logo
30 HAZİRAN 2026

ABD'de Çinli iş insanına 30 yıl hapis cezası

ABD'de yaşayan Çinli iş insanı Guo Wengui, internetteki takipçilerini 1 milyar dolardan fazla dolandırdığı gerekçesiyle 30 yıl hapis cezasına çarptırıldı

 

30.06.2026 12:02:00
Anadolu Ajansı
 
ABD'de Çinli iş insanına 30 yıl hapis cezası
ABD'de Çinli iş insanına 30 yıl hapis cezası

New York'ta görülen davada federal yargıç Analisa Torres, Çin Komünist Partisine (ÇKP) yönelttiği muhalif açıklamalar nedeniyle çevrim içi platformlarda binlerce kişinin takip ettiği Guo'nun, yatırım vaatleriyle takipçilerinden 1 milyar dolardan fazla para toplayarak "kendi servetini artırdığını" belirtti.

Guo'ya, "dolandırıcılık" suçlarından 30 yıl hapis cezası verilmesine hükmeden Torres, Guo'nun 889 milyon dolarlık mal varlığına el koyulmasına ve bu tutarın mağdurlara tazminat olarak ödenmesine karar verdi.

Çin'de emlak sektöründe servet edinen iş insanı Guo, 2017'de ÇKP'nin siyasi baskısına maruz kaldığını iddia ederek ABD'ye sığınmıştı.

Pekin yönetimini hedef alan muhalif açıklamalarıyla tanınan Guo, ABD Başkanı Donald Trump'ın eski danışmanı Steve Bannon ile yakın bağlar kurmuştu.

ABD Adalet Bakanlığı, Mart 2023'te Guo'nun, 1 milyar dolarlık dolandırıcılık suçlamasıyla gözaltına alındığını açıklamıştı.

Açıklamada, "Guo, kendisine ve yakın akrabalarına 50 bin metrekarelik bir malikane, 3,5 milyon dolarlık Ferrari ve hatta 36 bin dolarlık iki yatak satın almak da dahil olmak üzere, çaldığı parayı ceplerini doldurmakla ve 37 milyon dolarlık lüks bir yatı finanse etmekle suçlanıyor." ifadesine yer verilmişti. 

Seferihisar Belediye Başkanı tutuklandı

Seferihisar Belediyesi'ne imar ve inşaat uygulamalarında rüşvet iddiaları üzerine düzenlenen operasyonun adli süreci tamamlandı. Aralarında Belediye Başkanı İsmail Yetişkin'in de bulunduğu 12 kişi tutuklanırken, Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit hakkında ev hapsi kararı verildi

30.06.2026 11:20:00
Haber Merkezi
 
Seferihisar Belediye Başkanı tutuklandı
Seferihisar Belediye Başkanı tutuklandı
İzmir'de geniş yankı uyandıran Seferihisar Belediyesi merkezli rüşvet ve usulsüzlük soruşturmasında sıcak gelişmeler yaşanıyor. Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen operasyon kapsamında gözaltına alınan ve adliyeye sevk edilen Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, nöbetçi sulh ceza hakimliği tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturmanın üçüncü dalgası kapsamında adliyeye sevk edilen 20 kişiden 12'sinin tutuklandığı bildirildi.

4 ilde eş zamanlı baskın

Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığı, belediyedeki inşaat ve imar uygulamalarında rüşvet alındığı, usulsüzlük yapıldığı ve 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri öncesinde bazı adaylar ile yakınları arasında şüpheli para transferleri gerçekleştiği iddiaları üzerine 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı çıkarmıştı.

İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri tarafından 25 Haziran'da İzmir merkezli İstanbul, Adana ve Aydın illerinde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 25 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

12 isim tutuklandı, bürokrasi cezaevinde

Emniyetteki sorgu işlemlerinin tamamlanmasının ardından dün adliyeye sevk edilen 20 şüpheliden 2'si savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen isimlerden Belediye Başkanı İsmail Yetişkin başta olmak üzere belediye yönetiminin kritik isimleri tutuklandı.

Mahkemece tutuklanan 12 kişi şunlar:

• İsmail Yetişkin (Seferihisar Belediye Başkanı)

• İnanç Karabulut (Seferihisar Belediye Başkan Yardımcısı)

• İrfan Çevik (Seferihisar Belediyesi Özel Kalem Müdürü)

• Mehmet Uğur (Seferihisar Belediyesi Yapı Kontrol Müdür Vekili)

• Nilay Özcan Eşin (Seferihisar Belediyesi Şehir Plancısı)

• İsmail Fergun Keser (Yapı Kontrol Müdürü / Elektrik Mühendisi)

• Cüneyt Okultaş (Emekli Memur)

• Barış Yaman (Yapı Kontrol Görevlisi)

• Sercan Taşlıoğlu (Seferihisar Jeotermal Harita Teknikeri)

• Birkan Alkan (Seferihisar Jeotermal Büro Memuru)

• Mehmet Ersay (Şirket Sahibi)

• Medeni Çiftçi (Şirket Sahibi)

Diğer belediye başkanlarına "ev hapsi" ve adli kontrol

Soruşturma kapsamında isimleri geçen ve gözaltına alınan diğer siyasi figürler hakkında da adli tedbirler uygulandı. Soruşturma dosyasında adı bulunan Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit ile CHP'li İzmir Büyükşehir ve Güzelbahçe Meclis Üyesi Doğuş Bayır hakkında hakimlik tarafından "ev hapsi" şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Öte yandan, operasyon kapsamında gözaltına alınan Seferihisar Belediye Başkan Yardımcısı N.H. ile birlikte toplam 6 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Balçova Belediye Başkanı Yiğit'in annesi Meryem Yiğit'in de aralarında bulunduğu bazı şüpheliler ise emniyet ve savcılık aşamalarında salıverildi.

Gelişmeler kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, İçişleri Bakanlığı'nın tutuklama kararlarının ardından belediyelere yönelik bir kayyum ataması yapıp yapmayacağı ya da meclis üyelerinin yeni başkan vekilini nasıl seçeceği merak konusu oldu. Soruşturma çok yönlü olarak devam ediyor.

Bir sabah operasyonu daha


 
İstanbul merkezli kara para aklama operasyonunda 37 şüpheli yakalandı. Soruşturmada, yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinden elde edildiği değerlendirilen suç gelirlerinin finansal sisteme sokulması, aklanması ve yurt dışına aktarılmasına yönelik organize bir faaliyet ağının bulunduğu tespit edildi.

30.06.2026 08:17:00 / Güncelleme: 30.06.2026 08:20:43
HABER MERKEZİ/AA
 
Bir sabah operasyonu daha
Bir sabah operasyonu daha

İstanbul merkezli 9 ilde düzenlenen kara para aklama operasyonunda 37 şüpheli gözaltına alındı.

Banka hareketleri izlendi

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmada, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan mali analiz raporları, banka hareketleri ile teknik ve fiziki takip çalışmaları sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda, yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinden elde edildiği değerlendirilen suç gelirlerinin finansal sisteme sokulması, aklanması ve yurt dışına aktarılmasına yönelik organize bir faaliyet ağının bulunduğu tespit edildi.

30 milyar liraya ulaştı

Bu kapsamda birbirleriyle yoğun ve organize şekilde para transferi gerçekleştirdiği belirlenen şirketler hakkında ayrıntılı mali inceleme yapan ekipler, soruşturmaya konu şirketlerin işlem hacminin yaklaşık 30 milyar liraya ulaştığı, bu işlem hacminin incelenen kişi ve şirketlerin beyan edilen ticari faaliyetleriyle uyumlu olmadığını belirledi.
Çalışmaların tamamlanmasının ardından MASAK raporları, banka kayıtları, dijital incelemeler, iletişim kayıtları, ifade içerikleri ve diğer deliller doğrultusunda, soruşturmaya konu faaliyetlerle bağlantılı oldukları belirlenen şüphelilerin yakalanmasına yönelik İstanbul, Ankara, Gaziantep, Hatay, İzmir, Kilis, Kırklareli, Kocaeli ve Tokat'a eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Mallarına el konuldu

Operasyonda 37 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturmada, ayrıca suçtan elde edildiği değerlendirilen 19 konut, 9 arsa, 1 iş yeri, 31 motorlu araç ile 32 şirkete el konuldu.

Zengin daha zengin, fakir daha öfkeli

Türkiye genelinde son dönemde tırmanışa geçen asayiş olayları ve mülkiyete karşı işlenen suçlar, sosyo-ekonomik adaletsizlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı

29.06.2026 21:04:00
Haber Merkezi
 
Zengin daha zengin, fakir daha öfkeli
Zengin daha zengin, fakir daha öfkeli
Türkiye genelinde son dönemde tırmanışa geçen asayiş olayları ve mülkiyete karşı işlenen suçlar, sosyo-ekonomik adaletsizlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Kriminologlar ve sosyologlar, adli sicil kayıtlarındaki artışın en temel itici gücünün, toplumdaki gelir dağılımı dengesizliği ve derinleşen yoksulluk olduğunu belirtiyor.

Zengin ile fakir arasındaki makas suç zeminini besliyor



TÜİK tarafından paylaşılan gelir dağılımı istatistikleri, Türkiye'de en yüksek gelire sahip yüzde 20'lik grubun toplam gelirden neredeyse aslan payını (yüzde 48'in üzerinde) aldığını gösteriyor. En alttaki yüzde 20'lik dilim ise pastanın sadece yüzde 6,3'ü ile geçinmeye çalışıyor.

Uzmanlar, bu ekonomik uçurumun yarattığı sosyal kırılmaları şu şekilde özetliyor:

Bireylerin lüks tüketime sosyal medya aracılığıyla anlık tanıklık etmesi, alt gelir grubunda dışlanmışlık ve öfke duygusunu büyütüyor.

Son dönemde adli makamlara yansıyan küçük montanlı hırsızlıklar, market yağmaları ve dolandırıcılık vakalarında "temel ihtiyaçları karşılama" motivasyonunun öne çıktığı gözlemleniyor.

Gelir adaletsizliği arttıkça, genç nüfus arasında yasal yollardan yeterli gelir elde edememe inancı yerleşiyor ve bu durum uyuşturucu kuryeliği veya yasa dışı bahis gibi organize suç ağlarına katılımı hızlandırıyor.

En çok "mal varlığına karşı suçlar" artıyor



Emniyet Genel Müdürlüğü ve Adalet Bakanlığı adli sicil istatistiklerine göre, hırsızlık, dolandırıcılık, yağma ve kapkaç gibi doğrudan mal varlığını hedef alan suçlarda son yıllarda gözle görülür bir tırmanış mevcut. Özellikle büyükşehirlerde asayiş vakalarının yoğunlaşması, ekonomik olarak en fazla baskı altında kalan kesimlerin buralarda yaşamasından kaynaklanıyor.

TÜİK'in yayımladığı Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması sonuçları da halkın suç korkusunun arttığını ve mülkiyete yönelik tehditlerin günlük yaşamın bir parçası haline geldiğini doğruluyor.

Çözüm sadece polis tedbirleri değil

Sosyologlar, yükselen suç grafiğini sadece emniyet tedbirleri ve cezaların artırılmasıyla durdurmanın imkansız olduğunu vurguluyor. Güvenli bir toplum yapısı için emniyet güçlerinin müdahalesinden ziyade, tabana yayılan asgari ücret politikaları, adil vergilendirme, fırsat eşitliği ve sosyal devlet mekanizmalarının etkin şekilde çalıştırılması gerektiği çağrısı yapılıyor

Yunan vekilden ‘savaş sebebi’ çıkışı

NATO zirvesi için Türkiye’ye gelen Yunanistan NATO Parlamenter Kurulu Heyeti Başkan Yardımcısı Dimitris Kairidis, TBMM’nin 1995 tarihli tarihi kararını hedef alarak "Türk-Yunan dostluğuna uymuyor" dedi. Atina’nın meşru hak iddialarına karşılık Türkiye, Ege’deki hayati çıkarlarını koruma kararlılığını sürdürüyor

29.06.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Yunan vekilden ‘savaş sebebi’ çıkışı
Yunan vekilden ‘savaş sebebi’ çıkışı
İstanbul'da düzenlenen NATO Parlamenter Asamblesi (NATO PA) zirvesine katılmak üzere Türkiye'ye gelen Yunanistan delegasyonu Başkan Yardımcısı Dimitris Kairidis, iki ülke arasındaki en hassas egemenlik konularından biri olan "Casus Belli" (Savaş Sebebi) kararını yeniden gündeme taşıdı. Kairidis, "1995'ten bu yana TBMM, Yunanistan'ın Ege Denizi'ndeki meşru haklarını yerine getirmesi durumunda bunu bir savaş sebebi sayacağını bildirdi. Bu Türk-Yunan dostluğuna uymuyor" diyerek Atina yönetiminin rahatsızlığını dile getirdi.


Yunanistan Türkiye'nin haklarını göz ardı mı ediyor?


Yunan diplomatlar ve siyasetçiler, 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (BMDHS) dayanarak karasularını tek taraflı olarak 12 deniz miline çıkarma hakkına sahip olduklarını savunuyor. Ancak bu yaklaşım, Ege Denizi'nin özel coğrafi yapısını ve Türkiye'nin meşru haklarını tamamen göz ardı etmekte.

Ege Denizi'nde mevcut durumda karasuları 6 deniz mili olarak uygulanıyor. Eğer Yunanistan karasularını 12 mile çıkarırsa:

• Yunanistan'ın Ege'deki egemenlik alanı bir anda %35'ten %70'in üzerine çıkacak.

• Açık deniz alanları %49'dan %20'nin altına gerileyecek.

• Türkiye'nin Ege'deki karasuları payı ise yaklaşık %10'da sıkışıp kalacak.

Bu durum, Türkiye'nin kendi ana karasından açık denizlere ve uluslararası sulara çıkışını tamamen Yunanistan'ın iznine tabi bırakacaktır. Dolayısıyla Yunanistan "kendi hakkından" bahsederken, Türkiye'yi kendi kıyılarına hapsetmeyi öngören hakkaniyetsiz bir statüyü dayatıyor.


Türkiye'nin görüşü ve tarihi cevabı: 8 Haziran 1995 kararı


Türkiye, Yunanistan'ın bu hamlesine karşı cevabını 8 Haziran 1995 tarihinde TBMM'de oy birliğiyle alınan tarihi deklarasyonla resmen ilan etmişti. Yunan Parlamentosu'nun deniz hukukunu onaylayıp karasularını genişletme yetkisini hükümete vermesi üzerine toplanan TBMM, şu net duruşu sergilemişti:

1. Hayati Çıkarların Korunması: Yunanistan'ın Ege'de karasularını 6 milin ötesine tek taraflı olarak genişletmesi, Lozan Antlaşması ile kurulan hassas dengenin bozulması anlamına gelir.

2. Askeri Tedbir Yetkisi: Böyle bir adım atılması halinde, Türkiye Cumhuriyeti hükümetine, ülkenin hayati çıkarlarını korumak amacıyla askeri önlemler dahil her türlü tedbiri alma yetkisi verilmiştir.

3. Casus Belli Niteliği: Bu karar, uluslararası diplomaside Atina'nın 12 mil dayatmasına karşı Türkiye'nin en güçlü caydırıcı hukuki ve askeri sınırı (Casus Belli) olarak yürürlükte kalmaya devam etmektedir.

Ankara, Atina ile ikili ilişkilerde diyalog ve "Pozitif Gündem" süreçlerine önem verse de, Ege'deki egemenlik hakları ve ulusal güvenlik stratejilerinden taviz verilmeyeceğini; çözümün tek taraflı dayatmalarla değil, hakkaniyet ilkesine dayalı iki taraflı müzakerelerle mümkün olabileceğini her platformda vurgulamakta.

Erdoğan: 'NATO tarihi bir dönemeçten geçiyor'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'daki NATO Parlamenter Zirvesi'nde konuştu. Erdoğan, "Başta Gazze ve Lübnan'da yaşananlar olmak üzere, yakın dönemde şahit olduğumuz katliamlar, insanlığın vicdanında derin yaralar açarken, aynı zamanda uluslararası kurumların ve kuramların itibarını yere sermiştir" dedi

29.06.2026 17:10:00
AA
 
Erdoğan: 'NATO tarihi bir dönemeçten geçiyor'
Erdoğan: 'NATO tarihi bir dönemeçten geçiyor'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'daki NATO Parlamenter Zirvesi'nde konuştu.

Erdoğan, İstanbul'daki NATO Parlamenter Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, kıtaların ve kültürlerin kavşak noktası olan İstanbul'da katılımcılarla bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu söyledi.

NATO Parlamenter Zirvesi'nin verimli geçmesi temennisini dile getiren Erdoğan, zirveye katkı sunacak herkese teşekkür etti.

Bu önemli toplantının 7-8 Temmuz'da Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde ayrı bir anlam taşıdığına inandığını belirten Erdoğan, "Müttefik ülke parlamentoları arasında işbirliği ve dayanışmanın güzide bir nişanesi olarak gördüğüm bu zirvenin düzenlenmesinde emeği geçenleri tebrik ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum." ifadesini kullandı.

Erdoğan, "Avrupa-Atlantik güvenliği tarihi bir dönemeçten geçiyor. İttifakımızın bilhassa doğu ve güneydoğu sınırlarında cereyan eden savaş, kriz, terör ve düzensiz göç gibi tehditler, güvenlik anlayışımızı yeniden şekillendirmemizi gerekli kılıyor. Eski kalıplar, eski ön kabuller bir bir yıkılırken, yerlerini neyin alacağı, neyin ikame edileceği henüz bilinmiyor. İstikrar yerine gerilimin, düzen yerine kargaşanın arttığı, öngörülebilirliğin azaldığı, sabah neyle karşılaşılacağını kimsenin kestiremediği bir belirsizlik döneminin tam ortasındayız." değerlendirmesinde bulundu.

Küresel sistemi ve siyaseti tarif eden mevcut tanımlamaların, bugünün dünyasında anlamlarını büyük ölçüde yitirdiğinin altını çizen Erdoğan, "Başta Gazze ve Lübnan'da yaşananlar olmak üzere, yakın dönemde şahit olduğumuz katliamlar, insanlığın vicdanında derin yaralar açarken, aynı zamanda uluslararası kurumların ve kuramların itibarını yere sermiştir. Yeni dönemin bu boyutunu görmeden eski kavramlarla mevcut durumu açıklamanın pek mümkün olmadığını düşünüyorum. Bu ortamda hem NATO'nun caydırıcılığını muhafaza etmesinin hem de müttefikler arasındaki dayanışmanın tahkiminin daha kritik hale geldiğine inanıyorum." diye konuştu.

Erdoğan, mevcut jeopolitik denklemin NATO'nun üstlendiği rolün önemini artırdığını vurgulayarak, "Türkiye olarak yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden biriyiz. Kriz bölgeleriyle 1800 kilometreyi aşan kara sınırına sahip Türkiye, güçlü ordusu, modern askeri kabiliyetleri, gelişmiş savunma sanayisiyle 70 yılı aşkın süredir NATO'nun güvenliğine katkı sunan müttefiklerin başındadır. NATO misyonlarında aktif görev alıyor, barış ve istikrarın korunmasına destek oluyoruz. Gerek bölgesel krizleri yönetmedeki müstesna becerimizi, gerekse NATO bünyesindeki engin tecrübemizi müttefiklerimizle paylaşıyoruz. Ankara Zirvesi, tecrübe paylaşımının en güçlü zemini olacaktır." görüşünü paylaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de Ankara Zirvesi'ne yönelik yoğun bir ilginin söz konusu olduğunu müşahede ettiklerini belirterek, şunları kaydetti:

"Parlamenterler olarak en temel insan haklarının başında gelen yaşama hakkını garanti altına almak gibi çok önemli bir sorumluluğu üstleniyorsunuz. Halklarımızın bizden talebi, gelecek nesillerin huzur, refah ve barış içinde yaşamasını sağlayacak koşulların oluşturulmasıdır. Zirveden temel beklentimiz, müttefiklerin milli güvenlik hassasiyetlerini gözeten, ittifak dayanışmasını ve birlik ruhunu güçlendiren neticelerin elde edilmesidir."

"Türkiye'nin ittifaktan beklentileri çok"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'daki NATO Parlamenter Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, uzun yıllar terörle başarıyla mücadele etmiş ve şimdi terörü tamamen sona erdirmenin çalışmasını yürüten bir ülkenin lideri olarak bu alanda ittifaktan beklentilerinin çok olduğunu söyledi.

Erdoğan, "Karşı karşıya bulunduğumuz sınamalarla mücadele etmek istiyorsak, müttefikler arasında külfet paylaşımını dengeli ve adil şekilde yaparken, savunma sanayi ticareti önündeki engelleri de kaldırmamız gerekiyor. Her iki ana başlıkta da evvelki zirvelerde aldığımız kararların uygulanması, bu bakımdan çok ama çok mühimdir. Külfet paylaşımı noktasında biz üzerimize düşeni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Son olarak, Lahey Zirvesi'nde kabul ettiğimiz taahhütler doğrultusunda savunma harcamalarımızı artırıyor, NATO misyon ve harekatlarına en fazla katkı sağlayan ilk 5 müttefik arasında yer alıyoruz." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin bu katkılarına rağmen Avrupa güvenliğine sağladığı vazgeçilmez faydaların bazı durumlarda göz ardı edildiğini vurgulayan Erdoğan, "İttifakın Avrupa sütununun gelişiminde söz sahibi ülkelerden biri olarak kıtadaki tüm savunma ve güvenlik girişimlerine dahil olma iradesine sahibiz. Avrupa Birliği tarafından açıklanan savunma ve güvenlik girişimlerine Türkiye'nin dahil edilmesi konusunda siz parlamenterlerin yakın ilgi ve desteğini bekliyoruz. Türkiye'nin savunma alanında sahip olduğu kapasiteyi, dar siyasi çıkarlar nedeniyle dışlamanın kimseye faydası yoktur. Bu noktada ittifak çapında Teksas'tan Ankara'ya uzanan amasız, fakatsız bir güvenlik ve savunma ağı oluşturmalıyız." diye konuştu.

"Müttefiklerimiz ve misafirlerimiz, Türkiye'nin savunma sanayisi alanında kısa sürede katettiği önemli mesafeyi görmüş olacak"

Ankara Zirvesi'nin bir diğer ayırt edici özelliğinin, savunma sanayisi işbirliğine yapacağı vurgu olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Zirve kapsamında düzenleyeceğimiz NATO Savunma Sanayi Forumu'nda bir yandan gelişmiş ürünlerimizi sergilerken, diğer yandan da bu işbirliğini çok daha etkili hale getirecek tedbirleri ele alacağız. Müttefiklerimiz ve misafirlerimiz, Türkiye'nin savunma sanayisi alanında kısa sürede katettiği önemli mesafeyi görmüş olacak. Ayrıca, NATO'nun güvenliğe 360 derece yaklaşımı uyarınca Ukrayna, İran, Körfez ve Filistin başta olmak üzere küresel ve bölgesel gelişmeleri de değerlendireceğiz. Bu noktada Amerika Birleşik Devletleri'yle İran arasındaki ateşkesin kalıcı bir çözümle neticelendirilmesi için Pakistan ve Katar'ın yanı sıra dost ve kardeş ülkelerle birlikte gereken katkıları vermeyi sürdüreceğiz." bilgisini paylaştı.

"1967 sınırlarında bağımsız, egemen, toprak bütünlüğünü haiz bir Filistin Devleti mutlaka kurulmalıdır"

Bölgeye ve dünyaya rahat bir nefes aldıran mutabakatı baltalamayı amaçlayan, özellikle Lübnan'ı hedef alan saldırıları yakından takip ettiklerini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bölgemizin istikrara kavuşmasına tahammül edemeyen, hatta bunu kendi güvenliği için tehdit olarak gören soykırım şebekesinin provokasyonlarına fırsat verilmemesi noktasında sizlerin desteğini bekliyoruz. Orta Doğu'daki gerilimlerin temelinde Filistin meselesi yatmaktadır. İşgal bitmeden, İsrail'in sürekli artan toprak gasbı bitmeden maalesef bölgemizde kalıcı barış sağlanamaz. Kalıcı barışa giden yolun kapısı ise iki devletli çözümdür. 1967 sınırlarında bağımsız, egemen, toprak bütünlüğünü haiz bir Filistin Devleti mutlaka kurulmalıdır. Bu süreçte siz parlamenterlere de önemli görevler düşmektedir. Burada şuna da dikkatinizi çekmek isterim. Türkiye gerek tarihiyle gerek toplumsal yapısıyla gerek jeostratejik konumuyla Avrupa'dan Asya'ya ve Balkanlar'dan Afrika'ya uzanan geniş coğrafyayla, aynı anda iletişim sağlama tecrübesine sahip güçlü bir ülkedir. Biz bu potansiyelimizi, bölge barışı ve dünya barışı için azami ölçüde kullanmayı arzu ediyoruz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rusya-Ukrayna savaşının diyalogla çözümü noktasında önümüzdeki dönemde netice almamız gerektiğini, bilhassa vurgulamak istiyorum. Her iki tarafla da konuşabilen, netice veren süreçleri başlatan hakkaniyetli duruşuyla her iki tarafın da güvenini kazanmış bir müttefik olarak barış çabalarına aktif katkı vermeyi sürdüreceğiz. Sözlerimin hitamında, bugün savunma sanayisi şirketlerimize yapacağınız inceleme geziniz bütünüyle buna dahil olmak üzere, çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığımıza bu güzel buluşma için teşekkür ediyorum. İstişarelerinizin ve aldığınız kararların, ittifakımız ve dünya barışı için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum." sözlerini sarf etti.

Programda daha sonra, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un ev sahipliğinde düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımıyla aile fotoğrafı çekildi.

Ankara'da NATO Zirvesi teyakkuzu: Ekipler sahaya indi, denetimler sıklaştı

Ankara, 36'ncı NATO Liderler Zirvesi için teyakkuza geçti. NATO Zirvesi kapsamında alınan tedbirler, sahada uygulanmaya başlandı

29.06.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
Ankara'da NATO Zirvesi teyakkuzu: Ekipler sahaya indi, denetimler sıklaştı
Ankara'da NATO Zirvesi teyakkuzu: Ekipler sahaya indi, denetimler sıklaştı
Ankara, 36'ncı NATO Liderler Zirvesi için teyakkuza geçti. NATO Zirvesi kapsamında alınan tedbirler, sahada uygulanmaya başlandı.
Zirve kapsamında 55 binden fazla emniyet personeli görev yapacak. NATO Zirvesi için alınan tedbirler kapsamında başkentin giriş ve çıkışlarında denetimler artırıldı.

Beştepe ve oteller bölgesi kapalı olacak
Ankara'da zirve kapsamında bazı yollar kapalı olacak. Bazı yollarda ise konvoyların geçişi sırasında geçici kısıtlama uygulanacak.
Zirvenin gerçekleşeceği Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile liderlerin kalacağı oteller bölgesi ve buraya açılan tüm yollar kapalı olacak.
Konvoyların geçiş yapacağı güzergahlarda ise geçici olarak kısıtlamalar yapılacak.

Metrolar çalışacak mı?
Ankara'da raylı sistemde de bazı düzenlemeler yapıldı.
Zirve süresince başkentte metro çalışmaya devam edecek. Ancak Söğütözü istasyonunda yolcu alımı yapılmayacak.
Bu kapsamda Ankaray'da da bir düzenleme yapıldı. Ankaray'ın Bahçelievler istasyonu zirve süresinde yolcu alımına kapalı olacak.
Ankara'daki kısıtlamalar, zirvenin tamamlanıp liderlerin Türkiye'den ayrılana kadar uygulanacak.

Dokuz ilçede memurlar izinli sayılacak
Güvenlik tedbirleri kapsamında Ankara'nın dokuz ilçesinde memurlar idari izinli sayılacak.
Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Gölbaşı, Keçiören, Mamak, Pursaklar, Sincan ve Yenimahalle'deki kamu çalışanları zirve kapsamında görevli olan ve kritik hizmet alanlarında görev yapanlar hariç olmak üzere 6-12 Temmuz tarihleri arasında izinli sayılacak.

Tamar Tanrıyar, Kuşadası'nda yakalandı

Sosyal medya paylaşımları nedeniyle hakkında "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlarından soruşturma başlatılan Tamar Tanrıyar Aydın'ın Kuşadası ilçesinde polis ekipleri tarafından kruvaziyer gemisinde yakalandı

29.06.2026 13:24:00
İhlas Haber Ajansı
 
Tamar Tanrıyar, Kuşadası'nda yakalandı
Tamar Tanrıyar, Kuşadası'nda yakalandı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sosyal medya paylaşımları nedeniyle hakkında "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlarından soruşturma başlatılan Tamar Tanrıyar'ın yurt dışına çıktığı tespit edilmiş, şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı.

Soruşturma kapsamında yapılan çalışmalarda, Tamar Tanrıyar'ın, Aydın'ın Kuşadası ilçesinde polis ekipleri tarafından yakalandığı öğrenildi. Tanrıyar'ın Kuşadası'nda işlemlerinin devam ettiği öğrenildi.

7 yıl hapis cezası alan 17 yaşındaki kızın annesi gözyaşlarına boğuldu

Adana'da terzide çalışırken arkadaşının isteği üzerine banka hesabı ve IBAN bilgisini kullandırdığı öne sürülen 17 yaşındaki Sema Nur Tursun'un, dolandırıcılık dosyaları kapsamında 7 yıl hapis cezasına çarptırıldığı belirtildi. Kızının kandırıldığını savunan anne Cemile Tursun, gözyaşları içinde yetkililerden yardım istedi

29.06.2026 11:04:00 / Güncelleme: 29.06.2026 11:07:16
İhlas Haber Ajansı
 
7 yıl hapis cezası alan 17 yaşındaki kızın annesi gözyaşlarına boğuldu
7 yıl hapis cezası alan 17 yaşındaki kızın annesi gözyaşlarına boğuldu
Merkez Seyhan ilçesinde yaşayan Cemile Tursun, kızının arkadaş çevresi tarafından kandırıldığını öne sürerek, yaşadıkları süreci anlattı. Kızının reşit olmadığı dönemde hesabının kullanıldığını söyleyen anne Tursun, büyük mağduriyet yaşadıklarını ifade etti.

Anne Cemile Tursun, "Benim kızım arkadaş kurbanı oldu. Kızımı kandırıp kartını alıyorlar. Kızım daha 17 yaşında. Kızım kart çekebilir mi' Mağdurdur" dedi.

Aile olarak zor şartlarda yaşam mücadelesi verdiklerini belirten Tursun, "Kiracıyım. Eşimin gözleri görmüyor ve iki çocuğum da mahkum. yetkililerden af istiyoruz. Bu mağdurlara yardımcı olun" ifadelerini kullandı.

Kızının IBAN'ının dolandırıcılıkta kullanıldığını sonradan öğrendiklerini öne süren anne Tursun, "Kızımın IBAN'ını kullanıp 700 bin lira dolandırdılar. Biz parayı yatırıyoruz ama başka bir borç çıkıyor" diye konuştu.

Asıl sorumluların ceza almadığını iddia eden Cemile Tursun, "Kızımı dolandıran kişi mahkemeye çıkıyor ve ona beraat veriyorlar, ama kızım ceza alıyor. Kızım iki dosyadan 7 yıl ceza aldı. Daha başka dosyalar da çıkıyor" dedi.

Kızının cezaevinde olmasının kendisini derinden etkilediğini belirten anne Tursun, "Kızımı cezaevinde görünce nefes alamıyorum" sözleriyle yaşadığı acıyı dile getirdi.

Niğde'de havai fişek fabrikasındaki patlamaya ilişkin 2 zanlı tutuklandı

Niğde'nin Bor ilçesine bağlı Kemerhisar beldesinde, 1 işçinin öldüğü, 1 işçinin de yaralandığı havai fişek fabrikasındaki patlamaya ilişkin 2 şüpheli tutuklandı

29.06.2026 11:00:00
AA
 
Niğde'de havai fişek fabrikasındaki patlamaya ilişkin 2 zanlı tutuklandı
Niğde'de havai fişek fabrikasındaki patlamaya ilişkin 2 zanlı tutuklandı
Niğde'nin Bor ilçesine bağlı Kemerhisar beldesinde, 1 işçinin öldüğü, 1 işçinin de yaralandığı havai fişek fabrikasındaki patlamaya ilişkin 2 şüpheli tutuklandı.

Gözaltına alınan 2 zanlı, hastanede sağlık kontrolünden geçirildi.

İşlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler, çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.

Niğde'nin Bor ilçesine bağlı Kemerhisar beldesindeki havai fişek fabrikasında 26 Haziran'da henüz belirlenemeyen nedenle meydana gelen patlamada, işçilerden Nuri Özkan hayatını kaybetmiş, Yasin Demirbaş ise yaralanmıştı.

İletişim Başkanı Duran'dan İsrail'in 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarıyla ilgili kararına tepki

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Bebek, kadın, yaşlı demeden on binlerce masum sivili gözlerini kırpmadan katlederek 21. yüzyılın en vahşi katliamına imza atan İsrail yönetiminin, tarihi olayları siyasi bir silah olarak kullanmaya cüret etmesi tek kelimeyle ikiyüzlülüktür." ifadesini kullandı

29.06.2026 07:00:00
AA
 
İletişim Başkanı Duran'dan İsrail'in 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarıyla ilgili kararına tepki
İletişim Başkanı Duran'dan İsrail'in 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarıyla ilgili kararına tepki

Duran, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail hükümetinin Ermenilerin 1915 olaylarıyla ilgili iddialarına yönelik aldığı karara tepki gösterdi.

"Bebek, kadın, yaşlı demeden on binlerce masum sivili gözlerini kırpmadan katlederek 21. yüzyılın en vahşi katliamına imza atan İsrail yönetiminin, tarihi olayları siyasi bir silah olarak kullanmaya cüret etmesi tek kelimeyle ikiyüzlülüktür." görüşünü aktaran Duran, şunları kaydetti:

"İsrail'in 1915 olaylarını sözde 'soykırım' olarak tanıması, ellerine bulaşan Filistinli masumların kanını, Orta Doğu'da yürüttükleri devlet terörünü ve fütursuzca işledikleri insanlık suçlarını örtbas etme çabasının beyhude bir dışavurumudur.

Ahlaki ve tarihi yükümlülüklerden bahsedenlerin, bugün hastaneleri, okulları, ibadethaneleri ve mülteci kamplarını aralıksız bombalayan, uluslararası hukuku ayaklar altına alan bir yapı olması insanlık tarihinin gördüğü en büyük ironidir. Uluslararası Adalet Divanı'nda soykırım suçuyla yargılananların Türkiye'ye tarih dersi vermeye veya vicdan bekçiliğine soyunmaya zerre kadar hakkı yoktur." 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.