HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 17 MAYIS 2021, PAZARTESİ

Avrupalılaşma misyonu nedir Kuvayı Milliye hareketi nedir

29.05.2001 00:00:00
Misyon'un kökünde Fransızca bir kelime olarak her ne kadar genel anlam itibarıyla "bir kimseye bir şey yapmak için verilen özel görev" anlamı yatıyorsa da, ondan türetilmiş "misyoner" kelimesi kavramından yalnız Hıristiyan dinini yaymak için çeşitli uluslararası ve ulusal olarak kurdurulmuş sivil kuruluşlar adı altında iç ve dış görevler alan rahipler, papazlar vesair Hıristiyan insanlar anlaşılmalıdır.

Hıristiyanlıkta ilk misyon hareketi, Tevhid dini Hz. İsa'nın dinini putperestlik dinine dönüştüren, bugünkü Hıristiyanların, havarilerden biri olarak gördükleri ikiyüzlü St. Pavlus'un misyonerlik hareketidir. Bu hareketle Pavlus; Anadolu'da, Yunanistan'da, Balkanlarda bir çok yer dolaşarak nice kiliseler kurmuş ve yaydığı bu dini teşkilandırmıştır. Çağın tek süper gücü Roma İmparatoru Kostantin'in Pavlus'un dinini sözde Hz. İsa'nın dini olarak benimsemesinden sonra da, bu misyonerlik daha da sistemleşip güçlenerek, bütün dünyaya yayılmış, kısa bir süre sonra bütün Avrupa bu dini, bu misyonerler vasıtasıyla tanıyıp benimseyerek bugünlere gelmiştir.

Bu misyonerlik hareketi ta ki; "Haçlı Seferleri" ismi altında ilk defa Müslüman Türkler karşısında bozguna uğramış ve bu tarihten itibaren daima başarısız bir halde, ama sinsice faaliyetlerini devam etmiştir. Tarihin kabul ettiği bir hakikattir ki, Müslüman Türklerin kurmuş oldukları devletler ve toplumlar vasıtasıyla, bugünkü Müslümanların yaşadıkları coğrafyalarda Hıristiyanlık, kesin mağlubiyetlerini almıştır.

İşte misyonerliğin yegane amacı, yeryüzünde güçlü kuvvetli istisnasız bir Hıristiyanlık camiası kurarak, tarihte Türkler karşısında akamete uğrayan bu misyonlarını gerçekleştirmektir.

Durum bu gün İslam Dünyası için acil tehlikeli arz etmekteyse de, bugün özellikle Anadolu Türkleri başta olmak üzere dış Türkler dediğimiz Kıbrıs ve bütün Orta Asya bakımından öncelikli tehlike arz etmektedir. Misyonerliğin Müslümanlara karşı sağladığı en acı dramatik sonuçlar İspanya Müslümanlarıyla ve bu dış Türkler açısından olmuştur. (Zira Endülüs'te topyekün Müslümanlar Hıristiyanlaştırılırken, Rusya'da Ruş Çarı olan Boris Godunof, Hıristiyanlaştırılmış bir Müslüman Türk asilzadesi olan Mirza Çitinoğullarındandır. Boğdan, Moldavya Prensi ve İstanbul sarayında özel itina ile yetiştirilen sonra da Prut Savaşı öncesinde bize ihanet eden Dimitri Cantemir, Hıristiyanlaştırılmış Tatar-Türk ailesinin çocuğudur. Bunun bir sürü emsalleri vardır.)

Müslüman ülkelerde misyonerlik faaliyetlerinin iki özelliği vardır. Birincisi; bozucu ve yıkıcı özellikleri, ikincisi; dağıtıp yıktıklarını yeniden Hıristiyanlık özelliklerine göre inşa hususiyetleridir. Burada misyonerlikte resmi Hıristiyanlaştırma yani vaftiz esasına göre Hıristiyanlaştırma yerine daha çok -biz Türklere yapıldığı gibi- kalplerinden İslam muhabbetini, Hazreti Muhammed sevgisini, vatan sevdasını ve ecdada bağlılığı silerek, gizli Hıristiyan sempatizani yetiştirmektir.

Hıristiyanlar 21. yüzyılın başlangıcıyla, yeni devreye Milenyum ismi vererek faaliyete koydukları Globalizm esaslarına göre, son merhaleye geldiklerine kanaat etmişlerdir. Artık herkesin malumu olduğu üzere Küreselleşme veya Globalleşme denilen şey tamamen Batının bozuk Hıristiyanlık kültür ve yaşantısının, dünyanın en ücra köşesine kadar yaygınlaştırılmasıyla, biricik hayat nizamı haline getirmektir.

Burada misyonerlerin ülkemizdeki bütün çırpınmaları, Hıristiyan faaliyetlerinin (1) eğitim yoluyla, (2) ekonomik baskıyla, (3) kültür emperyalizmiyle tamamen sosyal ve ferdi hayatın kuşatılması ve en son politika yoluyla İslam akidesinin sökülüp atılmasıdır. Bunla birlikte Batılı hayat mukallitliğiyle ve Müslümanların arasından çıkacak vatanın parçalanmasının diğer adı olan siyasi iltihak yoluyla Avrupa medeniyeti gayelerine hasıl olacak ve Müslüman şüphesiz çok kısa zamanda Batının Avrupai telleriyle örülü bir Hıristiyanlaştırma çemberi altına sokulacaktır...

Fakat bu derin hesapları yapanların gözden kaçırdıkları çok önemli bir hakikat vardır ki o da; Türklerin tarihte Müslümanlığa girerken gösterdikleri kesin ve sarsılmaz kararlığı, bu misyonerlik hareketinde yani Batılılaşmayı kabul ederken kesinlikle göstermemeleridir.

Bu "sağlam akide hareketi" bugün yeniden Kuvayı Milliye ruhuyla bütün yurtta, gönüllerde ve cihanda bayrağını açmıştır!..
 
Adnan Ulutaş / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.