İnsanoğlu yaratılışından bu yana genellikle hakkına razı olmamış elde etmek istediğini güçle ve hileyle elde etmeye çalışmıştır. İlk insan Hz. Adem'in oğlu Kabil hakkına razı olmamış kardeşi Habil'e tuzak kurarak onu ormanlık bir yere götürüp canına kıymıştır. Böylece hakkına razı olup huzur içinde yaşamak dururken kardeşine tuzak kurarak onu öldürmekle hem ilk katillik fiiline kapı açmış hem de Allah'ın azabına layık olmuştur. İyilik sahipleri istisnadır.
Bu konuda ilgili ayetleri paylaşalım:
"Nihâyet nefsi onu kardeşini öldürmeye sürükledi; onu öldürdü de mahvolup gidenlerden oldu." (Maide / 30).
"İşte bu yüzdendir ki İsrailoğulları'na şöyle yazmıştık: Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur. Peygamberlerimiz onlara apaçık deliller getirdiler; ama bundan sonra da onlardan çoğu yine yeryüzünde aşırı gitmektedirler. (Maide (32).
Ahir zaman alametlerinin birçoğunun gerçekleştiği dünya hayatında hakkına razı olmayıp başkalarının haklarına göz dikmek sıradan bir iş olmaya başlamıştır. Dünya siyaseti bu eksende devam etmektedir. Dinli, dinsiz herkes kendi kurduğu düzenin devamını sağlamak için rakiplerine şeytani tuzaklar kurmaktadır.
Dünya kurulduğundan bu yana bazı insanlar başkalarına tuzak kurarak hem birbirine zulüm etmiş hem de Hz. Ali'nin (a.s.) 'devletin dini adalettir' sözüne göre fertler devletleri sistemleri adaletsiz dolayısıyla dinsiz hale getirmişler.
Haksızlık ederek başkalarına tuzak kuranlar bir zaman sefa sürse de eninde sonunda adalet yerini bulmuştur. Bu dünyada karşılık bulmadığını zannettiğimiz bazı adalet dışı işlerin cezası bizleri yoktan var eden yüce Allah tarafından ahirete bırakılmıştır. Bazısını da bu dünyada cezalandırmıştır.
Yüce Allah Kâbe'yi yıkmak üzere gelen Ebrehe'nin fil ordusuna cezasını bu dünyada ve zamanında vermiştir.
"Rabbin fil sahiplerine neler etti, görmedin mi? Onların kötü planlarını boşa çıkarmadı mı? Onların üstüne Ebâbil kuşlarını gönderdi. O kuşlar, onların üzerlerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar atıyordu. Böylece Allah onları yenilip çiğnenmiş ekine çevirdi." (Fil 1-5)
Yüce Allah tuzak kuranların hilelerinin tesirsiz kalacağını ve hak ettikleri cezaya çarptırılacağını da şöyle beyan ediyor:
"Hilelerinin cezası Allah katında (malum) iken, onlar, tuzaklarını kurmuşlardı. Halbuki onların hileleriyle dağlar yerinden gidecek değildi! O halde, sakın Allah'ın peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma! Çünkü Allah mutlak üstündür, kimsenin yaptığını yanına bırakmaz." (İbrahim /46-47)
Bu bilgiler ışığında huzurlu bir dünya hayatı yaşamak ve ahirette de cennet ile mükâfatlanmak isteyen akıl ve iman sahibi olanların asla birilerine haksız yere tuzak kurmaması gerekmektedir. Çünkü haksız yere kurulan tuzakların bedeli dünyada adaletsiz ve huzursuz bir yaşam, ahirette de cehennem azabıdır. Allah bizleri tuzak kuranların şerrinden muhafaza eylesin. Âmin.
Bu konuda ilgili ayetleri paylaşalım:
"Nihâyet nefsi onu kardeşini öldürmeye sürükledi; onu öldürdü de mahvolup gidenlerden oldu." (Maide / 30).
"İşte bu yüzdendir ki İsrailoğulları'na şöyle yazmıştık: Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur. Peygamberlerimiz onlara apaçık deliller getirdiler; ama bundan sonra da onlardan çoğu yine yeryüzünde aşırı gitmektedirler. (Maide (32).
Ahir zaman alametlerinin birçoğunun gerçekleştiği dünya hayatında hakkına razı olmayıp başkalarının haklarına göz dikmek sıradan bir iş olmaya başlamıştır. Dünya siyaseti bu eksende devam etmektedir. Dinli, dinsiz herkes kendi kurduğu düzenin devamını sağlamak için rakiplerine şeytani tuzaklar kurmaktadır.
Dünya kurulduğundan bu yana bazı insanlar başkalarına tuzak kurarak hem birbirine zulüm etmiş hem de Hz. Ali'nin (a.s.) 'devletin dini adalettir' sözüne göre fertler devletleri sistemleri adaletsiz dolayısıyla dinsiz hale getirmişler.
Haksızlık ederek başkalarına tuzak kuranlar bir zaman sefa sürse de eninde sonunda adalet yerini bulmuştur. Bu dünyada karşılık bulmadığını zannettiğimiz bazı adalet dışı işlerin cezası bizleri yoktan var eden yüce Allah tarafından ahirete bırakılmıştır. Bazısını da bu dünyada cezalandırmıştır.
Yüce Allah Kâbe'yi yıkmak üzere gelen Ebrehe'nin fil ordusuna cezasını bu dünyada ve zamanında vermiştir.
"Rabbin fil sahiplerine neler etti, görmedin mi? Onların kötü planlarını boşa çıkarmadı mı? Onların üstüne Ebâbil kuşlarını gönderdi. O kuşlar, onların üzerlerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar atıyordu. Böylece Allah onları yenilip çiğnenmiş ekine çevirdi." (Fil 1-5)
Yüce Allah tuzak kuranların hilelerinin tesirsiz kalacağını ve hak ettikleri cezaya çarptırılacağını da şöyle beyan ediyor:
"Hilelerinin cezası Allah katında (malum) iken, onlar, tuzaklarını kurmuşlardı. Halbuki onların hileleriyle dağlar yerinden gidecek değildi! O halde, sakın Allah'ın peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma! Çünkü Allah mutlak üstündür, kimsenin yaptığını yanına bırakmaz." (İbrahim /46-47)
Bu bilgiler ışığında huzurlu bir dünya hayatı yaşamak ve ahirette de cennet ile mükâfatlanmak isteyen akıl ve iman sahibi olanların asla birilerine haksız yere tuzak kurmaması gerekmektedir. Çünkü haksız yere kurulan tuzakların bedeli dünyada adaletsiz ve huzursuz bir yaşam, ahirette de cehennem azabıdır. Allah bizleri tuzak kuranların şerrinden muhafaza eylesin. Âmin.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Mescid-i Kubâ: İlk adımın bereketi / 28.09.2026
- Uhud: Umre yolculuğunda aşkın ve sadakatin durağı / 27.09.2026
- Vefanın sessiz durağı: Cennetül Baki mezarlığı / 26.09.2026
- Ravza’dan Kabr-i Şerif’e: Hürmetten vefaya / 25.09.2026
- Medine: Gönüllerin Peygamber Efendimize yolculuğu / 24.09.2026
- Yola çıkmadan önce yoldaşınızı seçmelisiniz / 23.09.2026
- Gönül dostlarıyla yolculuk güzel / 22.09.2026
- Kâbe’den döndük, gönülden dönemedik / 21.09.2026
- Zaferden emanete: 30 Ağustos'un bize bıraktığı sorumluluk / Zafere giden kutlu yol -12- / 17.09.2026
- Din ve vatan: Millî Mücadele'nin manevi cephesi / Zafere giden kutlu yol -11- / 16.09.2026
- Uhud: Umre yolculuğunda aşkın ve sadakatin durağı / 27.09.2026
- Vefanın sessiz durağı: Cennetül Baki mezarlığı / 26.09.2026
- Ravza’dan Kabr-i Şerif’e: Hürmetten vefaya / 25.09.2026
- Medine: Gönüllerin Peygamber Efendimize yolculuğu / 24.09.2026
- Yola çıkmadan önce yoldaşınızı seçmelisiniz / 23.09.2026
- Gönül dostlarıyla yolculuk güzel / 22.09.2026
- Kâbe’den döndük, gönülden dönemedik / 21.09.2026
- Zaferden emanete: 30 Ağustos'un bize bıraktığı sorumluluk / Zafere giden kutlu yol -12- / 17.09.2026
- Din ve vatan: Millî Mücadele'nin manevi cephesi / Zafere giden kutlu yol -11- / 16.09.2026























































