logo
05 EYLÜL 2026

14 ilde HTŞ ve DEAŞ operasyonu

Bingöl merkezli 14 ilde terör örgütleri DEAŞ ve HTŞ'ye yönelik yapılan eş zamanlı operasyonda gözaltına alınan 40 şüpheliden 14'ü tutuklandı, 22'si hakkında adli kontrol kararı verildi

20.09.2019 00:00:00
 
14 ilde HTŞ ve DEAŞ operasyonu
14 ilde HTŞ ve DEAŞ operasyonu


Bingöl İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ve İstihbarat Şubesi ekipleri Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde DEAŞ ve Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) silahlı terör örgütlerine yönelik çalışma yaptı.

Ekiplerin örgütün finans kaynaklarının deşifresine yönelik yaptığı 9 aylık çalışma sonrasında geçtiğimiz hafta Bingöl merkezli İstanbul, Ankara, Gaziantep, Adana, Antalya, İzmir, Konya, Kocaeli, Denizli, Hatay, Edirne, Mardin ve Kırıkkale olmak üzere toplam 14 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Operasyonda 40 şüpheli gözaltına alınarak Bingöl İl Emniyet Müdürlüğüne götürüldü. 


Bir haftadır emniyette sorgusu süren şüpheliler adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan şüphelilerden 14'ü tutuklanırken, 22'si adli kontrol şartıyla, 4 şüpheli de savcılık ve emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.

Şüphelilerden 1 adet ruhsatsız tabanca, 2 adet ruhsatsız av tüfeği, dijital malzemeler, örgütsel dokümanlar, yayınlar ve terör örgütüne fon toplamak amacıyla silahlı örgüt mensubu tarafından kurulan illegal yapıya ait sözde sadaka kutuları ele geçirilmişti. 


Örgüte eleman temin ediyorlar


Valilik tarafından operasyonla ilgili yapılan açıklamada, "Çatışma bölgeleri olarak adlandırılan Suriye ülkesinde silahlı faaliyet gösteren DEAŞ ve HTŞ silahlı terör örgütü mensuplarına örgütsel faaliyetlerde eylemlerde kullanılmak üzere banka hesapları üzerinden sözde infak, akika, fıtır, zekât adı altında fon toplayan, Hawala ve farklı yöntemlerle ile örgüt mensuplarına fon aktarımı yapan, incelenen banka hesaplarında aralarında hiçbir ticari izahı olmayan para ilişkileri bulunan, ülkemiz içerisinde yürüttükleri propaganda faaliyetleri ve illegal sınır geçiş organizeleri ile terör örgütlerine elemen temin eden, illegal yollarla ülkemize giriş yapan örgüt mensuplarına barınma sığınma saklanmaları için yer temin eden, örgüt mensuplarına tıbbı ilaç erzak kıyafet şeklinde malzemeleri tedarik eden, örgüt içerisinde silahlı faaliyet yürüten ve sosyal medya hesapları üzerinden terör örgütlerinin propagandasını yaptıkları tespit edilen 40 şüpheli hakkında 'Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Kanuna Muhalefet ve Terör Örgütü Propagandası Yapmak' suçlarından soruşturma yürütülmüştür" denilmişti.

İHA




Silivri gemi kazasında tutuklanan kaptanların ifadeleri ortaya çıktı

Silivri açıklarında yaşanan gemi kazasına ilişkin tutuklanan Alsu gemisinin 1 ve 3'üncü kaptanlarının ifadeleri ortaya çıktı. Geminin 1'inci kaptanı ifadesinde, "Biz, Tuğberk İmamoğlu gemisine çarpmadık, gemi bize çarpmıştır. Gemi, bizim gemimize 'iskeleye al' uyarısı yaptıktan sonra biz, iskeleye aldığımız halde gemi kendisini iskeleye alması yerine sancağa alması nedeniyle gemimize çarpması neticesinde kazanın meydana geldiğini düşünüyorum. Bilirkişi raporunda hakkımda yapılan tespitleri kabul etmiyorum. Yaşanan olayda benim bir kusurum bulunmamaktadır" dedi

05.09.2026 12:25:00 / Güncelleme: 05.09.2026 12:29:02
İHA
 
Silivri gemi kazasında tutuklanan kaptanların ifadeleri ortaya çıktı
Silivri gemi kazasında tutuklanan kaptanların ifadeleri ortaya çıktı
İstanbul Silivri açıklarının 18 mil güneyinde meydana gelen kazada, Kocaeli'den Aliağa'ya giden Türk bayraklı 90 metre uzunluğundaki Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı'ndan Karadeniz Ereğli'ye giden Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi çarpışmıştı. Kazaya ilişkin Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatmıştı. Bu kapsamda adliyeye sevk edilen şüphelilerden geminin 1. kaptanı Ahmet Erarslan ile 3. kaptan Murat Evciman tutuklanırken, 4 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Alsu Gemisinin kaptanlarının ifadelerine ulaşıldı

Geminin 1'inci kaptanı şüpheli Ahmet Eraslan'ın Sulh Ceza Hakimliği'ndeki ifadesi ortaya çıktı. Eraslan ifadesinde, glay günü Türk bayraklı Alsu isimli geminin birinci kaptanlığını yaptığını ve gemide 1 ay önce göreve başladığını belirterek, "Gemi kazasının yaşadığı saat diliminde istirahatteydim. Kaza esnasında üçüncü kaptanımız Murat Evciman görevdeydi, yani bu saat diliminde geminin sevk ve idaresinden Evciman sorumluydu. Olayın meydana geldiği anda gemi yüksüzdü. Kaza anında yaslama sesi duydum, kalktığımda güverte reisimiz Süleyman Eker'in 'çarpıştık çarpıştık' şeklinde bağırmasını duydum. Bunun üzerine hemen yukarıya çıktım. Köprü üstüne çıktığımda ikinci kaptan Barış Hazar ve Murat Evciman bulunuyordu. Ne olduğunu sorduğumda, 'çarpıştık' diye söylediler. Köprü üstüne çıktığımda Tuğberk İmamoğlu isimli gemiyi sancak kıç omuzluğunda ışıkları yanar vaziyette gördüm. Aramızdaki mesafe yaklaşık 300 metre civarındaydı. Ben, bulunduğum gemi ile sola dönüşe geçtiğim esnada yaklaşık 2-3 dakika geminin ışıklarını gördüm, dönüşün bitmesine yakın Tuğberk İmamoğlu isimli geminin ışıklarının tamamen kaybolduğunu gördüm. Benim dönüşüm yaklaşık 5 dakikaya yakın sürmüştü, bunun üzerine radardan mevkiine baktım ve yaklaşık 1-2 dakika içerisinde gemi kayboldu ve artık radardan da gözükmedi. Ben hemen Sektör Marmara ile irtibat kurdum ve durumu bildirdim" ifadelerini kullandı.

"Tuğberk İmamoğlu gemisine çarpmadık, gemi bize çarpmıştır"

İfadesinin devamında, Tuğberk İmamoğlu geminin kendisine çarptıklarını vurgulayan şüpheli Ahmet Eraslan, "Kaza anında gemi üstünde gözcü bulunmuyordu. Gemide gözcü bulundurmak kaptanın insiyatifine bağlı olup, trafiğin yoğun olduğu kısımlarda gözcü bulundurulması gerekmektedir. Biz, Tuğberk İmamoğlu gemisine çarpmadık, gemi bize çarpmıştır. Gemi, bizim gemimize 'iskeleye al' uyarısı yaptıktan sonra biz, iskeleye aldığımız halde gemi kendisini iskeleye alması yerine sancağa alması nedeniyle gemimize çarpması neticesinde kazanın meydana geldiğini düşünüyorum. Bilirkişi raporunda hakkımda yapılan tespitleri kabul etmiyorum. Yaşanan olayda benim bir kusurum bulunmamaktadır. Şayet bizim gemimiz şiddetli biçimde Tuğberk İmamoğlu gemisine çarpmış olsaydı, bulunduğumuz gemide daha büyük hasar meydana gelirdi. Bizim bulunduğumuz gemi, kazayı yaslama olarak hissetmiştir. Bizim gemimizdeki AIS cihazı aktif bir şekilde çalışmaktaydı. Tuğberk İmamoğlu gemi AIS cihazı ise kapalı konumdaydı çünkü biz gemiyi AIS'den görememiştik. Biz gemiyi yalnızca radardan takip edebilmiştik, kaza Tuğberk İmamoğlu bizim gemimize vurması neticesinde meydana gelmiştir, böyle bir olay yaşandığı için çok üzgünüm, serbest bırakılmayı talep ediyorum" diye konuştu.

"Gemi birden sancağını alıp rotasını benim üzerime doğru çevirdi"

Öte yandan, geminin 3'üncü kaptanı şüpheli Murat Evciman ise hakimlik ifadesinde, meslekte 7 aylık tecrübesinin olduğunu belirterek, "Geminin 3'üncü kaptanı olarak kumanda bendeydi. Köprü üzerinde ayrıca bir gözcü görev yapmıyordu. Vardiya esnasında irademi etkileyecek herhangi bir şey kullanmamıştım. Tuğberk İmamoğlu isimli gemi 'iskeleye al' şeklinde telsizden seslenince ben radardan baktığımda bu gemiyi gördüm. Çıplak gözle baktığımda ise bu geminin fenerini görmemiştim. Bulunduğum gemideki ECDIS ekranına baktığımda AIS görünmüyordu, radar ekranına baktığımda Tuğberk İmamoğlu gemisinin izdüşümünü gördüm. Ben, bulunduğum gemiyi yaklaşık 5 derece iskeleye aldım, yaklaşık 2-3 dakika geçtikten sonra tekrar 'iskeleye al' sesini telsizden duydum, bunun üzerine bulunduğum gemiyi keskin bir şekilde yaklaşık 9 derece iskeleye aldım. Bu şekilde benim bulunduğum gemi Tuğberk İmamoğlu gemisinin sağ tarafında kaldı. Bu konum itibariyle gemiyle aramızda yaklaşık 700-800 metre mesafe vardı, yaklaşık 1-2 dakika sonra aramızdaki mesafe 500 metreye kadar düştü. Bu şekilde karşı gemiyle aramızda her ikimizde kendi rotamızda seyir halinde olduğumuz için bir problem yoktu. Gemi birden sancağını alıp rotasını benim üzerime doğru çevirdi. Ben, bu sırada karşıdaki geminin manevra yapacağını düşündüm ve telsizden, 'Tuğberk İmamoğlu üstüme doğru geliyorsun gelme' şeklinde seslendim. Seslendikten sonra aramızdaki mesafe azaldığı için ben bulunduğum geminin rotasını iskeleye doğru çevirdim, bu sırada gemi sancak yapmaya ve üzerime doğru gelmeye devam etti" dedi.

"Kaza Tuğberk İmamoğlu gemisinin benim bulunduğum gemiye çarpmasıyla meydana geldi"

İfadesinin devamında şüpheli Evcimen, "Tuğberk İmamoğlu gemisi, iskele baş omuzundan benim bulunduğum geminin sancak baş omuz kısmından çarptı. Çarpışma olduğu anda ben hemen köprü üst katından birkaç basamak inerek, 'çarpışma oldu' diyerek bağırdım. Hemen köprü üstüne geldim, Tuğberk İmamoğlu geminin ışıklarını gördüm. Kazadan yaklaşık 20 saniye sonra köprü üstüne ikinci kaptan Barış Hazar geldi ve gemiyi tam sağa doğru çevirip Tuğberk İmamoğlu gemiden uzaklaştırdı. Çatışmadan sonra gemiyle iletişim kurmaya çalıştık ancak bir cevap alamadık. Çatışma hakkında yaklaşık 10-15 dakika sonra Sektör Marmara'ya bilgi verildi. Kaza diğer geminin rotasını üzerimize doğru çevirmesinden kaynaklanmıştır. Bilirkişi raporunda hakkımda yapılan tespitleri kabul etmiyorum, yaşanan olayda benim bir kusurum bulunmamaktadır. Çatışmadan önce Tuğberk İmamoğlu gemisinin AIS'i görünmediği için Sektör Marmara'da bana bir uyarıda bulunmamıştı. Kaza Tuğberk İmamoğlu gemisinin benim bulunduğum gemiye çarpmasıyla meydana geldi. Böyle bir olay yaşandığı için çok üzgünüm, serbest bırakılmayı talep ediyorum" şeklinde konuştu.

Balonlar 'kadınları en çok vuran kanser' türüne dikkat çekmek için havalandı


 
Kapadokya'da sıcak hava balonları rahim ağzı kanserine dikkati çekmek için havalandı.
 

05.09.2026 08:10:00
AA
 
 Balonlar 'kadınları en çok vuran kanser' türüne dikkat çekmek için havalandı
 Balonlar 'kadınları en çok vuran kanser' türüne dikkat çekmek için havalandı

Kapadokya'da, rahim ağzı kanserinden korunma ve erken tanının önemine dikkati çekmek amacıyla sıcak hava balonlarıyla özel uçuş gerçekleştirildi. Türk Jinekolojik Onkoloji Derneği ile Türk Servikal Patoloji ve Kolposkopi Derneği tarafından Avrupa Jinekolojik Onkoloji Derneği'nin desteğiyle düzenlenen etkinlik kapsamında hekim ve akademisyenler Nevşehir'in Göreme beldesindeki balon kalkış alanında bir araya geldi. Görevlilerce tur için hazırlanan sıcak hava balonlarının sepetlerine, kanserle mücadelede aktif rol oynayan derneklerin pankartları yerleştirildi.

Erken tanı önemli

Avrupa Jinekolojik Kanser Önleme Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Gültekin, gazetecilere, rahim ağzı kanserinin önlenebildiğine dikkati çekmek için etkinlik düzenlediklerini belirtti.
Jinekolojik kanserlerde erken tanı konusunda farkındalık oluşturmak istediklerini kaydeden Gültekin, şöyle konuştu: "Rahim ağzı kanseri dünyanın önlenebilir tek kanser türü ve bu anlamda Dünya Sağlık Örgütü, aşılama, tarama ile ilgili mükemmel bir program yaptı. Biz de Kapadokya'ya geldik ve HPV'nin Avrupa Kongresi'ni burada yapıyoruz. Kapadokya balonlarla özdeşleşmiş bir yer. Burada bir farkındalık doğurarak diyoruz ki özellikle rahim ağzı kanseri önlenebilir bir kanserdir. Kapadokya'da balonlarla uçacağız. Havada HPV'nin önlenebilir bir kanser olduğunu hep beraber vurgulayacağız."

Hekim ve akademisyenlerin binişinin ardından gökyüzüne yükselen balonlar yaklaşık bir saat boyunca peribacalarıyla kaplı vadiler üzerinde uçtu.

İnsan bedeninde en hızlı çöküş hangi yaşlarda yaşanıyor?


 
İnsan bedeninde yaşlanma tek bir yaşta başlamıyor. Farklı sistemler farklı oranlarda hasar biriktirip dirençlerini kaybettiği için aşamalar halinde hızlanıyor. İşte önemli dönüm noktaları ve neden önemli oldukları...

05.09.2026 07:59:00 / Güncelleme: 05.09.2026 08:20:10
Murat Çorbacı
 
  İnsan bedeninde en hızlı çöküş hangi yaşlarda yaşanıyor?
  İnsan bedeninde en hızlı çöküş hangi yaşlarda yaşanıyor?

20'li yaşların sonlarından 30'lu yaşların ortalarına kadar: metabolik ve hücresel onarımda azalma yavaş yavaş başlıyor.
Kas kütlesi (sarkopeni) 20'li yaşların sonlarında zirveye ulaşıyor, ardından direnç antrenmanı yapılmadığı takdirde 30 yaşından sonra yılda yaklaşık yüzde 1-3 oranında azalıyor.
Bazal metabolizma hızı ve bazı anabolik hormon seviyeleri (büyüme hormonu, erkeklerde testosteron) kademeli olarak düşmeye başlıyor.
DNA onarım verimliliği ve mitokondriyal fonksiyon erken azalmalar gösteriyor.


40'lı yaşlar

Klinik olarak anlamlı fonksiyonel değişiklikler belirgin hale geliyor.
VO2max (oksijen kullanma) ve aerobik kapasite daha belirgin bir şekilde azalıyor. Yaklaşık 40 yaşından itibaren on yılda yaklaşık yüzde 5-10 kayıp yaşanıyor. Koşu yaparak düşüş azaltılabiliyor.
Kemik mineral yoğunluğu kaybı, menopoza yaklaşan kadınlarda hızlanıyor, erkeklerde ise daha yavaş bir azalma görülüyor.
Kronik hastalık görülme sıklığı (hipertansiyon, tip 2 diyabet, trigliserid gibi kan yağları) artıyor ve yaşlanmanın fizyolojik etkileri daha görünür hale geliyor.

50'li yaşların ortalarından 65'e kadar

Çok yönlü gerileme ve hastalık yükü artıyor.
Menopoz (ortalama yaş 51), birçok kadın için kemik yapısında, kardiyovasküler riskte, yağ dağılımında ve bilişsel işlevlerde hızlı değişimleri tetikliyor.
Kırılganlık, hareket kısıtlılığı ve eşlik eden hastalıkların birikimi, nüfusun giderek artan bir kesimi için yaygın hale geliyor.
Hücresel yaşlanma, sistemik inflamasyon (yangı) ve bozulmuş bağışıklık fonksiyonu daha belirgin hale geliyor.

65 yaş

İnsan bedeninde değişimin en hızlı olduğu dönem olarak adlandırılıyor. Alzheimer ve kardiyovasküler hastalık riski 65 yaşından sonra hızlanıyor.


75 yaş ve üzeri

Fonksiyonel gerileme ve ölüm oranı birçok kişi için hızla artıyor.
Homeostatik rezerv düşüyor. Küçük stres faktörleri (enfeksiyonlar, küçük yaralanmalar) daha büyük ve daha uzun süreli gerilemelere neden oluyor.
Engellilik, bağımlılık ve çoklu hastalık çok daha sık görülüyorr.

Neden tek bir 'hızlanma' yaşı yok?

Yaşlanma heterojendir: genetik, yaşam tarzı (egzersiz, beslenme, sigara, alkol), sosyoekonomik durum ve maruziyetler (kirlilik, enfeksiyonlar) zamanlamayı değiştirir.
Farklı dokular farklı oranlarda yaşlanır: beyin, kalp, kas, bağışıklık sistemi ve kemikler her biri farklı yörüngeler izler.
Biyolojik yaş ve kronolojik yaş: biyobelirteçler (epigenetik saatler, telomer ölçümleri, proteomik/metabolomik profiller) genellikle takvim yıllarına göre daha hızlı veya daha yavaş yaşlanmayı gösterir.

Pratik çıkarımlar

Önleme ömür boyu sürer:
20-30'lu yaşlarda başlayan çabalar (direnç antrenmanı, yeterli protein, uyku, sigara içmeme, sağlıklı kilo, kan basıncı ve glikoz kontrolü) daha sonraki hızlanmayı geciktirir.
Orta yaş (40-60 yaş), gelecekteki kırılganlığı ve kronik hastalık yükünü azaltmak için en etkili dönemdir. Tarama ve risk faktörü kontrolü orta yaşta yoğunlaştırılmalıdır. Hedefli müdahaleler (menopoz döneminde kemik sağlığı, 40 yaşından sonra kardiyovasküler risk yönetimi) büyük faydalar sağlar.

Kötü ağız hijyeni baş-boyun kanseri riskini yükseltiyor


 
 
Baş-boyun kanserlerinin gelişiminde yaşam tarzı alışkanlıklarının yanı sıra ağız ve diş sağlığı da önem taşıyor. Kötü ağız hijyeni, kronik tahriş ve bakımsız dişler riski artırırken; tütün kullanımı ve HPV (papillom virüsü) enfeksiyonu da öne çıkan etkenler arasında yer alıyor. 
 

05.09.2026 07:32:00
Murat Çorbacı
 
Kötü ağız hijyeni baş-boyun kanseri riskini yükseltiyor
Kötü ağız hijyeni baş-boyun kanseri riskini yükseltiyor

Dünya genelinde her yıl yaklaşık 900-950 bin kişide baş-boyun kanserlerine rastlandığını açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi'nden KBB Uzmanı Prof. Dr. Emre Üstündağ, "Bu kanserlerden korunmak için tütün ürünlerinden uzak durmak, ağız bakımına özen göstermek ve düzenli diş hekimi kontrollerini ihmal etmemek şart" dedi.
Baş-boyun kanserlerinin büyük bölümünün ağız, boğaz ve gırtlak gibi bölgelerin iç yüzeyini kaplayan hücrelerden kaynaklandığını açıklayan Prof. Dr. Emre Üstündağ, "Kullanılan sigara miktarı ve kullanım süresi arttıkça tehlike de artıyor. Özellikle papillom virüsü HPV-16 tipi, bademcik ve dil kökünü kapsayan orofarenks kanserleriyle ilişkilendiriliyor. Bu nedenle uzun süre sigara kullananların, HPV enfeksiyonu taşıyanların, daha önce baş-boyun kanseri geçirenlerin ve 40 yaş üzerindeki bireylerin daha dikkatli olması gerekiyor. Hastalık çoğunlukla 50 yaş üzerinde görülse de HPV ile ilişkili kanserlere daha genç yaşlarda da rastlanabiliyor" şeklinde konuştu.

Korunmada tütün kullanımı ve ağız sağlığına dikkat

Baş-boyun kanserlerine karşı alınabilecek en önemli önlemlerden birinin tütün ürünlerinden uzak durmak olduğunun altını çizen Üstündağ, "Sigara, pipo, puro ve dumansız tütün ürünleri özellikle ağız boşluğu, gırtlak ve yutak kanserleriyle güçlü bir ilişkiye sahip. Kullanım süresi ve miktarı arttıkça risk yükselirken, sigaranın bırakılması bu olasılığın zaman içinde belirgin şekilde azalmasını sağlıyor. Ağız hijyeni ve diş sağlığı da korunmada önem taşıyor. Kötü ağız hijyeni, kronik tahriş ve bakımsız dişler bazı ağız kanserleriyle ilişkilendirildiği için düzenli diş hekimi kontrolleri, iyi ağız bakımı ve uygun protez kullanımı koruyucu önlemler arasında yer alıyor" dedi.

Belirtiler iki–üç haftadan uzun sürüyorsa dikkat

Baş-boyun kanserlerinin farklı bölgelerde çeşitli belirtilerle ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Üstündağ, "Ağız içinde iyileşmeyen yara, beyaz veya kırmızı plaklar, dilde ya da ağız tabanında sertlik ve kitle, yutma güçlüğü, ağrılı yutkunma, boğazda takılma hissi ve uzun süren ses kısıklığı erken belirtiler arasında yer alabilir. Boyunda ağrısız, giderek büyüyen veya antibiyotik tedavisine rağmen geçmeyen bir kitle, tek taraflı burun tıkanıklığı, tekrarlayan burun kanaması, yüzde uyuşma ya da şişlik de göz ardı edilmemeli. Erişkinlerde kulak muayenesinde herhangi bir sorun görülmediği hâlde devam eden, nedeni açıklanamayan tek taraflı kulak ağrısı da önemsenmeli. Bu belirtilerden herhangi biri iki–üç haftadan uzun sürüyorsa bir KBB uzmanına başvurulmalı" dedi.

Görüntüleme yöntemleri tedaviye yön veriyor

Baş-boyun kanserlerinde erken ve doğru tanının, en uygun tedavinin planlanması açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekleyen Üstündağ, "Bilgisayarlı tomografi tümörün boyutunu, çevre dokulara yayılımını ve kemik tutulumunu; manyetik rezonans ise dil, ağız tabanı, nazofarenks ve kafa tabanı gibi yumuşak dokuları ayrıntılı biçimde gösteriyor. PET-BT gizli lenf nodu ve uzak metastazların araştırılmasında, ultrasonografi ise lenf bezlerinin değerlendirilmesi ve biyopsiye rehberlik edilmesinde kullanılıyor. Kesin tanı için şüpheli dokudan örnek alınması gerekiyor. Lezyonun bulunduğu bölgeye göre endoskopik, ince iğne aspirasyon veya daha büyük doku örneği alınmasını sağlayan 'tru-cut' biyopsi uygulanabiliyor. Henüz her merkezde rutin olarak kullanılmasa da özellikle patoloji ve görüntüleme alanlarında hızla gelişen yapay zekâ sayesinde dijital ortama aktarılan doku örnekleri daha ayrıntılı değerlendirilebiliyor. Bu teknolojinin gelecekte tümörün özelliklerinin ve saldırganlık potansiyelinin belirlenmesine katkı sağlaması bekleniyor" bilgilerini verdi.

KPSS maratonu yarın başlıyor


 
 
Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) süreci, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) 6 Eylül Pazar günü yapılacak Genel Yetenek-Genel Kültür oturumuyla başlayacak.

05.09.2026 07:21:00
AA
 
KPSS maratonu yarın başlıyor
KPSS maratonu yarın başlıyor

Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) süreci, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezince (ÖSYM) 6 Eylül Pazar günü yapılacak Genel Yetenek-Genel Kültür oturumuyla başlayacak.
Sınav, KKTC'nin başkenti Lefkoşa ve 81 ilde toplam 145 sınav merkezinde düzenlenecek. Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu 120 sorudan oluşacak, adaylara 130 dakika cevaplama süresi verilecek. Saat 10.15'te başlayacak sınav için adaylar, saat 10.00'dan sonra binalara alınmayacak. Sınav saat 12.25'te sona erecek.

Ek süre kullanması uygun görülen engelli adaylar 30 dakikaya kadar ilave sürelerini kullanabilecek. Kimlik kartını kaybeden, nüfus cüzdanı olmayan veya nüfus cüzdanında kimlik numarası ve fotoğraf bulunmayan adaylar için il ve ilçe nüfus müdürlükleri, Pazar günü açık tutulacak.

KPSS Alan Bilgisi Sınavları ise 12-13 Eylül'de üç oturum şeklinde yapılacak. KPSS'ye 1 milyon 708 bin 329 aday başvurdu.

Kahramanmaraş'taki okul saldırısı davasında anne-baba hakim karşısında

Kahramanmaraş'ta 1 öğretmen ile 9 öğrencinin hayatını kaybettiği, 15 öğrencinin yaralandığı okul saldırısına ilişkin, ölen saldırganın babası tutuklu sanık Uğur Mersinli ile annesi tutuklu sanık Peyman Pınar Mersinli'nin yargılandığı davanın ilk duruşması tamamlandı

05.09.2026 07:03:00
AA
 
Kahramanmaraş'taki okul saldırısı davasında anne-baba hakim karşısında
Kahramanmaraş'taki okul saldırısı davasında anne-baba hakim karşısında

Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesinde dün görülmeye başlanan ve gece yarısını geçen duruşmada, sanıklar, tutuklu bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

Duruşmada taraf avukatları, TBMM Şanlıurfa ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu üyeleri AK Parti milletvekilleri İrfan Karatutlu ve İsa Mesih Şahin ile İl Milli Eğitim Müdürü Turan Akpınar hazır bulundu.

Duruşmaya aileler, kaybettikleri yakınlarının fotoğraflarının yer aldığı tişörtleri giyerek katıldı.

Dün sanık savunmalarıyla başlayan ve müşteki beyanları ile avukat ifadeleriyle devam eden duruşmada psikologlar tanık olarak dinlendi.

Emniyet Müdürlüğünde görevli psikolog D.Ö, görev tanımının teşkilat mensupları ile eş ve çocuklarına psikolojik destek vermek olduğunu ifade ederek, Uğur Mersinli'nin çocuğunun sınavı için görüşmelere düzenli geldiğini ancak aralık ayından itibaren görüşmeleri sonlandırdığını ekledi.

Olaydan 1 hafta önce Mersinli ile karşılaştıklarını ve Aras'ı sorduğunu ifade eden D.Ö, "Psikiyatra gidiyoruz mutluyuz' dedi ve otizm teşhisi konulduğunu belirtti, ayrıldık." dedi.

Psikolojik danışman H.G. de 7 Mart'ta anne, baba ve çocukla görüştüğünü aktararak, şöyle devam etti:

"Rutin sorular yönelttim, çocukla yaptığım özel görüşmede teknoloji kullanımının fazla olduğunu ve canlı oyun arkadaşı olduğunu söyledi. Aileyi bu konudan bilgilendirdim, ikinci görüşmede ise halkla ilişkilerinin zayıflığı anlatıp okulu sevmediğini söyledi. Üçüncü çalışmaya çok gönüllü gelmedi, ailesiyle görüştüm. Kimlik yönelimiyle ilgili bir sorun olduğunu tespit edip anneyi davet ederek bu durumu da ilettim. Annesi, konuyu bildiğini söyledi. Ben de psikiyatrik değerlendirmenin uygun olacağını söyledim. Daha önce psikiyatra gittiklerini belirttiler, ben de oraya tekrar götürebileceklerini söyledim."

Psikolojik danışman F.B. ise özel klinikte psikolojik danışmanlık yaptığını belirterek, ailenin kendisine çocuğunun sınav sorunlarından bahsettiğini belirterek, "Sonra aile bize 'kayıt alacak mısınız'' diye sorunca biz de bu konuda aileye bilgilendirme yaptık. Hesap öderken 'Fatura kesilecek, onun için kimlik bilgilerinizi almamız gerekiyor' dedim. Sonra aile 'fatura kesmeyin' dedi, biz de böylelikle kayıt oluşmadan işlem yaptık." ifadelerini kullandı.

"Ailesiyle ilgili sorular sorunca çocuk tıkandı"

Psikolog Y.G. de İsa Aras Mersinli'nin arkadaş edinemediği için kendisine başvurduklarını belirterek, "Aras'a arkadaşlarınla neden sorun yaşıyorsun dediğimde arkadaşlarının ve kendi yaşıtlarının cahil olduğunu söyledi. Ben Aras'a ailesiyle ilgili sorular sorunca çocuk tıkandı, konuşamadı. Ben bir kez görüşmüştüm ve bir daha da görüşme olmadı." ifadelerini kullandı.

Kendini boğmaya çalışmış, kalemle kendine zarar vermiş

Olayın yaşandığı Ayser Çalık Ortaokulu'nun rehberlik öğretmeni E.İ. de Aras'ı 5. sınıftan beri tanıdığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"7. sınıfta özellikle arkadaşlık kurma ilişkilerinde sorun yaşıyordu. Bu konuda kendisiyle görüştüm. Sonra aileyle görüştüm, çocuğun psikolog tavsiye almasını istedim. 8. sınıfta da okul çantasıyla boğazını sıkmıştı, kendini boğmaya çalışmıştı. Bu durumu kendisine sordum, bana dersten sıkıldığını söylemişti. Bu durumu aileye bildirdim, sorunlarını anlattım. Teknolojiden uzak durması gerektiğini bildirdim. Aile, bana emniyet ve özel psikoloğa gittiklerini ilettiler. Aras, bana genelde ağlama krizleriyle geliyordu. Arkadaş ilişkilerinde çok yalnız kalıyordu, bu da gün geçtikçe artıyordu."

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde görevli doktor N.E.S. ise tetkik istediğini belirterek, şunları söyledi:

"Hemşire hanım EKG çekilirken kollarında çizikler olduğunu fark ettik, konuştuğumda dün gece yaptığını, bazı zamanlar canı sıkıldığını ve kalem-kalemtraşla böyle zarar verdiğini söyledi. Daha sonra adli vaka açılması yönünde talimat verip çocuk psikiyatra sevk ettim. Ardından çocuk psikiyatristi geldi, onun beyanları ve benim gözlemlerimle adli vaka dosyasını tamamladım. Veli gelmeden taburcu etmeyeceğimi söyledim ve velisi gelince taburcu ettim. Babası geldiğinde başmüfettiş olduğunu söyledi, ben de hekim olduğumu söylediğimde 'canın sağ olsun' dedi."

Duruşma savcısı, sanıkların tutukluluk halinin devamını talep etti.

Mahkeme heyeti, ara kararında baba Uğur Mersinli'nin tutukluluk halinin devamına, anne Peyman Pınar Mersinli'nin tahliyesine karar vererek, duruşmayı 4 Aralık'a erteledi.

Saldırıda ölenlerin yakınları ise tahliye kararına tepki gösterdi.

Karara itiraz edilecek

Saldırıda hayatını kaybeden Ayla öğretmenin avukatı Özcan Kara, kararın ardından adliye binası önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, mahkemenin tarafsızlığını ve adil yargılama hakkını ihlal ettiğini iddia ederek, anne Mersinli'nin tahliyesine tepki gösterdi.

Zaman kaybetmeden karara itiraz edileceğini aktaran Kara, tahliye kararını destekleyen heyet üyeleri hakkında da reddi hakim talebinde bulunacaklarını aktardı.

Kara, anne Mersinli'nin ihmaller zincirine sebep olduğunu iddia ederek, mahkeme kararını "hukuk skandalı" olarak nitelendirdi.

Saldırıda hayatını kaybeden Adnan Göktürk Yeşil'in babası Abdullah Cevdet Yeşil de bir daha Türkiye'de böyle bir acının yaşanmaması için mücadele verdiklerini belirterek, gelinen noktada hukukun sarsıldığını savundu.

10-11 yaşındaki çocuklarını toprağa veren aileler olarak konuya el atılmasını isteyen Yeşil, tek isteklerinin hak ve hukukun yerini bulması olduğunu kaydetti.

Bayram Nabi Şişik'in annesi Mine Şişik de yaklaşık 15 saattir davanın sürdüğünü, bu süre zarfında da tüm tanıkların annenin ihmallerini anlattığını dile getirerek, "Bu kadar ihmali olan kadın, 'Benim iki kızım var, onlar evde yalnızlar' sözüyle mi serbest bırakıldı. Evladının birini terörist yetiştirmiş, biz evlatlarımızı toprağa verdik. Cani yetiştirmiş biri, dışarıdaki kızlarına mı destek olacak." diye karara tepki gösterdi.

İddianameden

Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 43 sayfalık iddianamede, tutuklu sanık Uğur Mersinli'nin 10 kişiye yönelik "olası kastla öldürme", 15 kişiye yönelik farklı niteliklerde "olası kastla yaralama" ile "6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet" suçlarından, tutuklu sanık Peyman Pınar Mersinli'nin ise "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan cezalandırılması isteniyor.

Kahramanmaraş'taki Ayser Çalık Ortaokulunda 15 Nisan'da öğrenci İsa Aras Mersinli tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırıda öğretmen Ayla Kara ve 9 öğrenci hayatını kaybetmiş, 15 öğrenci yaralanmıştı. 

Bolu Belediyesinde "araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük" iddiasına ilişkin 7 zanlı tutuklandı

Bolu Belediyesinde araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, görevinden uzaklaştırılan ve başka bir suçtan tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında olduğu 7 şüpheli tutuklandı

05.09.2026 03:00:00
AA
 
Bolu Belediyesinde "araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük" iddiasına ilişkin 7 zanlı tutuklandı
Bolu Belediyesinde "araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük" iddiasına ilişkin 7 zanlı tutuklandı

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 21 şüpheliden 7'si daha İl Jandarma Komutanlığındaki işlemlerin ardından adliyeye getirildi.

Dün savcılığa sevk edilen 8 zanlı ile bugün getirilen 7 şüphelinin işlemleri tamamlandı.

Görevden uzaklaştırılan ve başka bir suçtan tutuklu bulunan Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında bulunduğu 7 zanlı tutuklama, 8 zanlı ise adli kontrol talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi.

Şüphelilerden 8'i adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, Özcan, Belediye Başkan Yardımcısı Gülden Özaydın, Temizlik İşleri Müdür Vekili Basri Baytekin, Temizlik İşleri Müdürlüğü Muayene ve Kabul Komisyonu Başkanı B.T ile yüklenici firmanın sahibi ve 2 çalışanı tutuklandı.

Bu arada, firari 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği öğrenildi.

Süreç

Cumhuriyet Başsavcılığınca Bolu Belediyesinde araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, görevden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın başka bir suçtan tutuklu olması nedeniyle, Başkan Yardımcısı Gülden Özaydın, Temizlik İşleri Müdür Vekili Basri Baytekin, gerçekleştirme görevlisi S.E, Temizlik İşleri Müdürlüğü Muayene ve Kabul Komisyonu Başkanı B.T, komisyon üyeleri M.E.G, T.Y, M.Y, İhale ve Satın Alma Birim Sorumlusu E.Ö, Mali Hizmetler Müdürlüğü personeli H.C, Temizlik İşleri Müdürlüğü personeli E.Ö.Ö, temizlik şirketlerinin yetkilileri Ç.A, S.K, F.Ş.E, S.K, H.B, F.D, İ.T, A.G, yüklenici firma yetkilileri F.G, A.Y, F.L. ve Y.E. olmak üzere 22 zanlı hakkında gözaltı kararı verilmişti.

Teknik incelemede, bazı çöp toplama araçlarının fiilen çalışmadığı günlerde çalışmış gibi gösterildiği, bu kayıtlar esas alınarak yüklenici firmaya ödeme yapıldığının belirlendiği aktarılan bilirkişi raporunda, Bolu Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğünce düzenlenen 19 ayrı hakediş kapsamında, MCY-Yeşilçam İş Ortaklığına fiyat farkı ve KDV dahil toplam 34 milyon 288 bin 376 lira 61 kuruş fazla ve yersiz ödeme gerçekleştirildiği belirtilmişti.

Gözaltına alınan 21 şüpheliden 14'ü adliyeye sevk edilmişti. Adliyeye sevk edilenlerden 6'sı savcılık sorgularının ardından dün çıkarıldıkları nöbetçi mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. 

Oya Lale Arslan tutuklandı

Sosyal medya ve YouTube platformunda yaptığı yayın ve paylaşımlar nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "terör örgütü propagandası yapma" suçlarından gözaltına alınan Oya Lale Arslan, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı

05.09.2026 00:10:00
İhlas Haber Ajansı
 
Oya Lale Arslan tutuklandı
Oya Lale Arslan tutuklandı
Sosyal medya ve YouTube platformunda yaptığı yayın ve paylaşımlar nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "terör örgütü propagandası yapma" suçlarından gözaltına alınan Oya Lale Arslan, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Sosyal medya ve YouTube platformunda yaptığı yayın ve paylaşımlar nedeniyle Oya Lale Arslan hakkında TCK 217/A kapsamında 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' ve 'terör örgütü propagandası yapma' suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında, Cumhuriyet Başsavcılığımızın talimatı doğrultusunda şüpheli gözaltına alınmış, ikametinde yapılan aramada dijital materyallere el konulmuştur.

Mevcutlu olarak Başsavcılığımızda hazır edilen şüpheli Sulh Ceza Hakimliğine sevkedilmiş olup, hakkında tutuklama kararı verilmiştir. Soruşturma işlemleri titizlikle devam etmektedir" ifadelerine yer verildi.

Oya Lale Arslan'ın savcılık ifadesi 

Sosyal medya ve YouTube platformunda yaptığı yayın ve paylaşımlar nedeniyle hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "terör örgütü propagandası yapma" suçlarından soruşturma yürütülen gazeteci Oya Lale Arslan'ın savcılık ifadesi ortaya çıktı.

Sosyal medya ve YouTube platformunda yaptığı yayın ve paylaşımlar nedeniyle gazeteci Oya Lale Arslan, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "terör örgütü propagandası yapma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındı.

Arslan savcılık ifaresinde, "Ben daha öncesinde gazetecilik yapmaktaydım. Ancak şu anda basın kartım bulunmamaktadır. Gazetecilik ve yayıncılık faaliyetlerime Youtube üzerinden devam etmekteyim. Lale Özan Arslan isimli Youtube ve X hesapları bana aittir. Bu hesapların içeriklerini kendim hazırlıyorum ve yayınlıyorum. Yayın başlıklarını da kendim hazırlıyorum. Yayın esnasında konukların ileri sürdüğü iddialar spontane gerçekleşiyor. Biz sadece konu başlıklarını daha önceden belirliyoruz. Konularla ilgili herhangi bir yerden bilgi temin etmiyoruz" dedi.

Yayınların kamu düzeni, iç dış güvenlik konusunda tehlike oluşturmayacağını düşündüğü yayınları paylaştıklarını ifade eden Arslan, "Genellikle gündemde olan konuları yorumluyoruz. Bu yorumların çoğu da konuklar tarafından gerçekleştirilmekte ben ise moderatörlük yapmaktayım. 'iktidarın seçim için kaos planı' adlı 3 Nisan 2023 tarihinde yayınlanan yayınla ilgili olarak kastetmiş olduğumuz oyların durumları ile ilgili vatandaşlardan gelen endişeleri paylaşmaktır.

Bilgi kaynakları da vatandaşlardan gelen şikayetlerden oluşmaktadır. Kaos planı iddiasını kesinlikle kabul etmiyorum kastettiğimiz bu değildir. '15 Temmuz sonrası soyadı değiştirilen bürokratlar gizleniyor mu' başlıklı yayını aradan uzun zaman geçmesi sebebi ile şu an hatırlayamamaktayım. 'Büyük tehlike! cemaat tarikat TSK çocukları' başlıklı yayından kastetmiş olduğum çocukların istismarıdır, TSK dan kastım ise FETÖ gibi yapıların askeriye içerisinde yapılandığına ilişkin duyumlardır, Ancak buna ilişkin herhangi bir bilgi sahibi değilim. Bu iddiamı destekleyen somut bilgi ve belgem bulunmamaktadır" ifadelerine yer verdi.

"Zaman gazetesinin neden evimde olduğunu dair bilgim bulunmamaktadır"

FETÖ/PDY'yi bir terör örgütü olarak bildiğini aktaran Arslan, "Eylemlerini asla kabul etmiyorum. Herhangi bir yayınında FETÖ/PDY mensuplarını mağdur olarak nitelendirmedim. Yayınlarımda devlet kurumları ve kamu görevlileri hakkında 'Operasyon, kumpas, kaos, gizli plan' gibi ibareler kullanmamın nedeni daha çok dikkat çekecek yayınlar olmasını istememden kaynaklanmaktadır. Evimden ele geçirilen Zaman gazetesinin neden evimde olduğunu dair bilgim bulunmamaktadır" dedi.
Herhangi bir suç işleme kastı bulunmadığını ifade eden Arslan, suçlamaları kabul etmedi.

BTP lideri Hüseyin Baş’tan Sivas Kongresi mesajı: "Tam bağımsızlık iradesinin en güçlü temeli"

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Sivas Kongresi'nin 107. yıldönümü dolayısıyla sosyal medya hesabından anlamlı bir paylaşımda bulundu. Baş, mesajında Millî Mücadele'nin kırılma noktalarından biri olan kongrede alınan kararların, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesindeki yerine dikkat çekti

04.09.2026 14:27:00 / Güncelleme: 04.09.2026 14:31:31
Haber Merkezi
 
BTP lideri Hüseyin Baş’tan Sivas Kongresi mesajı: "Tam bağımsızlık iradesinin en güçlü temeli"
BTP lideri Hüseyin Baş’tan Sivas Kongresi mesajı: "Tam bağımsızlık iradesinin en güçlü temeli"
"Manda ve himaye kabul edilemez"

Sivas Kongresi'nde tarihe geçen ilkeleri hatırlatan BTP lideri, "Manda ve himaye kabul edilemez" ve "Millî sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz" kararlarının altını çizdi.

Hüseyin Baş, 4 Eylül 1919'da ilan edilen bu duruşun, Türk milletinin hiçbir koşulda vesayeti kabul etmeyeceğinin ve tam bağımsızlık iradesinin en güçlü temellerinden birini oluşturduğunun vurgusunu yaptı.

Millî Mücadele kahramanlarına minnet

Mesajının son bölümünde Sivas Kongresi'nin tarihsel mirasına sahip çıkan Baş, "Sivas Kongresi'nin yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele'nin tüm kahramanlarını saygı, rahmet ve minnetle anıyorum" ifadelerini kullanarak kurtuluş mücadelesinin kahramanlarını andı.

BTP lideri Hüseyin Baş'ın mesajı şöyle:

"Manda ve himaye kabul edilemez."

"Millî sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz."

4 Eylül 1919'da toplanan Sivas Kongresi'nde alınan bu tarihî kararlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin tam bağımsızlık iradesinin en güçlü temellerinden birini oluşturmuştur.

Sivas Kongresi'nin 107. yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele'nin tüm kahramanlarını saygı, rahmet ve minnetle anıyorum."

Mersin'de iki ayrı iş kazası: 1 ölü, 2 yaralı

Mersin'in Tarsus ilçesinde 2 ayrı inşaatta yaşanan kazalarda 1 kişi hayatını kaybetti, 2 kişi de yaralandı

04.09.2026 12:15:00 / Güncelleme: 04.09.2026 12:17:48
İHA
 
Mersin'de iki ayrı iş kazası: 1 ölü, 2 yaralı
Mersin'de iki ayrı iş kazası: 1 ölü, 2 yaralı
Alınan bilgiye göre, ilçeye bağlı Atatürk Mahallesi Atatürk Caddesi üzerindeki inşaatta çalışan T.B. (48) ile M.B. (38) iskeleden düştü. Mesai arkadaşlarının ihbarıyla olay yerine sevk edilen ambulanslarla 2 işçi ilçe devlet hastanesine kaldırıldı.

Kırklarsırtı Mahallesi 2673 Sokak'ta yaşanan kazada da iddiaya göre, inşaatta çalışan Abdülkadir Polat (43), dengesini kaybederek aşağı düştü.



Haber verilmesi üzerine olay yerine sevk edilen ambulansla hastaneye kaldırılan Polat, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Her iki olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü bildirildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.