ile mücadelede en kritik adımın kapsayıcı bir dil geliştirmek ve ortak değerler etrafında buluşabilme becerisini yeniden kazanmak olduğunu vurguluyor.







Sağlıklı bir kamuoyunun oluşabilmesi, farklı kitlelerin birbirini dinleme ve anlama iradesi göstermesine bağlı. Toplumsal yarılmanın önüne geçebilmek için eğitimden medyaya kadar pek çok alanda yapıcı söylemlerin benimsenmesi gerekiyor.

Bireylerin kriz anlarında dahi ortak akla başvurabilmesi, "Biz" tanımının ötekileştirmeden, tüm toplum unsurlarını kapsayacak şekilde genişletilmesiyle mümkün kılınabilir.

Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü

İstanbul Güngören'de 5 katlı binanın birinci katındaki balkon, henüz bilinmeyen bir nedenle çöktü. Bina tedbir amacıyla boşaltılırken ekipler tarafından mühürlendi. Bina çevresi bariyerle kapatılarak güvenlik önlemi alındı

09.08.2026 02:40:00
İHA
 
Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü
Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü
Olay, saat 22.30 sıralarında İstanbul Güngören Akıncılar Mahallesi Üstün Sokak üzerinde meydana geldi. İddiaya göre sokak üzerindeki 5 katlı binanın birinci katındaki balkonda bilinmeyen bir nedenle çökme yaşandı.






Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, polis ve zabıta ekipleri sevk edildi. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken bina tedbir amacıyla boşaltılarak mühürlendi. Binanın çevresi ekipler tarafından bariyerle kapatılarak güvenlik önlemi alındı.








Konu ile ilgili konuşan Tayfun Kurt, "Bildiğim kadarıyla apartmanın balkonu çökmüş. Ama neden kaynaklandığı hakkında bilgimiz yok. Geldiğimizde o esnada binada hala oturanlar vardı. Sonrasında zaten ilgili ekiplere haber verildi. Polis, etrafı kapattı. Oturanları çıkarttı. Şimdi de önlem alıyor" dedi.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.