logo
23 HAZİRAN 2026

Duanın edepleri

Allah’ım, Peygamber’ine salât eyle, âline de eyle. İmamı, ümmeti, çobanı ve sürüyü koru. Hayır işlerde kalplerini birleştir. Birinin şerrinin diğerine geçmesini önle. Allah’ım, içimizde gizli tuttuğumuzu bilirsin

09.06.2026 00:45:00
Haber Merkezi
Duanın edepleri
Duanın edepleri
"Allah'ım, Peygamber'ine salât eyle, âline de eyle. İmamı, ümmeti, çobanı ve sürüyü koru. Hayır işlerde kalplerini birleştir. Birinin şerrinin diğerine geçmesini önle. Allah'ım, içimizde gizli tuttuğumuzu bilirsin.

Yaramaz halimizi, yarar hale getir, ihtiyaçlarımızı bilen Sensin, yerine getir. Hatalarımız Sana malum, bağışla. Ayıplarımız Senden saklı olamaz, başkaları görmesin, ört. Yasak ettiğin işleri bize gösterme. Emrettiğin şeyleri bize kaybettirme, zikrini bize unutturma. Mekrinden bizi emin kıl. Senden başkasına avuç açtırma. Bizi gafil kimselerden eyleme...

Allah'ım, doğru yolumuzu bize ilham et. Nefsin şerrinden Sana sığınmayı öğret. Seninle olalım sivâyı bırakalım, bunu nasip eyle.

Bizi, Senden ayırmaya kalkan her şeyle aramıza perdeler ger. Seni analım, şükredelim, iyi kulluk edelim; gönlümüze bunları ilham eyle.

Rabb'inizin lütfundan isteyin! Duanızı kabul etse de etmese de istemeye devam edin! Çünkü O'na dua etmek başlı başına bir ibadettir.

Dua etmemek güçtür; dua ile olmak, bir ruhsat yoludur. Dua, batan kişi için bir nefestir; zindan ehli için bir pencere hükmünü taşır.







Batmak üzere olanlar, bir nevi zindan hayatı geçirenler, kurtulup Şah'ın huzuruna çıkıncaya kadar dua ile olurlar.

Ey cahil! Hakk'a itirazla meşgul olma, nefsini itiraza alıştırma. Hakk'a duacı olmaya bak. Nefsi dua ile meşgul et ki, bela acıları gide, afet ateşleri söne; aksi halde sana yazık olur.

Tecrübe yollu bir belaya uğrarsan ve sabırdan yana acı içinde olursan şöyle yalvar: "Allah'ım bana yardım et, sabrımı artır. Bu sıkıntılı hali benden al."  

Abdülkadir Geylani Hazretlerine, Peygamberimizin (s.a.v.) "Allah yapmacık duayı sevmez" hadisi soruldu. O da şöyle cevap verdi: "Allah yapmacık ve şiir gibi edilen duayı sevmez" dedi.

Resulullah'ın (s.a.v.), "Ben ve ümmetimin takva sahipleri yapmacık ve zorlama işlerden uzağız" hadisini okudu. 

Azgın şeytanın şerrinden, Arş'ın ve Kürsi'nin Rabb'ine sığınırım. Kötü duygulardan, nefsin yersiz isteklerinden, cinlerin ve insanların fitnesinden Arş'ın ve Kürsi'nin Rabb'ine sığınırım.

Riyadan, nifaktan, kendini beğenmişlikten, büyüklenmekten, kalpte meydana gelen kötü karışıklıktan Arş'ın ve Kürsi'nin Rabb'ine sığınırım.

Nefsi helâke götüren her türlü şehvetten ve lezzetten, bid'attan, sapıklıktan, bedeni ateşe salan kötü arzulardan Arş'ın ve Kürsi'nin Rabb'ine sığınırım.







Arş'a bağlı gayb âleminin güzelliklerini perdeleyen her türlü söz ve işten Arş'ın ve Kürsi'nin Rabb'ine sığınırım.

Saptırıcı arzulardan, nefsani âdetlerden, düşük huylardan Arş'ın ve Kürsi'nin Rabb'ine sığınırım.

Azgın, habis şeytandan Melik, Hamid, Mecid Allah'a sığınırım.

Bilhassa masiyet ehline gazap ettiği zaman; vurucu gücünden Allah'a sığınırım.

Kıyamet günü, halkının azgınlıklarını şiddetle yakaladığı zamanki heybetinden Allah'a sığınırım.

Karada ve denizde yapılan masiyetinden ötürü günah örtüsünün ve perdesinin açılmasından Allah'a sığınırım.  

Esas olan işi ve parça işleri unutmaktan Allah'a sığınırım. Kötülüğe kaymaktan, tembelliğe gitmekten, büyüklenmekten, kibre düşmekten Allah'a sığınırım.







Taati bırakmaktan, iyiliği yapmamaktan, O'na karşı masiyete dalmaktan Allah'a sığınırım.

Yalan yere yemin etmekten, bir iyilik için olmadan edilen yeminden dönmekten Allah'a sığınırım.

Son nefesin kötülükle bitmesinden, her hayırdan yana eli boş olmaktan, arzuların hazır olduğu bir anda, şer temennisi ile ölmekten Allah'a sığınırım.
 
Gece gündüz ihtiyaçlarınızı her daim O'ndan isteyin. O'ndan istemek ibadettir; ama verse de vermese de O'nu suçlamayın ve istediğinizin yerine gelmesi konusunda aceleci davranmayın ve istemekten bıkıp usanmayın.

Mahviyetkar bir gönülle O'ndan istemeye devam edin. Duanızın kabul edilmesi biraz gecikince hemen itiraza kalkışmayın. Çünkü O sizin yararınıza olanı sizden daha iyi bilir." 

Duan, her zaman bu âlemde makbul olmaz. Çünkü burada istenenlerin çoğu; zamansız ve yersiz isteniyor. Ama yine dua et, her an Allah'a yalvar; ancak duan kabul olmayınca Allah'a sitem etme!







"Niçin kabul olunmadı?" diyerek şaşma.

Zamanı gelince olan olur, burada bir şey olmazsa, öbür âlemde sana sevap olur. Ama bağırıp çağırırsan, mahcup olursun. Derim ki: Daima dua edeceksin. Çünkü her şeyden evvel sen bir kulsun. Allah'ın emirlerine uymaktasın.

Allah-u Teâlâ Hazretleri: "Bana dua edin, kabul ederim" buyuruyor. Diğer bir yerde de, "Allah'tan fazilet isteyin" deniyor. Bu mevzuda daha birçok ayetler vardır.

Duan her zaman duyulur ama ihtiyacın kadar verilir. Sonrası öteki âleme kalır. İhtimal ki her arzunun bu âlemde yerine gelmeyişi bir hikmet icabı ve senin hayrına olmaktadır. Sonra, her olan şey, Allah'ın kaza ve kaderine uygundur.

Arzun yerine gelince Hakk'ı itham etme! Kabul olmadı diye ümitsizliğe de düşme!







Daima dua et. Kârın olmasa bile zarar da etmezsin. Hemen olmasa bile, bir zaman sonra olur. Bir hadis-i şerifte şöyle buyuruluyor:

"Kıyamet günü hesap defterinde insan, yaptığı ibadet haricinde birçok iyilik bulur. Bunları bilemez, sorar; ona şöyle denir: "Bunlar dünyada kabul olunmayan duaların karşılığıdır. Kader-i ilahi icabı orada yerine getirilmedi; fakat sana mükâfat olarak burada veriliyor." 

Sen, Rabb'ine yalvardıkça O'na yaklaşmış olursun. O'na yalvardıkça yaklaşırsın. Allah'ın emirlerini tut. Senin yalvarmak hakkındır; ayrıca bir vazifedir. Hakk'a tazarru ve niyaz ettikçe, bu vazifeyi yerine getirmiş olursun.  

Sakın dualarına yanlış şey girmesin. Bu mühim vazifeyi Hakk'a imanla yap! Duanı aziz bir yolcuyu uğurlar gibi yap. Çünkü dua, Hak katında sana yer hazırlar; elçilik yapar.

Şunu tekrarlamakta fayda görüyorum: Duana derhal icabet olunmazsa hemen bağırıp çağırmaya kalkma. Dua hem kabul olunur, hem de olunmaz.

Her ikisi de senin için müsavi olmalı. Sonra bu olanlardan ibret almalısın. Sakın, haddi aşanlardan olmayın. Çünkü baş vuracak kapı yoktur..." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)

Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı

Son 66 yılın en fazla yağmurunun yağdığı Aksaray'da Mamasın Barajı'ndaki doluluk oranı yüzde 46'a ulaşırken, nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde tarım ürünlerinin rekoltesinde artış beklentisi üreticilerin yüzünü güldürdü

20.06.2026 11:52:00
İHA
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Türkiye'nin en kurak illeri arasında yer alan Aksaray'da bu yıl yağan yağmurlar, son 66 yılın en fazla yağışı olarak kayıtlara geçti. Yağışlar afetleri beraberinde getirse de barajlardaki doluluk oranları arttı.






Nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde, bu yıl ekilen ürünlerde de rekolte artışı bekleniyor. Kentin hem içme suyu ihtiyacını karşıladığı hem de tarımsal sulama ihtiyacının karşılandığı tek baraj olan Mamasın Barajı, yüzde 46'lık doluluk seviyesine ulaştı. 40 milyon metreküp suyu olan barajdaki su miktarı 75 milyon metreküp olarak ölçüldü. Uzmanlar, her şeye rağmen israftan kaçınılması gerektiğimi vurguladı.








"Mamasın Barajı su seviyesinde yüzde 46 oranında artış kaydedildi"

Yağışlar ve etkileri hakkında bilgiler veren Jeoloji Mühendisleri Odası Aksaray İl Temsilcisi Tayfun Aydın, "Türkiye'de son 66 yılın en büyük yağmurları yağdı. Dolayısıyla kar ve yağmur suları bakımından su oranımız artmıştır. Türkiye'de yıllık metrekareye düşen yağış miktarı 574 kilogram, bölgemize metrekareye düşen 324 kilogram iken, bu son yağışlarla verim ve bereket gelmiştir. Mevcut Mamasın Barajımızda 40 milyon metreküp suyumuz var iken, en son yapılan ölçümde 75 milyon metreküpe çıkmıştır. Bu da buranın doluluk oranının yüzde 46 oranında arttığını göstermektedir. Ancak bu şu anlama gelmesin ki, barajımız dolu değildir. Yüzde 50'si hala boştur ama son yağışlarla yüzde 46 oranında su miktarımız artmıştır" dedi.




















Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte yükselen sıcaklıklar, günlük hayatı zorlaştırmanın ötesinde ciddi sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Vücudumuz, ortam sıcaklığına uyum sağlamak için harika bir mekanizmaya (terleme) sahip olsa da extreme sıcaklarda bu sistem yetersiz kalabilir

18.06.2026 13:00:00
Hasan Gündoğdu
Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar
Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar
Aşırı sıcakların olumsuz etkilerinden korunmak, konforlu ve en önemlisi sağlıklı bir yaz geçirmek için dikkat etmeniz gereken temel unsurları sizler için derledik.






Sıvı Dengesi: Susamayı Beklemeyin

Vücudumuzun %60'ından fazlası sudan oluşur ve sıcak havalarda terleme yoluyla inanılmaz bir hızla su kaybederiz.

Düzenli Su Tüketimi: "Susamak", vücudun çoktan susuz kaldığının bir alarmıdır. Bu yüzden susamayı beklemeden, gün boyunca saat başı 1-2 bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin.

Mineral Takviyesi: Terle sadece su değil, sodyum ve potasyum gibi hayati mineralleri de kaybederiz. Tansiyon probleminiz yoksa günde 1 şişe maden suyu içmek mineral dengesini korumaya yardımcı olur.

Tuzak İçeceklerden Kaçının: Alkol, aşırı kafeinli içecekler (kahve, koyu çay) ve şekerli asitli içecekler sanılanın aksine vücuttan su atılmasını hızlandırır (diüretik etki). Sıcak günlerde bu içecekleri minimumda tutun.






Beslenme Düzeni: Hafif ve Serinletici

Sıcak havalarda sindirim sistemi fazladan çalışarak vücut ısısını daha da artırabilir. Bu yüzden beslenme alışkanlıklarını mevsime göre revize etmek şarttır.

Ağır Yemeklere Elveda: Yağlı, kızartmalı, aşırı baharatlı ve protein ağırlıklı ağır yemekler yerine; sindirimi kolay, su oranı yüksek besinleri tercih edin.

Mevsim Meyve ve Sebzeleri: Karpuz, kavun, salatalık, domates, kabak ve semizotu gibi hem su hem de vitamin deposu olan besinleri sofranızdan eksik etmeyin.

Az ve Sık Beslenin: Tek bir öğünde çok fazla yemek yerine, porsiyonları küçülterek az ve sık yemek vücudun üzerindeki metabolik yükü azaltır.






Giyim ve Kişisel Bakım: Doğru Kumaş, Doğru Koruma

Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde cildimizi ve başımızı korumak hayati önem taşır.

Kumaş Seçimi: Sentetik, naylon ve dar giysiler cildin nefes almasını engeller ve isiliğe, mantara ya da ısı çarpmasına yol açar. Bunun yerine pamuklu, keten, gevşek dokulu ve açık renkli kıyafetleri tercih edin. Açık renkler güneş ışığını yansıtırken, koyu renkler ısıyı hapseder.

Aksesuarlar: Geniş siperlikli şapkalar ve UV korumalı güneş gözlükleri sadece birer tarz ögesi değil, başınızı ve gözlerinizi koruyan birer kalkandır.

Güneş Kremi: Dışarı çıkmadan en az 20 dakika önce, en az 30 (ideali 50+) faktörlü, geniş spektrumlu bir güneş kremini açıkta kalan tüm bölgelerinize uygulayın ve her 2-3 saatte bir yenileyin.






Zaman Yönetimi: Güneşin Zirve Noktası

Günün her saati aynı risk derecesine sahip değildir. Zamanı doğru yönetmek riskleri yarı yarıya azaltır.

Kritik Saatler: Güneş ışınlarının en dik ve zararlı olduğu 10:00 ile 16:00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın.

Egzersiz Zamanlaması: Spor yapmayı seviyorsanız, bunu günün en sıcak saatlerinde değil, sabahın ilk ışıklarında veya akşam güneş battıktan sonra yapın. Ağır kardiyo hareketlerinden kaçının.






Yaşam Alanlarının Serin Tutulması

Sadece dışarısı değil, ev ve ofislerin içindeki sıcaklık da sağlığı etkiler.

Doğru Havalandırma: Gündüz saatlerinde dışarıdaki sıcak havanın içeri girmemesi için pencereleri ve panjurları kapatın, perdeleri çekin. Havalandırma işlemini hava sıcaklığının düştüğü gece veya sabaha karşı yapın.

Klima Kullanımı: Klima harika bir kurtarıcıdır ancak oda sıcaklığını aniden çok düşük derecelere (örneğin 18°C) getirmek yerine 23-24°C civarında sabitleyin. Dışarı ile içerisi arasındaki sıcaklık farkının 7-8 dereceden fazla olması felç, kas tutulması ve klima çarpması gibi riskleri doğurur.






Isı Çarpması Belirtilerine Dikkat Edin!

Aşırı halsizlik, baş dönmesi, mide bulantısı, baş ağrısı, hızlı nabız ve cildin aşırı kuru/kırmızı olması "Isı Çarpması" (Güneş Çarpması) belirtisi olabilir. Bu durumda kişi hemen serin bir yere alınmalı, giysileri gevşetilmeli, vücudu ıslak bezlerle serinletilmeli ve bilinci yerindeyse su verilmelidir. Durum kötüye gidiyorsa vakit kaybetmeden tıbbi yardım çağrılmalıdır.

Aşırı sıcaklar özellikle yaşlılar, kronik hastalığı olanlar (tansiyon, kalp, şeker), hamileler ve bebekler için çok daha büyük risk taşır. Kendinizi korurken çevrenizdeki bu hassas grupları ve sokaktaki can dostlarımız için kapınızın önüne bir kap temiz su koymayı da lütfen unutmayın.

‘Şişman diyetisyen’ dediler


 
 
İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nde görev yapan Diyetisyen Dilara Demirkan, 97 kilodan 61 kiloya düştü. “Sen bu halinle diyetisyen olamazsın” sözlerine inat 16 ayda 36 kilo veren Demirkan, bugün hastalarının ilham kaynağı oldu.

16.06.2026 00:05:00 / Güncelleme: 16.06.2026 00:12:14
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
‘Şişman diyetisyen’ dediler
‘Şişman diyetisyen’ dediler

İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Diyetisyeni Dilara Demirkan, çocukluk yıllarından beri mücadele ettiği fazla kilolarından 16 ayda kurtuldu. 97 kiloyla başladığı yolculukta 36 kilo vererek 61 kiloya düşen Demirkan, bir zamanlar kendisine yöneltilen "Sen bu halinle diyetisyen olamazsın" sözlerini bugün başarı hikayesine dönüştürdü. Hastalarının artık "Ama burada şişman bir diyetisyen vardı" diyerek şaşkınlık yaşadığını söyleyen Demirkan, sağlıklı kilo vermenin sırrının sabır, disiplin ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarında saklı olduğunu anlattı.







"Sen diyetisyen olamazsın" diyenler oldu

Fazla kilolarla küçük yaşlarda tanışan Demirkan, yıllarca diyet yapıp bıraktığını anlattı. Çocukluğundan beri kilo problemi yaşadığını belirten Demirkan, "Her yaz diyetisyene gider, birkaç ay diyet yapardım. Ancak kış geldiğinde eski beslenme düzenime geri dönerdim. Bu döngü yıllarca sürdü. Üniversite yıllarında önce gıda teknolojisi eğitimi aldım. Babamın yıllardır diyetisyenlere para ödediğini görünce kendi kendime 'Seni bu dertten kurtaracağım' dedim ve Beslenme ve Diyetetik bölümünü tercih ettim. Ancak bu kararıma çevremden olumsuz tepkiler geldi. 'Kelin ilacı olsa başına sürer', 'Sen diyetisyen olamazsın' diyenler oldu" ifadelerini kullandı.







97 kiloyla başlayan dönüşüm

Uzun yıllar kilosunu çok önemsemediğini söyleyen Demirkan, sağlık sorunlarının ortaya çıkmasıyla birlikte yaşamında köklü bir değişiklik yapmaya karar verdiğini belirterek, "Tiroidle ilgili bazı sağlık sorunları yaşamaya başladım. Bir aile düğünü öncesinde kardeşimle birlikte diyet yapmaya karar verdik. Başlangıçta küçük adımlarla ilerledik, ancak zamanla bu süreç bir yaşam değişikliğine dönüştü. 97 kiloyla başladığım yolculukta yaklaşık 16-17 ayın sonunda 61 kiloya düştüm. Eski hastalarım geldiğinde beni tanımakta zorlanıyor ve 'Ama burada şişman bir diyetisyen vardı' diyorlar. Ben de 'Evet, o bendim' diye yanıt veriyorum. Ardından büyük bir şaşkınlıkla 'Nasıl yaptınız?' diye soruyorlar" dedi.







Salçalı makarna için ağlayarak uyudu

Kilo verme sürecinde birçok kişinin kendisine ameliyat ya da zayıflama iğnesi kullanıp kullanmadığını sorduğunu belirten Demirkan, başarısının arkasında yalnızca sağlıklı beslenme ve düzenli spor olduğunu söyledi. Demirkan, "Ne mide ameliyatı oldum ne mide balonu yaptırdım ne de zayıflama iğnesi kullandım. Kendi hazırladığım beslenme programına sadık kaldım ve düzenli olarak spor yaptım. Bir gece sadece salçalı makarna yemek istediğim için ağlayarak uyudum. Evde makarna da yoğurt da vardı. İstesem kalkıp yiyebilirdim. Ama kendime bir söz vermiştim. Yemedim ve uyudum. Ertesi sabah programıma kaldığım yerden devam ettim. 'Artık yapamıyorum' dediğim çok zaman oldu. Ancak ailem, arkadaşlarım ve doktor meslektaşlarım bana sürekli destek verdi. Bazen insanın yanında kendisine inanan insanların olması her şeyden daha önemli" dedi.







Diyetisyen sadece kilo verdirmez

Toplumda diyetisyenlik mesleğinin çoğu zaman yalnızca kilo verme ile ilişkilendirildiğini belirten Demirkan, hastanede çok farklı sağlık sorunları bulunan hastalara da hizmet verdiklerini vurguladı. Demirkan, "Diyetisyen denince insanların aklına ilk olarak zayıflamak geliyor. Oysa biz sadece kilo vermek isteyen kişilerle çalışmıyoruz. Diyabet, kolesterol ve gut hastalarının yanı sıra nöroloji ve yoğun bakım servislerinde tedavi gören hastalara da beslenme desteği sağlıyoruz. Bizim görevimiz yalnızca kilo verdirmek değil, bireylere sağlıklı ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları kazandırmak" dedi.







Kilo vermek değil, korumak zor

Bugün artık "diyet" sürecinden çok "koruma" döneminde olduğunu söyleyen Demirkan, asıl mücadelenin verilen kiloları koruyabilmek olduğunu vurguladı. Demirkan, "İnsanlar hedef kiloya ulaştıklarında sürecin bittiğini düşünüyor. Oysa asıl süreç bundan sonra başlıyor. Ben bugün dikkat etmeyi bıraksam verdiğim kiloların önemli bir kısmını geri alabilirim. Ameliyat, mide balonu ya da zayıflama iğnesi kullanan kişiler için de durum farklı değil; beslenme düzeni değiştirilmediği sürece verilen kilolar geri dönebiliyor. Önemli olan sürdürülebilir bir yaşam tarzı oluşturmak. Diyet ve spor, emek isteyen ama süreklilik gerektiren süreçlerdir. Uzun süre çaba gösterilir, ancak bırakıldığında geri dönüşler başlayabilir. Bu nedenle önemli olan kısa süreli diyetler değil, ömür boyu sürdürülebilecek sağlıklı alışkanlıklar kazanmaktır. Benim bu süreçte öğrendiğim en önemli şey de bu oldu" dedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.