Yoksulluk diz boyu
Geçim sıkıntısı, işsizlik ve pahalılık altında ezilen vatandaşlar yıllar öncesinde olduğu gibi Halk Ekmek büfelerinin yanı sıra Et ve Süt Kurumu'nun önlerinde kuyruk oluşturuyor. TÜİK verileri de bu fotoğrafın doğruluğunu ortaya koydu. TÜİK'e göre devletin sosyal koruma harcaması yüzde 21 artış gösterdi
27.03.2022 14:40:00





Türkiye'de sosyal yardıma muhtaç insanların sayısı her geçen gün artıyor. Geçim sıkıntısı, işsizlik ve pahalılık altında ezilen vatandaşların Halk Ekmek büfelerinin ile Et ve Süt Kurumu'nun önlerinde kuyruk oluşturması da insanların geçinemediğinin en belirgin örneği.
TÜİK'in rakamlarına göre sosyal koruma harcaması 2020 yılında bir önceki yıla oranla %20.9 artış göstererek 655 milyar 599 milyon TL oldu. Bu harcamanın %98.5'ini 646 milyar 2 milyon TL ile sosyal koruma yardımları oluşturdu. Sosyal koruma yardımlarında ise en büyük harcama 300 milyar 902 milyon TL ile emekli/yaşlılara yapılan harcamalar oldu.
Bunu 170 milyar 993 milyon TL ile hastalık/sağlık bakımı harcamaları takip etti. Sosyal koruma harcamalarının gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı 2020 yılında %13.0 oldu. Sosyal koruma yardımlarının GSYH içindeki payı ise %12.8 olarak gerçekleşti. Risk/ihtiyaç grupları bazında bakıldığında, emekli/yaşlılara yapılan harcamaların %6.0 ile en büyük paya sahip olduğu görüldü. Bunu, %3.4 ile hastalık/sağlık bakımı harcamaları ve %1.5 ile dul/yetim harcamaları takip etti.
Şartlı yardımlar içinde en büyük payı ise %45.1 ile aile/çocuk yardımları oluşturdu. Bunu %26.0 ile engelli/malül yardımları ve %11.2 ile hastalık/sağlık bakımı yardımları takip etti.
Nakdi yardımlarda da en büyük payı %66.5 ile emekli/yaşlılara yapılan yardımlar oluşturdu. Bunu %16.2 ile dul/yetim yardımları ve %9.7 ile işsizlik yardımları takip etti. Sosyal koruma gelirlerinin %40.3'ünü devlet katkıları, %29.1'ini işveren sosyal katkıları ve %24.4'ünü koruma kapsamındaki bireyler tarafından yapılan sosyal katkılar oluşturdu.
Ülkemizde sosyal koruma kapsamında emekli/yaşlı, dul/yetim ve engelli/malül maaşı alan kişi sayısı 2019 yılında 14 milyon 89 bin iken, %1.4 artarak 2020 yılında 14 milyon 288 bin kişiye yükseldi. Sosyal koruma kapsamında maaş yardımı sayısı 2019 yılında 14 milyon 747 bin iken, 2020 yılında 14 milyon 979 bine yükseldi.
Erzurum Milletvekili Naci Cinisli konuyla ilgiyi yaptığı açıklamada, "istatistiki veriler nüfusumuzun çok önemli bir kesimi için yoksulluğun kronikleştiğini ve artarak devam ettiğini gösteriyor" dedi.
"Tüketici Hakları Derneğinin, TÜİK ve Türk-İş verilerini kullanarak hazırladığı rapora göre ülkemizde 16 milyon kişi açlık, 50 milyon kişi ise yoksulluk sınırında" diyen Cinisli şunları söyledi:
"AKPartinin 2002 yılında iktidara geldiğinde yüzde 29 oranında ve aşağı yönlü trend içeren yıllık enflasyon, kasta varan hatalı politikaları ile yukarı yönlü bir trendle yüzde 50'lere geldi. Gıda enflasyonu ise yüzde 55'in üzerinde.
Bağımsız kurumların yaptıkları ölçümlerde ise enflasyon %100'ün üzerinde.
Diğer yandan, AKParti iktidarında geçen 20 yıllık süre boyunca ülkemizdeki gelir dağılımı büyük tahribata uğradı. Gelir dağılımında çok büyük adaletsizlik yaşanıyor. Türkiye'de en yüksek gelire sahip yüzde 20'lik grubun toplam gelirden aldığı pay yüzde 50'lerde. En zengin yüzde 10 ile en yoksul yüzde 10'un arasındaki fark ise 15 kata ulaşmış durumda.
Adaletsiz gelir dağılımı, ulusal gelirin paylaşımındaki dengesizlik, başarısız ekonomik ve sosyal politikalar nedenleriyle derin yoksulluk ülkemizin en önemli sorunu halini aldı. Anadolu, unutmaya yüz tuttuğu nesiller öncesinin fukaralık günlerine geri döndü."
TÜİK'in rakamlarına göre sosyal koruma harcaması 2020 yılında bir önceki yıla oranla %20.9 artış göstererek 655 milyar 599 milyon TL oldu. Bu harcamanın %98.5'ini 646 milyar 2 milyon TL ile sosyal koruma yardımları oluşturdu. Sosyal koruma yardımlarında ise en büyük harcama 300 milyar 902 milyon TL ile emekli/yaşlılara yapılan harcamalar oldu.
Bunu 170 milyar 993 milyon TL ile hastalık/sağlık bakımı harcamaları takip etti. Sosyal koruma harcamalarının gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı 2020 yılında %13.0 oldu. Sosyal koruma yardımlarının GSYH içindeki payı ise %12.8 olarak gerçekleşti. Risk/ihtiyaç grupları bazında bakıldığında, emekli/yaşlılara yapılan harcamaların %6.0 ile en büyük paya sahip olduğu görüldü. Bunu, %3.4 ile hastalık/sağlık bakımı harcamaları ve %1.5 ile dul/yetim harcamaları takip etti.
Şartlı yardımlar içinde en büyük payı ise %45.1 ile aile/çocuk yardımları oluşturdu. Bunu %26.0 ile engelli/malül yardımları ve %11.2 ile hastalık/sağlık bakımı yardımları takip etti.
Nakdi yardımlarda da en büyük payı %66.5 ile emekli/yaşlılara yapılan yardımlar oluşturdu. Bunu %16.2 ile dul/yetim yardımları ve %9.7 ile işsizlik yardımları takip etti. Sosyal koruma gelirlerinin %40.3'ünü devlet katkıları, %29.1'ini işveren sosyal katkıları ve %24.4'ünü koruma kapsamındaki bireyler tarafından yapılan sosyal katkılar oluşturdu.
Ülkemizde sosyal koruma kapsamında emekli/yaşlı, dul/yetim ve engelli/malül maaşı alan kişi sayısı 2019 yılında 14 milyon 89 bin iken, %1.4 artarak 2020 yılında 14 milyon 288 bin kişiye yükseldi. Sosyal koruma kapsamında maaş yardımı sayısı 2019 yılında 14 milyon 747 bin iken, 2020 yılında 14 milyon 979 bine yükseldi.
'Fukaralık günlerine geri dönüldü'
Erzurum Milletvekili Naci Cinisli konuyla ilgiyi yaptığı açıklamada, "istatistiki veriler nüfusumuzun çok önemli bir kesimi için yoksulluğun kronikleştiğini ve artarak devam ettiğini gösteriyor" dedi.
"Tüketici Hakları Derneğinin, TÜİK ve Türk-İş verilerini kullanarak hazırladığı rapora göre ülkemizde 16 milyon kişi açlık, 50 milyon kişi ise yoksulluk sınırında" diyen Cinisli şunları söyledi:
"AKPartinin 2002 yılında iktidara geldiğinde yüzde 29 oranında ve aşağı yönlü trend içeren yıllık enflasyon, kasta varan hatalı politikaları ile yukarı yönlü bir trendle yüzde 50'lere geldi. Gıda enflasyonu ise yüzde 55'in üzerinde.
Bağımsız kurumların yaptıkları ölçümlerde ise enflasyon %100'ün üzerinde.
Diğer yandan, AKParti iktidarında geçen 20 yıllık süre boyunca ülkemizdeki gelir dağılımı büyük tahribata uğradı. Gelir dağılımında çok büyük adaletsizlik yaşanıyor. Türkiye'de en yüksek gelire sahip yüzde 20'lik grubun toplam gelirden aldığı pay yüzde 50'lerde. En zengin yüzde 10 ile en yoksul yüzde 10'un arasındaki fark ise 15 kata ulaşmış durumda.
Adaletsiz gelir dağılımı, ulusal gelirin paylaşımındaki dengesizlik, başarısız ekonomik ve sosyal politikalar nedenleriyle derin yoksulluk ülkemizin en önemli sorunu halini aldı. Anadolu, unutmaya yüz tuttuğu nesiller öncesinin fukaralık günlerine geri döndü."


























































































