logo
25 AĞUSTOS 2026

'Aile üyesi tarafından dünyada her gün 137 kadın öldürülüyor'

Kadınların her türlü şiddete ve ayrımcılığa maruz kaldığını rakamlarla ortaya koyan raporları değerlendiren Prof. Dr. Özlem Arzu Azer dünya genelinde her gün 137, yılda ise 87 bin kadının aile bireyleri ve eşleri tarafından öldürüldüğünü söyledi. Erkeklerin kadınları özellikle karar verme merciinde istemediklerini vurgulayan Azer, 'Bu yüzden kadınların parlamentolarda temsil oranı yüzde 21' dedi.

26.11.2020 12:16:00
 
'Aile üyesi tarafından dünyada her gün 137 kadın öldürülüyor'
'Aile üyesi tarafından dünyada her gün 137 kadın öldürülüyor'
Kadınların her türlü şiddete ve ayrımcılığa maruz kaldığını rakamlarla ortaya koyan raporları değerlendiren Prof. Dr. Özlem Arzu Azer dünya genelinde her gün 137, yılda ise 87 bin kadının aile bireyleri ve eşleri tarafından öldürüldüğünü söyledi. Erkeklerin kadınları özellikle karar verme merciinde istemediklerini vurgulayan Azer, 'Bu yüzden kadınların parlamentolarda temsil oranı yüzde 21' dedi.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Uluslararası Dayanışma günü kapsamında dünya genelinde kadınlara yönelik ayrımcılığa dair yapılan araştırmaları değerlendiren İstanbul Esenyurt Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Özlem Arzu Azer önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Özlem Arzu Azer, 2017 verilerine göre dünyada her gün 137, yılda ise yaklaşık 87 bin kadının kasten öldürüldüğünü, bunun 50.000 inin en yakınları olan aile fertleri tarafından öldürülürken 30.000 inin eski eş veya erkek arkadaşı tarafından öldürüldüğünü dile getirdi. Kadınlara uygulanan fiziki ve cinsel şiddetin yanı sıra ekonomik ve psikolojik şiddetin de altını çizen Azer, erkeklerin kadınları özellikle karar verme merciinde istemediklerinden dolayı kadınlar ve erkekler arasındaki en büyük uçurumun politikadaki temsil alanı olduğuna dikkat çekerek, 'En son yapılan araştırmalara göre kadınların parlamentolardaki temsil oranı yüzde 21. Türkiye'de ise 17 bakandan sadece ikisi kadın. Bu rakamlar bize kadının temsilinin görünür pozisyonlarda ne kadar arka planda kaldığını gösteriyor' dedi.

'Kadınlar ikinci sınıf olarak görülüyor'

Özlem Arzu Azer, feminist filozof Simone de Beauvoir'ın de ifade ettiği gibi kadınların erkekler tarafından 'öteki' statüsünü benimsetilmeye çalışıldığını söyleyerek, 'Beauvoir'e göre 'kadın aslında çok özerk ve özgür bir varlık. Buna rağmen erkeğin kendisine benimsetmeye zorladığı 'öteki' statüsünü kabul etmeye zorlandığı bir dünyada yaşıyor. Erkeğin ise ötekine karşı algısının üstünlüğü sonucunda kadın ikinci cins olarak kabul ediliyor. Din, dil, kültür, coğrafya farklılığına rağmen dünyanın her yerinde kadının 'nesneleştirilmiş öteki' algısının değişmediğini görüyoruz' dedi.

'Aile üyesi tarafından dünyada her gün 137 kadın öldürülüyor'

Kadınların uğramış olduğu ve halen toplumların en büyük problemi olarak önümüze çıkan kadınlara yönelik fiziki şiddet ile ilgili rakamları da paylaşan Azer, 'BM'nin en son yayınlanan 2017'ye ait bir araştırma raporuna göre; dünyada günde 137 kadın aile üyesi tarafından öldürülüyor. Bu araştırmaya göre yıllık bazda baktığımızda yaklaşık 87 bin kadın kasten öldürülüyor. Öldürenler kim; aile üyeleri, eşi, erkek arkadaşı 50 bin kişi aile üyesi veya eşi tarafından öldürülürken yaklaşık 30 bin kişi de eski eş ya da erkek arkadaş tarafından öldürülüyor. Türkiye'ye baktığımızda Bakan Süleyman Soylu'nun açıklamalarına göre 20 Kasım 2020 tarihi itibariyle bu yıl 234 kadın öldürülmüş. Açıklandığı kadarıyla her yıl ortalama 300 kadın öldürülüyor' dedi.

'Yasalar yeterli ama uygulama ve uygulatma konusunda yetersiziz'

Kadın cinayetlerinin önüne geçmek için yasaların yeterli olduğunu fakat uygulamak konusunda daha önemli adımlar atılması gerektiğini söyleyen Azer, 'Cinayetlerin önünü almamız için işlevsel politikalara ihtiyacımız var. Yasalarımız yeterli ama bunu mutlaka doğru uygulamak ve uygulatmak lâzım. BM Raporuna göre, dünyada şiddete uğrayan kadınların sadece yüzde 40'ı polis ya da sağlık merkezi gibi destek birimlerine gitmişler ve bu yüzde 40'ın içinde sadece yüzde 10'u polise gitmiş. Kadın şiddete uğrasa bile hakkını aramıyor ve korkuyor. Bunlarla mücadele etmek için yasaların varlığının yetmediğini görüyoruz, çünkü o yasalar bize imkân verdiği halde cezalar alınması gerekenden daha az oluyor. Gerçekten yasalar uygulanırsa şiddetin önünü alabiliriz. Kadınlar maruz kaldıkları şiddete karşı mücadele etmeleri gerekirken çeşitli zorluklarla karşılaşıyorlar. Doğdukları günden beri cinsiyet ayrımcılığı ile karşı karşıya olan kadınlar şiddete karşı seslerini çıkarmakta tereddüt etmekteler. Kadınlarımızın özgüvenli olmaya ihtiyaçları var. Karşılaştıkları haksızlıklar karşısında susmamalılar ve haklarını aramaları için bilinçlenmeliler. Küçük ya da büyük örgütlenmelerle ve dayanışmayla da büyük yollar kat edebiliriz' şeklinde konuştu.

'Kadının finansal kaynaklara erişimi kısıtlanıyor'

Kadınların sadece fiziki ya da cinsel şiddete maruz kalmadığını psikolojik, ekonomik hatta dijital şiddet oranlarının da çok fazla arttığını ifade eden Azer sorunun temelinde erkek egemen toplum yapısının olduğuna vurgu yaptı. Özellikle ekonomik anlamda uygulanan şiddet hakkında da konuşan Azer, kadınlara uygulanan ekonomik şiddetten dolayı finansal bağımlılık oluştuğunu söyleyerek, 'Fiziksel şiddeti konuşuyoruz ama ekonomik şiddeti konuşmuyoruz. Ekonomik şiddet çok normalleştiriliyor. Halbuki kadının finansal kaynaklara erişimi kısıtlanıyor. Yani erkek tarafından finansal bağımlı hale getiriliyor. Çalışmak istiyorsa çalışması engelleniyor. Hatta üzerine kapı kilitlenip evde hapsedilen kadınlar var. Ekonomik şiddetle mücadele çok çok zor ama kadınların bilinçlenmesi gerekiyor, bu kavramların ne olduğunu bilerek haklarına sahip çıkmaları gerekiyor. Bu mücadele de önce kadının özgüveniyle başlar' ifadelerini kullandı.

Parlamento temsil oranı yüzde 21, CEO oranı yüzde 7.4

2020 Dünya Ekonomik Forumu'nun yayınladığı 'Cinsler Arası Uçurum Raporu'na göre, kadın ve erkek arasındaki en büyük uçurumun politikada temsil alanında olduğunu da vurgulayan Azer sözlerine şu şekilde devam etti;

'İncelenen ülkeler arasında kadının parlamentolarda temsil oranı yüzde 21. Türkiye de ise 17 bakanın sadece iki tanesi kadın. Kadının temsil hakkının ne kadar arka planda kaldığını görüyoruz. Parlamentoda böyle de iş hayatında farklı mı' Kadın orta düzey yönetici olabiliyor birçok sektörde ama üst düzey yönetici yani karar alma mekanizmasında yer almasına geldiğimizde bu oranlar çok çok düşük. En son yayınlanan bir rapora göre dünyanın en büyük firmalarını kapsayan Fortune 500 firmalarındaki kadın CEO oranı yüzde 7.4. Kadınlar yükselmek istedikleri zaman cam tavanlara çarpıyor ve erkeklerden daha çok kendilerini göstermek zorundalar. Kadının yeteneğinin yarısı kadar bilgisi veya becerisi olan erkekler çok daha kolay yükselirken kadın cam tavanla karşılaşıyor. Tabii bu cam tavanda kadın bazen kendi kendini frenleyerek daha ileriye gidemeyeceğini de düşünüyor, ama daha çok bu cam tavanın arkasındaki dinamik erkek egemen toplum. Erkekler kadınları özellikle karar verme merciinde istemiyorlar' diyerek sözlerini sonlandırdı.İHA

Kırmızı bültenle aranan 16, ulusal seviyede aranan 44 suçlu Türkiye'ye getirildi

Yurt dışında yürütülen operasyon ve iş birliği çalışmalarıyla kırmızı bültenle aranan 16 ve ulusal seviyede aranan 44 olmak üzere toplam 60 suçlu Türkiye'ye getirildi

25.08.2026 12:33:00 / Güncelleme: 25.08.2026 12:37:24
İHA
 
Kırmızı bültenle aranan 16, ulusal seviyede aranan 44 suçlu Türkiye'ye getirildi
Kırmızı bültenle aranan 16, ulusal seviyede aranan 44 suçlu Türkiye'ye getirildi
İçişleri Bakanlığı koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan 16 ve ulusal seviyede aranan 44 olmak üzere toplam 60 suçlu, yurt dışında yakalanarak Türkiye'ye getirildi.

Yapılan çalışmalarda Gürcistan'dan 43, Yunanistan'dan 5, Almanya'dan 2, Birleşik Krallık'tan 2 kişinin yanı sıra Bulgaristan, Karadağ, Polonya, Sırbistan, Ermenistan, İsviçre, Romanya ve Rusya'dan da aranan şahısların Türkiye'ye iadeleri sağlandı.



Bu çerçevede Kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan D.A., U.O., M.R., S.K., T.Ç., C.B., Ö.D., S.C., F.G., M.A., Ü.Y., E.E., S.E., A.B., B.Y. ve K.T.S. isimli 16 şahıs yakalanarak Türkiye'ye getirildi. Ulusal seviyede aranan 44 şahsın da yurt dışında yakalanmasının ardından Türkiye'ye iadeleri gerçekleştirildi. Çalışmalar EGM birimleri ve Adalet Bakanlığı ile koordineli yürütüldü.



Bakanlıktan yapılan açıklamada, Yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunan şahısların yakalanmasına yönelik çalışmaların, EGM Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı görevlileri, KOM, İstihbarat ve Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlıkları ile Siber, Asayiş ve TEM Daire Başkanlıklarının koordinasyonunda yürütüldüğü bildirildi.

Bakanlık açıklamasında, "Hiçbir suçlu yurt dışına çıkarak izini kaybettiremeyecek. Milletimizin huzuruna kastedenlerin hareket alanını daraltmaya, kaçış güzergahlarını kapatmaya ve kırmızı bültenle ya da ulusal seviyede aranan şahısları ülkemize geri getirmeye devam ediyoruz" ifadelerine yer verildi.

İzmir'de DEAŞ operasyonu: 26 gözaltı

İzmir'de DEAŞ silahlı terör örgütüne yönelik polis ekiplerince düzenlenen eş zamanlı operasyonda 26 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Firari 1 şüpheliyi yakalama çalışmaları sürüyor

25.08.2026 10:43:00
İhlas Haber Ajansı
 
İzmir'de DEAŞ operasyonu: 26 gözaltı
İzmir'de DEAŞ operasyonu: 26 gözaltı
İzmir'de DEAŞ silahlı terör örgütüne yönelik polis ekiplerince düzenlenen eş zamanlı operasyonda 26 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Firari 1 şüpheliyi yakalama çalışmaları sürüyor.

Edinilen bilgiye göre, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde; İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) ve İstihbarat Şube müdürlükleri ekipleri, DEAŞ silahlı terör örgütünün eylem ve faaliyetlerinin tespiti ile deşifre edilmesine yönelik geniş çaplı bir çalışma yürüttü. Yapılan istihbari ve teknik çalışmalar sonucunda, sosyal medya hesapları üzerinden terör örgütü propagandası yaptığı ve geçmiş dönemlerde DEAŞ adına faaliyet yürüttüğü ileri sürülen 27 şüpheli tespit edildi.

Yasaklı yayınlar ve dijital materyaller ele geçirildi

Şüphelilerin yakalanması için bugün sabah saatlerinde önceden belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düğmesine basıldı. Gerçekleştirilen baskınlarda 26 şüpheli kıskıvrak yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal ile haklarında toplatma kararı bulunan örgütsel kitaplar ele geçirildi.

Öte yandan, adresinde bulunamayan firari 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği bildirilirken gözaltına alınan 26 şüphelinin emniyetteki işlemleri sürüyor.

Başkentte yürek sızlatan tablo

Eşit özlük hakları talebiyle Ankara'da haftalardır eylem yapan er gaziler ve şehit aileleri, şafak operasyonuyla parklardan çıkarıldıktan sonra şimdi de bakanlıklar önünde abluka altına alındı. Gazilerin "Şehit olsaydık da bugünleri görmeseydik" haykırışı Başkent'te tansiyonu yükseltti

24.08.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Başkentte yürek sızlatan tablo
Başkentte yürek sızlatan tablo
Türkiye'nin 81 ilinden rütbe ayrımı yapılmaksızın eşit özlük ve sosyal haklara sahip olmak amacıyla Ankara'ya gelen erbaş ve er statüsündeki gaziler ile er şehit yakınları, haftalardır Başkent'te seslerini duyurmaya çalışıyor.

İlk olarak Kızılay Güvenpark'ta oturma eylemi başlatan ve taleplerine karşılık alamadıkları için açlık grevine giden gazilerin direnişi, kolluk kuvvetlerinin sert müdahaleleri ve yoğun ablukasıyla karşı karşıya kaldı.

Sabaha karşı "şafak baskını" ve Güvenpark'ın kapatılması

Güvenpark'ta 38 gün boyunca gece gündüz demeden bekleyişini sürdüren şehit yakınları ve gazilere, sabaha karşı saat 04.45 sularında çok sayıda emniyet gücünün katılımıyla ani bir müdahale gerçekleştirildi.

Alanda çadır kurup nöbet tutan eylemciler, polis zoruyla bulundukları yerden çıkarılarak otobüslere bindirildi ve Bilkent'teki Gazi Uyum Evi'ne götürüldü. Operasyonun ardından Ankara Güvenpark yaya trafiğine kapatılarak tamamen polis bariyerleriyle çevrildi.

"Terörist muamelesi görüyoruz" isyanı

Uyum Evi'ne götürüldükten sonra serbest kalan gaziler, mücadelelerinden vazgeçmeyerek bu kez İçişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı (MSB) önüne yürümek istedi. Ancak gazilerin ve şehit ailelerinin önü her adımda çevik kuvvet barikatları ve kalkanlarla kesildi.

Milli Savunma Bakanlığı önünde açıklama yapılmasına izin verilmemesi üzerine yol üzerinde oturma eylemi başlatan gaziler, yollara yatarak trafiği durdurdu. Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, etraflarını saran yoğun polis ablukasına isyan ederek şu açıklamayı yaptı:

"Şu anda teröristbaşına statü verilmesi tartışılırken, bizlere burada adeta terörist muamelesi yapılıyor. Bakanlığın önüne gitmemize, sesimizi duyurmamıza izin verilmiyor."

Arbede esnasında yürek burkan anlar: "Cudi'ye gönderilirken rütbe sormadınız"

Polis barikatları önünde yaşanan arbede sırasında tansiyon sık sık yükselirken duygusal anlar da yaşandı. Müdahale esnasında bazı er gaziler fenalık geçirerek yere yığıldı ve çevredekilerin yardımıyla hastaneye kaldırıldı. Koltuk değnekleri ve protezleriyle hak aramaya çalışan gazilerden birinin feryadı ise kameralara şöyle yansıdı:

"Bizi de 20 yaşında Cudi Dağı'na gönderdiler. Oraya gönderirken rütbe sormadınız, şimdi hak verirken neden ayırıyorsunuz? Şehit olsaydık da bugünleri görmeseydik! Vatan sağ olsun, devlet sağ olsun ama bu yapılanlar yazıklar olsun."

Olay yerindeki gazileri ziyaret eden bazı siyasetçiler ve muhalefet milletvekilleri de polis barikatlarına tepki gösterirken gözyaşlarını tutamadı. Gazilerin karşısına dikilmek zorunda kalan bazı polis memurlarının da duygusal anlar yaşadığı ve ağladığı görüldü.

Gaziler ve şehit aileleri, kendilerine uygulanan tüm engellemelere ve ablukaya rağmen, rütbe ayrımına dayanan yasal adaletsizlikler tamamen ortadan kaldırılana ve talepleri resmi olarak kabul edilene kadar Ankara meydanlarını ve bakanlık önlerini terk etmeyeceklerini ilan etti.

Eski bakana tahsisli 2 araç daha kullanılmış

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Alihan Kuriş Suç Örgütü soruşturmasında yeni bir skandal patlak verdi. Firari Hilmi Tuna Kuriş'in kaçışında kullanılan çakarlı aracın ardından, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına tahsisli iki lüks aracın daha tahsis amacı dışında ve şüpheli/suç içerikli faaliyetlerde kullanıldığı tespit edildi. Yeni bulgular doğrultusunda operasyon genişletilirken bir şüpheli gözaltına alındı, bir diğeri için yakalama kararı çıkarıldı

24.08.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
Eski bakana tahsisli 2 araç daha kullanılmış
Eski bakana tahsisli 2 araç daha kullanılmış
Kamuoyunda "Süleymancılar" olarak bilinen dini cemaatin lideri Alihan Kuriş'e yönelik yürütülen "Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" soruşturması, her geçen gün yeni boyutlar kazanıyor. Geçtiğimiz günlerde Alihan Kuriş'in firari kardeşi Hilmi Tuna Kuriş ve Erhan Yılmaz'ın İstanbul'dan Muğla'nın Marmaris ilçesine kaçırılmasında kullanılan 34 SL 313 plakalı aracın, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına 2030 yılına kadar tahsisli olduğu ortaya çıkmıştı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla Şahin adına tahsis edilen diğer araçları da mercek altına alan emniyet güçleri, çarpıcı verilere ulaştı. Yapılan teknik ve fiziki incelemeler sonucunda, eski bakana tahsisli 34 S 7815 ve 34 RM 8677 plakalı iki aracın daha tahsis amacı dışında, suç içerikli ve şüpheli faaliyetlerde aktif olarak kullanıldığı belirlendi.

Bir gözaltı, bir firari daha

Araçların izini süren ekipler, suç örgütü ile bağlantılı yeni isimlere ulaştı. Soruşturma kapsamında söz konusu yapıyla organik bağı bulunduğu değerlendirilen Ömer Yücel adlı şüpheli düzenlenen operasyonla yakalanarak gözaltına alındı. Araçların kullanım organizasyonunda yer aldığı iddia edilen bir diğer şüpheli Ömer Sipahioğlu'nun yakalanması için ise geniş çaplı bir çalışma başlatıldı.

Şahin "haberim yok" demişti

Daha önce yakalanan çakarlı firar aracının ardından açıklama yapan eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, suç örgütü üyelerini tanımadığını iddia etmişti. Şahin savunmasında, aracı kiraladığı şirketin sahibi Mehmet Özmen'i uzun yıllardır tanıdığını ancak aracın kendisinden izinsiz şekilde firarilere tahsis edildiğini basından öğrendiğini öne sürerek suç duyurusunda bulunduğunu belirtmişti.

Ancak iki aracın daha benzer şüpheli faaliyetlerde kullanıldığının ortaya çıkması, soruşturmanın seyrini Şahin'in tahsisli araç envanteri üzerinde yoğunlaştırdı.

Dev operasyonun geçmişi

Ankara merkezli yürütülen ve 17 ile yayılan Alihan Kuriş soruşturmasında, örgüt yöneticilerine şu ağır suçlamalar yöneltiliyor:

• Çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği ve kuruculuğu,

• Nitelikli dolandırıcılık,

• Vergi Usul Kanunu'na muhalefet,

• Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (Kara para aklama).

13 Ağustos'ta başlatılan ilk dalga operasyonda, aralarında cemaat lideri Alihan Kuriş'in de bulunduğu 38 kişiden 32'si çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmıştı. Operasyonlarda yapılan aramalarda lüks villaların gizli bölmelerine saklanmış, piyasa değeri 1,34 milyar TL olan 200 kilo külçe altın ele geçirilmişti.

Savcılık, örgütle mali ve ticari bağı olan; tekstil, inşaat, gıda, kuyumculuk ve eğitim gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren 32 dev şirketi (Armine Giyim, Ayakkabı Dünyası, Verona Ev Tekstili vb.) mercek altına almış durumda. Yurt dışına yapılan milyonlarca avroluk şüpheli para transferlerinin incelenmesine ve genişletilen araç soruşturmasına titizlikle devam ediliyor.

3 kardeşin ölümünde iki ihtimal

Kocaeli'nin Darıca ilçesinde Muhammed Ali, Gülşah ve Belinay Sakar kardeşlerin cansız bedenlerinin peş peşe deniz kıyısına vurmasıyla ilgili soruşturma derinleşiyor; emniyet güçleri olayın arkasındaki gizemi çözmek için intihar ve toplu kurtarma faciası ihtimalleri üzerinde duruyor

24.08.2026 15:20:00
Haber Merkezi
 
3 kardeşin ölümünde iki ihtimal
3 kardeşin ölümünde iki ihtimal
Kocaeli'nin Darıca ilçesinde 20 Ağustos 2026 tarihinde Cami Mahallesi Şehit Cevher Dudayev Parkı Sahili'nde gerçekleşen trajik olayda, Gülşah Sakar (24), Muhammed Ali Sakar (17) ve Belinay Sakar (15) isimli üç kardeşin cansız bedenleri yaklaşık birer saat arayla suda bulunmuştu. Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda yürütülen geniş çaplı incelemelerde, kardeşlerin cep telefonları ile dijital materyalleri mercek altına alınırken, evde sağ bulunan dördüncü kardeş Bilgenur Sakar'ın (21) emniyetteki ifadesinin olayın gidişatını netleştirmesi bekleniyor.

Sır ölüme dair üzerinde durulan iki kritik ihtimal

Soruşturmayı çok yönlü sürdüren cinayet büro ve asayiş ekipleri, ailenin iç dünyasını ve gençlerin son günlerini inceleyerek trajik ölümün arkasındaki nedenleri aydınlatmak için şu iki ana senaryoyu değerlendiriyor:

Kurtarma faciası: Kardeşlerin sahil kenarındaki konuşmaları veya kazara kayıp düşme durumu göz önüne alınarak, birinin denize düşmüş olabileceği, diğer iki kardeşin ise onu kurtarmak amacıyla peşinden suya atlayarak boğulmuş olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.

Birlikte intihar sözleşmesi: Anne ve babası boşanan kardeşlerin çevrelerine evden ayrılmak istediklerini söyledikleri iddiaları ve dış dünyaya kapalı, sürekli birlikte vakit geçiren yapıları nedeniyle anlaşıp eş zamanlı olarak yaşamlarına son vermiş olma ihtimali de göz ardı edilmiyor.

Dehşete düşüren olay nasıl olmuştu?

Darıca Sahili'nde 20 Ağustos günü saat 16.00 sıralarında denizde hareketsiz bedenler gören vatandaşlar durumu yetkililere bildirdi. Olay yerine gelen ekipler, kıyıya vuran üç gencin cansız bedenini sudan çıkardı. Yapılan parmak izi ve kimlik tespit çalışmalarında ölenlerin aynı aileye mensup kardeşler olduğu belirlendi.

Gebze Adli Tıp Kurumu'nda yapılan ilk otopsi incelemelerinde, kardeşlerin vücudunda herhangi bir darp, cebir, boğuşma izine ya da kesici/ateşli silah yaralanmasına rastlanmadı. İlk bulgular ölümlerin suda boğulma sonucu gerçekleştiğini gösterirken, kardeşlerden birinin kulak ve burnunda basınca bağlı kanamalar tespit edildi.

Ölüme giden gece yarısı yürüyüşü kamerada

Yürütülen çalışmalarda kardeşlerin ölüme yürüdüğü son anlara ait güvenlik kamerası kayıtları ortaya çıktı. 20 Ağustos sabaha karşı saat 03.49'da Eski Hükümet Caddesi'nde kaydedilen görüntülerde; üç kardeşin de siyah kıyafetler giydiği, kız kardeşler Gülşah ve Belinay'ın kol kola girdiği, Muhammed Ali'nin ise yanlarında sakin bir şekilde sahile doğru yürüdüğü anlar yer aldı.

Aileyi yıkan kahredici detaylar ve geçmişteki büyük acı

Soruşturma sürerken aile geçmişine dair ortaya çıkan ayrıntılar ise adeta yürekleri dağladı. Anne Güler Saltan ile babanın boşanmış olduğu, çocukların Darıca'da anneleriyle yaşadığı öğrenildi. Olayın ardından denizde aranan 21 yaşındaki zihinsel engelli dördüncü kardeş Bilgenur Sakar, sabah evde uyandığında kardeşlerini bulamamış ve daha sonra polis ekiplerince evde sağ olarak bulunmuştu.

Ailenin daha büyük bir acıyı geçmişte de yaşadığı, çocukların ismi öğrenilemeyen bir diğer ablasının da tam 10 yıl önce (2016 yılında) İzmir'in Çeşme ilçesinde denizde boğularak hayatını kaybettiği ortaya çıktı. Hayatını kaybeden gençlerden Gülşah Sakar'ın bu yıl Hukuk Fakültesini yeni kazandığı, en küçük kardeş Belinay Sakar'ın ise toprağa verildiği gün tam 15. yaş gününün olduğu öğrenildi. Üç kardeş, Darıca Eyüpoğlu Camii'nde yan yana konulan üç tabutla kılınan cenaze namazının ardından Gebze Balçık Mezarlığı'nda gözyaşlarıyla defnedildi.

Fahri trafik müfettişlerince 2026'nın ilk 7 ayında 487 bin 270 trafik kuralı ihlali tespit tutanağı düzenlenirken, seyir halinde cep telefonu veya benzeri haberleşme cihazlarının ele alınarak kullanılması ise ihlallerin en üst sırasında yer aldı

Fahri trafik müfettişlerince 2026'nın ilk 7 ayında 487 bin 270 trafik kuralı ihlali tespit tutanağı düzenlenirken, seyir halinde cep telefonu veya benzeri haberleşme cihazlarının ele alınarak kullanılması ise ihlallerin en üst sırasında yer aldı

24.08.2026 13:40:00
AA
 
 Fahri trafik müfettişlerince 2026'nın ilk 7 ayında 487 bin 270 trafik kuralı ihlali tespit tutanağı düzenlenirken, seyir halinde cep telefonu veya benzeri haberleşme cihazlarının ele alınarak kullanılması ise ihlallerin en üst sırasında yer aldı
 Fahri trafik müfettişlerince 2026'nın ilk 7 ayında 487 bin 270 trafik kuralı ihlali tespit tutanağı düzenlenirken, seyir halinde cep telefonu veya benzeri haberleşme cihazlarının ele alınarak kullanılması ise ihlallerin en üst sırasında yer aldı
Fahri trafik müfettişlerince 2026'nın ilk 7 ayında 487 bin 270 trafik kuralı ihlali tespit tutanağı düzenlenirken, seyir halinde cep telefonu veya benzeri haberleşme cihazlarının ele alınarak kullanılması ise ihlallerin en üst sırasında yer aldı.

AA muhabirinin, İçişleri Bakanlığı verilerinden derlediği bilgiye göre, Türkiye genelinde kayıtlı 27 bin 92 fahri trafik müfettişi bulunuyor.

Ocak-temmuz döneminde fahri trafik müfettişlerince düzenlenen trafik kuralı ihlali tespit tutanağı sayısı 487 bin 270 olarak kayıtlara geçti.

Fahri trafik müfettişlerince en fazla tutanak, seyir halinde cep telefonu veya benzeri haberleşme cihazlarını ele alarak kullanan sürücülere düzenlendi. Bu kapsamda, 76 bin 371 tutanak tutuldu.

Kırmızı ışık ihlali ikinci sırada
Fahri trafik müfettişlerince en fazla tespit edilen ikinci ihlal, 55 bin 407 tutanakla kırmızı ışık kuralına uymama olurken, 51 bin 150 tutanakla trafiği aksatacak veya tehlikeye düşürecek şekilde şerit değiştirme ise üçüncü ihlal olarak yer aldı.

Trafik işaret levhaları, cihazları ve yol işaretlemelerinde belirtilen kurallara uymama nedeniyle 33 bin 158, zorunlu haller dışında emniyet şeridi veya banketleri kullanma nedeniyle ise 25 bin 293 tutanak tutuldu.

Emniyet kemeri ihlalinde 22 bin 748 tutanak
Listenin devamında 23 bin 879 tutanakla koruyucu ekipman kullanımına, 22 bin 748 tutanakla emniyet kemeri kullanmamaya ilişkin ihlaller yer aldı.

Tek yönlü kara yollarında ters yönde araç kullanılması nedeniyle 21 bin 357, şerit değiştirmeden önce girilecek şeritteki araçların güvenli geçişini beklememe nedeniyle ise 16 bin 693 tutanak düzenlendi.

Görevli veya ışıklı trafik işareti bulunmayan, trafik işaretleriyle belirlenmiş yaya ve okul geçitlerinde yayalara ilk geçiş hakkının verilmemesi dolayısıyla düzenlenen tutanakların sayısı da 14 bin 171 oldu.

İlk 10 sıradaki ihlaller kapsamında toplam 340 bin 227 tutanak tutuldu. Böylece bu ihlaller, 7 aylık dönemde düzenlenen bütün tutanakların yaklaşık yüzde 70'ini oluşturdu.

En çok tutanak İstanbul'da
Tutanakların illere göre dağılımında İstanbul ilk sırada yer aldı.

Yılın ilk 7 ayında İstanbul'daki trafik ihlalleri için 118 bin 243 tutanak düzenlendi. Böylece Türkiye genelindeki fahri trafik müfettişlerinin tutanaklarının yaklaşık yüzde 24,3'ü İstanbul'daki ihlallerden oluştu.

İstanbul'u 56 bin 539 tutanakla Ankara, 41 bin 68 ile İzmir, 30 bin 433 ile Antalya ve 26 bin 651 ile Konya izledi. Bu 5 ildeki ihlaller için toplam 272 bin 934 tutanak tutuldu.

Kayıtlı fahri trafik müfettişi sayısında ise Ankara 3 bin 569 ile ilk sırada yer aldı. Ankara'yı 3 bin 457 müfettişle İstanbul, 1622 ile İzmir, 1430 ile Konya ve 1421 ile Antalya takip etti.

Fahri Trafik Müfettişliğine ilişkin iş ve işlemler, Fahri Trafik Müfettişliği Görev ve Çalışma Yönetmeliği kapsamında merkezde Trafik Başkanlığı, illerde ise trafik denetleme birimlerince yürütülüyor.

Aziz İhsan Aktaş suç örgütüne ilişkin 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 5'i tutuklu 200 sanığın yargılandığı davanın karar duruşması başladı

Aziz İhsan Aktaş suç örgütüne ilişkin 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 5'i tutuklu 200 sanığın yargılandığı davanın karar duruşması başladı

24.08.2026 12:52:00
AA
 
 Aziz İhsan Aktaş suç örgütüne ilişkin 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 5'i tutuklu 200 sanığın yargılandığı davanın karar duruşması başladı
 Aziz İhsan Aktaş suç örgütüne ilişkin 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 5'i tutuklu 200 sanığın yargılandığı davanın karar duruşması başladı
Aziz İhsan Aktaş suç örgütüne ilişkin 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 5'i tutuklu 200 sanığın yargılandığı davanın karar duruşması başladı.

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan 60. duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ve Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara'nın aralarında bulunduğu bazı tutuksuz sanıklar katıldı.

Duruşmada, bazı sanıkların avukatları hazır bulunurken, sanık yakınları da izleyici olarak yer aldı. Tutuklu 5 sanık ise salona getirilmedi.

Duruşma başlarken açıklamalarda bulunan Mahkeme Heyeti Başkanı Oğuzhan Gül, ulaşamadıkları sanık müdafileri olduğunu belirterek, "Yaklaşık 7 kişi, yolda olanlar var." dedi.

Yolda olanların gelmesinin yaklaşık 45 dakika süreceğini söyleyen Gül, bu süreyi tutuklu sanıklar için öğle arası olarak değerlendireceklerini dile getirdi.

Karar günü belirlemenin asıl sebebinin tüm avukatların ve sanıkların katılmasını sağlamak olduğunu belirten Gül, "Amaç sanıklara son sözlerini sormak. Avukatlara önceki beyanlarının geçerli olup olmadığı sorup, tahliye ve adli kontrol taleplerini toplayacağız." ifadelerini kullandı.

Gül, duruşma savcısına, esas hakkındaki mütalaasında değişiklik olup olmadığını sordu.

Cumhuriyet savcısı, değişiklik olmadığını, mütalaasını tekrar ettiğini söyledi.

Duruşmaya yaklaşık bir saat ara verildi.

İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 579 sayfalık iddianamede Beşiktaş Belediyesi, Avcılar Belediyesi, Esenyurt Belediyesi, İstanbul ASFALT Fabrikaları San. ve Tic. AŞ ile İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü "suçtan zarar gören", 19 kişi "mağdur", 200 kişi ise "sanık" olarak yer alıyor.

İddianamede, sanıklardan Aziz İhsan Aktaş'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 42 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 4 farklı fiilden "edimin ifasına fesat karıştırma", 5 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 21 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 10 farklı fiilden "rüşvet verme", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "gerçeğe aykırı fatura düzenleme" suçlarından 187 yıldan 450 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan sağladığı mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.

Avcılar Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Utku Caner Çaykara'nın 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve "rüşvet alma" suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilen iddianamede, Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ahmet Özer'in 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve 2 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik" suçlarından 3 yıldan 9 yıla kadar hapisle cezalandırılması öngörülüyor.

İddianamede, görevlerinden uzaklaştırılan Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile hakkındaki adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin "rüşvet alma" suçundan 4'er yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ayrıca iddianamede, tutuklanmasının ardından Beşiktaş Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Rıza Akpolat'ın "suç örgütüne üye olma", 26 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 3 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 19 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 4 farklı fiilden "rüşvet alma", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme" suçlarından 133 yıldan 337 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan elde ettiği mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.

Mütalaadan
Cumhuriyet savcısının 14 Mayıs'ta mahkeme heyetine sunduğu mütalaada ise tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 29 kez "ihaleye fesat karıştırma", 19 kez "özel belgede sahtecilik", 4 kez "resmi belgede sahtecilik", 3 kez "rüşvet" ve 3 kez "edimin ifasına fesat karıştırma" suçlarından toplam 103 yıldan 280 yıla kadar hapsi talep ediliyor.

Mütalaada, tutuksuz sanık Baki Nugay'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 30 kez "ihaleye fesat karıştırma", 19 kez "özel belgede sahtecilik", 4 kez "resmi belgede sahtecilik", 7 kez "rüşvet", 3 kez "edimin ifasına fesat karıştırmak" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarından toplam 119 yıldan 328 yıla kadar hapsi isteniyor.

Aziz İhsan Aktaş ve Baki Nugay'ın soruşturma aşamasında yakalanarak tutuklandıktan sonra dosyaya konu örgüt faaliyeti çerçevesinde gerçekleşen rüşvet eylemleri hakkında savcılığa verdikleri bilgiler nedeniyle haklarında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması talep ediliyor.

Tutuklu sanık Rıza Akpolat'ın 30 kez "ihaleye fesat karıştırma", 17 kez "özel belgede sahtecilik", 2 kez "resmi belgede sahtecilik", 1 kez "nitelikli dolandırıcılık", 2 kez "rüşvet", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme, mal kaçırma veya gizleme" suçlarından toplam 86 yıldan 234 yıla kadar hapsi istenen mütalaada, tutuksuz sanık Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz'ın 21 kez "ihaleye fesat karıştırma", 17 kez "özel belgede sahtecilik", 2 kez "resmi belgede sahtecilik" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlarından toplam 64 yıl 6 aydan 179 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

Tutuksuz sanık Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Alican Abacı hakkında mütalaada, "ihaleye fesat karıştırma", "özel belgede sahtecilik", "resmi belgede sahtecilik", "nitelikli dolandırıcılık" ve 3 kez "rüşvet" suçlarından toplam 21 yıl 6 aydan 75 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Mütalaada, adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, görevlerinden uzaklaştırılan tutuksuz sanıklar Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ile eşi tutuklu sanık Celal Tekin'in "rüşvet" suçundan 4'er yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talebinde bulunuluyor.

Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuksuz sanık Ahmet Özer'in 2 kez "ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma" suçundan 6 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılmasının istendiği mütalaada, Avcılar Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuksuz sanık Utku Caner Çaykara'nın "ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması" suçundan beraatiyle, "rüşvet" suçundan ise 4 yıldan 12 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Toplam 26 sanık hakkında "örgüte üye olma" suçundan 2'şer yıldan 5'er yıla kadar hapis cezası talebinde bulunulan mütalaada, diğer sanıkların da farklı suçlardan değişen oranlarda hapisle cezalandırılması isteniyor.

'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un yürürlüğe girmesinin ardından kurulan İzleme Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında ilk toplantısını gerçekleştiriyor

İmralı Süreci'nde yasal altyapının tamamlanmasının ardından yeni bir aşamaya geçiliyor. Süreç yasasının kanunlaşmasıyla birlikte oluşturulan İzleme Kurulu, bugün ilk toplantısını yapmak üzere bir araya geliyor

24.08.2026 11:11:00
Haber Merkezi
 
 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un yürürlüğe girmesinin ardından kurulan İzleme Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında ilk toplantısını gerçekleştiriyor
 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un yürürlüğe girmesinin ardından kurulan İzleme Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında ilk toplantısını gerçekleştiriyor
İmralı Süreci'nde yasal altyapının tamamlanmasının ardından yeni bir aşamaya geçiliyor. Süreç yasasının kanunlaşmasıyla birlikte oluşturulan İzleme Kurulu, bugün ilk toplantısını yapmak üzere bir araya geliyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında yapılacak toplantıda, sürecin işleyişine ve takip mekanizmalarına ilişkin kritik başlıklar masaya yatırılacak.

Kurulda Cevdet Yılmaz'ın yanı sıra Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreteri de hazır bulunacak.

ALT KURULLAR OLUŞTURULUYOR
İlk toplantının en önemli gündem maddelerinden birini, sürecin farklı aşamalarını koordine edecek alt kurulların oluşturulması oluşturuyor. Bu kapsamda silahların teslimi ve sahadaki teyit mekanizmaları, adli süreçler, sosyal uyum ve rehabilitasyon başlıklarına yönelik ayrı çalışma gruplarının kurulması öngörülüyor.

Bu kurullar aracılığıyla silahların teslim süreçlerinin yanı sıra teslim olan örgüt mensuplarının hukuki durumlarının da yakından takip edileceği belirtiliyor.

Ayrıca ihtiyaç duyulması halinde yeni alt komisyonlar kurma yetkisine sahip olan kurula, bakanlıklar, kamu kurumları ve kuruluşlarının temsilcileri ile gerekli görülen uzman isimlerin de davet edilebileceği ifade edildi. Toplantının ardından sürecin işleyişine ilişkin yazılı bir açıklama yapılması bekleniyor.

Bursa'nın Kestel ve Yıldırım ilçelerinde 3 farklı alanda çıkan orman yangınlarına havadan ve karadan müdahale ediliyor

Bursa'nın Kestel ve Yıldırım ilçelerinde 3 farklı alanda çıkan orman yangınlarına havadan ve karadan müdahale ediliyor

24.08.2026 10:55:00
AA
 
Bursa'nın Kestel ve Yıldırım ilçelerinde 3 farklı alanda çıkan orman yangınlarına havadan ve karadan müdahale ediliyor
Bursa'nın Kestel ve Yıldırım ilçelerinde 3 farklı alanda çıkan orman yangınlarına havadan ve karadan müdahale ediliyor
Kestel'e bağlı Derekızık ve Aktaştepe mahalleleri ile Yıldırım ilçesine bağlı Karapınar Mahallesi'ndeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

İhbar üzerine bölgelere Bursa Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri sevk edildi.

Ekiplerin alevlere 2 helikopter, 8 arazöz, 3 su tankeri, 6 ilk müdahale ve hizmet aracı, 4 dozerle müdahalesi sürüyor.

Ayvacık'ta 15'i çocuk 32 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince 15'i çocuk toplam 32 kaçak göçmen yakalandı

24.08.2026 10:24:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ayvacık'ta 15'i çocuk 32 kaçak göçmen yakalandı
Ayvacık'ta 15'i çocuk 32 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince 15'i çocuk toplam 32 kaçak göçmen yakalandı.

Sahil Güvenlik Kuzey Ege Grup Komutanlığı ekipleri, Ayvacık ilçesi açıklarında lastik bot içerisinde kaçak göçmenler olduğu bilgisi üzerine harekete geçti.

Sahil Güvenlik Gemisi 'TCSG-61' ve Sahil Güvenlik Botu 'KB-103' tarafından hareket halinde durdurulan lastik bot içinde 15'i çocuk toplam 32 kaçak göçmen yakalandı.

Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezine (GÖKSEM) teslim edildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.