logo
08 AĞUSTOS 2026

ABD’nin NATO’dan çekilmesinin sonuçları ne olur?

ABD Başkanı Donald Trump'ın, NATO ittifakından ABD'yi çıkarma tehdidinde bulunması NATO üyesi ülkelerin konuyu masaya yatırmalarına neden oldu. İran Savaşı'nda yaşanan bu kırılma savunma konusunda dünya genelinde ciddi değişimlere sebep olabilir

03.04.2026 07:01:00
Hasan Gündoğdu
 
ABD’nin NATO’dan çekilmesinin sonuçları ne olur?
ABD’nin NATO’dan çekilmesinin sonuçları ne olur?
ABD'nin NATO'dan çekilmesi, Avrupa'nın ve Türkiye'nin stratejik özerkliği, küresel güç dengelerinin çeşitlenmesi ve uluslararası kurumların yeniden yapılanması gibi sonuçlar doğurur






Avrupa'nın stratejik özerkliği
 
Savunma kapasitesinin artışı: ABD'nin çekilmesi, Avrupa ülkelerini kendi güvenlik mimarisini kurmaya zorlar. Bu durum, Avrupa Birliği'nin ortak savunma projelerini hızlandırır ve "Avrupa Ordusu" fikrini somutlaştırır. 
 
Bağımsız karar alma: NATO'nun ABD etkisinden arınması, Avrupa'nın dış politika ve güvenlik kararlarında daha bağımsız hareket etmesini sağlar. Özellikle Ortadoğu ve Afrika politikalarında daha esnek stratejiler geliştirilebilir.  







Küresel güç dengelerinin çeşitlenmesi
 
Çok kutuplu düzenin güçlenmesi: ABD'nin çekilmesi, tek kutuplu güvenlik anlayışını zayıflatır ve çok kutuplu bir uluslararası düzenin gelişmesine katkı sağlar. 
 
Yeni ittifakların doğuşu: Avrupa, Asya ve Afrika ülkeleri arasında yeni güvenlik işbirlikleri ortaya çıkabilir. Bu durum, küresel güvenlik mimarisinde daha dengeli bir güç dağılımı yaratır.  







Ekonomik ve endüstriyel sonuçlar
 
Savunma sanayinin çeşitlenmesi: Avrupa ülkeleri, ABD'ye bağımlı olmadan kendi savunma teknolojilerini geliştirmek zorunda kalır. Bu, Avrupa merkezli savunma sanayinin büyümesini teşvik eder. 
 
Yerel ekonomiye katkı: Artan savunma yatırımları, Avrupa'da istihdam ve teknoloji üretimini artırır. Uzun vadede bu, ekonomik bağımsızlığı güçlendirir.  







İdeolojik ve politik sonuçlar
 
Batı kimliğinin yeniden tanımlanması: ABD'nin çekilmesi, Avrupa'ya kendi değerlerini ve kimliğini yeniden tanımlama fırsatı verir. Bu, daha kapsayıcı ve çeşitlilik odaklı bir Batı anlayışının doğmasına yol açabilir. 
 
Demokratik meşruiyetin artışı: NATO'nun ABD etkisinden arınması, Avrupa kamuoyunda "ABD'nin çıkarları için hareket ediyoruz" algısını ortadan kaldırır. Bu da ittifakın demokratik meşruiyetini güçlendirir. 







Akademik perspektif
 
Realist yaklaşım: Güç dengesi daha eşit hale gelir; Avrupa kendi kapasitesini artırarak bağımsız bir aktör olur.  
 
Liberal yaklaşım: Yeni uluslararası kurumlar ve işbirlikleri doğar; güvenlik daha kolektif bir anlayışla paylaşılır.  
 
Konstrüktivist yaklaşım: Batı kimliği yeniden inşa edilir; Avrupa, ABD'den bağımsız bir normatif güç olarak öne çıkar.  







ABD'nin NATO'dan çekilmesi kısa vadede kriz yaratır; ancak uzun vadede Avrupa'nın stratejik özerkliğini artırır, küresel güç dengelerini çeşitlendirir ve yeni güvenlik mimarilerinin doğmasına zemin hazırlar. Bu senaryo, Batı'nın ABD merkezli yapısından çıkarak daha çoğulcu bir uluslararası düzenin oluşmasına katkı sağlayabilir.  






Türkiye için olası sonuçlar
 
ABD'nin çekilmesiyle NATO'nun merkezi ağırlığı azalır. Bu durum Türkiye'ye, ittifak içinde daha bağımsız politika geliştirme fırsatı sunar. Türkiye, Rusya, Çin ve bölgesel aktörlerle daha dengeli ilişkiler kurabilir. NATO'nun ABD merkezli baskısından kurtulmak, Ankara'nın "çok kutuplu dış politika" vizyonunu güçlendirir.  
 
ABD'nin çekilmesi, NATO'nun Ortadoğu'daki etkisini zayıflatır. Türkiye, bu boşluğu doldurarak bölgesel güvenlik mimarisinde daha merkezi bir rol üstlenebilir. NATO'nun caydırıcılığının azalması, Türkiye'nin Karadeniz güvenliğinde daha kritik bir aktör haline gelmesine yol açar. Bu, Montrö rejimi ve enerji koridorları açısından stratejik avantaj sağlar.  
 
ABD'nin çekilmesi, Türkiye'nin kendi savunma teknolojilerini geliştirme motivasyonunu artırır. Yerli İHA, SİHA ve füze sistemleri daha fazla destek bulur. NATO'nun zayıflaması, Türkiye'nin Avrupa ve Asya ülkeleriyle savunma ve enerji alanında yeni ekonomik işbirlikleri kurmasına zemin hazırlar.  
 
ABD'nin çekilmesi, Türkiye'nin Batı ittifakı içindeki konumunu yeniden tanımlamasına olanak verir. Bu, daha eşitlikçi bir ilişki modeli doğurabilir. NATO'nun ABD etkisinden arınması, Türkiye'de "Batı'nın çıkarları için hareket ediyoruz" algısını zayıflatır. Bu, dış politikanın iç kamuoyunda daha meşru görünmesini sağlar.  
 
Türkiye, güç boşluğunu fırsata çevirerek bölgesel liderliğini pekiştirir. Yeni bölgesel işbirlikleri doğar; Türkiye, Avrupa ve Asya arasında köprü rolünü güçlendirir. Türkiye'nin kimliği, NATO içinde "ikincil aktör" olmaktan çıkarak "bağımsız bölgesel güç" olarak yeniden inşa edilir.  

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.