logo
24 AĞUSTOS 2026

8 ayda 896 bin 957 ölüm, 27 milyondan fazla vaka

Çin'in Hubey eyaletinin Vuhan kentinde ortaya çıkan ve korona virüsten ilk ölümün gerçekleştiği andan itibaren 8 ay geçti. 8 aylık süreçte dünyaya yayılan virüs nedeniyle bütün dünyada 986 bin 957 can kaybı yaşandı. Toplam vaka sayısı ise 27 milyonu aştı

08.09.2020 15:00:00
 
8 ayda 896 bin 957 ölüm, 27 milyondan fazla vaka
8 ayda 896 bin 957 ölüm, 27 milyondan fazla vaka
9 0cak'ta solunum yetmezliği ve ağır zatürre teşhisiyle hastaneye kaldırılan 61 yaşındaki bir adamın kaynağı açıklanamayan virüs nedeniyle hayatını kaybettiğinin açıklanmasının ardından 8 ay geçti. Daha sonra yeni tip korona virüs(Covid-19) olduğu belirlenen ve pandemi haline gelen virüs nedeniyle ilk resmi ölüm tarihi 9 Ocak olarak belirlenmişti. Virüsün hayatımıza girmesiyle birçok şeyin değiştiği şu dönemlerde geçen 8 aylık süreçte Covid-19 nedeniyle dünyada 896 bin 957 kişi hayatını kaybetti. Vaka sayısı dünya genelinde 27 milyon 497 bin 148'e çıkarken, virüs saptanan 19 milyon 593 bin 513 kişi sağlığına kavuştu.

Benzeri görülmemiş ekonomik çöküş ve uzun vadeli sınırlar kapandı

Dünya çapında hali hazırda 27 milyondan fazla kişiye bulaşan ve 552 bin 204 kişinin ölümüne neden olan korona virüs tarihte benzeri görülmemiş ekonomik çöküşlere neden oldu. Birçok ülkede sınırlar kapandı, ekonomi durma noktasına geldi. Korona virüse karşı alınan önlemler kapsamında kısıtlamalar yapıldı, sokağa çıkma yasağı ilan edildi, milyonlarca kişi evlere kapandı. Çin'in Wuhan kentinden dünyaya yayılan korona virüsüne karşı alarma geçen birçok ülke, seyahat yasakları ve virüs taraması gibi önlemler aldı. 9 Ocak'ta tanımlanamayan virüs nedeniyle ilk ölümün yaşandığı bildirilirken şu an Covid-19 olarak tanımlanan ölümcül virüs tüm dünyada etkisini sürdürmeye devam ediyor.

WHO, 30 Ocak'ta uluslararası acil durum ilan etti

Korona virüsünün yayılmaya başladığı ocak ayında Çin'in Wuhan kentindeki vatandaşlarını tahliye etmeye başlayan ülkeler gönderdiği uçaklarla ülkelere geri dönüşlerini hızlandırdı. Ocak ayında birçok ülkede ilk ölümlerin yaşandığı duyuruldu. 30 Ocak'ta Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Çin'de ortaya çıkan korona virüsünün dünya ülkelerine yayılması nedeniyle uluslararası acil durum ilan etti. WHO Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus ocak yaında yaptığı açıklamasında, korona virüs için, 'Benzeri görülmemiş bir nedene bağlı benzeri görülmemiş bir salgın' ifadelerini kullanmıştı.

Hastaneler inşa edildi

Virüsün ortaya çıktığı ilk dönemlerde en çok etkilenen Çin'in Wuhan kentinde yeni tip korona virüs salgını nedeniyle 10 günde hastaneler inşa edildi. Yine 30 Ocak'ta virüsün yayıldığı Wuhan kentinde ve diğer kentlerde korona virüsü bulaşan vatandaşların evlerinin mühürlendiği, dışarı çıkmamaları için zorla bu şekilde evde tutuldukları öne sürüldü. Çin'de ortaya çıkan korona virüs kaynaklı vak'a ve ölümlerin tespit edilmesiyle bazı ülkelerde yaşayan Çinliler ırkçılığın hedefi haline geldi.

Camiler kapatıldı, etkinlikler iptal edildi

Virüse karşı alınan önlemler kapsamında birçok ülkede camiler kapatıldı, toplu etkinlikler ve festivaller iptal edildi, spor müsabakaları ileri bir tarihe ertelendi yada iptal edildi. Birçok spor müsabakaları seyircisiz gerçekleştirilmeye başlandı.

Şubat ayında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) hızla dünya ülkelerine yayılan korona virüsü için alarm seviyesini 'yüksek'ten 'çok yüksek' seviyesine çıkardı. Virüsün yayılmasını önlemeye yönelik ülkelerden kritik adımlar geldi. Birçok ülkede olağanüstü hal ilan edildi, okullar kapatıldı.

7 Şubat'ta Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, dünyanın koruyucu ekipman sıkıntısıyla karşı karşıya olduğunu açıkladı. Korona virüs salgını nedeniyle özel kıyafet, maske, eldiven ve diğer koruyucu ekipmanların giderek azaldığı belirtildi. Ülkeler arasında maske savaşları boy gösterdi. Salgına karşı maske ihtiyacını gidermek isteyen ülkeler arasında büyük rekabet yaşandı. Almanya'nın satın aldığı maskelere Tayland'dayken ABD tarafından el konulmasıyla yeni bir tartışmanın fitili ateşlenmişti.

ABD'liler silah depolarken, Avrupa ülkeleri tuvalet kağıdına akın etti

Mart ayında ise korona virüs salgının dünya genelinde neden olduğu panik havası nedeniyle vatandaşlar marketlere akın etti. Çoğu ülkede temizlik ürünleri ve gıda maddeleri stok yapılırken, ABD'liler çareyi silah depolamakta buldu. Korona virüsü salgının ardından Japonya'da bazı ürünler uzun süre tedarik edilemedi. Özellikle hijyenik maske stoklarının tükenmesinin ardından, Japonya hükümeti maske üreticilerine destek sağlanacağını açıkladı. Avustralya'da ilk vakaların tespit edilmesinin ardından en çok satın alınan ürün tuvalet kağıdı olurken, tuvalet kağıdını duş jelleri ve dezenfektanlar izledi. Almanya'da korona virüs salgınında marketlerde ilk tükenen ürünlerin başında tuvalet kağıdı geldi. Marketler stoklamayı önleyebilmek için müşteri başına bir ürün adet alabilme sınırı getirdi. İtalya'da 8 Mart'tan itibaren ülkenin bazı kuzey bölgeleri, 10 Mart'tan sonra da tüm ülkenin karantina altına alınması nedeniyle halk en çok un, maya ve konserve ürünlere yöneldi. Rusya'da korona virüsü vak'alarının artışı nedeniyle ülke genelinde oluşan panik havası nedeniyle marketlere hücum eden Ruslar en çok bakliyat ürünleri satın aldı. Korona virüs salgını nedeniyle birçok ülkede temizlik ürünleri ve kuru gıda maddeleri satışları tavan yaparken, ABD'de de silah satışlarında patlama yaşandı. Korona virüs pandemisinin toplumsal huzursuzluğa yol açacağı tedirginliği yaşayan ABD'liler silah ve mühimmat stoklamaya başladı. ABD'deki birçok silah mağazası sahibi, salgının yol açabileceği ekonomik krizin sosyal düzeni bozacağı endişesiyle satışlarda artış yaşandığını ifade etti.

26 Mart'ta dünya genelinde korona virüsü vakaları 509 bin 477'ye ulaştı. Korona virüsüne bağlı hayatını kaybedenlerin sayısı ise 23 bin 4'de yükseldi. 11 Mart'ta Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, korona virüsün "pandemi" olarak ilan edildiğini açıkladı. 13 Mart'ta ise Avrupa'nın Çin'de ortaya çıkan korona virüs salgının merkezi haline geldiğini ilan etti.

Nisan ayında ise birçok ülke virüse karşı aldığı önlemleri kademeli olarak kaldırmaya başladı diğer yandan birçok ülkeden ölüm vaka haberleri gelmeye devam ediyor. 4 Nisan'da Dünya genelinde korona virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 60 bin 115'e yükseldi. ABD'de korona virüs vak'aları 200 bini aştı. 8 Nisan'da korona virüsün ilk ortaya çıktığı Çin'in Hubei eyaletine bağlı Wuhan'da karantina kalktı. Yaklaşık 11 haftalık karantina sürecinin ardından Wuhan'dan tren ve uçak seferleri bugün tekrar başlatılırken, otobanlar yeniden açıldı.

15 Mayıs'ta ABD'de korona virüs salgını nedeniyle toplam ölü sayısı 89 bin 383'e ulaştı. Ülkede toplam vaka sayısı ise 1 milyon 501 bin 989'a çıktı. İtalya'da ölü sayısı 31 bin 610'a, toplam vaka sayısı 223 bin 885'e ulaştı. Brezilya'da toplam korona virüs vaka sayısı 208 bin 31'e, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 14 bin 267'ye ulaştı. İngiltere'de ise toplam ölü sayısı 33 bin 998'e toplam vaka sayısı ise 236 bin 711'e yükselmişti. Brezilya'da ise toplam ölü sayısı 4 bin 477'ye, vaka sayısı ise 42 bin 595'e yükselmişti.

Mayıs ayında İngiliz ve Amerikan kanalarında Türk hastaneleri anlatılmaya başlandı. İngiliz BBC'nin Türkçe servisi, Türkiye'deki kahramanları dünyaya duyurdu. İstanbul Üniversitesi - Cerrahpaşa (İÜC), Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi'nde korona virüsle yürütülen mücadeleyi anlattı. Sabahın erken saatlerinde aralıksız devam eden mücadelede en önde savaşan doktorların, hemşirelerin güvenlik görevlilerinin her anını görüntüleyen ekip, gösterilen çabayı ve başarıyı gözler önüne serdi.

İngiliz haber ajansı Reuters ise, salgında unutulmaması gereken korona virüsün tespitinde öncü olan filyasyon ekibini takibe aldı. Salgının 'gizli kahramanları' olarak tanımladığı Türk filyasyon ekibini an an fotoğraflayarak bu anları dünyaya servis etti. Korona virüs hastaları ile temasta bulunanları tespit eden filyasyon ekiplerinin haberini geniş kitlelere yayınlayan İngiliz haber ajansı, servis ettiği fotoğraflarla başarının gizli kahramanlarının çabasını dünyaya duyurdu.

Dünya Sağlık Örgütü de, Türkiye'yi örnek gösterdi

Yine Mayıs ayında yapılan açıklamada korona virüsü 'pandemi' olarak açıklayan Dünya Sağlık Örgütü (WHO) de, Türkiye'den övgüyle bahsetmişti. Dünyanın zor bir dönemden geçtiğine vurgu yapan Dünya Sağlık Örgütü Türkiye'nin diğer ülkelere sağladığı tıbbı yardım desteğini takdirle karşılamıştı. Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, 'Türkiye'nin sergilediği dayanışma tüm dünyaya örnek olmalı' ifadelerini kullanmıştı.

Korona virüste ikinci dalga ihtimali en yüksek 10 ülke açıklandı

Pek çok ülkenin salgına karşı aldığı önlemleri gevşetmeye başlaması nedeniyle uzmanlar, ikinci bir korona virüs dalgası riski konusunda uyarıda bulundu. 26 Mayıs'ta Dünya Sağlık Örgütü (WHO) küresel korona virüs vakalarında rekor bir artış olduğunu bildirdi. Ancak ülkeler, korona virüs önlemlerinin ekonomik zorluklara sebep olması nedeniyle normalleşme sürecine girerek kısıtlamaları kaldırmaya başladı. Korona virüsün ikinci bir dalgaya neden olup olmayacağını tartışmalara yol açarken, Oxford Üniversitesi, korona virüste (Covid-19) ikinci dalga ihtimali en yüksek 10 ülkeyi açıkladı. Korona virüs pandemisinde ikinci dalganın yaşanma ihtimalinin en yüksek olduğu 10 ülke sırasıyla; Almanya, Ukrayna, ABD, İsviçre, Bangladeş, Fransa, İsveç, İran, Endonezya ve Suudi Arabistan olarak belirtildi.

Haziran ayı başına gelindiğinde Dünyayı etkisi alan yeni tip korona virüs salgınında Avrupa ülkeleri tedbirlerini gevşetti. Birçok ülke sadece sınırları değil, turizm sezonunu da açtı. 1 Haziran'da dünya genelinde toplam korona virüs vaka sayısı 6 milyon 290 bin 847'ye yükselirken, Latin Amerika'daki vaka sayısı 1 milyona yaklaştı. Öte yandan ABD'de siyahi George Floyd'un polis şiddeti sonucu hayatını kaybetmesinin ardından protesto gösterileri başladı ve birçok ülkeye yayıldı. Floyd'un hayatını kaybetmesinin ardından başkent Washington DC'de olaylar çıktı. 2 Haziran'da İtalya'nın başkenti Roma'da turuncu yelekliler, yeni tip korona virüs (Covid-19) salgınının ekonomide oluşturduğu olumsuz etkiye tepki amacıyla hükümet karşıtı protesto düzenledi. Aynı tarihte son 24 saat içerisinde 3 bin 117 yeni tip korona virüs (Covid-19) vakasının görüldüğü İran'da hayat tamamen normale döndü. Çoğu ülkede tedbir kapsamında uygulanan sokağa çıkma yasağı sona erdi. Yaz sezonunun gelmesiyle yeni tip korona virüs salgınına yönelik tedbirlerin gevşetilmesi kapsamında kafe ve restoranlar kademeli olarak yeniden açıldı.

19 Haziran'da Fransa'nın ünlü gazetelerinden Le Figaro'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın korona virüs karşısında sağladığı başarıya değinen bir makale yayınlandı. 23 Haziran'da Almanya'da yayın yapan Bild Gazetesi'nin muhabiri Michael Quandt, Bild adına Antalya'ya turist gibi gelerek Türkiye seyahatini ve Covid-19 salgınına karşı alınan önlemleri değerlendirmişti. 'Cankurtaran bile maske takıyor' başlığı altında Quandt imzasıyla yayınlanan haberde, izlenimlerini adım adım aktaran Alman muhabir Türkiye'nin aldığı önlemlerin eksiz olduğunu ve Almanya'dan daha iyi önlemler alındığını yazmıştı.

26 Haziran'da İngiltere'nin önde gelen eğitim kurumlarından Oxford Üniversitesi, yeni tip korona virüsün (Covid-19) ikinci dalgaya neden olma ihtimali en yüksek 10 ülkeyi sırasıyla Almanya, Ukrayna, ABD, İsviçre, Bangladeş, Fransa, İsveç, İran, Endonezya ve Suudi Arabistan olarak açıkladı. Daha az sıkı politikaları olan diğer ülkelerdeki vaka sayısının hala düşmekte olduğuna dair olumlu işaretler olduğunu ifade eden Oxford Üniversitesi; Türkiye, Belçika, Kanada, Polonya, Pakistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Belarus, İtalya, İspanya, Singapur ve Hollanda ise tedbirlerin gevşetilmesine rağmen vaka sayılarında büyük artışların görülmediği ülkeler olarak gösterildi.

Fransa'da sağlık çalışanlarından protesto

30 Haziran'a gelindiğinde Kolombiya'nın başkenti Bogota'da yoğun bakım ünitelerinin doluluk oranı yüzde 73.4'e ulaştı. Başkentte 15 yatağın daha dolması halinde sağlık sisteminde kırmızı alarm verileceği bildirildi. Yeni tip korona virüs (Covid-19) salgınından Avrupa'da en çok etkilenen ülkelerden olan Fransa'da sağlık çalışanları, çalışma koşullarına ve hastanelerdeki malzeme yetersizliğine tepki göstermek için protesto düzenlendi. Sağlık çalışanları imkansızlık nedeniyle hastalara yeteri kadar hizmet ve tedavi uygulayamamaktan şikayetçi olduklarını belirterek hükümetin sağlık sektörüne yeterli bütçe ayırmadığını ifade etti. Sağlık çalışanları ayrıca, hastanelerin fiziki şartlarının tedavi için uygun olmamasına da tepki gösterdi. Avustralya'da korona virüs salgınında vaka sayısı yeniden artışa geçti. Melbourne şehrinde son 3 günde 188 yeni vaka tespit edilmesinin ardından hükümet tekrar sokağa çıkma kısıtlaması getirdi. Yine 30 Haziran'da Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, dünya genelinde vaka sayısının 10 milyonu, can kaybının ise 500 bini geçtiğini açıklayarak 'Hepimiz bu salgının bitmesini istiyoruz. Hayatlarımıza geri dönmek istiyoruz. Fakat üzücü gerçek şu ki salgın henüz bitmeye yakın değil. En kötüsü henüz gelmedi. Birçok ülke salgın konusunda gelişme gösterse de küresel anlamda salgın hızlanmaya devam ediyor' açıklamasını yaptı.

ABD'de Temmuz ayında da korona virüs salgını etkisini arttırmaya devam etti. ABD'nin Florida eyaletinde bulunan 48 hastanede artan korona virüs vakaları nedeni ile yoğun bakım servisinde yer kalmadı. Sağlık Hizmetleri İdaresi Ajansı (AHCA) tarafından yapılan açıklamada eyalette bulunan diğer 52 hastanede ise yoğum bakım servislerinin yatak kapasitesinin yüzde 10 ve altına indiği aktarıldı. 12 Temmuz'da korona virüs salgınını küçümseyen ve salgına karşı alınan sert tedbirlere karşı çıkan ABD Başkanı Donald Trump, ilk kez kameraların karşısına maskeyle çıktı. Birçok ülke kapalı ve açık alanlarda maske takma ve sosyal mesafeye uyma zorunluluğunu açıkladı. Korona virüsü ilk günden itibaren 'küçük bir grip' diye aşağılayan Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'ya 7 Temmuz'da Covid-19 teşhisi konuldu. 27 Temmuz'da Dünya genelinde koronaya bağlı can kayıpları 653 bin 343'e yükseldi. Toplam vaka sayısı 16 milyon 483 bin 815'e, iyileşenlerin sayısı ise 10 milyon 94 bin 198'e ulaştı.

Temmuz ayı sonlarına doğru korona virüs salgınının Avrupa'da yeniden etkisini arttırması ile birçok ülke kısıtlamaları geri getirmeye başladı. 31 Temmuz'da Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından açıklanan raporda dünya genelinde korona virüs salgınında rekor sayıda vaka artışı yaşandı. Son 24 saatte 292 bin 527 yeni vaka tespit edildi.

Korona virüs salgınından en fazla etkilenen ülke konumunda bulunan ABD'de 9 Ağustos'ta 54 bin 199 yeni vakanın tespit edilmesi ile toplam vaka sayısı 5 milyon 149 bin 723'e ulaştı. Toplam can kaybı ise 165 bin 70'e yükseldi. Brezilya'da ise toplam can kaybı 100 bin 240'a yükseldi. 11 Ağustos'ta İngiltere Ulusal İstatistik Ofisi (ONS), İngiltere'de Mart ayından bu yana yeni tip korona virüs (Covid-19) salgını nedeniyle yaklaşık 730 bin kişinin işsiz kaldığını açıkladı. Dünya genelinde etkili olan korona virüs salgınında yürütülen aşı çalışmalarının ilk sonuçları Rusya'dan geldi. 11 Ağustos'ta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova'da geliştirilen aşının Sağlık Bakanlığından onay aldığını açıkladı. Putin, 'Bu sabah saatlerinde, korona virüs salgınına karşı dünyadaki ilk aşı tescillendi' açıklamasını yaparak aşının adının 'Sputnik V' olacağı ifade etti. 16 Ağustos'ta Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 30'dan fazla ülkede günlük Covid-19 vaka sayılarının bini aştığını açıkladı. 18 Ağustos'ta Çin'de yeni tip korona virüs (Covid-19) salgınına karşı aşı çalışmaları hızlandı. Askeri Tıp Bilimleri Akademisine bağlı CanSino Biologics ve Pekin Biyoteknoloji Enstitüsü tarafından geliştirilen Ad5-nCoV aşı adayı Çin Ulusal Fikri Mülkiyet İdaresi'nden patent onayı aldı. Bir başka Çinli ilaç şirketi Sinopharm da korona virüs aşısının yıl sonuna kadar piyasaya sürülmeye hazır olacağını duyurdu.

25 Ağustos'ta Birleşmiş Milletler, korona virüs salgınının turizm sektörüne etkileri ile ilgili bir rapor yayınladı. Rapora göre, korona virüs salgını nedeniyle dünya çapında sınırların kapanmasıyla oteller de kapatıldı, uçuşlar iptal edildi. Yılın ilk 5 ayında uluslararası turist sayısının yüzde 56 düştüğü kaydedilen raporda, yıl sonuna kadar bu oranın yüzde 78'e kadar ulaşabileceği belirtildi. Raporda, turizm ihracat gelirlerinde 910 milyar ile 1.2 trilyon dolar arasında bir kayıp yaşanabileceği vurgusu yapıldı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ise konuya ilişkin açıklamasında, "Kriz, gelişmiş ekonomiler için büyük bir şok. Ancak gelişmekte olan ülkeler turizme büyük ölçüde bağımlı olduğu için acil bir durum söz konusu' diyerek salgın nedeniyle bu yıl dünya çapında turizmde sektöründe çalışan 120 milyon kişinin işinin tehdit altında olduğunu açıkladı.

Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkisi altına alan korona virüs salgını hızla yayılmaya devam ederken, birçok ülkede ikinci dalga endişesi yaşanıyor. Dünya genelinde toplam vaka sayısı 27 milyon 497 bin 148'e, toplam can kaybı 896 bin 957'ye ulaştı. En fazla vak'a ve ölümün kaydedildiği ABD'de 6 milyon 485 bin 575 vaka ve 193 bin 534 ölüm ile dünya sıralamasında ilk sırada yer alıyor. ABD'yi 4 milyon 284 bin 103 vaka ve 72 bin 843 ölüm ile Hindistan takip ediyor. Üçüncü sırada ise 4 milyon 147 bin 794 vaka ve 127 bin ölüm ile Brezilya bulunuyor. Brezilya'nın ardından vaka sayılarının en çok olduğu ülkeler sıralamasında Rusya, Peru, Kolombiya, Güney Afrika, Meksika, İspanya, Arjantin, Şili, İran, İngiltere, Fransa, Bangladeş, Suudi Arabistan, Pakistan bulunuyor. İHA

Ayvacık'ta 15'i çocuk 32 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince 15'i çocuk toplam 32 kaçak göçmen yakalandı

24.08.2026 10:24:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ayvacık'ta 15'i çocuk 32 kaçak göçmen yakalandı
Ayvacık'ta 15'i çocuk 32 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince 15'i çocuk toplam 32 kaçak göçmen yakalandı.

Sahil Güvenlik Kuzey Ege Grup Komutanlığı ekipleri, Ayvacık ilçesi açıklarında lastik bot içerisinde kaçak göçmenler olduğu bilgisi üzerine harekete geçti.

Sahil Güvenlik Gemisi 'TCSG-61' ve Sahil Güvenlik Botu 'KB-103' tarafından hareket halinde durdurulan lastik bot içinde 15'i çocuk toplam 32 kaçak göçmen yakalandı.

Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezine (GÖKSEM) teslim edildi.

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında bugün karar bekleniyor

Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik 200 sanığın yargılandığı davada mahkemenin bugün kararını açıklaması bekleniyor

24.08.2026 09:23:00 / Güncelleme: 24.08.2026 09:26:58
İHA
 
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında bugün karar bekleniyor
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında bugün karar bekleniyor
Liderliğini Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı öne sürülen Çıkar Amaçlı Suç Örgütü tarafından belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanığın yargılandığı davada 200 sanığın ve avukatlarının savunmaları tamamlandı. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri Kampüsünde bugün görülecek duruşmada, sanıkların son sözleri alınacak.

İlk duruşma 27 Ocak'ta yapıldı

Davanın ilk duruşması, 27 Ocak günü yapılmıştı. Yapılan tutukluluk incelemeleri sonucunda, aralarında Utku Caner Çaykara, Zeydan Karalar ve Kadir Aydar'ın da aralarında bulunduğu 28 sanık tahliye edilmişti.

Esasa ilişkin mütalaa 14 Mayıs'ta açıklandı

Öte yandan, 14 Mayıs günü görülen duruşmada, Cumhuriyet Savcısı, esasa ilişkin mütalaasını açıklamıştı. Mütalaada, etkin pişmanlıktan faydalanan tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş'ın 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 29 kez 'ihaleye fesat karıştırma' 19 kez 'özel belgede sahtecilik', 4 kez 'resmi belgede sahtecilik', 3 kez 'rüşvet' ve 3 kez 'edimin ifasına fesat karıştırmak' suçlarından toplam 103 yıldan 280 yıla kadar hapsi talep edilmişti. Tutuksuz sanık Baki Nugay'ın ise 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 30 kez 'ihaleye fesat karıştırma', 19 kez 'özel belgede sahtecilik', 4 kez 'resmi belgede sahtecilik', 7 kez 'rüşvet', 3 kez 'edimin ifasına fesat karıştırmak' ve 'suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama' suçlarından toplam 119 yıldan 328 yıla kadar hapsi talep edilmişti.

Rıza Akpolat'ın 234 yıla kadar hapsi istendi

Görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın 30 kez 'ihaleye fesat karıştırma', 17 kez 'özel belgede sahtecilik', 2 kez 'resmi belgede sahtecilik', 1 kez 'nitelikli dolandırıcılık', 2 kez 'rüşvet', 'suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama' ve 'haksız mal edinme, mal kaçırma veya gizleme' suçlarından toplam 86 yıldan 234 yıla kadar hapsi istenmişti.

Tutuklanmasının ardından Avcılar Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan ve ardından tahliye edilen sanık Utku Caner Çaykara'nın 'ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması' suçundan beraati, 'rüşvet' suçundan ise 4 yıldan 12 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti.

Mütalaada, adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, görevlerinden uzaklaştırılan tutuksuz sanıklar Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin'in rüşvet' suçundan 4 yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti. Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuksuz sanık Ahmet Özer'in ise 2 kez 'ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma' suçundan 6 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti.

Davada karar günü

Sanıkların, esasa ilişkin mütalaaya karşı savunmaları tamamlandı. Mahkeme heyeti, bugün Silivri'de görülecek olan duruşmada, sanıkların son sözlerini alacak. Ardından ise heyetin, kararını açıklaması bekleniyor.

Afrika ve Basra'dan gelen sıcak hava yurdun büyük bir bölümünde etkili olmaya devam ediyor. İstanbul'da gece saat 03.00-06.00 arasında nemin yüzde 91'e çıkması bekleniyor

Afrika ve Basra'dan gelen sıcak hava yurdun büyük bir bölümünde etkili olmaya devam ediyor. İstanbul'da gece saat 03.00-06.00 arasında nemin yüzde 91'e çıkması bekleniyor

23.08.2026 18:39:00
Haber Merkezi
 
 Afrika ve Basra'dan gelen sıcak hava yurdun büyük bir bölümünde etkili olmaya devam ediyor. İstanbul'da gece saat 03.00-06.00 arasında nemin yüzde 91'e çıkması bekleniyor
 Afrika ve Basra'dan gelen sıcak hava yurdun büyük bir bölümünde etkili olmaya devam ediyor. İstanbul'da gece saat 03.00-06.00 arasında nemin yüzde 91'e çıkması bekleniyor
Afrika ve Basra'dan gelen sıcak hava yurdun büyük bir bölümünde etkili olmaya devam ediyor. İstanbul'da gece saat 03.00-06.00 arasında nemin yüzde 91'e çıkması bekleniyor.
Afrika ve Basra'dan gelen sıcak hava etkisini sürdürüyor. Yaklaşık bir haftadır etkili olan sıcak hava dalgaları, rüzgarın etkisini kaybetmesi ve nemin gün yüzüne çıkmasıyla bunaltıcı olmaya devam ediyor.
Bugün ve yarın ülke genelinde yüksek sıcaklıklar ortalamanın 3 ila 5 derece üstünde devam edecek.
Kavurucu sıcaklar İstanbul'da da etkili oluyor. Kuvvetli rüzgarın etkisini kaybetmesiyle bunaltıcı hava kendisini hissettirmeye devam ediyor.
Meteoroloji verilerine göre, megakentte bu gece saat 03.00-06.00 arasında nem oranının yüzde 91'e ulaşması bekleniyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün sayfasından duyurulan nem oranı Pazartesi öğle saatlerinde yüzde 50lere düşecek.

18 ilde düzenlenen siber operasyonlarda 77 şüpheli yakalandı

İçişleri Bakanlığı, siber suçlarla mücadele kapsamında son 5 günde 18 ilde düzenlenen operasyonlarda 77 şüphelinin yakalandığını bildirdi

23.08.2026 16:40:00
İhlas Haber Ajansı
 
18 ilde düzenlenen siber operasyonlarda 77 şüpheli yakalandı
18 ilde düzenlenen siber operasyonlarda 77 şüpheli yakalandı
İçişleri Bakanlığı, İl Emniyet Müdürlükleri Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüklerince 18 ilde siber suçlarla mücadele kapsamında gerçekleştirilen operasyonlarda yakalanan 77 şüpheliden 37'sinin tutuklandığını açıkladı.

Konuya ilişkin bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "18 ilde 'Yasa Dışı Bahis, Çevrim İçi Çocuk Müstehcenliği ve Tacizi, Bilişim Suçlarıyla Mücadele, Suçtan Kaynaklanan Mal Varlığı Değerlerini Aklama ve Dolandırıcılık' suçlarına yönelik düzenlenen operasyonlarda yakalanan şüphelilerin; 37'si tutuklandı. 17'si hakkında ise adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, MASAK ve Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde; İl Emniyet Müdürlükleri Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüklerince yapılan çalışmalar sonucu; 18 ilde düzenlenen operasyonlarda yakalanan şüphelilerin; yasa dışı bahis ve kumar oynattıkları, yasa dışı bahis sitelerinde para nakline aracılık ettikleri, yasa dışı bahis ve kumar sitelerinin reklamını yaptıkları, vatandaşlarımızın mobil bankacılık ve oyun hesaplarına yetkisiz erişim sağladıkları, müstehcen çocuk görüntüsü barındırdıkları, sosyal medya platformları üzerinden kapora bedeli gibi temaları kullanarak vatandaşlarımızı dolandırdıkları tespit edildi.

Güvenlik güçlerimizin kararlı mücadelesi ve aziz milletimizin desteğiyle siber suçlarla mücadelemizi ülkemizin dört bir yanında tavizsiz şekilde sürdürüyoruz. Kahraman Polislerimizi, Daire Başkanlığımızı, MASAK'ımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" ifadelerine yer verildi.

Öğrenciye bir darbe de yurtlardan!

Üniversite öğrencilerinin barınma çilesi bu yıl boyut değiştirdi. Yüksek oda fiyatlarıyla sarsılan öğrencilere, şimdi de yurt yönetimlerinin "gizli" masraf kalemleri darbe vuruyor

23.08.2026 11:15:00
Haber Merkezi
 
Öğrenciye bir darbe de yurtlardan!
Öğrenciye bir darbe de yurtlardan!
Üniversite öğrencilerinin barınma çilesi bu yıl boyut değiştirdi. Yüksek oda fiyatlarıyla sarsılan öğrencilere, şimdi de yurt yönetimlerinin "gizli" masraf kalemleri darbe vuruyor. Birçok yurtta oda ücretine dahil olan yemek ve çamaşır hizmetleri artık ekstra ücrete tabi tutuluyor.

Üniversitelerin açılmasına kısa bir süre kala, ailelerin ve öğrencilerin en büyük kabusu haline gelen barınma krizi yeni bir evreye geçti.

Geçen yıla oranla katlanan yurt fiyatlarının şokunu atlatamayan öğrenciler, kapıdan içeri adım attıklarında acı bir sürprizle karşılaşıyor. Artık sadece "başını sokacak bir oda" satın alabildiklerini belirten öğrenciler, en temel insani ihtiyaçlar için bile her ay ucu açık faturalar ödemek zorunda kalıyor.

"Kullandığın Kadar Öde" Dönemi



Geçmiş yıllarda oda fiyatının içinde standart olarak sunulan sabah kahvaltısı ve akşam yemeği hizmeti, bu yıl birçok özel ve vakıf yurdunda sistemden çıkarıldı. "Maliyet artışı" gerekçesiyle "kullandığın kadar öde" ya da "kartlı yemek" sistemine geçen yurtlar, öğrencileri kampüs dışındaki pahalı restoranlara ya da sağlıksız hazır gıdalara mahkum ediyor. Öğrenciler, sadece beslenme için aylık oda kirasının yarısı kadar ek bir bütçe ayırmak zorunda kaldıklarını belirtiyor.

Çamaşır Yıkamak Bile Lüks Oldu

Faturayı kabartan bir diğer gizli kalem ise çamaşırhaneler oldu. Daha önce ücretsiz ya da sembolik jetonlarla dönen çamaşır yıkama ve kurutma makineleri, artık seans başına ücretlendiriliyor.

Bir öğrencinin haftalık çamaşır, kurutma ve deterjan masrafı aylık bazda ciddi bir yüke dönüşmüş durumda. Bazı yurtlarda ise odalardaki buzdolabı ve klimalar için elektrik kotası konulduğu, kotayı aşan öğrencilere ay sonunda "enerji aşım faturası" kesildiği iddia ediliyor.

Öğrencileri Ne Bekliyor?

Bu ek masraflarla birlikte aylık gideri tahmin edilen bütçenin çok üzerine çıkan binlerce öğrenci, daha şimdiden kayıt dondurarak memleketine dönmeyi düşünüyor.

Yurt yemekhanesindeki pahalı menüleri alamayan öğrenciler, öğün atlayarak bütçe dengelemeye çalışacak. Bu durum ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirebilir.

Yurtların ağır mali şartlarından kaçan öğrenciler, birkaç kişi birleşerek standardı çok düşük, güvenli olmayan bodrum katı evlere çıkmak zorunda kalacak.

"Sadece Dört Duvar Satın Alıyoruz"

Sosyal medyada duruma tepki gösteren bir üniversite öğrencisi, yaşadıkları çaresizliği şu sözlerle özetliyor: "Yurt ücretini ailem borç harç ödedi. Ancak buraya geldiğimde çamaşırın paralı, yemeğin ekstra olduğunu öğrendim. Biz yurttan hizmet değil, sadece dört duvar satın alıyoruz. Bu gidişle okulu bırakmak zorunda kalacağım."

İstanbul'da sıcak hava etkili oldu: Park ve sahiller doldu taştı

İstanbul'da sıcak hava etkili olunca hafta sonunu fırsat bilen vatandaşlar, park ve sahillere akın etti. Beşiktaş sahilinde vatandaşlardan bazıları kendini boğazın serin sularına bırakırken bazıları ise kitap okuyarak ve güneşlenerek vakit geçirdi

22.08.2026 16:35:00 / Güncelleme: 22.08.2026 16:38:22
İHA
 
İstanbul'da sıcak hava etkili oldu: Park ve sahiller doldu taştı
İstanbul'da sıcak hava etkili oldu: Park ve sahiller doldu taştı
İstanbul'da günlerdir etkili olan sıcak hava hafta sonunda da etkisini sürdürünce havadan bunalan vatandaşlar soluğu park ve sahillerde aldı. Mega kentte sıcak yaz günlerinde vatandaşların en uğrak noktalarından biri yine Beşiktaş'ta bulunan Bebek ve Arnavutköy sahili oldu.

Bebek Sahili'nde yürüyüş yapan ve banklarda oturan vatandaşların yanı sıra, bazıları da denize girip serinlemeye çalıştı.



Yine Bebek'ten Arnavutköy'e uzanan sahil hattında kimi vatandaşlar Boğaz'ın esintisinden faydalanırken, bazıları kıyıda oturup manzara eşliğinde kitap okudu.

Öte yandan, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden alınan son verilere göre İstanbul'da birkaç gündür etkili olan sıcak havanın yeni haftada da etkisini sürdürmesi bekleniyor.

Binlerce çocuk kamplarda buluştu


 
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) yaz tatilinde çocukları sporla ve doğayla buluşturduğu İBB Doğa Kampı sona erdi. İki ay boyunca yapılan kampta 8 bini aşkın çocuk bisikletten okçuluğa, oryantiringden doğada yaşam eğitimlerine birçok aktiviteye katıldı.

22.08.2026 10:37:00
Murat Çorbacı
 
Binlerce çocuk kamplarda buluştu
Binlerce çocuk kamplarda buluştu

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından 2021'den bu yana her yıl düzenlenen Doğa Kampı'nın altıncısı sona erdi. Eyüpsultan Belediyesi Çiftalan Gençlik Kampı'nda 29 Haziran'da başlayan kamp, sekiz hafta boyunca 8 binden fazla çocuğu doğayla ve sporla buluşturdu.
İBB Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ve İBB Spor İstanbul koordinasyonuyla düzenlenen kampta, yorucu bir eğitim-öğretim yılını geride bırakan 9-13 yaş arası çocuklar, sekiz hafta boyunca hem fiziksel hem zihinsel gelişimlerine katkı sunan aktivitelerle unutulmaz bir yaz tatili geçirdi.

Her şey vardı

Tamamen ücretsiz olarak düzenlenen kampta, gün başına 215 çocuk ağırlandı ve katılımcılara her gün üç öğün yemek servisi sunuldu. Çocuklar kamp süresince; bisiklet sürüş, okçuluk, oryantiring, tırmanma, doğada yaşam eğitimleri, drama atölyeleri ve atletizm gibi birçok farklı branşta eğitim alma ve kendilerini geliştirme fırsatı buldu.
Alanında uzman 24 eğitmenin görev aldığı kampta, çocukların sosyal ve psikolojik gelişimlerine katkı sağlamak, grup içi dinamiklerini desteklemek amacıyla pedagoglar da hazır bulundu.

Teknoloji yoktu

Çocuklara erken yaşta sorumluluk duygusu, takım ruhu, sevgi, saygı, paylaşma, yardımlaşma ve çevre bilinci aşılamayı hedefleyen İBB Doğa Kampı, minik İstanbullulara dijital ekranlardan ve teknolojiden uzakta, tamamen doğanın kalbinde vakit geçirme imkânı sundu.
İstanbul'un dört bir yanından kampa katılımı kolaylaştırmak amacıyla, Avrupa ve Anadolu Yakası'ndaki 8 farklı transfer merkezinden kaldırılan ücretsiz servislerle çocukların güvenli ve konforlu bir şekilde alana ulaşımı sağlandı.

Kampın çocuklara hareket bilinci aşılamak adına önemine değinen İBB Spor İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Bilge Donuk, "Spor kültürünü tabana yaymanın ve aktif bir şehir yaşamı sağlamanın yolu, çocuklarımıza erken yaşta hareket bilincini aşılamaktan geçiyor. Her yıl yaz tatilinde düzenlediğimiz Doğa Kampı ile İstanbul'un çocuklarına sadece spor yaptırmıyor; teknolojiden uzakta takım ruhunu, sorumluluk almayı, paylaşmayı ve doğayla uyum içinde yaşamayı da öğretiyoruz. Bu yıl da sekiz hafta boyunca uzman eğitmenlerimiz ve pedagoglarımız eşliğinde 8 binden fazla çocuğumuzu Doğa Kampı'nda misafir etmekten büyük bir mutluluk duyduk. Çocuklarımızın eğlenceli zamanlar geçirmesinin dışında fiziksel, zihinsel ve pedagojik gelişimlerini de destekleyen bu tür projelerimizi çeşitlendirerek hayata geçirmeye devam edeceğiz" dedi.

8 binden fazla çocuk katıldı

İBB Sportif Değerlendirme Müdürü İlker Öztürk, bu yıl düzenlenen Doğa Kampı'nın büyük ilgi gördüğünü belirterek, projeye 8 binden fazla çocuğun katıldığını söyledi.
Çocukların kamp boyunca hem doğayı tanıdığını hem de sporla iç içe bir deneyim yaşadığını vurgulayan Öztürk, "Doğada yaşamdan oryantiringe, okçuluktan tırmanışa, atletizmden bisiklete kadar birçok farklı aktiviteyle çocuklarımız hem spor branşlarını deneyimledi hem de doğayı keşfetti. Ama bizim için en önemlisi; paylaşmayı, yardımlaşmayı ve birlikte hareket etmeyi öğrenmeleri oldu." ifadelerini kullandı.

Drama atölyelerinin de çocukların gelişimine önemli katkı sağladığını belirten Öztürk, "Çocuklarımızın ekranlardan uzaklaşıp doğanın içinde vakit geçirmelerini istedik. Burada sporun farklı branşlarını deneyimlerken aynı zamanda kendilerini ifade etmeyi, iletişim kurmayı ve özgüvenlerini geliştirmeyi de öğrendiler. Öğrenmenin hayatın içinde de mümkün olduğunu birlikte gördük" diye konuştu. Gelecek yıllarda Doğa Kampı'nı daha da büyütmeyi hedeflediklerini belirten Öztürk, "Bu projeyi her yıl geliştirerek daha fazla çocuğumuzu doğayla ve sporla buluşturmak istiyoruz. Çocuklarımız için bunu yapmanın önemli bir sorumluluk olduğuna inanıyorum" dedi.

İsrail'in Ebu Zuhur saldırısının perde arkası


 
 
İsrail ile Suriye arasında uzun süredir 'gizli' ya da 'dolaylı' olarak yürütülen görüşmelerin merkezinde Türkiye yer alıyor. İsrail, anlaşma şartı olarak Suriye'den Türkiye ile özellikle askeri ilişkilerini minimum seviyeye indirmesini istiyor.

22.08.2026 01:10:00 / Güncelleme: 22.08.2026 01:12:22
Hasan Gündoğdu
 
 İsrail'in Ebu Zuhur saldırısının perde arkası
 İsrail'in Ebu Zuhur saldırısının perde arkası

İsrail'in geçtiğimiz günlerde İdlib'de bulunan Ebu Zuhur Hava Üssü'ne saldırması tüm dünyada gözleri yeniden Suriye'ye çevirdi. İsrail Başbakanı Netanyahu açık açık bu saldırıyla Türkiye'ye mesaj verdiklerini söyledi. ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, Dubai merkezli El Arabiya English kanalına 19 Ağustos'ta verdiği mülakatta, hava üssü saldısıyla ilgili İsrail'in Türkiye'nin Suriye'de daha güneye ilerlemesini tehdit olarak değerlendirdiğini söyledi. Huckabee; İsrail, Suriye ve Türkiye arasında çatışmayı önleme mekanizması üzerinde çalıştıklarını doğruladı. Siyonist yanlısı görüşleriyle bilinen Huckabee, "Gergin bir bölge, herkes oldukça gergin var, birisi tehdit hissettiğinde tepkiler oluyor" şeklinde konuştu.

Çatışma riski düşük!

ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack da daha önce ülkesinin İsrail, Türkiye ve Suriye arasında bir çatışmasızlık mekanizması kurmak için çalıştığını söylemişti. Barrack ile iletişim içinde olduklarını söyleyen Huckabee, ihtiyaç halinde tarafların mekanizma üzerinden konuşup, niyetlerini aktarabileceklerini belirtti. Huckabee, şunları söyledi: "Hiç kimse gerilimin tırmanmasını, şiddetin artmasını görmek istemiyor. Bu nedenle, yaşanan eylemlerin yatıştırılması için her türlü çaba gösteriliyor. Ve bence bunu başarabiliriz." Reuters haber ajansının 20 Ağustos tarihli haberine göre ise Huckabee, Washington'ın, İsrail'in eylemlerinin iki ülke arasında çatışma riskini artırıp artırmadığı konusunda endişeli olup olmadığı sorusuna, "O noktaya geldiğini düşünmüyorum. Buna yakın olduğumuzu bile düşünmüyorum. İsrail, Türkiye'nin daha güneye doğru ilerlediğini gördü ve bunu potansiyel bir tehdit olarak değerlendirdi. Can kaybına yol açan bir eylemde bulunmadı. Önemli varlıkların yok edilmesiyle sonuçlanan bir eylemde de bulunmadı" diyerek cevap verdi.

İsrail, Suriye ile neyi görüşüyor?

İsrail ile Suriye arasında zaman zaman temaslar ve görüşmeler oldu ve hâlâ çeşitli kanallardan temas sürüyor. Reuters Ajansı'na göre 14 Ağustos 2026'da Mossad Başkanı Roman Gofman ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani telefon görüşmesi yaptı. Görüşmede ağırlıklı olarak Türkiye'nin Suriye'deki askerî varlığı konuşuldu. Bu, Şam'daki yeni yönetim ile İsrail arasındaki en üst düzey temaslardan biri olarak değerlendiriliyor. Ancak İsrail'in bu görüşmeden 4 gün sonra Ebu Zuhur Hava Üssü'nü vurması dikkat çekti. Ayrıca ABD arabuluculuğunda İsrail-Suriye arasında güvenlik anlaşması ve çatışmaların tırmanmamasına dair görüşmeler yürütülüyor. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara da Temmuz ayında İsrail'le bir güvenlik anlaşması üzerinde çalıştıklarını açıkça söylemişti. Henüz iki ülke kapsamlı bir barış anlaşması imzalamadı. Suriye, eskiden olduğu gibi İsrail'i tanımıyor ve İsrail pasaportları Suriye'de geçmiyor!

İsrail, Suriye'den ne istiyor?

İsrail'in istedikleri çok net...
1. Suriye topraklarından İsrail'e yönelik askerî tehdit oluşmaması,
2. Suriye ordusunun ve askerî altyapısının İsrail sınırına yakın bölgelerde sınırlandırılması,
3. İsrail'in özellikle işgal ettiği Golan çevresindeki güvenlik endişelerinin garanti altına alınması,
4. İran bağlantılı silah ve güçlerin Suriye üzerinden İsrail'e ulaşmasının engellenmesi,
5. İki taraf arasında yanlış anlaşılmaları önleyecek bir askerî iletişim mekanizması kurulması,
6. Türkiye'nin Suriye'de kalıcı ve güçlü bir askerî varlık oluşturmasının engellenmesi!


İsrail geleceğe hazırlanıyor

Şu anda Ankara ile Tel Aviv arasında doğrudan savaş hazırlığından ziyade Suriye'nin gelecekte kimin nüfuz alanı olacağı konusunda ciddi bir güç mücadelesi yaşanıyor. Bu bağlamda dün önemli bir gelişme yaşandı. Suriye Demokratik Güçleri (SDG ya da meşhur ismiyle PKK/YPG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, Kürt yönetiminin Şam yönetimi ile entegrasyonunun tamamlandığını duyurdu. Suriye'deki Kürtlerin öncülüğündeki SDG ile Şam yönetimi, 10 Mart 2025'te entegrasyon anlaşmasına varmıştı. Anlaşma, SDG'nin kontrolündeki geniş bir bölgeyi Suriye ordusu ile çatışmalarda kaybetmesiyle sonuçlanan çatışmaların ardından geldi.

Sekiz maddelik anlaşma ülkenin kuzeydoğusundaki sınır kapıları, Kamışlı Havalimanı ve petrol sahaları gibi tüm sivil ve askeri kurumların entegre edilmesini öngörüyor. Bunun karşılığında Kürtlere vatandaşlık verilmesi ve anayasal haklarının güvence altına alınması, ülke içinde yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşlerinin ve korunmalarının sağlanması ve ülke genelinde ateşkesin sağlanmasına mutabakata varılmıştı. Böylece İsrail, SDG vasıtasıyla Suriye'de önemli bir mevzi elde etti. İsrail, benzer bir mevziyi Irak'ın kuzeyinde Peşmerge vasıtasıyla elde etmişti. Önümüzdeki süreçte 'Terörsüz Türkiye' yoluyla iyice siyasallaşacak bir hareket vasıtasıyla Türkiye'de de benzer bir oluşumu sonuçlandırabilir. Bir tek İran kalıyor... Onu da ABD-İran anlaşması yoluyla neticelendirmek istiyor. Dört ayaklı yekpare bir Kürt varlığı İsrail'in Vaadedilmiş Topraklar hedefi için çok kullanışlı bir vasıta olacaktır! Plan bu... Bu plana ABD'nin bölgesel hedefleriyle de uyumlu. İran, bu plana çomak sokmak için hayatını riske atmış durumda.

Sahilde bulunan cesetlerde darp izine rastlanmadı

Kocaeli'nin Darıca ilçesinde denizden peş peşe çıkarılan 2'si kadın 3 cesedin kimlikleri belirlendi. Hayatını kaybedenlerin aynı aileden kardeşler olduğu ortaya çıkarken, kayıp olan dördüncü kardeş ise yürütülen arama çalışmaları sonucunda sağ olarak ulaşıldı

21.08.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
Sahilde bulunan cesetlerde darp izine rastlanmadı
Sahilde bulunan cesetlerde darp izine rastlanmadı
Kocaeli'nin Darıca ilçesi Yeni Mahallesi sahil şeridinde dün öğleden sonra yaşanan ve tüm kenti yasa boğan olayla ilgili kahreden detaylar netleşmeye başladı. Edinilen bilgilere göre, Şehit Cevher Dudayev Parkı mevkisinde denizde hareketsiz duran kişileri gören vatandaşlar durumu hemen 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis, sağlık, itfaiye ve Sahil Güvenlik ekibi sevk edildi.

Bir saat arayla 3 cansız beden çıkarıldı

Sahile ulaşan ekipler, ilk etapta denizden kıyafetleri üzerinde olan iki kadının cansız bedenini karaya çıkardı. Bu olaydan yaklaşık bir saat sonra, aynı bölgede kıyıya vuran bir erkek cesedi daha tespit edilerek sudan alındı. Üzerlerinden kimlik çıkmayan cenazeler, savcılık incelemesinin ardından kesin ölüm nedenlerinin tespiti ve kimliklendirme işlemleri için Gebze Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

Acı sır çözüldü: Üçü de kardeş

Emniyet kaynaklarından edinilen son bilgilere göre, adli tıp morgunda yapılan incelemelerde hayatını kaybedenlerin Gülşah Sakar (24), Muhammed Ali Sakar (17) ve Belinay Sakar (15) isimli kardeşler olduğu belirlendi. Bir süredir kendilerinden haber alınamayan kardeşlerin günlük kıyafetleriyle denizde bulunması dikkat çekti.

İlk incelemede darp veya boğuşma izi yok

Kocaeli Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin ve adli tıp uzmanlarının cenazeler üzerinde yaptığı ilk incelemelerde, kardeşlerin vücutlarında herhangi bir kesici-delici alet yarası, darp veya boğuşma izine rastlanmadı. Ölümün boğulma kaynaklı olup olmadığı ya da arkasında başka bir neden bulunup bulunmadığı adli tıp raporunun ardından netlik kazanacak.

Kayıp olan dördüncü kardeş sağ bulundu

Olayın ardından ailenin bir çocuğunun daha kayıp olduğu ve kendisinden haber alınamadığı bilgisi üzerine ekipler alarma geçti. Denizde ve sahil şeridinde gece saatlerinde hava koşulları nedeniyle ara verilen arama çalışmaları, yürütülen teknik takip ve alan taramasıyla birleştirildi.

Yapılan titiz çalışmalar neticesinde, kayıp olan dördüncü kardeş Bilgenur Sakar, deniz dışında tamamen farklı bir noktada sağ olarak bulundu. Sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilen Bilgenur Sakar'ın, olayın gizemini çözmek adına ifadesine başvurulacağı bildirildi.

Soruşturma çok yönlü devam ediyor

Cumhuriyet Savcılığı ve Kocaeli Emniyeti, olayın bir toplu intihar mı, kaza mı yoksa cinayet mi olduğunu aydınlatmak için çok yönlü bir soruşturma yürütüyor. Kardeşlerin bölgeye geliş güzergahları, denize giriş anları ve olay öncesinde kimlerle iletişimde oldukları sahil şeridindeki tüm MOBESE ve güvenlik kameraları incelenerek tek tek tespit ediliyor.

Emniyet birimlerinin ilerleyen saatlerde olayın detaylarına ilişkin resmi bir açıklama yapması bekleniyor.

Ev sahiplerinin ‘tehdit’ oyunu bozuldu

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, elektrik kesme ve tahliye baskısıyla fahiş kira ödemek zorunda kalan kiracının açtığı davada ezber bozan bir emsal karara imza attı. Yüksek mahkeme, davalarda hukuki etiketlere değil, kiracının maruz kaldığı baskıya ve uyuşmazlığın özüne bakılması gerektiğine hükmetti

21.08.2026 16:30:00
Eyüp Kabil
 
Ev sahiplerinin ‘tehdit’ oyunu bozuldu
Ev sahiplerinin ‘tehdit’ oyunu bozuldu
Türkiye genelinde ev sahipleri ve kiracılar arasında yaşanan uyuşmazlıklara ilişkin yargı kanadından milyonları ilgilendiren çok kritik bir hamle geldi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ev sahibinin tahliye baskısı ve elektrik/su kesme tehditleri doğrultusunda fahiş kira bedelleri ödemek zorunda bırakılan kiracılar için emsal bir karara imza attı.

Ankara'da yerel mahkemenin "icra tehdidi bulunmadığı" gerekçesiyle reddettiği dosyayı inceleyen yüksek mahkeme, haksız alınan fahiş kira farklarının "sebepsiz zenginleşme" kapsamında kiracıya iade edilmesinin önünü açtı.

"Davanın adına değil, özüne bakılması lazım"

Ankara'nın Polatlı ilçesinde bir kiracının, ev sahibinin sürekli tahliye baskısı ve elektrikleri kesme tehdidi üzerine fahiş kira artışını kabul etmek zorunda kaldığını belirterek açtığı "fazla ödenen bedelin iadesi" davası hukuk dünyasında yeni bir dönem başlattı. Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin davanın usul yönünden eksiklikleri nedeniyle verdiği ret kararının ardından, Adalet Bakanlığı devreye girerek dosyayı kanun yararına bozma talebiyle Yargıtay'a taşıdı.

Dosyayı esastan inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemelerinin "isim ve etiket" takıntısından sıyrılması gerektiğini vurguladı. Kararda, bir davanın hukuken nasıl adlandırıldığından ziyade, davacının ileri sürdüğü maddi vakıaların ve kiracının üzerinde kurulan psikolojik/ekonomik baskının (tehdidin) gerçek içeriğinin dikkate alınması gerektiği net bir dille belirtildi.

Haksız kazançlar sebepsiz zenginleşmeyle geri alınacak

Bu kararla birlikte ev sahibinin baskısıyla rayicin çok üzerinde kira ödeyen kiracılar, aradaki fahiş farkı geriye dönük olarak talep edebilecek. Mahkemeler bundan sonra "bu bir uyarlama davası mı, tespit davası mı?" gibi şekilsel tartışmalar yerine direkt mal sahibinin kiracı üzerinde kurduğu baskının boyutunu ve haksız kazancın miktarını inceleyecek.

Hukukçular, bu kararın özellikle son dönemde fahiş kira artışları için ara formüller arayan, abonelik iptali veya tahliye tehdidi savuran mülk sahiplerinin haksız kazanç sağlama girişimlerine büyük bir hukuki bariyer oluşturacağı görüşünde birleşiyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.