logo
07 TEMMUZ 2026

Zeytinyağı ve Avokado Yağının bilinmeyen faydaları

Market raflarında karşımıza çıkan onlarca çeşit yağ arasında seçim yapmak bazen tam bir bulmacaya dönüşebiliyor

07.07.2026 00:19:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Zeytinyağı ve Avokado Yağının bilinmeyen faydaları
Zeytinyağı ve Avokado Yağının bilinmeyen faydaları
Market raflarında karşımıza çıkan onlarca çeşit yağ arasında seçim yapmak bazen tam bir bulmacaya dönüşebiliyor.

"Hafif" diye pazarlanan tohum yağları, trans yağ riskleri ve "hangisi hangi yemekte kullanılır?" kafa karışıklığı... Ancak beslenme uzmanları ve kardiyologlar tek bir konuda hemfikir: Sağlıklı bir yaşamın sırrı yağı hayatımızdan çıkarmak değil, doğru ve işlenmemiş yağları seçmektir.

Son yıllarda Akdeniz diyetinin baş tacı zeytinyağının yanına, mutfakların yeni gözdesi avokado yağı da eklendi. Peki, bu iki süper yağın vücudumuza olan ve pek bilinmeyen faydaları neler? Hangisini, ne zaman tüketmeliyiz?







Akdeniz'in Mucizesi: Zeytinyağının Görünmeyen Gücü

Zeytinyağının kalp dostu olduğunu neredeyse hepimiz biliyoruz. Ancak sızma zeytinyağının içindeki bazı bileşikler, onu sadece bir yemek malzemesi olmaktan çıkarıp adeta doğal bir eczaneye dönüştürüyor.

Doğal Bir Ağrı Kesici: Kaliteli bir sızma zeytinyağını tattığınızda boğazınızda oluşan o hafif yanma hissini fark etmişsinizdir. İşte bu hisse neden olan madde oleocanthal'dır. Araştırmalar, bu bileşiğin vücutta tıpkı yaygın olarak kullanılan ağrı kesiciler gibi inflamasyonu (iltihabı) baskılayan anti-enflamatuar bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor.

Hücrelerin Gençlik İksiri: Zeytinyağı, yüksek oranda E vitamini ve polifenol içerir. Bu antioksidanlar, yaşlanmayı hızlandıran ve kanser hücrelerinin oluşumuna zemin hazırlayan serbest radikallere karşı vücutta güçlü bir kalkan oluşturur.

Sindirim Sisteminin Yağlayıcısı: Sabahları aç karnına içilen bir yemek kaşığı zeytinyağı, bağırsak florasını düzenleyerek kronik kabızlık sorunlarının önüne geçer ve mide asidini dengeleyerek gastrit semptomlarını hafifletir.







Mutfakların Yeni Şövalyesi: Avokado Yağı

Avokado meyvesinin etli kısmından soğuk sıkım yöntemiyle elde edilen avokado yağı, besin değeri açısından zeytinyağına en yakın ve en güçlü alternatiflerden biridir.

Besinlerin Emilimini Katlıyor: Salatanıza ne kadar çok havuç, domates veya ıspanak eklerseniz ekleyin, içlerindeki A, D, E ve K vitaminleri yağda çözünür. Avokado yağı, salatanızdaki antioksidanların ve karotenoidlerin vücut tarafından emilme oranını neredeyse 15 kata kadar artırabilir.







Göz Sağlığı İçin Lutein Deposu: Avokado yağı, gözlerin retinal sağlığı için kritik olan ve vücudun kendi kendine üretemediği lutein antioksidanı bakımından oldukça zengindir. Yaşla birlikte ortaya çıkan katarakt ve makula dejenerasyonu (sarı nokta hastalığı) riskini azaltmaya yardımcı olur.

Eklem Sağlığı ve Kireçlenme: Avokado ve soya yağının belirli bileşenlerinin karışımı (ASU), Avrupa'da kalça ve diz kireçlenmelerine karşı reçeteli bir destek olarak kullanılmaktadır. Eklem sertliğini ve ağrılarını azaltmada ciddi başarılar göstermektedir.







Hangisi Nerede Kullanılmalı?

Yağlar hakkında en sık yapılan hata, hepsini aynı ısıda kullanmaya çalışmaktır. Bir yağın yapısının bozulup toksik maddeler üretmeye başladığı sıcaklığa dumanlanma noktası denir.

Sızma Zeytinyağı (Dumanlanma Noktası: (190°C - 200°C): Salatalar, soğuk mezeler, soslar ve düşük-orta ısılı tencere yemekleri için idealdir.







Avokado Yağı (Dumanlanma Noktası: (250°C - 270°C): Yüksek ısılı sotelemeler, fırın yemekleri, et mühürleme ve ızgaralar için idealdir.

Altın Kural: Zeytinyağı muhteşem aroması ve polifenolleri ile soğuk tariflerin ve hafif tencere yemeklerinin lideridir. Ancak yüksek ısılı bir et mühürleme veya fırınlama yapacaksanız, bitkisel yağlar arasında bilinen en yüksek dumanlanma noktalarından birine sahip olan avokado yağını tercih etmek sağlığınızı korumanın en doğru yoludur.







Her iki yağ da yüksek oranda oleik asit (tekli doymamış sağlıklı yağ asidi) içerir. Mutfağınızda işlenmiş tohum yağları yerine bu iki doğal meyve yağını dengeleyerek kullanmak, uzun vadede hücresel sağlığınıza yapacağınız en büyük yatırımlardan biridir.

BTP 2026 Gençlik Kampı tamamlandı

Bağımsız Türkiye Partisinin 2026 Yaz Gençlik Kampı sona erdi. Bu yıl Afyonkarahisar’da düzenlenen ve ülke genelinde yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı kampta seminerler, teşkilat toplantıları, yarışmalar ve gençlik şöleni düzenlendi. 3 gün süren ve renkli görüntülere sahne olan kamp, BTP lideri Hüseyin Baş’ın kapanış konuşmasıyla sona erdi

06.07.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
BTP 2026 Gençlik Kampı tamamlandı
BTP 2026 Gençlik Kampı tamamlandı
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Geleneksel Yaz Gençlik Kampını bu yıl da Afyonkarahisar'da gerçekleştirdi.

BTP Gençlik Kampına Türkiye'nin dört bir yanından binlerce kişi katıldı.

İlk ziyaret Kocatepe'ye

Kamp, BTP liderinin gençlerle birlikte Mustafa Kemal Atatürk'ün Büyük Taarruzu başlattığı Kocatepe'yi ziyaretiyle başladı.

BTP'liler Kocatepe'de Atatürk ve milli mücadele kahramanları için dua etti.

Hüseyin Baş burada yaptığı açıklamada; "Buradan 26 Ağustos'ta başlatılan taarruz aslında Yunan'a karşı başlatılan bir taarruz değil bütün emperyalist güçlere karşı bir taarruzdur. Çünkü bütün emperyalist güçler o sembol ülke Yunanistan'ın arkasında. Yunanın şöyle özel bir durumu da var; Yunan bütün Avrupa'nın kültür atası olarak kabul edilir. Dolayısıyla Yunanistan'ın galip gelmesi demek bütün batı ve Hristiyan gibi bir algıya da sebep olduğu için bütün dünya arkasında. Atatürk ve yüce Türk milleti, Türk ordusu sadece o küçük bir Yunan ile mücadele etmedi. Buradan başlayan harekat bütün emperyalizmin bağrına bir hançer saplama operasyonudur ve başarıya ulaşmış bir operasyondur" dedi.






"Atamıza söz verdik"

Kampın en coşkulu anlarından biri de BTP liderinin otele gelişiydi.

Gençler Hüseyin Baş'ı sloganlar ve meşalelerle karşıladı.

Kampın başında kısa bir selamlama konuşması yapan Hüseyin Baş, "2026 yılı Bağımsız Türkiye Partisi Geleneksel Gençlik Yaz Kampı'nı açıyoruz. Hayırlı uğurlu olsun. Buraya gelmeden önce biz gençlerle birlikte 26 Ağustos 1922 günü Atatürk'ün Büyük Taarruz'u başlattığı Kocatepe'deydik. Orada gençlerimizle Kocatepe'yi gezdik. Oradan inerken şu sözü verip indik; Atamıza ve tarihimize olan bağlılığımızı, onlara olan minnet borcumuzu, kanımızın son damlasına ve son nefesimize kadar ödemek için mücadele etmek üzere söz verdik ve bağımsız Türkiye hayalini hep birlikte gerçekleştirmek için bir kez daha yemin ettik. Hayırlı uğurlu olsun. Hepinizi tebrik ediyorum" İfadelerini kullandı.






Üye kampanyasında dereceye girenlere plaket verildi

Seminer, eğlence ve yarışların düzenlendiği kampta yapılan teşkilat toplantısında da parti faaliyetleri değerlendirildi.

Bu kapsamda gündem 6 aydır devam eden üye seferberliğiydi.

BTP, Yargıtay verilerine üye sayısını bu yılın ilk 6 ayında yüzde 263,49 artırarak tüm partiler arasında en yüksek oransal büyümeyi gerçekleştirdi. BTP'nin üye sayısı Yargıtay verilerine göre 14 bin 450'den 6 ay içerisinde 52 bin 525'e yükseldi.

Toplantıda üye çalışmalarında başarı gösteren teşkilat mensuplarına plaketleri verildi.

Türkiye genelinde dereceye girenler plaketlerini BTP lideri Hüseyin Baş'ın elinden aldı.






Penaltı ve halat çekme yarışında kıyasıya mücadele…

BTP Gençlik Kampının ikinci günü de renkli etkinliklere sahne oldu.

Çocuklar için düzenlenen etkinlikle başlayan 2. Gün programı penaltı turnuvası ve halat çekme yarışıyla devam etti.

Büyük çekişmelere sahne olan yarışları BTP lideri Hüseyin Baş da izledi, kendisi de penaltı atışı yaptı.

Birinci olan takıma ve yarışmacılara kupa ve madalyalarını BTP lideri takdim etti.






Satranç ve bilgi yarışması da düzenlendi

Satranç turnuvasının da düzenlendiği BTP kampı, akşam saatlerinde bilgi yarışmasıyla devam etti. Yarışma kıyasıya bir rekabete sahne oldu.

Gençler şölende kıyasıya eğlendi

Kampın 2. Gününün en coşkulu anı düzenlenen gençlik şöleniydi.

Türkiye'nin dört bir yanından gelen gençler şarkı, türkü ve marşlarla coşup eğlendi.






Kapanış konuşmasını BTP lideri yaptı

BTP Afyon kampı, 3. gününde BTP lideri Hüseyin Baş'ın yaptığı kapanış konuşmasıyla sona erdi.
Hüseyin Baş konuşmasında şu mesajları verdi:






"Bu kamplar sıradan organizasyonlar değildir"

"Bu kamplar sıradan organizasyonlar değildir. Bu kamplar, bundan tam 25 yıl önce ebedi Liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş tarafından başlatılmış büyük bir geleneğin devamıdır.

Bu kamplar, sadece eğlenmek için yapılan buluşmalar değildir. Burada dostluklar kurulur.

Burada kardeşlikler güçlenir. Burada yarının kadroları yetişir. Burada fikirler üretilir. Burada Türkiye'nin meseleleri konuşulur. Burada gelecek planlanır. Bir gün bu ülkenin yönetiminde söz sahibi olacak insanların birbirini tanıdığı, birbirine inandığı ve birlikte yol yürümeyi öğrendiği bir mekteptir burası. İşte bu yüzden BTP gençlik kampları bizim için çok değerlidir.






"Sorun çok ama çözümsüz değiliz!"

Kıymetli gençler, Ülkemizde çok ama çok sorun var, iç karartıcı tablolarla dolu bir sürecin içindeyiz. Sorun çok ama çözümsüz değiliz! Çünkü biz bu milletin potansiyeline inanıyoruz.
Biz Türk gençliğine inanıyoruz. Biz bu toprakların yeniden ayağa kalkacağına inanıyoruz.

Çünkü bu millet büyük bir millettir. Çünkü bu millet tarih boyunca bütün zorlukları aşmayı başarmıştır. Ve inanıyorum ki bu salonda bulunan gençler, yarının daha güçlü Türkiye'sini inşa edecek kadrolardır. Sizler yalnızca bir siyasi partinin gençleri değilsiniz. Sizler bir medeniyet yürüyüşünün temsilcilerisiniz. Sizler bir bağımsızlık idealinin temsilcilerisiniz. Çünkü siz Mustafa Kemal'in askerlerisiniz, Prof. Dr. Haydar Baş'ın evlatlarısınız. Çünkü siz Bağımsız Türkiye gençliğisiniz."

Medyanın toplumsal huzuru sağlamadaki sorumluluğu

"Tık odaklı" haberciliğin ve sosyal medya algoritmalarının yarattığı yankı odaları, toplumsal fay hatlarını derinleştirirken; Barışçıl İletişim kavramı, yapay kutuplaşmalara karşı en güçlü panzehir olarak yeniden masaya yatırılıyor

05.07.2026 00:43:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyanın toplumsal huzuru sağlamadaki sorumluluğu
Medyanın toplumsal huzuru sağlamadaki sorumluluğu
Dijitalleşmenin zirve yaptığı, dezenformasyonun ve nefret söyleminin saniyeler içinde milyonlara ulaştığı 2026 dünyasında, medyanın toplumsal huzuru korumadaki rolü hayati bir kırılma noktasında. İletişim bilimciler ve sosyologlar, medyanın yalnızca bir "bilgi aktarıcısı" olmadığını, kullandığı dil ve kurguladığı çerçeveyle toplumsal barışı inşa etme ya da tamamen dinamitleme gücüne sahip olduğunu vurguluyor.

"Tık odaklı" haberciliğin ve sosyal medya algoritmalarının yarattığı yankı odaları, toplumsal fay hatlarını derinleştirirken; Barışçıl İletişim kavramı, yapay kutuplaşmalara karşı en güçlü panzehir olarak yeniden masaya yatırılıyor.







1. "Savaş Haberciliğinden "Barışçıl İletişim"e Geçiş

Geleneksel ve dijital medya, doğası gereği genellikle çatışmayı, dramı ve sansasyonel olayları ön plana çıkarma eğilimindedir. Ancak bu durum, toplumda "kronik bir güvensizlik ve düşmanlık" algısı yaratıyor.

Barışçıl iletişim yaklaşımı, medyanın şu temel sorumlulukları üstlenmesini zorunlu kılıyor:

Çatışmayı Değil, Çözümü Çerçevelemek: Olayları sadece "kazananlar ve kaybedenler" veya "biz ve onlar" ikilemiyle vermek yerine, tarafların altındaki temel ihtiyaçları ve ortak zeminleri görünür kılmak.

Şiddeti Sıradanlaştırmamak: Şiddet görsellerinin ve dilinin dramatikleştirilerek sunulması, toplumda empati duygusunu köreltirken, suça ve nefret söylemine karşı duyarsızlaşmaya yol açıyor.







2. Sosyal Medya Algoritmaları ve Toplumsal Kırılganlık

2026 yılı itibarıyla bireylerin haber tüketim alışkanlıkları büyük oranda yapay zekâ tabanlı algoritmalara bağımlı hale geldi. Bu algoritmalar, kullanıcıların öfke, korku ve nefret gibi ekstrem duygularını tetikleyen içerikleri daha fazla öne çıkarıyor.







Doğrulama (Fact-Checking) Sorumluluğu: Geleneksel gazeteciliğin kurumsal refleksleri, sosyal medyanın hız yarışı karşısında aşınıyor. Medya kuruluşlarının, toplumsal infial yaratma potansiyeli yüksek haberlerde "hız" yerine "doğruluk ve sağduyu" ilkelerini işletmesi toplumsal huzurun ilk kalkanıdır.






3. Dilin Gücü: Kelimeler Silaha Dönüşebilir

Kullanılan tek bir sıfat, haber başlığındaki manipülatif bir vurgu, mikro düzeyde komşuluk ilişkilerinden makro düzeyde etnik ve dini grupların bir arada yaşama kültürüne kadar her şeyi etkileyebilir. Medya; göçmenler, dezavantajlı gruplar veya siyasi fikri farklı olan kesimler hakkında haber yaparken "ötekileştirici" ve "kriminalize edici" dilden kaçınmakla yükümlüdür.







Gazetecilik Etiğinde Yeni Yol Haritası

Barışçıl iletişim, gerçekleri gizlemek ya da pembe bir tablo çizmek demek değildir. Aksine; gerçeği tüm boyutlarıyla, önyargılardan arındırarak ve toplumsal maliyetini hesaba katarak sunmaktır. Medyanın toplumsal huzurdaki sorumluluğu, olayların sadece "yangınını" göstermek değil, o yangının nasıl söndürülebileceğine dair yapıcı kamusal tartışmalara alan açmaktır.

BTP gençliği Afyon Kocatepe’de buluştu


 
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) bu yılki Geleneksel Yaz Gençlik Kampını Afyonkarahisar'da gerçekleştiriyor. Türkiye'nin dört biryanından gelen gençlerin katıldığı kampın ilk gününde anlamlı bir ziyaret gerçekleştirildi. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş gençlerle birlikte Mustafa Kemal Atatürk'ün Büyük Taarruzu yönettiği Kocatepe'yi ziyaret etti.

04.07.2026 13:49:00 / Güncelleme: 04.07.2026 13:58:29
HASAN GÜNDOĞDU
 
BTP gençliği Afyon Kocatepe’de buluştu
BTP gençliği Afyon Kocatepe’de buluştu

Kocatepe'de Dağ Başını Duman Almış marşıyla karşılanan BTP lideri büyük taarruza ilişkin BTP Genel Başkan Yardımcısı olan emekli asker Selim Oktay'ın yaptığı bilgilendirmeyi dinledi. Kocatepe'deki tarihi yerleri ziyaret eden BTP lideri yaptığı değerlendirmede ise dikkat çekici ifadeler kullandı.







BTP liderinin açıklamasından satır başları şöyle: "Bugün sözüm ona dünyanın süper gücü olarak nitelendirilen ABD ve Avrupa Birliği gibi devletler arkasında durduğu için küçücük İsrail dünyaya bir tehdit olarak, Ortadoğu'nun en büyük baş belası olarak ortada duruyor. Şimdi bu İsrailliler her dönemde oldu. Bundan 100 yıl öncesinin İsrail'i Yunanistan'dı. O günün şartlarında o günün süper güçlerini arkasına almış, onlardan her türlü mühimmatı, silahı, istihbaratı, insan kaynağını elde etmiş ve bu elde ettikleriyle birlikte Anadolu'nun işgali için o süper güçlerin maşası olmuş bir devlet."







"Buradan 26 Ağustos'ta başlatılan taarruz aslında Yunan'a karşı başlatılan bir taarruz değil bütün emperyalist güçlere karşı bir taarruzdur. Çünkü bütün emperyalist güçler o sembol ülke Yunanistan'ın arkasında. Yunanın şöyle özel bir durumu da var; Yunan bütün Avrupa'nın kültür atası olarak kabul edilir. Dolayısıyla Yunanistan'ın galip gelmesi demek bütün batı ve Hristiyan gibi bir algıya da sebep olduğu için bütün dünya arkasında. Atatürk ve yüce Türk milleti, Türk ordusu sadece o küçük bir Yunan ile mücadele etmedi. Buradan başlayan harekat bütün emperyalizmin bağrına bir hançer saplama operasyonudur ve başarıya ulaşmış bir operasyondur."







"İngiliz istihbaratı faaliyeti yürüten bazı odaklar var. Atatürk zevke ve sefaya düşkün, manevi değerleri olmayan bir insanmış gibi gösterilmek isteniyor. Peki kimdir Atatürk? Mustafa Kemal Atatürk Osmanlı devletinin paşası, son derece inançlı, son derece imanlı bir insan. Zaten o inanç ve iman olmadan bunları gerçekleştirmeniz mümkün değil. Atatürk Kocatepe'ye geldiğinde bir dua ediyor ve bu duadan sonra büyük taarruzu başlatıyor. O dua nasıl büyük bir imanın, nasıl büyük bir teslimiyetin, Müslümanlığın ispatı. Atatürk duasında diyor ki; Ya Rabbi sen Türk ordusunu muzaffer et. Türklüğün ve Müslümanlığın düşman ayakları altında esaret zincirinde kalmasına müsaade etme. Atatürk'ün duası bu. Şimdi bu duayı edip, buradan taarruzu başlatıp, akabinde cumhuriyeti ilan edip, kazandığı her şeyi belki istese bir saltanat, bir krallık kurup kendisine mal edebilecek kişi kazandığı her şeyi milletine armağan ediyor. Kim o mille? O millet de Müslüman. Şimdi haşa Atatürk'ün imanı zafiyeti var, ne için savaşıyor Allah için, kim için Müslüman için. Savaşı kazanıyor kazandığı toprakları Müslüman millete armağan ediyor. Şimdi bu yüce şahsiyet kimisinin gözünde Müslüman olamadı. İşte o göz aslında Türkiye Cumhuriyeti Devletine el uzatan göz, o göz bu milletin birliğine, beraberliğine el uzatan göz. O göz aslında Türk milletiyle, Türk devletiyle, tarihiyle, kültürüyle, medeniyetiyle, haysiyetiyle, şerefiyle derdi olan göz."







"Biz Bağımsız Türkiye Partililer olarak, Bağımsız Türkiye Gençliği olarak Kocatepe'den tekrar Atamıza söz veriyoruz; bu milleti, bu devleti layık olduğu yere taşımak için var gücümüzle çalışacağız. Buradan bu vesileyle bize bu güzel Atatürk'ün hayatını, fikrini anlatan, hiç bilmediğimiz gerçekleriyle Atatürk'ün hayatını kaleme alıp bize aktaran ebedi liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş'ı da tekrar anıyor ve Ona da söz veriyoruz; Bağımsız Türkiye yolculuğunu Allah'ın izniyle ve milletimizin de birliği ile dirliği ile biz başaracağız. Bütün dünyaya da örnek olacağız."

Dünyaya huzur ve refahı getirebilecek tek millet Türk milletidir

"Dünya bir gömlek değişiminde, deri değiminde ve bu değişimin sonucu hiç hayra alamet bir sonuç değil. Baskının, otoritenin, kanın, gözyaşının, savaşın başladığı bir döneme doğru dünya ilerliyor. İran'daki gelişmeleri hepimiz takip ediyoruz, Rusya - Ukrayna savaşını hepimiz takip ediyoruz. Savaş Suriye'de Libya'da, Irak'ta yaşandı, hala Yemen'de yaşanıyor. Savaş bugün dünyanın birçok noktasında yaşanıyor ve bu dünyaya huzur ve refahı getirebilecek millet Türk milletidir ve o milletin içinden çıkan Türk gençliğidir ve Allah'ın izniyle biz de onu başaracağız. Bu milli mücadelede biz hep askeri konuşuruz, Atatürk'ü konuşuruz ama bu milli mücadelenin bir de kadın kahramanları var. İşte o kadın kahramanların yerini alacak yine Türk gençliğinin kadınları da burada."

Kocatepe ziyareti duayla sona erdi

Bağımsız Türkiye Parti lideri Hüseyin Baş'ın Kocatepe ziyareti Atatürk ve milli mücadele kahramanları için yapılan dua ile sona erdi.

'İran halkının acısını paylaşıyoruz'

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ABD/İsrail ikilisinin şehit ettiği İran'ın eski lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine katılmak üzere gittiği Tahran'da, Türkiye'nin coğrafyanın kadim ülkeleri olduğunu vurgulayarak, İran halkının acısını paylaştığını belirtti
 

03.07.2026 17:10:00
AA
 
'İran halkının acısını paylaşıyoruz'
'İran halkının acısını paylaşıyoruz'
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ABD/İsrail ikilisinin şehit ettiği İran'ın eski lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine katılmak üzere gittiği Tahran'da basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

İran'a son dönemde düzenlenen saldırılarda hayatını kaybedenler için başsağlığı dileyen Yılmaz, savaşın engellenmesi için Türkiye'nin gösterdiği çabaları hatırlattı.

Yılmaz, "İran ve Türkiye bu coğrafyanın kadim ülkeleri, ortak bir medeniyet ve geçmişimiz var. Kardeş ve komşu ülkeleriz. İran halkının acısı bizim acımızdır" ifadelerini kullandı.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile verimli bir görüşme gerçekleştirdiğini belirten Yılmaz, İran ve ABD arasında imzalanan mutabakat zaptına işaret ederek, Türkiye'nin mutabakatın kalıcı barışa dönüşmesi için çaba gösterdiğini vurguladı.

Yılmaz, "Türkiye Cumhuriyeti olarak biz bölgemizde savaş istemiyoruz, istikrar istiyoruz. Bölgedeki tüm toplumların huzur ve istikrar içinde yaşamalarını istiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye ve İran arasındaki ticari potansiyele işaret eden Yılmaz, iki ülkenin önemli ticari partner olduğunu belirtti.

Yılmaz, jeopolitik gerilimler ve yaptırımlar gibi nedenlerle iki ülke arasındaki mevcut potansiyelin tam anlamıyla hayata geçirilemediğini belirterek ortamın normalleşmesiyle birlikte Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey çalışmalarının yeniden etkin hale getirileceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı, iki ülke arasında ulaştırmadan, sanayiye, ticarete ve sınır kapılarının daha iyi çalıştırılmasına kadar birçok alanda yapılacak önemli işlerin bulunduğunu ifade etti.

Yılmaz, "İran şu anda savaşın yaralarını sarmak durumunda. İran halkının ekonomik refahını artırma gündeminin önümüzdeki dönem daha merkezi bir noktaya geleceğine inanıyorum. Bu çerçevede Türkiye'yle ilişkiler, ekonomik ilişkiler de bugün yaptığımız toplantıda yine gündemimizde olan hususlar arasındaydı" dedi.






Türkiye-İran ekonomik ilişkilerini çok daha hızlı geliştirme imkanı

İki ülke arasındaki ticaret hacmi hedefinin 30 milyar dolar olduğunu hatırlatan Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:

"Şimdi yaptırımların hafifletilmesi, kaldırılması gündemde. Bundan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Bu yaptırımlar esas olarak İran halkını cezalandırıyor. İran halkının refahını aşağıya çekiyor ve tüm bölgedeki ekonomik faaliyete zarar veriyor.

Dolayısıyla bu yaptırımların gevşemesi ve sonuçta kalkması hepimizin arzu ettiği bir durum. Böyle bir ortamda da Türkiye ve İran ilişkileri, ekonomik ilişkileri çok daha hızlı bir şekilde gelişme imkanına kavuşmuş olacaktır."

"Enerji işbirliği en önemli başlıklardan biri"

Türkiye ile İran arasındaki enerji işbirliğine ilişkin ise Yılmaz, enerjinin en önemli başlıklardan bir tanesi olduğuna dikkati çekti.

Türkiye'nin İran'dan doğal gaz ithal eden bir ülke olduğu ve iki ülke arasında boru hattı bulunduğunu belirten Yılmaz, "Ayrıca bir dönem Türkmen doğal gazı İran üzerinden Türkiye'ye aktarıldı ama yaptırımlar nedeniyle şu anda askıya alınmış durumda. Gerek doğal gaz gerek diğer başlıklarda enerji işbirliği İran'la aramızda en önemli başlıklardan bir tanesi. Tabii ki İran'la bu konuda da çalışmak isteriz." ifadelerini kullandı.






"İsrail bölgenin istikrarını tehlikeye atıyor"

Yılmaz, gazetecilerin ABD-İsrail-İran Savaşı'nda gelinen son durumla ilgili sorusu üzerine şu an bir mutabakat zaptı olduğunu ve yoğun bir çalışma ortamının olmadığını dile getirdi.

Mutabakatın zaman zaman ihlal edildiğine işaret eden Yılmaz, "Bunu zaman zaman hep birlikte görüyoruz. Karşılıklı bazı hadiseler yaşanıyor. Bunların bir an önce sona ermesi, başta Lübnan olmak üzere bölgedeki çatışmaların son bulması da mutabakatın önemli unsurlarından biri." değerlendirmesinde bulundu.

Bölgede istikrarın sağlanmasının, kalıcı barış açısından çok kıymetli olduğunu vurgulayan Yılmaz şöyle devam etti:

"Şunun altını çiziyoruz, İsrail'in 'güvenliğim için yapıyorum' dediği hadiseler güvenlikle ilgili değil bir yayılmacı politika ve bu bütün bölgenin istikrarını tehlikeye atıyor. Yine bu savaşta şunu gördük, bu savaş sadece insani maliyetler üretmekle kalmadı. Aynı zamanda büyük çevresel ve ekonomik maliyetler üretti, Hürmüz başta olmak üzere."

Yılmaz, "bir an önce savaş öncesi normal şartlara dönülmesinin hem küresel ekonomi açısından hem bölgesel ekonomi açısından hem de ikili ilişkiler bakımından çok önemli" olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye ile İran'ın köklü devlet geleneğine sahip iki kadim ülke olduğunu belirterek, siyasi, kültürel ve ekonomik alanlarda geliştirilecek daha yakın işbirliğinin yalnızca iki ülkeye değil tüm bölgenin refahı ve istikrarına katkı sağlayacağını söyledi.

Yılmaz, açıklamalarına şu şekilde devam etti:

"Şunu da biliyoruz, bu bölge üzerinde oyun oynayan dış güçler, mezhep farklılıkları, etnik farklılıklar üzerinden çatışmalar oluşturup bu bölgenin kaynaklarını sömürme faaliyeti içindeler.

Buna karşı bizim yapmamız gereken bu farklılıklara saygı duyarak ortak noktalarımızı ön plana çıkarmak, ilişkilerimizi geliştirmek, güçlendirmek ve bu tuzaklara çatışmalara düşmeden bölge halklarının, milletlerinin, devletlerinin refahını yükseltmek. Bunun da en önemli şartlarından biri huzur ve güven ortamı. Güvenliğin olmadığı yerde kalkınma olmuyor. Ekonomik kalkınma güvenli ortamda gerçekleşiyor."

Şu anda bölgenin kırılgan bir dönemde olduğunu kaydeden Yılmaz, "Provokasyonlara açık bir dönemde olduğumuzu, sabotajlara açık bir dönemde olduğumuzu söyleyebiliriz. Bunlara karşı da hepimizin çok uyanık olması gerekiyor" dedi.

İstanbul ile Ankara'nın köprüsü Bolu geçişinde NATO denetimleri

Ankara'da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan NATO Zirvesi öncesi, İstanbul ile Ankara arasında köprü görevi gören Bolu'da polis ekipleri teyakkuza geçti. Şehrin giriş ve çıkış noktalarında kuş uçurtmayan ekipler, geniş çaplı denetim yapıyor

02.07.2026 01:30:00
İHA
 
İstanbul ile Ankara'nın köprüsü Bolu geçişinde NATO denetimleri
İstanbul ile Ankara'nın köprüsü Bolu geçişinde NATO denetimleri
Ankara'da gerçekleştirilecek dev zirveye sayılı günler kala, Başkentin en önemli geçiş güzergahlarından biri olan Bolu'da güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı. Bolu İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, hem D-100 Karayolu hem de TEM Otoyolu'nun çıkış noktalarında şüpheli araçlara yönelik şok uygulamalar gerçekleştiriyor.








Ekipler teyakkuzda

TEM Otoyolu Batı Gişeleri mevkiinde oluşturulan denetim noktasında ekipler sürücüleri tek tek denetledi. Uygulamaya İl Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü, Asayiş Şube Müdürlüğü, Çevik Kuvvet personeli ile çarşı ve mahalle bekçileri katıldı. Durdurulan araçlar ekipler tarafından sürücü ve yolcuların Genel Bilgi Toplama (GBT) sorgulamaları yapıldı. Asayiş kontrollerinin yanı sıra trafik yönünden de eksikleri bulunan ve kurallara uymadığı tespit edilen sürücülere, cezai işlem uyguladı.








Denetimde durdurulan bir araçta yolcu konumunda bulunan Serhat Küçük, "Bolu gerçekten çok huzurlu bir yer, polislerimiz sayesinde. Denetimler yarar sağlıyor sık sık yapılmalı" dedi.















logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.