Ortadoğu, küresel siyasetin en kırılgan fay hatlarından biri olarak bir kez daha namluların gölgesinde büyük bir tırmanışa sahne oluyor.
İsrail'in, var olan ateşkes mutabakatına rağmen Lübnan'ın başkenti Beyrut'un Dahiye bölgesini hava saldırılarıyla vurması, bölgedeki dengeleri kökünden sarstı.
Bu hamleye yanıt gecikmedi ve İran, İsrail topraklarına yönelik üç dalga halinde balistik füze saldırısı başlattı. İsrail genelinde sirenlerin çalmasına neden olan bu gelişme, bölgenin topyekûn bir savaşın eşiğinde olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Ancak askeri hareketliliğin ötesinde, arka planda yürütülen asimetrik diplomasi ve Washington'ın sergilediği ikircikli tutum, yaşanan krizin asıl şifrelerini barındırıyor.
Vitrinde müzakere, perde arkasında saldırılara yeşil ışık
ABD Başkanı Donald Trump, kameralar karşısında savaşı yatıştırmaya çalışan, tarafları masaya davet eden rasyonel bir lider portresi çiziyor.
İsrail'deki siren seslerinin ardından Fox News üzerinden açıklamalarda bulunan Trump, füzelerin fırlatılmasının müzakere sürecine zarar verdiğini belirterek İran'a "Füzelerinizi fırlattınız, bu yeterli. Masaya geri dönün ve bir anlaşma yapın" çağrısında bulundu.
Hatta İsrail Başbakanı Netanyahu'yu arayarak karşılık vermemesini isteyeceğini, her iki tarafın da "üzerine düşen saldırıyı yaptığını" iddia etti.
Ancak bu barışçıl ve arabulucu söylem, sahadaki gerçeklerle taban tabana zıtlık oluşturuyor.
Askeri ve lojistik açıdan tamamen Washington'a bağımlı olan İsrail'in, ABD'nin onayı ve haberi olmadan Beyrut gibi stratejik bir merkeze saldırması hayatın olağan akışına aykırıdır.
Nitekim İsrail basınına (Kanal 12) yansıyan bilgiler, Netanyahu'nun ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığı telefon görüşmesinde Lübnan'a yönelik saldırıları genişletme talebinde bulunduğunu ve Washington'ın bu konuda eskisinden "daha açık ve esnek" bir tutum sergilediğini ortaya koyuyor.
ABD'nin İsrail Büyükelçiliği'nin, saldırılardan hemen önce personelini sığınaklara göndermesi de bu koordinasyonun ve önceden alınan istihbaratın en net kanıtıdır.
Trump, yaklaşan ara seçimler nedeniyle iç kamuoyuna ve dünyaya "müzakere yanlısı" bir imaj satmaya çalışırken, arka planda İsrail'in saldırganlığına göz yumuyor.
Yakın bir geçmişte bir Batılı liderin ifade ettiği "İsrail bizim pis işlerimizi yapıyor" sözü, bugün tam anlamıyla sahneleniyor.
ABD yönetimi samimi olsaydı, İsrail'e verdiği sınırsız askeri ve siyasi desteği keserdi. Desteğin kesilmesi bir yana artırılması, İsrail'in attığı her adımda ABD'nin de doğrudan sorumluluğu olduğunu gösteriyor.
İran Dışişleri Sözcüsü İsmail Bekayi'nin de belirttiği gibi, gerilimin tırmanmasının faturası doğrudan Washington'a aittir.
İran'ın kırmızıçizgisi: Angajman kuralları ve misilleme doktrini
Tahran yönetimi, bu krizde askeri stratejisini tamamen "misilleme" ve meşru müdafaa hakkı üzerine kurgulamış durumda.
İran için Lübnan'a ve özellikle Beyrut'a yönelik saldırılar açık bir kırmızıçizgiyi temsil ediyor. İsrail'in bu çizgiyi aşmasıyla birlikte İran Devrim Muhafızları, İsrail'in Ramat David, Nevatim ve Tel Nof Hava Üsleri'ni balistik füzelerle hedef alarak savunma ve saldırı hazırlıklarını en üst seviyeye çıkardı.
İran lideri Mücteba Hamaney'in "Sallantıdaki siyonist rejimin nefesinin sayılı günü kalmıştır" açıklaması ve Hatemül Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari'nin ordunun her türlü senaryoya hazır olduğuna dair mesajları, Tahran'ın geri adım atmayacağını net bir şekilde gösteriyor.
İran'ın bu yanıtı, bölgedeki genel askeri doktriniyle de uyumludur. Geçtiğimiz dönemde ABD'nin İran'ın Keşm ve Sirik adalarına düzenlediği saldırılara karşı, bu operasyonların yürütüldüğü Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt'teki ABD üslerinin vurulması, Tahran'ın "nereden saldırı gelirse orayı hedef alma" ilkesini ne kadar ilkeli uyguladığının kanıtıdır.
İran, ateşkese ve diplomatik çözüm arayışlarına ancak kendi kırmızıçizgilerine saygı duyulması ve asimetrik saldırıların durması şartıyla alan açacağını askeri gücüyle teyit etmektedir.
Direniş ekseni ve küresel ticaret hatlarındaki büyük tehdit
Yaşanan bu çatışma dalgası yalnızca İsrail, Lübnan ve İran üçgeniyle sınırlı kalmıyor; bölgesel ve küresel dengeleri sarsacak bir derinliğe ulaşıyor.
İran'ın başlattığı misilleme hareketine paralel olarak Yemen'deki İran destekli Husiler de sürece dahil oldu. Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri'nin açıklamaları, krizin ekonomik ve jeopolitik boyutunu küresel ölçeğe taşıyacak nitelikte.
Husiler, İsrail'in Yafa kentine füze saldırıları düzenlediklerini açıklarken, Kızıldeniz'de İsrail gemilerine yönelik tam ve kesin bir yasak getirdiklerini ilan etti.
Kızıldeniz'deki tüm düşman hareketliliğini meşru askeri hedef ilan eden bu çıkış, küresel ticaret hatlarının boğazına sıkılmış bir yumruk niteliğindedir. Bu durum, ABD-İsrail ikilisine küresel bir baskı oluşturulması içindir ve etkili de olmaktadır.
Şimdilik askeri dalgalanma durulmuş veya geçici bir sessizliğe bürünmüş gibi görünse de, Ortadoğu'da kalıcı bir barıştan bahsetmek mevcut şartlarda imkansızdır.
Diplomatik masada "kirli bir müzakere" yürüten, sahada aldıkları darbeleri ve yenilgileri asla kabul etmeyen ABD-İsrail ikilisinin rahat durmayacağı açıktır.
Ancak buna karşılık, bölgedeki direniş güçleri ve İran da her an eli tetikte beklemektedir.
Tahran ve müttefikleri, batı destekli bu saldırganlığa karşı sadece füzeleriyle değil, küresel ekonominin can damarları olan Hürmüz Boğazı ve Babulmendep gibi stratejik deniz geçiş yollarını kontrol etme kozuyla da yanıt vermeye devam edecektir.
Perde önündeki diplomatik tiyatrolar, ya da sahadaki saldırı girişimleri ABD-İsrail ikilisinin yaşadığı mağlubiyeti örtemeyecektir.
- Dijital mutabakatın gölgesinde yeni hamle hazırlıkları / 22.06.2026
- Kaostan beslenen düzen ve Moskova’da patlayan İHA’lar / 21.06.2026
- İslamabad Anlaşması ve İran'ın büyük zaferi / 20.06.2026
- Raflara ceza, üreticiye baskı / 19.06.2026
- İsrail’in bitmeyen yayılmacılık stratejisi / 18.06.2026
- Bütçe açıkları, faiz sarmalı ve kanıksanan yoksulluk / 17.06.2026
- Ortadoğu’da savaşa ‘reklam arası’ mı, yeni bir dönem mi? / 16.06.2026
- Gerçek enflasyonun altında ezilen emekli ve işçi / 15.06.2026
- Büyük zafer hayali kuran Trump, İran duvarına tosladı / 14.06.2026
























































