logo
26 HAZİRAN 2026

AB sadece siyasi ve ekonomik birlik midir?

AB, bir kültür ve medeniyet birliğidir. Türk milletinin kültürü ve medeniyeti ile uyuşması mümkün değildir. Bunu AB üyesi ülkelerin siyasileri ve düşünürleri de ifade etmektedirler

26.06.2026 20:08:00
Haber Merkezi
AB sadece siyasi ve ekonomik birlik midir?
AB sadece siyasi ve ekonomik birlik midir?
1– AB, bir kültür ve medeniyet birliğidir. Türk milletinin kültürü ve medeniyeti ile uyuşması mümkün değildir. Bunu AB üyesi ülkelerin siyasileri ve düşünürleri de ifade etmektedirler.

2– AB topraklarında var olan işsizlik rakamları ve Avrupalıların buna çözüm bulamıyor olmaları, birliğin geleceğini ciddi olarak tehdit ederken; bir de Türkiye'nin istihdam yükünü taşımaları mümkün değildir.

3– AB içerisinde fonların bölüşümü ciddi bir tartışma konusu iken; bir de bu pastadan nüfusunun kalabalık olması sebebi ile Türkiye'nin büyük bir pay alması, AB üyesi ülkeler için kabul edilir değildir.

4– Tarım kesimi, AB bütçesinden en büyük payı alırken;  Fransa göreceli olarak paydan aslan payı almaktadır.

Oysa Türkiye'nin bir tarım ülkesi olduğu düşünüldüğünde; bunun AB içerisinde fonların oranını ve AB çiftçisini ciddi şekilde etkileyeceği aşikardır. Elbette bunun da AB üyesi ülkeler ve özellikle Fransa tarafından kabul edilmesi mümkün değildir.

5– Türkiye, Gümrük Birliği'ne zaten sokulmuş; AB üyesi ülkeler, dış ticarette istediklerini elde etmişlerdir. 1 Ocak 1996 tarihinde ülkemizde davul–zurna ile Gümrük Birliği kutlanırken; ne türlü tarihi bir yanlışa imza atıldığı kamuoyundan saklanmıştı.



Dönemin Fransa Ankara Büyükelçisi Eric Routean "Türkiye büyük ödünler verdiği çok haksız bir antlaşmaya imza attı. Bu antlaşma yeniden düzenlenmezse, Türkiye ekonomisi açısından bir felaket olacaktır. Avrupa, pazar istiyordu; istediğini fazlası ile elde etti"; dönemin Almanya Dışişleri Bakanı Klaus Kinkel ise Türkiye, bizim Cezayir'imizdir, demişti.  

Gerçekten de 1995 yılına göre AB ile aramızdaki dış ticaret açığı, Gümrük Birliğine girdiğimiz 1996 yılında %100 artış göstermiş; arkasından da sürekli artarak günümüze kadar gelmiştir.

1 Ocak 1996 tarihinde Ekim 2006 dönemine kadar AB ile aramızdaki dış ticaret açığının toplamı 107.712 milyar dolara çıkmıştır. 

AB ile 2008-2017 yılları arasındaki son 10 yılda iç ticaret açığı çok daha fazla artarak toplam 181.523 milyar dolara çıkmıştır. Türkiye'nin, bu cari açığını dışarıdan gelen faizli sıcak para ile finanse ettiği ve dışarıdan gelen dövizin içeride TL'ye çevrilerek DİBS şeklinde devlete satıldığı dikkate alındığında; söz konusu milyarlarca dolarlık açığın faiz yükü ile birlikte Türkiye ekonomisine verdiği zararın çok daha büyük olduğunu tahmin edilebilir.

Zaten Türkiye'nin üyeliğe kabulü için en son bütün üye ülkelerin onayının gereği ve üye ülkelerin bunu referanduma götüreceklerini açıklamaları, Türkiye'yi üyeliğe asla almayacaklarının açık bir işaretidir.

Bir diğer önemli nokta da şudur: AB, uyguladığı yanlış para politikaları neticesinde, ne kendi işsizliğine çözüm bulabilmekte, ne de Sosyal Güvenlik sistemlerindeki çatlaklarını onarabilmektedir.

Gelecek yıllar, sahip oldukları mantaliteyi değiştirmedikleri sürece, AB için çok zor geçeceğini, en geç 15 yıl içerisinde dağılmak zorunda kalacaklarını ortak paraya geçtikleri gün ilan etmiştik. Bugün gelinen noktada artık haklılığımız bir kez daha ispatlanmış oldu. İngiltere BREXİT ile AB'den ayrılma kararı aldı bile.

6– Her şeyden önce AB, sadece iktisadi ve siyasi bir birlik değildir. AB, büyük bir medeniyet projesidir. Hıristiyan kültürü etrafında Avrupa ülkelerinin birleşmesi ve tek bir Avrupa devleti haline getirilmesidir.



Atılan adımlarla ortak bir para birimi, ortak milli marşı, ortak bayrak, ortak parlamento ve yakın zamanda devreye girecek olan ordusu ile Büyük Avrupa Devleti var edilmektedir.

Türk milletinin, böylesi bir birliğe üyeliği, yukarıdaki saydığımız "ortak devlet" unsurlarını kabulü; kendi tarihini, medeniyetini ve Cumhuriyetini unutması demektir. Kaldı ki böyle bir birlikteliği, AB üyesi ülkeler kabul etmemektedirler." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Açlık grevindeki öğretmenlerden Yusuf Tekin’e yanıt

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açlık grevi yapan öğretmenlere yönelik "Önce gelip Bakanlığa şikayet etselerdi" açıklamasına eylemcilerden yanıt geldi. Resmi kanalları defalarca denediklerini belirten öğretmenler, "Dilekçelerimiz işleme alınmadı, randevu taleplerimiz reddedildi" dedi

26.06.2026 19:20:00
Haber Merkezi
Açlık grevindeki öğretmenlerden Yusuf Tekin’e yanıt
Açlık grevindeki öğretmenlerden Yusuf Tekin’e yanıt
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in, hak gasplarına karşı açlık grevi başlatan öğretmenlerle ilgili yaptığı son açıklamalar gündemdeki yerini koruyor. Bakan Tekin'in, "Keşke açlık grevi yapmadan önce şikayetlerini gelip Bakanlığa söyleseydiler. Şikâyet yoksa kim tedbir alacak?" şeklindeki sözlerine, eylemi sürdüren öğretmenlerden jet hızıyla yanıt geldi. Öğretmenler, idari yolları tüketmedikleri yönündeki iddiaları kesin bir dille yalanladı.

"Yasal tüm yolları tükettik"

Açlık grevindeki öğretmenler adına yapılan ortak açıklamada, Bakan Tekin'in "Hukuk devletinde önce idari işlem için itiraz edilir" sözlerine tepki gösterildi. Aylardır seslerini duyurmak için her yolu denediklerini belirten öğretmenler, süreci şu sözlerle özetledi:

"Çalıştığımız kurumlardaki hukuksuzluklara dair hazırladığımız raporları ve şikayet dilekçelerini defalarca Bakanlık evrak kaydına sunduk. Sorunları bizzat aktarmak için Bakanlık bürokratlarından ve Sayın Yusuf Tekin'den aylarca randevu talep ettik ancak hiçbirine olumlu dönülmedi. Okullarımıza gelen müfettişlere uğradığımız mobbingi ve haksızlıkları tek tek anlattık, hiçbir idari soruşturma açılmadı."

"Açlık grevi keyfi bir seçim değildir"

Öğretmenler, açlık grevi eyleminin idari yolların tamamen tıkanması ve kendilerine başka bir çare bırakılmaması sebebiyle başladığını vurguladı. "Hukuk devleti vurgusu yapanlar, önce vatandaşına kulak tıkamayı bırakmalıdır" diyen eylemciler, şu ifadeleri kullandı:

"Kimse durup dururken, keyfi bir şekilde bedenini açlığa yatırmaz. Bizler bu ülkenin öğretmenleriyiz. Keşke Sayın Bakan, 'Şikayet yok' demek yerine, haftalardır Bakanlık binasının birkaç yüz metre ötesinde devam eden çığlığımızı duymayı seçseydi. Kapılar yüzümüze kapanmasaydı, bugün burada açlık grevinde değil, sınıflarımızda öğrencilerimizin başında olurduk."

"Evrak numaralarımızı paylaşmaya hazırız"

Bakanlığın "Bize ulaşmış bir şikayet yok" iddiasına karşı öğretmenler, ellerindeki hukuki belgeleri işaret etti. Bakanlığa sunulan dilekçelerin tarih ve evrak numaralarını kamuoyuyla paylaşmaya hazır olduklarını belirten eğitimciler, somut bir adım atılana ve hakları iade edilene kadar eylemlerini sürdürmekte kararlı olduklarını yineledi.

Eğitim sendikaları ve demokratik kitle örgütleri de yaptıkları açıklamalarla öğretmenlere destek vererek, Milli Eğitim Bakanlığı'nı inkarcı tutumu bırakıp acilen diyalog kanallarını açmaya davet etti.

Böcek ailesi davasında karar

Fatih'te anne ve baba ile iki çocuklarının zehirlenerek hayatını kaybetmesine ilişkin davada ilaçlama firmasının sahibi ve oğlu 18'er yıl, otel sahibi 13 yıl 4 ay, ilaçlamayı yapan sanık 12 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı

 

26.06.2026 18:10:00
Anadolu Ajansı
Böcek ailesi davasında karar
Böcek ailesi davasında karar

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya 4'ü tutuklu 6 sanık ile tarafların avukatları ve hayatını kaybeden Böcek ailesinin yakınları katıldı.

Duruşmayı çok sayıda yabancı basın mensubu da takip etti.

Maktul Çiğdem Böcek'in annesi Aysu Çelik, acısının asla dinmeyeceğini belirterek, sanıkların gereken cezaları almasını istedi.

Maktul Servet Böcek'in babası müşteki Yılmaz Böcek de sanıkların ceza almalarının acılarını dindirmeyeceğini ancak tek dileklerinin en üst sınırdan ceza verilmesi olduğunu ifade etti.

"Keşke otel yanıp kül olsaydı da bu insanlar ölmeseydi"

Otel sahibi tutuklu sanık Hasan Oğlak, savunmasında hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı dilediğini ve çok üzgün olduğunu söyledi.

Oğlak, "Keşke otel yanıp kül olsaydı da bu insanlar ölmeseydi. Üzüntümü anlatacak tek kelimem yok. İlaçlama şirketi, bize oteli kapatmamız ya da tahliye etmemiz konusunda bir şey söylemedi. Aksine bize bu ilaçların insan sağlığına etkisinin olmadığını söyledi. Benim bu olayda kusurum ya da ihmalim yok. Kişilerin ilaçtan vefat ettiklerini düşünmüyorum. Beraatimi istiyorum." dedi.

İlaçlama firmasının yetkilisi tutuklu sanık Serkan Kışı da aileye başsağlığı dileyerek, ölümlerin ilaçlamadan olmadığını, bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu raporlarında çelişkilerin bulunduğunu iddia etti.

İlaçlama firmasının çalışanı tutuklu sanık Doğan Cağferoğlu ise bu şirkette yeni çalışmaya başladığını, hatasının "sertifikanın üstüne çok düşmemesi" olduğunu söyledi.

Firmada çalıştığı sürece bir sıkıntı yaşanmadığını ifade eden Cağferoğlu, tahliyesini istedi.

İlaçlama firmasının sahibi ile oğluna 18'er yıl hapis cezası

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, ilaçlama firmasının sahibi sanık Zeki ve oğlu Serkan Kışı'yı "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan alt sınırdan uzaklaşarak, iyi hal indirimi uygulamadan 18'er yıl hapis cezasına çarptırdı.

Heyet, otel sahibi Hakan Oğlak'ı "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 13 yıl 4 ay, ilaçlamayı yapan sanık Doğan Cağferoğlu'nu da 12 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasına mahkum etti.

Otel çalışanları Muhammad Moeen Ud Dın Chıshtı ve Rustemsha Batyrov ise beraat etti.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamede sanıklar Zeki ve oğlu Serkan Kışı, Doğan Cağferoğlu, Hakan Oğlak ve Muhammad Moeen Ud In Chıshtı'nın, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapisle cezalandırılmaları talep edilmişti. Rustemsha Batyrov hakkında ise "taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istenmişti.

İddianamede, Fatih'te 13 Kasım 2025'teki zehirlenme olayında Çiğdem Böcek ile çocukları Kadir Muhammet (6) ve Masal'ın (3) zehirlenme sonucu hayatını kaybettiği, aynı olaydan dolayı tedavi gören baba Servet Böcek'in de 17 Kasım 2025'te yaşamını yitirdiği kaydediliyordu.

Maktullerin sağlık durumu nedeniyle beyanlarının alınamadığı, olayın ilk aşamada gıda zehirlenmesi sebebiyle olduğunun değerlendirildiği belirtilen iddianamede, mağdurların olay öncesi yemek yedikleri yerlerle ilgili soruşturmanın genişletildiği, kokoreç, midye, lokum ve unlu mamuller yedikleri ve meşrubat içtikleri işletmelerin sahiplerinin tespit edildiği aktarılıyordu.

İddianamede, bu iş yerlerindeki ürünlerden alınan örneklerin İlçe Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne teslim edildiği bildiriliyordu.

1. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan otopsi raporuna göre aile bireylerinin ölümünün, kaldıkları otelde böcekleri öldürmek amacıyla uygulanan ilaca bağlı zehirlenme sonucu meydana geldiği iddianamede yer alıyordu.

İddianamedeki bilirkişi raporunda ölümlerin gıda zehirlenmesi sonucu gerçekleşmediği, bu nedenle dosyada adı geçen gıda işletmelerinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı vurgulanıyordu.

Bilirkişi raporuna göre yanlış kimyasal (alüminyum fosfit) kullanılması, yetkisiz personel çalıştırılması ve gerekli güvenlik önlemleri alınmadan işlem yapılması nedeniyle sertifikasız ve izinsiz faaliyet gösteren ilaçlama firmasının yetkilileri sanıklar Zeki ve Serkan Kışı'nın asli kusurlu oldukları kaydedilen iddianamede, ilaçlama firması çalışanı sanık Doğan Cağferoğlu'nun ilaçlama konusunda herhangi bir sertifikasının, bilgisinin ve deneyiminin bulunmamasına rağmen işlemi gerçekleştirdiği için asli kusurlu olduğu ifade ediliyordu.

İddianamedeki raporda otel sahibi sanık Hakan Oğlak ise yetkisiz ve ehliyetsiz kişilerle çalışarak uygun olmayan biyosidal ürünlerle, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alınmaksızın ilaçlama faaliyetinin yürütülmesine onay verdiği, kimyasal risk içeren ilaçlama işlemi sırasında oteli tahliye etmeyip acil durum personeli bulundurmayarak konaklayanların can güvenliğini sağlama konusundaki özen yükümlülüğünü ağır biçimde ihlal ettiğinden asli kusurlu olarak yer alıyordu.

Yapay zekada yeni kriz kapıda

Dünya genelinde hızla yayılan yapay zeka sistemleri, modellerin gücünden çok enerji altyapısına takıldı. ABD’den Orta Doğu’ya kadar enerji şebekeleri acil durum sinyali verirken, Birleşmiş Milletler bilim insanları 2030 yılına kadar yapay zekanın Sahra Altı Afrika'nın tamamı kadar su ve devasa miktarda elektrik tüketeceğini öngörüyor

26.06.2026 15:10:00
Eyüp Kabil
Yapay zekada yeni kriz kapıda
Yapay zekada yeni kriz kapıda
Yapay zeka yarışında liderlik koltuğuna oturmak isteyen teknoloji devleri, bugüne kadar hep en akıllı dil modellerini ya da en güçlü çipleri üretmek için yarışıyordu. Ancak Haziran 2026 itibarıyla teknoloji dünyasındaki rekabetin yönü tamamen değişti. Sektör temsilcileri ve uzmanlar, yapay zekanın geleceğini artık algoritma kabiliyetinin değil, şebekelerden çekilebilecek fiziksel elektrik gücünün belirleyeceğini ifade ediyor.

Yapay zeka veri merkezlerinin enerji oburluğu öyle bir boyuta ulaştı ki, ABD Federal Enerji Düzenleme Komisyonu (FERC), veri merkezlerinin elektrik şebekelerine erişimini hızlandırmak amacıyla altı bölgesel şebeke operatörüne yönelik acil durum emirleri yayınlamak zorunda kaldı. Normal şartlarda yıllar süren bürokratik onay süreçleri, yapay zekanın büyüme hızına yetişebilmek adına tamamen baypas edildi. Sektördeki devasa büyümeyi gözler önüne seren en somut örnek ise Microsoft'un son 18 ayda altyapısına 4 gigavattan fazla yeni veri merkezi kapasitesi eklemesi oldu. Bulut bilişim ve yapay zeka bulut sağlayıcısı CoreWeave ise 2026 sonuna kadar tek başına 1,7 gigavatlık bir gücü hedefliyor.

BM'den korkutan uyarı: Altyapı tehdit altında

Yapay zekanın yazılımdan sıyrılıp fiziksel dünyayı etkilemeye başlaması küresel kurumları da alarma geçirdi. Birleşmiş Milletler bünyesinde çalışan bilim insanları tarafından hazırlanan son rapora göre, yapay zeka teknolojileri 2030 yılına kadar 1,3 milyar insanın yaşadığı Sahra Altı Afrika'nın toplam su tüketimi kadar su harcamaya başlayacak. Enerji tarafında ise durum daha da çarpıcı; yapay zekanın ihtiyaç duyacağı elektrik gücü, Pakistan, Bangladeş ve Nijerya'nın (yaklaşık 650 milyon insan) toplam elektrik tüketiminin tam üç katına ulaşacak.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ve Frontiers iş birliğiyle yayımlanan "2026'nın Gelişen İlk 10 Teknolojisi" raporunda da bu duruma dikkat çekilerek inovasyonun artık sadece yazılımda değil, binaları elektrik tüketmeden soğutan "pasif radyatif soğutma malzemeleri" gibi fiziksel çözümlere kaydığı vurgulandı. Uzmanlar, önümüzdeki yıllarda "enerji egemenliği" ile "yapay zeka egemenliği" kavramlarının tamamen eş anlamlı hale geleceğini öngörüyor.

Mansur Yavaş'tan AKP'ye geçen belediye başkanlarına mesaj: Hesabını seçmenlerine verirler

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa ederek AKP'ye geçen belediye başkanlarıyla ilişkin olarak, "Eğer bu seçmen başka bir partiden belediye başkanı seçmek isteseydi seçerdi zaten. Onların kendi tercihi, kendi seçmenlerine hesabını verirler" dedi

26.06.2026 15:03:00
Haber Merkezi
Mansur Yavaş'tan AKP'ye geçen belediye başkanlarına mesaj: Hesabını seçmenlerine verirler
Mansur Yavaş'tan AKP'ye geçen belediye başkanlarına mesaj: Hesabını seçmenlerine verirler
Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Mamak metrosu şantiyesinde yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı ve incelemelerde bulundu.

Burada yetkililer tarafından Yavaş ve Şahin'e projenin güncel durumuna ilişkin slayt üzerinden bilgi verildi. Görüşmede, 5 istasyonun fiilen yapımına başlandığı ifade edildi.

Toplantıda proje takvimi de değerlendirildi. Çalışmaların 16 Temmuz 2025 tarihinde başladığı hatırlatıldı. Projenin 14 Ocak 2029'da tamamlanmasının beklendiği kaydedildi.

Yavaş, bilgilendirmenin ardından ziyaret için ayarlanan bir belediye otobüsüne binerek basın mensupları ile şantiye alanına geçti.

Yavaş, projenin bitim tarihiyle ilgili "Seçimden önceye çekeriz inşallah." ifadesini kullandı.

Yavaş, NATO Zirvesi hazırlıkları vesilesiyle trafiğin kapatılması sonucu birçok iyileştirmeyi yapma fırsatı bulduklarını belirterek, NATO'nun burada yapılmasının Ankara'nın tanıtımı açısından da olumlu olduğunu kaydetti.

Bazı belediye başkanlarının parti değiştirmesine ilişkin soru üzerine Yavaş, "Eğer bu seçmen başka bir partiden belediye başkanı seçmek isteseydi seçerdi zaten. Onların kendi tercihi, kendi seçmenlerine hesabını verirler. Bizim bu anlamda bir kaybımız yok" dedi.

Çok tartışılmıştı... MEB'den Atatürk kararı

Milli Eğitim Bakanlığı, ilkokul 1. ve 2. sınıflarda karne yerine uygulanan öğrenci gelişim raporlarında güncellemeye gitti. Geçen yıl yer verilmeyen Mustafa Kemal Atatürk görseli, bu yıl hazırlanan raporlara yeniden eklendi
 

26.06.2026 14:00:00
Haber Merkezi
Çok tartışılmıştı... MEB'den Atatürk kararı
Çok tartışılmıştı... MEB'den Atatürk kararı
Milli Eğitim Bakanlığı, ilkokul 1. ve 2. sınıflarda uygulanan "Öğrenci Gelişim Raporu" formatında değişikliğe gitti.
Yeni düzenlemeyle birlikte, geçen yıl raporlarda bulunmayan Mustafa Kemal Atatürk görseli yeniden raporlara eklendi. Bakanlık, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" kapsamında geleneksel karne uygulaması yerine öğrenci gelişim raporu sistemini hayata geçirmişti. Geçen yıl dağıtılan raporlarda Atatürk görseli, İstiklal Marşı ve bazı resmi sembollerin yer almaması kamuoyunda tartışmalara neden olmuştu.

Bu yıl hazırlanan gelişim raporlarında Atatürk görselinin yeniden kullanılması dikkat çekerken, değişiklik eğitim camiasında da karşılık buldu. Öğretmenler ve veliler, Atatürk görselinin yeniden raporlarda yer almasını genel olarak olumlu değerlendirdi. Eğitim belgelerinde ortak milli değerlerin korunmasının önemine vurgu yapan eğitimciler, yapılan güncellemenin bu yaklaşım doğrultusunda değerlendirildiğini ifade etti.
Yapılan düzenlemeyle birlikte ilkokul 1. ve 2. sınıf öğrencilerine dağıtılan öğrenci gelişim raporlarının yeni formatı kullanılmaya başlandı.

Gümrüklerde "uyuşturucu" bilançosu: 3,5 yılda 108,7 ton madde ele geçirildi!

Ticaret Bakanlığı, 26 Haziran Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü dolayısıyla Gümrükler Muhafaza ekiplerinin uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelesine ilişkin verileri paylaştı

26.06.2026 12:30:00
Haber Merkezi
Gümrüklerde "uyuşturucu" bilançosu: 3,5 yılda 108,7 ton madde ele geçirildi!
Gümrüklerde "uyuşturucu" bilançosu: 3,5 yılda 108,7 ton madde ele geçirildi!
Ticaret Bakanlığı, 26 Haziran Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü dolayısıyla Gümrükler Muhafaza ekiplerinin uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelesine ilişkin verileri paylaştı. Buna göre, 2023'ten 2026 yılı haziran ayına kadar geçen 3,5 yıllık sürede 3 bin 430 operasyonda 119 milyar 153 milyon TL değerinde 108,7 ton uyuşturucu madde ele geçirildi.

Ticaret Bakanlığı, Gümrükler Muhafaza ekiplerinin uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele kapsamında yürüttüğü çalışmalara ilişkin verileri kamuoyuyla paylaştı.

Bakanlık açıklamasında, 26 Haziran Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü dolayısıyla, operasyonel kapasiteye ve elde edilen sonuçlara ilişkin bilgilerin paylaşıldığı belirtildi.

Açıklamaya göre, 2023 yılından 2026 yılı haziran ayına kadar geçen 3,5 yıllık sürede 3 bin 430 operasyon düzenlendi. Bu operasyonlarda 119 milyar 153 milyon TL değerinde 108,7 ton uyuşturucu madde ele geçirildi.

2026'nın ilk 6 ayında 36 ton 403 kilo uyuşturucu yakalandı
Bakanlığın paylaştığı verilere göre, 2023 yılında 727 operasyonda 5,5 milyar TL değerinde 11 ton 976 kilo uyuşturucu madde ele geçirildi.

2024 yılında 1.362 operasyonda 30,5 milyar TL değerinde 24 ton 313 kilo, 2025 yılında ise 934 operasyonda 44,9 milyar TL değerinde 35 ton 995 kilo uyuşturucu madde yakalandı.

2026 yılı haziran ayı itibarıyla ilk 6 ayda ise 407 operasyonda 38,3 milyar TL değerinde 36 ton 403 kilo uyuşturucu madde ele geçirildi.

Narkokim ekipleri ve kriminal laboratuvar vurgusu
Ticaret Bakanlığı, Gümrükler Muhafaza Teşkilatı'nın uzman personel, istihbarat kapasitesi ve risk odaklı çalışma anlayışıyla uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede önemli yakalamalara imza attığını belirtti.

Açıklamada, operasyonel kapasitenin artırılması amacıyla tüm Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüklerinde Narkokim özel ekiplerinin oluşturulduğu, bu alandaki teknik ve analitik çalışmaların güçlendirildiği kaydedildi.

Yakalama olaylarında ele geçirilen suç unsurlarının hızlı ve etkin şekilde analiz edilmesi, soruşturma süreçlerine bilimsel destek sağlanması amacıyla 2020 yılında Gümrükler Muhafaza Kriminal Laboratuvar Müdürlüğü'nün kurulduğu da belirtildi.

YKS'de yapay zekayla kopya girişimi tutuklamayla sonuçlandı: 'Bir anda aklıma geldi'

YKS'de yapay zekayla kopya girişimi tutuklamayla sonuçlandı: 'Bir anda aklıma geldi'

26.06.2026 11:24:00
Haber Merkezi
YKS'de yapay zekayla kopya girişimi tutuklamayla sonuçlandı: 'Bir anda aklıma geldi'
YKS'de yapay zekayla kopya girişimi tutuklamayla sonuçlandı: 'Bir anda aklıma geldi'
İstanbul Çekmeköy'de gerçekleştirilen YKS Alan Yeterlilik Testleri (AYT) oturumunda cep telefonunu sınav salonuna sokarak yapay zeka üzerinden kopya çekmeye teşebbüs ettiği belirlenen Mustafa Eren K. (20) tutuklandı.
İstanbul'un Çekmeköy ilçesinde 21 Haziran'da yapılan Alan Yeterlilik Testleri (AYT) oturumunda, Mustafa Eren K. (20) cep telefonunu sınav salonuna sokarak yapay zeka kullanmak suretiyle kopya çekmeye teşebbüs etti.
Sabah'ın haberine göre, görevlilerin üst aramasında fark edilmeyen cep telefonunu cebinde sınav salonuna sokan şüphelinin, sınav sırasında soruların fotoğrafını çekerek ChatGPT uygulamasına gönderdiği belirlendi.
Sınav süresinin sona ermesinin ardından salondan çıkmak isterken durdurulan şüphelinin yapılan üst aramasında cep telefonu ele geçirildi.

Soruşturma başlatıldı
Olayın ardından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2 No'lu Genel Soruşturma Bürosu tarafından soruşturma başlatıldı.
Gözaltına alınan Mustafa Eren K., savcılıktaki işlemlerinin ardından ifadesini verdi.

'Bir anda aklıma geldi'
Şüpheli ifadesinde, sınava tek başına geldiğini ve cep telefonunu emanet bırakabileceği bir yer bulamadığını belirterek şunları söyledi:
"Sınava tek başıma gelmem ve emanet bırakabileceğim herhangi bir yer bulamamam nedeniyle cep telefonun internetini kapattım. Sonrasında sessize ve rahatsız etme moduna alarak şortumun içerisine koydum ve içeri girdim."
Sınav başladıktan sonra aklına yapay zekayı kullanma fikrinin geldiğini ifade eden şüpheli, şu beyanlarda bulundu:
"Sınav başladıktan sonra bir anda aklıma yanımda bulunan telefonla soruların fotoğrafını çekerek ChatGPT uygulamasında cevaplarını aratmak geldi. Bu amaçla telefonumu çıkarttım ve AYT Sınav Fen soru kitapçığının 37 ve 39'uncu sayfalarının fotoğrafını çektim."

'Pişmanım' dedi
Mustafa Eren K., sınav salonunda iki görevlinin bulunması nedeniyle telefonu kullanmaya devam etmekten çekindiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Telefonu cebime koyarak sınav sorularını çözmeye devam ettim. Sınav süresi bittikten sonra salondan çıkmak için ayağa kalktığımda salon görevlileri, 'Seni aramamız gerekiyor' diyerek beklememi istediler. Üst aramamda cep telefonunu buldular. Sınava girerken telefonu yanımda götürme amacım kesinlikle kopya çekmek değildi ancak sınav esnasında bir anlık gaflete düşerek böyle bir girişimim oldu. Sınav salonuna cep telefonuyla girdiğim için ve soruların fotoğraflarını çektiğim işin pişmanım."

Tutuklanarak cezaevine gönderildi
Savcılıktaki ifadesinin ardından mahkemeye tutuklama talebiyle sevk edilen Mustafa Eren K., "Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanuna Muhalefet" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Türkiye, Venezuela'ya destek için yola çıkıyor

Türkiye'nin arama kurtarma ve insani yardım ekiplerini taşıyacak iki uçak, bugün İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan Venezuela'ya hareket edecek

 

26.06.2026 11:11:00
Anadolu Ajansı
Türkiye, Venezuela'ya destek için yola çıkıyor
Türkiye, Venezuela'ya destek için yola çıkıyor

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığından (AFAD) yapılan açıklamaya göre, Venezuela'nın Yaracuy bölgesinde arka arkaya 2 depremin meydana geldiği bilgisi alınmasının ardından AFAD tarafından, Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğü başta olmak üzere ilgili kurumlarla irtibat sağlanarak hazırlıklara başlandı.

Genelkurmay Başkanlığı ile gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde, tahsis edilen A-400M tipi askeri nakliye uçağıyla İstanbul, İzmir ve Denizli'den 38 kişilik AFAD Arama-Kurtarma ve insani yardım ekibi, Sağlık Bakanlığından 5 kişilik UMKE ekibi, Türk Kızılaydan 2 kişilik insani yardım ekibi, 2 arama köpeği ve 3 donanımlı arama-kurtarma aracının Venezuela'ya gönderilmesi planlandı.

Milli Savunma Bakanlığı ayrıca bir A-400M tipi askeri uçak ile İnsani Yardım Tugayından ekipmanlarıyla birlikte 22 kişilik bir ekip göndermeyi kararlaştırdı.

Her iki uçağın da bugün saat 11.15'te İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan yola çıkarılması planlanıyor.

Dışişleri Bakanlığı ve Venezuela'daki Türk Büyükelçiliği ile irtibat halinde gelişmelerin takip edildiği bildirildi.

Sınırda Türkiye'ye sokulmak istenen çok sayıda silah ele geçirildi

Bulgaristan'ın Türkiye sınırındaki Kapitan Andreevo Sınır Kapısı'nda gerçekleştirilen operasyonda, kaçak yollarla ülkeye sokulmaya çalışılan 73 adet savaş tabancası ele geçirildi

26.06.2026 10:24:00
İhlas Haber Ajansı
Sınırda Türkiye'ye sokulmak istenen çok sayıda silah ele geçirildi
Sınırda Türkiye'ye sokulmak istenen çok sayıda silah ele geçirildi
Bulgaristan'ın Türkiye sınırındaki Kapitan Andreevo Sınır Kapısı'nda gerçekleştirilen operasyonda, kaçak yollarla ülkeye sokulmaya çalışılan 73 adet savaş tabancası ele geçirildi.

Edirne Kapıkule Sınır Kapısından çıkış yaparak Bulgaristan üzerinden Hollanda'ya parsiyel yük taşıyan Türk plakalı bir tır, risk analizi kapsamında detaylı kontrole alındı.



X-ray taramasında araçta şüpheli yoğunlukların tespit edilmesi üzerine yapılan fiziki aramada, sürücü kabinindeki iki yatağın şilteleri arasına gizlenmiş 50 adet savaş tabancası bulundu. Tırın sol tarafındaki dolapta ise yük sabitleme kemerlerinin altına saklanmış 23 adet daha tabanca ele geçirildi.

Operasyonda toplam 73 savaş tabancasına el konulurken, olayla ilgili Haskovo Bölge Savcılığı'nın gözetiminde gümrük görevlisi tarafından ön soruşturma başlatıldı. Yetkililer, silahların kaçakçılık amacıyla taşındığının değerlendirildiğini belirtti.

Şile Belediyesine yönelik soruşturmada 16 şüpheli gözaltına alındı

Şile Belediyesine yönelik soruşturma kapsamında düzenlenen üçüncü operasyonda 16 şüpheli gözaltına alındı

26.06.2026 09:35:00
AA
Şile Belediyesine yönelik soruşturmada 16 şüpheli gözaltına alındı
Şile Belediyesine yönelik soruşturmada 16 şüpheli gözaltına alındı

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında Şile Belediyesinde doğrudan temin, imar, ruhsat ve iskan işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı ve rüşvet alınarak haksız menfaat sağlandığı tespit edildi.

İstanbul ve İzmir'de belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenleyen ekipler, 16 şüpheliyi gözaltına aldı.

Zanlılar, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.

Soruşturma

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, Şile Belediyesine yönelik "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "irtikap", "rüşvet" ve "ihaleye fesat karıştırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında aralarında Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı'nın da bulunduğu 6 şüpheli, 10 Temmuz 2025'te gözaltına alınmıştı.

Belediye Başkanı Kabadayı, Oğuz Kaçmaz, Tuncay Tolga Özçakmak, Ali Şafak ve Evren Buçhan tutuklanmış, Aslı Kotan ise adli kontrol kararıyla serbest bırakılmıştı.

HTS kayıtları ve MASAK raporundaki hesap hareketlerinin incelenmesinin ardından haklarında gözaltı kararı verilen 22 şüpheli ise 23 Aralık 2025'te düzenlenen eş zamanlı operasyonda gözaltına alınmıştı. Bu şüphelilerden de 15'i tutuklanmış, 7'si adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılmıştı. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.