'Allah, onları onlar da, Allah’ı sever'
‘Rabbinizi sevin ve insanlara sevdirin! O’nu sevin, insanlara da O’nun yolunu gösterin ki onlar da sevsinler. Hak’tan bihaber olanları haberdar edin ve nimetlerini hatırlatın ki, O’nu sevsinler…
01.04.2026 00:10:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





'Rabbinizi sevin ve insanlara sevdirin! O'nu sevin, insanlara da O'nun yolunu gösterin ki onlar da sevsinler. Hak'tan bihaber olanları haberdar edin ve nimetlerini hatırlatın ki, O'nu sevsinler…
Rablerini sevenler, gözleriyle O'ndan başkasını görmek istemedikleri gibi kimsenin gözünü görmesini de istemezler. Sadece O'nun rızasına taliptirler, dünya ve ahirete değil, hamd ü senaya değil...

Allah sevgisinin bazı şartları vardır
Gerek kendinle alakalı hususlarda, gerekse başkalarıyla alakalı hususlarda Allah'ın emirlerine uymak, Allah'tan başka hiçbir şeyle huzur ve sükûnet bulmamak, yalnız ve ancak Allah ile ülfet ve ünsiyette bulunmak, Allah ile birlikte olmaktan sıkıntı duymamak ve ürkmemek.
Kulun kalbinde Allah sevgisi yer edince o kişi, Allah ile ünsiyet peydah eder ve O'nunla birlikte olmaktan kendisini engelleyen her şeye öfkelenir…
Hakkınızda bir şeye hükmettiği zaman Allah'tan ürkmeyin, O'nunla aranızdaki ünsiyete halel getirmeyin, o hüküm üzerinde O'nunla çekişmeyin.
Allah'ın, hakkınızdaki takdir ve hükümleri sebebiyle O'nu başkalarına şikayet etmeyin. O'ndan şikayetçi olmayın.

İşte siz, Allah'a karşı bu şekilde davranırsanız, hiç şüphe yok ki, O sizin korkularınızı, endişelerinizi, yalnızlıklarınızı ülfet ve ünsiyete, sevince, neşeye çevirir. Allah ile birlikte olmaktan zevk duyarsınız…
Şu ayet-i kerimleri işitmedin mi: "Allah onları, onlar da Allah'ı sever." "İnsanlar ve cin tayfasını bana ibadet ederler diye yarattım."
Bazı müfessirler ibadeti, sevgi olarak açıklamışlardır. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurur: "Bir kul Allah tarafından sevilince iptilaya uğrar, buna sabrederse iktina gelir başına…"

"İktina nedir?" diyen bir sahabeye cevaben: "Çoluğunu, çocuğunu, malını, mülkünü alır" buyurdu.
Çünkü mal ve evlat, Allah sevgisine perdedir. Hakk'ın sevgisi bölünmez. İki sevgilinin arasına giren yanar.
Mala ve evlada sevgi çoğalınca, Hak sevgisi azalır. İnsan bu sevgisinden ceza görür. Çünkü Allah'a bir nevi şirk koşmuştur. Halbuki Allah zatına ve sıfatına şirk koşanları sevmez.
Gayyur ve her şeyden üstündür. Kendine karşı duran her şeyi yok eder. Ta ki o sevdiği kulun kalbi yalnız Zâtına dönsün.

İşte o zaman: "Allah onları, onlar da Allah'ı sever" ayetinin manası tecelli eder. Bu tecelli bir süre devam ederse, sonunda Hakk'a karşı koşulan ortaklar, yani şirk yok olur.
Mal, çocuk ve şehevi arzular isteği gider. Mal sevgisi kalmaz, kötü hisler ölür. Veli olmak, başa geçmek, keramet sahibi olmak, kat, makam, dereceler istenmez olur. Cennet ve onun dereceleri gözden silinir.
Kalbdeki şahsi irade, temenni yok olur. Suyu saf, içi temiz bir kap halini alır. Çünkü ilahi tecelli onu kaplamıştır.

Bu arada kalb yolunu şaşırdıkça ilâhi tecelli onu yola getirir; kendinden başka her şeyi yok eder. Zaten başkası için oraya yol kalmamıştır. Mevla'nın azamet ve ceberut kuvvetleri orayı sarmıştır. Bunlardan başka her şey için arada bir uçurum vardır. İlahi saltanatın vadileri o imanlı kalbin etrafını çevirmiştir. Oraya yabancı yol bulamaz.
Biraz kendini dene, yalnız Hakk'ı sev. Göreceksin ki; yalnız hayır ve şerrin sahibi Allah'tır. Bu halinde ilahi bir cezbe gelir, nefsin de yok olur.

İlahi varlığın gayrısı yok olur gider. İşte o zaman sana hayır elleri açılır. İlk bakışta dünyalık işler senin için bol olur. Diller seni över. Herkes senin arzun olmadan yardıma koşar. Ahiret işlerin daha başka olur. Orası senin için tadına doyulmaz bir yer olur.
Hakk'a bağlan; O'na karşı edepli ol. Seni gözeteni gözet. Sana yar olana sen de yar ol. Seni seveni sev. Seni çağırana koş. Senin işini yoluna koyana, elindekini harca. Seni pislikten koruyana yar ol. Ölümden beri alana borçlu ol.
Kötülüklerini giderene minnettar ol. Bir sürü adi vehimlerden seni esirgeyene bağlan. Her şeytan tipinden, aldatıcı ve cahil arkadaşların elinden kurtaran senin en yakın dostundur. Onu ara!
Etrafını bir sürü yol kesiciler sarmışken, seni onların önünden alan, elbette ki en yakın dostun sayılır; onun yolunu gözet. Hak ve bir sürü maddi şeyler ve heva birbirine uyabilir mi? Birtakım maddi kıymetlerin içinde sayılan şeylerle ilâhi kuvvetler bir olabilir mi?

Ne dünya ile ahiret birdir. Ne de değersiz şeylerin önünde ilahi kıymetler bir olur. Kendini nerede görüyorsun? Sen ve bütün varlıklar; ilk, son, iç ve dış hepsinin gidişi Hakk'adır. Bütün kalpler onun için atar. Bütün ağırlıklar Hak canibindendir.
Cenab-ı Hak buyurdu: "De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız, Bana uyun ki, Allah da sizi sevsin." "Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için, Allah'ın Resulü'nde güzel bir örnek vardır."
Allah'ı sevmek elbette Peygamber (s.a.v.)'i sevmekten ve O'na tabi olmaktan geçecektir." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)
Rablerini sevenler, gözleriyle O'ndan başkasını görmek istemedikleri gibi kimsenin gözünü görmesini de istemezler. Sadece O'nun rızasına taliptirler, dünya ve ahirete değil, hamd ü senaya değil...

Allah sevgisinin bazı şartları vardır
Gerek kendinle alakalı hususlarda, gerekse başkalarıyla alakalı hususlarda Allah'ın emirlerine uymak, Allah'tan başka hiçbir şeyle huzur ve sükûnet bulmamak, yalnız ve ancak Allah ile ülfet ve ünsiyette bulunmak, Allah ile birlikte olmaktan sıkıntı duymamak ve ürkmemek.
Kulun kalbinde Allah sevgisi yer edince o kişi, Allah ile ünsiyet peydah eder ve O'nunla birlikte olmaktan kendisini engelleyen her şeye öfkelenir…
Hakkınızda bir şeye hükmettiği zaman Allah'tan ürkmeyin, O'nunla aranızdaki ünsiyete halel getirmeyin, o hüküm üzerinde O'nunla çekişmeyin.
Allah'ın, hakkınızdaki takdir ve hükümleri sebebiyle O'nu başkalarına şikayet etmeyin. O'ndan şikayetçi olmayın.

İşte siz, Allah'a karşı bu şekilde davranırsanız, hiç şüphe yok ki, O sizin korkularınızı, endişelerinizi, yalnızlıklarınızı ülfet ve ünsiyete, sevince, neşeye çevirir. Allah ile birlikte olmaktan zevk duyarsınız…
Şu ayet-i kerimleri işitmedin mi: "Allah onları, onlar da Allah'ı sever." "İnsanlar ve cin tayfasını bana ibadet ederler diye yarattım."
Bazı müfessirler ibadeti, sevgi olarak açıklamışlardır. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurur: "Bir kul Allah tarafından sevilince iptilaya uğrar, buna sabrederse iktina gelir başına…"

"İktina nedir?" diyen bir sahabeye cevaben: "Çoluğunu, çocuğunu, malını, mülkünü alır" buyurdu.
Çünkü mal ve evlat, Allah sevgisine perdedir. Hakk'ın sevgisi bölünmez. İki sevgilinin arasına giren yanar.
Mala ve evlada sevgi çoğalınca, Hak sevgisi azalır. İnsan bu sevgisinden ceza görür. Çünkü Allah'a bir nevi şirk koşmuştur. Halbuki Allah zatına ve sıfatına şirk koşanları sevmez.
Gayyur ve her şeyden üstündür. Kendine karşı duran her şeyi yok eder. Ta ki o sevdiği kulun kalbi yalnız Zâtına dönsün.

İşte o zaman: "Allah onları, onlar da Allah'ı sever" ayetinin manası tecelli eder. Bu tecelli bir süre devam ederse, sonunda Hakk'a karşı koşulan ortaklar, yani şirk yok olur.
Mal, çocuk ve şehevi arzular isteği gider. Mal sevgisi kalmaz, kötü hisler ölür. Veli olmak, başa geçmek, keramet sahibi olmak, kat, makam, dereceler istenmez olur. Cennet ve onun dereceleri gözden silinir.
Kalbdeki şahsi irade, temenni yok olur. Suyu saf, içi temiz bir kap halini alır. Çünkü ilahi tecelli onu kaplamıştır.

Bu arada kalb yolunu şaşırdıkça ilâhi tecelli onu yola getirir; kendinden başka her şeyi yok eder. Zaten başkası için oraya yol kalmamıştır. Mevla'nın azamet ve ceberut kuvvetleri orayı sarmıştır. Bunlardan başka her şey için arada bir uçurum vardır. İlahi saltanatın vadileri o imanlı kalbin etrafını çevirmiştir. Oraya yabancı yol bulamaz.
Biraz kendini dene, yalnız Hakk'ı sev. Göreceksin ki; yalnız hayır ve şerrin sahibi Allah'tır. Bu halinde ilahi bir cezbe gelir, nefsin de yok olur.

İlahi varlığın gayrısı yok olur gider. İşte o zaman sana hayır elleri açılır. İlk bakışta dünyalık işler senin için bol olur. Diller seni över. Herkes senin arzun olmadan yardıma koşar. Ahiret işlerin daha başka olur. Orası senin için tadına doyulmaz bir yer olur.
Hakk'a bağlan; O'na karşı edepli ol. Seni gözeteni gözet. Sana yar olana sen de yar ol. Seni seveni sev. Seni çağırana koş. Senin işini yoluna koyana, elindekini harca. Seni pislikten koruyana yar ol. Ölümden beri alana borçlu ol.
Kötülüklerini giderene minnettar ol. Bir sürü adi vehimlerden seni esirgeyene bağlan. Her şeytan tipinden, aldatıcı ve cahil arkadaşların elinden kurtaran senin en yakın dostundur. Onu ara!
Etrafını bir sürü yol kesiciler sarmışken, seni onların önünden alan, elbette ki en yakın dostun sayılır; onun yolunu gözet. Hak ve bir sürü maddi şeyler ve heva birbirine uyabilir mi? Birtakım maddi kıymetlerin içinde sayılan şeylerle ilâhi kuvvetler bir olabilir mi?

Ne dünya ile ahiret birdir. Ne de değersiz şeylerin önünde ilahi kıymetler bir olur. Kendini nerede görüyorsun? Sen ve bütün varlıklar; ilk, son, iç ve dış hepsinin gidişi Hakk'adır. Bütün kalpler onun için atar. Bütün ağırlıklar Hak canibindendir.
Cenab-ı Hak buyurdu: "De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız, Bana uyun ki, Allah da sizi sevsin." "Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için, Allah'ın Resulü'nde güzel bir örnek vardır."
Allah'ı sevmek elbette Peygamber (s.a.v.)'i sevmekten ve O'na tabi olmaktan geçecektir." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)



























































