İsrail-Filistin sorunu halledilmedikçe, Irak'taki etnik dengeler anayasal anlamda tam olarak oturtulamadığı sürece ne Ortadoğu'da bir barıştan ne de Büyük Ortadoğu Projesi'nden sözedilebiler.
Önce Irak ve Filistin'e barış getirilmek zorunda.
Bu ülkelerdeki hassasiyetler temin edilmedikçe Kuzey Afrika'dan Güney Asya eteklerine kadar uzanan coğrafya çatışmalardan kendini sıyıramayacak.
Yirmi birinci yüzyılı Amerikan yüzyılı yapmak isteyen Bush yönetimi, bu önceliği bildiği için bu büyük coğrafyadaki yerel liderler ile temasa geçmiş durumda.
Yerel liderlerin arasında Türkiye-Mısır-İsrail ve Ürdün başı çekiyor.
Bush'un Tayyip Erdoğan, Hüsnü Mübarek, Prens Abdullah ve Şaron ile sürdürdüğü diyaloğun temelinde bu yatıyor.
Amerikan çıkarlarını eyleme dönüştürmek için düğmeye basılırken, bu bölgelerdeki halklar da karşı karşıya getirildiler.
Irak'ta Kürtler ile Türkmenler arasında siyasal gerilim sürüyor.
Suriye'de gizli el işbaşında. Bu ülkede stad olayları ile başlayan gerilim yerel bazda sürüyor. Araplar ile Kürtler kıyasıya çatışma halinde.
İran'da da Şii nüfusun sınır bölgelerindeki hareketliliği dikkatlerden kaçmıyor.
Ortadoğu projesinin merkez ülkesi konumundaki Türkiye de bundan payını alıyor.
Kürt nüfus ile Irak'taki Kürtler tercih yapma durumunda bırıkalıyor.
Afrika'dan Kafkaslar'a kadar dayanarak Rusya'ya komşu yapılan Amerika, yeni proje ile Azerbaycan ve Pakistan ile de Çin'in arka bahçesine girmiş oluyor.
İki kutuplu dünyada ikinci bir kutbun önüne geçmek için piyasaya sunulan Ortadoğu projesinin Amerikan çıkarlarına hizmet ettiğini rakip ülkeler çok iyi biliyor.
Çin, Hindistan,Rusya ve Japonya gibi yeni kutupluluk içinde yeralmayı düşünen; ama bunu tam olarak ifade etmekte güçlük çeken ülkeler, Amerika'nın karşısına tek vücut olarak çıkmaktan aciz durumdalar.
Amerikan yönetimi Ortadoğu'yu merkezi coğrafya olarak tayin ederek bu bölgeyi pergelin nirengi noktası olarak tasarladı.
Pergel belli bölgelere önce paplanacak,sonra halkalar çizilmeye başlanacak.
Afganistan ve Irak'a saplanan pergel şuan itibari ile bu bölgelerin arka bahçelerine doğru genişletiliyor.
Amerikan Polarizasyonu bağlamında işbaşı yapan yerel liderlere de büyük görevler düşüyor.
Bu görevi üslenen liderlerin İsrail ile uyumlu hale getirilmesi için de yoğun çaba harcanıyor.
Bush yönetimi sorunlu bölgelerdeki sorunları tırmandırmamak için bu yöntemi deneyerek öncelikle kendi içsel sorununu elimine etme gayretinde.
Ürdün-Türkiye-Mısır ve İsrail gibi stratejik değere haiz ülkelerin kendi çıkarları ile Amerikan çıkarları paralel gösterilerek bir taraftan o ülkeler koltuğa alınırken, bir taraftan da Amerikan tek kutupluluğu garanti altına alınıyor. Asıl amaç da bu.
Önce Irak ve Filistin'e barış getirilmek zorunda.
Bu ülkelerdeki hassasiyetler temin edilmedikçe Kuzey Afrika'dan Güney Asya eteklerine kadar uzanan coğrafya çatışmalardan kendini sıyıramayacak.
Yirmi birinci yüzyılı Amerikan yüzyılı yapmak isteyen Bush yönetimi, bu önceliği bildiği için bu büyük coğrafyadaki yerel liderler ile temasa geçmiş durumda.
Yerel liderlerin arasında Türkiye-Mısır-İsrail ve Ürdün başı çekiyor.
Bush'un Tayyip Erdoğan, Hüsnü Mübarek, Prens Abdullah ve Şaron ile sürdürdüğü diyaloğun temelinde bu yatıyor.
Amerikan çıkarlarını eyleme dönüştürmek için düğmeye basılırken, bu bölgelerdeki halklar da karşı karşıya getirildiler.
Irak'ta Kürtler ile Türkmenler arasında siyasal gerilim sürüyor.
Suriye'de gizli el işbaşında. Bu ülkede stad olayları ile başlayan gerilim yerel bazda sürüyor. Araplar ile Kürtler kıyasıya çatışma halinde.
İran'da da Şii nüfusun sınır bölgelerindeki hareketliliği dikkatlerden kaçmıyor.
Ortadoğu projesinin merkez ülkesi konumundaki Türkiye de bundan payını alıyor.
Kürt nüfus ile Irak'taki Kürtler tercih yapma durumunda bırıkalıyor.
Afrika'dan Kafkaslar'a kadar dayanarak Rusya'ya komşu yapılan Amerika, yeni proje ile Azerbaycan ve Pakistan ile de Çin'in arka bahçesine girmiş oluyor.
İki kutuplu dünyada ikinci bir kutbun önüne geçmek için piyasaya sunulan Ortadoğu projesinin Amerikan çıkarlarına hizmet ettiğini rakip ülkeler çok iyi biliyor.
Çin, Hindistan,Rusya ve Japonya gibi yeni kutupluluk içinde yeralmayı düşünen; ama bunu tam olarak ifade etmekte güçlük çeken ülkeler, Amerika'nın karşısına tek vücut olarak çıkmaktan aciz durumdalar.
Amerikan yönetimi Ortadoğu'yu merkezi coğrafya olarak tayin ederek bu bölgeyi pergelin nirengi noktası olarak tasarladı.
Pergel belli bölgelere önce paplanacak,sonra halkalar çizilmeye başlanacak.
Afganistan ve Irak'a saplanan pergel şuan itibari ile bu bölgelerin arka bahçelerine doğru genişletiliyor.
Amerikan Polarizasyonu bağlamında işbaşı yapan yerel liderlere de büyük görevler düşüyor.
Bu görevi üslenen liderlerin İsrail ile uyumlu hale getirilmesi için de yoğun çaba harcanıyor.
Bush yönetimi sorunlu bölgelerdeki sorunları tırmandırmamak için bu yöntemi deneyerek öncelikle kendi içsel sorununu elimine etme gayretinde.
Ürdün-Türkiye-Mısır ve İsrail gibi stratejik değere haiz ülkelerin kendi çıkarları ile Amerikan çıkarları paralel gösterilerek bir taraftan o ülkeler koltuğa alınırken, bir taraftan da Amerikan tek kutupluluğu garanti altına alınıyor. Asıl amaç da bu.
Cevat Kışlalı / diğer yazıları
- Suikastın geri planı / 09.05.2006
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005


























































