logo
08 AĞUSTOS 2026

Allah Resulünün dilinden Hz. Ali -12-

Ben Ademoğulları’nın efendisiyim, Ali de Arapların efendisidir

24.05.2026 00:17:00
Haber Merkezi
 
Allah Resulünün dilinden Hz. Ali -12-
Allah Resulünün dilinden Hz. Ali -12-
153- "Ali mü'minlerin efendisidir."

154- "Ben Ademoğulları'nın efendisiyim, Ali de Arapların efendisidir."

155- "Ali, velilerin efendisidir."

156- "Ali, vasilerin efendisidir."







157- İmam-ı Hasan'dan şöyle nakledilmiştir: Resulüllah, "Bana, Arapların efendisini çağırın" dedi. Maksadı Ali b. Ebi Tâlib idi.

Aişe, "Arapların efendisi Sen değil misin?" deyince şöyle buyurdu. "Ben Ademoğulları'nın efendisiyim. Ali ise Arapların efendisidir."

Ali geldiğinde Ensar'ın peşine gönderdi. Yanına geldiklerinde onlara hitaben şöyle buyurdu: "Ey Ensar topluluğu, size Benden sonra sarıldığınız taktirde asla dalalete düşmeyeceğiniz şeyi göstereyim mi?"

"Evet, Ya Resulallah" dediklerinde şöyle devam etti: "Bu Ali'dir. O'nu Benim sevgim için sevin. O'na, Ben değer verdiğim için değer verin. Saygı gösterin. Bunu bana Cebrail emretti. Bunu Ben Allah (c.c.) tarafından size söyledim."

158- Ebu Zer Gıfari'den şöyle rivayet edilir: Hz. Peygamber, Ali b. Ebi Tâlib'e bakarak şöyle buyurdu: "Bu göklerin ve yerlerin, ilklerin en iyisidir. Bu vasilerin efendisidir. Bu sıddıkların efendisidir. Muttakilerin imamıdır."







159- Abdullah b. Abbas'tan: Hz. Peygamber Ali b. Ebi Tâlib'e baktı ve şöyle buyurdu: "Bu, hem dünyada efendidir, hem de ahirette."

160- İbn Abbas'tan: Resulüllah beni Ali'ye gönderdi. Ve O'na de ki, "Resulüllah senin için şöyle dedi: Sen dünyada da efendisin, ahirette de. Kim Seni severse Beni sevmiştir. Kim Sana düşmanlık beslerse, Bana düşmanlık beslemiştir."

161- Ümmü Atiyye'den şöyle rivayet edilmiştir: Hz. Peygamber, Ali'nin de içinde bulunduğu bir orduyu savaşa gönderdi. Ben, Resulüllah'ın ellerini kaldırarak şöyle dua ettiğini gözlerimle gördüm: "Allah'ım, Ali'yi Bana bir daha göstermeden canımı alma."







162- Resulüllah, "Allah'ım Ali'nin hararetini ve soğukluğunu gider." Hz. Ali şöyle demişti: "Ben ondan sonra sıcaklık ve soğukluğun eziyetini (asla) hissetmedim..."

163- Resulüllah buyurdu ki: "Ali'dir en büyük sıddık."

164- Ebu Süheyle'den: Ben ve Selman-ı Farisi hac yolculuğuna çıkmıştık. Giderken Rebeze'de Ebuzer Gıfari'ye uğrayıp yanına oturduk. O, bize şöyle dedi:

"Yakında, benden sonra bir fitne olacaktır. Bundan kaçış yoktur. Bu fitne sırasında Allah'ın Kitabı'na ve büyük insan Ali b. Ebi Tâlib'e sarılın ve onlardan asla ayrılmayın.

Şahadet ederim ki, Allah Resulü'nün şöyle buyurduğunu duydum: "Ali'dir Bana ilk iman eden, Beni ilk tasdik eden, kıyamet gününde Benimle ilk müsafaha edecek kimse. O'dur en büyük sıddık. Ve O'dur bu ümmetin hakkı bâtıldan ayıran Fâruk'u. O'dur mü'minlerin reisi -söz sahibi-, mal, ise münafıkların reisidir."







165- "Çok geçmeden Benden sonra bir fitne meydana gelecektir. O zaman olduğunda Ali b. Ebi Tâlib'in yanında yer alın ve O'ndan asla ayrılmayın. Hiç şüphesiz hakkı bâtıldan ayıran fâruk O'dur."

166- Ebuzer Gıfari'den: "Beni ilk tasdik edensin, kıyamet gününde Benimle ilk musafaha edecek kimse Sensin, en büyük sıddık Sensin, en yüce fâruk Sensin, hak ile bâtılın arasını ayıracaksın, Sen mü'minlerin reisisin, (dünya) malı da kafirlerin reisidir."

167- "Ali hak ile beraberdir. Hak da O'nunla! Havuz başında Bana varıncaya kadar birbirlerinden ayrılmazlar."

168- "Ali nereye dönerse Hak O'nunla beraberdir."







169- Ebu Said El-Hudri, kendi Müsned'inde babasından şöyle naklediyor: Ali, Resulüllah'ın yanından geçtiğinde Allah Resulü şöyle buyurdu: "Hak bununla birliktedir, Hak bununla birliktedir."

170- Ebuzer'in hizmetçisi Ebu Sabit'ten: Ümmü Seleme'nin yanına gittim. Baktım ki Ali b. Ebi Tâlib'den bahsedip ağlıyor.

Ve diyor ki: "Resulüllah'ın şöyle buyurduğunu duydum: Ali hak ile birliktedir. Hak da Ali'yle... Bu ikisi kıyamet günü havuz başında Bana varıncaya kadar asla birbirlerinden ayrılmazlar." (Kaynaklar için bakınız Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali eseri)

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.