logo
11 AĞUSTOS 2026

ABD ile Polonya arasında savunma işbirliği anlaşmasıı

ABD ve Polonya arasında 'Güçlendirilmiş Savunma İşbirliği Anlaşması' imzalandı. Anlaşma ile Almanya'daki ABD askerlerinin Polonya'ya gönderilmesinin önü açılmış oldu.

16.08.2020 09:00:00
 
ABD ile Polonya arasında savunma işbirliği anlaşmasıı
ABD ile Polonya arasında savunma işbirliği anlaşmasıı
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, 4 ülkeyi kapsayan Orta ve Doğu Avrupa turunun son durağı olan Polonya'nın başkenti Varşova'da Savunma Bakanı Mariusz Blaszczak ile 'Güçlendirilmiş Savunma İşbirliği Anlaşması' imzaladı. Anlaşma ile ABD'nin Polonya'ya takviye asker konuşlandırabilmesinin ve Almanya'daki ABD askerlerinin Polonya'ya gönderilmesinin önü açılmış oldu. ABD, ayrıca Polonya'nın askeri tesislerine erişebilecek ve modernleştirilme çalışması yapabilecek.

Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda imza töreninde yaptığı konuşmada, 'Bu anlaşma, uzun süreli bir güvence olacak. Tehdit anında askerlerimiz omuz omuza olacak. Avrupa'nın bizim bulunduğumuz bölgesinde diğer ülkelerin güvenliğine de katkı sağlayacak' ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı, anlaşmanın ayrıca ABD ve Polonya arasındaki ticaret ve yatırım gibi alanlarda da işbirliğini geliştireceğine vurgu yaptı.

ABD Başkanı Donald Trump konu ile ilgili yaptığı açıklamada, 'Anlaşma askeri işbirliğini güçlendirecek ve Amerika'nın Polonya'daki askeri varlığını arttırarak NATO'nun caydırıcılığını, Avrupa'nın güvenliğini güçlendirecek. Demokrasi, özgürlük ve egemenliğin sağlanmasına yardımcı olacak' dedi.

Öte yandan Başkan Trump, geçtiğimiz aylarda Almanya'nın NATO savunma bütçesine yeterince katkı yapmadığını öne sürmüş ve ABD Savunma Bakanlığı'na Almanya'daki asker sayısını azaltma talimatı vermişti. Savunma Bakanlığı, ise Almanya'da bulunan 36 bin asker sayısını 24 bine düşürme kararı almış, 5 bin 600 askerin aralarında Polonya'nın da bulunduğu diğer NATO üyesi ülkelere konuşlandıracağını açıklamıştı. Bakanlık, geriye kalan 6 bin 400 askerin ise ABD'ye geri döneceğini aktarmıştı.

Adalet Bakanı Gürlek, 11 yıl önceki dosyayı açtı


 
Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Yeni HTS ve baz istasyonu analizlerinden elde edilen delil ve bulgular doğrultusunda, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğümüzce bu sabah 5 şüpheliye yönelik operasyon gerçekleştirilmiş, şüphelilerin adreslerinde arama ve el koyma işlemleri ile gerekli adli işlemler başlatılmıştır" dedi.

11.08.2026 10:54:00 / Güncelleme: 11.08.2026 10:57:13
Haber Merkezi/AA
 
 Adalet Bakanı Gürlek, 11 yıl önceki dosyayı açtı
 Adalet Bakanı Gürlek, 11 yıl önceki dosyayı açtı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Fenerbahçe Futbol A Takımı'na 4 Nisan 2015'te Trabzon'da gerçekleştirilen silahlı saldırıya yönelik dosyada HTS ve baz istasyonu analizi doğrultusunda 5 şüpheliye operasyon düzenlendiğini bildirdi.

Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Fenerbahçe Spor Kulübü futbol takımını taşıyan otobüse 4 Nisan 2015'de Trabzon'da gerçekleştirilen silahlı saldırının hafızalardaki yerini koruduğunu ifade ederek, otobüs şoförünün ağır yaralandığı, futbolcuların ve kulüp görevlilerinin büyük bir tehlike atlattığı bu saldırının milletin vicdanında bir yara olarak kaldığını belirtti.

Dosya raftan indirildi

Gürlek, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının çalışmaları kapsamında dosyanın yeniden ele alındığını hatırlatarak, yeni teknolojik imkanlar ve güncel inceleme yöntemleri kullanılarak bütün delillerin tekrar değerlendirildiğini ifade etti.

Gürlek, şunları kaydetti: "Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturma kapsamında yapılan yeni HTS ve baz istasyonu analizlerinden elde edilen delil ve bulgular doğrultusunda, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğümüzce bu sabah 5 şüpheliye yönelik operasyon gerçekleştirilmiş, şüphelilerin adreslerinde arama ve el koyma işlemleri ile gerekli adli işlemler başlatılmıştır. Bu soruşturmanın tek amacı, 11 yıl önce gerçekleştirilen bu menfur saldırının arkasındaki kişi veya kişileri somut delillerle ortaya çıkarmaktır. Hangi takıma, hangi sporcuya veya hangi taraftar grubuna yönelirse yönelsin, spor alanındaki şiddete karşı tavrımız nettir. Bu vesileyle Ceza İşleri Genel Müdürlüğümüze, özellikle Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımıza, soruşturmayı titizlikle yürüten Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığımıza, görev alan Cumhuriyet savcılarımıza, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğümüze ve emeği geçen tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum."

Gözaltına alınanların kimlikleri açıklanmadı.

Kanal İstanbul sessiz sessiz yapılıyor

Kanal İstanbul güzergahında inşa edilen ilk köprü olan Sazlıdere Köprüsü'nde çalışmalar gece saatlerinde de tüm hızıyla devam ediyor

11.08.2026 09:58:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kanal İstanbul sessiz sessiz yapılıyor
Kanal İstanbul sessiz sessiz yapılıyor
Kanal İstanbul güzergahında inşa edilen ilk köprü olan Sazlıdere Köprüsü'nde çalışmalar gece saatlerinde de tüm hızıyla devam ediyor. Arnavutköy Sazlıbosna'da bulunan dev şantiye, gece karanlığında projektörlerle adeta gündüze dönerken, 196 metre yüksekliğindeki iki kulesi, yerleştirilen tabliyeleri ve gerilen eğik askı halatlarıyla köprü havadan görüntülendi.

Sazlıdere Barajı'nın güneyinde yükselen köprüde gece saatlerinde şantiyenin farklı noktalarındaki yoğun aydınlatma dikkat çekiyor. Havadan çekilen görüntülerde kulelerin çevresindeki çalışma platformları, vinçler, tabliye imalatları ve köprü güzergâhındaki şantiye faaliyetleri ışıklar altında net şekilde görülürken, köprünün çevresindeki karanlık arazi içerisinde yükselen aydınlık yapı İstanbul'un gece siluetine farklı bir görüntü kazandırıyor.



Kuzey Marmara Otoyolu'nun Başakşehir-Nakkaş kesiminin en önemli yapısı olan Sazlıdere Köprüsü'nde iki adet diamond yani elmas geometrisindeki kulenin imalatı tamamlandı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından 1 Temmuz 2026'da yapılan açıklamaya göre doğu ve batıdaki kuleler 196 metre yüksekliğe ulaştı ve proje genelindeki fiziksel ilerleme yüzde 80'in üzerine çıktı. Gece köprünün her iki tarafındaki çalışma ışıkları, beyaz renkteki eğik askı halatlarını ve betonarme kuleleri a daha belirgin hale getiriyor. Karanlıkta ışıklandırılan köprü, çevresindeki Sazlıdere havzası ve uzakta görülen İstanbul yerleşimleriyle birlikte dikkat çekici görüntüler oluşturuyor. Gece boyunca devam eden çalışmalar, dev köprünün gündüz olduğu kadar gece de ne kadar büyük bir şantiye alanına dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

440 metrelik ana açıklık

Sazlıdere Köprüsü, tamamlandığında ana açıklığı 440 metre olan gergin eğik askılı bir köprü olacak. Ana açıklığın iki yanında 210'ar metrelik yan açıklıklar bulunacak. Bu bölümlerle köprünün toplam uzunluğu 860 metreye ulaşacak. Yaklaşım viyadükleri de eklendiğinde toplam uzunluk 1 kilometre 618 metre olacak. Köprü 46 metre genişliğinde ve 4 gidiş, 4 geliş olmak üzere toplam 8 şeritli olarak tasarlandı. Köprüde toplam 136 eğik askı halatı ve bu halatların bağlanacağı 272 ankraj bulunacak. Elmas geometrisindeki kule tasarımı sayesinde köprü ayaklarının kanal kesitine etkisinin azaltılması hedefleniyor.

İstanbul'un en yüksek ikinci köprüsü

Sazlıdere Köprüsü, kule yüksekliği bakımından İstanbul'un en yüksek ikinci köprüsü olacak. Köprünün kuleleri 196 metreye ulaşırken, İstanbul'un mevcut en yüksek köprüsü Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün kule yüksekliği yaklaşık 330 metre. Diğer köprüler ile Karşılaştırıldığında Sazlıdere Köprüsü'nün 196 metrelik kuleleri, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nün denizden 165 metre yüksekliğindeki kulelerini de geride bırakacak. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün kule yüksekliği ise yaklaşık 110 metre seviyesinde bulunuyor.

Bu iki belirti birlikte görülüyorsa, tansiyona dikkat!


Dünya genelinde yaklaşık 1 milyar 400 milyon, Türkiye’de de 20 milyon kişinin hipertansiyonla yaşadığı tahmin ediliyor. Kalp ve damar hastalıkları açısından önemli bir risk faktörü olan hipertansiyonun nedenleri arasında genellikle sağlıksız beslenme, genetik yatkınlık, aşırı tuz tüketimi ve hareketsiz yaşam gibi faktörler yer alıyor. Ancak özellikle dirençli hipertansiyon, böbreküstü bezinde gelişen bazı kitlelerin aşırı miktarda salgıladığı aldosteron hormonundan kaynaklanabiliyor. 

11.08.2026 00:51:00
Murat Çorbacı
 
Bu iki belirti birlikte görülüyorsa, tansiyona dikkat!
Bu iki belirti birlikte görülüyorsa, tansiyona dikkat!

Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Köstek, özellikle iki veya daha fazla tansiyon ilacı kullanmasına rağmen kan basıncı kontrol altına alınamayan ve potasyum düşüklüğü yaşayan hastaların böbreküstü bezi kitleleri açısından mutlaka değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Doç. Dr. Mehmet Köstek, yüksek tansiyonun nedeninin ayrıntılı şekilde araştırılması ve tedavinin altta yatan sebebe yönelik planlanması gerektiğini vurgularken, "Günümüzde çoğunlukla kapalı yöntemlerle gerçekleştirilen cerrahi tedaviyle, aşırı aldosteron hormonu salgılayarak kan basıncını yükselten kitle çıkarılmaktadır. Operasyon sonrasında tansiyon normale dönebilmekte veya kullanılan ilaç sayısı önemli ölçüde azaltılabilmektedir" dedi.

Bu hormon dirençli hipertansiyona neden olabiliyor!

Her iki böbreğin hemen üzerinde bulunan ve 4-6 gram ağırlığında olan böbreküstü bezleri; kortizol, adrenalin ile aldosteron gibi yaşamsal önem taşıyan hormonları üretmek ve salgılamak gibi son derece önemli işlevler üstleniyor. Ancak, böbreküstü bezlerinde gelişen iyi huylu bir kitlenin, vücudun su ve mineral dengesini düzenleyen aldosteron hormonunu aşırı miktarda üretmesi durumunda böbreklerde sodyum ve su tutulması, buna bağlı olarak da potasyum kaybı gelişebiliyor. Bu durum kan basıncının yükselmesine ve hipertansiyona yol açabiliyor. Doç. Dr. Mehmet Köstek, fazla salgılanan aldosteron hormonunun dirençli hipertansiyonun en önemli nedenleri arasında yer aldığını ifade ederken, "Yüksek tansiyonla birlikte potasyum düşüklüğünün görülmesi aldosteron hormonunun fazla salgılandığını düşündüren önemli bulgulardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu bulguların varlığında böbreküstü bezinde hormon salgılayan bir kitle bulunup bulunmadığının mutlaka araştırılması gerekmektedir" uyarısında bulundu.

Tanı süreci ayrıntılı değerlendirmeyle başlıyor

Böbreküstü bezi kitlesinin tanısında ilk olarak hastanın tıbbi öyküsü ve şikayetleri ayrıntılı olarak değerlendiriliyor. Ardından ilgili hormon tetkikleri isteniyor. Kanda hormon düzeylerinde fazlalık tespit edilmesi durumunda, tomografi ve manyetik rezonans (MR) gibi kesitsel görüntüleme yöntemleri kullanılarak kitlenin hangi böbreküstü bezinde olduğu belirleniyor.

Kurşun rütbe sormadı ama iktidar soruyor

Ankara Güvenpark’ta rütbe ayrımı yapılmaksızın adil özlük hakları talebiyle yaklaşık üç haftadır oturma eylemi yapan er şehit yakınları ile erbaş ve er statüsündeki gazilerin hak arayışı, polis barikatına ve iktidarın sert duvarına çarptı

10.08.2026 22:21:00
Haber Merkezi
 
Kurşun rütbe sormadı ama iktidar soruyor
Kurşun rütbe sormadı ama iktidar soruyor
Ankara Güvenpark'ta rütbe ayrımı yapılmaksızın adil özlük hakları talebiyle yaklaşık üç haftadır oturma eylemi yapan er şehit yakınları ile erbaş ve er statüsündeki gazilerin hak arayışı, polis barikatına ve iktidarın sert duvarına çarptı.

Taleplerini Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) taşımak amacıyla barışçıl bir yürüyüş başlatan kahramanların önü çevik kuvvet ekipleri tarafından kesilirken, yükselen tansiyon sonrası polis barikatı önünde arbede yaşandı.

Vatan savunmasında uzuvlarını kaybeden gazilerin demokratik hak arayışına yönelik bu sert müdahale, kamuoyunda ve muhalefet kanadında iktidara karşı büyük bir tepki dalgasına yol açtı.

Gazilere Meclis yolunda abluka ve barikat



Türkiye'nin 81 ilinden Ankara'ya gelerek seslerini duyurmaya çalışan er gaziler ve şehit aileleri, rütbeli personel ile aralarındaki maaş ve sosyal hak uçurumunun kapatılmasını talep ediyor.

Hak mücadelelerini duyurabilmek adına son çare olarak TBMM'ye yürümek isteyen grubun etrafı polis ekiplerince sarıldı. "Biz buraya para istemeye gelmedik, bu ülke için bedel ödedik" diyerek isyan eden malul gazilerin ve acılı ailelerin meclis yolunda önüne set çekilmesi, başkentte vicdanları yaralayan görüntülere sahne oldu.

Hulusi Akar'ın Vicdanları Yaralayan "Evinize Gidin" Çıkışı



Sürecin başından beri eleştirilerin odağında yer alan eski Genelkurmay Başkanı, eski Milli Savunma Bakanı ve mevcut TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, eylem yapan gazilere karşı takındığı tepki çeken tavır nedeniyle sert şekilde eleştiriliyor. Akar'ın komisyon görüşmeleri sırasında şehit yakınları ve gazilere yönelik sarf ettiği iddia edilen şu sözler muhalefetin ve gazi derneklerinin büyük tepkisini topladı:

"Gerçekleri görün, evinize gidin oturun, kendinizi kullandırtmayın. Polemik üretmeye çalışanların oyuncağı olmayın."

Yıllarca komutası altında çarpışan, terörle mücadelede gözünü, kolunu, bacağını feda eden askerlerin hak arayışını "siyasi istismar" ve "provokasyon" olarak nitelendiren Akar, gazileri dinlemek ve adil bir yasa tasarısı hazırlamak yerine adeta "fırça atmayı" tercih etti

"Bizi bu yollara düşürenler utansın"

Hak arayışları engellenen er gaziler, Milli Savunma Komisyonu'nun kendilerini muhatap almadan, alanın sesini dinlemeden, kendilerine yakın sivil toplum örgütleriyle "kafalara göre" bir torba yasa tasarısı hazırladığını belirtiyor.

Güvenpark'ta açlık grevine başlayan ve polis barikatı karşısında gözyaşlarını tutamayan gazilerin "Bizi bu yollara düşürenler utansın. Reva mı bize bu yapılan?" feryatları, iktidarın terörle mücadele eden er ve erbaşları üvey evlat olarak gördüğü eleştirilerini bir kez daha tescilledi

Madencilere Ankara'da sert müdahale

Ödenmeyen maaşları ve tazminatları için Ankara'ya yürüyen Elazığ Eti Gümüş ve Eskişehir Doruk Madencilik işçileri, Enerji Bakanlığı önünde polis engeliyle karşılaştı. Bakanlığın "Arabulucu olacağız" sözüne rağmen aylardır haklarını alamayan ve metro çıkışında yaka paça gözaltına alınan 100'ü aşkın madenci, "Hakkımızı almadan dönmeyiz" diyerek direnişini sürdürüyor

10.08.2026 19:10:00
Haber Merkezi
 
Madencilere Ankara'da sert müdahale
Madencilere Ankara'da sert müdahale
Yıldızlar SSS Holding bünyesinde faaliyet gösteren Elazığ Maden'deki Eti Gümüş işletmesi ile Eskişehir Mihalıççık'taki Doruk Madencilik işçileri, aylardır ödenmeyen ücret, tazminat ve zorunlu ücretsiz izin alacakları için başlattıkları hak arayışında bir kez daha Ankara barikatlarına çarptı. Bağımsız Maden İşçileri Sendikası (Bağımsız Maden-İş) öncülüğünde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde seslerini duyurmak isteyen madenciler, polis müdahalesiyle karşılaşarak yaka paça gözaltına alındı.

Metro çıkışında abluka ve gözaltı

Sendikanın daha önce yaptığı çağrı üzerine, bugün saat 11.00 sularında Enerji Bakanlığı önünde basın açıklaması yapmak amacıyla Milli Kütüphane metro durağına gelen madenciler, istasyondan çıkar çıkmaz geniş bir polis ablukasıyla karşılaştı. "Bölgedeki insan sirkülasyonunun ve düzenin bozulacağı" gerekçesiyle yürümelerine izin verilmeyen işçilere sert şekilde müdahale edildi. Müdahale sırasında görüntü alınmasını engellemek amacıyla basın mensupları alandan uzaklaştırılırken; aralarında Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır, sendika yöneticileri ve 100'den fazla madenci gözaltına alındı.

Bakanlık sözünü tutmadı, şirket protokolü çiğnedi

Madencilerin Ankara'ya gelerek eylem başlatmasının arkasında, kamu kurumları ve şirket tarafından defalarca verilen ancak tutulmayan resmi sözler yer alıyor.

Elazığ'da günlerdir eylem yapan Eti Gümüş işçilerine, şirketle yapılan mutabakat neticesinde ödenmemiş maaşlarının 6 Ağustos 2026 tarihinde yatırılacağına dair yazılı taahhüt verilmişti. Ancak vade günü geldiğinde hiçbir ödeme yapılmadı. İşçilerin yaklaşık 8 aylık maaş alacağı bulunuyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişlerince Temmuz ayı ortasında hazırlanan resmi İş Teftiş Raporu, Doruk Madencilik işçilerinin ücretsiz izin dönemi maaşları ile ihbar tazminatlarının derhal ödenmesi gerektiğini tescilledi. Ancak Yıldızlar SSS Holding, yasal rapora rağmen somut bir ödeme takvimi sunmayarak işçileri oyalamaya devam etti.

Daha önce Enerji Bakanlığı yetkililerinin sendikaya, "Haziran sonuna kadar alacaklar ödenmezse duruma el atacağız" güvencesi verdiğini hatırlatan madenciler, "Temmuz bitti, Ağustos'tayız. Bakanlık sözünü tutmadı, holding bizi soymaya devam ediyor" diyerek tepkilerini dile getirdi.

"Yasaklama kararı hukuksuz, madencinin hayatı düzeninizden önemli"

Gözaltıların ardından açıklama yapan Bağımsız Maden-İş Sendikası Avukatı Lütfi Sabri Batı, uygulanan yasak kararına sert tepki gösterdi. Batı, "Binlerce işçinin açlığa mahkum edildiği bir ortamda; buradaki bürokratik işleyiş, o işçilerin ve ailelerinin hayatından daha önemli değildir. İş Teftiş Raporu haklılığımızı zaten belgeledi. Gözaltılar çözüm değil, hakkımızı alana kadar buradayız" şeklinde konuştu.

Ankara sokaklarında hak arayışları engellenen madencilerin ve sendika avukatlarının emniyetteki işlemleri sürerken, gözaltına alınmayan diğer işçilerin kentteki bekleyişi ve eylemlilik kararlılığı devam ediyor.

YENİ Parti kararını verdi

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin, "Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya 'evet' diyeceğiz" dedi

10.08.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
YENİ Parti kararını verdi
YENİ Parti kararını verdi
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Genel Kurulunda, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerinde söz aldı.

Türkiye'nin en ağır, en yakıcı ve en uzun sorunlarından birini konuştuklarını ifade eden Özel, "Bu kanun teklifini buraya getirenler açık açık yazmasalar, konuşmaya cesaret etmeseler de meselenin adını doğru telaffuz etmek durumundayız. Bugün Kürt meselesini konuşmak üzere buradayız. Kürt meselesi yalnızca bir terör, güvenlik meselesi değildir. Yalnızca bir örgütün silah bırakması meselesi hiç değildir. Eşit yurttaşlık, hukukun üstünlüğü, demokratik temsil, özgür siyaset ve birlikte yaşama meselesidir." değerlendirmesinde bulundu.

"Terörsüz Türkiye sürecinin iktidar tarafından büyük bir özensizlikle yönetildiğini, müzakerelerinin kapalı kapılar ardında yapıldığını" öne süren Özel, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda oluşan ortak iradeye rağmen özel görüşmelere, takvimlere, siyasi hesaplara sıkıştırılmaya çalışılan bir süreç yürütüldüğünü iddia etti.

"Barışı, hukuku milletin gözünden kaçırarak yazamayız, yazılamaz." ifadesini kullanan Özel, "Açıkça ifade etmek istiyorum, bu teklife 'hayır' deme hakkı en çok olan siyasi parti kimdir diye millete sorduğunuzda hiç şüphe yok ki bugün karşınızda bulunan Yeni Parti Grubu'dur. Çünkü süreç devam ederken en ağır saldırılara uğrayan bizleriz. Cumhurbaşkanı adayı tutuklanan, yol arkadaşları hapsedilen, partisine yargı eliyle butlan atanan biziz." sözlerini sarf etti.

Kanun teklifinin içeriğinin, hazırlanış biçimi kadar sorunlu olduğunu savunan Özel, Komisyon raporunda yer alan demokratikleşme konusunda yer alan önerilerin düzenlemede yer almadığını dile getirdi.

Vatandaşların kanun teklifine yönelik itirazlarını duyduğunu ifade eden Özel, şöyle devam etti:

"Buradan tarih önünde ifade ediyorum: bu yasaya 'hayır' deme hakkına en çok sahip olan Yeni Parti, kendi hakkını milletin barış hakkının önüne koymayacaktır. Barışın önünde durmayacağız. Bir daha şehit gelmemesi, hiçbir evladımızın gazi olmaması, yoksul evlere ateş düşmemesi için barışın önünde durmayacağız. Bir anne daha evladının tabutuna sarılmasın, bu ülkenin çocukları, bu ülkenin geleceğini okullarda, fabrikalarda, tarlalarda, laboratuvarlarda kursun diye barışın önünü açacağız. Türkiye bölgemizdeki ve dünyadaki tehditlere karşı bir ve bütün olsun, güçlü olsun diye barışın önünü açacağız. Yıllardır teröre, silaha, gözyaşına harcadığımız gücümüzü üretime, eğitime, refaha ayırmak için barışın önünü açacağız."

Komisyon raporundaki önerilerin altında attıkları imzayı namusları olarak gördüklerini belirten Özel, özellikle 7'nci maddede yer alan demokratikleşme adımlarına ilişkin düzenlemelerin de hayata geçirilmesi için AK Parti'nin imzasına sahip çıkması gerektiğini söyledi. Özel, "Biz imzamızı namus biliyoruz. Sizin de kendi imzanıza sahip çıkıp çıkmadığınızı milletle birlikte takip edeceğiz. Bugünden sonra demokratikleşmeyi Meclis'e getireceğiz. Kayyum uygulamalarının sona ermesinin takipçisi olacağız. Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulamasının mücadelesini vereceğiz." dedi.

"Türkiye'nin geleceğinin önünü açacak bir sorumluluğu üstleniyorum"

Özgür Özel, kırmızı çizgilerinin net olduğunu vurgulayarak, Atatürk, Lozan Antlaşması, devletin birliği ve ülkenin bölünmez bütünlüğü ile Anayasa'nın güvence altına aldığı Cumhuriyet'in temel niteliklerinin tartışma veya pazarlık konusu yapılamayacağını ve buna asla izin vermeyeceklerini söyledi.

"Bu metne kefil olmadan ama barışın sorumluluğunu taşıyarak, iktidarın hesabına karşı durarak ama Türkiye'nin geleceğinin önünü açacak bir sorumluluğu üstleniyorum." diyen Özel, şöyle konuştu:

"Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya 'evet' diyeceğiz. Bununla birlikte bunu bütün vatandaşlarımıza ilan ederim ki Yeni Parti'mizi millet kurmuştur, partimizin adını millet koymuştur. Partiyi büyüten de güçlendiren de milletimizdir. Bu sebeple milletvekillerimiz de seçildikleri illerde millet ne diyorsa ona göre karar verecek. Ona göre oy kullanacaktır. Bu ifadeyle Yeni Parti Grubu'nu kararında serbest bırakıyor değilim. Aksine kendi il, bölge, temsil ettiği toplumsal kesimlerin hassasiyet, beklenti, endişe, umut ve heyecanını dikkate alarak, onları milletin vekili olma sorumluluğu ile baş başa bırakıyorum. Hiçbir Yeni Parti milletvekili, üyesinin ve milletinin sesini duymadan davranmayacak. Yeni Parti'nin yeni nesil siyasetinin gereği budur."

Barış, demokrasi ve adaletin ülkenin ilacı olacağını ifade eden Özel, "Bu ilaç birimize değil, hepimize şifa olacak. Kendimize güveneceğiz, insanımıza, mücadelemize güveneceğiz ve ortak geleceğimizi hep birlikte kuracağız. Herkesin buna inanmasını ve güvenmesini arzu ediyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Sevr Antlaşması nasıl imzalandı, neden tarihin çöplüğüne gömüldü?

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından İtilaf Devletleri tarafından Osmanlı İmparatorluğu’na dikte edilen ve Türk milletini tarihten silmeyi amaçlayan Sevr Antlaşması, imzalanışının yıl dönümünde tarih meraklıları tarafından inceleniyor. Peki, Türk tarihinin en ağır dayatmalarından biri olan bu belge nasıl imzalandı, hangi ağır maddeleri içeriyordu ve Mustafa Kemal Atatürk liderliğindeki Ankara hükûmeti tarafından nasıl geçersiz kılındı? İşte tarihin akışını değiştiren o sürecin tüm detayları

10.08.2026 15:10:00
Eyüp Kabil
 
Sevr Antlaşması nasıl imzalandı, neden tarihin çöplüğüne gömüldü?
Sevr Antlaşması nasıl imzalandı, neden tarihin çöplüğüne gömüldü?
Birinci Dünya Savaşı'nı kaybettiği sayılan Osmanlı İmparatorluğu için İtilaf Devletleri, diğer yenik devletlerden çok daha sonra bir paylaşım planı hazırladı. İtilaf Devletleri, Osmanlı topraklarını kendi aralarında paylaşmakta zorlandıkları için planı ancak Nisan 1920'de, İtalya'nın San Remo kentinde düzenledikleri konferansta olgunlaştırabildi.

Burada hazırlanan ağır taslak, Mayıs 1920'de Paris'e davet edilen Osmanlı heyetine sunuldu. Dönemin Sadrazamı Damat Ferit Paşa ve Osmanlı delegeleri, şartların ağırlığı karşısında şoke olsalar da İtilaf Devletleri'nin Anadolu'daki işgalleri artırma baskısı ve Yunan ordusunun Bursa ile Edirne'yi ele geçirmesi üzerine geri adım atmak zorunda kaldılar.


Saltanat Şurası ve Bağdat Caddesi'nde atılan imzalar


İstanbul'da somut bir baskı hisseden Padişah Vahdettin, antlaşmayı değerlendirmek üzere Yıldız Sarayı'nda "Saltanat Şurası"nı topladı. Şurada bulunanların büyük çoğunluğu, devletin tamamen yok olmasını engellemek adına antlaşmanın imzalanması yönünde görüş bildirdi. Yalnızca Topçu Feriki Rıza Paşa bu karara karşı çıktı.

Takvimler 10 Ağustos 1920 tarihini gösterdiğinde, Fransa'nın başkenti Paris yakınlarındaki Sèvres (Sevr) kasabasında bulunan bir porselen fabrikasında imza töreni düzenlendi. Osmanlı adına antlaşmayı şu isimler imzaladı:

• Rıza Tevfik (Bölükbaşı)

• Reşat Halis

• Hadi Paşa


Sevr Antlaşması'nın ağır içeriği: Türk milletine yaşam hakkı tanınmadı


Toplamda 433 maddeden oluşan bu ağır belge, Osmanlı İmparatorluğu'nu fiilen ortadan kaldırıyor ve Türk milletini Orta Anadolu'da küçük bir toprak parçasına hapsediyordu. Antlaşmanın öne çıkan en kritik maddeleri şunlardı:

• Toprak Paylaşımı: İstanbul ve çevresi Osmanlı'da kalacak, ancak azınlıkların hakları gözetilmezse bu topraklar da elinden alınacaktı. İzmir ve çevresi ile Batı Trakya Yunanistan'a verilecekti. Güney ve Doğu Anadolu bölgeleri Fransa, İngiltere ve İtalya arasında paylaştırılacaktı. Doğu Anadolu'da bağımsız Ermeni ve özerk Kürt devletleri kurulacaktı.

• Askeri Kısıtlamalar: Osmanlı ordusu tamamen tasfiye edilecek, ağır silahları ve uçakları bulunmayan, sadece iç güvenliği sağlayacak 50 bin 700 kişilik sembolik bir kuvvet bulundurulabilecekti. Zorunlu askerlik kaldırılacaktı.

• Mali ve Ekonomik Boyunduruk: Osmanlı maliyesi, tamamen İtilaf Devletleri'nin temsilcilerinden oluşan bir komisyonun denetimine girecekti. Kapitülasyonlar en ağır şekilde yeniden yürürlüğe konacak ve tüm devletler bu haklardan yararlanacaktı.

• Boğazlar Yönetimi: İstanbul ve Çanakkale Boğazları, içinde Türk üye bulunmayan, kendine ait bayrağı ve bütçesi olan uluslararası bir boğazlar komisyonu tarafından yönetilecekti.


Ankara'nın tepkisi: "Hain ilan edildiler"


Antlaşmanın imzalanması, Ankara'da kurulan Büyük Millet Meclisi (BMB) tarafından çok sert bir tepkiyle karşılandı. Mustafa Kemal Paşa liderliğindeki meclis, Türk milletinin bağımsızlığını tamamen yok eden bu belgeyi kesinlikle tanımadığını ilan etti.

19 Ağustos 1920'de toplanan meclis, Sevr Antlaşması'nı imzalayanları ve Saltanat Şurası'nda bu antlaşmaya onay verenleri "vatan haini" ilan etti. Ankara hükûmeti, bu antlaşmanın Türk milletinin iradesini yansıtmadığını tüm dünyaya duyurdu.


Hukuken ölü doğan, fiilen yıkılan belge


Sevr Antlaşması, tarihi bir ironi olarak hiçbir zaman hukuken yürürlüğe giremedi. Osmanlı Kanun-ı Esasisi'ne (Anayasası) göre bir antlaşmanın geçerli olabilmesi için Meclis-i Mebusan tarafından onaylanması gerekiyordu. Ancak İstanbul'un işgali sebebiyle meclis zaten kapatılmıştı. Bu nedenle antlaşma padişah tarafından onaylansa bile "ölü doğmuş bir antlaşma" olarak kaldı.

Asıl darbe ise askeri alanda vuruldu. Mustafa Kemal Atatürk'ün başlattığı ve Türk milletinin topyekûm katıldığı Millî Mücadele (Kurtuluş Savaşı), Sevr'in sahada uygulanmasını engelledi. Doğu, Güney ve Batı cephelerinde kazanılan büyük askeri zaferler, Sevr Antlaşması'nı tamamen tarihin çöplüğüne gömdü.

Türk milletinin kanıyla ve canıyla yazdığı bu başarı, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile taçlandırıldı. Lozan, Sevr'in yırtılıp atıldığının ve yeni, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğunun tüm dünyaya resmen ilan edildiği belge oldu.

Yolcu otobüsü kamyona çarptı: 1'i ağır 8 yaralı

Kayseri'den Didim'e seyir halinde olan Metro Turizm'e ait yolcu otobüsünün Uşak'ta kamyona arkadan çarpması sonucu meydana gelen kazada 1'i ağır 8 kişi yaralanarak kentte bulunan hastanelere kaldırıldı

10.08.2026 13:30:00
İHA
 
Yolcu otobüsü kamyona çarptı: 1'i ağır 8 yaralı
Yolcu otobüsü kamyona çarptı: 1'i ağır 8 yaralı
Kaza, Uşak-İzmir karayolu Ürün köyü yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, H.A.(49) idaresindeki Metro Turizm'e ait 38 EP 467 plakalı yolcu otobüsü, aynı istikamette ilerleyen M.D.(45) yönetimindeki 80 AAC 821 plakalı kamyona arkadan çarptı.

Çevredeki vatandaşların durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirmesi üzerine bölgeye çok sayıda 112 Acil Sağlık, polis, jandarma, itfaiye ve AFAD ekibi sevk edildi. İtfaiye ve AFAD ekiplerince otobüste sıkışan muavin A.İ.P.(43), sıkıştığı yerden çıkarıldı. 112 Acil Sağlık ekiplerince muavin A.İ.P. ile 1'i çocuk 7 yolcu, kentte bulunan hastanelere kaldırıldı.

Muavin A.İ.P.'nin hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi.

Öte yandan, kazayla ilgili soruşturma başlatılırken, yolcu otobüsün Kayseri ilinden Aydın'ın Didim ilçesine gittiği öğrenildi.

Ebru öğretmenin katiline ağırlaştırılmış müebbet onandı

Konya'da boşanma aşamasındaki öğretmen eşi Ebru Küçüktaşdemir'i 22 bıçak darbesiyle öldüren kocasına hiçbir indirim uygulanmadan verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, Konya Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onandı

10.08.2026 12:15:00 / Güncelleme: 10.08.2026 12:17:48
İHA
 
Ebru öğretmenin katiline ağırlaştırılmış müebbet onandı
Ebru öğretmenin katiline ağırlaştırılmış müebbet onandı
Olay, 25 Ekim 2024 günü saat 18.30 sıralarında merkez Meram ilçesi Havzan Mahallesi Ebussuud Efendi Caddesi üzerinde bulunan bir sitede meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 47 yaşındaki Abdullah Küçüktaşdemir, boşanma aşamasındaki eşi, özel bir eğitim kurumunda öğretmen olarak görev yapan 45 yaşındaki Ebru Küçüktaşdemir'i özel ders vereceği sitenin önüne kadar takip etti. Burada ikili arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine Abdullah Küçüktaşdemir, yanında bulunan bıçakla eşi Ebru Küçüktaşdemir'e saldırdı.

Vücudunun çeşitli yerlerinden 22 bıçak darbesiyle ağır yaralanan kadın, kaldırıldığı Meram Devlet Hastanesi'nde yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Olayın ardından katil zanlısı Abdullah Küçüktaşdemir, tutuklanarak cezaevine gönderildi.



"Aklın varsa Konya'yı terk et" mesajı ortaya çıktı

Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın tamamlanmasının ardından Abdullah Küçüktaşdemir hakkında "kadına karşı tasarlayarak öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talebiyle dava açıldı. Hazırlanan iddianamede, sanığın eğitim fakültesindeki eğitimini yarıda bırakmasına rağmen yıllardır özel bir dershanede Türkçe öğretmenliği yaptığı belirtildi. Sanığın cep telefonunda yapılan incelemelerde ise olay günü Ebru Küçüktaşdemir'e tehdit içerikli mesajlar gönderdiği tespit edildi. İddianamede, Küçüktaşdemir'in eşine, "Cezaevinden başka yer mi var, bugün bu iş bitecek. Ben de her şey bitti. Aklın varsa Konya'yı terk et" şeklinde mesaj attığı bilgisine yer verildi. Ayrıca sanığın olaydan yaklaşık 6 saat önce internet üzerinden "Av bıçağı Konya" şeklinde aramalar yaptığı da iddianamede belirtildi.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası onandı

Yerel mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda Abdullah Küçüktaşdemir'e hiçbir indirim uygulanmadan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Karara yapılan itiraz üzerine dosya Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderildi. Dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını hukuka uygun bularak Abdullah Küçüktaşdemir hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onadı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Muhsin Yazıcıoğlu'nun ailesini Adalet Bakanlığında kabul etti

Adalet Bakanı Akın Gürlek, bugün saat 12.00'da Muhsin Yazıcıoğlu'nun ailesini Adalet Bakanlığında kabul etti

10.08.2026 10:59:00 / Güncelleme: 10.08.2026 12:41:06
Haber Merkezi
 
 Adalet Bakanı Akın Gürlek, Muhsin Yazıcıoğlu'nun ailesini Adalet Bakanlığında kabul etti
 Adalet Bakanı Akın Gürlek, Muhsin Yazıcıoğlu'nun ailesini Adalet Bakanlığında kabul etti
Adalet Bakanı Akın Gürlek, bugün saat 12.00'da Muhsin Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer Yazıcıoğlu ve oğlu Fatih Furkan Yazıcıoğlu'nu Adalet Bakanlığında kabul etti.
 
Haziran ayında Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, sekiz yıldır sürdürdüğü soruşturmada yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na devretti. Soruşturmaya ait 190 klasör ve adli emanetler Ankara'ya ulaştırıldı; böylece soruşturma süreci ilk kez doğrudan Ankara merkezli yürütülmeye başlandı.
 
Temmuz ayında "silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek ve üye olmak" ile "tasarlayarak kasten öldürme" iddialarıyla 29 şüpheli hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.
 
Gürlek üç gün önce bombalı saldırıyla katledilen Gazeteci Uğur Mumcu'nun ailesini de kabul etmişti. Kabulde, 1993 yılında yapılan suikasta ilişkin dosyanın son durumu ve yürütülen çalışmalar ele alınmıştı.
 
Gürlek, aynı gün 2009'da"intihar etti" denilerek dosyası kapatılan eski Özel Harekat Daire Başkanı Behçet Oktay'ın ailesini de kabul etmişti. Kabulde, 2007-2010 yılları arasındaki olayların çok ayrıntılı incelendiğini belirten Gürlek, Hrant Dink ve Muhsin Yazıcıoğlu cinayetlerinde olduğu gibi Behçet Oktay'ın ölümünde de FETÖ'nün parmak izinin olup olmadığının araştırıldığını ifade etmişti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.