Allah’ın varlığına ve birliğine iman
Öyle bir gaflete düştünüz ki, sanki hiç ölmeyeceksiniz. Sanki kıyamet günü haşrolunmayacak, Allah’ın huzurunda hesaba çekilmeyecek ve sırat köprüsünden geçmeyeceksiniz! İşte sizin hal ve tavrınız bundan ibaret
Haber Merkezi





Fakat böyle olduğu halde, yine de Müslümanlık ve mü'minlik iddiasında bulunabiliyorsunuz.
Ey münafık! Hezeyanın ne vakte kadar sürer, daha ne kadar; "Ben benim, sen kimsin?" diyeceksin.
Kâinatın her şeyini gördüğün halde: "Ben" dersin. Hak'tan gayri şeylerle uğraşırsın. Ama dara düşünce: "O'nunla ülfet etmekteyim" diye konuşursun.
Nefsinin hak işlere razı olduğunu söylersin, ama o her şeye muarızdır. O nefsinin sabra alıştığını iddia ediyorsun, halbuki hadiseler karşısında sıkılıyor ve küfre giriyorsun.
Dert ve keder makasları etini doğramadıktan sonra Hak'la ülfet âlemine geçmen mümkün olmaz. Başına çöken afetler, kalbini Hakk'a yöneltir…
Kul halkı kalbinden atmalıdır. Allah bir kişinin göğsüne iki kalp yerleştirmedi. Eğer kul, halkı kalbinden atar, Hakk'ın zatından gayri şey kalmazsa dilediği gibi O'na yakın olur.
Başkaları zahir gözüyle nasıl görüyorsa, o da kalp gözü ile öylesine görür. Peygamber Efendimiz Miraç gecesinde O'nu nasıl gördüyse o da görür. Bir kul uykuda kendini nasıl görüp konuşuyorsa o kul da Yaratanını öyle görebilir…

O kul, varlık gözünü kapatınca aynen O'nu görür. Bu görüş şüpheden uzaktır, zahirde nasıl görülürse, kalp âlemi ile aynen görülür. "Kul O'nu görür" sözüne bir başka mana da verilebilir.
Şöyle ki: O'nun yakınlığına erer, sıfat tecellisine mazhar olur, kerametini, fazlını, ihsanını, lütfunu görür. O'nun iyiliğini ve varlıkta çok olduğunu görür…
Din korkudan ibarettir. Allah'tan korkmayanın aklı yoktur. Korkan hemen sahibinin yoluna çıkar. Hiçbir yere durmaz, yola devam eder.
Allah yolcularının son durağı Hak yakınlığıdır. Burada anlatılan yolculuk bir köye veya kasabaya taşınma gibi değil, kalp yolculuğudur. Asıl yolculuk O'nun yolculuğudur…
Mükâfatı, O'na bırak, verir. Bilmeden az bir şey istersin mükâfatın o olur. Asıl büyük mükâfat O'nun, sana yakınlığıdır. O'nun yakınlığı dünya ve ahiretin en büyük nimetidir. Dünyada O'na yakın olmak kalp yönünden olur. Öbür âlemde ise hem dış ve hem de içten olur. İşlerini yalnız O'nun için yap. Kalbini Hakk'a ver…
Bir kimsenin imanı kuvvet bulur, inancı varlığına yerleşirse, Mevla'nın haber verdiği her şeyi kalbinde bulur. Cennet, cehennem ve onlarda olanları, kıyamet işlerine dair her şeyi sezer.
Ölüm meleğini görür, sur sesini duyar. Her şeyi olduğu gibi görür… Dünya ve zevalini, değişmesini ve dünya ehlinin göçünü görür.
İnsanları mezar taşları gibi görür. Onların duyduğu azabı ve iyilikleri hisseder. Sanki kıyamet kopmuş, halk katında cümle halk divana durmuş gibi bilir." (Abdülkadir Geylani Hazretleri)













































































