Allah Resulünün dilinden Hz. Ali -15-
Ali’nin insanlar üzerindeki hakkı, babanın evladı üzerindeki hakkı gibidir
27.05.2026 00:21:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





201- "Ben ve Ali b. Ebi Tâlib, bu ümmetin iki babasıyız. Hiç şüphesiz Bizim, onların boynundaki hakkımız, anne-babalarının hakkından daha büyüktür.
Eğer bize itaat ederlerse, onları ateşten kurtarıp, rahatlık ve huzur yurduna götürürüz. Ve kölelikten kurtarıp en seçkin özgürlere kavuştururuz."
202- İmam-ı Câfer-i Sâdık'tan: "İki babadan birisi Benim, diğeri ise Ali b. Ebi Tâlib'dir. Bu iki baba ölüm anında (herkese) görüneceklerdir."

203- "Babalarınızın en faziletli olanı ve takdir ve teşekkür edilmeye en layık olanı Muhammed ve Ali'dir."
204- "Ali'nin insanlar üzerindeki hakkı, babanın evladı üzerindeki hakkı gibidir."
205- "Ali'nin bu ümmet üzerindeki hakkı, babanın evladı üzerindeki hakkı gibidir."
206- İmam Ali er-Rıza, babaları kanalı ile Resulüllah'tan şöyle nakletmiştir: "Ben, Allah (Azze ve Celle)'nin yarattıklarının efendisiyim.
Ben, Cebrail, Mikail, İsrafil, Arş'ın taşıyıcısı meleklerden ve bütün mukarreb meleklerden ve Allah'ın peygamber ve resullerinden üstünüm. Şefaatin ve (değerli Kevser) havzının sahibiyim Ben.
Ben ve Ali bu ümmetin iki babalarıyız. Kim, Bizi tanırsa, Allah (Azze ve Celle)'yi tanımıştır. Ve kim Bizi inkar ederse Allah (Azze ve Celle)'yi inkar etmiştir.
İki peygamber torunu ve Cennet gençlerinin efendisi olan Hasan ve Hüseyin, Ali'dendir.
Hüseyin'in evladından ise dokuz imam olacaktır ki onlara itaat etmek Bana itaat etmektir. Onlara karşı gelmek Bana karşı gelmektir. Onların dokuzuncusu, onların Kaimi ve Mehdisi olacaktır."

207- Ubeydullah b. Rafi'den: "Resulüllah oturduktan sonra ne zaman kalkmak isterse, Ali'den başkası O'nun elinden tutmazdı. Resulüllah'ın ashabı da bunu bildikleri için Resulüllah'ın elinden ondan başkası tutmazdı."
208- Hammani'den: "Resulüllah oturduğunda Ali'ye yaslanırdı. Kalkmak istediğinde ise elini Ali'nin eline verirdi."
209- İmam Hüseyin babasından şöyle nakletmiştir: "Hz. Peygamber, Ali'ye kendisine gusül verme işini üstlenmesini vasiyet etti.
Hz. Ali, "Ya Resulallah, buna dayanamayacağımdan korkuyorum" dediğinde şöyle buyurdu: "Bu işte Sana yardım edilecektir."
Hz. Ali şöyle devam etmiştir: "Allah'a yemin olsun ki Resulüllah'ın hangi uzvunu çevirmek istediysem Benim için çevrildi."

210- Resulüllah buyurdu ki: "Benim bedenimi çıplak olarak kimsenin görmesi caiz değildir. Ali hariç!"
211- Hz. Ali'den: "Resulüllah, Benden başka kimsenin O'na gusül vermemesini vasiyet etti. 'Benim avretimi kim görürse kör olur' buyurdu."
Hz. Ali şöyle devam etti: "Abbas ve Usame perde arkasından Bana su veriyorlardı. Ben, Resulüllah'ın hangi uzvuna elimi uzatsam, sanki otuz kişi de Benimle birlikte O'nu çeviriyordu. Bu durum gusül bitinceye kadar devam etti."
212- Seleme b. Amr b. Ekva'dan şöyle nakledilmiştir: Allah Resulü, Ebu Bekir'i sancağı ile (İbn-i Hişam'ın nakline göre rengi beyaz idi) Hayber kalelerinden bazılarına gönderdi. O savaştı ve geriye döndü. Bütün çabalarına rağmen zafer elde edilemedi.
Bir gün sonra Ömer b. Hattab'ı gönderdi. O da savaşıp geri döndü. Ama fetih nasip olmadı.
Bunun üzerine Allah Resulü şöyle buyurdu: "Yarın sancağı öyle bir kişinin eline vereceğim ki, Allah Resulü'nü sever, Allah O'nun eli ile fethi gerçekleştirecektir. O geri kaçacak biri değildir."
Seleme şöyle devam etmiştir: Resulüllah, Ali'yi yanına çağırdı. O sırada O'nun gözü ağrıyordu. Allah Resulü, tükürüğünü O'nun gözüne sürdü. Ardından şöyle buyurdu: "Al şu sancağı ve Allah Sana fethi nasip edinceye kadar ilerle."

213- Ömer b. Hattab'dan: Resulüllah şöyle buyurdu: "Yarın sancağı öyle birisine vereceğim ki, Allah ve Resulü'nü sever, Allah ve Resulü de O'nu sever.
O ard arda (düşmana) saldıran ve asla geri kaçmayan birisidir. Allah fethi O'na nasip kılacaktır. Cebrail O'nun sağında, Mikail de solunda hareket edeceklerdir."
İnsanlar o geceyi iştiyak içinde sabahladılar. Sabah olduğunda, Allah Resulü, "Ali nerededir?" diye seslendi. Dediler ki, "Ya Resulallah, O'nun gözleri görmüyor." "O'nu Bana getirin" buyurdu.
Hz. Ali O'nun yanına getirildiğinde, "Bana yaklaş" buyurdu. Hz. Ali yaklaştı ve Allah Resulü, tükürüğünü eli ile O'nun gözlerine sürdü. Bunu üzerine Ali, sanki önceden gözleri hiç rahatsız olmamış gibi ayağa kalktı."
Eğer bize itaat ederlerse, onları ateşten kurtarıp, rahatlık ve huzur yurduna götürürüz. Ve kölelikten kurtarıp en seçkin özgürlere kavuştururuz."
202- İmam-ı Câfer-i Sâdık'tan: "İki babadan birisi Benim, diğeri ise Ali b. Ebi Tâlib'dir. Bu iki baba ölüm anında (herkese) görüneceklerdir."

203- "Babalarınızın en faziletli olanı ve takdir ve teşekkür edilmeye en layık olanı Muhammed ve Ali'dir."
204- "Ali'nin insanlar üzerindeki hakkı, babanın evladı üzerindeki hakkı gibidir."
205- "Ali'nin bu ümmet üzerindeki hakkı, babanın evladı üzerindeki hakkı gibidir."
206- İmam Ali er-Rıza, babaları kanalı ile Resulüllah'tan şöyle nakletmiştir: "Ben, Allah (Azze ve Celle)'nin yarattıklarının efendisiyim.
Ben, Cebrail, Mikail, İsrafil, Arş'ın taşıyıcısı meleklerden ve bütün mukarreb meleklerden ve Allah'ın peygamber ve resullerinden üstünüm. Şefaatin ve (değerli Kevser) havzının sahibiyim Ben.
Ben ve Ali bu ümmetin iki babalarıyız. Kim, Bizi tanırsa, Allah (Azze ve Celle)'yi tanımıştır. Ve kim Bizi inkar ederse Allah (Azze ve Celle)'yi inkar etmiştir.
İki peygamber torunu ve Cennet gençlerinin efendisi olan Hasan ve Hüseyin, Ali'dendir.
Hüseyin'in evladından ise dokuz imam olacaktır ki onlara itaat etmek Bana itaat etmektir. Onlara karşı gelmek Bana karşı gelmektir. Onların dokuzuncusu, onların Kaimi ve Mehdisi olacaktır."

207- Ubeydullah b. Rafi'den: "Resulüllah oturduktan sonra ne zaman kalkmak isterse, Ali'den başkası O'nun elinden tutmazdı. Resulüllah'ın ashabı da bunu bildikleri için Resulüllah'ın elinden ondan başkası tutmazdı."
208- Hammani'den: "Resulüllah oturduğunda Ali'ye yaslanırdı. Kalkmak istediğinde ise elini Ali'nin eline verirdi."
209- İmam Hüseyin babasından şöyle nakletmiştir: "Hz. Peygamber, Ali'ye kendisine gusül verme işini üstlenmesini vasiyet etti.
Hz. Ali, "Ya Resulallah, buna dayanamayacağımdan korkuyorum" dediğinde şöyle buyurdu: "Bu işte Sana yardım edilecektir."
Hz. Ali şöyle devam etmiştir: "Allah'a yemin olsun ki Resulüllah'ın hangi uzvunu çevirmek istediysem Benim için çevrildi."

210- Resulüllah buyurdu ki: "Benim bedenimi çıplak olarak kimsenin görmesi caiz değildir. Ali hariç!"
211- Hz. Ali'den: "Resulüllah, Benden başka kimsenin O'na gusül vermemesini vasiyet etti. 'Benim avretimi kim görürse kör olur' buyurdu."
Hz. Ali şöyle devam etti: "Abbas ve Usame perde arkasından Bana su veriyorlardı. Ben, Resulüllah'ın hangi uzvuna elimi uzatsam, sanki otuz kişi de Benimle birlikte O'nu çeviriyordu. Bu durum gusül bitinceye kadar devam etti."
212- Seleme b. Amr b. Ekva'dan şöyle nakledilmiştir: Allah Resulü, Ebu Bekir'i sancağı ile (İbn-i Hişam'ın nakline göre rengi beyaz idi) Hayber kalelerinden bazılarına gönderdi. O savaştı ve geriye döndü. Bütün çabalarına rağmen zafer elde edilemedi.
Bir gün sonra Ömer b. Hattab'ı gönderdi. O da savaşıp geri döndü. Ama fetih nasip olmadı.
Bunun üzerine Allah Resulü şöyle buyurdu: "Yarın sancağı öyle bir kişinin eline vereceğim ki, Allah Resulü'nü sever, Allah O'nun eli ile fethi gerçekleştirecektir. O geri kaçacak biri değildir."
Seleme şöyle devam etmiştir: Resulüllah, Ali'yi yanına çağırdı. O sırada O'nun gözü ağrıyordu. Allah Resulü, tükürüğünü O'nun gözüne sürdü. Ardından şöyle buyurdu: "Al şu sancağı ve Allah Sana fethi nasip edinceye kadar ilerle."

213- Ömer b. Hattab'dan: Resulüllah şöyle buyurdu: "Yarın sancağı öyle birisine vereceğim ki, Allah ve Resulü'nü sever, Allah ve Resulü de O'nu sever.
O ard arda (düşmana) saldıran ve asla geri kaçmayan birisidir. Allah fethi O'na nasip kılacaktır. Cebrail O'nun sağında, Mikail de solunda hareket edeceklerdir."
İnsanlar o geceyi iştiyak içinde sabahladılar. Sabah olduğunda, Allah Resulü, "Ali nerededir?" diye seslendi. Dediler ki, "Ya Resulallah, O'nun gözleri görmüyor." "O'nu Bana getirin" buyurdu.
Hz. Ali O'nun yanına getirildiğinde, "Bana yaklaş" buyurdu. Hz. Ali yaklaştı ve Allah Resulü, tükürüğünü eli ile O'nun gözlerine sürdü. Bunu üzerine Ali, sanki önceden gözleri hiç rahatsız olmamış gibi ayağa kalktı."
































































