logo
08 AĞUSTOS 2026

23 Nisan kutlu olsun

23 Nisan 1920'de millet egemenliği, karanlığı yırttı. Atatürk bu tarihi, tüm dünyanın çocuklarına bayram armağan ederek taçlandırdı. Egemenlik milletindir, gelecek çocuklarımızındır

23.04.2026 10:23:00 / Güncelleme: 23.04.2026 10:28:21
Eyüp Kabil
 
23 Nisan kutlu olsun
23 Nisan kutlu olsun
Bugün 23 Nisan… Yıl 1920. Anadolu'nun kalbi Ankara'da, bir avuç vatansever, işgal altındaki İstanbul'dan kaçarak toplanmış; harap bir binada, tozlu sıraların üzerine oturmuştu.

Düşman gemileri Boğaz'ı tutmuş, İzmir'i işgal etmiş, Antep'te, Maraş'ta, Urfa'da direniş kıvılcımları yanıyordu. İşte o gün, saat 14.45'te, Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) açıldı. Bu, sadece bir meclis açılışı değildi, Türk milletinin "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ilkesini haykırdığı, tarihin akışını değiştirdiği andı.






Karanlıktan doğan ışık

Osmanlı İmparatorluğu, I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkmış, Mondros Mütarekesi'yle (30 Ekim 1918) fiilen teslim olmuştu. İstanbul işgal edilmiş, padişah ve hükümeti âciz kalmıştı.
İtilaf Devletleri, Sevr Antlaşması'yla (10 Ağustos 1920) Anadolu'yu parçalamaya hazırlanıyordu. İşte bu kaos ortamında Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak Millî Mücadele'yi başlattı.

Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919), Erzurum Kongresi (23 Temmuz 1919) ve Sivas Kongresi (4 Eylül 1919) ile millet iradesini örgütledi. Amaç netti, "Vatanın bütünlüğünü, milletin bağımsızlığını kurtarmak."

Ancak İstanbul'daki Meclis-i Mebusan dağılınca (16 Mart 1920), yeni bir meclis şart olmuştu. Mustafa Kemal, Ankara'yı merkez seçti.

23 Nisan 1920'de açılan TBMM, hem yasama hem yürütme yetkisini eline aldı. İlk başkanı Mustafa Kemal, ilk hükümeti de yine o kurdu. Meclis, "Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir" ilkesini anayasasına yazdı ve Kurtuluş Savaşı'nı yönetti. Sakarya Meydan Muharebesi, Büyük Taarruz, Lozan Antlaşması… Hepsi bu meclisin kararıyla gerçekleşti. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edildiğinde, 23 Nisan aslında Cumhuriyet'in temel taşıydı.






Egemenlik ve çocuklar

23 Nisan'ın iki büyük anlamı vardır. Birincisi 'Ulusal Egemenlik'.

Osmanlı'da egemenlik padişahın "kutsal" hakkıydı. TBMM ile egemenlik millete geçti. Bu, Türk demokrasisinin doğuşudur. Meclis, halkın seçtiği vekillerden oluşuyordu, hiçbir dış güç, hiçbir sultan iradesi üstünde değildi. Atatürk'ün dediği gibi, "Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir." Bu cümle, bugün hâlâ Anayasa'nın ilk maddesidir.

İkincisi ise 'Çocuk Bayramı' olması. 1929'da Atatürk, bu bayramı Türk çocuklarına armağan etti. "Küçük hanımlar, küçük beyler… Sizler hepiniz geleceğin bir büyük devlet adamı, ilim adamı, sanatçısı olacaksınız" diyerek çocukları geleceğin mimarları ilan etti.

Dünya'da çocuklara armağan edilmiş ilk ve tek millî bayram budur. Atatürk, "Bütün ümidim gelecekteki çocuklarımızdadır" derken, savaşın yorgunluğundan çıkmış bir milletin en değerli hazinesinin çocuklar olduğunu gösterdi.






23 Nisan'ın önemi

23 Nisan sadece geçmişi anmak değildir; bugünü ve yarını şekillendirir. Egemenliğin millette olduğunu hatırlatır. İşgale, sömürgeciliğe karşı duruşun simgesidir. Eğitim, bilim, sanat ve barışın çocuklarla başlayacağını öğretir. Ve yüzlerce ülkeden çocuklar Türkiye'ye gelir, "Çocuk Bayramı"nı birlikte kutlar. Bu, Türkiye'nin dünya çocuklarına uzattığı barış elidir.

Bugün Türkiye'de 23 Nisan, okullarda törenler, şiirler, şarkılar, sokaklarda bayraklar ve çocuklarla doludur. Çocuklar meclis kürsüsüne çıkar, bakanlık koltuklarına oturur. Bu, sembolik değil, çok derin bir mesajdır. Mesaj şudur: "Siz bu ülkenin gerçek sahiplerisiniz."






23 Nisan 1920, karanlıkta yakılan bir meşaledir. O meşale, hem millî iradeyi hem de çocuklarımızın aydınlık yüzlerini aydınlatır. Bugün, 106 yıl sonra, aynı coşkuyla kutluyoruz çünkü biliyoruz ki, egemenlik milletindir, gelecek ise çocuklarımızın.

Bayramınız kutlu olsun! Küçük hanımlar, küçük beyler… Sizler Atatürk'ün emanetisiniz. Bu emanete sahip çıkmak, 23 Nisan'ı her yıl yeniden anlamakla başlar.

Yaşasın 23 Nisan! Yaşasın Cumhuriyet!

Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.