logo
22 MAYIS 2026

AB'nin ABD'nin Kıbrıs planı

19.12.2003 00:00:00
Rauf Denktaş henüz hükümet kurma görevini bile tevdi edemeden, karşısında ABD Özel Temsilcisi Thomas Weston'u bulduRauf Denktaş henüz hükümet kurma görevini bile tevdi edemeden, karşısında ABD Özel Temsilcisi Thomas Weston'u buldu. Görüşme sonrasında yapılan açıklamalara bakılırsa, çözüm konusunda mutabakata varılmış. Özel temsilci bunu olumlu ve sonuca giden bir gelişme olarak yorumluyor. Devamı da var... Eğer Weston'a rağmen ortaya bir çözüm çıkmazsa, Başkan Bush'un Ocak ayında bizzat devreye gireceği, Rum ve Türk liderleri Washington'da ağırlayacağı! İfade ediliyor. Ortada çok can sıkıcı bir durum var. Washington'un Kıbrıs'a ilgisi, niçin böylesine abartılı bir şekilde ortaya çıkıyor? AB zaten boğazına kadar bu işin içine girmişken ve de eğer mesele Annan belgesinin kabulü ise Brüksel, bunu fazlasıyla içselleştirmişken ABD neyin sıkıntısını yaşıyor? Özellikle Bush'un devreye gireceğinin açıklanması onun adına önemli bir risk değil mi? Çünkü geçmişte pek çok ABD başkanı bu işe soyundu ve hepsi de başarısızlıkla sonuçlandı. Her halde Başkan Bush'a bu geçmişi hatırlatan bir danışmanı vardır. Buna rağmen Bush kendisini ortaya koyuyorsa bunun her halde özel bir anlamı vardır ve biz de şimdi bu konuda iki önemli bilgiyi dikkatlerinize sunacağız.1- ABD Kıbrıs'ı Ortadoğu için üs olarak görüyor:Kıbrıs Rum kesiminde yayınlanan Kipros Simena gazetesi, ABD'nin İspanya'daki Maron Hava Üssünü Kıbrıs'a taşıyarak, bu üssün Kıbrıs'taki İngiliz üsleriyle birleştirileceğini yazdı. Hatta gazete, Pentagon'un Limasol'daki Ağratur üssü ile Magosa bölgesindeki Dikelya İngiliz üslerini de ele geçirdiğini iddia etti. İspanya'daki üssün Kıbrıs'a nakledilmesi konusu aynı gazeteye göre "çok gizli" ibaresiyle Türkiye, Yunanistan ve İsrail'e de bildirilmiş.

ABD için büyük önemi haiz bu bölgede denetimi tamamen elinde tutmak isteyen Washington; kara, hava ve deniz birliklerini de her an saldırıya hazır durumda bulunduracakmış!

Gazetenin iddiası bire bir gerçekleri yansıtıyor.

Marc Grosmann'ın son Ankara ziyaretinde İncirlik de dahil, Kıbrıs'ı içine alan bir paketin Ankara'nın önüne konulduğunu biliyoruz.

Washington bölgede sıcak asker bulundurma konusunda son derece kararlı. Hatta son tezkereler sürecinde 1 Mart öncesinde imzalanan mutabakat muhtırasında Türkiye, Kuzey Kıbrıs'ın Irak savaşı için kullanımını da Amerikalılara sağlamıştı.

Weston şimdi köşeye sıkışan Lefkoşa ve Ankara'dan işte bu hayati çıkarına "evet" demesini istiyor. Weston'un "çözüm için anlaştık" dediği proje aslında Kofi Annan Planı değil, ABD'nin Kıbrıs'ta üsler açması ve adayı kontrolü altına alması meselesi...

2- ABD petrol ve doğalgazın peşinde.

Bülent Ecevit, Başbakanlık koltuğunu Abdullah Gül'e devrederken üç nasihatte bulunmuştu. O üç nasihatten sonuncusu şuydu;

"Karpaz'ı kimseye vermeyin."

Ecevit'in Karpaz hassasiyetini biz o günlerde Kıbrıs coğrafyası içindeki stratejik önemine bağlamıştık. Ancak gerçekler şimdi daha iyi anlaşılıyor.

Meğer Karpaz, Kıbrıs'ın bir petrol ve doğalgaz üssü olma önemini taşıyormuş!

Kıbrıs Suriye arasında bir petrol ve doğalgaz yatağı bulunduğunu zaten Serdar Denktaş bizzat açıkladı. Bilindiği gibi ülkeler arasında sorunlu bölgelerde, uluslararası anlaşmalara göre petrol ve doğalgaz aranamıyor.

Görünen o ki Bush'un özel temsilcisi Weston, petrol ve doğalgaz deyince ağzının suyu akan Amerikalı firmaların kestirdiği uçak biletiyle adaya geldi.

Zaten Bush yönetiminin petrol ve doğalgaz şirketlerinin sözcüsü olduğunu bilmeyenimiz yok. Hatta Başkan Bush'u bu şirketlerin yönetim kurulu başkanı olarak nitelendirsek yanlış yapmış olmayız.

İşte Kıbrıs denklemine Sam Amca'nın uzun kollarının açılmasının derin nedeni bu.

Peki Türkiye bu işe ne diyor, ne yapıyor, bir de ona bakalım.

Kerkük'ten sonra Kıbrıs

Türkiye Kerkük ve Musul'u petrol sebebiyle kaybetmişti. Maalesef şimdi aynı süreç Kıbrıs için işliyor.

Bir hazin benzerliktir ki Türkiye, Kerkük'ü savaşmadan kaybetmişti. Şimdi de Kıbrıs'ı, kan dökerek aldığımız Kıbrıs'ı bir anlaşmayla, masa başında kaybediyoruz.

İşin en acı ve travmatik tarafı budur ki, şu an iktidarda tarihten ders çıkaracak bir hükümet bulunmuyor.

Hükümet sus-pus, ABD senaryolarını Türkiye'ye hazmettirme dışında bir misyon üslenmiş gözükmüyor.

ABD'ye üs ve kontrol verilirse, Kıbrıs'ta bir hayat alanı kazanabileceğimizi zannediyor. Daha doğrusu oynanan bu tiyatroya uyum sağlıyor, hepsi bu...

Tabii işin bir de "ne olursa olsun iktidarda olayım" boyutu var.

Oysa bir Saddam örneği ortada gezinip duruyor. Bir zamanlar CIA tarafından "kral" ilan edilen Saddam, şimdi deliklerde yaşamaya mahkum ediliyor.

Kimsenin tarihten ders çıkardığı yok. Buna diyeceğimiz bir şey de yok. Herkes müstahakıyla yaşar. Ama ya Türkiye? Türkiye'nin kaybettikleri ve kaybedecekleri...

Bunların hesabını kim verecek?AHMET ERİMHAN

Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangınına ilişkin 16 sanığın yargılanması sürdü

Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin öldüğü, 6 kişinin yaralandığı kozmetik fabrikasındaki yangına ilişkin, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8'i tutuklu, 1'i firari 16 sanığın yargılanmasına devam edildi

22.05.2026 07:00:00
AA
Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangınına ilişkin 16 sanığın yargılanması sürdü
Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangınına ilişkin 16 sanığın yargılanması sürdü

Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'ndeki salonda yapılan duruşmada, tutuklu sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları yer aldı.

Firariyken önceki gün duruşmaya gelerek ifade verdikten sonra tutuklanan sanık Abdurrahman Bayat, savunmasında tutuklu sanıklardan Ali Osman Akat'ı, ağabeyi Ç. Akat'ın yanında bir dönem çalışması nedeniyle tanıdığını söyledi.

Bayat, olay günü kendisini avukat olduğunu bildiği "Yağız" isimli kişinin arayarak Ç. Akat'ın bir yakınının fabrikasında kaza olduğunu söyleyip Çengelköy'deki fabrikaya gitmesini istediğini kaydetti.

Fabrikaya gittiğinde tutuklu kozmetik firması yetkilileri Altay Ali ve kardeşi İsmail Oransal'ı gördüğünü belirten Bayat, "Bir araç gelip bu 2 kişiyi alıp gitti. Yaklaşık 15 dakika sonra Ali Osman Akat beni arayarak arızalı bir aracı İstanbul'a götürmemi istedi. Ben de güvenlik görevlisinden çekici bulması için yardım istedim. Aracı çekiciye yükledikten sonra kendi aracımla evime döndüm." dedi.

Bayat, olaydan 2 gün sonra yanına gittiği tamircinin polis tarafından ifadeye çağrıldığını, daha sonra kendisini arayarak olayda adının geçtiğini söylemesi üzerine korktuğunu ifade etti.

Mahkeme başkanının, "Olayın üzerinden yaklaşık 6 ay geçti, teslim olmak yeni mi aklına geldi'" sorusuna Bayat, korktuğu için teslim olamadığı yanıtını verdi.

Bayat, GSM hattından İsmail ve Altay Ali Oransal'ın gözaltına alındığı Tekirdağ'ın Marmara Ereğlisi ilçesinden baz sinyali alındığı yönündeki tespiti kabul etmeyerek, sanıklarla söz konusu yere gitmediğini iddia etti.

Mali müşavir tanık olarak dinlenildi

Duruşmada, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi'nde (SEGBİS) yaşanan teknik sorun nedeniyle önceki celse ifadesi yarım kalan Ravive Kozmetik şirketine hizmet sağlayan mali müşavir M.Ç'nin beyanı alındı.

M.Ç, şirketler arasındaki işbirliği ve sözleşmelerin normal şartlarda kendisine gönderilmesinin gerekmediğini belirterek, son 2 yılda iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin herhangi bir fatura görmediğini, bu hizmetin alındığını ise sonradan öğrendiğini söyledi.

Müşteki avukatları, M.Ç'ye tutuklu sanıklardan İsmail Oransal'a banka hesabından birden fazla kez borç para göndermesi hususunu sordu. Bir kısım sanık avukatları da bu sorunun, CMK'nin ilgili maddelerine aykırı olduğunu aktardı.

Bunun üzerine duruşma salonunda taraf avukatları arasında sözlü tartışma yaşandı. Mahkeme başkanı, müdahale ederek tartışmayı sonlandırdı.

Yangına ilişkin hazırlatılan rapor mahkemeye sunuldu

Bir kısım sanık vekillerince hazırlatılan ve yangın uzmanı A.S'nin de aralarında bulunduğu 3 kişilik heyetin yangına ilişkin oluşturduğu rapor da mahkemeye sunuldu.

A.S, olaydan sonra arkadaşlarıyla bölgeye gittiklerinde ortada bir yapı kalmadığını gördüklerini belirterek, bu nedenle dosyadaki ifade, bilgi ve belgeler doğrultusunda değerlendirme yaptıklarını anlattı.

Maktullerden Tuncay Yıldız'ın, B sınıfı kimyasalı karıştırmak için kullandığı mikseri yere koyduğu sırada oluşan kıvılcımın parlamayı tetiklemiş olabileceğini ifade eden A.S, gerekli önlemler alınsa dahi parlama riskinin tamamen ortadan kaldırılamayacağını ancak minimum seviyeye indirilebileceğini dile getirdi.

Müşteki avukatları ise raporda, Yıldız'ın "olası kastla hareket ettiği" yönünde değerlendirme yapılmasına tepki göstererek, bilirkişiler hakkında disiplin soruşturması başlatılması için ilgili kuruma başvuracaklarını kaydetti.

"En ağır cezayı almalarını talep ediyorum"

İfade, bilgi ve gelen belgelere ilişkin görüşleri sorulan maktul Şengül Yılmaz'ın kardeşi Emine Bulut, ablasının fabrikanın elektrik hattında sorun olduğunu kendisine söylediğini belirtti.

Yangından yaralı kurtulan işçilerden Ayten Aras ise olay günü mikserin çalışmadığını ifade ederek, o gün fabrikaya kolonya getirildiğini kaydetti.

Yangının elektrikten kaynaklı çıktığı görüşünü dile getiren Aras, "Çay yapmak için fişi prize taktığımızda sigorta atıyordu. Kablolar yerdeydi. Bu şekilde çalışıyorduk. Yangın merdiveni, tüpü yoktu. Bir kapı vardı, hapishane gibi sabah bizi kilitliyorlardı, akşam kapıyı açıyorlardı. Arkadaşlarım aç ve susuz öldüler. En ağır cezayı almalarını talep ediyorum." diye konuştu.

Diğer maktul yakınları da sanıklardan şikayetçi olduklarını söyledi.

Taraf avukatlarının beyanlarının ardından mütalaasını sunan cumhuriyet savcısı, ortak üretim yaptığı değerlendirilen kozmetik firmasının tutuklu yetkililerinden Aleyna Oransal'ın tahliyesini, diğer sanıkların mevcut hallerinin devamını talep etti.

Söz verilen sanıklar, haklarında aleyhe olan hususları reddederek, tahliyelerini istedi.

Mahkeme heyeti, Aleyna Oransal'ın yakın zamanda doğum yapacak olması dolayısıyla hakkında konutu terk etmeme tedbiri uygulanmasına, Küresel Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB) sorumlu müdürü Ünal Aslan ve fabrika binasının eski sahibi Güven Demirbaş'ın mevcut delil durumu, tutuklu kaldıkları süre, üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyetini göz önüne alarak yurt dışı çıkış yasağı şartıyla tahliyelerine, diğer tutuklu 5 sanığın bu hallerinin devamına karar verdi.

Heyet, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlara müzekkere yazılmasına hükmederek, verilen aralarla yaklaşık 11 saat süren duruşmayı 21 Temmuz'a erteledi.

Olay ve ceza istemleri

Dilovası ilçesi Mimar Sinan Mahallesi'ndeki bir kozmetik fabrikasında 8 Kasım 2025'te çıkan yangında Tuğba Taşdemir (17) ile kuzeni Nisanur Taşdemir (15), Cansu Esetoğlu (15), Hanım Gülek (52), Esma Gikan (31) ve Şengül Yılmaz (59) hayatını kaybetmiş, 7 kişi yaralanmıştı. Kocaeli Şehir Hastanesi'ne kaldırılan Tuncay Yıldız da 15 Kasım'da yaşamını yitirmişti.

Soruşturma kapsamında, aralarında iş yeri sahiplerinin de bulunduğu 7 kişi tutuklanmış, Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı N.T, Zabıta Müdürü N.B, zabıta personeli C.T, Ö.K. ve T.İ. görevden uzaklaştırılmış, fabrika sahiplerinden olan ve tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçiren Kurtuluş Oransal, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.

Bilirkişi raporunda, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini sahada etkin şekilde yerine getirmediği belirlenen Küresel Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB) sorumlu müdürü Ünal Aslan, 3 Aralık'ta, yapıyı yangın güvenliği açısından eksik ve tehlikeli durumda kiraya verdiği ve bu nedenle "tali ağır kusurlu" olduğu değerlendirilen fabrika binasının eski sahibi Güven Demirbaş da 4 Aralık'ta tutuklanmıştı.

Gebze Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen 97 sayfalık iddianamede, tutuklu kozmetik firması yetkilileri Altay Ali ve kardeşi İsmail Oransal ile ortak üretim yaptığı değerlendirilen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında "olası kastla öldürme" suçundan 7'şer kez müebbet, "olası kastla mala zarar verme" suçundan ise 3'er kez 5 ay 10 günden 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Olayın yaşandığı fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren Küresel OSGB firmasının işletmecisi firari Ü.Ç, sorumlu müdürü tutuklu Ünal Aslan ile iş güvenliği uzmanları M.D. ve S.Ç, fabrika binasının eski sahibi tutuklu Güven Demirbaş, binayı satın alan şirketin yetkilileri C.Ö.Y, Ö.Y. ve Ö.Y'nin "bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapisle cezalandırılması istenilen iddianamede, kozmetik firması yetkililerinin kaçmasına yardım ettikleri gerekçesiyle tutuklu şüpheliler Ali Osman Akat ve Onay Yürüklü ile tutuksuz Ö.A. ve Abdurrahman Bayat için "suçluyu kayırma" suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. 

Yaralı Küresel Sumud Filosu aktivistleri İstanbul'da tedavi altına alındı

İsrail'in uluslararası sularda alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu'nda yer alan yaralı aktivistler tedavi edilmek üzere hastaneye kaldırıldı

22.05.2026 06:00:00
AA
Yaralı Küresel Sumud Filosu aktivistleri İstanbul'da tedavi altına alındı
Yaralı Küresel Sumud Filosu aktivistleri İstanbul'da tedavi altına alındı

Türk Hava Yollarına (THY) ait 3 uçakla İstanbul Havalimanı'na getirilen aktivistlerden bazılarının yaralı olduğu belirlendi.

Uygulanan şiddet nedeniyle kaburgalarında kırık ve çatlak oluşan, elektroşok işkencesi sebebiyle vücutlarında yaralar meydana gelen aktivistler, tedavi edilmek üzere ambulanslarla Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'ne götürüldü.

Diğer aktivistler ise sağlık muayenesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.

Yaralanan aktivistlere ilişkin detaylı raporun Adli Tıp Kurumu'nda yapılacak incelemenin ardından hazırlanacağı öğrenildi.

Öte yandan, İsrail askerlerinin plastik mermisiyle bacağından yaralanan ve İsrail'deki hastanelerde tedavi edilmeyi reddeden aktivistlerden Mecid Bağçivan da aynı hastaneye kaldırıldı.

Dışişleri Bakanlığı: Küresel Sumud Filosu'ndaki 422 insani yardım gönüllüsünü ülkemize getirdik

Dışişleri Bakanlığı, Küresel Sumud Filosu'nda bulunan 85 Türk vatandaşı ile 41 ülkeden 337'si yabancı olmak üzere 422 insani yardım gönüllüsünün Türkiye'ye getirildiğini bildirdi.

Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan paylaşımda, "Küresel Sumud Filosu'nda bulunan, 85 vatandaşımız ile 41 ülkeden 337'si yabancı olmak üzere, toplam 422 insani yardım gönüllüsünü Bakanlığımızın eş güdümünde ve ilgili tüm kurum ve kuruluşlarımızın katkılarıyla, Türk Hava Yolları (THY) tarafından tahsis edilen 3 uçakla bir kez daha ivedilikle ve salimen ülkemize getirdik." ifadesine yer verildi.

Paylaşımda, Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel'in Türk vatandaşlarını İstanbul Havalimanı'nda karşıladığı belirtilerek, Özel'in her zaman ve her yerde vatandaşların yanında olmaya kararlılıkla devam edileceğini vurguladığı kaydedildi.

CHP kurultay davasında mutlak butlan kararı çıktı

Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davasında Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verdi.

21.05.2026 17:35:00 / Güncelleme: 21.05.2026 17:54:58
Haber Merkezi
CHP kurultay davasında mutlak butlan kararı çıktı
CHP kurultay davasında mutlak butlan kararı çıktı
Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davasında Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verdi.

CHP'nin 38. Olağan Kurultayı iptal edildi. Cumhuriyet Halk Partisi'nin istinafa taşınan kurultay davasıyla ilgili mutlak butlan kararı çıktı.
Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davasında Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına, Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verdi.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davasında Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına, bir önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin ise görevi devralmasına karar verdi. CHP, Ankara İl Örgütü'nü genel merkeze çağırdı.
 
Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) kurultay davasına yönelik mutlak butlan kararı çıktı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi kararının tedbirli olarak alındığı belirtildi. CHP'nin eski Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve yönetiminin göreve devamına karar verildi. Buna göre, mevcut parti yönetimi tedbiren görevden uzaklaştırılacak.
 
Mutlak butlan kararı sonrası CHP yönetimi Ankara İl Örgütü'nü genel merkeze çağırdı.


Ayrıntılar geliyor...

İBB davasında Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Mustafa Keleş, Engin Ulusoy, Hakan Aplak ve Gökhan Köseoğlu hakkında tahliye kararı verildi

İBB davasında Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Mustafa Keleş, Engin Ulusoy, Hakan Aplak ve Gökhan Köseoğlu hakkında tahliye kararı verildi

21.05.2026 16:59:00
Haber Merkezi
İBB davasında Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Mustafa Keleş, Engin Ulusoy, Hakan Aplak ve Gökhan Köseoğlu hakkında tahliye kararı verildi
İBB davasında Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Mustafa Keleş, Engin Ulusoy, Hakan Aplak ve Gökhan Köseoğlu hakkında tahliye kararı verildi
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve tutuklanarak İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 414 sanıklı İBB davasının 41. günü, dün savunması sona eren Serhat Kapki'nin sorgusu ile başladı. Kapki'nin sorgusunun ardından avukatları savunma yaptı. Duruşmada, daha önce "etkin pişmanlık" ifadesi veren iş insanı Şeyhmus Sarıboğa, "Avukat Selcen Akar cezaevinde ziyaretime geldi. Başka birini etkin pişmanlıkla tahliye ettirdiğini, o yüzden cezaevine geldiğini söyledi. 'Bana Murat Kapki ile ilgili beyanlarda bulun, seni de tahliye ettireyim' dedi. 'İşlediğim bir suç yok' diyerek reddettim, kovdum onu. Benden sonra da gece eşimi ve kardeşimi arayarak 'Şeyhmus Bey'le anlaştım' demiş. İrademle oynandığı için önceki ifadelerim geçersizdir. İtiraf edeceğim bir şey yoktu ki edeyim" dedi. Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Mustafa Keleş, Engin Ulusoy, Hakan Aplak ve Gökhan Köseoğlu hakkında tahliye kararı verildi. Böylelikle davada bugüne kadar tahliye edilenlerin sayısı 42 oldu.

Kurban Bayramı dolayısıyla KGM'nin sorumluluğundaki köprü ve otoyollardan ücret alınmayacak

Vatandaşlar, Kurban Bayramı tatili dolayısıyla Karayolları Genel Müdürlüğünün (KGM) sorumluluğundaki otoyol ve köprü geçişlerinden ücretsiz yararlanacak

21.05.2026 15:35:00 / Güncelleme: 21.05.2026 15:38:39
AA
Kurban Bayramı dolayısıyla KGM'nin sorumluluğundaki köprü ve otoyollardan ücret alınmayacak
Kurban Bayramı dolayısıyla KGM'nin sorumluluğundaki köprü ve otoyollardan ücret alınmayacak
Vatandaşlar, Kurban Bayramı tatili dolayısıyla Karayolları Genel Müdürlüğünün (KGM) sorumluluğundaki otoyol ve köprü geçişlerinden ücretsiz yararlanacak.

Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Karara göre, bayram tatili dolayısıyla KGM'nin sorumluluğu altında bulunan otoyollar ile 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ücretsiz hizmet verecek.

Bu köprü ve otoyollar, 26 Mayıs Salı saat 00.00'dan 30 Mayıs Cumartesi gün sonuna kadar ücretsiz olacak.

Şehir içi toplu taşıma hizmetleri bayramda ücretsiz
Vatandaşlar, Başkentray, Marmaray, İZBAN, Sirkeci-Kazlıçeşme raylı sistem hattı, Gayrettepe-İstanbul Havalimanı-Arnavutköy metro hattı seferleri ile belediyeler ve bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmelerce yürütülen toplu taşıma hizmetlerinden de 27 Mayıs Çarşamba günü saat 00.00'dan 30 Mayıs Cumartesi gün sonuna kadar ücretsiz yararlanacak.

Öte yandan, yap-işlet-devret projeleri, ücretsiz geçiş uygulamasından hariç tutuldu.

Organize suç örgütüne yönelik 11 ilde düzenlenen operasyonlarda 71 şüpheli tutuklandı

İçişleri Bakanlığı, 11 ilde 15 ayrı organize suç örgütüne yönelik operasyonlarda gözaltına alınan 158 şüpheliden 71'inin tutuklandığını bildirdi

21.05.2026 14:10:00
AA
Organize suç örgütüne yönelik 11 ilde düzenlenen operasyonlarda 71 şüpheli tutuklandı
Organize suç örgütüne yönelik 11 ilde düzenlenen operasyonlarda 71 şüpheli tutuklandı
İçişleri Bakanlığı, 11 ilde 15 ayrı organize suç örgütüne yönelik operasyonlarda gözaltına alınan 158 şüpheliden 71'inin tutuklandığını bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Jandarma Genel Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ve Siber Suçlarla Mücadele daire başkanlıkları ile Cumhuriyet başsavcılıkları koordinesinde 11 ilde 15 ayrı organize suç örgütüne operasyon yapıldı.

Operasyonlar sonucu yakalanan 158 zanlıdan 71'i çıkarıldıkları hakimliklerce tutuklandı, 75'i hakkında da adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğer şüphelilerin işlemleri sürüyor.

Şüphelilerin, İstanbul, Yozgat ve Kayseri'de sosyal medya platformları üzerinden "yatırım danışmanlığı" gibi ilanlarla vatandaşları dolandırdıkları tespit edildi. Erzurum ve İzmir'de uyuşturucu ticaretini organize şekilde yürüttükleri belirlendi.

Zanlıların, Şanlıurfa ve Aydın'da internet siteleri üzerinden yasa dışı bahis oynattıkları ve yasa dışı para transferlerine aracılık ettikleri tespit edildi. Kocaeli'nde "resmi belgede sahtecilik" suçunu işledikleri belirlendi.

Şüphelilerin, Adana'da tütün kaçakçılığı, Antalya ve Gaziantep'te tefecilik yaptıkları tespit edildi.

Mali Suçları Araştırma Kurulunun (MASAK) incelemesi sonucunda zanlıların hesaplarında 2 milyar 748 milyon lira hesap hareketliliği tespit edildi.

Açıklamada, "Güvenlik güçlerimizin koordineli çalışmalarıyla, şehirlerimizin huzurunu bozan hiçbir suç ve suçlunun cezasız kalmaması için organize suç örgütlerine yönelik yürüttüğümüz mücadelemize kararlılıkla devam ediyoruz." ifadesine yer verildi.

Kütahyalı'nın cezaevi değişti: Gerekçe hamile eş iddiası

Adana merkezli 21 ilde düzenlenen suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yasa dışı bahis, bilişim sistemleri kullanılarak nitelikli dolandırıcılık, rüşvet ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarına yönelik operasyonda yakalanarak tutuklanan Rasim Ozan Kütahyalı, Adana Kürkçüler E Tipi Cezaevi'nden İstanbul Maltepe Cezaevi'ne nakledildi. Nakil kararının gerekçesi olarak eşinin hamile olması gösterildiği iddia edildi

21.05.2026 13:04:00
İHA
Kütahyalı'nın cezaevi değişti: Gerekçe hamile eş iddiası
Kütahyalı'nın cezaevi değişti: Gerekçe hamile eş iddiası
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Adana Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 'yasa dışı bahis', 'bilişim sistemleri kullanılarak nitelikli dolandırıcılık', 'rüşvet' ve 'suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama' suçlarına yönelik Adana merkezli 21 ilde 14 Mayıs günü şafak vakti operasyon düzenlendi.

Operasyonda aralarında örgüt lideri Selahattin A.U. ve gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı'nın da bulunduğu 161 şüpheli gözaltına alındı.

7 şüpheli emniyetteki sorgusunun ardından savcılık tarafından serbest bırakılırken, 154 şüpheli adliyeye sevk edildi Hakim karşısına çıkan Kütahyalı'nın da aralarında bulunduğu toplam 135 şüpheli tutuklanmıştı. 9 kişi ise adli kontrol şartıyla yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı.

"Kütahyalı'nın cezaevi değiştirildi"

Yasa dışı bahis soruşturması kapsamında tutuklanan Rasim Ozan Kütahyalı, ilk olarak Adana Kürkçüler E Tipi Cezaevi'ne yerleştirilmişti.

Kütahyalı'nın daha sonra İstanbul'daki Maltepe Cezaevi'ne nakledildiği, bu kararın gerekçesi olarak ise eşinin hamile olmasının gösterildiği öne sürüldü.

İBB davasında 41. gün ailelerin gözü tahliye için Silivri'de

İBB davasının 41. gün duruşması Silivri’de devam ediyor. Mahkeme heyetinin tutukluluk incelemesi yapması beklenirken, bayram öncesi son oturumda bazı sanıklar için tahliye kararı çıkabileceği belirtiliyor.
 

21.05.2026 12:52:00
Haber Merkezi
İBB davasında 41. gün ailelerin gözü tahliye için Silivri'de
İBB davasında 41. gün ailelerin gözü tahliye için Silivri'de
Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP) cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu, 77'si tutuklu toplam 414 sanığın yargılandığı davanın duruşması, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde bulunan 1 No'lu duruşma salonunda görülüyor.

Çok sayıda sanık yakını ile CHP'linin takip ettiği duruşmada tutuklu sanıklar, alkış ve sloganlar eşliğinde salona getirildi. Ekrem İmamoğlu'nun salona girişinde "Cumhurbaşkanı İmamoğlu", İnan Güney için ise "Beyoğlu seninle gurur duyuyor" sloganları atıldı.

TAHLİYE KARARI VERİLEBİLİR
Sonrasında, duruşma savcısının mütalaasını açıklamasının ardından, avukatların itirazlarına rağmen mahkeme heyetinin dosya üzerinden tutukluluk incelemesi yapması bekleniyor. Bayram öncesi yapılan bu son oturumda, bazı tutuklu sanıklar hakkında tahliye kararı verilebilir.

"EN AZ 13 KİŞİ SERBEST BIRAKILMALI"
Tutuklu Necati Özkan'ın avukatı Kazım Yiğit Akalın, dünkü (20 Mayıs) celsedeki hesaplamasında, yaptığı hesaplamalara göre en az 13 sanığın haksız bir ceza verilmesi durumunda dahi cezaevinde geçirecekleri süreyi tamamladıklarını belirterek, dosyadaki tüm tutukluların serbest bırakılması gerektiğini savundu.

Dorukhan Büyükışık davasında 21 gözaltı

İzmir'in Narlıdere ilçesinde 2018 yılında bir şantiyede ölü olarak bulunan Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın oğlu 26 yaşındaki Dorukhan Büyükışık'ın şüpheli ölümüne ilişkin davada yeni bir aşamaya geçildi

21.05.2026 11:06:00 / Güncelleme: 21.05.2026 11:11:31
İhlas Haber Ajansı
Dorukhan Büyükışık davasında 21 gözaltı
Dorukhan Büyükışık davasında 21 gözaltı
İzmir'in Narlıdere ilçesinde 2018 yılında bir şantiyede ölü olarak bulunan Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın oğlu 26 yaşındaki Dorukhan Büyükışık'ın şüpheli ölümüne ilişkin davada yeni bir aşamaya geçildi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, yeni deliller doğrultusunda aralarında ilçe emniyet müdürü, komiser ve polis memurlarının da bulunduğu 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini açıkladı. İzmir merkezli 9 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda 21 kişi gözaltına alındı

Olay, 13 Mayıs 2018 günü Narlıdere ilçesinde bulunan bir inşaat firmasının şantiyesinde meydana geldi. İddiaya göre, TSK'da önemli kademelerde görev alan Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın oğlu Dorukhan Büyükışık (26), gece saatlerinde doğa yürüyüşü yapmak için dışarı çıktı. Sabah saatlerinde ise Dorukhan Büyükışık'ın cansız bedeni, evinin 600 metre ilerisinde bir inşaat firmasının şantiyesinin istinat duvarında bulundu. Olay, kayıtlara 'yüksekten düşme' olarak geçti.

"İntihar" denildi

Aldığı bir iş teklifi sonrası Rusya'ya gitmeye hazırlanan Dorukhan Büyükışık'ın intihar etmesinin mümkün olamayacağını öne süren baba Büyükışık, oğlunun bedeninde yüksekten düşme izlerinin olmadığını iddia etti. Olay yerinde incelemelerde bulunan adli tıp uzmanın tuttuğu "Yüksekte düşme bulgusu yoktur. Otopsi yapılmalıdır" raporu bulunduğunu da ileri süren baba Ethem Büyükışık, oğlunun ölümündeki sır perdesini aralamak için mücadele başlattı. Şüpheli ölümün ardından geniş çaplı inceleme başlatan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, olay yeri kamera görüntüleri, 112 ihbar kayıtları, telefon sinyalleri (HTS ve GPRS), adli tıp raporları ve kriminal incelemeler dahil olmak üzere her türlü delili detaylı bir şekilde topladı. Türkiye Dağcılık Federasyonu uzmanlarının da katıldığı olay yeri incelemesinde, Büyükışık'ın cesedinin bulunduğu konuma 27 metre yükseklikten düşerek gelmiş olmasının mümkün olamayacağı tespiti yapıldı. Ayrıca, Dorukhan'ın sırt bölgesine sert ve etkili bir cisimle vurulduğuna dair tespitlere ulaşıldı.

9 ilde eş zamanlı operasyon

Dorukhan Büyükışık şüpheli ölümünün aydınlatılması için 8 yıldır süren soruşturmada bu sabah dikkat çeken gelişme yaşandı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından soruşturmada yeni deliller doğrultusunda 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini ve İzmir merkezli 9 ilde eş zamanlı operasyon başlatıldığını açıkladı. Bakan Gürlek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "faili meçhul dosyalarının aydınlatılması" yönündeki iradesi doğrultusunda çalışmaların sürdüğünü belirterek, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi'nin koordinasyonunda dosyada yeni bir sürecin başlatıldığını ifade etti. Gürlek, açıklamasında, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada yeni bilirkişi raporları, teknik incelemeler, HTS ve daraltılmış baz kayıtları ile delillerin karartıldığına yönelik bulguların dosyaya girdiğini kaydetti. Bu kapsamda 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini duyurdu.

Hiçbir dosyanın üzerinin örtülmesine, hiçbir delilin karartılmasına müsaade edilmeyeceğini kaydeden Bakan Gürlek, "Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, maddi gerçeğin ortaya çıkartılması ve adaletin tecellisi için tüm imkânlarımızla çalışmayı sürdüreceğiz" dedi.

4 kişilik özel soruşturma ekibi görevlendirildi

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan bilgilendirmeye göre, "Kasten Öldürme (TCK 81)", "Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme (TCK 281)" ve "Yalan Tanıklık (TCK 272)" suçlamaları kapsamında dosya yeniden ele alındı. İzmir Cumhuriyet Başsavcısı başkanlığında oluşturulan 4 kişilik özel soruşturma ekibinin yürüttüğü çalışmalar sonucunda soruşturmanın derinleştirildiği belirtildi.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Koordinesinde, Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca görevlendirilen İzmir İl Jandarma Komutanlığı TEM Şube Müdürlüğü ekiplerince; İzmir ili merkezli 9 ilde eş zamanlı olarak aralarında ilçe emniyet müdürü, komiser ve polis memurlarının da bulunduğu 26 şüpheliye yönelik operasyon düzenledi. 21 şüpheli yakalanarak gözaltına alınırken, yapılan ev aramalarında şüphelilere ait dijital materyallere el konuldu. 3 şüpheli yurtdışında olduğundan yakalama kararı çıkarıldı, 2 şüphelinin yakalama çalışmalarına devam edildiği bildirildi.

Baba Ethem Büyükışık: "Sanıkların ve tanıkların tamamının yalan beyanda bulundukları anlaşılmış oldu"

Devam eden 13 sanıklı kasten öldürme davasında sanıkların ve tanıkların tamamının yalan beyanda bulunduklarının başlatılan son operasyonla anlaşıldığını belirten Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık, "Şu anda devam eden davada 5 sanık sivil gece bekçisi ve inşaat işçisi, 8'i ise değişik rütbelerde polislerden oluşuyordu. Siviller kasten öldürme, polisler ise 'görevi kötüye kullanma' ve 'delil karartma' suçlamasıyla yargılanıyordu. Yaptığımız ek suç duyurusu üzerine gerçekleştirilen bu operasyonla Adalet Bakanı, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı, başsavcı vekillerimiz ve savcılarımız; şu ana kadar yapılan iki duruşmada sanıkların ve tanıkların tamamının yalan beyanda bulunduğunu gördüler. Biz bu yalan beyanda bulunan tanıkları, gerçekleri ve delilleriyle birlikte makamlara teslim ettik" ifadelerini kullandı.

Olay gecesi şantiyedeki kameraların ve bekçi kulübelerinin sökülerek sahte belgelerle cinayetin örtülmeye çalışıldığını vurgulayan Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Olay gecesi Bulut Orman Evleri şantiyesinden bekçi kulübelerinin ve kameraların sökülüp kaldırıldığını, kamera kayıt cihazlarının yok edildiğini tespit ettik. Bunların yerine defalarca sahte belgeler üretildi. Örneğin, toplam beş ayrı kamera yeri krokisi bulunuyor. O gün görev yapan polisler bile birden fazla defa sahte delil, resmî belge ve olay yeri krokisi üreterek bu cinayeti örtmeye çalıştılar ve biz bunu kanıtladık" dedi.

Yeni ortaya çıkan tanıkların, polis memurlarının cesedi taşıdığını anlattığını belirten Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Bu esnada ortaya çıkan bazı yeni tanıklar, cinayeti kendi gözleriyle gördüklerini ifade ettiler. Dorukhan'ı bulunduğumuz alanda öldürüp yukarıya taşıdıklarını, gece saatleri boyunca bölgeye birçok polis memurunun geldiğini anlattılar. Hatta bu polis memurlarının bizzat Dorukhan'ı yukarıya taşıyarak elbiselerini düzelttiklerini belirttiler" şeklinde konuştu.

Duruşmada dinlenen bir tanığın, oğlunun cesedinin olay yerinde farklı bir pozisyonda bulunduğunu beyan ettiğini vurgulayan Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Biz sabah Dorukhan'ımızı gördüğümüzde, C Blok inşaatının önünde, binadan 10 metre uzaktaki bir beton istinat duvarı üzerinde ve kafası demir korkulukların altındaydı. Bunun imkânsız bir olay olduğunu o fotoğrafı ve videoyu izleyen herkes fark ediyordu. Ancak ortaya çıkan başka bir tanık, oğlumuzu sırtüstü değil, yüzüstü yatarken gördüğünü söyledi. Sayın Mahkeme Başkanı gözlerine inanamayarak durumu netleştirmesini istedi. Tanık, çocuğun yüzükoyun, yani yüzü toprağa bakacak şekilde yattığını belirtti. Mahkeme başkanının, ellerindeki fotoğrafların böyle olmadığını belirterek durumu masanın üzerinde göstermesini rica etmesi üzerine tanık, kalkıp masanın üzerine yüzükoyun yatarak pozisyonu gösterdi" diye ekledi.



Adli Tıp Uzmanı Doktor Gökhan Batuk'un da cesedin pozisyonunun farklı olduğunu itiraf ettiğini belirten Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Dorukhan'ın gece boyunca defalarca yerini değiştirip pozisyon vermişler. Aynı durumu Adli Tıp Uzmanı Doktor Gökhan Batuk da dile getirdi. Kendisine, yüksekten düşme ihtimalinden bahsettiği ikinci beyanını izah etmesini istedim. Kafasının o korkulukların altına nasıl gireceğini, çocuğun üzerinde hiçbir yüksekten düşme bulgusu ve izi olmadığını, 27 metreden beton zemine düşen birinin parçalanması gerektiğini söyledim. Kendisi, 13 Şubat 2026 tarihindeki duruşmada oğlumu o noktada ve o pozisyonda görmediğini itiraf etti. Çocuğu başka bir yerde gördüğünü çok iyi hatırladığını, aksi takdirde muayene yapamayacağını ve elbiselerini kendi elleriyle kestiğini söyledi" ifadelerini kullandı.

Altmış iki adli tıp uzmanının sahte rapor verdiğini ve bu kişiler hakkında soruşturma başlatıldığını vurgulayan Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Oğlumun yerini gece boyunca onlarca defa değiştirmişler. Hep söylüyordum; en büyük delil benim oğlumun bedenidir. Altmış iki adli tıp uzmanı sahtekârlık yaparak beş kere sahte adli tıp raporu verdi. İlk sahte raporu veren İzmir Adli Tıp Kurumu Başkanı Profesör Doktor Mehmet Tokdemir en büyük sahtekârdır ve şu an onunla birlikte bu 62 kişi hakkında soruşturma açıldı. Devleti bu yapılardan temizleyip arındırmalıyız; bunun siyasi görüşü, ideolojisi veya partisi olamaz. Ben ve eşim evladımızı kaybettik, artık geriye dönüp kendimiz için bir şey yapamayız" dedi.

Toplumun evlatlarını korumak ve daha adil bir hukuk düzeni kurmak adına mücadele ettiklerini belirten Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Biz ancak ileriye bakıp toplum için bir şeyler yapabiliriz. Çocuklarınızı korumak, daha adil bir devlet ve hukuk düzeninin kurulmasını sağlamak için elimizden geleni yapıyoruz. Yürüttüğümüz bu mücadele sizlerin evlatları ve torunları içindir. Bu 62 adli tıp uzmanı süratle sistemden temizlenmeli. Ayrıca, henüz sanık olmayan ve gözaltına alınmayan Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İsmail Yalçın'ın da durumu ortadadır. Geceleri İzmir Limanı'nda yatan, olay gecesi de limandan evine, ardından da buraya gelen bu kişilerin suç örgütleriyle olan bağlantısını açıkça görüyoruz" şeklinde konuştu.

Soruşturmanın genişletilerek suça bulaşan yüzün üzerindeki kamu görevlisinin ibret olması amacıyla en ağır şekilde cezalandırılmasını beklediklerini vurgulayan Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Hesaplarımıza göre suça karışan 100'ün üzerinde kamu görevlisi bulunuyor. Bunların 62'si Adli Tıp Kurumundan, 34'ü Emniyet personeli ve 10'u ise jandarma personelidir. Hazırladıkları sahte raporlar nedeniyle yargılandılar ancak maalesef korunarak beraat ettirildiler. Kulağımızla duyduğumuz ses kayıtlarına rağmen mahkeme başkanı korktuğu için Ankara'da beraat kararı verdi. Korkarak devlet temizlenmez ve yönetilmez. Bu süreçte cesur adımlar atan Sayın Adalet Bakanı'na ve İzmir Cumhuriyet Başsavcısına çok teşekkür ediyorum" diye ekledi.

Gözaltına alınan şahısların ardından diğer sorumluların da adalet karşısına çıkarılacağına inandığını belirten Emekli Tümgeneral Büyükışık, "Yargı mensupları bu davada korkmadan hareket ettiler. Şu anda gözaltına alınan şahıslarla birlikte gelecekte diğer sorumluları da alacaklarına ve adli yargılama süreçlerini başlatacaklarına inanıyorum. Sayıları yüzü aşan bu kamu görevlilerinin tamamının sistemden temizlenmesi gerekiyor, aksi takdirde görevde kaldıkları müddetçe suç işlemeye devam edeceklerinden kimsenin kuşkusu olmasın. Bugün atılan adımlarla bir nebze derin bir nefes alsam da tam anlamıyla huzura kavuşmamız için önümüzde daha çok zaman olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

Suça dâhli olan tüm failler hak ettikleri cezayı alana kadar mücadelesinden vazgeçmeyeceğini vurgulayan Emekli Tümgeneral Büyükışık, "En ufak bir dâhli bulunan bütün kamu görevlileri adil bir şekilde yargılanıp cezalandırılmadıkça, zenginlikleri ve siyasi nüfuzları sayesinde korunan M.T ve T.T başta olmak üzere bu davanın ve yargılama sürecinin tüm failleri hak ettikleri cezaları almadıkça huzura ermeyeceğim. Bu kişilerin peşini asla bırakmayacağım, ölene kadar peşlerindeyim" dedi.

AFAD Başkanı Pehlivan: "Taşkın tedbiri kapsamında 464 hanede tahliye yapıldı"

Tokat'ta taşkın riskine karşı yürütülen çalışmalar kapsamında kente gelen AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, yıkımı gerçekleştirilen ÇEDAŞ Köprüsü bölgesinde incelemelerde bulundu

21.05.2026 09:30:00
İHA
AFAD Başkanı Pehlivan: "Taşkın tedbiri kapsamında 464 hanede tahliye yapıldı"
AFAD Başkanı Pehlivan: "Taşkın tedbiri kapsamında 464 hanede tahliye yapıldı"
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanı (AFAD) Ali Hamza Pehlivan, Yeşilırmak'taki su seviyesinin yükselmesi ve Almus Barajı'ndan gelebilecek suyun oluşturabileceği taşkın riskine karşı alınan tedbirleri değerlendirmek üzere kente geldi. İlk olarak taşkın tedbiri kapsamında yıkımı tamamlanan ÇEDAŞ köprüsüne gelen Pehlivan'a Tokat Belediye Başkanı Yazıcıoğlu tarafından bölgede yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verildi.


"Bugün itibariyle 454 hanede tahliye çalışması yapıldı"



İncelemelerin ardından açıklamalarda bulunan AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, kent genelinde risk azaltmaya yönelik kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü belirterek, "DSİ ekipleri tarafından taşkın korumaya yönelik tahkimatlar yapıldı. Çok şükür bu ana kadar herhangi bir can kaybımız olmadı. Yaralanmamız olmadı. Risk azaltmanın bir boyutu da tahliyeler. Bugün itibariyle 464 hanede tahliye çalışması yapıldı. Yaklaşık 850 vatandaşımız kamu misafirhanelerinde misafir edildi" dedi.
Hayvan tahliyelerine de önem verildiğini ifade eden Pehlivan, "10 bin 333 büyükbaş hayvan, yaklaşık 3 bin 500 küçükbaş hayvan ve 2 bin 500 civarında arı kovanının tahliyesi gerçekleştirildi" diye konuştu.


"250 ihbarın 206'sı su baskını"



112 Acil Çağrı Merkezi'ne yaklaşık 250 ihbar ulaştığını belirten Pehlivan, bunların 206'sının su baskını yaşanan evlerle ilgili olduğunu kaydederek, tüm ihbarlara ekipler tarafından müdahale edildiğini söyledi. Su baskını yaşanan evlerde AFAD, belediye ve valilik koordinasyonunda tahliyeler yapıldığını aktaran Pehlivan, 42 iş yerinde de tahkimat ve tahliye çalışması gerçekleştirildiğini ifade etti.


"Su seviyesinin artmasına karşı her türlü önlemi aldık"



Kentte muhtemel taşkın riskine karşı birçok noktada koruma çalışmalarının sürdüğünü dile getiren Pehlivan, "Almus Barajı'nın dolusavaktan gelmesi muhtemel, beklenenden fazla su seviyesinin artması riskine karşı her türlü önlem alındı. Bugün itibariyle bu önlemler sayesinde çok şükür herhangi bir kaybımız yok" ifadelerini kullandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.