logo
08 AĞUSTOS 2026

'Allah, onları onlar da, Allah’ı sever'

‘Rabbinizi sevin ve insanlara sevdirin! O’nu sevin, insanlara da O’nun yolunu gösterin ki onlar da sevsinler. Hak’tan bihaber olanları haberdar edin ve nimetlerini hatırlatın ki, O’nu sevsinler…

01.04.2026 00:10:00
Haber Merkezi
 
'Allah, onları onlar da, Allah’ı sever'
'Allah, onları onlar da, Allah’ı sever'
'Rabbinizi sevin ve insanlara sevdirin! O'nu sevin, insanlara da O'nun yolunu gösterin ki onlar da sevsinler. Hak'tan bihaber olanları haberdar edin ve nimetlerini hatırlatın ki, O'nu sevsinler…

Rablerini sevenler, gözleriyle O'ndan başkasını görmek istemedikleri gibi kimsenin gözünü görmesini de istemezler. Sadece O'nun rızasına taliptirler, dünya ve ahirete değil, hamd ü senaya değil...







Allah sevgisinin bazı şartları vardır

Gerek kendinle alakalı hususlarda, gerekse başkalarıyla alakalı hususlarda Allah'ın emirlerine uymak, Allah'tan başka hiçbir şeyle huzur ve sükûnet bulmamak, yalnız ve ancak Allah ile ülfet ve ünsiyette bulunmak, Allah ile birlikte olmaktan sıkıntı duymamak ve ürkmemek.

Kulun kalbinde Allah sevgisi yer edince o kişi, Allah ile ünsiyet peydah eder ve O'nunla birlikte olmaktan kendisini engelleyen her şeye öfkelenir…

Hakkınızda bir şeye hükmettiği zaman Allah'tan ürkmeyin, O'nunla aranızdaki ünsiyete halel getirmeyin, o hüküm üzerinde O'nunla çekişmeyin.

Allah'ın, hakkınızdaki takdir ve hükümleri sebebiyle O'nu başkalarına şikayet etmeyin. O'ndan şikayetçi olmayın.







İşte siz, Allah'a karşı bu şekilde davranırsanız, hiç şüphe yok ki, O sizin korkularınızı, endişelerinizi, yalnızlıklarınızı ülfet ve ünsiyete, sevince, neşeye çevirir. Allah ile birlikte olmaktan zevk duyarsınız…

Şu ayet-i kerimleri işitmedin mi: "Allah onları, onlar da Allah'ı sever."  "İnsanlar ve cin tayfasını bana ibadet ederler diye yarattım." 

Bazı müfessirler ibadeti, sevgi olarak açıklamışlardır. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurur: "Bir kul Allah tarafından sevilince iptilaya uğrar, buna sabrederse iktina gelir başına…"







"İktina nedir?" diyen bir sahabeye cevaben: "Çoluğunu, çocuğunu, malını, mülkünü alır" buyurdu.

Çünkü mal ve evlat, Allah sevgisine perdedir. Hakk'ın sevgisi bölünmez. İki sevgilinin arasına giren yanar.

Mala ve evlada sevgi çoğalınca, Hak sevgisi azalır. İnsan bu sevgisinden ceza görür. Çünkü Allah'a bir nevi şirk koşmuştur. Halbuki Allah zatına ve sıfatına şirk koşanları sevmez.

Gayyur ve her şeyden üstündür. Kendine karşı duran her şeyi yok eder. Ta ki o sevdiği kulun kalbi yalnız Zâtına dönsün.







İşte o zaman: "Allah onları, onlar da Allah'ı sever"   ayetinin manası tecelli eder. Bu tecelli bir süre devam ederse, sonunda Hakk'a karşı koşulan ortaklar, yani şirk yok olur.

Mal, çocuk ve şehevi arzular isteği gider. Mal sevgisi kalmaz, kötü hisler ölür. Veli olmak, başa geçmek, keramet sahibi olmak, kat, makam, dereceler istenmez olur. Cennet ve onun dereceleri gözden silinir.

Kalbdeki şahsi irade, temenni yok olur. Suyu saf, içi temiz bir kap halini alır. Çünkü ilahi tecelli onu kaplamıştır.







Bu arada kalb yolunu şaşırdıkça ilâhi tecelli onu yola getirir; kendinden başka her şeyi yok eder. Zaten başkası için oraya yol kalmamıştır. Mevla'nın azamet ve ceberut kuvvetleri orayı sarmıştır. Bunlardan başka her şey için arada bir uçurum vardır. İlahi saltanatın vadileri o imanlı kalbin etrafını çevirmiştir. Oraya yabancı yol bulamaz. 

Biraz kendini dene, yalnız Hakk'ı sev. Göreceksin ki; yalnız hayır ve şerrin sahibi Allah'tır. Bu halinde ilahi bir cezbe gelir, nefsin de yok olur.







İlahi varlığın gayrısı yok olur gider. İşte o zaman sana hayır elleri açılır. İlk bakışta dünyalık işler senin için bol olur. Diller seni över. Herkes senin arzun olmadan yardıma koşar. Ahiret işlerin daha başka olur. Orası senin için tadına doyulmaz bir yer olur.

Hakk'a bağlan; O'na karşı edepli ol. Seni gözeteni gözet. Sana yar olana sen de yar ol. Seni seveni sev. Seni çağırana koş. Senin işini yoluna koyana, elindekini harca. Seni pislikten koruyana yar ol. Ölümden beri alana borçlu ol.

Kötülüklerini giderene minnettar ol. Bir sürü adi vehimlerden seni esirgeyene bağlan. Her şeytan tipinden, aldatıcı ve cahil arkadaşların elinden kurtaran senin en yakın dostundur. Onu ara!

Etrafını bir sürü yol kesiciler sarmışken, seni onların önünden alan, elbette ki en yakın dostun sayılır; onun yolunu gözet. Hak ve bir sürü maddi şeyler ve heva birbirine uyabilir mi? Birtakım maddi kıymetlerin içinde sayılan şeylerle ilâhi kuvvetler bir olabilir mi?







Ne dünya ile ahiret birdir. Ne de değersiz şeylerin önünde ilahi kıymetler bir olur. Kendini nerede görüyorsun? Sen ve bütün varlıklar; ilk, son, iç ve dış hepsinin gidişi Hakk'adır. Bütün kalpler onun için atar. Bütün ağırlıklar Hak canibindendir.

Cenab-ı Hak buyurdu: "De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız, Bana uyun ki, Allah da sizi sevsin."  "Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için, Allah'ın Resulü'nde güzel bir örnek vardır."

Allah'ı sevmek elbette Peygamber (s.a.v.)'i sevmekten ve O'na tabi olmaktan geçecektir." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.