logo
30 MART 2026

AKP'den, 'Terör örgütüyle pazarlık söz konusu değil' açıklaması

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Silah bırakma süreci tamamlanır, bütün unsur ve uzantılarıyla birlikte ve PKK'nın kendisini feshettiği, silahlarını bıraktığı, yani daha doğrusu varlığını sona erdirdiği retorik olarak değil, söylem olarak değil, eylem olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin teyit mekanizması tarafından teyit edilmesi gerekir. Kimdir bu teyit mekanizması' Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı." dedi.

03.12.2025 00:25:00 / Güncelleme: 03.12.2025 00:29:28
Anadolu Ajansı
AKP'den, 'Terör örgütüyle pazarlık söz konusu değil' açıklaması
AKP'den, 'Terör örgütüyle pazarlık söz konusu değil' açıklaması

Çelik, Habertürk canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı ve açıklamalarda bulundu.

"Terörsüz Türkiye" sürecinin hangi aşamada olduğunun sorulması üzerine Çelik, Türkiye'nin terörle mücadelesinin çok uzun bir tarihinin olduğunu hatırlattı. Türkiye'nin gazileriyle şehitleriyle büyük bir bedel ödediğini dile getiren Çelik, terörün de amacına ulaşamadığını söyledi.

Ömer Çelik, iktidarlarından önce de bir yandan terörle mücadele yapılırken, aynı zamanda da terör örgütü mensuplarının silah bırakması, teslim olması, topluma kazandırılması, terörden vazgeçmesi konusunda birçok yasal düzenleme yapıldığını anımsattı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, 12 Ağustos 2005'de, Başbakan olduğu dönemde, Diyarbakır'daki bir konuşmasında, "Kürt sorunu benim sorunumdur" ifadesini kullandığını hatırlatan Çelik, özellikle de o vesayet zamanlarında bunun dile getirilmiş olmasının paradigmatik bir devrim olduğunu kaydetti. Çelik, bunun belli bir etnik grubun, Türkiye'nin belli bir bölgesinin meselesi olmadığını belirtti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin bu meseleyi çözmekle ilgili ortaya koyduğu tarihi çağrının, Cumhuriyet tarihinin en önemli çıkışlarından bir tanesi olduğunu vurgulayan Çelik, Türkiye'nin üçüncü bir göz olmadan milli gözüyle, milli kurumlarıyla meseleyi halletmekle ilgili yeni bir süreç başlattığını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın devlet kurumlarına talimat vermesiyle de bunun bir devlet politikasına dönüştüğünü belirten Çelik, komisyonun kurulmasından bir takım ziyaretler yapılmasına kadar bütün bunların hukuk sistemi içindeki imkanlarla olduğuna işaret etti.

Ömer Çelik, şöyle konuştu:

"Odak noktamızı kaybetmeyelim cümlesini çok sık kuruyorum. Çünkü bir sürü bir şey birbirine karışıyor. Odak noktası nedir' Komisyon açısından, bu süreç açısından PKK terör örgütünün bütün unsur uzantı ve şubeleriyle fesih ve silahların bırakılması. Bunun için de yapılması gereken işte devlet katında yapılanlar var, istihbarat örgütünün yaptıkları, Silahlı Kuvvetlerinin, İçişleri Bakanlığının yaptıkları var, devletin diğer kurumlarının hazırlıkları var. Bir yandan da milli irade bütün gücüyle bu işin sahibi olsun diye Yüce Meclis'te bir komisyon kuruldu silah bırakma ve fesih sürecine yasal zemin ve dayanak oluşturmak üzere. Şimdiki komisyon yarın bir gün silahlar bırakıldıktan sonra adım atılmak üzere bir hukuki çerçeve çıkarılmaya çalışıldığında ona dönük olarak bu çalışmalar yol gösterici olacak. Pusula örneği teşkil edecek."

"Avrupa'da pek çok ülkede PKK terör örgütü olarak görülüyor. Artık oradan çıkmaya yönelik bir takım girişimleri var. Bunu Türkiye için bir risk olarak görüyor musunuz'" sorusuna karşılık Çelik, "Bir Avrupa Parlamentosu üyesinin 'PKK terör örgütü, terör örgütü olmak çıkarılsın' diye şimdiden yaptığı başvuru muhtemelen onun arkasındaki irade ya da organizasyon, 'Terörsüz Türkiye' ve terörsüz bölge süreci akamete uğrasın diye bu girişimi yapıyordur. Biz bunu defalarca gördük." ifadesini kullandı.

"Türkiye bu gündemi geride bırakmak istiyor"

Fesih ve silah bırakma denildiğinde mekanizmanın açık olduğuna işaret eden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Silah bırakma süreci tamamlanır, bütün unsur ve uzantılarıyla birlikte ve PKK'nın kendisini feshettiği, silahlarını bıraktığı, yani daha doğrusu varlığını sona erdirdiği retorik olarak değil, söylem olarak değil, eylem olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin teyit mekanizması tarafından teyit edilmesi gerekir. Kimdir bu teyit mekanizması' Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı. Devletin milli gözü, teyit mekanizması bu konuda.

Onlar görürse 'Evet örgüt silahlarını bırakmıştır. Varlığını eylemsel olarak fiilen, sadece retorik ve söylem olarak değil, sona erdirilmiştir' denilirse daha sonra devletin başı olarak bu durum Sayın Cumhurbaşkanımıza arz edilir. Cumhurbaşkanımızın takdir edeceği mekanizma artık bu MGK kararıyla mı olur yoksa Cumhurbaşkanlığı kararıyla mı olur' O zaman zaten varlığı sona erdiği için terör örgütü olmaktan çıkar. Terör örgütü olmaktan çıktığı için de işte kanuni düzenlemelerde o zaman örgüt mensupluğu diye bir şey kalmıyor yani direkt suça bulaşmamışlar açısından bütün bunlar kademeli olarak ele alınır."

Çelik, "Feshetmeden anladığımız isim değişikliği değil. Yani tabela değişikliği değil. Gerçekten terör eylemi ile ilgili, terörist faaliyetle ilgili faaliyetin sona ermesi, yani varlığın sonlandırılması." değerlendirmesinde bulundu.

Dört ana alanda silahlı yapının olduğunu, İran'da PJAK, Türkiye'nin içinde PKK, Irak'ta PKK, Suriye'de SDG bulunduğunu ifade eden Çelik, bir de bunun çatısı olan hem ideolojik hem finansal terör faaliyeti yürüten KCK olduğunu aktardı.

Çelik, "Dolayısıyla burada kastettiğimiz şey bizim bütün bu unsurların, bütün şube uzantıları sona ersin derken yani şöyle bir şey yok, silahlı grup silahı bıraktı ama Avrupa'daki finansal faaliyetler devam ediyor. Bu ne demek' 'Ben ilk fırsatta tekrar terör faaliyetine başlayacağım' demektir. Bunların hepsi tek bir çerçeve olarak ele alınmalı. Buradaki büyük resimde mevzu şudur. Türkiye bu gündemi geride bırakmak istiyor. Bu gündemin bölgede de geride bırakılması lazım." diye konuştu.

"Herhangi bir terör örgütüyle bir pazarlık söz konusu değil"

Bölgedeki Türklere, Kürtlere, Araplara, Sünnilere, Şiilere, Alevilere, Dürzilere, Nusayrilere dönük kötü niyet besleyenlerin hepsinin terör örgütlerini vekalet savaşlarının parçası olarak kullandığının altını çizen Çelik, "Biz şu anda hangi terör örgütüne, hangi ülkenin istihbarat örgütünün 'silah bırakmayın ya da acele etmeyin' dediğini ya da kimin kime ne vadettiğini biliyoruz. Hangi faaliyetin yürütüldüğünü biliyoruz." sözlerini sarf etti.

Bütün komşulardan ve müttefiklerden bu sürece destek vermesini arzu ettiklerini dile getiren Çelik, burada aslında Türk'ün de, Kürt'ün de, Arap'ın da diğer bütün unsurların üzerinde terörle kurulmak istenen vesayetin kaldırılmasıyla ilgili bir iradenin bulunduğunu vurguladı.

"İmralı'ya gitmekle ilgili AK Parti'nin bir mesafesi var mıydı'" sorusu üzerine Çelik, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde doğrudan cezaevlerini ziyaret eden, cezaevlerinde mahkumlarla görüşen ve bu konuda faaliyet yürüten komisyonların olduğunu hatırlattı. Böyle bir mesele yürütülürken de komisyonun iradesinin burada bu şekilde tecelli ettiğini ve böyle bir görüşmenin gerekliliğine karar verildiğini aktaran Çelik, netice itibarıyla da bu görüşmenin gerçekleştiğini kaydetti.

Komisyonun genel kurula yol göstermek üzere tutum belgesi ortaya çıkaracağını, bunların hepsinin hukuk sisteminin imkan ve kabiliyetleri içerisinde olduğunu vurgulayan Çelik, "Devletin niteliklerinden ya da milletin değerlerinden verilen bir taviz yok. Tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak ilkesinden bunu zedeleyecek herhangi bir adım yok. Bu ilkeler çok açık bir şekilde ortaya konuluyor. Herhangi bir terör örgütüyle ya da yabancı bir güçle herhangi bir pazarlık söz konusu değil. Al-ver süreci söz konusu değil." ifadesine yer verdi.

"Yol haritası işliyor"

"İmralı ile görüşmede beklenen bir mesaj var mıydı' O mesaj alındı mı'" sorusu üzerine Çelik, terör örgütünün kendini feshetmesi ve silah bırakmasıyla ilgili daha önce yapılan bir açıklamanın olduğunu hatırlattı.

Çelik, komisyon üyelerinin, silah bırakma sürecinin devamıyla ilgili, Suriye'deki SDG'nin tasfiyesine ilişkin sorular sorduklarını ve komisyona bu konuda bilgi vereceklerini anlattı.

Komisyonun görüşmesinin açıklanıp açıklanmayacağına ilişkin de Çelik, "Komisyonun kendi takdiridir, kararını verir." dedi.

Silah bırakma sürecinin kesintisiz devam etmesi gerektiğini, bunu akamete uğratacak bir takım çıkışların daha hızlı alınıp kenara konulması gerektiğini dile getiren Çelik, "Stratejik sabır, stratejik aklın merkezinde yer alan unsurlardan bir tanesi. O yüzden birincisi, yol haritası işliyor. Yani 'Terörsüz Türkiye' hedefine doğru ilerliyoruz. Rotada bir sapma yok. Bütün provokasyonlara ve sabotajlara ve diğer bir takım gündem saptırmalara rağmen odağımızı koruyoruz, ilerliyoruz ve inşallah bu hedefe ulaşmak için senkronize bir şekilde çalışıyoruz." açıklamasında bulundu.

Terör örgütü elebaşlarından birinin "PKK kadroları af istemiyor. Eve dönüş yasası istemiyoruz. Af, suç işleyenlere yapılır. Biz bir suç işlemedik. Affedecek bir şeyimiz yok. Niye af isteyelim'" şeklinde sözler sarf ettiği hatırlatılan Çelik, komisyon kurulmadan önce komisyonun kurulmasının ne kadar önemli olduğunun altının herkes tarafından çizildiğini, komisyon kurulduktan sonra örgüt çevrelerinden bu tip mesajlar geldiğini ifade etti. Çelik, "Yol haritasında ilerleme sağlandığı zaman muhakkak surette bir psikolojik harp yöntemi, bir sabotaj girişimi şeklinde bir şey." görüşünü paylaştı.

Kritik aşamalarda böyle bir zamanlamanın dikkat çekici olduğunu vurgulayan Çelik, bu sefer de İmralı ziyaretinden sonra, SDG meselesi konuşulurken sadece bu açıklamanın değil üç dört tane bu şekilde zehirli açıklamanın geldiğini anımsattı.

Çelik, "Burada iki katman var. Birinci katman şu, bu komisyonun kurulmasına da vesile olan PKK terör örgütünün fesih ve silahların bırakılması sürecinde odak kaybı yaratmaya çalışan bir şey. İkinci katman esasında bu çağrıyı örgüte kim yaptı' İmralı yaptı. Şimdi oraya bir şey söylüyor aslında. O çağrıya müspet yaklaştığını söyler gibi ondan sonrasında da silah bırakmayacağız noktasına gelen, yani orada İmralı'dan yapılan fesih ve silah bırakma çağrısına karşıt bir çağrı olarak bunu gündemleştiriyor." değerlendirmesini yaptı.

"Tek adresli düşünmemek lazım"

Esed rejimi zamanında en çok zulme uğrayanlardan birinin Suriye'deki Kürtler olduğunu, 10 Mart Mutabakatı'nın 7. maddesinde "Bölünmeye yönelik çağrılar, nefret söylemi ve toplumdaki ayrışmayı körükleyen girişimler reddedilecektir" denildiğini aktaran Çelik, 10 Mart Mutabakatı'nın, Kürtlerin kazanımlarını tescil ettiğini söyledi.

"Bir 'uygulayacağız' diyorlar, bir 'uygulamayacağız' diyorlar. Trump, Şara'ya destek veriyor ama farklı sesler çıkıyor. İsrail'in orada PYD'yi, terör örgütünü bir şekilde kışkırtması, Trump'a rağmen bunu yapması gibi bir durum var mı'" sorusuna Çelik, "Tabii tek adresli düşünmemek lazım. Başka odaklar da var. Biliyoruz." yanıtını verdi.

AK Parti Sözcüsü Çelik, şöyle devam etti:

"Son yaptıkları açıklamalarda diyorlar ki 'Biz Türkiye için bir tehdit teşkil etmiyoruz. Biz herhangi bir şekilde Türkiye'ye zarar verecek bir konumda gözükmek istemiyoruz'. Retorik olarak bunu herkes söyleyebilir. Söylem olarak herkes söyleyebilir. Biz de diyoruz ki 'Irak'taki yöntemle, terör örgütünün feshi ve silahların bırakılması yöntemiyle Suriye'deki yöntem ayrı. Her birinin kendi karakteri var. Kendi özgür koşulları var. İşte bunun altına imza attıkları metin bu ve ikinci maddesinde doğrudan Suriye Kürtlerinin haklarının garanti altına alınacağını söylüyor.

Bu anlaşmanın uygulanmasını istiyoruz biz. Bu anlaşmanın uygulanması bizim açımızdan SDG'nin Türkiye açısından terör örgütü olmaktan ve Türkiye'yi tehdit eden bir yapı olmaktan çıkmasının ispatıdır. Anlaşmanın altına imza da atmışsınız. Bunu uyguladığınız andan itibaren bu anlaşmanın maddelerini hatta ilk aşamada havaalanları, gümrük kapıları, petrol bölgelerinin merkezi yönetime devri şeklinde bir adımın atılması bile aslında birçok şeyi değiştirecek. Stratejik bir oyun değiştirici, olumlu anlamda stratejik bir oyun değiştirici olacaktı. Bu çerçevede bir tablo çıkacaktı."

Türkiye'ye kötü gözle bakanlara kötü gözle baktıklarını kaydeden Çelik, "Biz istiyoruz ki buradan Suriye özelinde söyleyeyim, Türkmen de kazansın, Kürt de kazansın, Arap da kazansın, Sünni, Şii, Alevi, Nusayri, Ezidi, Dürzi hepsi kazansın. Yani bizim o güneydeki ayrılıkçılık yapan ve İsrail'le iş tutan o ayrılıkçı Dürzi lider dışında Dürzilerle hiçbir sorunumuz yok. Onların da haklarının korunmasını istiyoruz." diye konuştu.

Ömer Çelik, terörsüz bölge çağrısının herkesin hakkını koruyan bir durum olduğunu, burada kimsenin dışlanmadığını aktardı.

Kimsenin, Türkiye'nin Suriye politikasına bir şey demediğini, tam tersine herkesin Suriye'de istikrar olmasını istediğini belirten Çelik, "Biz de Suriye yönetimine, uygun şekilde, Cumhurbaşkanımızın mesajları çerçevesinde ne diyoruz' 'Herkesi kapsayacak bir hükümet modeli çıkarın'. Bu unsurlar terörü bıraktıktan sonra suç işlememiş olanlar giderler, parti kurarlar, parlamentoya girerler, hükümete girerler ve sistem işlemeye devam eder." dedi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik övgü dolu sözleri sorulan Çelik, "Başkan Trump'ın birinci dönemini hatırlayın çok inişli çıkışlı bir dönemdi. O inişli çıkışlı dönemde bir şey gördü o. O da şu, yolunda sabit duran, verdiği sözün arkasında duran bir tek Erdoğan var. Net görüldü bu. Bunu ifade etti zaten." değerlendirmesinde bulundu.
 

İslam dünyası üzerine oynanan oyunlar

"Hıristiyanlığa hiçbir yararı olmayan Haçlı savaşları gibi Moğol hücumları plansız ve amaçsız başlatıldığı için onca yağma, yıkma ve tahribata rağmen İslam'ı yok edemedi

29.03.2026 00:10:00
Haber Merkezi
İslam dünyası üzerine oynanan oyunlar
İslam dünyası üzerine oynanan oyunlar
"Hıristiyanlığa hiçbir yararı olmayan Haçlı savaşları gibi Moğol hücumları plansız ve amaçsız başlatıldığı için onca yağma, yıkma ve tahribata rağmen İslam'ı yok edemedi.

Ancak bizim İslam ile olan savaşımız Moğollar gibi sadece birtakım askeri harekatlar, yakıp yıkmalar, yağmalar değildir. Bu işte pek acelemiz yoktur.

Büyük Britanya Devleti çok ciddi bir mütalaa ve çok iyi bir planlama ile İslam'ı yok ediş için adım atacaktır. Ve düzenli dakik planların uygulanmasını sabırla izleyecektir. Sonunda amacına ulaşacaktır." Bunu kim diyor? İngilizler diyor. Adamların maksadı 'sen ne dersen de' budur…

İçimize yüzlerce yerli ajan yerleştirdiler



Doğrudan, cephe halinde saldırıldığında siz, tepkinizi koyuyorsunuz. Ama ajanı bizzat kendi içinizde tuttuğunda tepkinizi koyamıyorsunuz. Akrabası var, dayısı, amcası, hısımı, sülalesi var; onun yanında yer alıyor.

İşte bu adamcağızlar maalesef işi böyle yaptılar. İslam dünyasında kendilerine, ajanlar yetiştirdiler ve bunlara vazifeler verdiler. Onlar bu vazifelerini icra ediyorlar. Adam sadece adam tutmadı, mezhep bile kurdurdu.

Hampher bir zattan bahsederken bakın ne diyor: "Yüksekten uçan ve egoist bir kişiliği olan Muhammed b. Abdulvahab'ı yavaş yavaş etkilemeye başlamıştım. O da, benim güvenimi daha fazla kazanmak için kendisini olduğundan daha bağımsız ve kayıtsız göstermeye çalışıyordu.

Bir keresinde ona dedim ki, 'Acaba cihat vacip midir?' Dedi ki; 'Nasıl vacip olmaz! Allah şöyle buyuruyor: 'Kafirlerle savaşınız.'

Buna karşılık Allah, 'kafirlerle, münafıklarla savaşınız' buyuruyor. Oysa Peygamber, münafıklarla savaşmadı, dedim. O halde kafirler ile de söz ve davranışta cihat etmek vaciptir, dedim.

O, 'Hayır! Peygamber cihat meydanlarında kafirlerle cihat etmiştir' dedi. Ben de yine, Peygamber, kendini savunmak için kafirlerle savaşıyordu. Zira onu öldürmek istiyorlardı, deyince, Muhammed tasdikler mahiyette başını sallayarak susmayı tercih etti. Ben de işimde başarılı olduğumu hissettim."



Hampher devamla: "Bu adama, bu tarihten sonra amacım Vehhabi şahsiyetinin liderlik fikrini telkin etmekti. Onun ruhunu etkileyerek Müslümanların idaresi için Sünni ve Şiilikten başka üçüncü bir yolu ona önermeye başladım" diyor.

O zaman İslam dünyasında Sünnilik ve Şiilik vardı. İngiliz Sömürgecilik Bakanlığı diyor ki, "Orada yeni bir mezhep vücuda getireceksiniz ki bu ikisinin dışında üçüncü bir kaynak olsun ve bir fitne çıkartsın."

Devam ediyor; "Bu hedefime erişebilmek için onun fikrine saygı duydum. Ye onu körü körüne bağlı olduğu her şeyden temizlemeye çalıştım. Onu, yükseklerden uçan özgür düşünce duygusu güçlendiriyordu. Safiye de bu konuda bana yardımcı oluyordu. Zira Muhammed ona delice aşıktı.

Safiye denilen kadın da Yahudi asıllı bir kadındır. O bölgenin gençliğinin ahlakını bozmak için gönderilmiş bir misyonerdir. O da böyle bir faaliyet içerisindedir.

Devam ediyor: "Kısacası Safiye, sabır ve selahiyeti şeyhten almıştı. Onu evlendirdikten üç gün sonra evlerine gittim. Bu sefer ki konuşmamız şarabın haramlığı konusunda olacaktı."

Bu eseri biz bir adamı kötülemek maksadıyla yazmadık. Bir vakıayı ortaya koymak istedik. Suud yarımadasında Sünni bir akait vardı. Bu akaidin yer değiştirmesi lazımdı. Bir taraftan İngilizler Hicaz bölgesinde Şerif Hüseyin'i, İstanbul merkez, iradesine karşı "Sen peygamber soyundan, asil bir sülaledensin. Hilafet senin hakkındır" sözleriyle hazırlarken, diğer taraftan da ola ki Şerif Hüseyin başlarına bela olur diye de Suud'da yeni bir mezhebin temelini atıyorlar. O mezhep sayesinde de Şerif Hüseyin'i hallediyorlar. Onun için bu mevzuyu konu aldım." (Prof. Dr. Haydar Baş, Niçin Türkiye eseri 3. Bölümden) 

Dicle Nehrine petrol karıştı

Cizre'de boru hattındaki sızıntı nedeniyle petrol Dicle Nehrine karıştı, ekipler arızayı giderdi

28.03.2026 22:07:00 / Güncelleme: 28.03.2026 23:30:55
İhlas Haber Ajansı
Dicle Nehrine petrol karıştı
Dicle Nehrine petrol karıştı
Şırnak'ın Cizre ilçesinde boru hattındaki sızıntı nedeniyle petrol Dicle Nehri'ne karıştı. Meydana gelen arıza, TPAO ekipleri tarafından giderildi.

Edinilen bilgilere göre, Cizre ilçesi ile Kasrik beldesi arasında kalan bölgeden geçen Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına (TPAO) ait ham petrol boru hattında henüz belirlenemeyen nedenle yaşanan patlak sonrası çevreye saçılan petrol Dicle Nehri'ne karıştı.



Nehir yüzeyi ham petrolle kaplanırken, çevreye kötü bir koku yayıldı. Durumun bildirilmesi üzerine bölgeye TPAO ve ilgili birimler yönlendirildi. Boru hattındaki petrol akışını kesen ekipler, sızıntının yaşandığı noktada onarım çalışmasını kısa sürede tamamlayarak sızıntıyı giderdi. Belediye ekipleri, söz konusu kirlilik nedeniyle arıtma tesisini geçici olarak durdurup, ilçeye su akışını kesti.



Çocukları ile beraber parkta dolaşırken petrol kokusu aldıklarını belirten Serdar Kerimoğlu, petrol kokusunun nereden geldiğini anlamaya çalışırken nehir üzerinde petrol tabakasını gördüklerini söyledi. Kerimoğlu, "Şu an nehirde neredeyse petrol akıyor. Bu sızıntı canlı varlıklar için de tehlike arz ediyor. Bunun için yetkililerden ricamız bu sızıntının hemen giderilip, nehirde gerekli temizliğin yapılmasıdır" dedi.

Olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Uludağ'da Mart sonunda kar sürprizi

Uludağ'da mart ayının son haftasında etkili olan kar yağışı ve fırtına, bölgeyi adeta yeniden kışa döndürdü. Hava sıcaklıklarının ani düşüşüyle birlikte başlayan yoğun kar yağışı, kısa sürede etkisini artırarak yüksek kesimlerde tipi şeklinde görüldü

28.03.2026 17:40:00 / Güncelleme: 28.03.2026 17:42:34
İHA
Uludağ'da Mart sonunda kar sürprizi
Uludağ'da Mart sonunda kar sürprizi
Bursa kent merkezinde dün bahar havası hissedilirken, bugün Uludağ'da yaşanan ani değişim hem vatandaşları hem de turizm işletmecilerini şaşırttı.

Özellikle zirveye yakın bölgelerde görüş mesafesinin yer yer düştüğü, rüzgarın etkisiyle kar fırtınası çıktı.



Yetkililer ise fırtına nedeniyle sürücüleri dikkatli olmaları konusunda uyardı.

Kar kalınlığının yeniden artış gösterdiği Uludağ'da, yağışın aralıklarla devam etmesinin beklendiği öğrenildi.

Sessiz tehlike ağızda başlıyor!


 
Ağız ve diş sağlığının yalnızca diş çürüğü ya da diş kaybı ile sınırlı olmadığını, tüm vücut sağlığınızı doğrudan etkileyen kritik bir öneme sahip olduğunu biliyor muydunuz? “Basit bir diş eti kanaması” denilerek yeterince önemsenmeyen sorunun hayati riske dahi yol açabildiğini?

28.03.2026 14:40:00
MURAT ÇORBACI
Sessiz tehlike ağızda başlıyor!
Sessiz tehlike ağızda başlıyor!

Ağız ve diş sağlığının yalnızca diş çürüğü ya da diş kaybı ile sınırlı olmadığını, tüm vücut sağlığınızı doğrudan etkileyen kritik bir öneme sahip olduğunu biliyor muydunuz? "Basit bir diş eti kanaması" denilerek yeterince önemsenmeyen sorunun hayati riske dahi yol açabildiğini? Hatta kalp krizi riskinin diş etinden başlayabildiğini? Diş Eti Hastalıkları Uzmanı (Periodontolog) Prof. Dr. Ülkü Noyan, özellikle diş eti hastalıklarının kalp ve damar hastalıklarıyla güçlü bir bağlantısı olduğunu belirterek, Alzheimer ve kanser sürecini de olumsuz etkilediğini, buna karşın toplumdaki farkındalığın hala son derece yetersiz olduğunu vurguluyor.

Prof. Dr. Noyan, ağız ve diş sağlığının önemine yönelik çarpıcı bilgiler verdi; alınacak basit ama etkili 7 yöntemi anlattı.
1. Günde en az iki kez, özellikle gece yatmadan önce dişlerinizi fırçalayın.
2. Doğru teknik ve size uygun diş fırçası için mutlaka diş hekiminin önerisini alın.

3. Günde en az bir kez diş ipi ya da arayüz fırçası kullanın. Bakteriler en çok, diş fırçasının ulaşamadığı alanlarda birikir.
4. Ağız kokusunun ve bakterilerin önemli kaynaklarından biri dil yüzeyidir. Bu nedenle mutlaka dilinizi de temizleyin.

5. Ağız gargarasını hekim önerisi olmadan kullamayın. Çünkü gargaralar yararlı bakterileri de yok ederek damar sağlığı için gerekli olan nitrit oksit üretimini azaltabilir. Ayrıca alkollü gargaralar, özellikle sigara kullanan bireylerde kanser riskini artırabilir.

6. Her gün yeterli su için. Tükürük ağız içini koruyan doğal bir savunmadır. Ağız kuruluğu yaşayan bireylerin gün boyunca suyu yudum yudum tüketmesi büyük önem taşır.
7. En az 6 ayda bir mutlaka diş hekimine gidin. Yapılan kontroller, yalnızca diş taşı temizliği değil, zararlı bakterilerin hastalık oluşturacak seviyeye ulaşmasını önlemek için gereklidir. Çünkü temizlik yapılmasından 9-11 hafta sonra zararlı bakteriler çoğalmaya başlar.

Diyarbakır'da kolonlarda çatlama sesi duyulan bina boşaltıldı

Diyarbakır'ın merkez Bağlar ilçesinde kolonlarında çatlama sesi duyulan bina tedbir amaçlı olarak boşaltıldı. 51 vatandaş tahliye edildi

28.03.2026 00:30:00 / Güncelleme: 28.03.2026 06:15:06
İHA
Diyarbakır'da kolonlarda çatlama sesi duyulan bina boşaltıldı
Diyarbakır'da kolonlarda çatlama sesi duyulan bina boşaltıldı
Edinilen bilgilere göre, ilçenin Bağcılar Mahallesi 1063. Sokaktaki zemin ile birlikte 6 katlı Habib Apartmanı'nın kolonlarında çatlama sesi duyulması üzerine 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbarda bulunuldu.



İhbar üzerine olay yerine AFAD, polis, Bağlar Belediyesi Afet İşleri Müdürlüğü ve zabıta ekibi yönlendirildi. Ekiplerin yaptıkları inceleme sonucu binada risk durumu olması nedeniyle biri boş, 9 dairedeki 51 vatandaş geçici olarak tahliye edildi.



Binaya şeridi çekilerek, polis ekipleri tarafından güvenlik önlemi aldı. Nihai kararın yapılacak detaylı inceleme sonucu belirleneceği öğrenildi.

Karabük'te valilik konutu tehlike altında: Çatlaklar ilerliyor

Karabük'te inşaat çalışmaları sonrası oluşan çatlak ve yarıkların valilik konutuna doğru ilerlemesi endişe oluştururken, bölgede başlatılan güçlendirme çalışmaları aralıksız sürüyor

27.03.2026 14:40:00 / Güncelleme: 27.03.2026 14:43:12
İHA
Karabük'te valilik konutu tehlike altında: Çatlaklar ilerliyor
Karabük'te valilik konutu tehlike altında: Çatlaklar ilerliyor
Olay, Yeşil Mahalle Taşkent Caddesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, bölgede yürütülen inşaat faaliyetlerinin ardından yolda oluşan çatlaklar zamanla genişleyerek derin yarıklara dönüştü.



Yarıkların valilik konutuna doğru ilerlemesi üzerine yetkililer harekete geçerken, bölgede güvenlik önlemleri artırıldı.



Muhtemel bir riskin önüne geçmek amacıyla güçlendirme ve dolgu çalışmalarına hız verildi.



Öte yandan, çalışmalar kapsamında yol çift yönlü olarak trafiğe kapatıldı.



Ekipler, çatlak ve yarıkların ilerlemesini durdurmak için kontrollü şekilde müdahalelerini sürdürüyor.

Uşak Belediye Başkanı gözaltına alındı

Uşak, Kocaeli ve Ankara'da düzenlenen rüşvet operasyonunda Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın da aralarında bulunduğu 13 şüpheli gözaltına alındı

 

27.03.2026 10:49:00 / Güncelleme: 27.03.2026 11:11:46
Anadolu Ajansı
Uşak Belediye Başkanı gözaltına alındı
Uşak Belediye Başkanı gözaltına alındı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışma kapsamında, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım hakkında kişi ve firmalardan rüşvet aldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma doğrultusunda operasyon düzenlendi.

Uşak, Kocaeli ve Ankara'daki eş zamanlı operasyonda aralarında Yalım'ın da bulunduğu 13 zanlı gözaltına alındı.

Şüpheliler, işlemleri için emniyete götürüldü.

Başsavcılığın açıklaması

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasında, Uşak Belediyesince şirketlere verilen ihalelerde mükerrer faturalandırma yapılarak oluşan farkın rüşvet olarak alındığı, ihale konusuyla alakalı kurulacak yeni işletmelerde belediye başkanının aile fertlerine şirketten ortaklık payı verilmesi, aksi halde ihalenin ilgili şirketlere verilmeyeceği yönünde baskı oluşturularak menfaat temin edildiği bildirildi.

Belediye başkan yardımcılarının şahsi hesaplarına "Uşakspor'a yardım/bağış" adı altında yüksek miktarlarda para topladıkları, Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın makamına "bağış" adı altında nakit getirildiği ve makbuz düzenlenmeksizin özel kalem müdürüne teslim edilerek zimmete geçirildiği belirtildi.

Açıklamada, belediye başkanı, yardımcıları ve belediyedeki üst düzey yöneticilerin geceleri eğlence mekanlarına giderek harcama yaptıkları ve bu harcamaların "temsil/ağırlama giderleri" adı altında yemek faturası üzerinden belediye bütçesinden ödendiği kaydedildi.

Yalım'a ait tesislerdeki çalışanların belediye kadrosunda gösterildiği ve sigorta primlerinin ödendiği iddiası

Yalım'ın, yolsuz şekilde elde ettiği mallarına operasyonda el konulabileceği ihtimalini düşünerek üzerine kayıtlı mal varlığının tamamını 2025 yılında şoförü olarak çalışan Cihan Aras'a devrettiği bildirilen açıklamada, Yalım'ın gönül ilişkisi bulunan A.A'yı 2024'te yüksek maaşlı kadroda belediyede işe aldığı ancak bu kişinin fiilen belediyede görev yapmadığı, kendisine ait Yalım Garden Tesisleri'nde fiilen çalışan personelin, belediye kadrosunda gösterildikleri ve sigorta primlerinin belediye üzerinden ödendiği belirtildi.

Özkan Yalım'ın, belediyeye 10 araç istediği iş insanı E.A'nın 3 araçtan fazla almayacağını iletmesi üzerine aynı hafta E.A'nın sahibi olduğu AVM'nin mevzuata uygun olmadığından bahisle mühürlendiği ve 65 milyon lira para cezası kesildiği yönündeki müşteki ve gizli tanık beyanları üzerine "rüşvet", "irtikap" ve "ihaleye fesat karıştırma" suçlarından soruşturma başlatıldığı kaydedilen açıklamada, müşteki ve tanık beyanlarına konu isnatlar kapsamında ilgili kişiler arasında yoğun HTS ve ilgili tarihlere ilişkin ortak baz kayıtlarının bulunduğu bildirildi.

Açıklamada, MASAK raporları kapsamında şüphelilerin hesaplarında kaynağı tespit edilemeyen yüksek tutarlı para hareketlerinin, mal varlığı alımlarının, nakit yatırma ve çekme işlemlerinin, yurt dışı şirketler ile şahıslar tarafından gönderilen yüksek tutarlı swiftlerin bulunduğu, şüphelilerin gerçekleştirmiş olduğu finansal işlemlerin hacim ve sıklığı ile mali ve mesleki profilleri arasında uyumsuzluk bulunduğu, tanık ve müşteki beyanlarının elde edilen teknik ve mali verilerle uyumlu olduğu kaydedildi.

Bu değerlendirmeler doğrultusunda Uşak, Ankara ve Kocaeli'de eş zamanlı operasyon gerçekleştirildiği, 13 şüphelinin gözaltına alındığı belirtildi.

Adana'da torbacılara şafak operasyonu: 15 gözaltı

Adana'da şafak vakti uyuşturucu satıcılarına yönelik yapılan operasyonda 15 kişi gözaltına alındı.

27.03.2026 10:32:00
İhlas Haber Ajansı
Adana'da torbacılara şafak operasyonu: 15 gözaltı
Adana'da torbacılara şafak operasyonu: 15 gözaltı
Adana'da şafak vakti uyuşturucu satıcılarına yönelik yapılan operasyonda 15 kişi gözaltına alındı.

İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 'torbacı' diye tabir edilen uyuşturucu satıcılarına yönelik operasyon düzenledi.



Özel harekat polislerinin de desteğiyle 16 adrese şafak vakti eş zamanlı yapılan baskınlarda 15 kişi gözaltına alındı.



Adreslerde yapılan aramalarda 46,20 gram bonzai, 43,37 gram bonzai hammaddesi ve ruhsatsız tabanca ele geçirildi.

Şüpheliler sorgulanmak üzere emniyete götürüldü.

Marmaris Belediyesi'ne gece yarısı yapılan baskınla ilgili Başkan Ünlü'den açıklama

Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında gece yarısı Marmaris Belediyesi'ne gerçekleştirilen polis baskını ile ilgili Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü ve CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun Marmaris Belediyesi önünde açıklama yaptı. Başkan Ünlü, ekibi ile birlikte Marmaris Belediyesi olarak çalışmalarına devam edeceklerini belirtirken, CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun ise, polis operasyonunun münferit bir soruşturma kapsamında yapıldığını öğrendiklerini söyledi

27.03.2026 03:06:00
İHA
Marmaris Belediyesi'ne gece yarısı yapılan baskınla ilgili Başkan Ünlü'den açıklama
Marmaris Belediyesi'ne gece yarısı yapılan baskınla ilgili Başkan Ünlü'den açıklama
Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüldüğü öğrenilen bir soruşturma kapsamında gece yarısı Muğla İl Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekipler Marmaris Belediyesi'ne baskın düzenledi. Operasyon çerçevesinde çok sayıda polis ekibi tarafından belediye binasına baskın düzenlenirken bazı belediye çalışanları ve önceki dönem belediyede görev yapan üst düzey yetkililer ikametlerinden alınarak belediyeye getirilirdi.

Belediye binasında aramalar devam ederken gece yarısı çoğunluğu partili çok sayıda kişi belediye binasının önünde toplandı. Bu arada Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü ve CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun da belediye binası önüne gelerek, toplanan kalabalığa teşekkür edip basın mensuplarına da açıklamada bulundu.

Görevinin başında olduğunu belirten Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, "Marmaris Belediyesi başkanı ve yönetimi ile çalışmalarına devam edecektir. Umarım bu soruşturma da en kısa sürede sonuçlanır. Konuyla ilgili bilgi geldikçe sizlerle paylaşacağız" dedi.

Geceye saat 24:00 itibariyle başlayan bir polis araması ile güne başladıklarını belirten CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun ise Marmaris Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturanın belediye ve belediyedeki işleyişle ilgili değil münferit bir soruşturma olduğunu öğrendiklerini belirtti. Uzun, "Aramanın burada görev yapan arkadaşın yapmış olduğu görevle ilgili iş yerinde yapılan bir aramadan müteşekkil olduğunu öğrendik. Bunun dışında ilgili kişinin konutunda da arama yapıldığını öğrendik. Belediye ve belediye işleyişi ile ilgili bir konu olmadığı yönünde bilgi verildi. Bundan sonraki gelişmeler hakkında da bilgi paylaşacağız. Destek için buraya geldiğiniz için teşekkür ediyoruz" diyerek soruşturmanın bir olaya ilişkin münferit bir soruşturma olduğunu ve bunun detayı hakkında kendilerine bilgi verilmediğini söyledi.

Dilovası'ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var"

Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin davada, tanık olarak dinlenen çevre sakinleri patlama seslerinin peş peşe geldiğini, içeride kalanlara müdahale edemediklerini ve iş yerinin daha önce defalarca şikayet edildiğini öne sürdü

27.03.2026 00:32:00 / Güncelleme: 27.03.2026 06:39:16
İHA
Dilovası'ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var"
Dilovası'ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var"
Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'nde görülen davanın duruşmasında, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8'i tutuklu, 9 sanığın savunmaları ile müşteki ifadelerinin dinlenmesi tamamlandı. Sıra tanıkların dinlenmesine geçildi.



"Patlamalar peş peşe oldu"



Tanık Cemil Düzgüner, yangının çıktığı fabrikanın evine çok yakın olduğunu belirterek, "Yanan fabrika evime yaklaşık 10 metre mesafedeydi. Patlama sesi duydum. Dışarı çıktığımda Tuncay'ın yandığını gördüm. Hürol'un ise onu söndürmeye çalıştığını gördüm. Hemen hortumla müdahale ettik. Çocukların ve kadınların içeride olduğunu öğrendik. Alevlere yaklaşamadık. Onları kurtarma imkanımız olmadı. Patlamalar peş peşe oldu. Altay ve İsmail'i iş yerinde gördüm. Çalışanlar kaldırımda yemek yiyordu, çalışma şartları kötüydü" dedi.



"İkinci patlamadan sonra içeriden ses gelmedi"



Tanık Mehmet Düzgüner ise olay günü yaşananları anlatarak, "Olay günü gümleme ve çığlık sesleri duydum. Yanan birini gördüm. Abim Cemil ile altlı üstlü oturuyoruz. Hemen hortumu çektik ve şahsı söndürdük. İkinci bir patlamadan sonra içeridekilerin sesi kesildi. Orası daha önce başka bir iş yeriydi, lazer işleri yapılıyordu. Sonrasında parfüm üretimi yapılmaya başlandı. Kurtuluş'u tehlike konusunda uyardığımda bana 'Biz önlemlerimizi aldık' dedi" diye konuştu.



"Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım"



Olay gününden bahseden İlhan Altan, "Olay yerine 50-60 metre mesafemiz vardı. Patlama sesi duyunca olay yerine gittim. Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım ancak çok da yapabileceğim bir şey yoktu" ifadelerini kullandı.


"Sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı"



Tesisin elektrik işleriyle ilgilenen tanık Adem Çukan, "Elektrik işleri ile uğraşıyorum. Kurtuluş Bey beni çağırdı, üst katta dağıtım panosunu yaptım. Elektrik kablosu çektim. Ben işlemleri yaptığımda sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı. Kaçak akım rölesi çektim" dedi.



"Bir işçi 'İçimde kötü bir his var' dedi"



Tanık Gökçe Şadiye Sağlam, "Raviva'da ön muhasebe işlerini yapıyordum. Hafta sonu mesaisine gittim, Tuncay ve Hürol ürün yapıyordu. Bir işçi, 'İçimde tarif edemediğim bir sıkıntı var' dedi. Kısa bir süre sonra patlama meydana geldi. Eski yerde de tesise kadar çalıştım. Olaydan bir hafta önce Kurtuluş çağırdı, yeni yerde öylece çalışmaya başladım. Sheliq marka krem ve Shauran markalarına ait parfüm yapılıyordu. Dosyada yer alan iş yeri müracaat kontrol müessese açma ruhsatı gösterildi. Atılan imzaların kendisine ait olmadığını söyledi" ifadelerini kullandı.


"Eşyalarını almaya gittiler, çıkamadılar"



Kıvılcımın karıştırıcıdan çıktığını belirten tanık Hürol Eroğlu, "Olay günü Tuncay ile iş yerine geldik. O gün yapmamız gereken karışımlar vardı. Ben krem, Tuncay ise kolonya karışımı yapıyordu. Birden patlama oldu. Alevlerin içinden Tuncay geldi, onun üzerini söndürmeye çalıştım. Komşu hortum uzattı, onunla söndürdük. 112'yi aradım, içeri giremedim. Kurtuluş'u aradım, 'Yangın var, hemen gel' dedim. Sonra itfaiye geldi. 4-5 aydır orada çalışıyordum, geçici süreliğine orada işe başladım. Tuncay, yaralıyken 'Karıştırıcıda kıvılcım çıktı' dedi. Ataşehir'deki merkez ofiste Kurtuluş'un çocukları kalıyordu. Ayten'e olay günü, 'Nasıl oldu da sen yangından çıkabildin, diğerleri çıkamadı'' diye sorduğumda bana, 'İşçiler telefon ve çantalarını almaya gitti' dedi" ifadelerini kullandı.


"Hürol Eroğlu'nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz"



Müşteki avukatı, "Tanık, bizim sorduğumuz sorulara düşünerek; sanık avukatlarının sorularına ise soluksuz ve düşünmeden cevap verdi. Tanık Hürol Eroğlu'nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz. Bu sebeple hesap hareketleri ile HTS kayıtlarının incelenmesini talep ediyoruz. Kendisi hakkında suç duyurusunda bulunacağız" dedi.
Duruşma, avukatların savunmasının alınması ve ara karar verilmesi amacıyla yarına ertelendi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.