logo
06 MAYIS 2026

23 Nisan kutlu olsun

23 Nisan 1920'de millet egemenliği, karanlığı yırttı. Atatürk bu tarihi, tüm dünyanın çocuklarına bayram armağan ederek taçlandırdı. Egemenlik milletindir, gelecek çocuklarımızındır

23.04.2026 10:23:00 / Güncelleme: 23.04.2026 10:28:21
Eyüp Kabil
23 Nisan kutlu olsun
23 Nisan kutlu olsun
Bugün 23 Nisan… Yıl 1920. Anadolu'nun kalbi Ankara'da, bir avuç vatansever, işgal altındaki İstanbul'dan kaçarak toplanmış; harap bir binada, tozlu sıraların üzerine oturmuştu.

Düşman gemileri Boğaz'ı tutmuş, İzmir'i işgal etmiş, Antep'te, Maraş'ta, Urfa'da direniş kıvılcımları yanıyordu. İşte o gün, saat 14.45'te, Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) açıldı. Bu, sadece bir meclis açılışı değildi, Türk milletinin "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ilkesini haykırdığı, tarihin akışını değiştirdiği andı.






Karanlıktan doğan ışık

Osmanlı İmparatorluğu, I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkmış, Mondros Mütarekesi'yle (30 Ekim 1918) fiilen teslim olmuştu. İstanbul işgal edilmiş, padişah ve hükümeti âciz kalmıştı.
İtilaf Devletleri, Sevr Antlaşması'yla (10 Ağustos 1920) Anadolu'yu parçalamaya hazırlanıyordu. İşte bu kaos ortamında Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak Millî Mücadele'yi başlattı.

Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919), Erzurum Kongresi (23 Temmuz 1919) ve Sivas Kongresi (4 Eylül 1919) ile millet iradesini örgütledi. Amaç netti, "Vatanın bütünlüğünü, milletin bağımsızlığını kurtarmak."

Ancak İstanbul'daki Meclis-i Mebusan dağılınca (16 Mart 1920), yeni bir meclis şart olmuştu. Mustafa Kemal, Ankara'yı merkez seçti.

23 Nisan 1920'de açılan TBMM, hem yasama hem yürütme yetkisini eline aldı. İlk başkanı Mustafa Kemal, ilk hükümeti de yine o kurdu. Meclis, "Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir" ilkesini anayasasına yazdı ve Kurtuluş Savaşı'nı yönetti. Sakarya Meydan Muharebesi, Büyük Taarruz, Lozan Antlaşması… Hepsi bu meclisin kararıyla gerçekleşti. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edildiğinde, 23 Nisan aslında Cumhuriyet'in temel taşıydı.






Egemenlik ve çocuklar

23 Nisan'ın iki büyük anlamı vardır. Birincisi 'Ulusal Egemenlik'.

Osmanlı'da egemenlik padişahın "kutsal" hakkıydı. TBMM ile egemenlik millete geçti. Bu, Türk demokrasisinin doğuşudur. Meclis, halkın seçtiği vekillerden oluşuyordu, hiçbir dış güç, hiçbir sultan iradesi üstünde değildi. Atatürk'ün dediği gibi, "Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir." Bu cümle, bugün hâlâ Anayasa'nın ilk maddesidir.

İkincisi ise 'Çocuk Bayramı' olması. 1929'da Atatürk, bu bayramı Türk çocuklarına armağan etti. "Küçük hanımlar, küçük beyler… Sizler hepiniz geleceğin bir büyük devlet adamı, ilim adamı, sanatçısı olacaksınız" diyerek çocukları geleceğin mimarları ilan etti.

Dünya'da çocuklara armağan edilmiş ilk ve tek millî bayram budur. Atatürk, "Bütün ümidim gelecekteki çocuklarımızdadır" derken, savaşın yorgunluğundan çıkmış bir milletin en değerli hazinesinin çocuklar olduğunu gösterdi.






23 Nisan'ın önemi

23 Nisan sadece geçmişi anmak değildir; bugünü ve yarını şekillendirir. Egemenliğin millette olduğunu hatırlatır. İşgale, sömürgeciliğe karşı duruşun simgesidir. Eğitim, bilim, sanat ve barışın çocuklarla başlayacağını öğretir. Ve yüzlerce ülkeden çocuklar Türkiye'ye gelir, "Çocuk Bayramı"nı birlikte kutlar. Bu, Türkiye'nin dünya çocuklarına uzattığı barış elidir.

Bugün Türkiye'de 23 Nisan, okullarda törenler, şiirler, şarkılar, sokaklarda bayraklar ve çocuklarla doludur. Çocuklar meclis kürsüsüne çıkar, bakanlık koltuklarına oturur. Bu, sembolik değil, çok derin bir mesajdır. Mesaj şudur: "Siz bu ülkenin gerçek sahiplerisiniz."






23 Nisan 1920, karanlıkta yakılan bir meşaledir. O meşale, hem millî iradeyi hem de çocuklarımızın aydınlık yüzlerini aydınlatır. Bugün, 106 yıl sonra, aynı coşkuyla kutluyoruz çünkü biliyoruz ki, egemenlik milletindir, gelecek ise çocuklarımızın.

Bayramınız kutlu olsun! Küçük hanımlar, küçük beyler… Sizler Atatürk'ün emanetisiniz. Bu emanete sahip çıkmak, 23 Nisan'ı her yıl yeniden anlamakla başlar.

Yaşasın 23 Nisan! Yaşasın Cumhuriyet!

Edirne'de oteller doldu, ziyaretçiler çadır ve karavanlara yöneldi

Edirne'de her yıl binlerce kişiyi buluşturan Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri, bu yıl da yoğun katılımla gerçekleşti. Türkiye'nin dört bir yanından kente gelen ziyaretçiler, otellerde yer bulamayınca çadır, karavan ve araçlarında konaklamayı tercih etti

06.05.2026 13:33:00
İhlas Haber Ajansı
Edirne'de oteller doldu, ziyaretçiler çadır ve karavanlara yöneldi
Edirne'de oteller doldu, ziyaretçiler çadır ve karavanlara yöneldi
Edirne'de her yıl binlerce kişiyi buluşturan Kakava ve Hıdırellez Şenlikleri, bu yıl da yoğun katılımla gerçekleşti. Türkiye'nin dört bir yanından kente gelen ziyaretçiler, otellerde yer bulamayınca çadır, karavan ve araçlarında konaklamayı tercih etti






Şenlikler için Edirne'ye gelen çok sayıda vatandaş, kent genelindeki otellerde doluluk yaşanması ve bazı konaklama fiyatlarının yükselmesi nedeniyle alternatif çözümlere yöneldi. Özellikle Sarayiçi ve Tunca Nehri çevresinde kurulan çadırlar ile park halindeki karavanlar yoğunluk oluşturdu.






Bazı ziyaretçiler hazırlıksız geldiklerini ve gece hava sıcaklığının düşmesiyle zorlandıklarını belirtirken, bazı vatandaşlar ise otel yerine daha ekonomik olduğu için araçlarında, kamp çadırlarında ya da karavanlarda kaldıklarını ifade etti.






Tunca Nehri kıyısında onlarca karavanın oluşturduğu yoğunluk dikkat çekerken, renkli görüntülere sahne olan şenliklerde yaşanan konaklama sorunu da öne çıktı.






Kakava ve Hıdırellez coşkusu kent genelinde sürerken, Edirne bir yandan bahar şenliğine ev sahipliği yaparken diğer yandan artan ziyaretçi sayısıyla konaklama kapasitesinde yoğunluk yaşadı.






Vatandaşlar, şenlikler için mutlu fakat konaklama konusunda üzgün olduklarını belirttiler.






Bülent Gezer'in cansız bedeni 4 ay sonra bulundu

31 Aralık 2025 günü meydana gelen çığ felaketinde kaybolan Bülent Gezer, aradan geçen 4 ayın ardından ekipler tarafından bulundu

05.05.2026 14:44:00
İhlas Haber Ajansı
Bülent Gezer'in cansız bedeni 4 ay sonra bulundu
Bülent Gezer'in cansız bedeni 4 ay sonra bulundu
Artvin'in Ardanuç ilçesinde 31 Aralık 2025 günü meydana gelen çığ felaketinde kaybolan Bülent Gezer, aradan geçen 4 ayın ardından ekipler tarafından çığ altından çıkarıldı.






Ardanuç ilçesine bağlı Zekeriya köyünde yürütülen arama kurtarma çalışmalarında yeri tespit edilen Gezer'in cansız bedeni, ekiplerin yoğun çalışması sonucu bulunduğu noktadan çıkarıldı. Zorlu arazi ve hava şartlarına rağmen sürdürülen çalışmalarda, çığ kütlesi altında kalan Gezer'e ulaşılmasının ardından dikkatli şekilde çıkarma işlemi gerçekleştirildi. Ekiplerin koordinasyonuyla bölgeden çıkarılan Bülent Gezer'in cenazesi, otopsi için Artvin Adli Tıp Kurumu'na sevk edildi.








31 Aralık 2025 günü Zekeriya köyünde meydana gelen çığda, sürülerini yayladan köye indirmeye çalışan 6 çoban ve yaklaşık bin 200 küçükbaş hayvan çığa yakalandı. Çobanlardan 3'ü kendi imkânlarıyla kurtulurken, Suat Temel ile Kerimullah Azizullah'ın cansız bedenlerine ulaşıldı. Bülent Gezer ise kaybolmuştu. Olayın ardından başlatılan arama çalışmaları, bölgede artan çığ riski ve olumsuz hava şartları nedeniyle 3 Ocak 2026 tarihinde durduruldu. AFAD ekiplerinin bölgede sürdürdüğü ölçüm ve risk analizleri sonucunda çığ tehlikesinin azalmasıyla birlikte arama faaliyetlerine geçtiğimiz hafta sonu yeniden başlamıştı.

Siber zorbalık: Okul bahçesinden ekran karasına taşınan şiddet

Eskiden okul koridorlarında veya mahalle aralarında fiziksel bir temasla sınırlı kalan akran zorbalığı, dijitalleşen dünyayla birlikte kabuk değiştirdi

05.05.2026 00:26:00
Abdülkadir Gündoğdu
Siber zorbalık: Okul bahçesinden ekran karasına taşınan şiddet
Siber zorbalık: Okul bahçesinden ekran karasına taşınan şiddet
Eskiden okul koridorlarında veya mahalle aralarında fiziksel bir temasla sınırlı kalan akran zorbalığı, dijitalleşen dünyayla birlikte kabuk değiştirdi.

"Siber Zorbalık" adı verilen bu yeni nesil şiddet türü, artık okul zili çaldığında bitmiyor; akıllı telefonlar aracılığıyla çocukların en güvenli kalesi olan evlerine, hatta yatak odalarına kadar sızıyor.







Zil çalınca bitmeyen şiddet

Eğitim uzmanları ve psikologlar, zorbalığın mekân değiştirmesinin yarattığı tehlikeye dikkat çekiyor. Geleneksel zorbalıkta mağdur eve gittiğinde şiddetten uzaklaşabilirken, siber zorbalıkta taciz 7/24 devam ediyor.







Sosyal medya platformları, oyun sohbetleri ve anlık mesajlaşma grupları üzerinden yürütülen bu süreç; dışlama, aşağılama, izinsiz fotoğraf paylaşımı ve sahte hesaplarla karalama gibi yöntemlerle yapılıyor.






"Görünmez yaralar" akademik başarıyı vuruyor

Konuyla ilgili görüş bildiren uzmanlar, dijital şiddetin fiziksel şiddet kadar iz bıraktığını vurguluyor. Yapılan araştırmalara göre, siber zorbalığa maruz kalan çocuklarda:







Özgüven kaybı ve sosyal izolasyon,

Uyku bozuklukları ve yoğun anksiyete,

Okula gitme isteğinde azalma ve akademik başarıda ani düşüşler gözlemleniyor.

Siber zorbaların en büyük silahı ise "anonimlik". Kimliğini gizleyen saldırganlar, ekranın sağladığı sahte cesaretle çok daha acımasız davranabiliyor.







Klavye başındaki tehlikeye karşı "dijital empati"

Haber merkezimize konuşan eğitimciler, çözümün sadece yasaklarda olmadığını belirtiyor. Uzmanlar, ailelerin çocuklarıyla "yargılamadan" iletişim kurması gerektiğini savunurken, şu önerilerde bulunuyor:

"Çocuklara dijital ayak izinin kalıcılığını ve ekran başındaki davranışların gerçek dünyadaki sonuçlarını öğretmeliyiz. Dijital okuryazarlık, matematik kadar temel bir ihtiyaç haline geldi."







Mağdurlar ne yapmalı?

Uzmanlar, siber zorbalığa maruz kalan gençlere şu üç temel adımı öneriyor:

Cevap Vermeyin: Zorbanın amacı tepki almaktır, sessiz kalarak bu döngüyü bozun.

Kanıt Toplayın: Yapılan tacizlerin ekran görüntülerini alarak kayıt altında tutun.







Yardım İsteyin: Durumu vakit kaybetmeden güvenilir bir yetişkinle, öğretmenle veya aileyle paylaşın.

Emniyet birimleri de siber zorbalığın bir suç olduğunu ve ciddi hukuki yaptırımlarının bulunduğunu hatırlatarak, aileleri bilişim suçları konusunda duyarlı olmaya davet ediyor.

Mayıs yağmurları Karadeniz'i çamura boyadı

Son 3 günde metrekareye 89,9 kilogram yağışın düştüğü Samsun'da akarsuların debileri yükseldi, Karadeniz kahverengiye döndü

04.05.2026 13:22:00
İHA
Mayıs yağmurları Karadeniz'i çamura boyadı
Mayıs yağmurları Karadeniz'i çamura boyadı
Samsun'da son 72 saat içerisinde metrekareye 89,9 kilo yağış düştü. Yağmur nedeniyle debileri yükselen akarsular çamur rengini aldı. Çamur akan akarsular, Karadeniz'in mavi renginin kahverengiye dönmesine neden oldu.






Ufuk çizgisinde deniz mavi rengini korurken, dron ile havadan görüntülen Karadeniz'de mavi ile kahverenginin kesiştiği noktalar renkli görüntüler oluşturdu.








Yağışların ardından güneşli havanın etkili olduğu kentte sahile gelen vatandaşlar, denizdeki renk değişiminin gözle görülür düzeyde olduğunu ifade etti. Karadeniz kıyısında oluşan bu doğal manzara, hem şaşkınlık hem de ilgiyle karşılandı.








Havalar ısınıyor

Samsun'un 5 günlük hava tahmini ise şöyle:

5 Mayıs Salı günü 15 derece sağanak yağışlı, 6 Mayıs Çarşamba günü 17 derece sağanak yağışlı, 7 Mayıs Çarşamba günü çok bulutlu 17 derece, 8 Mayıs Perşembe günü parçalı bulutlu 17 derece, 9 Mayıs Cuma parçalı bulutlu 22 derece.






Eşrefoğlu Rumi vefatının 557. yılında yad edildi

İznikli mutasavvıf Eşrefoğlu Abdullah Rumi İznik'teki kabri başında yad edildi

03.05.2026 15:58:00
İhlas Haber Ajansı
Eşrefoğlu Rumi vefatının 557. yılında yad edildi
Eşrefoğlu Rumi vefatının 557. yılında yad edildi
İznikli mutasavvıf Eşrefoğlu Abdullah Rumi İznik'teki kabri başında yad edildi






Program, Eşrefzade Camii bahçesinde sela okunması ve Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Eşrefoğlu Rumi'nin 14'üncü kuşaktan torunu Safiyüddin Erhan "Bazı kişiler, evliyaların kabrinde 'ne buluyorsunuz diye' bizleri tenkit ediyor. Biz büyüklerin kabirlerinde türbelerinde Allah'a halimizi arz ediyoruz. Onlardan feyz alıyoruz. Büyüklerin kılıcı kabre girdikten sonra daha keskin oluyor. Onun için biz Allah'a olan halimizi arz etmek için onun sevgililerini vesile kılıyoruz. Bugün Çin'de yaşayan Kadiriler Türkiye'ye, Bursa'ya, İznik'e gelip Eşrefzade Abdullah Rumi, Abdülkâdir Geylânî'nin izlerini sürüyor, onların türbelerini arıyor" dedi.






Her dönemde insanları ilahi aşka kavuşturan Eşrefoğlu Abdullah Rumi gibi zâtların mevcut olduğuna dikkat çeken Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Ana Bilim Dalı üyesi Prof. Dr. Mustafa Kara, "Buraya gelen davetliler, 6 asır önce onun beyitleriyle sözleriyle buraya çağrıldılar. Onlar Allah dostları aşkı, yaradanı anlattılar. Onun için burada olanlar özel davete icabet edenlerdir" dedi.






İznik Kaymakamı Arif Karaman konuşmasında etkinliğin önemine dikkat çekerken her yıl geleneksel olarak gerçekleşmesinde emeği geçen İznik Belediyesi'ne teşekkür etti.
İznik Belediye Başkan Vekili Zeliha Peşte gerçekleştirdiği konuşmasında, "2015 yılından bu yana devam eden anma programlarımızda bizleri yalnız bırakmayan herkese teşekkür ediyorum. Niyet edip buraya gelen herkes, isimlerinin önünde ne unvan olursa olsun buraya gelerek bu güzel ortamın bereketinden nasiplenmek istiyoruz" diye belirtti.
Programda ayrıca İznik Belediyesi tarafından günün anlam ve önemine binaen hazırlanan köfteli çorba katılanlara ikram edildi.






Programa İznik Kaymakamı Arif Karaman, Belediye Başkan Vekili Zeliha Peşte, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kara, Eşrefoğlu Rumi'nin 14'üncü kuşaktan torunu Safiyüddin Erhan, belediye başkan yardımcıları, kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda misafir katıldı.İHA

3.8 milyar liralık yasadışı bahis ağı çökertildi

Bursa'da yasadışı bahis şebekesine yönelik dev operasyonda 31 şüpheli yakalandı, 22'si tutuklandı

02.05.2026 10:02:00
İhlas Haber Ajansı
3.8 milyar liralık yasadışı bahis ağı çökertildi
3.8 milyar liralık yasadışı bahis ağı çökertildi
Bursa'da yasadışı bahis şebekesine yönelik dev operasyonda 31 şüpheli yakalandı, 22'si tutuklandı






Yaklaşık 3 milyar 812 milyon TL işlem hacmine ulaştığı belirlenen organizasyonun 2 ayrı "bahis ofisi" deşifre edildi.








Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Bursa Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin yürüttüğü soruşturmada, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları ve banka hareketleri detaylı şekilde incelendi. Yapılan analizlerde, şüphelilerin farklı kişiler adına açılmış çok sayıda banka hesabını kullanarak para transferlerini parçalara böldüğü, bu yöntemle finansal takibi zorlaştırmaya çalıştığı belirlendi. Ayrıca, yasadışı bahis sitelerinin yönetiminin Bursa'daki sözde "ofisler" üzerinden organize edildiği, bu merkezlerde teknik altyapının kurularak site yönetimi, para trafiği ve müşteri ilişkilerinin buradan yürütüldüğü tespit edildi.








Ekiplerin aylar süren teknik ve fiziki takibi sonucunda, şüphelilerin yurt dışı bağlantılı bahis siteleri üzerinden faaliyet gösterdiği, vatandaşları yüksek kazanç vaadiyle sisteme dahil ederek haksız kazanç sağladığı ortaya çıkarıldı. Operasyon öncesinde iletişim trafiği ve para akışı anbean izlenirken, elde edilen deliller doğrultusunda eş zamanlı baskınlar için düğmeye basıldı.








Operasyon kapsamında adreslere düzenlenen baskınlarda çok sayıda dijital materyal ele geçirilirken, ayrıca 2 ruhsatsız tabanca ve 18 fişeğe de el konuldu.
Gözaltına alınan 31 şüpheli adliyeye sevk edilirken, mahkemece 22 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi, 9 kişi hakkında ise adli kontrol kararı verildi.
Yetkililer, yasadışı bahis ve benzeri suç örgütlerine karşı mücadelenin aralıksız sürdürüleceğini vurguladı.

Memur-Sen, 1 Mayıs'ı Çorum'da kutladı

Çorum'da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısı meydanı dolduran binlerce kişiye seslenen Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "12 kişi için tüm dünyayı Paris'e toplamışlardı ama 70 bin aşkın insan soykırıma uğradı, hepsi sustu" dedi

01.05.2026 14:34:00 / Güncelleme: 01.05.2026 14:38:54
İhlas Haber Ajansı
Memur-Sen, 1 Mayıs'ı Çorum'da kutladı
Memur-Sen, 1 Mayıs'ı Çorum'da kutladı
Memur-Sen Konfederasyonu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü Çorum'da kutladı. Çorum Saat Kulesi Meydanı'nda oluşturulan alandaki kutlamalara binlerce kişi katıldı. Memur-Sen Konfederasyonu Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Memur-Sen'e bağlı sendika başkanlarının katıldığı kutlamaya katılan vatandaşlar, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını sloganlarla kınadı. Türk bayraklarıyla alanı dolduran binlerce kişi, 1 Mayıs'ı kutladı.






"1 Mayıs kardeşlik sözün, sesin yükseldiği gündür"

Alanı dolduran vatandaşlara ve sendika üyelerine seslenen Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "Paylaşımda adalet, dünyada barış diyoruz. Buluşmamız emekli, işçi, memur, bütün emekçiler, ülkemiz, üyelerimiz, milletimiz, insanlık için, mazlumlar ve mağdurlar için, alın teri mücadelemiz için hayırlara vesile olsun. Bugün bu coşkulu meydandan kadınıyla, erkeğiyle, amiriyle, memuruyla, emeklisiyle, engellisiyle, kadını, genciyle emeğin gür sesi yükseliyor. Uzak, yakın demeden meydanı dolduran coşkulu, emekçi kardeşlerimle birlikte, kamu görevlilerimizin gururu tüm kamu çalışanlarının umudu olarak sendikalarımızı tek tek selamlıyorum. 1 Mayıs kardeşlik günüdür, birlik ve beraberliğin günüdür, emeklisiyle, işçisiyle, emekçisiyle sözün, sesin yükseldiği gündür. 1 Mayıs emperyalizme karşı küresel adaleti, kapitalizme karşı alın terindeki asaleti, zalime karşı mazluma refakati, adil bir dünyayı, hakça savunma günüdür. Bugün kapitalistlerin, kompradorların emek istismarına dur demek için, küresel iktisat şebekelerinin aile düşmanlığına, LGBT borazanlarına sus demek için meydandayız. Sebebi olmadığımız enflasyonun bedeli emekçiye ödetilmesin, insan çalışma şartları tahsis edilsin demek için, kamuda ücrette denge, gelirde adalet talebimizi haykırmak, emekçinin gür sesini duyurmak için, aile dostu vergi politikamızı bir kez daha dillendirmek için buradayız. Uluslarası çalışma normlarına, ILO normlarına uygun bir sendika yasası, memur sendika yasası için, sorunlarından arınmış bir kamu personel rejimi için bugün buradayız. Küresel zulüm düzenine karşı dünya beşten büyüktür demek için, emek sermayeden büyüktür demek için, emeğin adalet talebini yükseltmek için, savaşlara hayır, soykırıma hayır demek için buradayı" dedi.






"En namuslu kelimeler, en namussuz insanların ağzında"

Dünyadaki gelir adaletsizliğine değinen Yalçın, "Emperyalizmin dünyanı kan gölüne çevirdiği, insanlığa açlığı, yoksulluğu, sefaleti, ölümü dayattığı bir çağdayız. Bu çağda adalet insanlığın hasretidir. Bu çağda adalet insanlığın umudu, duasıdır. Çünkü çivisi çıkmış olan bu dünyada kapitalist hırsızlar, emperyalist arsızlar dünyayı dünyayı cehenneme çeviriyor, adaletsizlik her geçen gün yeryüzünü kuşatıyor, emek horlanıyor, sömürü gittikçe azgınlaşıyor. Bu çağda adalet susturuluyor, zulüm konuşuyor, insanlık kan kaybediyor. Böyle bir düzene razı mıyız, tabi ki hayır. Dünyanın nüfusunun yüzde 20'si aşırı yoksulluk sınırının altında, yarısı ise yoksullukla mücadele ediyor, küresel serveti ise dünyanın yüzde 1'i kontrol ediyor. En zengin 26 kişinin serveti dünyadaki toplam servetin yarısına denk geliyor. Tam 1 milyar insanın açlıkla boğuştuğu bu çarpık düzene 'gelişmişlik', 'büyüme', 'yeni dünya' düzeni diyorlar. Bir tarafta servet dağ olur, bir tarafta açlık can alır. Bu düzende büyüyen dünya değil, büyüyen ancak zulümdür. Milyonlarca çocuğun açlıktan öldüğü, namussuzluğun, alçaklığın, hırsızlığın kol gezdiği böyle bir düzeni asla tasvip etmiyoruz. Bunun neresinde gelişmişlik, neresinde adalet, neresinde insan, vicdan var' İnsanlığa cennet vaad ediyor ama cehennemi yaşatıyorlar. Onun için emperyalizme hayır diyoruz, siyonizme hayır diyoruz, kapitalizme hayır diyoruz, sömürüye hayır diyoruz. Çünkü emperyalizm sömürür, aç bırakır, savaş çıkarır, savaş yapar. Sonra 'insan hakları', 'özgürlük, 'insan hakları', 'özgürlük' 'medeniyet', 'demokrasi' der. En namuslu kelimeler, en namussuz insanların ağzında" diye konuştu.






"12 kişi için tüm dünyayı Paris'e toplamışlardı ama 70 bin aşkın insan soykırıma uğradı, hepsi sustu"

Gazze'de yaşanan soykırıma değinen Yalçın, "Coğrafyamızın durumu ortada. Gazze'de 10 binleri katlettiler. Yüz yılın soykırımı yaptılar, soykırıma uğrayanların tamamına yakını savunmasız kadınlar, yaşlılar, bebekler ve çocuklar. Anneler parçalanmış evlatlarının bedenini ellerine alıp çığlık atarken, siyonist katiller çocukları bilinçli olarak hedef yapıyorlar. Hani nerede insan hakları, nerede kadın hakları savunucuları, hani çocuk hakları, insan hakları hamaseti yapanlar nerede Kutup ayıları, su kaplumbağaları, bilmem ne balinaları için ortalığı yıkanlar Gazze'de yaşanan vahşet karşısında ne oldu, kökünüze kibrit suyu mu döküldü, neredesiniz' Charlie Hebdo saldırısında ölen 12 kişi için tüm dünyayı Paris'e toplamışlardı ama 70 bin aşkın insan soykırıma uğradı, hepsi sustu. Bu onların çifte standartı, işte bu küresel adaletsizliğin en çarpık hali. Öyle bir düzen ki kendi kirini bile ört bas ediyor, kendi suçunu bile dosyalara gömüyor. Epstein dosyalarından ortaya çıkan o çürümüşlük bile bu kirli düzeni anlatmada az kalır" diye konuştu.






"Birimizi alırsanız, binimiz yola çıkarsınız"

Gazze'deki ağır kuşatmayı kırmak amacıyla yola çıkan Sumud Filosu'na uluslarası sularda saldıran İsrail'e tepki gösteren Yalçın, "Yüreği sınırsız aktivistler, kardeşlerimiz Barselona'dan yola çıktı, İtalya kıyısında duraklayıp yeni aktivistler aldı. Gazze için yolculuğunda Girit açıklarında, uluslararası sularda haydut, korsan İsrail tarafından alıkonuldu. Gemileri açıklarda bırakılarak batması istendi. Onun için buradan söylüyoruz. Bakın, birimizi alırsanız, binimiz yola çıkarsınız. Onlar o kontejsana sığabilen arkadaşlarımız. İçlerinde 10 tane Memur-Sen il temsilcimiz, genel başkan yardımcımız var. Aktivistlerimize bir şey olursa bunun bedelini ödetiriz diye başlangıçtan beri sesimizi, sözümüzü yükseltiyoruz. Sadece bizim kardeşlerimiz değil, dünyanın tamamında, dini, rengi, mezhebi, meşrebi, milliyeti farklı olsa da insanlık ortak paydasında yüreği aynı olan yiğit aktivistlerin tamamını buradan selamlıyoruz. İletişimi karartıyorlar ama unutmayın, cicdanlarımızı karartamazsınız. Biz itiraz etmeye, hareket etmeye, Gazze'ye ulaşmak için gayreret edeceğiz. O çocuklara eğitim yardımını, sağlık yardımını götüreceğiz. Gıda yardımları ulaşsın, Gazze özgürleşsin, Filistin özgür olsun diye elimizden geleni ilk günden bugüne kadar ortaya koyduğumuz gibi bundan sonra da devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

"Bizi güçlü kılacak olan alın teriyle yoğrulmuş bir adalettir"

Konuşmasında Memur-Sen Konfederasyonunun taleplerini de dile getiren Yalçın, "Güçlü memur, güçlü Türkiye. Güçlü Türkiye'den kastımız gelir dağılımında adaletin olduğu, toplumun her kesiminin refahtan ve büyümeden hakkına düşeni alabildiği, alın terinin karşılığının tastamam teslim edildiği adil Türkiye'dir. Bizi güçlü kılacak olan alın teriyle yoğrulmuş bir adalettir. Bizi muhkem kılacak olan gelirde adalet, vergide adalet, paylaşımda adalettir, insanı yaşat ki devlet yaşasın şiarına sımsıkı sarılmaktır. Fakat bu noktada tablo iç açıcı değil. Yüksek enflasyon ve fiyat istikrarsızlığı sabit gelirliyi eziyor, enflasyonla mücadelede fatura emekçiye kalıyor. Neoliberal politikalar sebebiyle gelir dağılımında adalet derinleşiyor, orta sınıf yok oluyor, emekliler ay sonunu getiremiyor. Görev aylığımız ile emekli aylığı arasındaki bağ koptu. Emekliler 22 bin TL seyyanen zammı hala alamadılar. Onun için emekliyi el açtıracak durumdan bir an önce kurtarmak gerekiyor. Genç işsizliği, gençlerimizi umutsuzluğa düşürmesin. Ücretlerin vergi yükü azaltılsın. Emeğin payı küçülürse umut da küçülür. Umut küçülürse alın teri başkasının kazancına dönüşür. Defalarca bu böyle olmaz dedik. Sebebi olmadığımız enflasyonun faturasını bize kesmeyin dedik. Ücretleri kısaltarak enflasyonu düşüremezsiniz dedik ve bütün bu yanlışların sosyal maliyetini anlattık. Bir kez de dünyanın merkezi Çorum'dan haykırıyoruz. Kamuda ücret adaletsizliği var, kamuda gelir dengesizliği var. Ücretlerimiz arasındaki makas büyüyor. Statüler arasındaki çalışma barışını bozan tartışma her geçen gün yükseliyor. Onun için bir an önce adım atmak gerekiyor. 8. Dönem Toplu Sözleşme'de uzlaşamadık, 7'incisinde de genel hükümlerde uzlaşamamıştık, süreç gergin bitti. Bu zam oranıyla kamuda aynı işi yapanlar arasında ücret dengesini alt üst edersiniz, aynı iş yapanların arasını açarsınız, kamuda çalışma barışını başarırsınız dedik, anlatamadık. Büyümeden, refahtan pay vermeden gelirde adaleti sağlamayı bırakın, alım gücündeki azalmayı düzeltemezsiniz dedik, anlatamadık. Onun için 'bütçe disiplini', 'enflasyon hedefi' dediler, gerçekleri görmezden geldiler. Bugün geldiğimiz noktada enflasyona reva görüleni yedi, bitirdi" ifadelerini kullandı.

DİSK Taksim Anıtı'na çelenk bıraktı

DİSK üyeleri, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla Taksim Meydanı'ndaki Cumhuriyet Anıtı'na çelenk bıraktı

01.05.2026 09:35:00
İHA
DİSK Taksim Anıtı'na çelenk bıraktı
DİSK Taksim Anıtı'na çelenk bıraktı
DİSK, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla Taksim Meydanı'ndaki Cumhuriyet Anıtı'na çelenk bıraktı. Törene DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu'nun yanı sıra sendika üyeleri katıldı.






Törende konuşan DİSK Genel Başkanı Çerkezoğlu, "Bugün, işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü. Bugün Türkiye'nin dört bir yanında, meydanlarda ve dünyanın dört bir yanında işçiler, emekçiler ve dünyanın bütün değerlerini ve güzelliklerini üretenler, alanlarda, meydanlarda olacağız. Bugün, 1 Mayıs günü, yılın 1 günü dünyanın tüm değerlerini üreten işçiler, alanlarda, meydanlarda, taleplerini, mücadele hedeflerini, nasıl bir dünyada yaşamak istediğimizi, dünyaya en yüksek sesimizle ifade edeceğiz ve mücadele kararlığımızı emeğin Türkiye'sini ve emeğin dünyasını kurma kararımızı, coşkumuzu bir kez daha ifade edeceğiz. Dünyanın gözü kulağı, Taksim Meydanı'ndadır. Taksim Meydanı, 1 Mayıs Meydanıdır" şeklinde konuştu.








Grup yapılan basın açıklamasının ardından Taksim'den ayrıldı.

Kocaeli TEM'de 6 tır birbirine girdi

TEM Otoyolu'nun Ankara istikametinde 6 tır karıştığı zincirleme kaza meydana geldi. Kaza nedeniyle otoyolda trafik durma noktasına geldi

30.04.2026 19:57:00
İhlas Haber Ajansı
Kocaeli TEM'de 6 tır birbirine girdi
Kocaeli TEM'de 6 tır birbirine girdi
Kocaeli'de TEM Otoyolu'nun Ankara istikametinde 6 tır karıştığı zincirleme kaza meydana geldi. Kazada yaralanan olmazken, otoyolda trafik bir süre durma noktasına geldi.






Kaza, saat 17.00 sıralarında TEM Otoyolu İzmit geçişi Alikahya Cumhuriyet Mahallesi mevkii Ankara istikametinde meydana geldi. Aynı yönde ilerleyen 6 tır, henüz bilinmeyen nedenle zincirleme kazaya karıştı.








Kazayı gören diğer sürücülerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık, itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi. Kazada şans eseri yaralanan olmazken, tırlarda maddi hasar meydana geldi. Kaza sebebiyle TEM Otoyolu'nun Ankara yönünde ulaşım yaklaşık yarım saat aksadı.








Ekipler tarafından yolda temizlik çalışması yapılırken, trafik bir süre kontrollü olarak sağ şeritten sağlandı. Sol şeritte bulunan tırların kaldırılması için çalışmaların sürdüğü öğrenildi.

Orman yangınları tehlikesi yine başlıyor: Ne kadar hazırlıklıyız?

Beykoz’da 26 Nisan’da ormanlık alanda çıkan yangın, uzunca bir çabadan sonra söndürülmüştü. Bu üzücü olay, aslında doğanın bize her bahar sonunda gönderdiği sert bir uyarı mektubu gibi. Nisan ayında bile rüzgarın etkisiyle yeniden alevlenen bir yangın, asıl sıcakların hüküm süreceği Temmuz ve Ağustos ayları için "tetikte olun" mesajı veriyor

30.04.2026 19:32:00
Hasan Gündoğdu
Orman yangınları tehlikesi yine başlıyor: Ne kadar hazırlıklıyız?
Orman yangınları tehlikesi yine başlıyor: Ne kadar hazırlıklıyız?
Türkiye, jeopolitik konumu ve iklim kuşağı gereği orman yangınlarına en hassas bölgelerden biri. Peki, bu kaçınılmaz döngüye karşı gerçekten ne kadar hazırlıklıyız?






Türkiye'nin mevcut hazırlık durumu: Neredeyiz?

Son yıllarda yaşanan büyük felaketler (özellikle 2021 yangınları), Türkiye'nin yangınla mücadele doktrininde köklü değişikliklere yol açtı.

Hava gücü: En büyük tartışma konusu olan uçak ve helikopter filosu, geçmiş yıllara göre daha sürdürülebilir bir modele geçti. Kiralık araçların yanına Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı envanterindeki araçların entegrasyonu sağlandı.

Teknoloji kullanımı: İHA'lar (İnsansız Hava Araçları) bu konuda en güçlü yanımız. Yangını dumanı yükseldiği an tespit etmek, ekipleri nokta atışı yönlendirmek konusunda dünya standartlarındayız.

Yapay zeka destekli erken uyarı: Meteorolojik verileri (nem, rüzgar, sıcaklık) analiz ederek "risk haritaları" üzerinden önleyici konuşlanmalar yapılıyor.






Eksiklerimiz ve "yumuşak karnımız"

Sadece araç ve personel sayısını artırmak, yangını durdurmaya yetmiyor. Hala iyileştirilmesi gereken kritik noktalar var:

Yerel koordinasyon ve gönüllülük: Yangın çıktığında bölge halkı yardım etmek istiyor ancak profesyonel eğitim almamış kalabalıklar bazen müdahaleyi zorlaştırabiliyor. Mahalle bazlı "eğitimli gönüllü" ağımız hala yeterince yaygın değil.

Orman-yerleşim yeri arayüzü: Beykoz örneğinde olduğu gibi, yerleşim yerlerinin orman içine girdiği bölgelerde "tampon bölge" eksikliği var. Evlerin dibine kadar gelen kuru otlar ve ağaçlar, yangının yerleşim yerlerine sıçramasını hızlandırıyor.

Biyolojik çeşitlilik ve monokültür: Tek tip ağaçlandırma (örneğin sadece çam dikilmesi), yangının bir "ateş fırtınasına" dönüşmesini kolaylaştırıyor.






Geçmiş hatalardan çıkarılan dersler

Geçmişte yapılan en büyük hata, yangını sadece "söndürülmesi gereken bir alev" olarak görmekti. Oysa yangın yönetimi bir bütündür:
İletişim kazaları: Sosyal medyadaki bilgi kirliliği, sahadaki ekiplerin moralini ve lojistiği etkiliyordu. Valilik ve OGM'nin daha şeffaf ve anlık bilgilendirme yapması bu hatayı gidermeye başladı.

Lojistik planlama: Geçmişte su tankeri ve personel sevkiyatında yaşanan tıkanıklıklar, artık "Yangın Yönetim Merkezleri" üzerinden daha dijital bir şekilde takip ediliyor.

Restorasyon hataları: Yanan alanları hemen dozerle düzlemek yerine, doğanın kendi kendini yenilemesine izin vermek (doğal gençleştirme) artık daha fazla tercih edilen bir yöntem.






İdeal hazırlık nasıl olmalı?

Yangın sezonuna girmeden önce şu stratejik adımlar "hayat kurtarıcı" olacaktır:

"Savunulabilir alan" oluşturma: Orman içindeki veya kenarındaki yerleşim yerlerinde, binaların çevresindeki yanıcı materyaller (kuru dal, ot, çöp) temizlenmeli.

Gece görüşlü müdahale: Beykoz'da gördüğümüz gibi, yangınlar gece de devam eder. Gece uçuş kabiliyeti olan hava araçlarının sayısı ve bu konudaki pilot eğitimi artırılmalı.

Karma orman yapısı: Yanan alanların rehabilitasyonunda, yangına daha dirençli olan geniş yapraklı (meşe, palamut vb.) türler ile iğne yapraklı türlerin karıştırıldığı "yangın bariyeri" ormanlar kurulmalı.

Halkın bilinçlendirilmesi: Yangınların %90'ı insan kaynaklı. Sadece piknik yasağı değil; anız yakma, cam kırıkları ve sigara izmaritleri konusunda çok daha sert denetimler ve eğitici kampanyalar şart.






Türkiye teknik donanım olarak eskiye oranla çok daha güçlü, ancak orman yangınlarıyla mücadele sadece itfaiyenin değil, topyekun bir toplumun görevidir. Beykoz'daki yangın, doğanın bize "Hazırlanın, sıcaklar geliyor" uyarısıdır. Bu uyarıyı ciddiye almak, sadece ağaçları değil, geleceğimizi kurtarmaktır.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.