'Allah'ın egemenliğine sığınarak korunun'
Hz. Ali (a.s.) buyurdu ki: "Allah'ın egemenliğine sığınmak işlerinizi korur. Bıkıp usanmadan, isteyerek ve arzuyla O'na itaat edin! Vallahi ya böyle yaparsınız ya da Allah sizden İslam kuvvetini alır da ebediyen onu size geri döndürmez ve böylece hüküm başkalarının eline geçer"
"Allah, Peygamberi (s.a.a.), emri yürürlükte olan, konuşan bir Kitapla yol gösterici olarak gönderdi. O, ancak helak olacak kimseyi helak eder. Hak kılıfı giydirilmiş bid'atler Allah'ın koruduğu kimseden başkasını helak edicidir.
Allah'ın egemenliğine sığınmak işlerinizi korur. Bıkıp usanmadan, isteyerek ve arzuyla O'na itaat edin! Vallahi ya böyle yaparsınız ya da Allah sizden İslam kuvvetini alır da ebediyen onu size geri döndürmez ve böylece hüküm başkalarının eline geçer.
Bunlar, benim hükümetim aleyhinde birlik oldular. Cemaatiniz için korkmadıkça sabredeceğim. Çünkü onlar bu zayıf görüşlerinde kalırlarsa Müslümanların düzenleri bozulur. Allah'ın dilediğini nimetlendirmesine hasedleri yüzünden, bu dünyayı istediler. İşleri tersine döndürmeyi arzuladılar. Üzerimizdeki hakkınız; Allah'ın Kitabına ve Resulünün (s.a.a) sünnetine göre amel etmek, hakkı eda için kıyam etmek ve Resulünün sünnetini yüceltmektir."
Hz. Ali (a.s.) Sıffin'de Muaviye ordusuyla çarpışmaya karar verdiğinde ise şöyle buyurdu: "Ey yükseltilmiş tavanın ve korunmuş atmosferin Rabbi olan Allah'ım! Atmosferi gece ve gündüz için konak, güneşle ay için mecra, gezen yıldızlar için seyir yeri ve Sana kullukta usanmayan bir grup meleklerin için de mesken kıldın.
Ey bu yeryüzünün Rabbi! Onu insanlar, sürüngenler, otlayan hayvanlar ve görülen-görülmeyen sayısız canlıların karar yeri kıldın.
Ey yeryüzüne çivi ve halka güven veren sabit dağların Rabbi! Düşmana galip getirirsen azıp zulmetmekten koru, hakka dayandır bizi. Onları bize galip getirirsen, bizi şahadetle rızıklandır ve fitneden koru.
Çetin gerçekler (belalar) indiğinde korunacak şeyleri koruyanlar ve vefalı gayret sahipleri nerede? İşte utanç arkanızda, Cennet ise önünüzde."
(Nehcü'l-Belağa'dan?)
















































































