logo
15 TEMMUZ 2026

Arkadaşlarının intikamını alacaktı

31.10.2007 00:00:00
 
Cudi'de teröristlerle girilen çatışmada şehit düşen Astsubay Halil Özçelik'in, Dağlıca'da şehit düşen 12 askerin intikamını almak için operasyona katıldığı belirtildi Şırnak'ın Cudi Dağı bölgesinde bölücü terör örgütü mensuplarına yönelik düzenlenen operasyonlar sırasında çıkan çatışmada şehit düşen Astsubay Halil Özçelik'in (32), 21 Ekim günü Hakkari'nin Dağlıca bölgesinde şehit düşen 12 askerin intikamını almak için bu operasyona katıldığı belirtildi.21 Ekim günü Hakkari'nin Dağlıca bölgesinde şehit düşen 12 askerin naaşlarının araziden alınması ve törenlerinin yapılarak memleketlerine uğurlanması için tüm çalışmaları yerine getiren Astsubay Halil Özçelik, daha sonra Şırnak'ın Cudi Dağı bölgesinde bölücü terör örgüt mensuplarına yönelik operasyona katıldı. 10 gündür bölgede sürdürülen operasyonlarda kahramanca çarpışan Halil Özçelik, önceki gün girilen çatışmada şehit düştü.Şırnak'ta şehit olan Elazığlı Astsubay Halit Özçelik'in, kayınpederinin Ordu'daki evine ateş düştü. Selimiye Mahallesi'ndeki evinde şehit haberini alan eşi ve yakınları gözyaşlarına boğuldu. Şehit haberini alan aileyi akraba ve komşuları teselli etti.11 yıllık asker olan Astsubay Halil Özçelik'in 6 yıl önce Ordu'da tanışarak sevdiği Duygu Özçelik ile evlendiği ve bu süre içinde çocukları olmadığı öğrenildi. Astsubay Halil Özçelik'in 4 kardeşin en büyüğü olduğu, kardeşi Ahmet Özçelik'in de Ardahan'dapolis memuru olarak görev yaptığı bildirildi.

Hüseyin Baş: ‘Tam bağımsız Türkiye’yi savunmaya devam edeceğiz’

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, milli iradeye yönelik her türlü müdahalenin karşısında duracaklarını belirterek, tam bağımsızlık vurgusu yaptı

15.07.2026 15:10:00
Haber Merkezi
 
Hüseyin Baş: ‘Tam bağımsız Türkiye’yi savunmaya devam edeceğiz’
Hüseyin Baş: ‘Tam bağımsız Türkiye’yi savunmaya devam edeceğiz’
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü vesilesiyle sosyal medya hesabı X üzerinden bir anma mesajı yayımladı. Hüseyin Baş, paylaşımında demokrasiye, hukuk devletine ve Türkiye'nin tam bağımsızlığına olan bağlılığını net bir dille ifade etti.

"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir"

Mesajına Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün tarihi sözüyle başlayan BTP lideri Hüseyin Baş, milli iradenin her şeyin üzerinde olduğunu hatırlattı. Baş, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

"Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." Millet iradesine yönelen her türlü kötü niyetli müdahalenin karşısında demokrasiyi, hukuk devletini ve tam bağımsız Türkiye'yi savunmaya devam edeceğiz.

Atatürk ve şehitler anıldı

Hüseyin Baş, mesajının devamında vatan savunmasında canını feda eden kahramanları da unutmadı. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu değerlerine ve şehitlerine şükranlarını sunan Baş, şu sözlerle mesajını tamamladı:

"Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu vatan uğruna can veren kahraman şehitlerimizi ve gazilerimizi saygıyla ve minnetle anıyoruz. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü kutlu olsun."

BTP liderinin bu paylaşımı, kısa sürede sosyal medyada takipçilerinden yoğun ilgi ve destek gördü.

Güzelbahçe'de Belediye Başkanı'nın gözaltındaki oğlu, gelini ve kardeşi için karar

Güzelbahçe Belediyesinde yürütülen "rüşvet" ve "irtikap" soruşturması kapsamında gerçekleştirilen ikinci dalga operasyonda gözaltına alınan, tutuklu Belediye Başkanı Mustafa Günay'ın oğlu, gelini ve kardeşi serbest bırakıldı

15.07.2026 12:30:00 / Güncelleme: 15.07.2026 12:36:02
AA
 
Güzelbahçe'de Belediye Başkanı'nın gözaltındaki oğlu, gelini ve kardeşi için karar
Güzelbahçe'de Belediye Başkanı'nın gözaltındaki oğlu, gelini ve kardeşi için karar
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmanın 26 Mayıs'taki ilk dalgasında, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve örgüte üye olma, rüşvet, görevi kötüye kullanma ve imar kirliliğine neden olma" suçlamalarıyla Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay ile İmar ve Şehircilik Müdürü Özgür Bayraktar gözaltına alınmış ve çıkarıldıkları nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanmıştı. İçişleri Bakanlığı, 27 Mayıs'ta yaptığı açıklama ile tutuklanan Belediye Başkanı Mustafa Günay'ın "geçici bir tedbir olarak" görevden uzaklaştırıldığını duyurmuştu. Aynı operasyonda gözaltına alınan Günay'ın eşi Nermin Günay ile eski Güzelbahçe Belediye Başkanı Özden Mustafa İnce'nin de aralarında bulunduğu diğer 5 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Güzelbahçe Belediyesinde "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "rüşvet" ve "irtikap" suçlarına yönelik yürütülen soruşturmada yeni gelişmeler yaşandı. Edinilen bilgiye göre, 26 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirilen ilk operasyonun ardından derinleştirilen soruşturmada, MASAK verileri üzerinde analiz ve incelemeler yapıldı. Yapılan çalışmalar sonucunda örgütlü şekilde rüşvet ve irtikap suçlarına karıştığı değerlendirilen toplam 7 şüpheli daha belirlendi. Şüphelilerden birinin hâlihazırda tutuklu olduğu tespit edildi. Savcılığın talimatıyla 14 Temmuz 2026 tarihinde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, tutuklu Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay'ın oğlu Ahmet Günay, gelini İmran Kübra Günay ve kardeşi Hüseyin Günay ile bir şüpheli daha gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan başkanın 3 yakını ve diğer şüphelinin serbest bırakıldığı öğrenildi.

Dosya kapsamında firari durumda olan 2 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların ise emniyet güçlerince aralıksız sürdürüldüğü bildirildi.

Mahkemeden mehir davasında emsal karar: 150 gram altın ödenecek

Giresun'da dini nikâh sırasında taahhüt edilen 150 gram altın mehir, boşanmanın ardından mahkemeye taşındı

15.07.2026 12:08:00
Haber Merkezi
 
Mahkemeden mehir davasında emsal karar: 150 gram altın ödenecek
Mahkemeden mehir davasında emsal karar: 150 gram altın ödenecek
Giresun'da dini nikâh sırasında taahhüt edilen 150 gram altın mehir, boşanmanın ardından mahkemeye taşındı. Eşinin vaat ettiği altınların ödenmediğini öne süren kadın, imzalı mehir senedini delil olarak mahkemeye sundu. Mahkeme, belgeyi geçerli kabul ederek kadına 150 gram altın ödenmesine hükmetti.
Giresun'da boşanan bir kadın, dini nikâh sırasında kendisine verilmesi taahhüt edilen 150 gram altının ödenmediği gerekçesiyle yargıya başvurdu.
Yaklaşık beş yıl önce resmi nikâhın ardından dini nikâh kıyan çift, mehir konusunda yazılı bir belge düzenledi. Tarafların imzasını taşıyan belgede, kadına 150 gram altın verileceği taahhüt edildi.

Mahkemede delil olarak kabul edildi
İddiaya göre, evlilik süresince vaat edilen altınlar kadına teslim edilmedi.
Boşanmanın ardından kadın, mehir senedinden doğan alacağının tahsili için dava açtı.
Davacı, üzerinde her iki tarafın da imzasının bulunduğu mehir senedini mahkemeye delil olarak sundu.
Mahkeme, imzalı belgeyi geçerli delil kabul ederek, davalı erkeğin 150 gram altını kadına ödemesine karar verdi.
Davacı kadının avukatı, kararın en önemli dayanağının mehir vaadinin yazılı ve imza altına alınmış olması olduğunu belirtti.
Avukat, Türk Medeni Kanunu'na göre kadınların evlilikten doğan haklarını elde edebilmesi için resmi nikâhın şart olduğunu hatırlatarak, "Eğer bir mehir alacağı olarak vaatte bulunulduysa bunun mutlaka imza altına alınmış olması ve bu imzanın orada tanıklar tarafından yapılmış olması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Haluk Levent'in ifadesi ortaya çıktı

Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Haluk Levent'in emniyet ifadesi ortaya çıktı. Levent, "Haluk Levent olarak ben ne kendimi ne etrafımı ne işlerimi maalesef doğru dürüst yönetemedim. Ahbap çeklerini ve senetlerini kimi yerlerde teminat olarak kullandım. Yüksek miktarda borçlandım. Bunun adına usulsüzlük diyebilirsiniz ama yolsuzluk diyemezsiniz. Ben bu yılın sonuna kadar usulsüzlük görünen her şeyi zaten Ahbap defterlerine kaydederek düzeltme yolundaydım ama buna izin verilmedi. Bu saatten sonra söyleyeceğiniz ya da soracağınız hiçbir sorunun aşağıda belirteceğim açıklamalar dışında bir anlamı kalmayacaktır" ifadelerini kullandı

15.07.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Haluk Levent'in ifadesi ortaya çıktı
Haluk Levent'in ifadesi ortaya çıktı
Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Haluk Levent'in emniyet ifadesi ortaya çıktı. Haluk Levent emniyet ifadesinde etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemediğini söyleyerek "Üzerime kayıtlı hiçbir şey yoktur. Üzerime kayıtlı olmadığı halde sahibi olduğum yada kullanımımda olan gayrimenkul, araç ve diğer mal varlığı yoktur. Üzerime kayıtlı olan telefon numaralarının şu anda hiçbirini hatırlamıyorum. Benim adıma kayıtlı olup da bir başkasının kullandığı telefon numarası yoktur. 1988 yılında Adana'da birkaç yıl maaşlı olarak çalıştım ancak sonrasında müzisyenliğe başladığım için maaşlı olarak bir yerde çalışmadım. Risus Organizasyon Ltd. Şti. ünvanlı firmada gayri resmi olarak ortağıyım. Resmiyette sahibi Z.Y. isimli şahıstır. Henüz kar etmediği için bir kazancım olmadı. Bu firma organizasyon ve müzik alanında faaliyet göstermektedir. Başkaca sahibi, ortağı olduğum müdürlüğünü yaptığım, gayri resmi olarak sahibi/ortağı olduğum firma veya işyeri yoktur. Y.K. isimli şahsın üzerine kayıtlı olan iki bankadaki hesapları ben yönetmekteyim. Konserler sonucunda kazandığım paralar bu hesaplara yatmaktadır ve paraları ben kullanmaktayım. Kendi adıma banka hesabı kullanmamaktayım" dedi.

Levent ifadesinin devamında "Z.Y. isimli şahıs üzerine kayıtlı olan borsa aracı kurumlarında hesabım vardır. Geçmişte adıma kayıtlı olan Halkbankasına ait bir adet kredi kartım vardı ancak şu anda kapalı durumdadır ve kredi kartı kullanmamaktayım. Ahbap Derneği bir yardımlaşma ağıdır. Yardım faaliyetleri yapar. Derneği 2016 yada 2017 yılında ben kurdum. Ahbap Derneği kurulduğu ilk iki yıl bütün finansmanı ben sağladım. Tüm yardımları kendi cebimden yaptım. Elazığ depremi sonrasında bağışlar gelmeye başladı. Bu bağışlarla vatandaşımıza yardımlar yapmaya başladım. Yönetim kurulu ara ara değişti. Para çekme yetkisi bankalarda tarafıma aittir. Parasal anlamda derneği tek yetkilisi benim. Aracı kuruluşta paramız yoktur. Ahbap derneğinin kurulduğundan itibaren başkanıyım. Başka bir görevim olmamıştır. Çek düzenleme yetkisi bana aittir. Ahbap Derneği dışında yapacağımız lojistik faaliyetleri için çek kullandım ama kişisel olarak teminat çeki olarak da kullandığım da olmuştur" şeklinde konuştu.

Ahbap Derneği çalışanlara adına herhangi bir çek düzenlenmediğini öne süren Levent, "Diğer kuruluşlara 2026 yılında mülk alımları karşılığı senetler verilmiştir. Mülkler için 2026 Kasım ayında aktarımlar yapılacaktı. Detaylarını mahkemede açıklayacağım" dedi.

"2023 yılı deprem dönemi için 4 milyar 300 milyon civarında bir para geldiğini hatırlıyorum"

Kendisine "AHBAP derneği tarafından yürütülen yardım kampanyalarından yurtiçi ve yurtdışı olarak dernek hesaplarına ne kadar yardım toplandığını, bu yardım paralarının nerelere harcandığını detaylı olarak açıklayınız" sorusu sorulması üzerine Levent, "Detayları twitter ve instagramda bulunan şahsi hesaplarımdan canlı olarak açıkladım ama tahmin ediyorum ki 2023 yılı deprem dönemi için 4 milyar 300 milyon civarında bir para geldiğini hatırlıyorum. Bu paranın 4 milyarlık kısmının o yıl harcandığını belgeleriyle açıklamıştık. Tüm faturalar 2023 mali denetimi içerisinde İçişleri Bakanlığı Dernekler Masasında mevcuttur. Ayrıca 2024 ve 2025 mali raporların denetimi yine İçişleri Bakanlığı Dernekler Masasında mevcuttur. Gelen yardım paralarının neredeyse tamamı 2 yıl içerisinde deprem bölgesine yaptığımız çalışmalarda kullanılmıştır. Özellikle kaçak-göçek olmasın diye hepsinin faturası ve teslim-tesellüm belgeleri Kahramanmaraş, Malatya, Gaziantep, Hatay, Osmaniye ve Adana Valiliklerinde kayıtlıdır. Benim burada olmamın sebebi 2026 yılında başlayan bir durum ile alakalıdır" dedi.

"Ne kendimi ne etrafımı ne işlerimi maalesef doğru dürüst yönetemedim"

Haluk Levent "Ben Ahbap derneğine kazanç sağlamak amacıyla şu an ki fiyatıyla 150 milyon TL tutarında olan 20 adet taşınmazı 80 milyon TL karşılığında Ahbap derneğine vermek istedim ve bununla ilgili Ahbap derneği karar defterine yönetim kurulu kararı aldırttım. 80 Milyon benim paramdır. Karşılığında 20 adet Ahbap'ın dairesi vardır. 20 adet daire 3 ay kadar önce Çerkezköy Tapu Dairesinden Ahbap Derneği adına başvurumuz yapıldığı halde alınamamıştır. Bunun sebebi bizlere 'Ahbap Genel Kurulu yapılarak ardından il dernekler müdürlüğüne başvuruda bulunarak hemen akabinde tapu işlemlerinin yapılacağı' söylendi. Bizlerde genel kurulu toparladık. Genel Kuruldan taşınmazlar için karar aldık ve 20 dairenin teslimi için gözaltına alınmamdan 2 gün önce başvuruda bulunduk. Söz konusu taşınmazların ada parsel bilgilerinin yer aldığı dernek yönetim kurulu kararı mevcuttur. Bu karar emniyet müdürlüğünün el koyduğu dernek karar defterinde bulunmaktadır. İşte buna istinaden yönetim kurulu üyemiz Çerkezköy Tapu Müdür Yardımcısının yanında daireleri almak için bekliyordu. Cuma günü yetişmedi. 10 Temmuz 2026 Cuma günü yetişseydi bugün Y.K.'ye bir yıldır gelen 80 Milyon TL yasal bir şekilde faiziyle birlikte kapanmış olacaktı. Fakat yetişmediği için Y. K'ye gelen 80 Milyon TL yani benim param aylar içerisinde nerelerde kullanılmışsa onlarla ilgili şu anda örgüt üyesi muamelesi yapılıyor. Ben bugün yani 14 Temmuz 2026 Salı günü gözaltına alınsaydım şu anda Ahbap Derneğinden hiçbir şekilde para çıkışı olmayacaktı. Ama operasyon sırf herkes örgüt üyesi olsun ve herkes alınsın diye eşyanın tabiatına uygun olmayarak 12 Temmuz 2026 günü yani Pazar günü öğlene alındı. Eğer 1 gün daha beklenseydi Ahbap Derneğinden Y.K.'ya çıkan paralar şu anki yapılacak operasyonu boşa düşürecekti ve insanlar gözaltına alınmayacaktı. Bu bilinçli, kasıtlı yapılan bir operasyondur. Haluk Levent olarak ben ne kendimi ne etrafımı ne işlerimi maalesef doğru dürüst yönetemedim. Ahbap çeklerini ve senetlerini kimi yerlerde teminat olarak kullandım. Yüksek miktarda borçlandım.

Bunun adına usulsüzlük diyebilirsiniz ama yolsuzluk diyemezsiniz. Ben bu yılın sonuna kadar usulsüzlük görünen her şeyi zaten Ahbap defterlerine kaydederek düzeltme yolundaydım ama buna izin verilmedi. Bu saatten sonra söyleyeceğiniz ya da soracağınız hiçbir sorunun aşağıda belirteceğim açıklamalar dışında bir anlamı kalmayacaktır. Peki neden bu çek ve senetler yazılmaya başlandı. Sorgu tutanağında nedeni olmadan sonuç açıklanamaz. Her şey art arda büyüdü. Deprem döneminde yaşadığımız olaylar beni içinden çıkılmaz bir duruma sürükledi. Zaten borsada işlem yapmak gibi pis bir zaafım var. Depremin ilk iki yılının bana getirdiği ekonomik maliyetler benim daha çok borsada işlem yapmama ve daha çok risk almama sebep oldu. Bu paraları hep borçlandım. Hiçbir zaman Ahbap derneğinden para alıp oynamadım. Eğer böyle bir şey iddia ediyorlarsa en başta İçişleri Bakanlığının Başmüfettişlerinin istifa etmesi gerekiyor. Çünkü 2023, 2024 ve 2025 yıllarında vatandaşlarımızın alın teriyle, küçücük çocuklarımızın harçlarıyla yardımda bulunduğu Ahbap derneğinin tüm faaliyet raporları denetlenmiş ve herhangi bir olumsuzluğa rastlanılmamıştır. Bunu ben değil İçişleri Bakanlığı müfettişleri raporları ile ilettiler" dedi.

"Ahbap'da eksiklikler vardır hangi dernek veya vakıfta yok ki"

Levent "Benim sorunum 2026 yılı içindir. Ahbap'da eksiklikler vardır. Hangi dernek veya vakıfta yok ki. Ama ben yeni denetime gelene kadar eksiklikleri zaten tamamlayacaktım. Bu 80 Milyon TL'lik borç karşılığı vereceğim 20 daire her ne hikmetse (bunu detaylarıyla sosyal medya da açıklayacağım) bir el tarafından tapu devrine bir gün kala engelleniyor ve ben ile birlikte onlarca kişinin gözaltına alınması sağlanıyor. Öncelikle kendimin sonrasında ise Ahbap derneğinin ekonomik krizi nasıl gelişti onu anlatacağım; 2023 yılının Şubat ayında meydana gelen deprem sonrasında ülkede çok büyük tartışma konusu oldu" dedi.

Demokrasi Zaferinin 10. yılı: Türkiye şehitlerini anıyor

Türkiye, modern tarihinin en karanlık gecelerinden birine karşı kazandığı şanlı zaferin 10. yılında tek yürek oldu. Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından 15 Temmuz 2016'da gerçekleştirilen hain darbe girişiminin üzerinden tam on yıl geçti

15.07.2026 09:09:00 / Güncelleme: 15.07.2026 09:24:52
Haber Merkezi
 
Demokrasi Zaferinin 10. yılı: Türkiye şehitlerini anıyor
Demokrasi Zaferinin 10. yılı: Türkiye şehitlerini anıyor
Ülkenin dört bir yanında milyonlarca vatandaş, milli iradeyi canı pahasına koruyan 253 şehidini rahmetle anarken, demokrasiye kurulan bu hain kumpası bir kez daha lanetliyor. 
 
Sivil halkın tankların önüne yattığı, silahlara göğüs gerdiği o tarihi direnişin onurlu mirası, yurdun her köşesinde düzenlenen törenlerle yaşatılıyor.
 

Milli irade zaferinin onuncu yılında tek yürek Türkiye

 
Hain kalkışmanın 10. yıl dönümünde anma etkinlikleri günler öncesinden başladı. Demokrasi mücadelesinin en sembolik noktalarından biri olan ve o gece vatandaşların canları pahasına darbeci askerleri etkisiz hale getirdiği 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne dev bir Türk bayrağı asıldı.
 
Ülke genelinde bisiklet turları, paneller ve sempozyumlar düzenlenirken, hain darbe girişimi sırasında iki kez bombalanan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki (TBMM) resmi anma programlarının saat 12.30 itibarıyla başlayacağı bildirildi.
 
İstanbul'da ise anma etkinlikleri kapsamında düzenlenen "15 Temmuz Demokrasi ve Şehitleri Anma Koşusu" nedeniyle ulaşımda geçici düzenlemelere gidildi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü, etkinlik dolayısıyla köprüyü çift yönlü olarak trafiğe kapattı.
 
Yapılan açıklamaya göre trafiğe kapatılan noktalar ve alternatif güzergâhlar şu şekildedir:
 
Kapatılan yollar: D-100 güney yol Beşiktaş-Sarıyer ayrımları mevkisi ile D-100 kuzey yol Ümraniye-Altunizade ayrımları mevkisinde trafik akışı tamamen durduruldu.
 
Beşiktaş bölgesi: Barbaros Bulvarı Sait Çiftçi köprü katılımı, Sait Çiftçi Varyant üstü köprü katılımı, Yıldız Posta Caddesi Gayrettepe D-100 güney katılımı, Barbaros Bulvarı Zincirlikuyu D-100 güney katılımı ve Barbaros Bulvarı'ndan Sarıyer istikametine D-100 kuzey katılımı trafiğe kapatılan noktalar arasında yer aldı.
 
Üsküdar bölgesi: Beylerbeyi'nden köprüye katılım, Kısıklı Caddesi'nden köprüye katılım, Altunizade Kavşağı ve Tophaneli Caddesi köprü katılım yolları araç geçişine kapatıldı.
 
Açılış saati: Köprü ve bağlantılı tüm yollar, etkinliklerin tamamlanmasının ardından saat 15.00'ten itibaren yeniden trafiğe açılacak.
 
İstanbul Valiliği kararı doğrultusunda toplu taşımada da önemli bir düzenleme yapıldı. Saat 03.00'ten itibaren Metrobüs seferleri, Zincirlikuyu ile Söğütlüçeşme istasyonları arasında Fatih Sultan Mehmet Köprüsü güzergâhı üzerinden gerçekleştirilmeye başlandı. Bu süreçte 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Burhaniye, Altunizade, Acıbadem, Uzunçayır ve Fikirtepe istasyonları geçici olarak yolcu iniş ve binişlerine kapatıldı.
 

Hafıza tazeleyen sergiler ve unutulmayan direniş

 
15 Temmuz ruhunun gelecek nesillere aktarılması ve uluslararası alanda da doğru anlaşılması amacıyla önemli kültür etkinliklerine imza atıldı. Bu kapsamda hazırlanan "Hafıza ve Hatıra 15 Temmuz" fotoğraf sergisi, eş zamanlı olarak İstanbul Havalimanı Dış Hatlar Gidiş Terminali ile İzmir Adnan Menderes Havalimanı İç Hatlar Giden Yolcu Terminali'nde kapılarını ziyaretçilere açtı.
 
Serginin açılışında konuşan İstanbul Havalimanı Mülki İdare Amiri Vali İlker Haktankaçmaz, milletin geleceğini doğrudan tehdit eden bu sinsi darbe teşebbüsünün asla unutulmaması gerektiğinin altını çizdi. 
 
Haktankaçmaz, Türk milletinin vatan söz konusu olduğunda göstereceği refleksi şu sözlerle özetledi:
 
"Bizler bu milletin evlatları olarak gerektiğinde canımızı hiçe sayarak 15 Temmuz gecesi bu milletin bütün fertlerinin yaptığı gibi sokağa çıkmasını da biliriz."
 

Karanlık geceden aydınlık sabaha: Saat saat ihanet ve direniş

 
O kara gecede, FETÖ'cü hainlerin karanlık planları ile aziz Türk milletinin yazdığı kahramanlık destanı şu şekilde gelişti:
 
22.00 – Tanklar sahneye çıktı: İstanbul'da Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprüleri, darbeci askerler ve askeri araçlar tarafından tek taraflı olarak kapatıldı. Aynı dakikalarda Ankara semalarında F-16 savaş jetleri alçak uçuş yaparak halk üzerinde korku iklimi yaratmaya çalıştı.
 
23.00 – İlk resmi açıklama: Dönemin Başbakanı Binali Yıldırım televizyon kanallarına bağlanarak tarihi bir açıklama yaptı. Yıldırım, yaşananların "TSK içinde bir grubun kalkışma girişimi" olduğunu belirterek, bu kanunsuz girişime asla izin verilmeyeceğini tüm dünyaya ilan etti.
 
02.42 – TBMM bombalandı: Gözü dönmüş darbeciler, milletin egemenliğinin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni (TBMM) savaş uçaklarıyla bombaladı. Milletvekilleri sığınaklara inerek genel kurulu terk etmedi ve milli iradeye son ana kadar sahip çıktı.
 
06.40 – İlk teslim olmalar ve kırılma noktası: Boğaziçi Köprüsü'nü işgal eden darbeci askerlerin silahlarını bırakarak teslim olması, hain kalkışmanın kırıldığının ve milletin zaferinin en somut ilanı oldu.
 

Kahramanlar ve demokrasi mirası

 
15 Temmuz gecesi, Özel Kuvvetler Komutanlığı'nı ele geçirmeye çalışan darbeci general Semih Terzi'yi alnından vurarak darbenin seyrini değiştiren kahraman Astsubay Ömer Halisdemir gibi yiğitlerin yazdığı destanlarla doludur. Vatan sevgisinin çelikten bir kalkana dönüştüğü o gecede Türkiye çok ağır bedeller ödedi:
 
Şehit sayımız: 253 (184 Sivil, 63 Polis, 6 Asker)
Gazi sayımız: 2.740'ın üzerinde
Hukuki süreç: Yüz binlerce terör örgütü üyesi adalete teslim edildi.
 
O gece sokaklara dökülen milyonlarca insan; hiçbir siyasi, sosyal veya ideolojik ayrım gözetmeksizin sadece ve sadece vatan sevgisiyle birleşti. Ellerinde ağır silahlar, tanklar ve uçaklar olan darbecilere karşı göğüslerini siper eden sivil halk, dünya demokrasi tarihine altın harflerle geçecek bir sivil direniş gerçekleştirdi.
 
Bu eşsiz zaferin mirasını yaşatmak amacıyla, 29 Ekim 2016'da çıkarılan kanunla 15 Temmuz günü resmi tatil ilan edilerek "Demokrasi ve Milli Birlik Günü" adını aldı. Türkiye Cumhuriyeti, her yıl 15 Temmuz'da şehitlerini rahmet ve minnetle anarken; milli iradenin, bağımsızlığın ve demokrasinin hiçbir güç tarafından geçilemeyecek sarsılmaz bir kale olduğunu tüm dünyaya haykırmaya devam ediyor.

Bu yıl ABD'nin darbe girişimindeki rolünden bahseden yok!


 
 
15 Temmuz ihanetinin darbe planı ABD'de şekillenmişti. Darbeye giden yolda çoğu ABD'de olmak üzere 23 toplantı yapılmıştı. Ancak bu yıl 15 Temmuz eksenli toplantılarda ABD'nin darbedeki rolüne hiç yer verilmemesi dikkat çekti. Oysa kilit FETÖ'cüler hala daha ABD'de bulunuyor, ABD makamları tarafından korunuyor, bu ülkede ekonomik faaliyetlerini sürdürüyor!

15.07.2026 01:29:00 / Güncelleme: 15.07.2026 01:38:40
Haber Merkezi/AA
 
Bu yıl ABD'nin darbe girişimindeki rolünden bahseden yok!
Bu yıl ABD'nin darbe girişimindeki rolünden bahseden yok!

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine giden karanlık planı, 1 Kasım 2015 seçimlerinde sandıkta umduğunu bulamayan elebaşı Fetullah Gülen'in talimatıyla başlayan ve sivil imamlar ile cuntacı askerlerin Ankara, İstanbul ve Pensilvanya üçgeninde 8 ay boyunca yürüttüğü gizli toplantı trafiğiyle şekillendirdiği belirlendi.

Örgütün bürokrasideki gücünü siyasete tahvil etme girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, elebaşı Gülen "darbe" talimatını verdi. 14-15 Kasım 2015'te Pensilvanya'da gerçekleştirilen ilk planlama toplantısının ardından ihanet şebekesinin çekirdek kadrosu oluşturuldu. FETÖ'nün "sivil imamları" Adil Öksüz ve Kemal Batmaz öncülüğündeki cunta heyeti, Ankara, İstanbul ve ABD'nin Pensilvanya eyaletindeki örgüt karargahı arasında mekik dokuyarak darbe planına son şeklini verdi.

Adil Öksüz'ün ABD ziyareti sonrası şekillenen cuntacı heyette, Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç, Harun Biniş ve Özcan Aytuluner yer aldı. Bu heyet, askeri kanattaki örgüt mensuplarıyla koordinasyonu sağlamak üzere ilk temasları 27-31 Aralık 2015'te Ankara'da gerçekleştirdi. Toplantının raporu vakit kaybetmeksizin Öksüz ve Batmaz tarafından Pensilvanya'ya götürülerek elebaşının onayına sunuldu. Darbe hazırlığı, 2016'nın ilk aylarında hızlandı. Ocak ve Martta Ankara'da belirlenen hücre evlerinde rütbeli askerlerin katılımıyla seri toplantılar düzenlendi.

MİT bu toplantılardan haberdar değil miydi?

Ankara'da gizlilik kurallarına riayet edilerek sürdürülen toplantılar, 30 Mart, 5 Mayıs, 27 Mayıs, 4 Haziran ve 15 Haziran'da da devam etti. Planlamanın son haline yaklaşılırken Adil Öksüz, Kemal Batmaz ve Nurettin Oruç, 20-25 Haziran 2016'da yeniden Pensilvanya'ya uçarak nihai harekat planına ilişkin son talimatları alıp Türkiye'ye döndü. Temmuz ayına girildiğinde hazırlıklar artık tamamlanma aşamasına geldi. Adil Öksüz başkanlığında, 6-7-8-9 Temmuz 2016'da Ankara'daki kiralık bir villada dört gün boyunca aralıksız toplantılar yapıldı. Hava ve kara kuvvetlerinden katılan rütbeli hainlerle gerçekleştirilen bu toplantılarda, Ankara ve İstanbul'da hangi stratejik noktaların işgal edileceği, hangi kamu görevlilerinin derdest edileceği, kullanılacak askeri araç, helikopter ve jetlerin planlaması gibi son rötuşlar yapıldı.

İhanet girişimine günler kala, Adil Öksüz ve Kemal Batmaz 12 Temmuz'da son kez Pensilvanya'ya giderek elebaşı Gülen ile "Darbe Hazırlıkları Son Değerlendirme" toplantısını gerçekleştirdi. 13 Temmuz'da İstanbul'a dönen "sivil imamlar", sahada son kontrolleri başlattı. Bu kapsamda 12-15 Temmuz'da İstanbul Maltepe Kışlası, Hava Harp Okulu ve Hava Harp Akademisi'nde darbeci subaylarla son koordinasyon toplantıları yapıldı. Görev yeri olmamasına rağmen çok sayıda general ve rütbeli asker o günlerde Hava Harp Okulu'nda hazır bulundu.

ABD neden sorgulanmıyor?

15 Temmuz darbe girişiminde ABD'nin rolü açık... 
1. O tarihten bu yana ABD, elebaşı Gülen dahil tek bir FETÖ'cüyü Türkiye'ye iade etmedi.
2. FETÖ, ABD'de istediği gibi faaliyette bulundu. Okulları faal, ticari işletmeleri halen aktif...
3. ABD İstihbaratı, kilit konumdaki FETÖ'cüleri korumaya devam ediyor. 
4. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sık sık "dostum" diye hitap ettiği ABD Başkanı Trump da sıra FETÖ'ye gelince Türkiye'nin taleplerini kulak ardı ediyor! 
5. FETÖ Türkiye'de ve bazı ülkelerde güç kaybetse de, ABD sayesinde hem ABD'de hem de pek çok ülkede capcanlı!


FETÖ davalarının bilançosu


 
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine ilişkin açılan 289 davanın tamamı ilk derece mahkemelerince karara bağlandı. Sanıklardan 1634'ü ağırlaştırılmış müebbet, 1366'sı ise müebbet hapse mahkum edildi.

15.07.2026 01:26:00
HABER MERKEZİ/AA
 
 FETÖ davalarının bilançosu
 FETÖ davalarının bilançosu

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine ilişkin açılan 289 davanın tamamı ilk derece mahkemelerince karara bağlandı. Soruşturmaların tamamlanmasının ardından darbe girişimini planlayan ve organize eden FETÖ'nün sivil imamları ve sözde "Yurtta Sulh Konseyi" üyelerinin de arasında olduğu sanıklar hakkında 289 dava açıldı. Davaların tamamı yerel mahkemelerce karara bağlandı. Sanıklardan 4 bin 891'i ceza aldı. Sanıklardan 1634'ü ağırlaştırılmış müebbet, 1366'sı ise müebbet hapse mahkum edilirken, 1891 sanığa da süreli hapis cezaları verildi.

Mahkemeler 2 bin 870 sanık hakkında beraat kararı verirken, 964 sanık hakkında ise 'ceza verilmesine yer olmadığına' hükmetti. İlk derece mahkemelerince verilen kararlar temyiz üzerine Yargıtay'a geldi. 241 davayı onayan Yargıtay'ın, diğer dosyalardaki temyiz incelemesi sürüyor.

85 eski general ve amirale ağırlaştırılmış müebbet

Darbe girişiminde bulundukları gerekçesiyle yargılanan ve ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilen 1634 sanıktan 85'i general ve amiral, 1116'sı subay, 6'sı polis, 32'si sivil, 395'i ise çeşitli rütbelerdeki askerler olarak kayıtlara geçti. Aynı suçlamayla müebbet hapis cezasına çarptırılan 1366 sanıktan 24'ü general ve amiral, 536'sı subay, 9'u polis, 2'si sivil, 795'i de astsubay ve uzman çavuş rütbesindeki askerlerdi.

Darbe davalarında yargılanarak "silahlı terör örgütüne üye olma" ve "anayasal düzeni ihlale yardım" suçundan süreli hapse mahkum edilen 1891 kişiden 26'sı general ve amiral, 776'sı subay, 323'ü astsubay, 156'sı polis, 31'i sivil, 579'u ise diğer rütbelerdeki askeri personel oldu.

İşlem yapılan 720 binden fazla kişiden 373 bini KYOK aldı

FETÖ'nün darbe girişiminin ardından ülke genelinde "silahlı terör örgütüne üye olma" suçlamasıyla 720 bin 580 kişi hakkında işlem yapıldı. İşlem yapılanlardan 54 bin 27'si hakkındaki soruşturma, 29 bin 909'u hakkında da yargılama devam ediyor.

Tamamlanan soruşturma ve yargılamalarda ise yargı makamlarınca 636 bin 744 kişi hakkında karar verildi. Bu kişilerden 127 bin 102 kişi hakkında mahkumiyet, 124 bin 861 kişi hakkında beraat, 11 bin 107 kişi hakkında "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verildi. Yargı makamlarınca 373 bin 642 kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığı (KYOK), 32 kişi hakkında ise diğer kararlara hükmedildi.

Tahliye taahhütnamesi ne zaman geçersiz sayılır?

Yargıtay, boş taahhütname ve eş imzası konularında görüşünü değiştirerek bu unsurları geçerli kabul ederken, kira sözleşmesiyle aynı gün imzalanan tahliye taahhütnamesini kesinlikle geçersiz saymaya devam ediyor. Taahhütnamenin en erken kira sözleşmesinden bir gün sonra imzalanması gerekiyor. Avukat Büşra Kiraz, Meltem TV’de konuyu tüm detaylarıyla anlattı

14.07.2026 22:00:00
Haber Merkezi
 
Tahliye taahhütnamesi ne zaman geçersiz sayılır?
Tahliye taahhütnamesi ne zaman geçersiz sayılır?
Kira ilişkilerinde ev sahiplerinin en sık başvurduğu yöntemlerden biri olan tahliye taahhütnamesi, kiracının belirli bir tarihte konutu boşaltacağına dair yazılı taahhütte bulunmasıdır. Bu belge sayesinde ev sahibi, kira sözleşmesinin sona ermesi halinde kiracıyı tahliye etmek için icra yoluyla daha hızlı ve kolay işlem yapabilmektedir. Ancak Yargıtay'ın içtihatları, bu belgenin geçerliliğini sıkı şartlara bağlıyor.

Meltem TV'nin Gayrimenkul Pusulası programında Avukat Büşra Kiraz, Yargıtay'ın tahliye taahhütnamesi konusundaki güncel yaklaşımını değerlendirdi. Kiraz'ın açıklamasına göre Yargıtay, son dönemde "boş taahhütname" (imzalanmadan önce doldurulmamış form) ve evli kiracılarda eşin imzasının bulunması gibi konularda görüş değiştirdi. Bu unsurlar artık geçerli kabul ediliyor.

Ancak Yargıtay'ın tavrında değişmeyen en kritik nokta, taahhütnamenin kira sözleşmesiyle aynı gün imzalanmasıdır. Avukat Kiraz, Yargıtay'ın bu durumda tahliye taahhütnamesini kesinlikle geçersiz saydığını vurguladı. Kiraz'a göre taahhütname, kira sözleşmesinin imzalanmasından en erken bir gün sonra imzalanmalıdır.

Bu kuralın temel gerekçesi, taahhütnamenin kiracının özgür iradesiyle verilmiş olmasını sağlamaktır. Kira sözleşmesiyle aynı anda imzalanan bir taahhütname, kiracının konutu kiralama şartı olarak algılanabilir ve bu durum belgenin hukuki niteliğini zedeler. Yargıtay, bu tür taahhütnamelerin "sözleşmenin eki veya koşulu" niteliğinde görülebileceği gerekçesiyle geçersizliğine hükmetmektedir.

Avukat Büşra Kiraz, programda kiracıların ve ev sahiplerinin bu ayrımı dikkatle gözetmesi gerektiğini belirtti. Aynı gün imzalanan taahhütnamelerin ileride tahliye işlemlerinde sorun yaratabileceğini, ev sahibinin icra takibi başlatamayabileceğini ve konuyu mahkemeye taşımak zorunda kalabileceğini ifade etti. Kiraz, taahhütnamenin ayrı bir belge olarak, sözleşmeden sonraki bir tarihte, tercihen kiracının kendi el yazısıyla ve tarih atılarak hazırlanmasının önemine dikkat çekti.

Bu Yargıtay yaklaşımı, hem kiracıları olası baskılardan korumayı hem de ev sahiplerinin usulüne uygun hazırladığı taahhütnamelerle haklarını güvence altına almayı amaçlıyor. Uzmanlar, kira sözleşmesi imzalanırken tahliye taahhütnamesinin hemen aynı anda alınmamasının, ileride yaşanabilecek hukuki ihtilafları önleyeceğini belirtiyor.

Meltem TV'de Av. Büşra Kiraz'ın açıklamalarıyla gündeme gelen bu konu, özellikle yoğun kira uyuşmazlıklarının yaşandığı dönemde kiracı-ev sahibi ilişkilerinde önemli bir hukuki uyarı niteliği taşıyor.

Güzelbahçe Belediyesine operasyonda ikinci dalga: 7 gözaltı kararı

Güzelbahçe Belediyesine yönelik yürütülen suç işlemek amacıyla örgüt kurma, rüşvet ve irtikap soruşturması kapsamında düzenlenen ikinci operasyonda 7 şüpheli hakkında gözaltı kararı alındı. Şüphelilerden birinin tutuklu bulunduğu soruşturma kapsamında, 4 şüpheli gözaltına alındı; firari 2 şüpheliyi yakalama çalışmaları sürüyor

14.07.2026 13:44:00
İHA
 
Güzelbahçe Belediyesine operasyonda ikinci dalga: 7 gözaltı kararı
Güzelbahçe Belediyesine operasyonda ikinci dalga: 7 gözaltı kararı
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, 26 Mayıs'ta gerçekleştirilen ilk operasyonun ardından çalışmalar derinleştirildi. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) verileri üzerinde yapılan analiz ve detaylı incelemeler sonucunda, örgütlü şekilde rüşvet ve irtikap suçlarını işledikleri değerlendirilen toplam 7 yeni şüpheli tespit edildi.

Şüphelilerden birinin dosya kapsamında halihazırda tutuklu bulunduğu öğrenilirken, haklarında gözaltı kararı verilen şahıslara yönelik bugün eş zamanlı operasyon için düğmeye basıldı.

Gerçekleştirilen baskınlarda A.O.G., İ.K.G., H.G. ve H.B. isimli 4 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Adreslerinde bulunamayan firari durumdaki 2 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların ise hız kesmeden sürdüğü bildirildi.

15-18 yaşa müebbet hapis geliyor

AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren kanun teklifinin TBMM Başkanlığına sunulduğunu bildirdi. Usta, 18 maddeden oluşan teklifin, çocukların korunmasını, çocuk adalet sisteminin güçlendirilmesini ve toplum güvenliğinin daha etkin şekilde sağlanmasını amaçladığını vurguladı

14.07.2026 12:17:00
AA
 
15-18 yaşa müebbet hapis geliyor
15-18 yaşa müebbet hapis geliyor
AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin TBMM Başkanlığına sunulduğunu bildirdi.

Usta, TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut ve bazı milletvekilleriyle Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, 2002'den bugüne kadar reform niteliğinde çok sayıda düzenlemenin yasalaştırıldığını ifade etti.

Adalet sisteminin güçlendirilmesi ve adalet hizmetlerinin daha etkin, erişilebilir ve güven veren bir yapıya kavuşturulması amacıyla önemli reformları hayata geçirdiklerini belirten Usta, reform anlayışının devamı olarak Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin TBMM Başkanlığına sunulduğunu kaydetti.

Usta, 18 maddeden oluşan teklifin, çocukların korunmasını, çocuk adalet sisteminin güçlendirilmesini ve toplum güvenliğinin daha etkin şekilde sağlanmasını amaçladığını vurguladı.

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu'nun raporunu sunduğunu hatırlatan Usta, teklifin hazırlanması sürecinde komisyon raporundan faydalanıldığını belirtti.

Kanun teklifinin 7 farklı kanunda değişiklik ve düzenleme öngördüğünü bildiren Usta, çocukların suça karışmasının, sadece Türkiye'nin değil, dünyanın birçok ülkesinin karşı karşıya bulunduğu çok boyutlu bir sorun olduğunun altını çizdi.

"Ailenin çocuk üzerindeki sorumluluğunun güçlendirilmesi hedeflenmiştir"

Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 31'inci maddesindeki düzenlemeyle hapis cezalarının alt ve üst sınırlarının artırılacağını aktaran Usta, şöyle devam etti:

"Kasta dayalı kusurun ağırlığı, güdülen amaç ve saik, suçun işleniş şekli ve daha önceden kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkum edilmiş olma hususları göz önünde bulundurularak kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarını işleyen 15-18 yaş grubu çocuklar bakımından hakimin takdirine bağlı olarak herhangi bir ceza indirimi uygulanmamasına yönelik bir düzenleme öngörülmektedir. Böylece 15-18 yaş arası çocukların belirlenen şartlar yerine geldiği takdirde hakimin takdir yetkisiyle müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almasına yönelik düzenleme hayata geçirilecektir. Yine, kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarını işleyen 12-15 yaş grubu çocuklar bakımından da belirli şartların varlığı halinde hakime takdir yetkisi verilerek ceza almalarına ve daha az ceza indirimi uygulanmasına da imkan sağlanmaktadır."

Usta, TCK'deki tekerrür hükümlerin uygulanma yaş sınırının 18'den 15'e düşürülerek, suç örgütleri tarafından 15-18 yaş grubundaki çocukların suçta kullanılmasının önlenmesinin ve caydırıcılığın sağlanmasının hedeflendiğini dile getirdi.

TCK'deki "Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali" suçunun cezasının alt ve üst sınırlarının da artırılacağını aktaran Usta, "Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali nedeniyle çocuğun kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu işlemesi halinde ebeveynlere verilecek cezanın yarısından iki katına kadar artırılması suretiyle ailenin çocuk üzerindeki sorumluluğunun güçlendirilmesi de hedeflenmiştir" ifadelerini kullandı.

Çocuk hükümlülerin cezalarının infazına çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında başlanacağını belirten Usta, "iyi halli" olduğunun tespiti durumunda çocuk hükümlülerin eğitim evlerine ayrılacağını bildirdi.

Leyla Şahin Usta, şöyle konuştu:

"Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu bakımından koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında çocuğun 15 yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği 1 günün 2 gün olarak kabul edilmesi uygulamasından vazgeçilecek, 1 günün 1 gün olarak dikkate alınması da sağlanacaktır. Ateşli silahını dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza etmesi suretiyle bu silahın çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişi hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası yaptırımı öngörülmektedir."

"Yeni yönlendirme tedbirleri getirilmektedir"

AK Parti Grup Başkanvekili Usta, Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan kesici, delici ve bereleyici aletlerin çocuklara satılmasının, çocuklar tarafından satın alınması ve taşınmasının yasaklanacağını, bu eylemlere idari yaptırım uygulanacağını ifade etti.

Teklifteki yeni düzenlemeleri anlatan Usta, şunları kaydetti:

"Çocuk hakları yaklaşımı doğrultusunda mevzuatta yer alan 'suça sürüklenen çocuk' ibaresi yerine 'adli süreçteki çocuk' ifadesi benimsenerek, hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan çocuklar bakımından masumiyet karinesini ve çocuk odaklı yaklaşımı daha güçlü şekilde yansıtan bir terminolojiyi kullanmayı hedefliyoruz. Ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklar bakımından barınma, eğitim, sağlık, danışmanlık ve bakım şeklindeki koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yanında 'sosyal ve toplumsal hizmetler tedbiri', 'dijital risklerden korunma tedbiri', 'kitap ve kütüphane tedbiri', 'çevreye saygı ve çevre temizliği tedbiri', 'tütün, nikotin, alkol, kumar, uyuşturucu ve uyarıcı maddeyle davranışsal bağımlılık tedbiri' şeklinde yeni yönlendirme tedbirleri getirilmektedir. Böylelikle cezai sorumluluğu bulunmayan çocukların daha etkin bir şekilde rehabilite edilmesi ve toplumsal hayata hazırlanması amaçlanmaktadır."

Hastane ile adliye arasında, akıl hastalığı veya bağımlılık nedeniyle kendisi ya da başkaları açısından tehlike oluşturan çocukların ihtiyaç duydukları tedavi ve koruma hizmetlerine gecikmeksizin ulaşabilmeleri amacıyla hızlı ve etkin karar alınmasına imkan sağlayan bir mekanizma kurulacağını vurgulayan Usta, çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde denetimli serbestlik sürecinde eğitim, sosyal uyum ve rehabilitasyonu destekleyen yönlendirme tedbirlerinin uygulanacağını belirtti.

Usta, 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme raporu aldırılmadan iddianame düzenlenmesinin, iddianamenin iadesi nedenleri arasına alınacağını bildirdi.

Çocuklar hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının etkin biçimde uygulanabilmesi amacıyla kurumlar arası koordinasyonun güçlendirileceğinin altını çizen Usta, anne, baba, vasi ve bakımdan sorumlu kişilerin kararlara uygun hareket etmelerinin sağlanacağını ifade etti.

Bir gazetecinin 15-18 arası çocuklara müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının nasıl verileceğini soruması üzerine Usta, burada bazı kriterler ve şartların belirlendiğini söyledi. Sadece hakime takdir yetkisi verilmediğine işaret eden Usta, "kasta dayalı kusurun ağırlığı, güdülen amaç ve saik, suçun işleniş şekli ve daha önceden kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkum edilmiş olma" durumunda hakimin takdir yetkisini kullanacağını kaydetti. Usta, benzer uygulamanın İngiltere, Fransa ve Almanya'da da bulunduğunu bildirdi.

TBMM Genel Kurulu'nun tatile girmeden bu ayın sonuna kadar çalışmasının planlandığını belirten Usta, Meclis tatile girmeden teklifin görüşülerek yasalaşmasının hedeflendiğini sözlerine ekledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.