Herkes pahalıktan şikâyetçi.
Ben değilim.
Ben daha çok iyi bir otokontrol sistemi kurulamamış olmasından şikâyetçiyim. Doğrusu kim düşünmüş bilmiyorum ama eskiden çarşıda pazarda özel fiyat etiketleri vardı. Bu etiketlerin üzerinde malın cinsi, alış ve satış fiyatı, hangi yerde üretildiği yazardı.
Böylece çalı fasulyesini Ayşe Kadın diye satamazlar, Manyas peynirinin değerini farklı yazamazlardı.
Bizde çarşı pazar işleri iyicene zıvanadan çıktı. Özellikle yurt dışından gelen ürünlerde piyasaya girince etiket yönetmeliği falan bir işe yaramaz oldu.
Maalesef sahtekârlık ve yeni deyimi ile tağşişli gıda satışları, sahte içecekler, birkaç günde üretilen peynirler, çift sarılı yumurtalar, patates katkılı kaşarlar aldı yürüdü. En feci tarafı ise eskilerin deyimi ile "at izi, it izine karıştı" Dana diye aldığınız et nallı kuzu çıkıveriyor.
Eskiden ekmekte bile fırının adı yazılı etiketler olurdu. Gramajından vaz geçtik, ekmek kusurlu çıkarsa hangi fırının malı olduğu belli olur, gidip kavganızı yapardınız. Şimdi içinden tırnak çıkanlar, jilet çıkanlar, iplik çıkanlar bile var. Kim ne derse desin gıda denetimi günümüzde en önemli sorunların başında geliyor. Bu işler için özel ekipler kurmaları gerekiyor.
Ahlak ve vicdanın bittiği yerde denetimden söz edemezsiniz.
İnsanların sağlığı ile oynayan sadece gıda sektörü değil elbette… Bebeklerin oynadığı oyuncaktan tutun da, evinizde duvarlara sürdüğünüz boyaya, kadınların kullandığı ruja kadar pek çok üründe zararlı madde tespit ediliyor.
Eskiden yılbaşından yılbaşına kaçak içki yakalanırdı. Şimdi her dakika bir imalathane bulunuyor. İmal edenler ise pişkin pişkin kendi ürettiklerinin Tekel'den daha sağlıklı olduğunu iddia ediyorlar. Devletin üretim için ruhsat vermemesinden yakınıyorlar. Aslında gerçek neden içki, sigara gibi keyif verici maddelerin belli kişilere peşkeş çekilmesi. Bir de puro meselesi var ki çok güldüm. Tek tek satılması yasaklanmış. Hoş bu durum sadece bize has değil. Dindar görünen pek çok ülkede devlet eli ile içki ve sigara üretiliyor, ya da içki malzemeleri aktarlarda paket halinde satılıyor, alıp evde karıştırıp yapıyorsunuz.
İnsan sahte olunca, ürettiği şeyin sağlıklı olması mümkün değil.
Denetlenecek malzeme çoğalınca ne personel yetiyor ve alet edevat, ne de ekipman. Ankara'dan bindirilmiş kıtalar ile bu işi yapamazsınız. Her ilde belediyeler, sağlık kuruluşları, valilikler bu işin önlemini almak ve halkı korumak zorundadır.
Bu arada kömür ocaklarının bile kaçak çalışabildiği bir ülkede yaşadığımızı unutmayalım.
Dönelim etiket işine. Neden bir malın alış satış ve menşei yazılan etiketler kaldırılmıştır? Anlamıyorum. Giderek AVM'lerdeki prestij mağazalarda bile etiketler kalkıyor. Sadece indirimli satış kampanyalarında kocaman yazılar ile fiyat anonsları yapılıyor. Neyin indirildiği, neye bindirildiği belli değil.
Bugün uçak biletlerinde bile fiyat yazmıyor. Bilet yerine uçuş kartı veriliyor. Onda da hangi firmanın kaçta kalkacağı ve yolcuların hangi kapıdan binecekleri yazılı. Bir kısım otobüs firmaları da bilet verme zorunluluğunu kaldırdı. Binerken koltuk numaranızı ve adınızı söylemeniz yeterli oluyor.
Peki, başka ülkelerde bu işler nasıl oluyor? Valla en son Hollanda'da bir markete gitmiştim, orada mallar vitrinlenmediği ve tezgahtarlık hizmetleri sunulmadığı için son derece ucuzdu. Üst üste konulmuş kasalardan siz ihtiyacınızı kendiniz alıp tartıyor, etiketini yapıştırıyorsunuz. Hatta ezik veya defolu çıkanlar için yan tarafta ekstra bir biriktirme kasası bulunuyordu. Bu tür marketler manav emsallerine göre daha ucuz ve pratik idi.
Kayıp kaçak vergiyi önlemekle meşgul olan sayın maliye bakanımız bunların farkında değiller mi acaba? Bilemem.
Ülkenin hali okuldaki havuz problemine benziyor. Bir yanda su dolarken, aşağıdaki delikten boşalıyor. Su nereye gidiyor bilmiyoruz.
Sizlerin yaşı yetmiyor olabilir ancak, aldığımız hizmetin fiyatının yazılı olduğu etiketli yılları ben çok özledim.
- Yağmur… / 06.04.2026
- İnsan olmanın ağırlığı… / 03.04.2026
- Gençlere fırsat vermek… / 31.03.2026
- Kadınların savaşı / 27.03.2026
- Köylerimiz… / 25.03.2026
- Geçmişte bir bayram günü… / 23.03.2026
- İlber “hoca” / 15.03.2026
- Bazen… / 14.03.2026
- Donald amca ne yapıyor? / 13.03.2026


























































