ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında, içinde Türkiye'nin de bulunduğu İslam ülkelerinin şekillendirilmesi, sınırlarının değiştirilmesi için birkaç önemli adım var. Bunları zaman zaman değişik gündemlerle ifade ediyoruz.Ülkemize yakın olan coğrafyaya yoğunlaşarak konuyu değerlendirecek olursak, ABD'nin en büyük hedefi bu bölgenin en önemli ve kadim devletleri olan Türkiye ile İran'ı çatıştırmaktır; ikincisi ise beslediği Barzani ve peşmergelerini ve de oluşturduğu PKK'yı kullanarak Türk-Kürt etnik çatışmasını başlatmaktır.ABD'li yetkililer bizim siyasilerle görüştüklerinde hep bu hedefe kilitleniyorlar. Bu hedeflere ulaşma noktasında bir adım daha attırmanın hesaplarını güdüyorlar.İran'ın nükleer faaliyetlerinin durdurulması konusunda Türkiye üzerinden baskı yapılması, Nabucco kapsamında İran'ın gazının değil de Barzani'nin gazının kullanılması ısrarları, İran sınırına ABD füze kalkanı sisteminin kurulmak istenmesi, Başbakan, Dışişleri Bakanı düzeyinde İranlı yetkililere sürekli ABD ve İsrail'in mesajlarının iletilmesi, Suriye'nin Türkiye aracılığıyla İsrail'le anlaşmasının sağlanıp Suriye'nin İran'dan uzaklaştırılmak istenmesi, Ortadoğu'da İran'ın İsrail'e karşı desteklediği gruplara Türkiye eliyle engel konulmak istenmesi, Türkiye'nin Irak'ta özellikle Şii bölgelerine asker gönderilmek istenmesi ve benzeri birçok adım Türkiye ile İran'ı karşı karşıya getirme amaçlıdır.Burada gönül ister ki Türk siyasiler gerçek bir başarı hikayesi ortaya koyup bu baskılara boyun eğmesin ve bu oyunlara alet olmasın, ama maalesef bizim taşeron siyasiler ABD'nin ve İsrail'in bu noktadaki taleplerine bugüne kadar hayır demediler ve Türk milletine rağmen, ABD için ellerinden geleni yaptılar. Burada İranlı siyasileri tebrik etmek isterim, çünkü onlar eğer oynanan bu oyunu görmeyip Türk siyasilerin yaptığı taşeronluklara ABD'nin istediği sert tepkileri vermiş olsalardı, ABD bu çatışma zeminini çoktan bulmuş olacaktı. Ama İran'ın diplomasisi, Türkiye'ye her şeye rağmen sıcak ve dostça davranması bu oyunları şimdiye kadar bozdu.Tabii bizde bu taşeron siyasi anlayış varken İran bu ABD oyunlarına ne kadar dayanabilir onu bilemeyiz. Neticede yapılan son Obama-Erdoğan zirvesinde ABD İran konusunda Türkiye'den daha aktif rol istedi.Taşeron siyasilerimiz Türk milletinden ve her türlü kumpasa rağmen hala milli değerlere sahip çıkan siyasilerin ve kanaat önderlerinin tepkilerinden korkmasa bugüne kadar ABD'nin istediğini hemen yerine getirirdi. Bunda şüphe yok, yani gecikme siyasilerden kaynaklanmıyor. Ama görünen o ki taşeronluk istense de bir noktaya kadar yapılabiliyor.Gelelim ABD'nin ikinci hedefine, yani Türk-Kürt etnik çatışması arzusuna?Hatırlarsanız, AKP hükümeti ülkeyi "sıfır terör"le devralmıştı ama Başbakan Erdoğan'ın Diyarbakır'da yaptığı "Kürt sorunu" açıklamasıyla cesaret bulan terör ve bölücülük faaliyetleri bir anda ayyuka çıkmıştı. O gün bugündür verilen şehitlerin haddi hesabı yok.Terör, Türk siyasilerin ABD'den alma akıl ve istihbarat paylaşımı ile kendini güvenilir farklı bir zemine çekmiştir. Bu sayede terör eylemleri dağlardan şehirlere inmiş, bizler ABD'nin sağladığı istihbaratla dağlarda doğru dürüst öldürecek terörist bulamazken, teröristler burnumuzun dibinde, karakolların yanında pusular kurmuşlardır.Yine ABD'nin ve AB'nin baskılarıyla başlayan "teröristleri affetme" süreci terörün siyasal bir zemine kaymasına yol açmış ve neticede terör geniş halk kitlelerini de organize etmeye başlamıştır.Dikkate ederseniz, ABD'nin tebrik ve iltifatla karşıladığı bu tehlikeli süreç, yine ABD'nin Türk-Kürt çatışması" hedefine yöneliktir. Bu noktada ciddi yol alınmıştır.Fakat siyasilerimizin bu derece tavizkar tutumlarına rağmen, bu süreci bugüne kadar durduran irade yine bu milleti gerçekten seven ve ayıktırmaya çalıştıran proje sahibi siyasiler ve milletimizin - her ne kadar sandıkta göstermese de- bu noktadaki duruşudur.Kürt kardeşlerimizin çoğunluğu şu ana kadar bu oyuna alet olmamıştır. Hatta her türlü menfi propagandaya rağmen hep devletin yanında yer almışlardır. Bunda taşıdıkları inancın ve de tarihi bağların rolü büyüktür.Fakat yine uyarıyoruz, bu taviz politikaları devam ettiği müddetçe bu hep böyle olmayabilir. Neticede terörün söylemi Meclis içinde de duyulmaktadır, bölücü eylem ve söylemler belediyeler düzeyinde de gerçekleşmektedir.Bölgedeki vatandaşlarımız her yönden baskı altındadır.Bu sebeple bu taşeron ve tavizkar siyasetten derhal vazgeçilmeli, milli projesi olan, varlıklarıyla ve söylemleriyle bile İran çatışmasına, Türk-Kürt çatışmasına bugüne kadar engel olan, yalnız milleti adına var olan siyasilerimizi iş başına getirmeliyiz.O zaman bir anda güneşin ülkemize ve dünyaya farklı doğduğunu göreceğiz.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Vadedilmiş(!) toprakların kanlı sınırları / 10.05.2026
- Batı’nın ‘yenilmezlik’ zırhındaki çatlaklar / 09.05.2026
- Okul terkleri, umutsuz gençlik ve çöküşün eşiğindeki gelecek / 08.05.2026
- Körfez'de diplomasi satrancı ve Trump'ın geri adımı / 07.05.2026
- Washington’ın “ateşkes” paradoksu ve İran’ın direniş hattı / 06.05.2026
- Kağıt üzerindeki enflasyon sofradaki gerçeği yansıtmıyor / 05.05.2026
- İran Savaşı'nın devasa maliyeti ve Amerikan rüyasının sonu / 04.05.2026
- Zeytin ağacından insana uzanan devlet terörü / 03.05.2026
- 1 Mayıs ve maden emekçilerinin zaferi / 02.05.2026
- BAE’nin OPEC hamlesi ve dolar sisteminin çatlayan sütunları / 01.05.2026
- Batı’nın ‘yenilmezlik’ zırhındaki çatlaklar / 09.05.2026
- Okul terkleri, umutsuz gençlik ve çöküşün eşiğindeki gelecek / 08.05.2026
- Körfez'de diplomasi satrancı ve Trump'ın geri adımı / 07.05.2026
- Washington’ın “ateşkes” paradoksu ve İran’ın direniş hattı / 06.05.2026
- Kağıt üzerindeki enflasyon sofradaki gerçeği yansıtmıyor / 05.05.2026
- İran Savaşı'nın devasa maliyeti ve Amerikan rüyasının sonu / 04.05.2026
- Zeytin ağacından insana uzanan devlet terörü / 03.05.2026
- 1 Mayıs ve maden emekçilerinin zaferi / 02.05.2026
- BAE’nin OPEC hamlesi ve dolar sisteminin çatlayan sütunları / 01.05.2026


























































