HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 19 AĞUSTOS 2022, CUMA

Aziziye kahramanı çiçeği burnunda bir gelin

05.08.2007 00:00:00
Kuvayı Milliye'nin kahraman kadınlarının önde gelenlerinden Nene Hâtun, 1857 Erzurum doğumludur. Tarihe ismini altın harflerle yazdıran Nene Hatun, Azîziye Tabyası'nın savunulması sırasında tanınmış ve şöhret bulmuştur. Yaşadığı yörenin tabiri ile henüz "taze gelin"dir ve düşmanın Aziziye bölgesini ele geçirdiğini duyduğunda 20 yaşlarındadır.Nene Hatun, Rus askerlerinin, Ermeni çeteleriyle işbirliği yaparak Aziziye Tabyası'nı işgal ettiğini öğrendiği zaman; can ve namus emniyetinin kalmadığını anlamakta gecikmedi. Evet, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Ruslar; Erzurum halkının tabiriyle "Moskof gavuru" Erzurum'a kadar gelmişti. Dahası, Ermeni çeteleri, Ruslara kılavuzluk ederek, onların bölgeyi işgal etmelerini kolaylaştırmışlardı...İş başa düşmüştü; vatan savunmasının, ırz , namus, bayrak, sancak savunmasının kadını erkeği olmazdı; yaşlısı genci olmazdı; bunu çok iyi biliyordu Nene Hatun. Çünkü böyle bir ahlak ve anlayış ile, Osmanlı kültürü ile yetişmişti o... Ve onun gibi nice muhterem annelerimiz...Erzurum'a kara haberler gelmeye başlamıştı. 7 Kasım 1877'de Ermeni çetelerinin Erzurum'un Aziziye Tabyası'nı bastıkları ve Tabyayı koruyan Türk askerlerini öldürdükleri haber alındı: Arkadan gelen Rus askerleri ise, hiçbir mukavemetle karşılaşmaksızın tabyayı ele geçirmişler. Tüm olayları Erzurumluya ulaştıran yiğit ise, Ermeni baskınından yaralı olarak kurtulmayı başaran bir Mehmetçik idi... Sabah ezanından hemen sonra minârelerden şehir halkına duyuru yapılır:- "Ermeni çeteleri Aziziye Tabyasını basmış, Türk askerleri şehit olmuş, Moskof gavuru ise Aziziye Tabyası'nı ele geçirmiş"... Bu haberi duyan Erzurum'un kahraman evlatları hemen toplanırlar. Hepsinin yüreğinde müthiş bir milli his şahlanır. Gün, namus günüdür; gün, vatanı savunma günüdür; gün, millet uğrunda canları feda etme günüdür artık. Hepsinin dilinden ve gönlünden,- "Ya şehit olurum ya gazi" sözleri dökülerek düşman üzerine yürürler... Peki ya kadınlar?.. "Gün namus günü" deniyor, gün kurtuluş günü deniyor, onları evlerinde durduracak hangi güç olabilir ki!.. Silâh bulan silâhını, silahı olmayanlar; balta, satır, tırpan, kazma, kürek, sopa ve taşları ellerine alarak Aziziye Tabyası'na doğru koşmaya başlarlar. Onlar da Erzurum erkeğiyle beraber yollara dökülürler...Tabya'ya koşanlar arasında öyle bir kadın vardı ki, o daha körpe bir hanımdı. Hani, Anadolu'da yaygın bir tabir vardır, "taze gelin" diye; işte o henüz çiçeği burnunda yeni bir gelindi, taze gelindi... Nene Hatun'du o. Bu mübarek kadın, üç aylık bebeğini emzirdikten sonra gözyaşını içine akıtır ve;- "Seni bana Allah verdi; ben de seni O'na emânet ediyorum" diyerek bebeğini son kez bağrına basar ve kendisi de sokağa fırlar... Şehrin savunması sırasında Erzurumluların kadınlı erkekli yaptığı mücâdele, tarihin şanlı sayfaları arasında kayıtlıdır. Binlerce şehit pahasına da olsa, Azîziye Tabyasını geri almak için düşmanla gırtlak gırtlağa bir mücadele verilmiştir. Ve neticede, Tabya, düşmandan binlerce canın şehadetiyle geri alınmış, düşman kovulmuştur. Yapılan bu mücadelede kadınların sergilediği kahramanlıkların bir benzerine tarihte rastlanmamıştır. Hele, Nene Hatun ve maiyetindeki kadınların ellerindeki kazmalar, baltalar, satırlar ve benzeri gereçlerle düşmana cengaverce karşı koymaları yok mu!.. Bu yiğitlik ve kahramanlık, ancak ve ancak Türk kadınına has bir şeref olup, değme erkeklerin bile gösteremeyeceği bir fedakârlığın eseridir. Öyle ki, Nene Hatun, 1877 Aziziye hatırasını uzun yıllar sonra şu cümlelerle anlatır:- "Muhârebe gürültüleri ile uyandık. Kocam, baltasını kaptığı gibi dışarı fırladı. Biraz sonra dönerek:- 'Hatun, Ruslar tabyalara girmiş, sen çocuğa bak, arkamdan gelme. Biz Rus'u durdururuz. Eğer düşman şehre girerse, siz kendinizi boğun'...Diyerek gitti. Biz, daha on beş gün evvel Pasinler'in Çepelli Köyü'nden küçük bir çocuğumuzla birlikte köyümüzün Ruslar tarafından istilasına tahammül edemediğimizden dolayı Erzurum'a gelmiştik. Bütün memleketin boşaldığı, herkesin Rus'u karşılamaya, vatanı kurtarmaya gittiği bugün, ben nasıl evde kalabilirdim. Ufak yavrumu Allah'a emanet ederek, evde bulunan satırı aldım ve sel gibi akan kalabalığa karışarak tabyalara doğru koşmaya başladım.Mecidiye Tabyaları'nı aşıp, alçağa indiğimiz zaman düşmanın, kulaklarımızı sağır eden tüfek ateşleri altında, yaralananlara, ölenlere bakmadan ileri atıldık; bazen satırla, bazen taşla vuruyor, önümüze çıkan her Rus'u devirerek tabyalara doğru ilerliyorduk. Asker kardeşlerimiz bir taraftan, biz, bir taraftan tabyalara girdik. Bu arada tabyanın bir tarafında yaralı olarak kardeşim Hasan'ı gördüm. Ağlayarak üzerine atıldım? Kardeşim Hasan,- 'Abla ağlama!.. Anamız bizi bugünler için doğurmuştur, ben de dedem gibi şehidlik mertebesine yükselmeyi her zaman istemiştim? Rus'u kovduk ya, gayrısına gam yemem'...Dedi ve gözlerini yumdu".Nene Hatun, savaştan sonra kendisini ziyaret eden gazetecilerin sorusuna ise şöyle bir yanıt vermişti:-"O zaman vazifemi yapmıştım. Bu gün de ilerlemiş yaşıma rağmen aynı hizmeti, daha mükemmeliyle yapacak güç ve heyecana sahibim"...Nene Hatun o gün evde bıraktığı oğlu Nâzım ve daha sonra doğan üç oğlundan da sonuncusu hâriç, diğerlerini Birinci Dünya Harbi'nde şehid vermiştir. Şehadet haberleri kendisine ulaştırıldığında, gözlerinden sadece birkaç damla yaş akacak kadar güçlü ve dirayetliydi. Dilinden ise sadece şu cümle dökülüverdi:- "Vatanımız sağolsun"...Nene Hatun, çok seneler saygı ve itibar görmüş, 1955 senesine kadar hayat sürmüştür. Erzurum'un Rus mezaliminden kurtuluş merâsimlerine hep iştirak etmiş ve kendisine büyük bir sevgi ve hürmet duyulmuştur.Hakkında bugüne kadar pek çok şey söylenip yazılmış olan bu MüslümanTürk kadını, günümüzde Kuvayı Milliye şuuruna sahip kadınlar için parlak bir ilham kaynağı olmaktadır...(Bakınız: www.oguzkoroglu.com).
 
Oğuz Köroğlu / diğer yazıları
- Nereden geldiğini unutma ki Nereye gideceğini unutmayasın / 22.01.2012
- İmam Hüseyin'in şehadetine ağlamak / 06.12.2011
- "Ben Kerbelâ şehidiyim" / 05.12.2011
- İmam Hüseyin'in kıyamı ve şehadeti / 04.12.2011
- İmam Hüseyin'in kıyamı ve şehadeti / 02.12.2011
- Türk Milleti'ne açık mektup / 11.06.2011
- Milli Ekonomi Modeli mutlaka meclise girmeli / 10.06.2011
- Prof. Dr. Haydar Baş'ın projeleri iktidar olmalıdır / 09.06.2011
- Baba devlete giden yol: Milli Ekonomi Modeli / 08.06.2011
- Küresel oyunları bozacak tek lider: Prof. Dr. Haydar Baş / 04.06.2011
- Regâib Gecesi ve Üç ayların fazileti / 02.06.2011
- Prof. Dr. Haydar Baş bir kez daha haklı çıktı / 27.05.2011
- Prof. Dr. Haydar Baş: "Avrupa Birliği köleliktir" demişti / 26.05.2011
- Prof. Baş'a göre Müslüman-Türk genci modeli / 25.05.2011
- Prof. Baş: "Bu milleti ayırmaya çalışanlar kalleştir" / 24.05.2011
- İnsanlığa adanmış bir ömür: Prof. Dr. Haydar Baş / 23.05.2011
- Milli Ekonomi Modeli'ni tanıyalım / 29.04.2011
- Tam bağımsızlık için: "Ampulü geç, Kırat'ı seç" / 28.04.2011
- TARİH TEKERRÜRDEN İBARET / 23.04.2011
- BORÇ ALAN BUYRUK DA ALIR / 22.04.2011
- Osmanlı'da devlet içinde devlet! / 21.04.2011
- Osmanlı'yı soyan şapkalı beyler! / 20.04.2011
- Çöküşün ayak sesleri geliyor / 19.04.2011
- Osmanlı'yı Galata bankerleri mi yıktı? / 18.04.2011
- Yönünü arayanlara işte rehber kitap / 16.04.2011
- Osman Gazi'nin oğluna vasiyeti / 04.02.2011
- Millî uyanışımızda en yüce rol Müslüman-Türk kadınının / 27.01.2011
- İmam Ali'den (kv) altın öğütler / 15.12.2010
- Aşura bereketine adım adım / 14.12.2010
- "Men, bende-i Kur'anem..." / 12.12.2010
- Antep'e "Gazilik" şerefi kazandıran destan -1-Türk Milleti esir yaşamaz! / 02.12.2010
- Peygamberin gölgesinde Müslüman-Türkün Medine müdafaası -5- / 10.09.2010
- Peygamberin gölgesinde Müslüman-Türkün Medine müdafaası -4- / 09.09.2010
- Peygamberin gölgesinde Müslüman-Türkün Medine müdafaası -3- / 08.09.2010
- Peygamberin gölgesinde Müslüman-Türkün Medine müdafaası -2- / 07.09.2010
- Peygamberin gölgesinde Müslüman-Türkün Medine müdafaası -1- / 06.09.2010
- "Kendin yanacaksan bile, evladını yakma..." / 13.07.2010
- "Kendin yanacaksan bile, evladını yakma..." / 12.07.2010
- İnsan için devlet modeli -2- / 10.06.2010
- İnsan için devlet modeli -1- / 09.06.2010
- Bizans diriltilince mi' Rum kilisesinin 'Kin Kapısı' ne zaman açılacak, / 08.05.2010
- 189 yıldır açılmayan bir kilise kapısının arkasında yatan gerçek / 07.05.2010
- Ermeni İddialarının Muhatabı, "Bağımsız Mahkemelerdir" / 24.04.2010
- Bayraklı Baba'ya gideniniz var mı? / 26.02.2010
- Tarih sahnesinde kalabilmek için / 24.01.2010
- Kur'an hafızlığının fazileti / 21.11.2009
- Oğuz Kağan'ın duası / 09.10.2009
- Osman Gazi'nin vasiyeti / 30.09.2009
- Türk Milletinin can simidi Prof. Dr. Haydar Baş / 14.09.2009
- Vefalı bir nesil olabilmek / 12.08.2009
- Beratımızı isteyelim / 05.08.2009
- Berat gecesine doğru / 04.08.2009
- Müslüman-Türk kimliği modelimiz / 01.08.2009
- İlahî adalet / 29.07.2009
- Prof. Dr. Haydar Baş'tan gençliğe mesaj / 28.07.2009
- Dünü olmayanın yarını olmaz / 21.07.2009
- Sakın terk-î edepten... / 10.07.2009
- Medenî olmayan medeniyet kuramaz / 03.07.2009
- Milli hissi hakim kılmak / 01.07.2009
- Bozkır'ın goncagülü Ali Tay / 05.06.2009
- Saltuknâme'yi okuyanınız var mı? / 18.05.2009
- Gafleti çok olanın devleti yok olur / 17.05.2009
- Birlik dâvâmız / 15.05.2009
- Çatalca inşallah "Şengül"er / 22.03.2009
- Milli eğitimin amacı / 21.03.2009
- Bugün 18 Mart; dağ, taş şühedâ kokuyor... / 18.03.2009
- Kudadgu Bilig'te 'Devlet Baba' / 15.03.2009
- Birlik dâvâmız / 09.03.2009
- Ahmed er-Rifâî'den hikmetli sözler / 08.03.2009
- Yarın mübarek Mevlid Kandili / 07.03.2009
- Bir annenin kızına öğütleri / 22.01.2009
- Prof. Dr. Haydar Baş'tan müminlere hitâbe / 16.05.2008
- Misyonerlik faaliyetlerinin nihaî hedefi / 15.05.2008
- İçimizdeki hazine Prof. Dr. Haydar Baş / 08.05.2008
- İşe önce kendimizden başlamak / 06.05.2008
- Saltuknâme'yi okuyanınız var mı? / 17.12.2007
- Kazanmak zor, kaybetmek kolaydır / 12.12.2007
- Allah'a tevekkül / 16.10.2007
- İlahî adalet / 22.08.2007
- Eli zincirli, ayağı prangalı milletler..! / 13.08.2007
- Gafleti çok olanın devleti yok olur / 09.08.2007
- Hz. Mevlana'da zikir sırrı / 08.08.2007
- Aziziye kahramanı çiçeği burnunda bir gelin / 05.08.2007
- Ayıkla pirincin beyaz taşını! / 31.07.2007
- Vatana mersiye... / 30.07.2007
- Bâtıl isteyu haktan ayrılmanın bedeli..! / 29.07.2007
- Nemelâzım be abi...! / 27.07.2007
- Kânunî'den mektup var / 26.07.2007
- Hayırlısı olmadı ey milletim, hiç olmadı..! / 25.07.2007
- Kara Fatmalar Haydar Baş'ın safında / 27.05.2007
- Osmanlı'yı Osmanlı yapan sır / 02.04.2007
- Milli Ekonomi Modeli'nin Zaferi / 01.04.2007
- Milli hissi hakim kılmak / 31.03.2007
- Kurbanın olam Şah-ı Resûl / 30.03.2007
- Türk Milleti titre ve kendine gel! / 28.03.2007
- Dünü olmayanın yarını olmaz / 27.03.2007
- Çanakkale'yi geçilmez kılan yüksek ruh / 19.03.2007
- Çağdaş egemenlik mi, çağdaş esaret mi? / 26.02.2007
- BTP Kongresinde Millî Mücadele ruhu canlandı / 19.02.2007
- Sıra Türk topraklarına mı geldi? / 10.02.2007
- Millet "Hızır"ını buldu: "Yetiş ya Haydar Baş" / 09.02.2007
- Kim bu işbirlikçiler? / 07.02.2007
- Türk-İslam medeniyetinde âhîlik / 04.02.2007
- Türk evladının devlet babası: Prof. Dr. Haydar BAŞ / 29.01.2007
- Aşûra gününün faziletleri / 28.01.2007
- Millî birliği koruma zarureti / 22.01.2007
- Milli benliğin millet hayatındaki yeri / 18.01.2007
- Müslüman-Türk Kimliği Modeli şart / 17.01.2007
- Oğuz Kağan'ın Türk Milleti'ne duası / 16.01.2007
- Elimde kalem, önümde şehit toprağı / 18.03.2006
- Akif'in millete hediyesi / 12.03.2006
- Ermeniler Ermenileri öldürdü / 21.06.2005
- Bir bayrak rüzgar bekliyor / 09.01.2005
- Bağımsızlığın can damarı / 07.01.2005
- Alp Er Tunga öldü mü? / 06.01.2005
- Ermeni yalanına tokat gibi cevap / 25.12.2004
- Bâki kalan gökkubbemizde hoş bir sadâ: Buhurîzade Itri / 20.12.2004
- Genç Osman'sın ulusun / 18.12.2004
- Hangi film sergileniyor? / 03.12.2004
- Fener'in suç yaftası / 01.12.2004

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

05.08.2006, 05.08.2005, 05.08.2004, 05.08.2003, 05.08.2002, 05.08.2001, 05.08.2000, 05.08.1999, 05.08.1998, 05.08.1997, 05.08.1996, 05.08.1995, 05.08.1994, 05.08.1993, 05.08.1992, 05.08.1991, 05.08.1990, 05.08.1989, 05.08.1988
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.