logo
08 AĞUSTOS 2026

200 TL ile su bile alınmıyor

En büyük banknotumuz 200 TL'nin alım gücü hiç kalmadı. 19 litrelik damacana su 200-240 TL’yi aşarken, 1 kg patlıcan veya biber 100 TL’yi geçiyor. Temel gıda ve su, vatandaşın cebinde eriyen alım gücünün sembolü haline geldi 

07.04.2026 12:48:00
Eyüp Kabil
 
200 TL ile su bile alınmıyor
200 TL ile su bile alınmıyor
Türkiye'de en büyük banknot olan 200 TL, artık market, pazar ve su ihtiyacını bile karşılamada yetersiz kalıyor. Nisan ayı gıda enflasyonu yüzde 32'yi aşarken, damacana su, sebze-meyve ve temel gıda fiyatlarındaki artışlar vatandaşı zorluyor. Güncel hal ve market fiyatları, en büyük banknot olan 200 TL'nin bir ailenin günlük temel ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını ortaya koyuyor.






Damacana su fiyat 200-240 TL arasında

İçme suyu fiyatlarındaki zamlar, vatandaşın en temel ihtiyacını bile zorlaştırıyor. İstanbul'da 19 litrelik damacana su fiyatları 210-240 TL'ye kadar çıkıyor. Uzmanlar, damacana içindeki suyun maliyetinin yalnızca 3 TL olduğunu belirtirken, geri kalan maliyetin ambalaj, dağıtım ve kar marjlarından kaynaklandığını vurguluyor. Bir aile için haftalık su ihtiyacı düşünüldüğünde, damacana su artık "lüks" tüketim haline geldi.






Sebze ve meyve fiyatları rekor kırıyor

Fiyatlar sebze ve meyve reyonlarını vatandaş için erişilmez kılıyor.

Güncel fiyatlara göre domatesin kilosu 80 TL'den başlıyor. 200 TL ile 3 kilo bile domates alınamıyor.

Salatalık fiyatları ise 60-125 TL arasında. Patlıcan, kabak, karnabahar gibi sebzelerin fiyatları da vatandaş için ulaşılmaz hale geldi. 200 TL ile hepsini alabilmeniz imkansız.

Dolmalık biberde ise durum daha da beter. En büyük banknot ile ancak 1 kilogram biber alabilirsiniz.

Meyvelerde durum daha ağır. Elma 50-90 TL/kg, armut 70-120 TL/kg, muz 65-80 TL/kg, portakal/mandalina 35-70 TL/kg.

200 TL ile ancak 2-3 kg sebze-meyve alınabiliyor. Bir ailenin günlük salata ihtiyacını karşılamak için neredeyse tüm banknot harcanıyor.






Süt ve peynir fiyatları zirvede

Ekmek zamları nisan ayında resmileşti. 200 gram standart ekmek 17,50 TL'ye satılıyor. Süt, peynir, yumurta ve yağ gibi vazgeçilmezlerde de tablo iç açıcı değil.

1 kilogram beyaz peynir 250-350 TL bandında. Tereyağı 600 TL'yi geçti. 5 litrelik ayçiçek yağı ise 400 lira civarında. Dar gelirlinin protein kaynağı yurta bile 30'lu pakette 150 TL'den başlıyor. Yani 200 lira ile ne peynir, ne tereyağı ne de ayçiçekyağı alamıyorsunuz.

TÜRK-İŞ'in Mart 2026 verilerine göre dört kişilik ailenin açlık sınırı 32 bin TL'yi geçmişken, market sepetindeki bu fiyatlar günlük hayatta da hissediliyor. Bir simit 25 TL'yi bulurken, 200 TL ile ancak 8-10 simit veya 11-12 adet ekmek alınabiliyor.






200 TL ile ne alınabiliyor?

Güncel fiyatlarla 200 TL'lik bir banknotla yapılabilecek tipik bir alışveriş şöyle sınırlı kalıyor:

- 1 adet 19 litrelik damacana su (220 TL civarı) neredeyse tüm para biter.

- 2 kg domates (120 TL) + 1 kg salatalık (80 TL) + 1 adet marul (40 TL) toplam 240 TL'yi aşar.

- 4 adet 200 gram ekmek (70 TL) + 1 litre süt (38 TL) + 1 kg elma (60 TL) + yarım kg peynir (150 TL) 318 TL.

Vatandaşlar sosyal medyada "200 TL ile markete girip eli boş çıkıyoruz" diye dert yanıyor. Bir fincan kahve bile 200 TL'nin alım gücünün altında kaldı deniliyor. 200 TL'nin gerçek değeri 9 TL'nin altına indiği hesaplamaları yapılıyor.






Vatandaş çok tepkili

Pazar ve marketlerde vatandaşlar "En büyük banknotumuz bile yetmiyor, enflasyon cebimizi boşalttı" diyor. Özellikle emekli ve dar gelirli aileler, su ve sebze gibi zorunlu ihtiyaçlarda alternatif arayışına girdi. Bazı aileler 5 litrelik pet şişeleri toptan alıp litre fiyatını düşürmeye çalışıyor. Ekonomistler, gıda enflasyonunun enerji maliyetleri ve tedarik zinciri sorunlarından beslendiğini, enflasyondaki artışın da bu tabloyu kötüleştirdiğini belirtiyor.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.