logo
24 AĞUSTOS 2026

Avrupa Birliği’nin geleceği: Entegrasyon mu dağılma mı?

İkinci Dünya Savaşı sonrasında kıtada kalıcı barış ve ekonomik iş birliği tesis etmek amacıyla temelleri atılan Avrupa Birliği, tarihinin en kritik yol ayrımlarından birinden geçiyor

24.08.2026 00:42:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Avrupa Birliği’nin geleceği: Entegrasyon mu dağılma mı?
Avrupa Birliği’nin geleceği: Entegrasyon mu dağılma mı?
İkinci Dünya Savaşı sonrasında kıtada kalıcı barış ve ekonomik iş birliği tesis etmek amacıyla temelleri atılan Avrupa Birliği, tarihinin en kritik yol ayrımlarından birinden geçiyor.

İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşturulan ve ulusüstü bütünleşmenin en başarılı örneği olarak kabul edilen yapı; küresel jeopolitik gerilimler, aşırı sağın yükselişi, ekonomik dengesizlikler ve göç krizleri karşısında varoluşsal bir sınav veriyor.







Dağılma Senaryosunu Besleyen Sınavlar

Birliğin geleceğine dair kaygıları artıran temel faktörlerin başında Doğu ve Batı Avrupa arasındaki derinleşen siyasi ve idari çatlaklar yer alıyor.

Macaristan ve Polonya gibi üye ülkelerin egemenlik vurgusunu ön plana çıkararak Brüksel'in merkezi kararlarına gösterdiği direnç, karar alma mekanizmalarını zorlaştırıyor.







Bunun yanı sıra, İngiltere'nin ayrılışıyla (Brexit) başlayan süreç, birliğin yenilmezlik algısına darbe vurarak üye ülkeler arasındaki çatlakları görünür kıldı.

Kıta genelinde tırmanan aşırı sağ ve popülist söylemler, ulusal egemenliği AB mevzuatının üzerinde tutan anlayışı güçlendirirken; göç yönetimi, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası ortaya çıkan enerji maliyetleri ve Enflasyon baskıları üye ülkeler arasındaki ekonomik eşitsizlikleri daha belirgin hale getiriyor.







Derinleşme ve Savunma Odaklı Entegrasyon

Buna karşın, birliğin tamamen dağılacağını öngörmek yerine farklı bir aşamaya geçeceğini savunan uzmanlar çoğunlukta yer alıyor. Küresel ölçekte artan güvenlik tehditleri ve ABD ile Çin arasındaki rekabet, Avrupa ülkelerini tek başlarına hareket etmek yerine kolektif hareket etmeye zorluyor.







Söz konusu tablonun, AB'nin daha esnek bir yapıya evrilmesine yol açabileceği değerlendiriliyor.

"Çok vitesli Avrupa" modeli çerçevesinde, daha fazla entegrasyon isteyen çekirdek ülkelerin (Almanya, Fransa gibi) ortak savunma, maliye politikaları ve yeşil dönüşüm gibi alanlarda hızla ilerlemesi, diğer üyelerin ise daha sınırlı seviyelerde entegre kalması muhtemel senaryolar arasında gösteriliyor.







Sonuç ve Genel Değerlendirme

Avrupa Birliği için yakın gelecekte ani ve tam bir dağılmadan ziyade, işlevselliğini ve iç yapısını yeniden tanımlayacağı bir reform süreci öngörülüyor. Birliğin geleceği, Brüksel'in ulusal hassasiyetler ile ortak çıkarlar arasındaki dengeyi ne derece kurabileceğine ve değişen jeopolitik şartlara nasıl adapte olacağına bağlı kalmaya devam edecek.

6 gündür kayıp gencin annesi beyin kanaması geçirdi

Gebze'de yaşayan Mehmet Yılmaz; tatil için geldiği Nevşehir'in Acıgöl ilçesinde 6 gündür kayıp. Kaldığı evden ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamayan genç için AFAD, polis ve jandarma ekiplerinin arama çalışmaları sürerken, oğlundan gelecek iyi haberi bekleyen annesi Canan Yılmaz'ın beyin kanaması geçirerek yoğun bakıma kaldırıldığı öğrenildi

23.08.2026 16:30:00
İhlas Haber Ajansı
 
6 gündür kayıp gencin annesi beyin kanaması geçirdi
6 gündür kayıp gencin annesi beyin kanaması geçirdi
Kocaeli'nin Gebze ilçesinde yaşayan ve geçtiğimiz ay 18 yaşına giren Mehmet Yılmaz; tatil için geldiği Nevşehir'in Acıgöl ilçesinde 6 gündür kayıp. Kaldığı evden ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamayan genç için AFAD, polis ve jandarma ekiplerinin arama çalışmaları sürerken, oğlundan gelecek iyi haberi bekleyen annesi Canan Yılmaz'ın beyin kanaması geçirerek yoğun bakıma kaldırıldığı öğrenildi. Anne Yılmaz'ın yoğun bakımda oğlunu sayıklayarak, "Oğlum bulundu mu" diye sorduğu belirtildi.






Edinilen bilgilere göre, Kocaeli'nin Gebze ilçesinde yaşayan Mehmet Yılmaz, tatil için annesinin memleketi Nevşehir'in Acıgöl ilçesine geldi. Bir süre anneannesinin yanında kalan 18 yaşındaki genç, 6 gün önce kaldığı evden ayrıldı. O günden bu yana kendisinden haber alınamaması üzerine ailesi durumu polis ve jandarma ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine ekipler tarafından bölgede arama çalışması başlatıldı. Ancak aradan geçen 6 güne rağmen gençten henüz bir haber alınamadı.

Anne beyin kanaması geçirdi

Oğlundan günlerdir haber alamamanın büyük üzüntüsünü yaşayan Canan Yılmaz'ın beyin kanaması geçirdiği ve hastanede yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındığı öğrenildi. Yoğun bakımda tedavisi süren anne Yılmaz, zaman zaman oğlunu sayıklayarak "Oğlum bulundu mu" diye sordu. Annenin oğlundan gelecek güzel haberi beklediği öğrenilirken, ailenin yaşadığı endişe ve üzüntü her geçen gün artıyor.








Dede de torunundan gelecek haberi bekliyor

Mehmet Yılmaz'ın yanında kaldığı dedesi ve ailesi de 18 yaşındaki gençten gelecek haberi bekliyor. Torununun kaybolmasının ardından büyük üzüntü yaşayan dede Ahmet Dinç de Mehmet'in bir an önce bulunmasını istedi. Dede; torununun herhangi bir kötü olay yaşamasından endişe ettiklerini belirterek, ekiplerin çalışmalarının sonuç vermesini ve Mehmet'ten gelecek güzel haberi beklediklerini ifade etti.








"Oğlumun bir an önce bulunmasını istiyorum"

Anne Canan Yılmaz, daha önce yaptığı açıklamada oğlunun telefonunu elinden aldığı için evden ayrılmış olabileceğini düşündüklerini belirterek, "Normalde Kocaeli Gebze'de yaşıyoruz. Buraya anneannesinin yanına tatile gelmişti. Telefonunu elinden aldığım için evden çıkıp gitmiş. Emniyete ve jandarmaya haber verdik, hastaneleri aradık ama şu ana kadar henüz bir bilgi gelmedi. Hiçbir yerden haber çıkmadı" demişti.

Oğlunun Acıgöl'de herhangi bir tanıdığının bulunmadığını ifade eden Yılmaz, "Babası Niğdeli. Niğde'deki akrabalarımıza da haber verdik. Şu ana kadar oraya da gitmemiş. Bilgisayar oyunları oynuyordu ama hangi oyunları oynadığını biliyorum. Oğlumun bir an önce bulunmasını istiyorum" ifadelerini kullanmıştı.








Son görüntüsü güvenlik kamerasında

Mehmet Yılmaz'ın kaldığı evden ayrıldıktan sonraki son görüntüsü, Acıgöl ilçesindeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansımıştı. Görüntülerde yürüyerek ilerlediği görülen gençten daha sonra herhangi bir haber alınamadı.

Aile, Mehmet Yılmaz'ı bulabilmek için evin çevresinde ve ilçedeki metruk binalarda kendi imkanlarıyla da arama yaptı. Polis ve jandarma ekiplerinin Yılmaz'ı bulmak için başlattığı arama çalışmaları 6'ncı günde de devam ediyor.

Aile, Mehmet Yılmaz'ı gören veya nerede olduğunu bilenlerin en yakın güvenlik birimine bilgi vermesini istedi.

Aydın-Muğla kara yolunda can pazarı

Aydın-Muğla kara yolunda sabah saatlerinde peş peşe meydana gelen 2 ayrı trafik kazası nedeniyle kara yolunda adeta can pazarı yaşandı

21.08.2026 13:55:00
İhlas Haber Ajansı
 
Aydın-Muğla kara yolunda can pazarı
Aydın-Muğla kara yolunda can pazarı
Aydın-Muğla kara yolunda bugün sabah saatlerinde peş peşe meydana gelen 2 ayrı trafik kazası nedeniyle kara yolunda adeta can pazarı yaşandı. Sabah saatlerinde Kırsal Savrandere Mahallesi yakınlarında meydana gelen kaza nedeniyle tıkanan yolda duran bir tırın altına giren otomobil sürücüsü ile yolcu olarak araçta bulunan kızı ağır yaralandı.






Kaza, sabah saatlerinde Muğla-Aydın kara yolu Hallaçlar köyü ile Savrandere köyü arasında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Çine istikametinden Aydın istikametine seyir halinde olan 09 C 3896 plakalı dorseyi çeken Ahmet T. yönetimindeki 09 C 0670 plakalı tır, yaklaşık 3-4 kilometre önünde meydana gelen başka bir kaza nedeniyle yol tıkandığı için durdu. Bu sırada aynı istikamete seyir halinde olan Yüksel Can yönetimindeki 09 ASF 378 plakalı otomobil, önündeki tıra arkadan çarptı.







"Baba ve kızını kurtarmak için herkes seferber oldu"

Kaza sonrası otomobil sürücüsü Yüksel Can ile araçta yolcu olarak bulunan kızı Tuğçe Can, otomobilde sıkıştı. Kaza ihbarının ardından kazanın hemen birkaç kilometre ilerisinde başka bir kaza nedeniyle bulunan itfaiye ekipleri, ihbarla birlikte saniyeler içinde diğer kazaya yetişti. Bu sırada Çine 112 Acil Servis'te çalışıp mesailerini tamamlayarak Aydın'a dönmekte olan sağlık görevlileri de kazazede baba ve kızına ilk müdahale yaptı. Sıkıştıkları araçtan çıkarılan baba ve kızı olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı.








"Durumları ağır olan baba-kız birbirini sordu"

Kazadan sonra ilk olarak araçtan çıkarılan Tuğçe Can, kendi durumuna aldırış etmeden çevresindekilere babasının durumunu sordu. Aynı şekilde başından ağır yaralanan baba da kendi acısını unutup çevresindekilere kızının durumunu sordu. Adnan Menderes Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'ne kaldırılan baba ve kızın durumunun ağır olduğu öğrenildi.







Kaza ile ilgili inceleme başlatıldı.

Karaburun sahilde mühimmat yüklü olduğu değerlendirilen İHA bulundu

Karadeniz kıyısı Arnavutköy Karaburun sahilinde, mühimmat yüklü olabileceği değerlendirilen insansız hava aracı (İHA) bulundu. Sabah saatlerinde kıyıdaki vatandaşların fark ettiği İHA için Sahil Güvenlik ekiplerine haber verilirken, bölgeye SAS komandoları sevk edildi. Ekiplerin incelemesinin ardından İHA'nın bulunduğu yerde imha edileceği öğrenildi. Sahilde bulunan İHA drone kamerasıyla havadan görüntülendi

21.08.2026 12:36:00
İHA
 
Karaburun sahilde mühimmat yüklü olduğu değerlendirilen İHA bulundu
Karaburun sahilde mühimmat yüklü olduğu değerlendirilen İHA bulundu
Olay, sabah saatlerinde Arnavutköy Karaburun sahilinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kıyıda olta atan vatandaşlar sahilde daha önce görmedikleri bir cisim fark ederek bölgede görev yapan cankurtaranlara haber verdi. İhbar üzerine bölgeye gelen cankurtaran ekipleri, cismin insansız hava aracı olduğunu değerlendirerek Sahil Güvenlik ekiplerine bilgi verdi.

İhbarın ardından bölgeye gelen ekipler İHA üzerinde inceleme başlattı. İlk değerlendirmelerde İHA'nın patlayıcı taşıyor olabileceği ihtimali üzerinde durulurken, bölgeye SAS komandoları sevk edildi.






SAS komandoları yerinde imha edecek

Bölgeye ulaşan SAS komandoları, İHA üzerinde çalışma gerçekleştirdi. Yapılan incelemelerin ardından güvenlik tedbirleri kapsamında İHA'nın bulunduğu noktada yerinde imha edileceği öğrenildi. Öte yandan sahilde bulunan İHA drone kamerasıyla havadan görüntülendi. Görüntülerde İHA'nın gövdesi ve geniş kanat yapısı dikkat çekti.








"Kanat açıklığı çok büyük, ilk defa böyle bir şey gördüm"

İHA'nın bulunmasının ardından bölgeye gelen cankurtaran şefi Muhammet Can Çoban, "Sabah vatandaşın ihbarı üzerine olay yerine geldiğimizde değişik bir manzarayla karşılaştık. Böyle şeyleri sürekli televizyonlarda görüyorduk. Burada görünce biz de şaşırdık. Sabah olta atan vatandaşlar görüyor ve bize ihbarda bulunuyor. Biz de nerede olduğunu tespit ettikten sonra Sahil Güvenlik ekiplerine bilgi verdik. Onlar da şu anda olay yerinde incelemelerini yapıyorlar" dedi.

Bulunan cismin daha önce bölgede karşılaştıkları cisimlerden farklı olduğunu belirten Çoban, "Bu, geçtiğimiz günlerde bulunandan çok farklı ve kanat açıklığı çok büyük. İlk defa böyle bir şey gördüm. Balıkçılıkla uğraşan arkadaşlarımız, denizde ve kıyıda gezen vatandaşlarımız var. Böyle şeylerle karşılaşmak bizi üzüyor, korkutuyor. Önünde soba borusu gibi bir şey vardı ama içerisinde bomba var mı yok mu bilmiyoruz" ifadelerini kullandı.








Karadeniz kıyısında peş peşe şüpheli cisimler

Karaburun ve çevresindeki Karadeniz kıyılarında geçtiğimiz günlerde de mühimmat ve savaş kalıntısı olduğu değerlendirilen çeşitli cisimler görülmüştü. Son olarak sahile ulaşan İHA'nın menşei, nasıl bölgeye ulaştığı ve taşıdığı sistemlerin yapılacak teknik incelemeler sonucunda kesinlik kazanması bekleniyor.

Kanal İstanbul'lun ilk köprüsünde 250 tonluk dev operasyon

Kanal İstanbul projesi kapsamında yapımına başlanan ve projenin ilk köprüsü olma özelliğini taşıyan Sazlıbosna Köprüsü inşaatında, 250 tonluk dev tabliye kaldırma operasyonu gerçekleştiriliyor. Havadan çekilen görüntülerde, Sazlıbosna Barajı'ndan başlayıp Küçükçekmece Gölü'ne ve ardından Marmara Denizi'ne kadar uzanan Kanal İstanbul güzergahı tek bir karede net bir şekilde gözler önüne serildi

19.08.2026 12:11:00
İHA
 
Kanal İstanbul'lun ilk köprüsünde 250 tonluk dev operasyon
Kanal İstanbul'lun ilk köprüsünde 250 tonluk dev operasyon
Gündüz ve gece kesintisiz süren hummalı çalışmalarda, her biri 250 tonu bulan dev çelik tabliyeler, milimetrik hesaplamalarla köprüye bağlanılıyor. Havadan çekilen görüntülerinde, köprü inşaatının görkemli yapısı ve Kanal İstanbul güzergahının coğrafi hattı dikkat çekiyor. Sazlıbosna Baraj Göleti'nin iki yakasını birleştiren köprü, göğe yükselen sarı renkli kule vinçler ve çelik eğik askı kabloları eşsiz bir manzara oluşturuyor.






Yüksek irtifadan çekilen fotoğrafta, Sazlıbosna'dan başlayarak güneye doğru kıvrılan vadi hattı, Küçükçekmece Gölü ve ufukta Marmara Denizi üzerinde demirleyen gemiler tek bir havadan çekilen karede net bir şekilde gözüktü. Gece çekimlerinde köprünün ışıklandırma sistemlerinin ilk denemelerinin yapıldığı gözüküyor. Işıkların farklı renkte yandığı havadan çekilen görüntülere yansıdı








Tek seferde 250 tonluk dev yükler havada

Köprü inşaatının kalbini oluşturan tabliye kaldırma operasyonu, sahadaki uzman ekipler tarafından büyük bir hassasiyetle yönetiliyor. Projede görev yapan Sancak Operatörü Berkay Mutlay, "Kanal İstanbul'un ilk köprüsü olarak tanımlanacak Asmalı Eğri Köprü'de tabliye kaldırma operasyonumuzu devam ettiriyoruz. Tabliye kaldırma esasının programlamasını Ocak ayında yaptık, Şubat ayında ise fiili kaldırma işlemlerine başladık. Aralık ayı sonu itibarıyla tabliye kaldırma işini tamamlamayı hedefliyoruz. Köprünün toplam 17 ana tabliyeden oluşuyor. şu anda 11'inci tabliyenin montaj aşamasındayız. Her bir tabliyenin ağırlığı 250 ile 252 ton arasında değişmektedir. Main span (ana açıklık) tarafındaki tabliye 250 ton, side span (yan açıklık) tarafındaki tabliye de aynı şekilde 250 ton ağırlığa sahiptir. Karşılıklı kaldırma yapıldığında ana gövdede toplam 500 tonluk bir yük dengesi yönetilmektedir" dedi.








Türkiye'de bir ilk: Cıvatalı köprü teknolojisi

Dev tabliyeler Strandjack vinçler yardımıyla yükseltilip köprü gövdesindeki hedeflenen seviyeye getirildiklerini ifade eden Mutlay, "Haritacı mühendisler tarafından lazerli konumlandırma yapılıyor. Yaklaşık 1 gün süren montaj ardından, tabliyenin tam haritalandırılmış yerine oturmasıyla birlikte cıvatalama işlemine geçiliyor.








Yaklaşık 12 ila 13 saat süren cıvatalama süreci, köprü mühendisliği açısından da bir ilke imza atıyor. Sazlıbosna Köprüsü, Türkiye'de büyük ölçekli eğik askılı köprüler arasında özel cıvatalı birleştirme teknolojisinin ilk defa bu kapsamlı kullanıldığı yapılardan biri olma özelliğini taşıyor.






Furkan Vakfı'na operasyon: Alparslan Kuytul, eşi ve çok sayıda kişi gözaltında

Adana'da Furkan Vakfı'na yönelik düzenlenen operasyonda Kurucu Başkan Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul'un yanı sıra çok sayıda vakıf üyesinin gözaltına alındığı öğrenildi

19.08.2026 09:18:00
İHA
 
Furkan Vakfı'na operasyon: Alparslan Kuytul, eşi ve çok sayıda kişi gözaltında
Furkan Vakfı'na operasyon: Alparslan Kuytul, eşi ve çok sayıda kişi gözaltında
Adana Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, şafak vakti Furkan Vakfı'na yönelik operasyon düzenledi. Vakfın Kurucu Başkanı Alparslan Kuytul'un evinin önüne çok sayıda polis ekibi sevk edilirken, evde arama yapılıp Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul gözaltına alındı.








Öte yandan aynı operasyonda çok sayıda vakıf üyesi de gözaltına alındı.








Kuytul çifti ve vakıf üyeleri geniş güvenlik önlemleri altında sağlık raporu için Adana Adli Tıp Kurumu'na getirildi. Sağlık raporunun ardından gözaltına alınan kişiler emniyete götürüldü.















Dalgalı denize girmek, yüzme bilen için de tehlikeli

Dalgalı bir deniz, kıyıdan bakıldığında yalnızca hareketli ve coşkulu bir doğa manzarası gibi görünse de suyun altına adım atıldığı andan itibaren ciddi güvenlik riskleri barındırır

18.08.2026 15:34:00
Hasan Gündoğdu
 
Dalgalı denize girmek, yüzme bilen için de tehlikeli
Dalgalı denize girmek, yüzme bilen için de tehlikeli
Dalga yüksekliğinin arttığı durumlarda denize girmek, yüzme seviyesi ne kadar ileri olursa olsun hayati tehlikeler doğurur.






Rip akıntıları iyi yüzücü dinlemez

Dalgalı havalarda karşılaşılan en büyük tehlike, kıyıya ulaşan büyük su kütlelerinin geri dönüş yolunda oluşturduğu çeken akıntılardır (rip akıntısı). Kıyıya çarpan dalgalar açığa doğru hızlı ve dar bir hat boyunca akış başlatır.

Bu akıntı, yüzücüyü çok kısa sürede sahilden onlarca metre açığa sürükleyebilir. Çeken akıntıya yakalanan kişilerin en sık yaptığı hata akıntıya karşı kıyıya doğru yüzmeye çalışmaktır; bu durum hızla enerjinin tükenmesine ve boğulmaya yol açar.






Fiziksel yorgunluk ve panik faktörü

Sürekli tekrarlayan güçlü dalgalar, yüzücünün su yüzeyinde kalmasını son derece güçleştirir.

Nefes Kontrolünün Kaybı: Başın üstünden geçen dalgalar düzensiz nefes alıp vermeye neden olur, su yutma ve akciğerlere su kaçma riskini artırır.

Kas Yorgunluğu: Dengesiz dalga hareketleriyle mücadele etmek kasları hızla yorar, kramplara ve hareket kabiliyetinin kısıtlanmasına sebep olur.

Mental Panik: Su altında kalma süresi uzadıkça panik duygusu artar; panik ise mantıklı karar verme yetisini engelleyerek tehlikeyi ikiye katlar.






Görüş mesafesi ve zemin değişimleri

Sert dalgalar deniz tabanındaki kum, taş ve tortuyu havalandırarak suyun bulanıklaşmasına yol açar. Su altındaki görüşün sıfıra inmesi; dipteki kayalıkların, ani derinleşen çukurların veya zehirli deniz canlılarının fark edilmesini imkânsız kılar.

Ayrıca dalgaların kuvveti, kıyı şeridindeki kum tabakasını yerinden oynatarak daha önce sığ olan alanlarda aniden derin yarlar oluşturabilir.






Kıyıya çarpma ve travma riski

Kıyıya yakın noktalarda kırılan büyük dalgalar (kırılan dalga zonu), insan vücudunu bir tüy gibi savurma gücüne sahiptir. Yüzücüyü sert bir şekilde deniz tabanına, kayalıklara veya iskele ayaklarına çarparak omurga yaralanmaları, kırıklar ve bilinç kaybı gibi ağır travmalara neden olabilir.

Bu nedenlerle, denizin dalgalı olduğu günlerde cankurtaran uyarılarına ve kırmızı bayrak işaretlerine kesinlikle uyulmalı, yüzmek yerine deniz güvenli mesafeden izlenmelidir.

Büyükçekmece'de 4 bloktan oluşan 48 bağımsız konutun yıkımı başladı

İstanbul'un Büyükçekmece ilçesinde muhtemel depremde yıkılma tehlikesi bulunan 4 bloktan oluşan 48 bağımsız konutun kentsel dönüşüm çalışmaları, Büyükçekmece Belediyesi'nin katkılarıyla yıkılmaya başlandı

18.08.2026 12:21:00
İHA
 
Büyükçekmece'de 4 bloktan oluşan 48 bağımsız konutun yıkımı başladı
Büyükçekmece'de 4 bloktan oluşan 48 bağımsız konutun yıkımı başladı
Büyükçekmece ilçesinde muhtemel Marmara Depremi'nde, yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olan ve yapılan testlerde riskli yapı ilan edilen konutların kentsel dönüşüm çalışmaları bugünde devam etti. Atatürk Mahallesi'nde bulunan 4 bloktan oluşan 48 bağımsız konutun yıkımı, Büyükçekmece Belediyesi katkılarıyla bugün başladı.






1988 ve 1995 yılları arasında yapıldığı öğrenilen binaların kentsel dönüşüm çalışmalarını Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi'de geldi. Çebi burada çalışmalar hakkında bilgiler aldı.








Yıkım çalışmaları hakkında bilgiler veren Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, "Dün 17 Ağustos Marmara Depremi'nin yıl dönümündeydik. Depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun. Biz bu acıların tekrar yaşanmaması, aynı durumlara düşmemek için vatandaşlarımız ve belediyemizle kentsel dönüşüm sürecini daha da hızlandırmamız gerekiyor ve bu amaçla bugün Atatürk Mahallesi'ndeyiz. Burada bulunan iki ayrı parsel üzerinde, toplam bir kısmı 1989 yılında, bir kısmı 1995 yılında yapılmış toplam 48 bağımsız bölüm mevcut... 






Dört blok üzerinden yapılan incelemelerde, tetkiklerde burasının riskli sınıfta yapı olduğu tespit edilmiştir. Bundan sonra kat malikleri ve belediyemiz bir araya gelerek kentsel dönüşüm sürecini başlattık ve bugün de bu kentsel dönüşümün ilk aşaması olan yıkım için buradayız. Yıkımdan sonra bu iki parseli birleştirerek yeni süreçte toplam 72 bağımsız bölüm, kat otoparkı ve yeşil alan olmak üzere devletimizin verdiği Yarısı Bizden Kampanyası'ndan da burası faydalanacaktır. Ben yeni binalarımızın kat maliklerine hayırlı olmasını diliyorum. Kentsel Dönüşüm Müdürümüze de emekleri için teşekkür ediyorum. Firmaya da teşekkür ediyorum. Hayırlı olsun tekrardan" dedi.






Zeytinburnu'nda yıkım sırasında 4 katlı bina aniden çöktü

İstanbul Zeytinburnu'nda kentsel dönüşüm kapsamında yıkım çalışmaları başlatılan 4 katlı bir bina, çalışma esnasında aniden çöktü. O anlar bir vatandaşın cep telefonuyla anbean kaydedildi

17.08.2026 13:58:00
İHA
 
Zeytinburnu'nda yıkım sırasında 4 katlı bina aniden çöktü
Zeytinburnu'nda yıkım sırasında 4 katlı bina aniden çöktü
Olay, Zeytinburnu Telsiz Mahallesi'nde dün meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kentsel dönüşüm projesi kapsamında yapılan incelemeler sonucunda sokak üzerinde bulunan 4 katlı bir binanın yıkımına karar verildi.






Proje kapsamında bina boşaltıldıktan sonra yıkım çalışmalarına başlandı. Çalışma esnasında beton kesme makinasıyla vurulan bir darbede bina aniden çöktü. 






Binanın çökmesiyle birlikte cadde toz bulutuyla kaplanırken, vatandaşlar panikle etrafa kaçıştı. O anlar cadde üzerinde bulunan bir vatandaşın cep telefonu kamerasına anbean yansıdı.






Zonguldak'ta ormanlık alana atılan cam şişeler yangın riski oluşturdu

Zonguldak'ın Çaycuma ilçesinde iki köy arasındaki ormanlık alana bırakılan çöpler, sıcak havalarda cam şişelerin güneş ışığını yansıtması nedeniyle yangın tehlikesi oluşturdu. Vatandaşlar da çöpleri çevreye atanlara tepki gösterdi

17.08.2026 13:53:00
İHA
 
Zonguldak'ta ormanlık alana atılan cam şişeler yangın riski oluşturdu
Zonguldak'ta ormanlık alana atılan cam şişeler yangın riski oluşturdu
Nebioğlu Pilavcılar Köyü ile Serdaroğlu Köyü arasında kalan ormanlık bölgeye kimliği belirsiz kişilerce atılan çöpler çevre kirliliğine sebep oldu. Alanda biriken cam şişeler ve çeşitli atıklar çevrede yaşayanların tepkisine yol açtı.






Yöre sakinleri, özellikle sıcak havalarda güneş ışığını yansıtan cam şişelerin orman yangınına neden olabileceğinden endişe duyduklarını belirttiler. Bölgede yaşayan vatandaşlar, ormanlık alanın temizlenmesini etti.








Vatandaşlar ayrıca çevreye çöp atan kişilerin belirlenerek haklarında gerekli işlemlerin yapılmasını istedi. Ormanlık alandaki atıkların bir an önce kaldırılması gerektiği belirttiler.













Konya Ovası'nda obruk alarmı: Sayı 740'ı aştı

Konya Ovası'nda yıllar içinde artan obruklara ilişkin çalışmalar sürerken, Konya Kapalı Havzası'nda tespit edilen obruk sayısının 740'ın üzerine çıktığı belirlendi. Konya Teknik Üniversitesi Obruk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, Konya'da daha önce 600 civarında olan obruk sayısının günümüzde 700 seviyesine ulaştığını belirterek, bölgedeki artışa dikkat çekti

17.08.2026 13:41:00
İHA
 
Konya Ovası'nda obruk alarmı: Sayı 740'ı aştı
Konya Ovası'nda obruk alarmı: Sayı 740'ı aştı
Konya Kapalı Havzası'nda obruk oluşumlarıyla ilgili envanter çalışmaları devam ediyor. Yapılan son çalışmalarla birlikte havza genelinde 740'ın üzerinde obruk tespit edilirken, bunların yaklaşık 700'ünün Konya Havzası içerisinde, 25-30 kadarının Karaman'da, 8-10 kadarının ise Aksaray'da bulunduğu ifade edildi. Konya Teknik Üniversitesi Obruk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, Konya'daki obruk sayısının geçmiş yıllara göre önemli ölçüde arttığını belirterek, "Konya'da envanter çalışmaları esnasında 600 civarında obruktan söz ediyorduk. Günümüzde artık 700 civarında obruktan söz ediyoruz" dedi.






2020'den bu yana artış

Obrukların sayısındaki artışın dikkat çektiğine değinen Prof. Dr. Arık, 2020 yılında Karapınar çevresindeki sayımlarda yaklaşık 500 obruk bulunduğunu, günümüzde aynı bölgede 600 civarında obruktan söz edilebildiğini söyledi. Arık, "Konya'da envanter çalışmaları esnasında 600 civarında obruktan söz ediyorduk. Günümüzde artık 700 civarında obruktan söz ediyoruz. AFAD'ın yapmış olduğu çalışmalar halen devam ediyor. Konya, Karaman ve Aksaray için duyarlılık, Konya için tehlike haritasının hazırlığı da devam ediyor. Merkezimiz de bu hususta çalışmalarını sürdürüyor. Örneğin 2020 yılında Karapınar çevresindeki sayımlar sonucunda 500 civarında obruk vardı. Şimdi aynı bölge içerisinde 600 civarında obruktan söz edebiliyoruz" şeklinde konuştu.








Obrukların oluşumunda doğal yapı ve su etkili

Obruk oluşumlarının doğal jeolojik şartlara bağlı olarak meydana geldiğini anlatan Prof. Dr. Arık, "Obruk oluşumları aslında doğal jeolojik şartlara bağlı olarak meydana geliyor. Özellikle kaya yapısı son derece önemli. Suyla karşılaştığı zaman çözünebilir nitelikteki birimlerin olduğu yerlerde su ve kaya etkileşimi sonucunda yer altındaki küçük boşluklar büyük mağaralara evrilebiliyor ve zaman içerisinde mağara tavanlarının ağırlığını taşıyamayarak çökmeleri sonucunda oluşuyor. Bu normal, doğal jeolojik şartlar demek yani kaya türü. Tabii suyun hareketine imkan verecek nitelikte yer altındaki örtülü kırıklar, faylar ve yer altındaki birimlerin gözenekleri bunda önemli etkenler. Yer altı suyunun süreksizliği, yer altı suyunun varlığı, seviyesi ve suyun karakteristiği son derece önemli obruk oluşumları için. Örneğin Konya yöresinde hafif asidik nitelikte sular, çözünürlüğü biraz daha artırıcı bir faktörle karşımıza çıkıyor" ifadelerini kullandı.








Kuraklık ve aşırı yer altı suyu kullanımı

Arık, "Tabii su seviyesindeki değişkenliklere en önemli etki iklim değişikliği içinde bulunduğumuz dönemde. Örneğin 2025 yılı son 40 yılın, 50 yılın en sıcak dönemi olarak kayıtlara geçti. Ötesinde 2026 yılında da özellikle bahardan sonra meydana gelen yağışlarda yine son 60 yılın en yağışlı periyodu olarak söylenebilir. Yani bu şekilde iklim değişikliğinin tam da özeti olarak söyleyebiliriz. Uzun süreli kuraklıklar, ani yağışlı periyotlar gibi olaylar iklim değişikliğinin sonucu. Tabii vatandaşlar bölgede tarıma da devam edebilmek için mecburen yer altı sularına başvuruyorlar. Yer altı sularını kullanma ve su seviyesindeki değişiklik de yine önemli etkenlerden bir tanesi. Özellikle düşündüğümüzde suyun yer altı seviyesindeki temel etkeni, aşırı suya olan talep olarak söyleyebiliriz" dedi.








"Deprem-obruk ilişkisi için daha fazla veriye ihtiyaç var"

Fayların obruk üzerindeki etkisine de değinen Fetullah Arık, "Tabii bu, obruk oluşumlarıyla ilgili olarak biraz önce fayların da etkisinden bahsetmiştik. Yani faylar birincisi, suyun hareketine imkan veren yer altındaki süreksizlikleri meydana getiriyor. İkincisi, bu faylara bağlı meydana gelmiş olan depremler de obruk oluşumlarını, çökmeyi tetikleyen faktörlerden bir tanesi. Dünyanın pek çok yerinde faylar, depremler ve obruk ilişkileri kurulabilmiş durumda. Bu bölge içerisinde en önemli sorun, obrukların tam olarak ne zaman oluştuğuyla ilgili kesin verilerin olmayışı. Depremlerle ilgili kayıtlarda saati, tarihi her şey net olmasına rağmen obruklarla ilgili böyle bir kayıt olmadığı için depremle obruk ilişkisi de tam olarak kurulamıyor. Ancak bazı depremlerden sonra, o dönemde depremle eş zamanlı ya da birkaç gün sonra veya birkaç hafta sonra bazı obrukların oluştuğunu biliyoruz. Burada deprem-obruk ilişkisi vardır diyebilmek için yetersiz veri olarak özetleyebiliriz" diye konuştu.






logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.