logo
27 EYLÜL 2026

Yolcu treni pikabı biçti

Tarsus'ta yolcu treni, hemzemin geçidindeki arızalı olduğu ileri sürülen kontrollü bariyerden geçmek isteyen pikabı yaklaşık 200 metre sürükledi

07.11.2013 00:00:00
 
Mersin'in Tarsus ilçesinde meydana gelen tren kazasında 2 kişi öldü. İlçeye bağlı Gerdan köyünde Adem Kilik'in kullandığı 01 AMD 11 plakalı pikap, Yunusoğlu köyü hemzemin geçidine geldi. Arızalı olduğu iddia edilen kontrollü bariyerden geçmek isteyen pikap, 06.40'ta hareket eden Adana- Mersin istikametinde gelen 61703 sefer sayılı M.E. yönetimindeki trenin altında girdi. Yaklaşık 200 metre sürüklenen pikapta sürücü Adem Kilik ve yanındaki arkadaşı Ertuğrul Gülter araç içinde hayatlarını kaybetti. Olay yerine gelen jandarma ekipleri çevre güvenliğini sağlarken, olayı duyan yakınları ise sinir krizi geçirdi. Adana ve Mersin arasındaki tren seferleri ise yaklaşık 3 saat aksadı. İHA

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 2 şüpheli hakkında yakalama kararı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında 2 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarıldı

27.09.2026 01:15:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 2 şüpheli hakkında yakalama kararı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 2 şüpheli hakkında yakalama kararı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturma kapsamında hakkında yurt dışı çıkış yasağı uygulanan Tera Yatırım CEO'su Emir Münir Sarpyener ve Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temin edilmesi talep edilmişti.

Şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yapılan soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da adliyeye sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Furkan Baki, Murat Keçeci, Ramazan Erbey, İlhan Aygül, Salih Can Bülbül, Selçuk Kahya, Uğur Akkafa, Samet Çetinel, Celal Yarız, İsmail Ege, Mehmet Yıldırım, Lütfi Çetinel, Berkan Gülen ve Mehmet Erbey'in tutuklanmasına, 3 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 19 şüphelinin tutuklanmasına, 2 zanlının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verilmişti.

Devam eden soruşturmada 8 şüpheli daha gözaltına alınmış, 6'sının tutuklanmasına hükmedilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 51'e ulaşmıştı.

 

Gümrükte tonlarca zehir yakalandı

Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza ekiplerinin Mersin ve İstanbul Havalimanı’nda düzenlediği operasyonlarda toplam 1 ton 716 kilo 500 gram pregabalin ile 20 kilo 260 gram metamfetamin ele geçirildi

26.09.2026 16:15:00
Haber Merkezi
 
Gümrükte tonlarca zehir yakalandı
Gümrükte tonlarca zehir yakalandı
Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza ekiplerinin Mersin ve İstanbul Havalimanı'nda düzenlediği operasyonlarda toplam 1 ton 716 kilo 500 gram pregabalin ile 20 kilo 260 gram metamfetamin ele geçirildi. Operasyonlar uyuşturucu ve kaçakçılık şebekelerinin Türkiye'yi transit veya hedef pazar olarak kullanma girişimlerinin sürdüğünü bir kez daha gündeme taşıdı.

MERSİN'DE ÜÇ AYRI OPERASYON

Gümrükler Muhafaza ekipleri, Mersin'de yürütülen risk analizleri ve istihbarat çalışmaları kapsamında üç ayrı operasyon gerçekleştirdi.

Operasyonlarda toplam 1 ton 716 kilogram 500 gram pregabalin ele geçirildi. Yüklü miktardaki maddenin ele geçirilmesiyle kaçakçılık girişiminin piyasaya ulaşması engellendi.

Pregabalin, tıbbi amaçlarla kullanılan bir ilaç etken maddesidir; ancak Türkiye'de ve başka ülkelerde kötüye kullanım ve yasa dışı ticareti nedeniyle kolluk operasyonlarının konusu olabilmektedir. Ele geçirilen ürünün hangi amaçla ve hangi organizasyon tarafından Türkiye'ye sokulmak istendiği ise soruşturmanın konusu.

İSTANBUL HAVALİMANI'NDA KÖPEKLER YAKALADI

İkinci operasyonun adresi ise İstanbul Havalimanı oldu.

Narkotik dedektör köpekleri Csonti ve Queen, yolcu bagajlarına tepki verdi. Bunun üzerine gerçekleştirilen kontrollerde 20 kilo 260 gram metamfetamin ele geçirildi.

Böylece iki farklı noktadaki operasyonlarda ele geçirilen maddelerin toplam ağırlığı 1 ton 736 kilo 760 grama ulaştı.

SINIRLARDAN GİREN ZEHİRLE MÜCADELE

Ticaret Bakanlığı, operasyonların ardından yaptığı açıklamada kaçakçılığın ülke ekonomisine zarar verdiğini, haksız rekabet oluşturduğunu ve toplum sağlığını tehdit ettiğini belirterek Gümrükler Muhafaza ekiplerinin çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.

Ancak tonlarca maddenin ele geçirilmesi başka bir soruyu da beraberinde getiriyor:

Yakalanan bu sevkiyatlar, Türkiye'ye sokulmaya çalışılan uyuşturucunun ne kadarını oluşturuyor?

Bir tarafta gümrüklerde yakalanan tonlarca madde, diğer tarafta uyuşturucu kullanımına ilişkin toplumsal kaygılar bulunuyor.

ASIL HEDEF: ZİNCİRİN BAŞINDAKİLER

Uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede yalnızca kuryelerin veya taşıyıcıların yakalanması yeterli değil. Asıl önemli aşama, sevkiyatın arkasındaki finansman, tedarik, lojistik ve dağıtım ağının ortaya çıkarılması.

Bu nedenle operasyonların ardından şu sorular önem kazanıyor:

Bu maddeler nereden geldi?

Nereye gönderilecekti?

Kim tarafından finanse edildi?

Sevkiyatı kim organize etti?

Türkiye'deki dağıtım ağı kimlerden oluşuyor?

Ve uyuşturucu ticaretinin arkasındaki asıl organizatörlere ulaşılabildi mi?

GÜMRÜKTE YAKALANANLAR… YA GEÇENLER?

Mersin ve İstanbul Havalimanı'nda gerçekleştirilen operasyonlarda 1 ton 736 kilo 760 gram madde ele geçirildi.

Bu rakam, gümrük kontrollerinin önemini ortaya koyarken aynı zamanda uyuşturucu kaçakçılığının ulaştığı boyutun araştırılmasını da gerektiriyor.

Gümrükte yakalananlar kamuoyuna açıklanıyor. Peki ya denetimlerden geçerek Türkiye'ye ulaşanlar?

Uyuşturucu ticaretinin gerçek boyutunu ortaya çıkaracak soru belki de tam burada başlıyor:

"Yakalanan kaçakçılar kim? Asıl baronlar nerede?"

Karaman'da jandarmanın yakaladığı 31 şahıstan 11'i tutuklandı

Karaman'da jandarma ekiplerinin son bir haftada gerçekleştirdiği asayiş, narkotik ve trafik denetimlerinde çeşitli suçlardan aranan 31 şahıs yakalanırken,11'i tutuklandı

26.09.2026 11:32:00 / Güncelleme: 26.09.2026 11:36:03
İHA
 
Karaman'da jandarmanın yakaladığı 31 şahıstan 11'i tutuklandı
Karaman'da jandarmanın yakaladığı 31 şahıstan 11'i tutuklandı
Edinilen bilgiye göre, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, 18-26 Eylül 2026 tarihleri arasında suçların önlenmesi, aranan şahısların yakalanması ve kentte huzur ve güven ortamının sağlanmasına yönelik denetim ve uygulamalar gerçekleştirdi.



Çalışmalar kapsamında 14 bin 372 şahıs ile 6 bin 695 araç sorgulandı. Jandarma Dedektifleri (JASAT) ve asayiş ekiplerinin koordineli çalışmaları sonucunda çeşitli suçlardan arandığı belirlenen 31 şahıs yakalandı. Jandarmadaki işlemlerinin ardından adli makamlara sevk edilen şüphelilerden 11'i tutuklanarak cezaevine gönderildi.



Denetimlerde yapılan aramalarda ise 49 litre etil alkol, 31 litre bandrolsüz kaçak içki, 24 adet alkol aroması kiti, 11 adet sikke ve kenevir bitkisi ele geçirildi.

İl Jandarma Komutanlığından yapılan açıklamada, Karaman'da huzur ve güven ortamının devamının sağlanması amacıyla denetim ve uygulamaların aralıksız sürdürüleceği bildirildi.

Rönesans Rezidans davasında 11 saatlik duruşmada dava 26 Ekim'e ertelendi

Hatay'da 269 kişinin hayatını kaybettiği Antiş Yapı Rönesans Rezidans'a ilişkin yargılama, 11'inci duruşmasıyla Hatay 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde gerçekleşti. 11 saat süren duruşmanın ardından tutuklu sanıkların tutukluluğuna karar verildi. Bir dahaki duruşma 26 Ekim tarihine ertelendi

26.09.2026 08:00:00
İHA
 
Rönesans Rezidans davasında 11 saatlik duruşmada dava 26 Ekim'e ertelendi
Rönesans Rezidans davasında 11 saatlik duruşmada dava 26 Ekim'e ertelendi
Asrın felaketinde Antakya ilçesi Ekinciler Mahallesi'nde bulunan ve Antis Yapı tarafından inşa edilerek 'cennet bir köşe' vaadiyle satılan Rönesans Rezidans yıkılmıştı. 269 vatandaşın hayatını kaybettiği ve 13 kişinin de yaralandığı 250 daireden oluşan rezidans, deprem anında saniyeler içinde yerle bir olmuştu. Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı Deprem Soruşturma Bürosu tarafından başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame Hatay 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmişti.

Rezidans ile ilgili yargı süreci 2024 yılının Nisan ayında başlamış ve ilk duruşma gerçekleştirilmişti. Rönesans Rezidans davasının 11'inci duruşması Hatay 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 25 Eylül'de başladı. Duruşmaya; rezidansın tutuklu olarak yargılanan müteahhidi Mehmet Yaşar Coşkun, yapı denetim şirketinin tutuklu yetkilileri Mehmet Haşim Eraslan ve Bülent Seküçoğlu cezaevinden SEGBİS üzerinden, tutuksuz olarak yargılanan proje müdürü İ.D. duruşmaya katılmazken şantiye şefi B.M. salon hazır bulundu. Tutuksuz olarak yargılanan yapı denetim şirketi yetkilisi Ayhan Karan SEGBİS üzerinden katıldı.

Duruşmaya, Rönesans Rezidans'ta yakınlarını kaybeden vatandaşlar da katıldı. Mahkeme heyeti; 11 saat süren duruşmanın ardından 25 Eylül tarihinde akşam saat 21.00'da ara kararını açıklayarak, sanıkların mevcut hallerinin devamına ve eksik hususların giderilmesi için duruşmayı 26 Ekim'e erteledi.


"Kasıtlı adam öldürmekten yargılanmalarını ve bu yönde bir karar çıkmasını istiyorum"



Rönesans davasında suçluların kasıtlı adam öldürmekten yargılanmalarını beklediklerini söyleyen Cemile İncili, "İnşallah olumlu bir karar bekliyorum. Artık kasıtlı ölümden yargılanmalarını istiyoruz. Zaten son bilirkişi raporunda da hepsi asli kusurlu sayıldı. Bugün itibarıyla 3 yıl, 7 ay 19'uncu gündeyiz. İnşallah doğru bir karar çıkar. Bizden sonra da sevdiklerimizi bulamıyoruz, geri getiremiyoruz. Ama en azından bizim çektiğimiz acıyı bizden sonra başkaları çekmesin diye, doğru bir yargılamayla kusurlu oldukları için gereken cezayı almalarını istiyoruz. Kayıplarımızla ilgili çalışmalar devam ediyor. Tek istediğimiz adaletin yerini bulması. Gereken en ağır cezayı alsınlar ki bizden sonra kimse kardeşini, eşini, ailesini kaybetmesin. Emsal karar bekliyoruz. 300 kişinin vefatına neden olan bir müteahhidin 3-5 yılla çıkmasını beklemiyoruz. Bu bizim için ayrı bir ceza olur. Gereken şekilde kasıtlı adam öldürmekten yargılanmalarını ve bu yönde bir karar çıkmasını istiyorum. İstediğimiz tek şey adaletin yerini bulması" ifadelerini kullandı.

Menopozu rahat atlatmak 7 altın öneri


 
Günümüzde yaşam süresinin uzamasıyla birlikte, kadınların hayatında yeni bir dönemin kapısını aralayan menopozu iyi hissederek, güçlü, fit ve zinde geçirmek büyük önem taşıyor. 
 

26.09.2026 07:28:00
Murat Çorbacı
 
 Menopozu rahat atlatmak 7 altın öneri
 Menopozu rahat atlatmak 7 altın öneri

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Parvana Seyidova, menopozun yalnızca hormonların değiştiği bir dönem olmadığına işaret ederek, "Kadının bedenini yeniden tanıdığı, ihtiyaçlarını yeniden keşfettiği ve gelecekte nasıl yaş almak istediğine bugünden karar verdiği yeni bir yaşam evresidir. Bu dönemde hedef; sadece sıcak basmalarını azaltmak, uyku problemlerini çözmek veya kilo kontrolünü sağlamakla sınırlı kalmamalı. Asıl hedef; kaslarımızı, kemiklerimizi, kalbimizi, beynimizi ve ruhsal iyilik halimizi birlikte koruyarak sağlıklı, güçlü, hareketli ve kaliteli bir yaşam sürmek olmalı" dedi. Dr. Seyidova menopozda fit ve zinde olmanın basit ama etkili 7 yolunu anlattı; bu süreci 'ikinci bahar'a çevirmek için mutlaka cevaplanması gereken kritik soruyu açıkladı.

Kaslarınıza yatırım yapın

Menopoz döneminde en önemli konulardan biri kas sağlığıdır. Yaşla ve hormonal değişimlerle birlikte kas kütlesinde ve gücünde azalma görülebilir. Oysa kaslarımız yalnızca bedenimizi şekillendirmez; metabolik sağlığımızı, insülin duyarlılığımızı, dengemizi, kemiklerimizi ve ileri yaşlardaki bağımsızlığımızı da destekler. Bu nedenle yürüyüş çok kıymetli olsa da tek başına yeterli olmayabilir. Haftalık yaşam düzeninize mutlaka kuvvet ve direnç egzersizlerini ekleyin. Güçlü ve zinde olmak, tartıdaki rakamdan çok daha önemli.

Kemiklerinizi geleceğiniz gibi koruyun

Menopoz sonrası östrojen seviyelerinin azalmasıyla kemik kaybı hızlanabilir. Bu nedenle kemik sağlığını menopozun ilk yıllarından itibaren korumak çok değerlidir. Ağırlık taşıyan egzersizler, direnç çalışmaları, yeterli protein ve dengeli beslenme temel yaklaşımımız olmalı. Kalsiyum ve D vitamini gereksinimi ise her kadının bireysel özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Gerekli durumlarda kemik mineral yoğunluğu ölçümü ve osteoporoz açısından kişisel risk değerlendirmesi yapılmalıdır. Çünkü güçlü kemikler, ileri yaşlarda özgürce hareket edebilmenin temelidir.

Metabolizmanızı aç bırakmayın, doğru besleyin

Menopoz döneminde vücut kompozisyonu değişebilir ve özellikle karın çevresinde yağlanma eğilimi artabilir. Burada çözüm sürekli daha az yemek değildir. Benim yaklaşımım; bedeni aç bırakmak yerine doğru beslemektir. Yeterli ve kaliteli protein, rengarenk sebzeler, liften zengin besinler, sağlıklı yağlar ve mümkün olduğunca az işlenmiş gıdalar günlük beslenmenin temelini oluşturmalıdır. Beslenme planı yalnızca kilo vermeyi değil; kasları, bağırsak mikrobiyotasını, kan şekeri dengesini, kalp-damar sağlığını ve enerjiyi desteklemelidir. Amaç, "diyet yapmak" değil, bedeni uzun ve sağlıklı bir yaşama hazırlamaktır.

Uykunuzu lüks değil, tedavinin bir parçası olarak görün

Menopoz döneminde uykuya dalmakta güçlük, gece uyanmaları veya sıcak basmalarına bağlı uyku bölünmeleri sık görülebilir. Oysa kaliteli uyku; sağlıklı yaş alma ve zinde, uzun yaşam için vazgeçilmez bir unsurdur. Çünkü bedenin kendini yenilediği en kıymetli zamanlardan biri uykudur. Hormonal ve metabolik dengeden iştah kontrolüne, bağışıklık sisteminden zihinsel performansa kadar birçok süreci etkiler. Düzenli uyku saatleri, akşam ışığının azaltılması, geç saatlerde ağır yemek ve aşırı kafeinden kaçınmak gibi küçük değişiklikler bile önemlidir.

Ruhunuzu da bedeniniz kadar önemseyin

Sağlıklı yaş almak yalnızca laboratuvar sonuçlarından ibaret değildir. Bir kadının kendini nasıl hissettiği, hayattan ne kadar keyif aldığı, sosyal ilişkileri, stres düzeyi ve kendisine ayırdığı zaman da iyilik halinin bir parçasıdır. İbadet, dua, nefes çalışmaları, doğada yürüyüş, sevdiğimiz insanlarla zaman geçirmek, yeni şeyler öğrenmek ve bazen yalnızca kendimizle kalabilmek. Bunların hepsi sağlıklı yaş alma yolculuğunun parçalarıdır. Bedenimize gösterdiğimiz özeni ruhumuza da göstermeliyiz.

Menopoz planınız size özel olsun

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Parvana Seyidova, her kadının menopoz hikayesinin farklı olduğunu, bu nedenle herkese aynı vitaminleri, aynı beslenme programını veya aynı hormon yaklaşımını uygulamanın doğru olmadığını belirterek şöyle konuştu: "Menopoz değerlendirmesinde semptomların yanında; kalp-damar ve metabolik riskler, kemik sağlığı, kas kütlesi ve gücü, uyku, ruhsal iyilik hali, cinsel sağlık ve yaşam tarzı birlikte ele alınmalıdır. Uygun kadınlarda menopoz hormon tedavisi de yaş, menopozdan geçen süre, belirtiler, kişisel ve ailesel riskler dikkate alınarak hekimle birlikte bireysel olarak değerlendirilmelidir."

Bu soruyu mutlaka sorun: 10-20 yıl sonra nasıl bir kadın olmak istiyorsunuz?

Menopozu ikinci bahara çevirmek için her kadının mutlaka kendine sorması gereken tek bir soru olduğunu vurguyan Dr. Seyidova, bu soruyu şöyle açıkladı: "10–20 yıl sonra nasıl bir kadın olmak istiyorsunuz? Güçlü mü? Enerjik mi? Hareketli mi? Bağımsız mı? Hayatın içinde ve kendisiyle barışık mı? İşte ruhsal, zihinsel ve bedensel açıdan sağlıklı ve zinde olmak, sağlıklı yaş almak tam olarak burada başlıyor."

Manisa'da okul yakınındaki saldırıya ilişkin 7 şüpheli tutuklandı

Manisa'nın Turgutlu ilçesinde okul yakınında 11 öğrencinin yaralandığı silahlı saldırıya ilişkin adliyeye sevk edilen 10 şüpheliden 7'si tutuklandı

26.09.2026 07:01:00
AA
 
Manisa'da okul yakınındaki saldırıya ilişkin 7 şüpheli tutuklandı
Manisa'da okul yakınındaki saldırıya ilişkin 7 şüpheli tutuklandı

İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınındaki saldırının ardından gözaltına alınan 10 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Sağlık kontrolünden geçirilerek adliyeye sevk edilen şüphelilerden saldırıyı gerçekleştiren 15 yaşındaki H.O. ile annesi, babası, dedesi, arkadaşı, kuzeni ve fişekleri sattığı iddia edilen av bayisi işletmecisi, çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.

Zanlılardan 3'ü ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Olay

Manisa'nın Turgutlu ilçesinde 22 Eylül'de İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınındaki silahlı saldırıda 11 öğrenci yaralanmış, saldırıyı gerçekleştiren 15 yaşındaki H.O. dahil 10 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Öte yandan, yaralılardan 8'i taburcu edildi, 3'ünün tedavisi sürüyor. 

Bakan Gürlek fon soruşturmasında son bilançoyu açıkladı

Milyarlarca liralık finansal manipülasyon ve dolandırıcılık iddialarıyla çalkalanan "fon soruşturması" kapsamında adli ve mali tedbirler en üst seviyeye çıkarıldı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, yürütülen çok yönlü operasyonlarda bugüne kadar 45 şüphelinin tutuklandığını açıklarken, fon sahipleri ile yöneticilerinin mal varlıklarına el konulduğunu ve birinci derece yakınlarının varlıklarının dondurulduğunu duyurdu

25.09.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Bakan Gürlek fon soruşturmasında son bilançoyu açıkladı
Bakan Gürlek fon soruşturmasında son bilançoyu açıkladı
Türkiye sermaye piyasalarını sarsan ve Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesi kapsamında yaptığı suç duyurularıyla başlayan devasa fon soruşturmasında son durum netleşti. Yaklaşık 455 bin yatırımcıyı doğrudan etkileyen ve milyarlarca liralık vurgun iddialarını barındıran süreçte, devletin adli ve mali mekanizmaları topyekûn harekete geçti.

Bakan Gürlek'ten güncel bilanço ve mali abluka

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu koordinasyonundaki operasyonların güncel bilançosunu paylaştı. MASAK ve emniyet birimlerinin ortaklaşa yürüttüğü çalışmalarda toplam 76 şüpheliye adli işlem yapılırken, 45 kişi tutuklandı, 5 şüpheliye adli kontrol verildi ve 12 kişi hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Gözaltındaki 14 şüphelinin işlemleri ise sürüyor.

Soruşturma kapsamında fon yöneticileri ve sahiplerinin mal varlıklarına el konulurken, birinci derece yakınlarının hesapları donduruldu. Bakan Gürlek, asıl amaçlarının kaçırılan fonları geri getirerek mağdur vatandaşların haklarını karşılamak olduğunu vurgulayarak hukukun üstünlüğü vurgusu yaptı.

İş dünyasından isimler ve sosyal medya tedbirleri

Soruşturma sürecinde iş ve finans dünyasından holding patronları ile yöneticilerin de aralarında bulunduğu pek çok isim adliyeye sevk edilerek tutuklandı.

Öte yandan, piyasalarda panik yaratan paylaşımlar yaptığı belirlenen 246 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. Sürecin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından da yakından takip edildiği ifade ediliyor.

Meltem TV'de Özel Gündem programına konuk olan BTP lideri Hüseyin Baş, fon krizinden yargı sistemi tartışmalarına kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda bulundu

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptı. Meltem TV'de Özel Gündem programına konuk olan BTP lideri Hüseyin Baş, fon krizinden yargı sistemi tartışmalarına kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda bulundu

25.09.2026 12:19:00 / Güncelleme: 25.09.2026 12:29:15
Haber Merkezi
 
Meltem TV'de Özel Gündem programına konuk olan BTP lideri Hüseyin Baş, fon krizinden yargı sistemi tartışmalarına kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda bulundu
Meltem TV'de Özel Gündem programına konuk olan BTP lideri Hüseyin Baş, fon krizinden yargı sistemi tartışmalarına kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda bulundu
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptı. Meltem TV'de Özel Gündem programına konuk olan BTP lideri Hüseyin Baş, fon krizinden yargı sistemi tartışmalarına kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda bulundu.
BTP liderinin açıklamaları şöyle;

"Kötü günler geride kaldı daha kötü günler geliyor"

Eski siyasetçilerimizin bir sözü var ya, tek kelimeyle Türkiye'nin gidişatını değerlendirecek olursak iyi, iki kelimeyle değerlendirecek olursak iyi değil. Ama burada sevindirici haber şu: Kötü günler geride kaldı. Şimdi önümüzde muhtemelen daha kötü günler var. Türkiye'nin gidişatı iyi değil. Baktığımız zaman, ekonomik olarak hiç kimse mutlu değil. Türkiye'de sosyal adaletsizlik her geçen gün artıyor. Okullar yeni açıldı. Hiç hazırlıklı olmadığımız bir eğitim dönemine hazırlıksız bir şekilde başlamış olduk ve okullardaki problemler ortada, eğitimdeki problemler ortada, müfredattaki problemler ortada. Türkiye her açıdan şu anda tarihi krizlerle karşı karşıya, sorunlarla karşı karşıya. Sorunlar birike birike bugüne gelmiş vaziyette ve bugün patlamış vaziyette.

"Fon krizi mağdurları kim?"

Son bir haftadır bir fon krizi sürekli konuşuluyor. 500 bin mağdurdan bahsediliyor. Kim bu insanlar? Geçinemeyen, geçinemediği için borç harç, belki kredi kartını takla attırıp oradan nakit avans çekip bir şekilde, 'Buradan para kazanırım da geçinebilmeye başlarım' diyen insanların yüzde 90'ını oluşturduğu bir fondan bahsediyoruz. Türkiye'deki fon krizinde yüz binlerce dolar veya Türk lirası birikimi olan ve bu birikimi 'Ya, nerede değerlendirsem biraz daha buradan kâr edeyim? Zaten bir geçim derdim yok. Evim de var, arabam da var. Kiramı ödüyorum, mutfak masrafımı karşılıyorum. Çocuğumun okuluyla ilgili, eğitimiyle ilgili bir problemim yok. Artık bu fazla birikimi nerede değerlendireyim?' diyen insanların mağdur olduğundan ziyade, 'Biz geçinemiyoruz. Bir şekilde para kazanmamız lazım. Borsadan da şöyle bir şey duydum. Şöyle bir fon varmış. Bu fon çok kâr ettiriyormuş, eşimden dostumdan borç alayım, annemin bileziklerini bozayım, hanımın küpesini bozdurayım kuyumcuda.... Bu parayı gideyim oraya yatırayım da buradan para kazanayım. Para kazanayım da geçineyim' diyen insanların mağdur olduğu bir ortam var. Tamamı bu şekilde midir? Hayır. Ama yüzde 90'ı, emin olun, yarın isim isim çıksa bir bakarsınız ki bu insanlar kirasını ödeyemeyen, faturasını ödeyemeyen, geçim derdi yaşayan, asgari ücretle geçinmeye çalışan, emekli maaşıyla, memur maaşıyla geçinmeye çalışan insanlar olduğunu gözlemlersiniz.


"Türkiye'de bir fon krizi değil, bir sistem krizi vardır"

Dolayısıyla Türkiye'de bir fon krizi değil, bir sistem krizi vardır ve bu sistem krizinin patladığına biz şahit oluyoruz. Dolayısıyla Türkiye'nin gidişatı ekonomik açıdan sadece bu perspektiften baksak bile çok kötü bir vaziyette. Bir ülkede 7 yıl kriz olmaz. Bakın, 7 gün olur, 7 hafta olur, 7 ay da olur ama bir ülkede 7 yıl ekonomik kriz olmaz. Bu ülke 7 yıldır ekonomik krizde ve insanlar umutsuzlaşmış. İnsanların yarına dair ümitleri yok olmuş. Bu sefer insanlar ne yapıyor? Umudu da yok, beklentisi de yok. Kısa yoldan para kazanmam lazım. Psikoloji buna dönüşüyor. Kısa yoldan nasıl kazanırım? Türkiye'de sanal bahisin patlaması, o kadar çok yatırım alması, insanların, gençlerin özellikle buralara yönlenmesinin temelinde ne vardı? Çok affedersiniz, gençlerin ahlaksızlığı mı? Gençlerin eğitimsizliği mi? Gençlerin iş bilmezliği mi? Gençlerin ellerinden iş gelmemesi mi? Hayır. 'Benim parayı kazanmam lazım. Gidip bir yerde çalışırsam para kazanamayacağım. Evi geçindiremeyeceğim.' demeleri vardı. Bugün de aynısı. Fon krizinin aslında neden oldu, nasıl oldu? 500 bin mağdur niye oluştu? Niye bu kadar insanlar yüklendi, para verdiler? Kısa yoldan para kazanacağım umuduyla. İnsanlar artık siyasete olan güvenini yitirmiş vaziyette. Bu güven yitirildikçe umutsuzluk var gibi görünüyor. Yoksa Türkiye'de toplum bir şeyleri çok hızlı değiştirebilecek kabiliyete sahip.

"Her sabah bir operasyonla uyanmamızın sebebi ne?"

Hukuk, adalet diyoruz. Türkiye'nin gidişatı nasıl? Yani Türkiye'de her gün hukuk operasyonları oluyor. Her sabah uyanıyorsunuz, bir operasyon. Yarın uyanıyorsunuz, bir operasyon daha. Akşam uyanıyorsunuz, bir operasyon daha. Bu ne demek? Çok fazla hukuk dışı iş var demek. Şimdi bir ülkede her gün operasyonla uyanıyorsanız, o ülkede hukuken işler bugüne kadar iyi gitmiş demek midir? Yoksa bugüne kadar kötü gitmiş de bugün bir şey yapılmaya çalışılıyor demek midir? Dolayısıyla Türkiye'de 20 küsur yıldır işlemeyen veya aksak işleyen bir hukukun bugün düzgün işlediği iddia ediliyor. Ayrı bir konu. Niye ayrı bir konu söylüyorum? Çünkü hukuk fakültesinde okudum. Ben böyle bir hukuk okumadım. Ama bunların iyi işlediğini bile düşünecek olursak, her sabah bir operasyona uyanıyorsunuz. Demek ki Türkiye'de evet, hukuki bir problem vardı. Çok fazla suçlular türedi ve bunun sonunda bu kadar operasyona ihtiyaç oldu.

"Türkiye bir hukuk devleti ama nasıl bir hukukun devleti?"

Ben çok örneğini verdim. Hatırlarsanız, daha önceki bakanımız çok söylerdi. "Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir." Her fırsatta bunu dile getirirdi. Ve ben hep şunu söylemiştim, 'Kuzey Kore de bir hukuk devleti. Rusya da bir hukuk devleti. Gambiya'da, Gana'da, Zambiya'da, adını bilmediğimiz ülkeler de bir hukuk devleti. Yani her yerde bir şekilde bir hukuk var.' Hukuk devleti olmakla 'hukuk devleti' olmak arasında çok ciddi bir fark vardır. Dolayısıyla Türkiye bir hukuk devleti ama nasıl bir hukukun devleti? Hukukun üstünlüğünün devleti mi, üstünlerin hukukunun devleti mi? Dolayısıyla hukuk dediğiniz zaman da baktığınız takdirde şunu görmeniz gerekiyor: Evrensel hukukun işlediği, insan haklarının işlediği, mağduriyetlerin oluşmadığı bir hukuk sistemi.

"Suçsuz olduğum ortaya çıktı. Niye o zaman adli kontrol uygulandı?"

Bana bir dava açıldı. 11 ay adli kontrol uygulandı. 11 ayın sonunda ben yargılamada beraat ettim. Suçsuz olduğum ortaya çıktı. Niye o zaman adli kontrol uygulandı? Adli kontrol ne demekti? Kuvvetli suç şüphesi var. Yani bu suç büyük ihtimalle yüzde 99,9 işlenmiş dediğiniz bir şeyde beraat ediliyor. Bunun gibi Türkiye'de nice örnekler var. Ben sadece kendi üzerimden örnek veriyorum. Dolayısıyla hukuk normlarının, mağdurların oluşmadığı, evrensel hukuk ilkelerinin hayata geçtiği bir düzen olursa hukuk oluşur.

"Devletin gelir kapıları satılınca tek çare vergi ve cezalar kaldı"

Türkiye'nin genel olarak baktığınızda bütçesinde gelir kalemlerinin yüzde 90'ının vergi ve cezalardan oluştuğunu görürsünüz. Bir ülke düşünün ki bir şeyler yapabilmesi için vergi alması ve ceza kesmesi gerekiyor. Bunun dışında neredeyse doğru düzgün bir gelir kalemi kalmamış. Neden kalmadı Türkiye'de? Normalde bu ülke, mesela Cumhuriyet'in kuruluş ilkelerine, felsefelerine baktığınız zaman, bir ilkesi devletçilik ilkesiydi. Devletçilik ilkesi dediğimizde devletin piyasada aktör olduğu, devletin yatırımlar yapabildiği, devletin istihdamlar oluşturabildiği bir ilkeden bahsediyoruz. Bu ülke, kurulduğu günün zor koşullarında dahi yüzlerce fabrika, istihdamlar, üretimler, müthiş sanayi kuruluşları ortaya koymuş bir ülke. Aradan yıllar geçiyor ve Türkiye'de 80'li yıllardan itibaren başlayan bir furya ile birlikte bütün her şey elden çıkarılmaya başlanıyor. Mevcut iktidar iktidara geldikten sonra da buna ciddi anlamda hız veriliyor, tabiri caizse gaza basılıyor. Bu sürecin sonunda Türkiye'nin ülke olarak gelir elde edebileceği, istihdam yaratabileceği, vatandaşına doğrudan yardımlarda bulunabileceği veya para verebileceği, maaş ödeyebileceği kapılar, alanlar kapanmaya başlıyor. Kapanınca buralardan gelir de oluşmayınca ne oluyor? Bütün geliri vergi ve cezaya yüklemek durumunda kalıyorsunuz. Bahsettiğim olay özelleştirmeler. Bugünkü ekonomik krizin çıkışı olarak da daha geçenlerde yine hepimiz haberlerde gördük. Köprülerin özelleştirilmesi söz konusu. Yani hiçbir şeyin kalmadığı bir ortamda köprüleri özelleştirerek işte işi birkaç yıl daha erteleyebilir miyiz? Yarın belki de hiç aklımıza gelmeyecek veya kabullenemeyeceğimiz, duygusal olarak da kabullenemeyeceğimiz çok müstesna kurumların özelleştirmeleri gündeme getirilecektir. Bilmiyoruz ama bunlar da mümkündür. Neden bir 5 yıl daha atabilir miyiz? Bir 10 yıl daha günü kurtarabilir miyiz? şeklinde bir ekonomi yürütme ve yönetme mantığı var.

"Türkiye'nin bütün problemleri Bağımsız Türkiye Partisi çözer"

Bu mantık olduğu sürece Türkiye'nin ekonomik olarak düzlüğe çıkması, bir şeyleri düzeltmesi mümkün görünmüyor. O yüzden işler kötü, gidişat kötü. Bu ülkenin kaynağına güvenilir ve bu ülkenin mutlak surette bağımsızlığı hedeflenirse ki Bağımsız Türkiye Partisi'nin yola çıktığı mantık budur. O takdirde çözülemeyecek sorunumuz yoktur. Bunlar öncelenirse Türkiye bu karamsar olunan tablodan çok hızlı bir şekilde çıkar, ayağa kalkar ve yarınlarını inşa eder. Türkiye'de çözülmeyecek hiçbir mesele yok. Türkiye'deki meseleleri çözemeyecek siyasi anlayışlar var. Meselenin çözümsüzlüğü değil problem. Bunu çözme iradesine sahip olmayan iradelerin, siyasetin bunu çözmeye çalışıyor olması. Bağımsız Türkiye Partisi, Türkiye'deki bütün meseleleri çok hızlı bir şekilde çözebileceğine inanan bir kadrodur. Türkiye'nin bütün problemleri Bağımsız Türkiye Partisi çözer.

Kırmızı bültenle aranan şüpheli Muğla'da yakalandı

Muğla'nın Bodrum ilçesinde, İnterpol tarafından 6 ayrı dosyada kırmızı bültenle aranan şüpheli yakalandı

 

25.09.2026 10:36:00
Anadolu Ajansı
 
Kırmızı bültenle aranan şüpheli Muğla'da yakalandı
Kırmızı bültenle aranan şüpheli Muğla'da yakalandı

Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığı, Muğla İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat ile Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) şube müdürlükleri ekiplerince aranan kişilerin yakalanmasına yönelik çalışma gerçekleştirildi.

Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmada, İnterpol Genel Sekreterliğince 6 ayrı dosyada "organize suç örgütü içerisinde yer almak" ve "uyuşturucu madde ticareti" suçlarından kırmızı bültenle aranan T.A.E. yakalandı.

Şüpheli hakkında "resmi belgede sahtecilik" suçundan adli işlem yapıldı.

T.A.E, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğü Geri Gönderme Merkezine teslim edildi.

Usülsüz gayrimenkul satışlarıyla 1070 yabancıya vatandaşlık soruşturmasında 26 kişi tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen, gayrimenkul edinimi yoluyla Türk vatandaşlığı kazanan yabancılara yönelik usulsüz işlemlerin incelendiği soruşturma kapsamında gözaltına alınan 74 şüpheli adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 26'sı tutuklanırken, 48 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi

25.09.2026 06:00:00
İHA
 
Usülsüz gayrimenkul satışlarıyla 1070 yabancıya vatandaşlık soruşturmasında 26 kişi tutuklandı
Usülsüz gayrimenkul satışlarıyla 1070 yabancıya vatandaşlık soruşturmasında 26 kişi tutuklandı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, yabancı uyruklulara yapılan bazı gayrimenkul satışlarının gerçeği yansıtmadığı tespit edildi.

İncelemelerde, Türk vatandaşlığının kazanılması için gerekli döviz girişinin gerçekte sağlanmadığı, gayrimenkul alım satım işlemlerinin ise aracı şirketler veya satıcıların mali kaynakları kullanılarak yanıltıcı şekilde gerçekleştirildiği belirlendi.

Soruşturma kapsamında usulsüz işlemler sonucunda 1070 yabancı uyruklu kişinin Türk vatandaşlığı kazandığı, işlemlerin toplam 72 milyon 250 bin dolar tutarında olduğu tespit edildi. Gerçeğe aykırı yüksek bedelli ekspertiz raporları düzenlendiği ve bu yöntemle haksız menfaat temin edildiği de belirlendi.

26 şüpheli tutuklandı

İstanbul merkezli 13 ilde düzenlenen operasyonda yakalanarak gözaltına alınan 74 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık işlemleri sonrası mahkemeye çıkarılan şüphelilerden 26'sı tutuklanırken, 48 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.