Müslüman Türk milleti yapı, karakter ve seciye itibariyle tarihinin hiç bir döneminde zulmü alkışlamamış ve zalimi de asla sevmemiştir. Bu yüzdendir ki , Mehmet Akif'in Safahat adlı şaheserinde, İistiklala Marşımızdan sonra, en çok ezberlenen, en çok okunan mısralar şu mısralardır:
"Zulmü alkışlayamam zalimi asla sevemem
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem
Biri ecdadıma saldırdı mı , hatta boğarım
Boğamazsın ki, hiç olmazsa yanımdan kovarım
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim
Onu dindirmek için kamçı yerim çifte yerim
Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım
Çiğnerim çiğnenirim Hakkı tutar kaldırırım
Yumuşak başlı isem, kim demiş uysal koyunum
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum
Doğduğumdan beridir aşıkım istiklale
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale.."
Hani herhangi bir şarkı, türkü dinlersiniz de, bir yeri gelir "bu mısralar tam da beni anlatıyor" dersiniz ya, Mehmet Akif'in yukarıya aldığımız mısraları da aynen milletimizin karakterini anlatıyor. İşte bu şiirde anlatılan millet benim, benim milletimdir diyorsunuz. Bu bir tesbittir ve buna itiraz edecek bir Müslüman Türkün de çıkacağını zannetmiyorum.
Fakat bir şey oldu, hatta bir şey değil çok çok şey oldu ki, son iki yıllık AKP iktidarı ve medyadaki destekçilerinin eli ile milletimizin, Akif'in şiirinde sayılan bu vasıfları değişime, dönüşüme uğradı ve bu dönüşüm hızlı bir şekilde devam ediyor. Zulmü alkışlamayan, zalimi asla sevmeyen, hiç kimsenin keyfi için, hatırı için ecdadına dil uzatmayan, kanayan bir yara görünce deli-divane olan ve canı, hayatı pahasına o yarayı sarmaya, deva olmaya, derman bulmaya çalışan, şahsiyetine, vakarına düşkün bir tip, bir karakter, bir numune var elimizde, önümüzde. Geçmişimizde fazlası ile yaşanmış, geleceğimize de ışık tutan bu model ile ikibinbeş yılındaki insanımızı karşılaştırıyoruz, bir de görüyoruz ki arada uçurumlar var.
Hiç utanmadan, sıkılmadan bugün bütün dünyada zulmün ve küfrün timsali olmuş ABD'yi demokrasi havarisi olarak takdim eden, onun girdiği her yere insan haklarının geleceğini savunan türedi tipler türedi. AKP iktidarının Irak işgaline verdiği desteği, tarihinde ilk kez haçlılar safında yer alıp kardeşlerinin katledilmesne destek vermesini savunan, hükümeti temize çıkarmak için bin dereden su getiren kılı kırk yaran, zulmün alkışçısı, zalimlere methiyeler düzen insan tipi oluşmaya başladı. Bu tip, bu toprakların tipi kesinlikle değil.
Mevcut hükümetin eliyle zulmü alkışlama işi öyle bir noktaya vardı ki, şehit ailelerinin, şehit analarının sele dönüşen gözyaşlarına rağmen, bebek katlinin yaş günü kutlanıyor, hükümetten ne bir ses, ne bir nefes.
Çok acele hükümet aranıyor.
"Zulmü alkışlayamam zalimi asla sevemem
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem
Biri ecdadıma saldırdı mı , hatta boğarım
Boğamazsın ki, hiç olmazsa yanımdan kovarım
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim
Onu dindirmek için kamçı yerim çifte yerim
Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım
Çiğnerim çiğnenirim Hakkı tutar kaldırırım
Yumuşak başlı isem, kim demiş uysal koyunum
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum
Doğduğumdan beridir aşıkım istiklale
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale.."
Hani herhangi bir şarkı, türkü dinlersiniz de, bir yeri gelir "bu mısralar tam da beni anlatıyor" dersiniz ya, Mehmet Akif'in yukarıya aldığımız mısraları da aynen milletimizin karakterini anlatıyor. İşte bu şiirde anlatılan millet benim, benim milletimdir diyorsunuz. Bu bir tesbittir ve buna itiraz edecek bir Müslüman Türkün de çıkacağını zannetmiyorum.
Fakat bir şey oldu, hatta bir şey değil çok çok şey oldu ki, son iki yıllık AKP iktidarı ve medyadaki destekçilerinin eli ile milletimizin, Akif'in şiirinde sayılan bu vasıfları değişime, dönüşüme uğradı ve bu dönüşüm hızlı bir şekilde devam ediyor. Zulmü alkışlamayan, zalimi asla sevmeyen, hiç kimsenin keyfi için, hatırı için ecdadına dil uzatmayan, kanayan bir yara görünce deli-divane olan ve canı, hayatı pahasına o yarayı sarmaya, deva olmaya, derman bulmaya çalışan, şahsiyetine, vakarına düşkün bir tip, bir karakter, bir numune var elimizde, önümüzde. Geçmişimizde fazlası ile yaşanmış, geleceğimize de ışık tutan bu model ile ikibinbeş yılındaki insanımızı karşılaştırıyoruz, bir de görüyoruz ki arada uçurumlar var.
Hiç utanmadan, sıkılmadan bugün bütün dünyada zulmün ve küfrün timsali olmuş ABD'yi demokrasi havarisi olarak takdim eden, onun girdiği her yere insan haklarının geleceğini savunan türedi tipler türedi. AKP iktidarının Irak işgaline verdiği desteği, tarihinde ilk kez haçlılar safında yer alıp kardeşlerinin katledilmesne destek vermesini savunan, hükümeti temize çıkarmak için bin dereden su getiren kılı kırk yaran, zulmün alkışçısı, zalimlere methiyeler düzen insan tipi oluşmaya başladı. Bu tip, bu toprakların tipi kesinlikle değil.
Mevcut hükümetin eliyle zulmü alkışlama işi öyle bir noktaya vardı ki, şehit ailelerinin, şehit analarının sele dönüşen gözyaşlarına rağmen, bebek katlinin yaş günü kutlanıyor, hükümetten ne bir ses, ne bir nefes.
Çok acele hükümet aranıyor.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- İktidar sözcüleri pot kırma yarışındalar / 19.01.2026
- Sersem mi sermesem mi? / 18.01.2026
- Dağlar gram gelir yanında senin / 12.01.2026
- Değirmende ezberlediğim Kur’an ayetleri / 10.01.2026
- Son yaprak kopacak elbet birazdan / 02.01.2026
- ‘İnen hak aşkına…’ / 30.12.2025
- Yoksulun halini onlar ne bilsin? / 26.12.2025
- Özetin özeti… Hayatın özeti… / 24.12.2025
- Üç aylar iklimi derman olsa derdimize / 22.12.2025
- Var mı bir gören? / 16.12.2025
- Sersem mi sermesem mi? / 18.01.2026
- Dağlar gram gelir yanında senin / 12.01.2026
- Değirmende ezberlediğim Kur’an ayetleri / 10.01.2026
- Son yaprak kopacak elbet birazdan / 02.01.2026
- ‘İnen hak aşkına…’ / 30.12.2025
- Yoksulun halini onlar ne bilsin? / 26.12.2025
- Özetin özeti… Hayatın özeti… / 24.12.2025
- Üç aylar iklimi derman olsa derdimize / 22.12.2025
- Var mı bir gören? / 16.12.2025





























































































