logo
24 TEMMUZ 2026

Allah'ın kudreti, azameti ve kıyamet

Ey insanlar! Zahitlik; emelleri kısaltmak, nimetlere şükretmek, haramlardan uzak olmakla olur

24.07.2026 00:27:00
Haber Merkezi
 
Allah'ın kudreti, azameti ve kıyamet
Allah'ın kudreti, azameti ve kıyamet
Hz. Ali züht hakkında şöyle buyurmaktadır: "Ey insanlar! Zahitlik; emelleri kısaltmak, nimetlere şükretmek, haramlardan uzak olmakla olur. Eğer bunu elde edemezseniz, en azından haramlar sabrınızı yenmesin. Nimetlere eriştiğinizde şükretmeyi unutmayınız. Allah açık delilleri ve aşikâr kitapları sayesinde sizlere bir özür kapısı açık bırakmamıştır."

Hz. Ali dünyayı kınayarak şöyle buyurmuştur.

"Nasıl betimleyeyim bu diyarı ki başlangıcı meşakkat var, sonu ise yok olup gitmek.... Helalinin hesabı sorulur, haramından dolayı azap vardır. Orada zengin kimse sınanmış; yoksulluğa düşen hüzünlere dalmıştır.

Kim dünyayı elde etmeye çalışırsa, o, ondan uzaklaşıp kaybolur; kim de oturur istemezse ona gelip çatar. Dünya ibrede bakanı basiret sahibi yapar, hasretle bakanı ise kör eder."







Allah'ın kudreti, azameti ve kıyamet hakkında

"Her şey Allah'a boyun eğmiştir. Her şey O'nun sayesinde ayaktadır; her fakirin zenginliği, her düşkünün izzeti, her zayıfın kuvveti, her zulmedilenin sığınağıdır...

O, konuşanı duymakta, her susanın içini bilmektedir. Yaşayanların rızkını karşılamak O'na aittir. Ölenin dönüşü O'nadır.

(Rabbim!) Gözleri seni göremez ki anlatsın. Zira sen, yarattığın vasfedenlerden önce var idin. Onları yalnızlık vahşetinden ötürü yaratmadın. Bir yarar uğruna kullanmadın. İstediğin kişi senden öne geçemez, yakaladığın kimse senden kurtulamaz. Sana karşı gelen hükümranlığını eksiltmez.







Sana boyun eğen, senin mülkünü arttırmaz. Hükmünden memnun kalmayan, senin kararını geri çeviremez. Emrinden dışarı çıkan senden müstağni olamaz.

Tüm sırlar sende bellidir. Tüm bilinmezler sende belirgindir. Sen ebedisin, dolayısıyla senin zaman sınırın olmaz. Sen son noktasın, senden kaçış yok. Vaat edilen yersin. Senden kaçış yine sanadır. Her canlının kaderi senin elindedir. Herkesin dönüşü sanadır.

Ey münezzeh, şanın ne yüce! Ey münezzeh, görebildiğimiz yaratıkların ne yüce! Her bela senin kudretinin yanında ne küçük! Görebildiğimiz melekûtun ne kadar muhteşem! Bunlar, gözümüzden kaçan hükümranlığının yanında ne cılız! Dünyadaki nimetlerin ne kadar bol, ahiretteki nimetlerine göre ne kadar da küçük (az.)







...Göklerinde yerleştirdiklerin ve yerden yükselttiğin melekler, seni en iyi bilen yaratıklardır. Senden en çok korkan ve sana en yakın olanlardır. Sulbe yerleşmemiş, rahme sokulmamışlar, nutfeden yaratılmamışlardır.

Zamanın hadiseleri onları dağıtmaz. Onlar senin katındaki yerlerindedir, yerleri senin yanındadır. İstekleri sende toplanır, ibadetlerinin hepsi sanadır. Emrinden gafletleri azdır.

O halde kendilerine gizli olan hakikatinin künhüne de erseler, amellerini hiçe sayıp kendilerini kınarlar, kendilerinin sana gereği gibi ibadet ve itaat etmediklerini anlarlar.

Münezzeh yaratıcı ve mabutsun! Yarattıklarını güzel imtihan etmek için bir yurt yarattın. Orada bir sofra hazırladın: içecekler, yiyecekler, eşler, hizmetçiler, saraylar, ırmaklar, tarlalar, meyveler... Sonra şu sofraya davet eden bir davetçi gönderdin.

Fakat ne davetçiye icabet eden, ne rağbet ettirdiğine rağbet eden ve ne de teşvik ettiğine müştak olan oldu. Yediklerinde rezil rüsva oldukları murdara yöneldiler ve sevgisinde birleştiler. Sevdikleri şey gözlerini körleştirmiş, kalplerini hasta etmiştir.







Artık sağlıksız bir gözle bakmakta ve iyi duymayan bir kulakla işitmektedirler, Hevesleri, akıllarını çelmiş; dünya kalplerini öldürmüştür. O, kendini oraya kaptırmıştır. Artık dünyanın ve ondan bir şeye sahib olanların kölesi olup çıkmıştır.

Gittiği yere gitmekte, yanaştığı yere yanaşmaktadır. Allah'tan sakındıran vicdanı ve öğüt alacağı bir vaizi yoktur. Elindekileri yükseliş ve inişi olmadığı şeklinde bir yanılgıyla görür. Bilmedikleri şey (bela), başlarına nasıl da gelmiştir! Emin oldukları dünyadan ayrılmışlar; ahirete, kendilerine vaat edilene gelmişlerdir.

Başlarına nitelendirilmesi zor şeyler gelmiş: Ölüm sarhoşluğu ve yok oluşun feryadı üstlerine çökmüş, kendilerinden geçmişler, renkleri atmıştır. Ölüm aralarına girmeye başlamış, kişiyle konuşması arasına girmiştir.

Kişi tanıdıkları arasında gözüyle bakar, kulağıyla işitir, aklı ve zekâsı yerindedir. Giden ömrünü ve zamanın götürdüklerini düşünmektedir. Topladığı malları hatırlamaktadır. İsteklerinde helal-haram gözetmemiş, bellisini de bilirsizini de kabullenmiştir.

Topladığı her şey kendisine bağlanmıştır. Onlardan ayrılmak üzere olduğunu görür. Topladıkları, nimetlenecekleri ve keyiflenecekleri şeyler olarak geridekilere kalır. Rahatlığı başkasına kalmış, yükü sırtında kalmış ve onun rehini olmuştur. Ölüm anında kendisine açığa çıkan işlerden dolayı pişmanlık duyarak ellerini ısırmaktadır.

Hayattayken istediklerinden vazgeçer, başkalarının gıpta ve hasret ettiği şeylerinin onların olmasını ister. Böylece ölüm bedeninde ilerlerken kulağı da dili gibi işlemez olur..







Öyle ki daha tanıdıkları arasında diliyle konuşmaz, kulağıyla işitmez olur. Göz ucuyla tekrar tekrar yüz­lerine bakar, dillerinin kıpırdayışlarını görür, sözlerini duymaz.

Ölüm iyice nüfuz edip yanaşmıştır. Böylece kulağı gibi gözü de alınmıştır artık. Ruh cesedinden çıkmış, ce­sedi kadavra haline gelmiştir. Herkes onunla oturmaktan vahşete kapılmakta ve ondan uzak durmaktadır.

Ne ağlayanına yardım edebilmekte, ne de çağıranına icabet edebilmektedir... Sonra onu toprağa verirler. Onu orada yaptıkları ile baş başa bırakırlar, her zaman için onu görmekten mahrum kalırlar.

(Bu iş böylece devam eder, gider.)

Yazgı süresini, emir vadesini doldurunca, yaratıl­mışların ilki sonuncusuna eklenip de yaratılmışları ye­nileme isteği gelince Allah, gökyüzünü harekete geçirir, yeryüzünü yarıp titretir, dağları yerinden eder, korkunç ve karşı durulmaz gücüyle onları birbirine çarparak un-ufak hale getirir, içindekileri çıkarır, onları eskidikten sonra ye­niler, ayrıldıktan sonra birleştirir. Daha sonra onları gizli kalmış işlerinden ve örtülü amellerinden sorguya çekmek için iki bölüme ayırır: Bir grubuna nimet verir, diğerinden intikam alır.

İtaatkârları kendi yanına yerleştirip, ebedi yurdunda ağırlar. Oradan taşınmayacaklardır. Şartlar kendilerini değiştirmez, korkuya kapılmaz, hastalanmaz, tehlikeye ma­ruz kalmaz ve yolculuk zorluğuna katlanmazlar.







İsyankârları ise en berbat yurda indirmiştir. Eller boyunlara bağlı, alınlar ayaklara bitişiktir. Onlara katrana bulanmış gömlekler, ateşten düğmeli elbiseler giydirilmiştir. Sıcaklığı şiddetli bir azap içindedirler, kapı da yüzlerine kapalıdır.

Hararetle ses çıkaran çok parlak, kasıp kavuran bir ateşin içindedirler. İçindekiler için gidecek yer yoktur. Tutsakları için fidye kabul olmaz, zincirleri kopmaz. Buranın bir süresi yoktur ki son bulsun, buradakilerin belirli bir ömrü yoktur ki ölsünler.

...O, (Peygamber) dünyayı çok küçük saymış, küçümsemiştir. Değersiz görmüş, ciddiye almamıştır. Bilmiştir ki Allah burasını hor olduğu için bilerek ondan uzak tutmuş ve başkasına vermiştir.

Bu yüzden kalbini dünyadan çevirmiş, onun adını gönlünden çıkarmıştır. Onun süsünün gözden uzak olmasını, gösterişli bir elbise ya da bir mevki edinmemek için daha sevimli bulmuştur.

Halkın özrü kalmasın diye Rabbinden haber vermiş, ümmetine uyarıcı olarak nasihat etmiş, müjdeci olarak cennete çağırmış, korkutucu olarak ateşten korkutmuştur.

Bizler peygamberlik ağacı, risaletin indiği mekân ve meleklerin inip çıktığı yeriz; ilmin madeni, hükmün kaynağıyız. Bizi sevip destek olan rahmet, düşmanımız ve bize kin besleyen ise Allah'ın kahrını beklemelidir." Nehc'ul Belaga 80-83. Hutbe

Ünlü yönetmen ve kardeşi Bursa'da uyuşturucu operasyonunda gözaltına alındı

Bursa'nın İnegöl ilçesinde İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince düzenlenen uyuşturucu operasyonunda, yönetmen Ezel Akay ile müzisyen kardeşi Eren Kazım Akay gözaltına alındı

23.07.2026 08:00:00
İHA
 
Ünlü yönetmen ve kardeşi Bursa'da uyuşturucu operasyonunda gözaltına alındı
Ünlü yönetmen ve kardeşi Bursa'da uyuşturucu operasyonunda gözaltına alındı
Bursa İl Jandarma komutanlığı Narkotik Şube Müdürlüğü ekipleri, Ezel Akay'ın ikametinde kenevir yetiştirildiği yönündeki bilgi üzerine çalışma başlattı. Cumhuriyet Savcılığı koordinesinde adrese operasyon düzenleyen ekipler, evde yaptıkları aramada özel düzenekle yetiştirildiği değerlendirilen kenevir bitkileri ile çok miktarda kubar esrar ele geçirdi. Ele geçirilen uyuşturucu maddelere incelenmek üzere el konuldu.








Operasyon kapsamında Ezel Akay ile kardeşi Eren Kazım Akay gözaltına alınarak ifadeleri alınmak üzere jandarma karakoluna götürüldü.









Şüpheliler, işlemlerinin ardından uyuşturucu madde kullanıp kullanmadıklarının belirlenmesi amacıyla kan ve saç kılı numunesi alınmak üzere İnegöl Devlet Hastanesi'ne sevk edildi. Hastane girişinde basın mensuplarının görüntü almasına tepki gösteren Ezel Akay, "Niye fotoğraf çekiyorlar'" ifadelerini kullandı.
 







Olayla ilgili soruşturma İlçe Jandarma Komutanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürüyor.

Batının ‘insan hakları’ istismarı

İnsan hakları konusu özellikle bugün demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri ile beraber uluslararası ilişkilerde farklı amaçlarla kullanılmaktadır

18.07.2026 00:38:00
Haber Merkezi
 
Batının ‘insan hakları’ istismarı
Batının ‘insan hakları’ istismarı
İnsan hakları konusu özellikle bugün demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri ile beraber uluslararası ilişkilerde farklı amaçlarla kullanılmaktadır.

Bu husus dünya ülkelerinin insan hakları ihlalleri konusunda hazırladıkları raporlarda da görüldüğü gibi tamamen siyasi bir boyut kazanmıştır.

Mesela, Avrupa Birliği'ne üye ülkelerin insan hakları konusunda birbirlerini eleştirdikleri örneğine hemen hemen hiç rastlanmamaktadır.







Oysa bu ülkelerdeki bazı insan hakları ihlalleri hakkında Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşların pek çok raporu var. AB üyesi ülkelerin birçoğu hakkında Avrupa İnsan Hakları Divanı'nda, İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ihlal edildiği gerekçesiyle açılmış pek çok dava ve verilmiş karar mevcuttur. 

Avrupa İnsan Hakları Divanı'nda İtalya aleyhindeki başvurular Türkiye'nin yedi misli, Fransa aleyhindekiler Türkiye'nin üç misli, İngiltere aleyhindekiler de Türkiye'den çok fazla olmasına rağmen, AB üyeliği konusunda Türkiye'nin önüne getirilen ilk mesele insan hakları ihlalleridir.

Bu bağlamda, Lozan'da azınlık olarak sayılmayanlara azınlık statüsünde haklar verilmesi ve böylece Türkiye'nin parçalanmasının önünü açacak düzenlemelerin insan haklarıdır denilerek yerine getirilmesinin istenmesi düşündürücüdür.







Türkiye'yi ziyaret eden AB üyesi ülkelerinin Dışişleri bakanları resmi programlarında olmamasına rağmen, özellikle bazı dernek yetkilileri ile görüşmeler talep etmekte, hapishaneleri ziyaret talebinde bulunmaktadır. Bu talepler, özellikle AB kapısında yarım asırdır bekletilen Türkiye'ye karşı, Avrupa'nın elindeki "insan hakları" kozunun bir yansımasıdır.

Şurası bir gerçek ki, uluslararası arenada özellikle Türkiye için insan hakları denilince; hakların temini ve her türlü yaşam koşullarının iyileştirilmesinden değil, siyasi taleplerin yerine getirilmesinden bahsedilmektedir.

Geçmişi sömürgeciliğe dayanan devlet anlayışlarında insan, bu kurumun devamında vazifeli bir araçtan öteye gidememiş, devletin devamına katkısı oranında hak sahibi olabilmiştir.







Bugün, Afganistan veya Irak'ta yaşanan katliamlar, ırza geçmeler, çocuk ölümleri dikkate alındığında; kapitalist sistemlerde insanın bu sistemin devamını sağlama dışında bir değerinin olmadığı açıkça görülmektedir.

Devletlerarası hukukta yüzlerle ifade edilebilecek konunun ele alındığı insan hakları sözleşmeleri yürürlüktedir. Ekonomik, sosyal, kültürel haklar, soykırımın önlenmesi, köleliğe karşı sözleşmeler, işkencenin önlenmesi konusunun ele alındığı metinler, kadınların ve çocukların haklarının ayrıntılı olarak yazıldığı sözleşmeler, işçi hakları vs. konuların yazılı hale getirildiği bu çalışmaların hepsi yalnızca kağıt üstünde kalmaktadır.

Emperyalizmin etkisindeki devletlerin halkları için hak sahibi olmak söz konusu değildir. Küreselleşen günümüz sisteminde ise, hak sadece belli devletlerin elinde devletlerin çıkarları için kullanılan birer araçtır. Güçlü olanların her zaman haklı olduğu bir dünyada yaşamaktayız." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Gurbetçilerin Kapıkule'den yurda girişleri sürüyor

Yaz tatillerini memleketlerinde geçirmek isteyen gurbetçiler, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden çıktıkları binlerce kilometrelik yolculuğun ardından Kapıkule Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye giriş yapıyor. Uzun yolculuğun yorgunluğunu sınır kapısından geçer geçmez unuttuklarını söyleyen gurbetçiler, Türk bayrağını görmenin ve ezan sesini yeniden duymanın tarifsiz bir mutluluk olduğunu ifade etti

17.07.2026 12:41:00
İHA
 
Gurbetçilerin Kapıkule'den yurda girişleri sürüyor
Gurbetçilerin Kapıkule'den yurda girişleri sürüyor
Türkiye'nin Avrupa'ya açılan en büyük kara hudut kapısı olan Kapıkule Sınır Kapısı'nda yaz sezonuyla birlikte gurbetçi yoğunluğu yaşanıyor. Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda ve Avusturya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinden yola çıkan gurbetçiler, yıllık izinlerini aileleri ve yakınlarıyla geçirmek için ana vatana geliyor. Kavurucu sıcaklara ve uzun yolculuğun yorgunluğuna rağmen memleketlerine ulaşmanın sevincini yaşayan gurbetçiler, sınır kapısından içeri girdikleri ilk anda hissettikleri duygunun her şeye değdiğini belirtiyor. İlk duraklarının anne-babaları, akrabaları ve yıllardır özlemini çektikleri memleketleri olduğunu söyleyen gurbetçiler, Türkiye ile bağlarının hiçbir zaman kopmadığını dile getiriyor.






"Ezan sesine hasret kalıyoruz"

Fransa'nın Marsilya şehrinden yola çıkan Gökhan Koçak, "Fransa'nın Marsilya şehrinden yola çıktım, Ankara'ya sevdiklerimi görmeye gidiyorum. Ülkeye ilk girdiğimde her zamanki gibi yine çok duygulandım. Yolun verdiği yoğunluğu ve yorgunluğu ülkemize girer girmez unutuyorum. Çünkü bu bambaşka bir duygu. Öncelikle bayrağımızı görmek, ardından ezan sesini duymak insanı çok etkiliyor. Evet, Avrupa'da ezan sesine hasret kalıyoruz. Bazı Avrupa ülkelerinde ezan dışarıya verilmediği için bunu yaşayamıyoruz. Bu yüzden ülkemize geldiğimizde ilk hissettiğimiz şeylerden biri de ezan sesi oluyor. Burada doğup büyüdüm, sonradan yurt dışına gittim. Her sene olduğu gibi bu yıl da ülkeme gelmenin mutluluğunu yaşıyorum. İnşallah iznim güzel geçer. Sağ salim geldik, dönüşte de yine sağ salim dönmeyi nasip etsin" dedi.








"Yorgunluğumuzu ülkeye girince unutuyoruz"

Eda Nur Koçak ise, "Maalesef Fransa'da bunlar yok, hasret kalıyoruz. Çok mutluyuz. Tabii ki yol yorgunuyuz ama ülkeye giriş yaptığımız andan itibaren bütün yorgunluğumuzu unutuyoruz. Rabbim, memleketine gelmek isteyen herkese bunu nasip etsin inşallah. Şu anda eşimin ailesinin yanına gidiyoruz. Onları da çok özledik. Çok mutluyuz. Yolumuzun büyük kısmını tamamladık. İnşallah Ankara'ya sağ salim ulaşacağız" dedi.








"Memlekete geldiğinizde insanda bambaşka bir duygu oluşuyor"

Fransa'da yaşayan Enes Dağlar, "Fransa'da yaşıyorum, memleketim Sivas'a gidiyorum. Gurbet zor. Anne ve babadan ayrı kalınca daha da zor oluyor. Ama aileniz yanınızdaysa orada da normal bir hayat sürüyorsunuz. Ben beş yıl öncesine kadar Türkiye'de yaşıyordum. İnşaat sektöründe, demir işinde çalışıyordum. Evlendikten sonra Fransa'ya yerleştim. Türkiye'de sabah 08.00'de iş başı yapıyordum. Fransa'da ise sabah 06.00'da kalkıyorum. Patron beni 06.30-06.40 gibi alıyor, yine 08.00'de iş başı yapıyoruz. Orada herkes kendi yemeğini götürüyor. Çalışma düzeni farklı. Maddi anlamda alım gücü biraz daha rahat olabilir ama ben Türkiye'ye para için gelmiyorum. Ben annemle babamı görmek için geliyorum. İki yıldır memleketime gelemiyordum. Bu yıl kavuşacağım için çok heyecanlıyım. Onlar da beni heyecanla bekliyor. İnşallah kazasız belasız varırız. Memlekete geldiğinizde insanda bambaşka bir duygu oluşuyor. İnsan 'Çok şükür evime geldim' diyor. Bunu anlatmak gerçekten çok zor. Rabbim bütün gurbetçi kardeşlerimize, ağabeylerimize ve ablalarımıza kazasız belasız memleketlerine gelip dönmeyi nasip etsin" ifadelerini kullandı.

Murat Nehri'nde kaybolan Berat'ın cansız bedenine ulaşıldı

Murat Nehri'ne düşerek kaybolan 10 yaşındaki Berat Karakaya'nın cansız bedenine ulaşıldı

17.07.2026 11:59:00
İhlas Haber Ajansı
 
Murat Nehri'nde kaybolan Berat'ın cansız bedenine ulaşıldı
Murat Nehri'nde kaybolan Berat'ın cansız bedenine ulaşıldı
Muş'taki Murat Nehri'ne düşerek kaybolan 10 yaşındaki Berat Karakaya'nın cansız bedenine ulaşıldı.






Muş merkeze bağlı Özdilek köyünde 10 Temmuz'da Murat Nehri'ne düşerek kaybolan 10 yaşındaki Berat Karakaya'nın cansız bedeni, arama çalışmalarının 8. gününde düştüğü noktadan yaklaşık 4 kilometre uzaklıkta bulundu. Karakaya'nın cansız bedeni, düştüğü noktadan yaklaşık 4 kilometre uzaklıkta kıyı taraması yapan amcası tarafından bulundu. Amcası tarafından kıyıya çıkarılan Karakaya için daha sonra arama kurtarma ekipleri ve aileye haber verildi.








Muş AFAD İl Müdürlüğü koordinesinde 8 gündür yürütülen arama çalışmalarına İl Jandarma Komutanlığı, Van Jandarma Sualtı Arama Kurtarma timleri, Van Emniyet Müdürlüğü dalgıç polisleri, Siirt, Bitlis ve Erzurum AFAD ekipleri ile Diyarbakır jandarma dalgıç ekipleri, aile bireyleri ve köylüler de destek verdi. Yaklaşık 170 personelin görev aldığı arama çalışmalarında Murat Nehri boyunca hem su üstünde hem de su altında kapsamlı tarama faaliyetleri yürütülmüş, çalışmaların daha etkin sürdürülebilmesi amacıyla Alparslan-1 ve Alparslan-2 barajlarındaki su akışı da belirli süreyle durdurulmuştu.








Berat Karakaya'nın cenazesi, olay yerinde yapılan incelemenin ardından otopsi işlemleri için Muş Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.