HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 27 KASIM 2021, CUMARTESİ

Yol kenarı çocukları...

12.03.2021 00:00:00
'Yol kenarı çocukları...' seslendirme dosyası:

Kırmızı yandı durduk…

Yol kenarında duran, kızlı erkekli küçüklü-büyüklü iki-üç çocuk arabanın yan camlarına hücum ettiler… 

Talepleri malum. 

Her gün kaçımız bu manzara ile karşılaşıyoruz kim bilir? Hareket etmemize engeller. Neyse ki arkadan korna çalıyorlar, biz onları ezmekten korkarak yavaş, yavaş ilerliyoruz. Bu durum onların umurunda bile değil. Onlar üç kuruş için dilenirken, annesi kundağındaki bebeği ile az ileride kaldırıma çökmüş manzarayı izliyor… Kiminin üstünde başında yok, kiminin ayağında… Adeta bir zengin bana vursa da birkaç kuruş alsam modundalar. 

Bu hallerini gördükçe insanın yüreği sızlıyor. 

Peki, anladık, fukaralık ve açlık büyüklerin sınavı… Henüz saçı bitmemiş -yetim veya değil- kundak içinde, yol kenarında yaşamı algılamamış bebelerin bu senaryodaki rolleri ne? O minicik ciğerleri egzoz kokusunu solumak zorunda mı? Bunun için günahları ne?

* * *

Büyük şehirlerde bu manzarayı kabullenmiş lüks araçlar yanlarından geçerken bu çocuklar acaba ne düşünüyorlar? Yarın öbür gün büyüdüklerinde, yol kenarı çocukları olarak yaşadıkları bu travmaları nasıl bir davranış ve intikam biçimine dönüştürecekler? Servet düşmanı olarak araç mı çalacaklar yoksa camlarını kırıp yakacaklar mı?

Devlet ve servet düşmanlığının alabildiğine yaygınlaştığı ülkede yol kenarı çocuklarına sahip çıkılamamasının bedelini yarın kimler ödeyecek? Bugün için önemli görmediğimiz bu durum gelecekte karşımıza nasıl bir olumsuzluk olarak yansıyacak?

Kolayımıza gelip Suriyeli diye küçük gördüklerimizin yanında farklı ülkelerden kaçak gelmiş, nüfus cüzdanı bile olmayan, hayatın sıfır noktasında durup bu işi meslek edinmiş olanları ne yapacağız? Hani bir söz vardır: "Dünya da en tehlikeli silah; ölümü göze almış insandır" diye… Bunu biraz değiştirerek söylersek, yaşamak için her şeyi göze almış olan insanlar çocuklarına neler yaptırmazlar ki? İnsan düşünmek bile istemiyor…

Refah düzeyinin ve milli gelirin böylesine yüksek olduğu iddia edilen bir ülkede; bu manzaralar bizim gibi yardım kuruluşlarının başında olup, milyarlarca maaş alan yöneticilerin bulunduğu makamdaşlara ne kadar yakışıyor?

Mesele bunları polisiye tedbirler ile toplayıp dağıtmakla çözülemiyor.  Önemli olan bu manzaraları oluşturan kitlelerin köküne inip kalıcı çözümler üretmekte. 

Peki ya bu yol kenarı çocukları fütursuz davranışları sonucu bir trafik kazasına neden olsalar, yolunda giden sade bir vatandaşımızın bütün dünyasını alt üst etseler, yıllar süren yargı süreçlerine neden olsalar, bunun suçlusu kim olacak?

Arabanızın camını kırdı diye yakalayıp iki tokat attığınız bir genç serbest bırakılırken siz yargılansanız, kim tarafından sahipleneceksiniz? 

Bu soruların diğerleri gibi cevabı yok. 

Maalesef Türk insanı sokaklardan caddelere taşan yol kenarı çocuklarının tehdidi ile karşı karşıya… Yanlarından geçen polis araçlarına bile aldırmayacak, onlardan kaçmayacak cesareti nereden alıyorlar?

Ülkelerine dönmeleri için çözüm yaratılamadığına göre, iş devlete düşüyorsa bunun vatandaşla bilgi olarak paylaşılması gerekmez mi?  Bu tür sorumsuz ebeveynlerden başlayarak, çocukların toplanması ve rehabilite edilmesi korunması şart değil mi? Bununla ilgili tedbirleri sadece bir kurumun sorumluluğuna bırakamazsınız. Milli eğitimi, sosyal hizmetleri, Kızılay'ı, Yeşilay'ı, yerel belediyeleri, Emniyet teşkilatı dâhil olmak üzere pek çok kurumun işbirliği yapmasını gerektiriyor. Bu sorun ancak böylece kontrol altına alınabilir.

* * *

Muhtaçlığa gelince…

Gerçek anlamda muhtaç olanlar ile bunu meslek haline getirmiş olanları vatandaşın ayırt etmesi mümkün değil. 

Hele hele bizler gibi yufka yürekli, saf insanların fakir-fukaraya yardımlarını esirgemeleri mümkün değil. "Ben Allah rızası için verdim, kandırıyorsa onun sorunu" diye kendimizce geliştirdiğimiz savunma mekanizmamız nedeni ile yardım etmekten vazgeçmemiz de mümkün değil. 

Dün kapımızın önünden bir gece yarısı motorumuzu çalmaya uğraşanlar, yarın evlerin kapısını zorlayıp uykuda içeriye girmeye başladıklarında ne yapacağız?

Pandemi belası ile uğraşırken, şimdi bir de başımıza bunları çıkarmayın diyenleri duyar gibi oluyorum.

Sonuçları belli ve kaçınılmaz bir sürecin içindeyiz. 

Ülkenin ahlak yapısı da, yaşam biçimi de her geçen gün değişiyor. İyiye değil, daha kötüye gidiyor. Namuslu ve dürüst insanların tek silahı kanunlar ve kanunları uygulamakla yükümlü olan, sokağa hâkim olan devletin gücüdür. Sokağa çıktığı zaman taciz edilmeyeceğine, tecavüze uğramayacağına inanır. Kimse arkasına bakarak korku içinde yaşamaz.

Ülkede artan suç oranlarını görmezden gelmek; işi basmakalıp laflar ile kitabına uydurmaya, sorunların arkasına saklanmaya çalışarak yaşamak çözüm değildir. 

Bir ülkenin düzeni ve güveni önce sokaktan başlar. 

Herkes kendi güvenliğini sağlamak için tedbir almaya kalkışırsa başımıza neler gelebileceğini düşünemiyorum bile…

Yazıktır bu yol kenarı çocuklarına… Günahtır.

Sağlıcakla kalın.

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

12.03.2020, 12.03.2019, 12.03.2018, 12.03.2017, 12.03.2016, 12.03.2015, 12.03.2014, 12.03.2013, 12.03.2012, 12.03.2011, 12.03.2010, 12.03.2009, 12.03.2008, 12.03.2007, 12.03.2006, 12.03.2005, 12.03.2004, 12.03.2003, 12.03.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.