Yoksullaştıran büyüme!
Ticaret Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), 4 Ağustos 2026'da büyük bir gururla Temmuz ayında 25,6 milyar dolarlık dış satımla "tüm zamanların Temmuz ayı ihracat rekorunun" kırıldığını TİM Resmi Web Sitesi üzerinden ilan etti
08.08.2026 20:00:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Ticaret Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), 4 Ağustos 2026'da büyük bir gururla Temmuz ayında 25,6 milyar dolarlık dış satımla "tüm zamanların Temmuz ayı ihracat rekorunun" kırıldığını TİM Resmi Web Sitesi üzerinden ilan etti.
Ancak Saray koridorlarında ve yandaş medyada "üretim ve şahlanış destanı" olarak köpürtülen bu parlak rakamlar, Türkiye işçi sınıfının, emeklisinin ve dar gelirlisinin tabağına sadece daha fazla açlık ve borç olarak yansıyor.
İktidarın sadece sermaye odaklı, döviz endeksli yoksullaştıran büyüme modeli; fabrikaları zenginleştirirken kitleleri çöplükten ekmek toplamaya mahkûm ediyor.
Mutfakta yangın var

Hükümetin "Enflasyonu düşürdük, baz etkisiyle rahatlıyoruz" masalları sürerken, sokağın gerçek karnesi TÜRK-İŞ tarafından açıklandı.
TÜRK-İŞ Temmuz 2026 Raporu verilerine göre, 4 kişilik bir ailenin sadece sağlıklı beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması, yani açlık sınırı 36.940 TL'ye ulaşarak 28.085 TL seviyesindeki asgari ücreti adeta yuttu.
Aynı hanenin insanca yaşayabilmesi için gereken yoksulluk sınırı ise 120.325 TL'yi aşmış durumda. Milyonlarca emeklinin 23.552 TL gibi trajik bir sefalet ücretine mahkûm edildiği ülke gerçeklerinde, tek bir çalışan evin kirasını dahi ödeyemez hale geldi.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı resmi verilere göre dahi Ağustos 2026'da yasal kira artış oranı %31,90 olarak belirlenirken, büyükşehirlerde ortalama kiralar asgari ücretin iki katına ulaştı.
"Yoksullaştıran büyüme"

Ekonomi yönetiminin övündüğü dış ticaret modelinin arkasında korkunç bir sömürü mekanizması yatıyor.
Ticaret Bakanlığı verileri dikkatli incelendiğinde; ihracat %2,9 artarken, ithalatın %5,2 artışla 32,9 milyar dolara çıktığı ve dış ticaret açığının bir önceki yılın aynı ayına göre %14 artarak 7,3 milyar dolara tırmandığı görülüyor.
Yani iktidar ülkeyi ucuz iş gücü cennetine çevirip halkın boğazından kısarak ham madde ithal ediyor, montaj sanayisiyle dışarıya mal satıp "rekor" diye yutturmaya çalışıyor. Bu döngünün faturası ise vatandaşa borç olarak kesiliyor:
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre halkın sadece bireysel kredi kartı, ihtiyaç kredisi ve eksi hesap borçlarının toplamı 6,6 trilyon TL'lik devasa bir kara deliğe ulaştı.
Geçinemediği için sürekli kartlara ve kredilere sarılan vatandaştan icralık olanların, takibe düşen borç miktarı ise tam 337 milyar TL'ye fırladı.
Ancak Saray koridorlarında ve yandaş medyada "üretim ve şahlanış destanı" olarak köpürtülen bu parlak rakamlar, Türkiye işçi sınıfının, emeklisinin ve dar gelirlisinin tabağına sadece daha fazla açlık ve borç olarak yansıyor.
İktidarın sadece sermaye odaklı, döviz endeksli yoksullaştıran büyüme modeli; fabrikaları zenginleştirirken kitleleri çöplükten ekmek toplamaya mahkûm ediyor.
Mutfakta yangın var

Hükümetin "Enflasyonu düşürdük, baz etkisiyle rahatlıyoruz" masalları sürerken, sokağın gerçek karnesi TÜRK-İŞ tarafından açıklandı.
TÜRK-İŞ Temmuz 2026 Raporu verilerine göre, 4 kişilik bir ailenin sadece sağlıklı beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması, yani açlık sınırı 36.940 TL'ye ulaşarak 28.085 TL seviyesindeki asgari ücreti adeta yuttu.
Aynı hanenin insanca yaşayabilmesi için gereken yoksulluk sınırı ise 120.325 TL'yi aşmış durumda. Milyonlarca emeklinin 23.552 TL gibi trajik bir sefalet ücretine mahkûm edildiği ülke gerçeklerinde, tek bir çalışan evin kirasını dahi ödeyemez hale geldi.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı resmi verilere göre dahi Ağustos 2026'da yasal kira artış oranı %31,90 olarak belirlenirken, büyükşehirlerde ortalama kiralar asgari ücretin iki katına ulaştı.
"Yoksullaştıran büyüme"

Ekonomi yönetiminin övündüğü dış ticaret modelinin arkasında korkunç bir sömürü mekanizması yatıyor.
Ticaret Bakanlığı verileri dikkatli incelendiğinde; ihracat %2,9 artarken, ithalatın %5,2 artışla 32,9 milyar dolara çıktığı ve dış ticaret açığının bir önceki yılın aynı ayına göre %14 artarak 7,3 milyar dolara tırmandığı görülüyor.
Yani iktidar ülkeyi ucuz iş gücü cennetine çevirip halkın boğazından kısarak ham madde ithal ediyor, montaj sanayisiyle dışarıya mal satıp "rekor" diye yutturmaya çalışıyor. Bu döngünün faturası ise vatandaşa borç olarak kesiliyor:
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre halkın sadece bireysel kredi kartı, ihtiyaç kredisi ve eksi hesap borçlarının toplamı 6,6 trilyon TL'lik devasa bir kara deliğe ulaştı.
Geçinemediği için sürekli kartlara ve kredilere sarılan vatandaştan icralık olanların, takibe düşen borç miktarı ise tam 337 milyar TL'ye fırladı.

















































































