logo
09 HAZİRAN 2026

2 kişi donarak can verdi

Havaların soğuması üzerine dün 2 kişi donarak yaşamını yitirdi

02.01.2020 23:21:00
2 kişi donarak can verdi
2 kişi donarak can verdi

Fatih'te kimliği öğrenilemeyen bir kişi kaldırımda donarak öldü. Merdivenlerde battaniyeye sarılı şekilde hayatını kaybeden kişinin cenazesi yapılan incelemelerin ardından Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Fatih Emin Sinan Mahallesi Yeniçeriler Caddesi üzerinde merdivenlerde hareketsiz bir şekilde yatan kişiyi gören vatandaşlar durumu hemen polis ve sağlık ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri merdivende hareketsiz halde duran kişiye yaptığı ilk incelemede kişinin donarak hayatını kaybettiğini tespit etti. Olay yeri inceleme ekipleri cesedin üzerinde incelemelerde bulundu. Üzerinden kimlik çıkmayan ve isminin İbrahim olduğu öğrenilen kişinin cesedi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için savcının talimatıyla Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

Benzer bir olay da Bolu'da yaşandı. 58 yaşındaki Seydullah Şahin isimli yaşlı vatandaş, kent merkezinde bulunan bir parkta ölü halde bulundu. Yaşlı adamın, alkol aldıktan sonra soğuktan donarak öldüğü tahmin ediliyor. Olay, Aşağısoku mahallesinde bulunan Atatürk Orman Parkı'nda meydana geldi. Okula gitmek için parkın içinden geçen lise öğrencisi, ağacın altında hareketsiz halde yatan yaşlı bir vatandaşın olduğunu fark etti. Bir süre yerde yatan adamı gözleyen lise öğrencisi, şahsın hareket etmemesi üzerine durumu polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Konunun haber verilmesi üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerinin yaptıkları incelemede 2 çocuk babası 58 yaşındaki Seydullah Şahin'in hayatını kaybettiği belirlendi. Polis ekiplerinin olay yerinde yaptıkları incelemede ise, cesedin yanında alkol şişesi olduğunu tespit etti. İlk belirlemelere göre, gece parkta alkol aldıktan sonra sızdığı ve donarak öldüğü tahmin edilen yaşlı adamın cesedi, Cumhuriyet Savcı'sının incelemesinin ardından kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için adli tıp kurumuna gönderildi.

EYÜP KABİL

Gençler bataklığa sürükleniyor


 
İkinci Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Kültegin Ögel, gençler arasında sanal bahis ve kumarın alarm verici boyutlara ulaştığını söyledi.
 

09.06.2026 00:10:00 / Güncelleme: 09.06.2026 00:14:29
MURAT ÇORBACI
Gençler bataklığa sürükleniyor
Gençler bataklığa sürükleniyor

Akıllı telefonlar ve dijital platformlar üzerinden birkaç saniyede ulaşılabilen sanal bahis ve kumar uygulamaları, gençler arasında giderek büyüyen bir bağımlılık sorununa dönüşüyor. Uzmanlar, özellikle ekonomik kaygılar ve kısa yoldan kazanç elde etme isteğinin gençleri bu platformlara yönelttiğini belirtirken, başlangıçta sunulan küçük kazançların bağımlılık döngüsünü tetiklediğine dikkat çekiyor.







Salgına dönüştü

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi, Bağımlılık Akademisi ve İstanbul Kent Üniversitesi iş birliği ile Kent Üniversitesi Taksim Kampüsü'nde düzenlenen 2. Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu'nda konuşan Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Kültegin Ögel, sanal kumarın Türkiye'de en hızlı yayılan bağımlılık türlerinden biri haline geldiğini söyledi. Kumarın artık yalnızca fiziksel mekânlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Ögel, cep telefonları aracılığıyla günün her saatinde erişilebilen dijital platformların riski katladığını ifade etti.







Para kazanmak mümkün değil

"Sanal kumar yeni neslin karşı karşıya olduğu en önemli bağımlılık alanlarından biri haline geldi" diyen Prof. Dr Ögel, özellikle gençlerin hızlı para kazanma arzusu nedeniyle bu sistemlerin hedef kitlesi haline geldiğini belirtti. Ancak sanal kumarın vaat ettiği kazancın büyük ölçüde bir yanılsama olduğunu vurgulayan Ögel, "Bu yolla düzenli para kazanmak mümkün değil. Buna rağmen gençler bir kez başladığında kendilerini durdurmakta ciddi güçlük yaşıyor" dedi.







Önce kazandırıyorlar!

Uzmanlara göre sanal bahis sitelerinin en tehlikeli yönlerinden biri ise kullanıcıyı sisteme bağlamak için kullandıkları yöntemler. Renkli tasarımlar, anlık bildirimler ve hızlı geri dönüş mekanizmalarıyla dikkat çeken platformların özellikle ilk aşamada kazandırarak güven oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Ögel, "Bir kez kazanan kişi kaybetmeye başladığında da oyunda kalmayı sürdürüyor. Çünkü kayıplarını geri kazanabileceğine inanıyor. Asıl tuzak da burada başlıyor" ifadelerini kullandı.







'Gençlerin kumar borcunu asla ödemeyin'

Klinik Psikolog Yusuf Babacan da bağımlılığın bir beyin hastalığı olduğunu belirterek, "Bağımlılık beynin bazı bölgelerinin işlevselliğini kaybetmesi anlamına geliyor. Beyin ödül merkezi ve kontrol merkezinden oluşur. Kontrol merkezindeki bozulma bağımlılığın gelişmesine neden oluyor. Kontrol merkezi devre dışı kaldığı için kişi kendisini frenleyemiyor. Beynin içsel frenleme sistemi devre dışı kalıyor" diye konuştu. Babacan, online bahis sisteminin ve kumarın gençleri hedef aldığına işaret etti. Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Zengin olma fantezisi onları dipsiz bir kuyuya çekerek, ailelerinin de iflasına sebep oluyor. Çünkü gençler kumar borçlarını ailelerine ödetmeye çalışıyor. 'Bağımlı olduğum için değil, borcumdan dolayı kumar oynadım, borcum olmazsa oynamayacağım' diyerek ailelerini borçlarını ödemeye ikna ediyorlar. Aile de borcu üstleniyor, oysa bu gençlerde bağımlılığın devam etmesine neden oluyor. Çünkü borç kapandığında çok hızlı bir şekilde ve bu defa daha yüklü oranda oynamaya devam ediyorlar. Bu nedenle biz ailelere diyoruz ki, 'Siz borcu ödemeyin. Gelin yapılandıralım.' Çünkü uluslararası araştırmalar gösteriyor ki, gençler uzun vadede kendi borçlarını ödediklerinde, bağımlılıklarının negatif sonuçlarıyla yüzleşiyorlar ve bu durum kumar oynama davranışını durdurmada daha etkili oluyor."

'Türkiye bir hukuk devletidir' iddiası lafta kaldı

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, 2012'den bu yana AYM'ye 739 bin 417 başvuru yapıldığını, yaklaşık 87 bin ihlal kararı verildiğini belirterek, "Anayasa yargısının nihai amacı ihlalleri tespit etmek değil, tekrarını önleyecek bir hukuk kültürü oluşturmaktır" dedi

08.06.2026 20:43:00
İhlas Haber Ajansı
'Türkiye bir hukuk devletidir' iddiası lafta kaldı
'Türkiye bir hukuk devletidir' iddiası lafta kaldı
Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, 2012'den bu yana AYM'ye 739 bin 417 başvuru yapıldığını, yaklaşık 87 bin ihlal kararı verildiğini belirterek, "Anayasa yargısının nihai amacı ihlalleri tespit etmek değil, tekrarını önleyecek bir hukuk kültürü oluşturmaktır" dedi. Ayrıca Özkaya, Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası'nın yeni halinin kullanıma açıldığını söyledi.

'Anayasa Mahkemesinin Temel Haklar Alanındaki Kararlarının Etkili Şekilde Uygulanmasının Desteklenmesi Avrupa Birliği Avrupa Konseyi Ortak Projesi' kapsamında kapanış töreni ve Adana Bölge Toplantısı kentteki bir otelde düzenlendi.

"Anayasa yargısının nihai amacı anayasal bir bilinç ve uygulama kültürü oluşturmaktır"



Açılışta konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, hukuk devletinin gerçek gücünün, normların etkili şekilde uygulanmasından kaynaklandığına değinerek, "Bilindiği üzere hukuk devletinin gerçek gücü, yalnızca normların varlığından değil bu normların etkili şekilde uygulanmasından kaynaklanmaktadır. Aynı şekilde anayasal güvencelerin gerçek anlamı da yalnızca mahkeme kararlarında değil o kararların toplumsal hayata, yargısal uygulamalara ve kamu otoritesinin işleyişine yansımasında ortaya çıkmaktadır. Esasen anayasa yargısının nihai amacı yalnızca ihlal tespiti yapmak değildir. Daha önemlisi, ihlallerin tekrarını önleyecek anayasal bir bilinç ve uygulama kültürü oluşturmaktır" ifadelerini kullandı.

"14 yılda 739 bin 417 başvuru"



Bireysel başvurunun Türk hukuk sistemi için önemli reformlardan olduğuna vurgu yapan Özkaya, "Bireysel başvuru mekanizması, hiç kuşkusuz Türk hukuk tarihinin en önemli reformlarından biridir. Bireysel başvuru sisteminin bugün ulaştığı nokta, yürüttüğümüz çalışmaların ve kurumsal iş birliğinin ne denli önemli sonuçlar doğurduğunu açıkça göstermektedir. Güncel veriler incelendiğinde, bireysel başvurunun kabul edilmeye başlandığı 23 Eylül 2012 tarihinden bu yana Anayasa Mahkemesi'ne toplam 739 bin 417 başvuru yapıldığı görülmektedir. Bu başvuruların 637 bin 274'ü sonuçlandırılmış, böylece başvuruların yaklaşık yüzde 86'sı karara bağlanmıştır. Derdest bulunan başvuru sayısı ise 102 bin 143'tür. Bu rakamlar, bir yandan vatandaşlarımızın Anayasa Mahkemesine ve bireysel başvuru mekanizmasına duyduğu güveni ortaya koyarken diğer yandan mahkememizin karşı karşıya bulunduğu iş yükünün büyüklüğünü de göstermektedir" dedi.

"87 bin ihlal kararı verilmiştir"



Anayasa Mahkemesi tarafından bugüne kadar 87 bin ihlal kararı verildiğini de anlatan Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, daha sonra şunları söyledi:

"Anayasa Mahkemesi tarafından bugüne kadar makul sürede yargılanma hakkı dahil yaklaşık 87 bin ihlal kararı verilmiş olması, bireysel başvurunun hak eksenli hukuk kültürünün gelişmesinde ne kadar önemli bir işlev gördüğünü ortaya koymaktadır. Bireysel başvurunun temel amacı, bireyin temel hak ve özgürlüklerinin ulusal düzeyde daha güçlü şekilde korunmasını sağlamaktır. Bunun yanında bireysel başvuru, insan haklarına ilişkin uyuşmazlıkların uluslararası mercilere taşınmadan önce ulusal hukuk sistemi içinde çözülebilmesine imkan tanıyan etkili bir iç hukuk yolu niteliği taşımaktadır. Nitekim bireysel başvurunun uygulanmaya başlamasıyla birlikte temel hak ve özgürlüklere ilişkin birçok uyuşmazlık ulusal hukuk sistemimiz içerisinde çözüme kavuşturulabilmiş, böylece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurularda azalma yaşanmış ve insan haklarının korunmasında iç hukuk mekanizmalarının etkinliği önemli ölçüde güçlenmiştir."

"İlk derece mahkemelerinin verdiği kararlar önemli"

İlk derece mahkemelerinin verdiği kararın önemine atıfta bulunan AYM Başkanı Özkaya, "Bireysel başvurunun başarısı sadece Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararlarla ölçülemez. Asıl önemli olan, bu kararların ilk derece mahkemelerine, bölge adliye mahkemelerine, bölge idare mahkemelerine, idari uygulamalara ve toplumsal hayata etkili şekilde yansımasıdır. Özellikle ilk derece mahkemeleri tarafından Anayasa Mahkemesi kararlarının daha etkin uygulanmasına yönelik hazırlanan yol haritası, kararların hayata geçirilmesinde karşılaşılan sorun alanlarını tespit etmiş ve uygulama süreçlerinin güçlendirilmesine yönelik son derece değerli öneriler sunmuştur" diye konuştu.

"Bireysel başvuru sayısı çok fazla"

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Başkanı Adem Albayrak ise Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuru fazlalığına değinerek, " Bireysel başvuru ülkemizde temel hak ve özgürlüklerin daha iyi korunması ve standartlarının yükseltilmesi amacıyla getirilmiş çağdaş ve önemli bir kazanımdır. Türk Anayasa Mahkemesinin önüne gelen bireysel başvuru sayısının fazla olmasıdır. Bu fazlalık hem işin önemini, hem yürütülüşünü, hem de sıkıntıları birlikte getiriyor. Bu fazlalık öyle bir fazlalık ki, iyi uygulayan Avrupa ülkelerindeki rakamlara baktığımızda 10-12 kat daha fazla. 47 ülkeden başvuru alan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bile üstünde Türk Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru geliyor. Bu sayının çokluğu konusunda hiçbir şüphemiz yok. Bu artan iş yüküyle Anayasa Mahkemesinin başa çıkmak için mümkün olduğunca ve en kısa sürede bu başvuruları sonuçlandırmak için yoğun ve fark edilebilir bir çalışma içerisinde olduğunu görüyoruz" diye konuştu.

"Adalet, mülkün temelidir"

Adana Valisi Mustafa Yavuz ise Adana'nın program için öneminden bahsederek, "Adana, tarih boyunca milletlerin hafızasında iz bırakan şehirlerden bir tanesidir. Toroslara vakıf duruşunu ufkunda taşıyan Adana'mız tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Bu kadim şehir, geçmişten bu güne dayanışmanın önemli şehirlerinden bir tanesi olmuştur. Bu topraklar asırlar boyunca devlet geleneğinin ve milletimizin hakkaniyet duygusunu aynı zeminde buluşturmuştur. Adalet, mülkün temelidir. Bu tür programlar vatandaşlarımızın adalete olan güveninin pekişmesine katkı sağlayacağına inanıyorum" dedi.

Ayrıca toplantıda Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı William Massolin, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Yönetişim Bölüm Başkanı Jean Barbe, Adana Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Bestami Tezcan, Adana Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Mehmet Yüksek, Adana Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Ferhat Karakuş, Adana Cumhuriyet Başsavcısı Altuğ Kürşat Şahin, Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Metin Yıldırım, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı Vasip Şahin, Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanvekili Fuzuli Aydoğdu'da birer konuşma yaptı.

Açılış konuşmalarının ardından 'Bireysel Başvuru İhlal Kararlarının Objektif ve Subjektif Etkisi' konulu oturum gerçekleştirildi.
Programa hakim ve savcılar katıldı.

İBB Davası'nın 46. duruşması başladı

İBB Davası'na ilişkin 68'i tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 46. duruşmasında tutuklu sanık reklamcı Serkan Öztürk'ün savunması alınıyor

 

08.06.2026 11:30:00
Anadolu Ajansı
İBB Davası'nın 46. duruşması başladı
İBB Davası'nın 46. duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ile eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da geldiği duruşmada, CHP'li bazı milletvekilleri ile tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklu sanık reklamcı Serkan Öztürk'ün savunmasının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianamede bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 42 sanığın tahliyesiyle davada 68 tutuklu sanık bulunuyor.

CHP Karabük İl Başkan Yardımcısı Erten, Filyos Çayı'nda akıntıya kapıldı

Karabük'te Filyos Çayı'na düşerek akıntıya kapılan, Örgütlerden Sorumlu CHP Karabük İl Başkan Yardımcısı Mustafa Erten'i bulmak için arama çalışması başlatıldı

08.06.2026 03:51:00
İHA
CHP Karabük İl Başkan Yardımcısı Erten, Filyos Çayı'nda akıntıya kapıldı
CHP Karabük İl Başkan Yardımcısı Erten, Filyos Çayı'nda akıntıya kapıldı
Olay, Karabük-Zonguldak karayolunun Yesil köy mevkisinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Yenice ilçesinden Karabük istikametine seyir halinde olan ve içerisinde CHP Karabük İl Başkanlığı Örgütlerden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Mustafa Erten'in (72) de bulunduğu 78 ACD 559 plakalı otomobil, yolculuk sırasında tuvalet molası verdi.








Araçtan inen Erten, Filyos Çayı kenarında bulunduğu sırada dengesini kaybederek yaklaşık 10 metre yükseklikten yuvarlanarak suya düştü. Akıntıya kapılan Erten, kısa sürede gözden kayboldu.








Durumu fark eden beraberindekilerin 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yaptığı ihbar üzerine bölgeye sağlık, jandarma, AFAD, UMKE ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Ekipler, Filyos Çayı'nda akıntıya kapılan CHP Karabük İl Başkanlığı Örgütlerden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Mustafa Erten'i bulmak için bölgede arama ve kurtarma çalışmalarını sürdürüyor.
 







Olayın duyulması üzerine CHP Karabük İl Başkanı Vedat Yaşar, Merkez İlçe Başkanı Ali Yaşar ile partililer dolay yerine gelerek çalışmaları yakından takip etti.






















İstanbul'da kritik diplomasi trafiği: Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan bakanları buluşuyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın 10'uncusuna İstanbul'da ev sahipliği yapacak. Toplantıda bölgesel gelişmelerden enerji güvenliğine, ulaştırma projelerinden ekonomik iş birliğine kadar birçok başlık ele alınacak

07.06.2026 23:23:00
Haber Merkezi
İstanbul'da kritik diplomasi trafiği: Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan bakanları buluşuyor
İstanbul'da kritik diplomasi trafiği: Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan bakanları buluşuyor
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısı'nın 10'uncusuna 8 Haziran'da İstanbul'da ev sahipliği yapacak.

Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgilere göre toplantıya, Ceyhun Bayramov ile Maka Botchorishvili katılacak.

Toplantıda üç ülke arasındaki mevcut iş birliğinin değerlendirilmesi ve gelecek dönemde ortak çalışma alanlarının ele alınması planlanıyor. Görüşmelerde bölgesel gelişmeler, dış politika konuları, Güney Kafkasya'da iş birliği, ulaştırma ve bağlantısallık projeleri, bölgesel transit ağlarının güçlendirilmesi, enerji güvenliği, ticaret ve ekonomik iş birliğinin geliştirilmesi gibi başlıklar masaya yatırılacak.

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Hakan Fidan'ın toplantıda, jeopolitik belirsizliklerin, ekonomik kırılganlıkların ve güvenlik risklerinin arttığı mevcut uluslararası ortamda Güney Kafkasya'nın stratejik öneminin daha da yükseldiğine dikkat çekmesinin beklendiğini bildirdi.

Fidan'ın ayrıca Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının bölgesel istikrar ve refahın güçlendirilmesinde önemli bir rol oynadığını vurgulaması öngörülüyor. Türkiye'nin hem Azerbaycan hem de Gürcistan ile sürdürdüğü çok boyutlu ilişkilerin bölgesel istikrar ve ekonomik entegrasyona katkı sağladığının altını çizmesi bekleniyor.

Toplantıda ulaştırma ve bağlantısallık projelerinin de ön plana çıkması bekleniyor. Son yıllarda küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşüm, enerji arz güvenliği tartışmaları ve değişen jeoekonomik dengeler doğrultusunda Orta Koridor'un Avrupa ile Asya arasındaki bağlantı açısından önem kazandığına dikkat çekilmesi planlanıyor.

Bu kapsamda, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı başta olmak üzere Orta Koridor üzerindeki ulaştırma projelerinin geliştirilmesi, lojistik ağların güçlendirilmesi ve taşımacılık kapasitesinin artırılması konularının ortak öncelikler arasında yer aldığı vurgulanacak.

Enerji alanında ise bugüne kadar hayata geçirilen stratejik projelerin yalnızca üç ülkenin değil, daha geniş bir coğrafyanın enerji güvenliğine katkı sunduğuna işaret edilmesi bekleniyor. Mevcut enerji projeleri ile sürdürülebilir bağlantısallık alanlarında iş birliğinin artırılması ve taraflar arasındaki eşgüdümün güçlendirilmesi de toplantının önemli gündem maddeleri arasında bulunuyor.

Görüşmelerde ayrıca Güney Kafkasya'da kalıcı barış, istikrar ve normalleşmenin sağlanmasının bölgesel refah açısından taşıdığı stratejik önemin vurgulanması öngörülüyor.

Bakan Fidan'ın toplantıda, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın Güney Kafkasya, Karadeniz ve çevre bölgeler üzerindeki etkilerine de değinmesi bekleniyor. Fidan'ın, çatışmanın adil ve kalıcı bir barışla sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimlerin desteklenmesi gerektiği mesajını vermesi planlanıyor.

Bolulu genç aşçılar Türkiye birincisi oldu

Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) düzenlenen, "Türk Dünyası Mutfağı MEB 2. Uluslararası Gastronomi ve Aşçılık Yarışması"nın ulusal finalinde Bolu'yu temsil eden lise öğrencileri Türkiye birincisi oldu.

07.06.2026 23:05:00
İhlas Haber Ajansı
Bolulu genç aşçılar Türkiye birincisi oldu
Bolulu genç aşçılar Türkiye birincisi oldu
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) düzenlenen, "Türk Dünyası Mutfağı MEB 2. Uluslararası Gastronomi ve Aşçılık Yarışması"nın ulusal finalinde Bolu'yu temsil eden lise öğrencileri Türkiye birincisi oldu.
Gastronomi şehri Bolu'nun köklü mutfak kültürü, ulusal arenada bir kez daha zirveye taşındı. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen, "Türk Dünyası Mutfağı MEB 2. Uluslararası Gastronomi ve Aşçılık Yarışması"nın ulusal finalinde Bolu'yu İzzet Baysal Abant Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (MTAL) öğrencileri temsil etti. Yarışmada hünerlerini sergileyen genç aşçılar, hazırladıkları yöresel menüyle jüriden tam not aldı. Öğrencilerin özenle hazırladığı "Seben Asma Yaprağı Kapaması", "Bolu Sarı Patatesli Anne Köftesi" ve "Çıtırlı Bal Kabağı" menüsü büyük beğeni toplayarak Bolu'ya Türkiye birinciliğini getirdi.

Kupayı bakan Tekin verdi
Bolu'nun eşsiz lezzetlerini başarıyla tanıtarak şampiyonluğa uzanan öğrenciler ve danışman öğretmenlerine birincilik kupası, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından takdim edildi.İHA

Jandarmadan köy okullarına 5 bin kitaplık destek

Tunceli İl Jandarma Komutanlığı ile İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen "Munzur'dan Sayfalara Yolculuk Projesi" kapsamında köy okullarının kütüphaneleri yenilendi, 5 bin kitap öğrencilerle buluşturuldu

07.06.2026 21:03:00
İhlas Haber Ajansı
Jandarmadan köy okullarına 5 bin kitaplık destek
Jandarmadan köy okullarına 5 bin kitaplık destek
Tunceli İl Jandarma Komutanlığı ile İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen "Munzur'dan Sayfalara Yolculuk Projesi" kapsamında köy okullarının kütüphaneleri yenilendi, 5 bin kitap öğrencilerle buluşturuldu.
Tunceli'de çocukların eğitim hayatına katkı sunmak ve okuma alışkanlığını güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen "Munzur'dan Sayfalara Yolculuk Projesi", kent genelindeki köy okullarında önemli bir dönüşüme imza attı. Tunceli İl Jandarma Komutanlığı ile İl Millî Eğitim Müdürlüğünün ortak çalışmasıyla yürütülen proje kapsamında, jandarma personelinin gönüllü katkılarıyla temin edilen 5 bin kitap öğrencilerle buluşturulurken, birçok okulun kütüphanesi yenilenerek daha modern ve işlevsel hale getirildi. Eğitimde fırsat eşitliğine katkı sunmayı hedefleyen proje sayesinde çocukların bilgiye erişim imkânları artırılırken, kitaplarla kurdukları bağın güçlenmesi ve okuma kültürünün yaygınlaştırılması amaçlandı. Proje çerçevesinde ayrıca Mazgirt Akpazar İlkokulu'ndaki anasınıfı modernize edilerek minik öğrenciler için daha çağdaş bir eğitim ortamı oluşturuldu. Bunun yanı sıra, Tunceli İl Jandarma Komutanlığında görev yaparken şehit olan kahraman jandarmanın hatırasını yaşatmak amacıyla Tokat'taki Şehit J. Uzm. Onb. Doğan Kızılateş İlkokulu Kütüphanesine de 500 kitap bağışlandı.İHA

Otokoç Genel Müdürlüğü'ne silahlı saldırı

Otokoç Genel Müdürlüğü'ne silahlı saldırı düzenlendi. Olay yerinde bulunan delilleri inceleyen polis, şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.
 

07.06.2026 16:20:00
Haber Merkezi
Otokoç Genel Müdürlüğü'ne silahlı saldırı
Otokoç Genel Müdürlüğü'ne silahlı saldırı
Koç Holding'e bağlı Maltepe'deki Otokoç Genel Müdürlüğü'ne 08.30 sıralarında bir silahlı saldırı düzenlendiği bildirildi. Saldırıda yaralanan olmadı.

Sözcü'nün aktardığına göre, binaya iki kurşun isabet etti. Olay yerine maskeyle gelen saldırganlar, silahlarını ve kıyafetlerini yakınlarda bulunan bir AVM'nin bahçesine attıktan sonra taksiyle bölgeden uzaklaştı.

Saldırganların yakalanması için çalışma başlatan polis ekipleri, güvenlik kameraları ve delilleri incelemeye aldı. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı ise soruşturma başlattı.

Anlattığı bir fıkra sebebiyle Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç, eleştirilerin odağı olmuş ve bu sebeple hakkında soruşturma başlatılmıştı. Olayın, Koç'un söz konusu fıkrayı anlatmasıyla bağı olup olmadığına dair bir açıklama yapılmadı.

Reyhanlı saldırısı davasında karar: 3 sanığa 53'er defa ağırlaştırılmış müebbet

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013 tarihinde 53 kişinin hayatını kaybettiği bombalı saldırılara ilişkin karar davasında; mahkeme 3 sanığı 53'er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 3 bin 921 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Gerçekleştirilen terör saldırısında evladını ve kardeşini Hatice Kübra Erboz, suçluların cezalarının alması kendilerinin yüreklerine su serptiğini belirterek, "Suçluların da kendi çocukları öldüğü gibi onlar da idam olsa da onların öldüğünü görseydik ama onların ömür boyu hapiste olması bizi sevindirmeye yetti" dedi

06.06.2026 11:28:00
İHA
Reyhanlı saldırısı davasında karar: 3 sanığa 53'er defa ağırlaştırılmış müebbet
Reyhanlı saldırısı davasında karar: 3 sanığa 53'er defa ağırlaştırılmış müebbet
Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013 tarihinde gerçekleştirilen terör saldırılarında 53 vatandaş hayatını kaybederken birçok vatandaş yaralandı. Reyhanlı ilçesinde gerçekleştirilen bombalı saldırılara ilişkin, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Memet Gezer, Temir Dükancı, Cengiz Sertel ve Mohammad Dib Korali cezaevlerinden SEGBİS aracılığıyla katıldı. Esasa ilişkin son savunmalarında sanıklar, saldırıyla bağlantılarının bulunmadığını ileri sürdü. Beyanların ardından hükmünü açıklayan mahkeme, sanıklar Memet Gezer, Temir Dükancı ve Cengiz Sertel'i "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak" suçundan bir kez, 5'i çocuk 52 kişinin öldürülmesi suçundan ise 52 kez olmak üzere toplam 53 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum etti.






Mahkeme ayrıca, sanıklara 28'i çocuk 130 kişiyi "öldürmeye teşebbüs" suçundan 2 bin 600 yıl, terör örgütü faaliyeti kapsamında "izinsiz patlayıcı bulundurmak" suçundan 13 yıl 4 ay, mağdurlara yönelik "duyu organları zarar görecek şekilde yaralama" suçundan 13 yıl 6 ay, bir kadının çocuk düşürmesine yol açacak şekilde yaralanması suçundan 20 yıl 3 ay, 3 kişiye yönelik "basit yaralama" suçundan 20 yıl 3 ay, 134 mağdura yönelik "mala zarar verme" suçundan bin 206 yıl, Reyhanlı'daki Emniyet Müdürlüğü, belediye, PTT ve notere verilen zarar dolayısıyla da "kamu malına zarar vermek" suçundan 48 yıl olmak üzere toplam 3 bin 921 yıl hapis cezası verildi. Heyet, sanık Mohammad Dib Korali ile firari sanıklar Omar Alkhatıp ve Mihraç Ural hakkındaki dosyaların ayrılmasına karar verirken, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmetti.








Reyhanlı ilçesinde bombalı saldırıda hayatını kaybeden 2 yaşındaki Fatmanur Erboz ve teyzesi Nadire Kuvvet'in ailesi 13 yıldır buruk acıyla yaşıyor. Evladını ve kardeşini bombalı saldırıda kaybeden Hatice Kübra Erboz, suçluların cezalarının alması kendilerinin yüreklerine su serptiğini belirterek, "Suçluların da kendi çocukları öldüğü gibi onlar da idam olsa da onların öldüğünü görseydik ama onların ömür boyu hapiste olması bizi sevindirmeye yetti" dedi.








"Suçluların da kendi çocukları öldüğü gibi onlar da idam olsa da onların öldüğünü görseydik ama onların ömür boyu hapiste olması bizi sevindirmeye yetti"

Kızının ve kardeşinin katillerinin ceza alması yüreklerine su serptiğini belirten Hatice Kübra Erboz, "Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs patlamasında ablam Nadire Kuvvet ve kızım Fatma Nurel'i kaybettim. Suçluların ceza almasını duyduğumda çok sevindim. Sevinçten hatta ki ağladım, adalet yerini buldukça yüreğimize bir damla su serpiliyor. Tabii ki ölenler geri gelmiyor ama gene de bu sevinç bizi ağlatmaya, bizi sevindirmeye ve yüreğimi de su serpmeye yetiyor. Ülkemizde idam cezası olmadığı için bu ceza adaletimize göre yeterli oldu. Biz de kabul etmek zorundayız. Keşke onlar da bizim çocuklarımızın öldüğü gibi onlar da idam olsa onlar da ölse, onların öldüğünü görsek, acı çektiğini görsek ama maalesef adalet sistemiz de böyle bir şey olmadığı için; onların ömür boyu hapiste olması, demir parmaklıklar haricinde olması, hücrede olması bizi sevindirmeye yetti. Türk adaletine güveniyoruz. 13 yıl boyunca Ankara'ya gidip geldik. Mahkemeye takip ettim. Kendim katıldım. Mahkeme sürecini yakından takip ettim. Bu yüzden 53 defa müebbet almaları sevindirdi. Umarım ki en kısa zamanda dışarıda olan sanık Miraç Ural'da yakalanır ve gerekli cezayı alırlar. Bence aydınlatıldığını düşünüyorum. Çünkü MİT'imiz, askerimiz, polisimiz 13 yıldır didik didik aradılar. Suçluları ne yapmak istediklerini, çözdüklerini düşünüyorum. Türk adaletine güveniyoruz. Zaten bu bizi bir nebze rahatlatmıştı. Eninde sonunda adaletin yerini bulacağına inanıyordum, çok şükür yerini buldu ve çok sevinçliyiz. Ben ve bütün şehit aileleri devletimize teşekkür ederiz. Ülkemizi bölmek isteyenler şehrimizi karıştırmak isteyenlere fırsat vermedik. Hiçbir zaman vermeyiz. İnşallah ülkemizde bir daha böyle sorunlar yaşanmaz. Hiçbir anne evladıyla, hiçbir eş eşiyle, hiçbir çocuk anne babasıyla sınanmaz diyorum. Bu son olur. Ben ablam ve çocuğumu kaybettim. İki acı birden yaşadım. Rabb'im hiç kimseye böyle acı yaşatmasın" ifadelerini kullandı.






ATM'de unutulan kart işlemlerinden kullanıcı sorumlu

Avukat Kübra Pekel, ATM'de unutulan banka kartlarından yapılacak olan işlemlerden kart sahibinin sorumlu tutulacağını söyleyerek, "Kartın olmadığını fark ettiğimizde vakit kaybetmeden bankaya bildirmeliyiz" dedi

06.06.2026 11:00:00 / Güncelleme: 06.06.2026 11:04:51
İHA
ATM'de unutulan kart işlemlerinden kullanıcı sorumlu
ATM'de unutulan kart işlemlerinden kullanıcı sorumlu
Hukuki olarak kartın kaybolduğu fark edildiği anda bankaya bildirim yapılması gerektiğini söyleyen Kübra Pekel, "ATM'de kart unutmak hepimizin başına gelebilecek çok insani bir durum. Burada genel olarak hani en fazla kartım yutulur yenisini çıkartırım şeklinde düşünüyoruz çoğumuz fakat madalyonun arka tarafı bu kadar da masum değil. Şimdi hukuksal olarak çok net bir gerçekliğin altını çizmek durumundayım. ATM'de unuttuğunuz kartı bankaya anda bildirmezseniz o andan itibaren yapılan işlemlerin çoğunluğundan veyahut da kötü niyetli harcamaların çoğunluğundan siz sorumlu tutulursunuz. Peki hukuk bu konuda ne diyor' 5464 sayılı banka kartları ve kredi kartları kanunu şu şekilde söylüyor, kartın kaybolması veya çalınması halinde durumu derhal bankaya bildirme yükümlülüğümüz bulunmaktadır. Eğer bu bildirimi yapmazsanız kartı bulan kötü niyetli kişilerin yapmış olduğu harcamalardan ağır kusurunuz olduğu gerekçesiyle sorumlu tutulursunuz. Yargıtay'ın yerleşik kararları da bu yöndedir. Hukuken bildirimde bulunmadığımız her dakika sizin aleyhinize işlemektedir. Burada en önemli nokta bildirim süreniz. Sizin bu noktada yani yapılan harcamayı ilk fark ettiğiniz anda veyahut da kaybolduğunu fark ettiğiniz ilk anda anında bildirimde bulunmanız gerekiyor. Hukuk bunu 24 saat ile sınırlamış olabilir ama bu somut olaya göre değişmekte oluyor" dedi.



"Hızlı bildirim fazla kayıp olmasını engeller"

Pekel, hızlı yapılacak bildirimlerin daha fazla maddi kayıp olmasını engelleyeceğini söyleyerek, "Sizin bu durumu ilk fark ettiğiniz anda anında bankaya ihbarda bulunmanız gerekiyor. Vatandaşlarımızın ATM işlemleri sonrasında kartlarını mutlaka kontrol etmeleri, mobil bankacılık bildirimlerini açık tutmaları ve şüpheli bir durumda vakit kaybetmeden bankaya başvurmaları gerekmektedir. Çünkü hızlı yapılan bildirim hem maddi kaybın büyümesine hem de daha sonrasında olması muhtemel bir hukuki süreçte hak kaybına uğramalarını engellemektedir. Cüzdanınızı kontrol ettiğinizde kartınızı göremediğiniz anda evde mi unuttum, arabada mı bıraktım şeklinde düşünmek yerine zaman kaybetmeden ilk iş olarak bankanızı arayın ve kartınızı bloke ettirin. Unutmayın hukuk haklarını arayanları korur, ihmal edenleri değil" ifadelerini kullandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.